Yakın tarihimize bir göz atarsak; dünden bu güne iman ve Kur'an hizmetini bastırmak ve yok etmek amacıyla çok çeşitli yöntemlerle sürekli olarak psikolojik şiddet uygulandığını görürüz.


Psikolojik savaş kapsamında Bediüzzaman Said Nursi ve Nur talebelerine karşı yapılan başlıca baskı ve şiddet uygulamaları şunlardır:

Sürgün: Bediüzzaman 'ı kendi memleketi dışında başka illerde zorunlu ikamete tabi tutulmakla akraba ve dostlarından , nüfuz alanından uzaklaştırmak; yalnızlaştırılarak insanlar ile diyalog imkanları yok edilmek, tecrit edilmek amaçlanıyordu.

Mahkemeler: Bediüzzaman ve Nur Talebeleri aleyhinde mahkemelerde sürekli davalar açılıyordu. Bununla , bir gerekçe uydurulup mahkum edilmeleri, hatta idam edilmeleri amaçlanıyordu. Ancak somut suç unsuru bulunmadığı için mahkemelerde her defasında beraat kararı verilmesine rağmen, sürekli yeni davalar açılıyor; mutlaka bir ceza verilmesi yönünde mahkemelere baskı yapılıyordu. Bu davaların bir amacıda Nur Talebelerini korkutmak, usandırmak ve hizmetten uzaklaştırmak idi.

Hapisler: Çeşitli bahanelerle Bediüzzaman ve Nur talebeleri tutuklanıyor. Hapishaneye gönderiliyor. Dava sonuçlanıncaya kadar aylarca hapiste kalmaları sağlanıyordu. Bununla, halktan koparılmaları , hapis edilerek hizmetlerinin önlenmesi , baskı ve işkence ile sindirerek, yıldırarak hizmetten vazgeçirilmesi; ve halka da Risale-i Nur ve Nur talebelerinin sakıncalı, tehlikeli kendilerinden uzak durulması, bulaşılmaması gereken unsurlarmış gibi gösterilmesi amaçlanıyordu.

Takip, taciz ve baskınlar: Bediüzzaman ve Nur talebeleri bulundukları şehirlerde emniyet ve istihbarat mensupları tarafından sürekli takip edilir, çoğu zaman kapıda polis veya bekçi bekletilir ve sık sıkta Risale-i Nur dersleri ile sohbetler, Nur dersaneleri basılarak orada bulunanlar göz altına alınır, karakollara götürülür ve bir şekilde sürekli taciz altında bulundururlar. Bununla Nur talebelerini usandırmak, hizmetteki hareket alanlarını daraltmak, ders yapmalarına ve insanlarla iletişim kurmalarına engel olmak ve Risale-i Nuru daha yeni tanımış olan zayıf kişileri korkutarak hizmetten koparmak , Risale-i Nur'dan uzaklaştırmak amaçlanıyordu.
5-Etiketleme: Nur Talebelerinin insanlarla diyalog kurmasını veya insanların onlara yaklaşmalarının önünü kesmek için ; “o nurcudur” , “o şöyledir, o böyledir , o zaten şöyle yapar” , “aman ondan uzak dur, sana zarar gelmesin” , “o takip ediliyor, görüşme sende yanarsın” … türü propagandalar ile , Nur Talebeleri toplum içerisinde yalnızlaştırılmaya ve etkisizleştirilmeye çalışılır.

Fişleme: Nur Talebeleri , emniyet ve istihbarat birimlerince “irtica” kaydı ile fişlenerek; sürekli mağdur edilme, bazı kamusal haklardan yoksun bırakılma endişesi içerisinde , psikolojik baskı altında tutulmaya çalışılır. Bununla özellikle öğrenci ve kamu görevlisi olan Nur talebeleri korkutularak , hizmetten ve Risale-i Nur'dan uzaklaştırılmaya, işyerinde ve toplum içinde sindirilmeye çalışılır.

Tehdit ve tecziye ile gözdağı verme: Kamu ve bazı özel sektör kuruluşlarının personeli olarak görev yapan Nur talebeleri, amirleri veya patronları tarafından, Risale-i Nur okumamaları, hizmetten uzak durmaları, derslere, dersanelere ve sohbetlere gitmemeleri, Nur talebeleri ile görüşmemeleri ve hatta ibadetlerini açıktan yapmamaları …vb. hususlarda uyarılır, dikkatleri çekilir ve aksi halde başlarına nelerin- nelerin geleceği , kendisine yazık olacağı … yönünde doğrudan veya dolaylı pek çok tehditler yapılır. Yapılan uyarı ve tehditleri fazla ciddiye almayanlar hakkında da duruma göre soruşturma açılarak ceza verilir.

Bu tür uygulamalar tam bir sindirme ve pasifize etme hareketedir. Bu çok açık bir psikolojik şiddet uygulamasıdır. Ve bu yöntem çoğunlukla sonuç verir. Zayıf kişilikli insanlar, böyle bir durumda hemen Risale-i Nur okumayı , dersaneye ve derslere gitmeyi, ve diğer Nur talebeleri ile irtibatı keser. Ama gerçek ve sadık Nur talebeleri , bütün dünya üzerine gelse korkmaz ve tehdit ve baskılara hiç ehemmiyet vermez.

