asiLDuA
May 28 2008, 01:08 PM
EVET rüveyda son noktayı koymuş..Cebindeki paralardan sahte para çıkan adam,bu sefer bütün parasını atarmı onlarda sahte diyerek ? Sahih hadis kaynakları bellidir.Konu uydurma hadis değil.Allah razı olsun rüveyda bacı
Selman-ı Aydın
Oct 7 2008, 12:40 AM
Öncelikle konu için teşekkür ederim.
Konu içinde geçen şu iki mesajı okumanızı isterim.
1. alpi001 
2. Zemahşeri 
Ayrıca bir hutbede söylenen ve konu içinde ruveyda84 kardeşimizin hatırlattığı hadis,
"Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir."
MoqavemaT
Oct 7 2008, 07:55 AM
Selamun aleyküm
ALINTI
“Üzülerek söylemek gerekirse İslam dünyasının problemleri çok fazla. Ancak ön plana çıkan ve en tehlikeli olanı içimize girmiş olan tefrikadır, saflarımızın bir olmayışıdır, sözümüzün, düşüncemizin bir olmayışıdır.
Düştüğümüz bu hata sebebiyle ülkelerimiz emperyalist güçlerin sömürüsüne, işgaline maruz kalmasına neden olmuştur.”
Peki İslam dünyasının yaşadığı bu zorlukları yenmesinin yeniden bir araya gelmesinin yolu nedir? Şeyh İkrime Sabri onu da şöyle açıklıyor:
“Efendimiz s.a.v. şöyle buyuruyor: “Size iki şey bıraktım; onlara sarıldığınız sürece ebediyyen yolunuzu şaşırmazsınız. O iki şey Allah'ın kitabı ve Rasulünün sünnetidir.”
Mutlak surette bu iki temel kaynağımıza dönmemiz gerekiyor. Onlardan uzaklaştığımız sürece delalete ve birbirimize düşmeye mahkûm kalacağız. Dolayısıyla Kur’an-ı Kerim”i ve Efendimizin sünnetini hayatımıza tahkim etmeliyiz. Allah Teala: “Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar fasıkların taa kendileridir.” (Tevbe Suresi, 67) buyuruyor.
Lübnan Zeytune Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Dr.Muhsin Muhammed Salih
MoqavemaT
Oct 7 2008, 08:01 AM
MoqavemaT
Oct 7 2008, 08:12 AM
ALINTI
Hadis deyince hemen iki aşırı grup aklımıza geliyor. Birisi ifrat bataklığında debelenen hadis inkarcısı diğeri de tefrit hastalığını keramet sanan batıni güruh ki duyduğu duymadığı her sözü hadis diye naklediyor ve inanmayanı hemen ehl-i sünnetin dışına yuvarlayıveriyor.
Bu başlık altında itidali ve olması gerekeni yazmaya gayret edeceğiz inşallah. Sürç ü lisanımız affola... Mevlâ doğruyu doğru bir biçimde yazmayı nasip etsin. Doğrulardan doğru bir biçimde istifade etmeyi ansip etsin.
HADİS OKUMADA İLK ADIM
Hadis konusunda ilk olarak ve her şeyden önce küçük çaplı da olsa bir giriş mahiyetinde kitap okumaktır. Yani hadis nedir? sahih hadis nedir? Hükmü nedir? Zayıf hadis nedir? Hükmü nedir? Uydurma (mevzu) hadis nedir? Hükmü nedir? Senet (isnad) nedir? Metin nedir? Başlıca hadis kitapları nelerdir? Hangileri ne kadar muteberdir? Öncelikli olanları hangileridir? gibi bir sürü soru önce kendi kafamızda netlik bulmalıdır.
Peki, bunu hangi eserden okumak iyi?
Hangi eserden okursanız okuyun. Sonuçta çok fazla yanlış yazamazlar. Hele akademik olarak yazılanlar ya da eski klasik metinler bu konuda daha güzel. Hatta Nuhbet-ül Fiker veya El-Bâis-ül Hasîs veya Beyqûniyye gibi muhtasar bir eser okumak bile kâfidir. Arapça bilmeyenler elbette türkçe bir eser okuyabilirler. Maksat meseleye vâkıf olmaktır!
Böyle bir eser okumadan ve anlamadan hadis hakkında okumak da yazmak da hatta söz söylemek de insanı hem hataya hem de vebâle sürükler!
HADİS OKUMADA İKİNCİ ADIM / METİNLER
İlk adımı söylemiştik. Gelelim ikinci adıma:
Öğrenim doğrulardan başlar. Temel doğrular bitince temel yanlışlar da gösterilir ki, o yanlışlara düşülmesin.
Günümüzde ise yanlışlar doğru diye öğretildiği için işler iyice birbirine karışmıştır. O yüzden bu konuda izlenecek en doğru yol; eski bilgilerimizi sıfırlamak ve yeniden en baştan başlamak.
Peki, öyle yapalım:
Konya'da Hüner Yayınları isimli yeni bir yayınevi meşhur oldu ve bastığı eserlerden üç tanesi harika ve başyapıt eserler.
1. Buhâri Muhtasarı ve İzahı (Tek cilt, 2 cilt halinde de basıldı)
2. Müslim Muhtasarı ve İzahı (2 kalın cilt)
3. Muttefakun Aleyh Hadisler (tek kalın cilt)
Üçü de her müslümanın evinde baş köşede olması gereken eserler. Şahsen Buhari'den onlarca alıp hediye etmişimdir. Okunmasını da şart koşuyordum.
İşte gerek bu baskılardan gerekse başka bir baskıdan Buhari ve Müslim'i ve ardından Müttefakun Aleyh Hadisleri okumalı. Sonra da Riyaz-us Salihin'i Kur'andan sonra yanımızdan ayırmasak çok iyi olur. Tebliğ Cemaatinin de baş eseridir.
Hadis konusunda ülkemiz çok gerilerde... Hatta beğenmediğimiz Hindistan'ın yanında solda sıfır denebilir. Bazen o kadar komik duruma düşüyoruz ki... İçimizden Risalelerden, İhya'dan ve Mektubat'tan hadis delil getirenler olabiliyor. Bu aynen İhya'dan ayet nakletmeye benziyor.
Hadislere ulaşmanın en kolay yolu, kendi kaynaklarına başvurmak. İkinci adım, muhaddis alimlerin bu hadisin sıhhati hakkında ne dediği. Zayıf ve uydurma değilse, sıra üçüncü adımda olup yine alimlerin bu hadisi nasıl anladığı. Mesela hadis sahih olmasına rağmen mensuh olabilir. Veya bizim kaçırdığımız veya göremediğimiz bir mana veya işaret olabilir.
Bundan sonraki aşama artık bize kalmış. Bu 3 aşamayı geçtikten sonra korkacak hiç bir neden yok. O hadisi alıp rahatça hayatımıza uygulayabilir, eş ve dosta sunabiliriz. Zaten bir dosta bir ayet veya sahih bir hadis sunmaktan daha güzel hediye olamaz.
ALINTI
DÖRT GÜZEL TEMEL ESER
Günümüzde artık hadisleri yeniden incelemeye tabii tutmak hem oldukça zor hem de gereksiz, en azından öncelikli değil. Geçmişde sıhhat durumu belirlenmiş hadisler şimdilik bize fazlasıyla yeterli.
Bugün yapmamız gereken; öncelikli olarak ulmu-u hadis okuduktan sonra hemen El-Lü'lü-ü vel Mercân, Buhari, Müslim ve Riyaz-us Sâlihin gibi dört asıl eseri okuma yoluna gitmek. Sonra imkan dahilinde Kütüb-ü Sitte ve diğer başyapıt eserleri okumaya gayret etmek.
Hayatında Buhari ve Müslim'i duymamış bir müslümana hadisten bahsetseniz bir şey anlamaz. Hadis deyince ona sadece Peygamberi çağrıştırmış olursunuz. "Bu mevzu hadistir" sözünüzden o bu "sahih hadistir" anlar. Hemen hayatına tatbike koyulur.
