Bu kainat ve küre-i arz, daim işler ve büyük bir fabrika ve her vakit dolar boşalır bir han, bir misafirhanedir. Halbuki böyle işlek fabrikalar, hanlar ve misafirhaneler müzahrefatla, enkazlarla, süprüntülerle çok kirleniyorlar, bulaşık oluyorlar ve ufunetli maddeler her tarafında teraküm ediyorlar. Eğer pekçok dikkatle bakılmazsa ve tanzif edilmezse ve süpürülüp temizlenmezse, içinde durulmaz; insan onda boğulur.
Temizlik emrini dinleyenler
Bu kâinat ve bu yaşlı dünyamız gece gündüz çalışan bir fabrikaya benziyor, sürekli dolup boşalan bir oteli ve bir alışveriş merkezini andırıyor. Bir fabrika sürekli çalışıyorsa, üretim yapar, atık ve katı maddeler çıkarır. Büyük bir alışveriş merkezi insanlarla dolup taşıyorsa, gün içinde toz toprak içinde kalır. İşlek bir caddeden kalabalık eksik olmuyorsa, akşama doğru çöpten geçilmez olur.
Bu mekânlar temizlenmeyecek olsalar, kirden pastan geçilmez, çerden-çöpten yaşanmaz hale gelir. Sözünü ettiğimiz bu yerler gün içinde belli aralıklarla temizlendiği gibi, akşamları ve sabahları da baştan sona süpürülür ve temizlenir. İşte bu kâinat fabrikası, uçsuz bucaksız uzay ve milyarlarca yıldız ve bu şirin gezegenimiz de sürekli kirsiz, bulaşıksız, temiz arı/duru ve berraktır.
Demek ki, bu fabrikaya bakan zat çok iyi bakıyor. Bu fabrikanın sahibi bu fabrikayı küçük bir oda gibi süpürtüyor, temizletiyor, sürekli düzenli bir biçimde tutuyor. İnsan bir iki hafta banyo yapamayacak olsa kokudan yanında durulmaz, küçük odasını bir hafta içinde elden geçirmese içeride gezilmez olur.
Bu dünyanın sahibi olan O Yüce Yaratıcı da şayet dünyayı kendi haline bıraksaydı, başta havyan ölüleri olmak üzere her taraf kokuşurdu, dünya bir çöplüğe döner, bir mezbele olur, yaşanmaz hale gelirdi. O uçsuz bucaksız uzay, o güzelim gökyüzü temiz tutulmasaydı, yıldızlardan, gezegenlerden ve uydulardan kopup gelen cisimler dünyamızı alt üst ederdi. Mesela, göktaşları dediğimiz meteorlar, koca kayalar ve taşlar halinde yerlerinden kopup gelirler, uzay boşluğunda gezinirler.
Fakat atmosfer tabakasına çarpınca birer toz zerresi gibi un/ufak olduktan sonra dünya semasına gelirler, yararlı maddelere dönüşerek yeryüzüne inerler. Demek ki, bu âlemde gerçekleşen temizlik, güzellik, nezahet ve pâklık Yüce Allah'ın Kuddûs isminin bir tecellisi olarak görülüyor.