Terfi Ettirmeme: Özellikle, Kamu görevlisi olan Nur talebelerinin kurum içindeki yükselmeleri amirleri ve hiyerarşik üstleri tarafından engellenir. Kariyer ve Liyakat olarak bir üst göreve veya kadroya terfi etme hakkını kazandıkları halde, bu hakları kendilerine kullandırılmaz. Kararnameleri imzalanmaz. Bununla “nurcu olan yükselemez” havası oluşturularak ; hem Nur talebesi olan personel sürekli baskı ve endişe içinde tutulur, hem de Nur talebesi ve dostlarının Risale-i Nurdan, hizmetten ve derslerden uzaklaştırılması amaçların. Bu yöntemde çokça sonuç veren bir psikolojik şiddet yöntemidir.

İşten atma ve görevine son verme: Nadiren de , olsa Nur talebesi veya dindar olan başka bazı personel irticacı olduğu, irticai faaliyette bulunduğu gerekçesiyle meslekten ihraç edilir veya zorunlu emekliye ayrılır. Bu özellikle kolluk kuvvetlerinde sık yaşanan bir durumdur.

Bununla; “görev den atılırım” korkusu uyandırılarak , personelin dini yaşantısından uzaklaştırılması amaçlandırılmaktadır. Bu durum da , değil dindar olan, bazen ailesinde dindar fert bulunan personeller bile sürekli korku ve endişe içerisindedir.

İş yerinde yalnızlaştırılma ve tecrit etme: Bir çok Nur talebesi ve dindar personel amirleri veya kendisi gibi düşünmeyen başka mesai arkadaşları tarafından sürekli olarak psikolojik şiddete (mobbing) maruz bırakılır. Kendisiyle alay edilir, küçümsenir, sürekli eleştirilir, sürekli kusur aranır, başarıları göz ardı edilir, güvenilmez birisi olduğu havası yayılmaya çalışılır. Bununla , dindar personelin benimsediği hayat ve hizmet tarzını terk etmesi, bastırılması, sindirilmesi,depresyona sokulması, sözü dinlenirliğinin ve güvenirliğinin yok edilmesi … kısacası , her yönden etkisizleştirilmesi amaçlanır. Bu durum zaman zaman sert tartışmalara ve kurum içi kavgalara yol açar.

Tayin ve Görev Yerini Değiştirmek: Kamu personeli olan Nur talebelerinin başka yöntemlerle Risale-i Nur'dan ve hizmetten alıkonulamaması üzerine uygulanan bir yöntemdir. Bununla , Nur talebesinin aile düzeninin bozulması, mali külfet altına sokulması, iş yeri hususunda tedirgin edilerek konsantrasyonunun bozulması, dikkat ve himmetini kendi şahsi sorunlarına sarfetmesi, içinde bulunduğu dost ve hizmet çevresinden uzaklaştırılması, taşınma ve yeni bir çevreye, yeni bir iş ortamında alışma sürecinde Risale-i Nur ve hizmetten uzaklaşması amaçlanır. Beklenmedik zamanlarda yapılan tayinler, Nur talebesi memur ve tüm aile fertlerinin önemli mağduriyetlerine yol açabilmektedir. Onun için dindar personeller sürekli tayin edilme ve sürgün endişesi ve taşınma korkusu içinde tutulmakta; bununla hizmet ve hareketleri kontrol edilmeye, bastırılmaya çalışılmaktadır.

Fazla iş ve görev vererek meşgul etme: Bazı amir ve patronlar, mahiyetlerinde çalışan Nur talebesi personeline çok fazla iş ve ek görevler vererek, fazla mesai yaptırarak, personelin gecesini, gündüzünü, bayramını, tatilini, meşgul eder. Personel, yoğun iş temposu içerisinde ne aile fert lerine, ne kitap okumaya ve nede hizmete ve derslere gitmeye zaman ayırabilir. Uyku, yemek ve wc dışındaki zamanları iş ile geçer. Ve çoğu zaman içine düştüğü girdabın kendisi bile farkına varamaz. Başarılı görünme ve aferin almanın verdiği haz ile yetinir.

***Psikolojik savaşta sıkça uygulanan yöntemlerden biride; maksatlı ve yanlış istihbarat raporları ve yalan haberler ile mahkemelerin, Resmi makamların ve kamuoyunun yanıltılması ve yanlış yönlendirilmesidir.

***Kur'an hizmetkarlarına karşı çok yoğun olarak kullanılan bir psikolojik savaş yöntemi de, basın, yayın, internet ve diğer kitle iletişim araçları vasıtasıyla yürütülen karalama, kötüleme, suçlama ve yıpratma kampanyalarıdır. Bu tür propaganda kampanyalarında bazen bir kişi, bazen bir grup veya bazen de top yekün dini değerler hedef alınabilir. Mesela Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur aleyhinde gerek devlet görevlilerince, gerekse sivil güç odaklarınca pek çok kitap ve makale yayınlanmış ve bu yayınlarla Bediüzzaman kötülenmeye çalışılmıştır.Çok güçlü odaklar tarafından yapılan bu yayınlar unutulup gittiği halde, Risale-i Nur sürekli daha çok parlamaktadır.

***Çok fazla kullanılan bir başka psikolojik savaş yöntemi de ; resim, müzik, tiyatro, sinema vb. Sanat eserleri yolu ile, saygı duyulan şahsiyetlere, eserlere ve manevi değerlere saldırarak; alay etme, küçük düşürme, kötüleme ve karalama kampanyalarıdır.

Ahmet Faruk NİZAMOĞLU