Bu konuda şimdiye kadar gördüğüm en güzel eserler Abdullah Feyzi Kocaer'e ait çalışmalar. Riyaz-us Sâlihin konusunda da fahiş fiyatlı olsa da Erkam Yayınlarının baskısı gayet güzel bir çalışma.
Selam ve Dua ile...
Ebu Huzeyfe
telpako
Oct 7 2008, 10:03 AM
BU konuda hadis ve sunneti reddedenlerin , günahkar oldukları ve cehenneme gidip ebedi kalacaklarına dair ayet-i kerime bilen var mı acaba ? Ama bu konuda yine yorum yooluyla ulaşılan ayetler olmamalıdır. ap açık olmalıdır.
Yine bizim bildiğimiz sunni hadis kaynakları şia için sahih değildir. Onların sahih hadis kaynakları kummi ve kuleyni denebilir buhadis kitaplarında çok sayıda sahih hadis bulunduğu belirtilir.
derinsular
Oct 7 2008, 04:27 PM
ALINTI(telpako @ Oct 7 2008, 08:03 PM)

BU konuda hadis ve sunneti reddedenlerin , günahkar oldukları ve cehenneme gidip ebedi kalacaklarına dair ayet-i kerime bilen var mı acaba ? Ama bu konuda yine yorum yooluyla ulaşılan ayetler olmamalıdır. ap açık olmalıdır.
Yine bizim bildiğimiz sunni hadis kaynakları şia için sahih değildir. Onların sahih hadis kaynakları kummi ve kuleyni denebilir buhadis kitaplarında çok sayıda sahih hadis bulunduğu belirtilir.
sahih olan bir hadisi şerifin inkarının küfür oldugunu biliyoruz !.
(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]
(İhtilaflı bir işin hükmünü Allahtan [Kurandan] ve Resulündenanlayın!) [Nisa 59]
(Allaha ve Resulüne itaat edin! [uymayıp] yüz çeviren [kâfirdir] Allah da kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]
(Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151]
Kuranda, (yalnız Kurana uyun) denmiyor, (Allaha ve resulüne uyun) deniyor. Resulünü devreden çıkaran, Kuranın açıklaması olan hadisleri delil saymayan, Kuranın ifadesi ile kâfir olur.
Allahü teâlâ, Resulüne Kuranın açıklamasını, hüküm koymasını emredip, iman, itaat ve Kelime-i şehadette de Resulünü kendisiyle birlikte bildiriyor:
(Kuranı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]
(O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157]
(Yalnız Kurandaki helal ve haramı kabul edin diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allahın haram kılması gibidir.) [Tirmizi, Darimi]
(Bir zaman gelir Kurandan başka şey tanımam diyenler çıkar.) [Ebu Davud]
(Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim]
(Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kurandan söyle der.) [Ebu Yala]
(Bazı kibirli kişiler çıkacak, Allah Kuranda bildirilenden başka bir şeyi haram kılmadı diyecek. Yemin ederim ki, benim de emrettiğim, yasakladığım, koyduğum hükümler vardır. Bunların sayısı Kurandaki hükümlerden daha çoktur.) [Ebu Davud]
(Kurandan başka delil kabul etmem diyenler çıkacak.) [Ebu Davud]
(Hadisi bırak, Kurana bak diyerek bana inanmayanlar çıkacak.) [Ebu Yala]
(Yalnız Kurandaki helal ve haramı kabul ederim diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allahın haram kılması gibidir.) [Tirmizi, Darimi]
(Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim]
(Bana uyan Cennete girer, isyan eden Cennete giremez.) [Buhari]
(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]
(Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151].
telpako
Oct 7 2008, 06:26 PM
ALINTI(derinsular @ Oct 7 2008, 05:27 PM)

sahih olan bir hadisi şerifin inkarının küfür oldugunu biliyoruz !.
(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]
(İhtilaflı bir işin hükmünü Allahtan [Kurandan] ve Resulündenanlayın!) [Nisa 59]
(Allaha ve Resulüne itaat edin! [uymayıp] yüz çeviren [kâfirdir] Allah da kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]
(Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151]
Kuranda, (yalnız Kurana uyun) denmiyor, (Allaha ve resulüne uyun) deniyor. Resulünü devreden çıkaran, Kuranın açıklaması olan hadisleri delil saymayan, Kuranın ifadesi ile kâfir olur.
Allahü teâlâ, Resulüne Kuranın açıklamasını, hüküm koymasını emredip, iman, itaat ve Kelime-i şehadette de Resulünü kendisiyle birlikte bildiriyor:
(Kuranı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]
(O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157]
(Yalnız Kurandaki helal ve haramı kabul edin diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allahın haram kılması gibidir.) [Tirmizi, Darimi]
(Bir zaman gelir Kurandan başka şey tanımam diyenler çıkar.) [Ebu Davud]
(Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim]
(Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kurandan söyle der.) [Ebu Yala]
(Bazı kibirli kişiler çıkacak, Allah Kuranda bildirilenden başka bir şeyi haram kılmadı diyecek. Yemin ederim ki, benim de emrettiğim, yasakladığım, koyduğum hükümler vardır. Bunların sayısı Kurandaki hükümlerden daha çoktur.) [Ebu Davud]
(Kurandan başka delil kabul etmem diyenler çıkacak.) [Ebu Davud]
(Hadisi bırak, Kurana bak diyerek bana inanmayanlar çıkacak.) [Ebu Yala]
(Yalnız Kurandaki helal ve haramı kabul ederim diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allahın haram kılması gibidir.) [Tirmizi, Darimi]
(Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim]
(Bana uyan Cennete girer, isyan eden Cennete giremez.) [Buhari]
(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]
(Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151]
.
Kimse peygamberin hükümlerini reddetmiyor. Herkesin derdi bi dolu uydurma hadislerle yeni bir din oluşturulmuş olması , uydurma hadislerle oluşturulan bu dinin ismi islam dini olamaz. Sizi uydurulan hadislerle başbaşa bırakıyoruz. ayrıca bana sadece kuran yeter diyenler kurana aykırı olmayan hadisleri kabul edenlerdir.
Sahih hadisler kuran lafzına ve ruhuna uymuyorsa elbette reddedilecektir. reddettim diye kafir sayiyorssan sen tekfir etmeye devam et.
derinsular
Oct 7 2008, 08:48 PM
ALINTI(telpako @ Oct 8 2008, 04:26 AM)

Kimse peygamberin hükümlerini reddetmiyor. Herkesin derdi bi dolu uydurma hadislerle yeni bir din oluşturulmuş olması , uydurma hadislerle oluşturulan bu dinin ismi islam dini olamaz. Sizi uydurulan hadislerle başbaşa bırakıyoruz. ayrıca bana sadece kuran yeter diyenler kurana aykırı olmayan hadisleri kabul edenlerdir.
Sahih hadisler kuran lafzına ve ruhuna uymuyorsa elbette reddedilecektir. reddettim diye kafir sayiyorssan sen tekfir etmeye devam et.
(Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kurandan söyle der.) [Ebu Yala]
(İhtilaflar çıkınca, sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine sımsıkı sarılın!) [Tirmizi]
(Kuranı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44] .
derinsular
Oct 7 2008, 09:02 PM
ALINTI(karuban @ Dec 31 2007, 10:35 AM)

Hadislerin her çeşidi ve hangisine nerde gereksinim olduğu hadis alimlerince inceden inceye ortaya koyulmuş, kaynaklarında yerini almıştır.
Sen ben bu ilmi bilmeden kafamıza estiği gibi bu hadis doğru bu hadis değil diyecek bir durum yok.
Dünyada hadis ilmi sağlam değilse hiç bir bilim dalına güvenilemez. O ilim kadar titizlikle hiç bir bilim üzerinde durulmamıştır.
Hadis inkarcılığının sonu meal müslümanlığıdır.
eyvallah...
