Rafımızdan Notlar: Din Gerçeği ve İSLAM - Mehmed Alagaş

Din Gerçeği ve İSLAM
Mehmed Alagaş

İnsanlık Tarihinde Dinin Yeri

• Din olgusu, geçmişten zamanımıza uzanan bir olgudur. Birçok şeylerden vazgeçen, vazgeçebilen insanoğlu, hak veya batıl, doğru veya yanlış olan din olgusundan vazgeçememiştir. Tabi ki bunun nedeni, söz konusu yönelişin, fıtri bir yöneliş olması veya din olgusuna karşı duyulan fıtri ihtiyaçtır.

• Herhangi bir müstekbir veya müstekbirlere bağlı herhangi bir toplumbilimci, din olgusuyla yakından ilgileniyorsa, onların bu ilgisi hiç şüphesiz ki dindarlıklarından değil; vaziyet ettikleri veya vaziyet etmek istedikleri insanların dini inanışlarını, dini yönelişlerini daha yakından tanıyabilmek ve sömürü düzenlerinde, bu dini inanışlardan da faydalanabilmek içindir.

• “İrtica meclise girdi, laiklik elden gidiyor!” gibi velveleler yapmaya hiç gerek yoktur. Türkiye’de elde olmayan laikliğin, elden gitmesi zaten sözkonusu değildir. İrticanın meclise girmesi ise hiç mi hiç sözkonusu değildir. Meclisteki adamlar politikacıdır ve çağdaş politikanın gereğini yapmakla yükümlüdürler. Bu gereklerden birisi de halkın dini yönelişlerini dikkate alarak, halkın nabzına göre morfin vermektir. Çünkü adına demokratik denilen sistemlerde, huzurlu ve istikrarlı sömürünün ilk şartı, sömürülecek olan insanların boş kafalarını sallayarak sömürüyü oyları ile tastik etmeleridir. Demokrasiyi şiar edinen bu politikacılar, demokratik oy olmadan, demokratik oyun olmayacağını bilirler. Sömürgedaşlar oylarını verecekler, sömürgeciler de oylarını oynayacaklardır. Dolayısıyla bu yöneticiler ve bu politikacılar için, halkın dini inançlarını veya dini eğilimlerini dikkate almak, vazgeçilmez bir gerekliliktir.

• Din gerçeği, hiçbir zaman aslına uygun olarak ele alınmaz. Dini söylemlerinde, gerçek dinde olmayan bid’at ve hurafeleri ön plana çıkardıkları gibi, varolan bazı dini gerçekleri de dolaylı veya dolaysız yollarla kendi çıkarlarına göre değiştirmeye çalışırlar.

• Dinlerin tahrif edilme olayları, genellikle halkın dine müdahalesiyle değil, zulme meyleden dini veya siyasi otoriterlerin dine müdahalesiyle gerçekleşen tahrifatlardır. Çünkü din gerçeğinden rahatsız olanlar, haksız otoriteye talip olan böylesi zalim yöneticilerdir.

• Kim Allah’ın hükmüyle hükmetmezse kafirlerin ta kendileridir. (5-Maide 44)