Bazı ehliyetsiz insanları görüyoruz ki, yalnız Kur’an-ı Kerim’in getirdiği İlâhî hükümleri kabul edip, dinin diğer temel kaynakları olan Sünnet, İcma ve Kıyas’ı reddediyorlar. Maksatları ise, halkın itikadını bozmak ve saptırmaktan ibarettir. Bunlar, Kur’an’ı tek mezhep kabul edip, sünnet-i Peygamberiyeyi ve İslâm’ın diğer delillerini hafife alırken işlerine gelen hadisleri kabul edip, gelmeyenleri reddederler. Şuurlu müslümanları aldatamadıkları gibi takdir de göremezler, buna hakları da yoktur. Malumdur ki, müslümanlar Kur’an-ı Kerim’de nazil olan İlâhî hükümlere inanıp onlara uymaya mecbur oldukları gibi, hadislerle buyrulan dinî hükümleri de kabul etmeye mecburdurlar. Bunlar asırlardan beri tefsir, hadis, fıkıh ve diğer sahalarda yazılmış olan bütün ilim ve fikir ehlinin takdirini kazanan çok kıymetli eserleri hiç dikkate almazlar. .
kharon
Oct 9 2008, 11:55 AM
ateistlerin hemen hemen hepsi sunni, adamlar illa da hadisler dinin kaynağıdır diye diretiyorlar, haksız da değiller, hadisler onlara bol malzeme sağlıyor, müslüman bilginler(!) tahrim-1 e rivayetlerle boyle bir hikaye uydursunlar, tabi ki ateistler de rivayetlerin en azılı savunucularından olurlar..
cansen22
Nov 12 2008, 06:05 PM
ARKADAŞLAR,
BURADA YAPILAN TARTIŞMALARI İZLEDİM.
EĞİTİMİ DİNİ ALANDA OLMAYAN BİR KİŞİ OLARAKGÖRÜŞLERİM ,BENİM GİBİ DİNİ ALANDAN BAŞKA ALANLARDA EĞİTİM ALMIŞ KİŞİLERİN DURUMUNU DA İZAH EDECEKTİR.
BİZİM HADİSLER VE SÜNNETLER HAKKINDA FAZLA BİR BİLGİMİZ OLMADIĞI BELLİDİR.ANCAK İMKANLARIMIZ KUR'ANI VE RASLANTI OLARAK İMKANIMIZ ÖLÇÜSÜNDE DİNİ KİTAPLARI OKUMAYA ÇALIŞIRIZ.YANİ ÇOĞUNLUKLA DİNİMİZİN TEMEL KURALLARINI BİLİRİZ.
BU NEDENLE HADİS VE SÜNNETLER KONUSUNDA YAPABİLECEĞİMİZ ŞEY ,BİR HADİSTEN BAHSEDİLDİĞİNDE ,O HADİSİN BİLDİĞİMİZ KURAN BİLGİLERİNE UYGUNLUĞUNA BAKARIN SONRA AKLIMIZA UYUYORSA SORUM YOK,AKLIMIZA UYMUYORSA....O HADİSİ PEK ÖNEMSEMEYİZ.
uveysbinali
Nov 12 2008, 06:26 PM
karuban
Nov 12 2008, 07:34 PM
"
EĞİTİMİ DİNİ ALANDA OLMAYAN BİR KİŞİ OLARAK GÖRÜŞLERİM: BİR HADİSTEN BAHSEDİLDİĞİNDE , O HADİSİN BİLDİĞİMİZ KURAN BİLGİLERİNE UYGUNLUĞUNA BAKARIZ, SONRA AKLIMIZA UYUYORSA SORUN YOK, AKLIMIZA UYMUYORSA.... O HADİSİ PEK ÖNEMSEMEYİZ."
Bu sözleri farz-ı muhal bir hindli, bir aborijin, bir hıristo kendi inançlarına karşı söylese, diğerleri gülerler. Akıl dengesi bozulmuş muamelesi yaparlar.
Bu sözleri söyleyenlerin aklı var da, malesef kullanmıyorlar!
Bu insanlar, medyadaki "delalet önderlerinin" sözlerini dinleye dinleye bu hale geldiler. "Medyatik" delalet temsilcileri, dinde uzman havasıyla ortalığa çıktıkları için, diğerleri düşünmeden araştırmadan bunların yolunda gittiler. Gittiler de menzil nereye? Düşünecek adam lazım. Bari onu düşünseler.
Yemin olsun ki insanlar hüsrandadır.
kilic_aygül
Nov 12 2008, 10:18 PM
ALINTI(uveysbinali @ Nov 12 2008, 06:26 PM)

Bakın Kuranı bile aslından okuyamayıp meallere mahkum biri olarak hadisi şerifleri Kuranla kıyaslıyor ve sonuca varabiliyorsunuz öylemi ?
Hadisi şerifi tahlil ve tahric etmenin bir ilmi ve usulü vardır.Ki bu konu birkaç Hadis usulü kitabını neredeyse ezberlemiş olan bir çok hocanın bile boyunu oldukça aşan bir iştir.
Herkez kafasına göre Hadisleri tahlil ve tenkid etmeye kalksa idi bugün nasıl bir dine inanıyor olurduk Allah bilir.
Selam ve dua ile..Ehli Sünnet bir Müslüman zaten Ayet ve Hadisleri bu şekilde te'vil etmemesi gerektiğinde o kadar temel bilgisi olur merak etmeyin. Bunun içn derin hadis usulu alimi olmak gerekmez..
Yani Temiz Akıl Sahibi bir Müslüman cansen22 gibi düşünüp anlamaz zaten.. Ya da bu kadar cahil olmaz olmamalıdır.. İlim aklı olan her müslümana farzdır bu kadarı en azından..
Belki kalb gözü açılırsa bir gün cansen22 de bir gün anlar Allah'ın dinini inşallah diye dua ederiz ancak hidayet vermesi için Allah cc a..
Yani bilen Müslüman öyle değil merak etmeyin..Allah'ın dinini cahillere göre ayarlamak zorunda değiliz..
Selametle..
telpako
Nov 13 2008, 01:39 AM
Hadislerin sıhhati konusunda çok araştırma yapılmış. Hadis kitaplarına bakınca kütübü sitte müelliflerinin çoğu iran ve horasan kökenli hadislerin yazıya geçirilme zamanı ortalama 300 hicri yıl bu zamana kadar hadisler kulaktan kulağa aktarılarak geçirilmiş. elbette hadis ravilerinin kötüniyetinden söz edilemez. iyi niyetle de olsa bir hadisi aktarırken hadsin içindeki bir kelimeyi aynı anlamdaki başka kelimelerle değiştirmiş olmaları muhtemeldir. Zira farklı ravilerle gelen bazı hadisler farklı hadis kitaplarında farklı kelimelerle akarılmıştır. çünkü hafızai beşer nisyan ile malumdur. İnsan ne kadar zeki olursa olsun unutkandır. En azından bazı kelimeleri unutabilir. Hadis rivayet ederkende ne kadar dikkat edilirse edilsin bu tip unutkanlıklar sonucu metin farklılıkları olacaktır.
Ama kuran-ı kerim derhal yazıya geçirildiği için değişiklik olması imkansız o yüzden kelimeledeki mükemmellik belli olmaktadır.
Şiir kulaktan kulağa aktarılarak geçiriliyor olsa bile kelimelerde değişiklik yapmak çok zor olacağı için uzun süre hafızlarda tutulabilir ama metinler için aynı şey söylenemez.
Zaten cahiliye dönemndeki bazı şiirler bile kelime kelime aktarılabilmiştir. Şiirdeki kelime düzeni kolay değiştirilemeyeceği için şiir rivayetleri çok sağlamdır diyebiliriz.
Ayrıca peygamber efendimizin bazı konulardaki tavrı nettir. Bu konularda da rivayet edilen hadisler güvenilri hadisler olabilir buna örne verecek olursak namazı nasıl kıldığı , kimlere zekat verildiği , nasıl dua edildiği veya buna benzer hadislerde herhang bir değişim yapabilme imkanı çok zordur. Böyle meselelerde mesela namazdaki tahiyyat meselesinde farklı ravilerle gelen hadisler birbirine nerdeyse aynen uyum göstermektedir.
Bu yüzden metin anlatan hadislerde iyi niyetli ravilerin unutarak bazı kelimeleri değiştirebilmesi mümkündür. elbette %90 oranında sıhhatlidir diyebiliriz. Ama kurana ve temel akıl ve mantık kurallarına aykırı olan hadisler düşünmeden reddedilmelidir.
Mesela incilin aynı metni 4 ayrı ravi tarafından M.s. 50 , 94 yılları arasında yazıya geçirildiği için aynı metin farklı kelimelerle ve farklı cümlelerde yazıya geçirilmiştir zaman geçtikçe yazılan incillerde de bazı husulardaki metin değişikliklerinin ve üçlemenin baba kelimesinin geçme sayısının çoğaldığı görülür. İlk yazılan incil olan markos incilinde Allah için baba kelimesi 4 defa geçerken son yazılan mistik yuhanna incilinde 300 defadan fazla geçmektedir.
Özet olarak zaman geçtikçe metinlere ilave katılımlar yapılmakta ve güvenlirlik azalmaktadır.
Bir çok hadisin ravi zincirinden ismi geçen ibn şihab ez zühri emevileri övdüğü , veya onları aşırı ycelttiği için şialar tarafından tamamen güvenilmez görülmektedir. Bizim için birinci kaynak kuran olmalı ona aykırı olan ne varsa atılmalıdır
kilic_aygül
Nov 13 2008, 05:14 AM
Hadislerin ne içeriğine bakarak, ne de Kur'an la uyup uymadığına bakılıp kafadan karar verilmez sahih olup olmadığına.
Kaynağına, ravisinin güvenilirliğine bakılır.
'Hadisi beğenmedik diye reddedelim' böyle bi şey yok!..
Meselenin aslını asdarını İlmen öğrenip öyle konuşun.. Kafanıza göre sallıyosunuz. Allah dan korkun biraz..
Allah Resulunun sav sahih hadisiyse eğer, İman eden Müslüman onu öylece kabul eder.
İşte Hadis.. Kimseyi İkna etmek zorunda değiliz.. Bu İMAN edenler içindir..
O kadar..
uveysbinali
Nov 13 2008, 05:36 AM
ALINTI(kilic_aygül @ Nov 13 2008, 05:14 AM)

Hadislerin ne içeriğine bakarak, ne de Kur'an la uyup uymadığına bakılıp kafadan karar verilmez sahih olup olmadığına.
Kaynağına, ravisinin güvenilirliğine bakılır.
'Hadisi beğenmedik diye reddedelim' böyle bi şey yok!..
Meselenin aslını asdarını İlmen öğrenip öyle konuşun.. Kafanıza göre sallıyosunuz. Allah dan korkun biraz..
Allah Resulunun sav sahih hadisiyse eğer, İman eden Müslüman onu öylece kabul eder.
İşte Hadis.. Kimseyi İkna etmek zorunda değiliz.. Bu İMAN edenler içindir..
O kadar..
.
uveysbinali
Nov 13 2008, 06:54 AM
Dikkate Şayan olmasından ötürü bir sitede karşıma çıkan şu yazıyı buraya aktarmak istedim.
----------------------------------------------------------------------------------------------
Esselamun aleyküm kardeşler. Kur'an dan başka delil tanımayan kardeşlere ve dahi diğer kardeşlere faydalı olacağını ümit ettiğim bu konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Rabbim Teala niyetimi takdire uygun kılsın.
Sünnetin Delil Oluşu
1- " Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının ". " size ne yasakladıysa " ifadesinden, haramlık bildiren bir nehiy anlaşıldığına göre "size ne verdiyse" ifadesinde de emirleri anlaşılmaktadır.
2- Peygambere itaat etmenin ve ona tabi olmanın farz olduğunu ifade eden bir çok ayeti kerime mevcuttur. " Biz her türlü peygamberi Allah'ın izniyle ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik " (Nisa : 64) Burada peygambere itaat, peygamberliğin gayesi olarak gösterilmiştir. Binaenaleyh efendimiz (s.a.v.) sözleri ve fiilleri zorunlu olarak delil olacaktır.
3- " De ki eğer Allah'ı seviyorsanız, bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sevsin. " (Ali İmran : 31) Bu ayeti kerime Rasulü Ekrem (s.a.v.)'in bütün sünnetlerinin, söz, fiil, takrir ve ictihadlarının son derece kati birer hüccet oldukları konusunda apaçık bir delildir. Buna göre, her kim peygamberin (s.a.v.) sünnetine tabi olursa, en yüce mertebeye ulaşacaktır. Zira Allah'ın rızasını ve sevgisini kazanmanın tek yolu, efendimize tabi olmaktan geçmektedir.
4- " Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Rasulüne itaat edin " (Mücadele:13) " Namazı kılın, zekatı verin, peygambere itaat ediniz ki merhamet göresiniz " (Nur : 56) Her iki ayette de peygambere itaat namaz ve zekat derecesinde bir hüküm olarak yer almıştır. Namaz ve zekat nasıl farzsa peygambere itaat de öylece farzdır.
5- " De ki, işte bu, benim yolumdur. Ben Allah'a çağırıyorum. Ben ve bana tabi olanlar aydınlık bir yol (basiret) üzereyiz. " (Yusuf :108) Bu ayetten şunlar anlaşılmaktadır.
a- Bu getirdiklerim benim ve bana tabi olanların yoludur.
b- Ben ve bana tabi olanlar Allah'a davet ediyoruz.
c- Ben ve bana tabi olanlar aydınlık bir yol üzereyiz. Buna göre sünnet, apaçık bir delildir. Aksi takdirde ona tabi olmayanların başkalarını hakka davet gibi bir hak ve salahiyetleri yoktur.
6- " O kimseler Ümmi olan Rasüle tabi olurlar. O Nebi ki, Tevrat'ta ve incil'de yazılı bulduklarıdır. İşte o peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder. Onlara temiz ve güzel şeyleri helal, pis ve zararlı şeyleri haram kılar ve üzerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki bağları kaldırır(yani hata ile adam öldürmek kısas icrasını, günah işleyen azaların, pislik değen elbisenin kesilmesi gibi ağır teklifleri). O peygambere inanıp ona saygı gösteren, yardım eden ve onunla birlikte gönderilen Nur'a tabi olanlar var ya , işte onlar kurtuluşa erenlerdir. " (A'raf :157) Ayette onun helal ve haram kıldığı şeylerden bahsediliyor, bu onun sünneti değil de ya nedir? Çünkü o "Bana biliniz ki, Kitabın misli gibi bir kitap verildi" (Ebu Davut) buyurmuştur.
7- " De ki: Allah ve Rasulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah kafirleri sevmez " (Ali imran : 30) Allah ona muhalefet etmenin küfür olduğunu ilan ediyor. Bu beni titretiyor. Hangi aklı selim sünnetin delil ve kaynak olmadığını söyleyebilir bundan sonra. Bunun aksini iddia etmek ancak ve ancak nasipsizlik ve edepsizlikle izah edilebilir.
8- " Allah ve Rasulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir kadın ve erkeğe, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur. " (Ahzap : 36) Buna rağmen Rasulullah'ın sünnetini yok saymak hangi aklın ürünüdür acaba!!!???
9- " Bazı insanlar "Allah'a ve peygambere inandık ve itaat ettik " diyorlar; ondan sonrada içlerinden bir grup yüz çeviriyor. " Onlar, aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve peygambere çağrıldıklarında, bakarsın ki, içlerinden bir kısmı yüz çevirip dönerler. " (Nur : 47/48 Ayetler peygamberin hüküm ve emirlerinden yüz çevirmeyi nifak olarak görüyor.
10- " De ki: Allah'a itaat edin, peygamberlere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki peygamberin sorumluluğu kendisine yüklenen tebliğdir. Sizin sorumluluğunuz da size yüklenen görevi yerine getirmenizdir. Eğer peygambere itaat ederseniz, hak yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. " (Nur : 54) Hala mı Rasulullah'ın sünnetlerini red? Ona itaat fiili, kavli ve takriri sünnetlerinin bütünü değil de ya nedir? Ashabı kiram bütün emir ve nehiyleri ondan aldılar. " Namazı benim kıldığım gibi kılınız " (Buhari) " Hac menasikinizi benden alınız " (Müslim)
11- " Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygambere ve sizden olan (!) emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir hususta ihtilafa düşerseniz - Allaha ve Ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah ve Rasulüne götürün. Bu hem hayırlı ve hem de netice bakımından daha hayırlıdır. " (Nisa : 59)
Evet bizzat Rabbimiz bizi Rasulunun (s.a.v.) sünnetlerine irşad ediyor. Daha fazla ne söyleyebiliriz ki. Acaba bize Kur'an yeter diyenler hiç mi Kur'an okumuyorlar. Bir arkadaşla internetteki tartışmamızda (sünneti red ediyordu) sormuştum. Allah namaz kılın diyor. Mahiyetini bildirmiyor. Bana izah eder misin şimdi biz namazı nasıl kılacağız dediğimde " Onu ayetin ruhundan anlayacaksın " diyor. Nasıl yani dediğimde beni İslam'dan atmıştı. Buraya kadar yazdığımız ayetler sünnetin kat'i bir delil olduğunu ilan ediyor. Devam edelim ayetlere:
12- " Namazı kılın zekatı verin. " (Bakara : 43) Burada namazın adedi, rekatları, vakitleri ve keyfiyeti belli değildir. Bunlar ancak Rasul-ü Ekrem (sav)'in pak ve nezih sünnetiyle beyan edilmiştir.
13- " Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan başkalarına ibret olmak üzere ellerini kesin " (Maide : 38) Hırsızlıkla ilgili hükümler nedir. Ellerden murat nedir ve nereden kesilir, bütün bunlar sünnetle ortaya konmuştur.
14- "Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun." (nur - 2) Bu hüküm kimin içindir? Kime uygulanır. Bekarlara yüz sopa evlilere yüz sopa ve recm sünnetle ortaya konmuştur.
15- " Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınlar ölünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin " (nisa - 15) Allah'ın Rasulü bu ayeti tefsir ederken " Benden alınız, benden alınız, benden alınız. Bekar bekarla yaparsa yüz sopa ve sürgün, evli evliyle yaparsa yüz sopa ve recm " (ibni hanbel müsned, müslim, tirmizi, nesai, ebu davud, ibni mace) buyurmuştur. Bu haddin hududu da sünneti nebi ile beyan olunmuştur.
16- "Rabbinizin lütfunu istemenizde size bir günah yoktur. Arafat'tan indiğiniz zaman Meş'ar-i Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı zikredin. O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten sapmışlardandınız."(bakara-198)buyurmuştur. Burada Arafat'tan haccın bir esası olarak değil, sadece bir mekan olarak söz edilmiştir. Binaenaleyh Haccın en büyük rüknü olan Arafat'ta vakfe sünnetle belirlenmiştir. Efendimiz (s.a.v.) " Hac arafattır " (ebu davut,menasik,69) buyurmuştur.
17- " Biz bu kitabı sana sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman ve iman eden bir topluma da hidayet ve rahmet olması için indirdik " (nahl - 64) İnsanların ihtilafa düştüğünde Allah Resulüne açıklamasını emrediyor. O da bunu sünnetiyle ortaya koymuştur.
18- " İçlerinden kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, kötülüklerden, inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lutufta bulunmuştur. " (ali imran 64) Alimlerin cumhuru hikmet Kur'an'dan ayrı bir şeydir ki o da Sünneti Nebi (s.a.v.) dir " demişlerdir.(es-sunne Mustafa Sibai s : 50) İmam Şafi (r.a.); Hikmet burada Kur'an'a tabidir. Allah kitabı zikretti ki, O KUR'ANDIR. Hikmeti de zikretti ki, o da Resulünün sünnetidir. es-sunne s : 51) Çünkü Rasulullah " Kur'anla birlikte bana onun gibisi verildi " (ebu davut) buyurmaktadır. Buraya kadar Kur'an'ın tek kaynak olmadığını bunun bizzat Kur'anın ruhuna aykırı olduğunu, sünnetin önemi bizzat ayetlerle açıklandı.
Sünnetin Delil Oluşuna Sünnetten Deliller
" Bana, Kur’ân-ı Kerim ve onun bir misli (hüccet olmada eş değer bir benzeri) daha verilmiştir. Karnı tok vaziyette koltuğunda oturarak, ‘sadece şu Kur’ân'a sarılınız; içinde helal olarak gördüğünüz şeyleri helal sayın, haram olarak gördüğünüzü de haram kabul edin’ diyecek bazı kimselerin gelmesi yakınlaşmıştır. Şüphesiz Allah Resûlünün haram kıldığı şey, Allah’ın haram kılması demektir. " (Musned : 4/130-133, Tirmizi, İlm, 2660 nolu hadis.)
Aynı muhtevaya sahip bir başka hadis de Mikdâm b. Ma'dîkerib (radıyallahu anh) tarafından rivayet edilmiştir. (Ebu Dâvud, Sünne, 6, (4604) ; Tirmizî, İlm, 60, (2666) ; İbnu Mace, Mukaddime 2, (12).)
Büyük tefsir âlimi İmam Kurtubi bu hadislerin anlaşılmasıyla ilgili bir iki ihtimali sıralar: "Bana Kur’ân ve benzeri verildi " sözünün iki anlamı vardır. İlki okunan zahiri vahiy (yani Kur’an), ikincisi, okunmayan gizli vahiy yani sünnet. Diğer bir ihtimal ise, Kur’ân okunan zahiri vahiy ve onun benzeri hükmünde kitapta bulunanları açıklama izni. Dolayısıyla Kur’ân’ın emirlerine uymak nasıl vacip ise sünnetin emirlerine de uymak vaciptir, sonucuna ulaşır. (Muhammed b. Ahmed el-Kurtubi, el-Câmi li Ahkâmil Kur’ân, Beyrut, trs, 1 : 38.)
Sünnetin hücciyetine işaret eden benzeri hadisler oldukça fazladır. Resûlüllah (s.a.v), Kur’an ve sünnetin ehemmiyetini beraberce vurguladığı bir hadislerinde, " Size Allah’ın kitabı ve Resûlünun sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sıkı sıkı sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmezsiniz " buyurur. (Hâkim, el-Mustedrâk, 1 : 93.)
Aynı mealde bir başka hadisi de biraz daha uzunca Yezid b. Erkam (radıyallahu anh) naklediyor: " Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: " Size, uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum. Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür. İlki, Allah'ın Kitabı'dır. Semâdan arza uzatılmış bir ip durumundadır. (Diğeri de) kendi neslim, Ehl-i Beytim'dir. Bu iki şey, cennette Kevser havuzunun başında bana gelip (hakkınızda bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrılmayacaklardır. Öyleyse bunlar hakkında, ardımdan bana nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün. " (Tirmizî, Menâkıb 77, (3790))
Bu hadisin diğer bir varyantını İmam Malik rivayet eder. Onun rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: " Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti ".(Muvatta, Kader 3, (2, 899). )
Bir başka hadiste Ebu Musa (r.a) anlatıyor: " Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: " Benim misalimle Cenab-ı Hakk'ın benimle göndermiş bulunduğu şeyin misâli şu adamın misali gibidir:" Bir adam kendi kavmine gelip: " Ben gözlerimle düşman ordusunu gördüm, tehlikeyi haber veriyorum, tedbir alın! " der. Kavminden bir kısmı tavsiyesine uyup, geceleyin, telaşa düşmeden oradan uzaklaşır. Bir kısmı da bu haberciyi yalanlar ve yerinden ayrılmaz. Ancak sabahleyin ordu onları yakalar ve imha eder. İşte bu temsil bana itaat edip getirdiklerime uyanlarla, bana isyan edip Cenab-ı Hakk'tan getirdiklerimi tekzip edip yalanlayanları göstermektedir. " (Buhârî, Rikak, 26; Müslim, Fezâil, 15, (2283).
Pek çok hadiste de Resûl-i Ekrem Efendimiz, kendisine itaati Allah'a itaatle denk saymıştır. Buhari'nin Ebu Hureyre kanalıyla tahric ettiği hadiste Resûlüllah (s.a.v) " Diretenler dışında ümmetimin hepsi cennete girecektir. Kendilerine: ‘Direten kimdir ey Allah’ın Resûlü?’ denildiğinde: ‘Kim bana itaat ederse Allah’a itaat etmiş ve kim de bana isyan ederse Allah'a isyan etmiş olur. " (Buhârî, (Bulak, 1313), 13 : 91 .) buyurmuştur.
Ebu Hüreyre’nin diğer bir riayetinde Efendimizin şöyle buyurduğu nakledilir: " Kim bana itaat ederse, muhakkak ki Allah'a itaat etmiştir. Kim de bana isyan ederse muhakkak ki Allah'a isyan etmiştir. "
Sünnetine tabi olmanın nesiller boyu önemine dikkat çeken Allah Resûlü, " Ümmetimin fesadı zamanında sünnetime, sımsıkı sarılana yüz şehid sevabı verilir. " (İbn Mace, Mukaddime, 6.) buyurmuşlardır.
Sünnetin Kaynak Olduğuna Ümmet İcma Etmiştir
Sünnetin hüccet oluşuna bir başka kuvvetli delil de icma-i ümmettir.
İbn Hazm " Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız ihtilafa düştüğünüz bir şeyde o işi Allah ve Resûlüne (onların hükmüne) havale ediniz " âyetini delil getirerek sünnetin hücciyetinin (ayet ve) icma ile sabit olduğunu söyler. ( İbn Hazm el-Endelusî , el-İhkam fi Usûli'l Ahkam, Kahire, trs. 1 : 88. ) Bir başka yerde de "Biz sadece Kur’ân'da bulduğumuz şeyleri alırız " diyenlerin tehlikeli bir söz söylediklerine dikkat çeker. (İbn Hazm, age. 1 : 214.)
Bilindiği gibi sünnet Kur’ân’ın tefsiridir. Sünnetin tamamlayıcı özelliği olmazsa Kur’ân’ın anlaşılması mümkün değildir.
Kur’ân da sadece işaret edilmiş ve sünnet ile ayrıntıları açıklanmış ibadetler asırlardır ümmet nezdinde kabul görmüş ve günümüze kadar yapılagelmiştir. Kur’ân’da tafsilatı açıklanmamış, sünnete bırakılmış o kadar çok hüküm vardır ki, sünnetin irşadatı olmasa bunları anlamak mümkün olmayacaktı.
Sadece Kur'an Diyenlerin İleriye Sürdükleri Bazı Deliller
1- Genel olarak bu görüştekilerin öne sürdüğü en önemli delil Allahu Teala’nın Kur’ân-ı Kerim’de her şeyi beyân ettiği, eksik bir hüküm bırakmadığını ifade eden " Ayrıca bu Kitab'ı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve mü’minler için bir müjde olarak indirdik. " (Nahl 89) Ve "Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. " (Enam : 38) âyetleridir. Bu durumda sünnetin Kur’ân’a yeni bir hüküm getirmesi mümkün olabilir mi?
Bu iddiaya verilecek cevap oldukça basit olsa gerekir: Önce Kur’ân-ı Kerim bir âyetler mecmuasıdır. Yukarıda delil olarak serdedilen bu iki âyet o bütünden sadece bir kaçıdır. Bağlamından koparılmış, mutlak iki âyetle Kur’ân’ın ruhunu anlamak, onu tefsire kalkışmak tefsir usûlü açısından sakıncalıdır. Diğer bir ifade ile içinde her şey olan Kur’ân’dan o " her şey " i ayıklamak ve alabilmek herkese nasip olamaz. Belki ilmi ve kapasitesi ölçüsünde bir şeyler yakalayabilir ama " her şey " i değil. Bunun içindir ki Allahu Teâla, Resûlünü göndermiş, Kur’ân’ın açıklama vazifesini uhdesine yüklemiştir. Zira Kur’ân-ı Kerim’de daha önce zikri geçen "Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensin. " (Bakara 129 ) gibi âyetler Hz. Peygamber(s.a.v)’ı nazara verip, O’nun Kur’ân’ı tebyin edici vazifesi olduğunu vurgulamaktadırlar. Tefsir sahibi büyük imam Taberî (ö.310/922) konuyla ilgili olarak şöyle der: " Kur’ân’ın bir kısmının tefsirine, Resûlüllah’ın açıklaması olmaksızın ulaşabilmek mümkün değildir. Vücub, nedb, irşad gibi emir çeşitleri, nehy çeşitleri, hak ve hadleri, mahlukatının birbirlerine karşı yükümlü olduğu hükümleri ve benzeri âyetlerin ahkamı bu cümledendir. Allah Resûlünden bir nass olmadıkça veya tefsirine işaret eden bir delâlet bulunmadıkça, bu mevzularda hiç kimsenin söz söylemesi doğru değildir. "(Taberi, 1 : 74. )
2- Sık sık dile getirilen ikinci iddia da "Bize Kur’ân yeter, ondan başkasını almayız, zira Kur’ân tevatür yoluyla gelmiştir. Oysa sünnet bir çoğu ahad olan hadisler mecmuasıdır." sözüdür.
Bu mevzu asırlar önce tartışılmış, hükme bağlanmıştır. Önce unutulmamalıdır ki beşeriyet Kur’ân-ı Kerim’i Hz. Peygamber kanalıyla tanımıştır. Yani öncelikle Kur’ân’ın ve ondaki dini hükümlerin ümmete nakledilmesi bir cemaat tarafından değil, Hz. Peygamber tarafından gerçekleşmiştir. Daha sonra topluluklardan nakledile nakledile günümüze kadar gelmiştir. Bu demektir ki Kur’ân bile Sahabe-i Kiram’a haberi vahidle intikal etmiştir. Şayet hüccet olmasaydı Hz. Peygamberin yanında daha başkalarının da bu vazifeye iştiraki şart koşulması gerekirdi.
Bir diğer husus da Kur’ân-ı Kerim’deki bazı hükümlerin ümmete naklinde haberi vahidle iktifa edilmesidir. Bunun en açık örneği, yukarıda temas edildiği üzere Kıblenin tahvili meselesidir. Kabe’nin kıble olması emri nazil olduktan sonra bu haberin Kuba’da sabah namazı kılan bir topluluğa bir kişi tarafından ulaştırılmasıyla o topluluk Kabe’ye doğru dönmüşlerdir. Şayet haberi vahidle amel caiz olmasaydı Hz. Peygamber bu hükmü bir şahısla gönderir, sahabe de bir kişinin getirdiği haberle amel eder miydi?
Ve yine dinin tebliği mevzuunda Hz. Peygamberin ashabtan bazılarını belli yerlere memur ve elçi olarak gönderdiği bilinmektedir. Buradan anlaşılmaktadır ki haberi vahidle amel etmenin hiç bir sakıncası olamaz. Hatta diyebiliriz ki din büyük çoğunluğu itibariyle haberi vahid üzere kaimdir.
İmam Şafii konu ile alakalı olarak der ki: " Herkesçe bilinen bir şeydir ki, Ashab-ı Kiram, haber-i vahidi alırlardı. Kur’ân-ı Kerim’de hükmü bulunmayan bir mesele kendilerine arz olununca onu Hz. Peygamber’in Sünnetinde ararlardı. Bu hususta mütevatir haberi, meşhur haberi ve bir kişinin haberini ayırmadan kabul ederlerdi. Bu husustaki örnekler sayılmayacak kadar çoktur. Hadisi bilmediklerinden dolayı bir mesele hakkında reyleriyle hüküm verirlerse, sonra o konuda bir Hadis öğrenirlerse, hemen Hadise dönerlerdi.’
3- Öne sürülen bir diğer şey de Hz. Peygamberin sünnetinin yazılmasını yasaklamış olmasıdır. Oysa sünnet Kur’ân gibi dinde hüccet kabul edilseydi, neden Hz. Peygamber tarafından böyle önemli bir ikinci kaynak kayda geçirilmiş olmasın ?
Bu iddiaya bir çok yönden cevap verilebilir; Öncelikle sünnetin yazılı olarak muhafaza edilmesinin onun hücciyetiyle irtbatlandırılması sıhhatli bir kıyas olmasa gerekir. Hadislerin tesbit ve rivayetleri hususunda yazılı veya şifahi ayırımının bir önemi olmamalıdır.
Sünnetin kayda geçirilmesini yasaklayan bazı hadislerin sıhhatleri tartışılmıştır. Bunlardan " Kitabet mevzuunda peygamberden izin istedik, bize izin vermedi. " hadisinin sıhhati şüphelidir. Müslim hadisinde kastedilen yasaklamanın; sünnetin Kur’ân âyetleri ile aynı sayfa içerisinde yazılması olarak da yorumlanmıştır.
Yazma yasağıyla ilgili söylenecek bir başka şey de şudur: Yazılı şeylerin hayata tatbiki, ezberlenenlere oranla az olacaktır. Onun yazıda kalması tehlikesi vardır. Bunun için ilk başlarda hadis yazımı yasaklanmış, ezberlenmeye önem verilerek hayata intikali sağlanmak istenmiştir.
Müslim tarafından tahric edilen " 141111 " Sahih hadisine gelince; bu hadisle beraber daha sonraları Hz. Peygamber tarafından irad edilmiş, yazmaya izin verdiği başka hadisler bulunmaktadır.(Tirmizi, İlm, 12; Kenzu’l-Ummal, 10:232; Müsned, 2:215.)
Buradan Müslim hadisinin Vahiy katiplerinin az olduğu, Kur’ân’la sünnetin birbirleriyle karışabileceği endişesiyle, bir dönem için ihtiyaten yasaklanmış olduğu, daha sonra bu endişenin kalkmasıyla tekrardan izin verildiği şeklinde anlamamız, en muvafık olanıdır. Hatta bazı sahabilerin Hz. Peygamberin sünnetini kaleme aldığı, onları tedvin ettiği sahifeler bulunmaktaydı.
" Abdullah İbn Amr el-As’tan başka Efendimiz’in hadislerinden hiç olmazsa bazılarını yazan başka sahabiler de vardı. Mesela Seyyidina Hz. Ali (r.a) içinde yaraların diyeti, Medine’nin hürmeti, kafir karşısında mü’minin öldürülmeyeceği ve daha başka hususlarla alakalı hükümler bulunan bir sahifeyi kılıcının bir yanında asılı taşırdı."(Buhari, İlim, 39; Müsned, 1:100.)
Yine Hz. Ömer’in kılıcının bir yanında içinde savâim yani kırda yayılan hayvanların zekatı ile ilgili hükümler bulunan bir sahife vardı.(Tirmizi, Zekat, 4; Hatip el-Bağdadi, el-Kifaye, s. 353-354.)
Aynı şekilde İbn Sa’d’ın Tabakât’ında kaydedildiğine göre İbn Abbas, vefatında geriye bir deve yükü kitap bırakmıştı ki, bunlar umumiyetle Allah Resûlü’nden ve ashab-ı kiramdan duyduğu şeyleri ihtiva ediyordu. (el-Hatip M. Accâc, es-Sünnetü Kable’t-Tedvin, s. 352.)
4- Sünnetin hücciyetini inkar edenlerin ileri sürdükleri bir diğer iddia da Allahu Teâla’nın Kur’ân’ı muhafaza edeceğine dâir vaâd ettiği bu tekeffülün sünnet için yapmadığıdır.
Bu iddiaya mesned olarak ileri sürülen ayet-i kerime ise " Hiç şüphe yok ki o zikri Biz indirdik Biz, hiç şüphesiz onun koruyucusu da mutlaka Biziz. "(Hicr 9) âyetidir. Ekser ulema âyette geçen " zikr " kelimesini Kur’ân olarak yorumlamış, Allah tarafından kıyamete kadar muhafaza edileceğini iddia etmişlerdir. Elmalılı da bu hususta " Yani Allah Teâlâ, bununla Kur'ân'ın fazlalık veya noksanlıkla bozma ve değiştirmeden korumasını üzerine almış ve korunarak kalmasını anlatmıştır. " demektedir.(Elmalılı, age, 5:193 ) Bu tefsir doğru dahi olsa; Kur’ân’ın muhafaza edilmesi olarak yorumlanan " hiç şüphesiz onun koruyucusu da mutlaka biziz " ifadesi sünnetin dışlanmasını gerektirmez. Başka bir ifadeyle Kur’ân’ın muhafazası, ancak sünnetin muhafazası ile gerçekleşebilir.
Ayette geçen " lehu " zamirinin " Hz. Muhammed’e de işaret edebileceği iddia edilmiştir. Bu yorum halinde de Hz. Muhammed (s.a.v)’le kastolunan sünnetin muhafaza altında olduğu anlaşılır.
(Buradaki " lehu " zamiri iki ayrı şekilde yorumlanmıştır. Birincisi " zikr "e ait olmasıdır; tefsircilerin çoğunun görüşü budur. İkincisi Ferrâ ve İbnü'l Enbârî'nin görüşleridir ki, Kur'ân, üzerine indirilen Hz. Peygambere ait olmasıdır. Bu durumda mânâsı onu cin ve şeytan şerrinden ve düşman tecavüzünden koruyan ve koruyacak olan da biz şanı Yüce Allah'ız demek olur. Bkz., Elmalılı, age, 5:193-194. )
Slm ve dua ile...
TEVHİD
Nov 13 2008, 09:40 AM
ALINTI
Esselamun aleyküm kardeşler. Kur'an dan başka delil tanımayan kardeşlere ve dahi diğer kardeşlere faydalı olacağını ümit ettiğim bu konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Rabbim Teala niyetimi takdire uygun kılsın.
Amiiin.Ecmaiyn inşallah.
Selam ve dua ile
nasreddinhoca
Nov 13 2008, 10:58 AM
Kur’an’a uygunluk ya da Kur’an’a arz:
İmam Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu, Prof.Dr. İsmail Hakkı Ünal, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları 327, ilmi eserler 60, 2 baskı, Ankara 2001
Ebu Hanife: “Eğer bir kimse, ‘Peygamber (sav)in her söylediğine inanıyorum, ancak Nebi (sav) haksız (cevren) konuşmaz ve Kur’an’a muhalefet etmez’ derse, bu, onun, Peygamber (sav)’i tasdik ettiğini ve Peygamberi Kur’an’a muhalefetten tenzih ettiğini gösterir. Şeyet Peygamber (sav) Kur’an’a muhalefet etse ve Allah’a karşı haktan başka bir şey söyleseydi, Allah Teala, “Eğer Muhammed, bize karşı ona (Kur’an’a) bazı sözler katmış olsaydı, biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık, hiç biriniz de onu koruyamazdınız” (Hakka 44-47), kavline uygun olarak, onu kuvvetle yakalar ve şahdamarını koparırdı. Allah’ın Resûlü (sav), Allah’ın kitabına muhalefet etmez. Allah’ın kitabına muhalefet eden de Allah’ın Resûlü olamaz... Nebi (sav)’den Kur’an’a aykırı olarak hadis rivayet eden kimseyi red, Peygamber (sav)’i red ve onu yalanlama değildir. Bu, ancak, Peygamber (sav)’den batıl rivayette bulunan kimseyi reddir. Töhmet bu kimseyedir, Peygamber (sav)’e değil. Onun için Peygamber (sav)’in söylediği her şey, işitelim, işitmeyelim, başımız gözümüz üstünedir. Buna iman eder, ve Allah’ın Resûlünün söylediğine, olduğu gibi şehadet ederiz. Ve yine şehadet ederiz ki O (sav), Allah’ın nehyettiği bir şeyi emretmez. Allah’ın bağladığı bir şeyi koparmaz. Allah’ın tavsif ettiği bir şeyi ona aykırı bir şekilde tavsif etmez. Şehadet ederiz ki O (sav) bütün işlerde Allah’la muvafıktır. Bidat olabilecek hiç bir şey yapmamış, Allah azze ve celle’nin söylediği söze hiç bir şey katmamış ve zorlayıcılardan olmamıştır. Onun için Allah Teala; “Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur” (Nisa 80), buyurmuştur. ( el-Alim 26-27)
Ebu Yusuf: “Rivayetler çoğaldıkça bunlar arasından, bilinmeyen, fıkıh ehlinin bilmediği, Kitab’a ve Sünnete uygun olmayan rivayetler ortaya çıkar. Şaz hadislerden sakın, hadisçilerin ve fukahanın bildikleri (kabul ettikleri) ile, Kitap ve Sünnete uygun olanları al, diğerlerini buna göre değerlendir. Çünkü Kur’an’a muhalif olan, Hz.Peygamber (sav)’den rivayet edilmiş dahi olsa ondan değildir.” (Ebu Yusuf, er-Redd,31)
Ebu Yusuf bu görüşünü, Hz..Peygamber (sav)’e isned ettiği şu hadisle de teyid eder: “Rasulullah (sav) ölüm döşeğinde şöyle dedi: “Ben yalnızca Kur’an’ın haram kıldıklarını haram kılarım. Allah’a yemin ederim ki benim adıma bir şeye (beni bahane ederek) sarılmasınlar.” (Ebu Yusuf er-Redd, 31), devamla şöyle der: Kur’an ve bildiğin (senin için maruf olan) sünneti kendine önder ve rehber yap. Buna tabi ol. Kur’an ve Sünnetten sana manası açık gelmeyen meseleleri buna kıyas et.
Ebu Yusuf bu konuda daha açık bir rivayeti, Evzâî’ye yönelttiği bir itiraz vesilesiyle yaptığı şu tavsiyeden sonra zikretmektedir: “herkesin bildiği (kabul ettiği) hadisi al, şazz olandan sakın. Bize İbn Ebi Kerime, Ebu Cafer’den, o da Rasulullah (sav)’tan şöyle rivayet etti: “Rasulullah (sav) yahudileri çağırarak onlara bazı şeyler sordu. Onlarda anlattılar ve Hz.İsa (as) konusunda yalan söylediler. Bunun üzerine Nebi (sav) minbere çıktı ve insanlara hitaben şöyle dedi: “Benden hadisler yayılacak, size gelenlerden Kur’an’a uygun olanlar bendendir. Kur’an’a aykırı olanlar benden değildir.” ( Ebu Yusuf er-Redd, 24-25)
HZ.ÖMER (RA)’İN TAVSİYESİ :“Hz.Ömer (ra), Kûfe’ye giden Ensardan bir grubu uğurlarken onlara şöyle der:... siz arı vızıltısı gibi Kur’an okuyan (çok olduklarından kinaye) bir kavme gidiyorsunuz. Peygamber (sav)’den rivayeti azaltın. Bu konuda bende sizinle beraberim. Bunun üzerine Karaza şöyle dedi: “Bundan sonra, Rasulullah (sav)’dan hadis rivayet etmeyeceğim.” (er-Redd, 30)
[ek: Sahabe’den Munakka’ b. Husayn: “ Kur’an ile örtüşen, sünnete uygun olan hadislerden başka hiç hadis rivayet etmedim. Çünkü Peygamber adına hayatında yalan isnad ediliyordu. Ölümümden sonra neler yapılmaz ki? (İbn Hacer, el-ısabe)]
Rasulullah (sav): “Benden sonra hadisler çoğalacak, benden bir hadis rivayet edilirse onu Allah’ın kitabına arzedin, uyuyorsa kabul edin, bilin ki o bendendir. Allah’ın kitabına uymuyorsa reddedin, bilin ki ben ondan berîim” (Serahsi, usul 1-365. Şafi’ı bu rivayeti er-risale’sinde tenkit eder,225-226)
Rasulullah (sav): “Allah’ın kitabında olmayan her şart batıldır ve Allah’ın kitabı en haklı olandır” (Serahsi, usul 1-364) Hz.Aişe’nin rivayet ettiği hadisin ilgili kısmı şöyledir:“ Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “İnsanlara ne oluyorda Allah’ın kitabında olmayan şartları, şart olarak ileri sürüyorlar. Kim Allah’ın kitabında olmayan bir şartı şart koşarsa bu batıldır. Böyle yüz şart ileri sürülse bile Allah’ın şartı en haklı ve en güvenilir olanıdır.” (Buharî, büyu,67) Serahsi, “Buradaki şarttan murad, Allah’ın kitabına muhalif olan her şarttır, yoksa şartın kendisinin Kur’an’da yer almaması değildir. Çünkü bu hadisin kendisi de kitapta yer almıyor... Bundan anlıyoruz ki, Allah’ın kitabına muhalif olan her hadis merduttur.” (Serahsi, usul I-365-364)
İMAM-AZAM EBU HANİFE’NİN HADİSİ KUR’AN’A ARZINA ÖRNEK:
İmam-ı Azam Ebu Hanife, “Mü’min zina ederse, imanı, başından gömleğinin çıkarıldığı gibi çıkarılır, sonra tevbe edince iman kendisine iade edilir” (E.davut, İ.Mace) hadisi hakkında görüşünü soran birisine, “bu haber Kur’an’a muhaliftir” diyerek şöyle devam eder: “Allah Teala Kur’an’da, ‘zina eden kadın ve erkek’ (Nur,2) şeklinde hitap etmiş, onlardan iman ismini kaldırmamıştır. Yine Allah Teala; ‘içinizden kötülük yapan (zina eden) iki kişiye eziyet edin (cezalandırın)’ (Nisa,16) buyurmuştur. Buradaki ‘sizden’ (minkum) kavli ile yahudileri veya hristiyanaları değil sadece müslümanları kastetmiştir” (E.Hanife, el-Alim,27)
Ebu Hanife, imanı, dil ile ikrar, kalb ile tasdik gödüğü için, ameli ondan bir parça saymamış ve bir müslümanın, şirk dışında işlediği amel ne kadar kötü olursa olsun, mü’min sıfatının devam edeceğini belirtmiştir. (Risale ilâ Osman el-Betti,69)
Hz. Ebu Humeyd hadisi:
Ebu Humeyd es-Sâidî rivayet eder:
Rasulullah (sav) şöyle dedi: “Benden rivayet edilen bir hadisi duyduğunuz zaman,
kalpleriniz onu tanır,
içiniz ona yumuşadığı,
ruhunuz onu içine sindirdiği,
onun size çok yakın olduğunu hissederseniz,
yani onun akla yakın olduğunu görürseniz,
ondan şüphe etmeyin.
Fakat hadisi duyduğunuz zaman,
kalpleriniz ondan nefret eder,
içiniz ondan ürperir,
havsalanız onu kabul etmez,
onu aklınızdan uzak görürseniz,
o söz benden değildir.” (İbn Hanbel 5/224)
Ahmed İbn Hanbel: “Hz. Ebu Humeyd’in rivayet ettiği bu hadis son derece dikkate şayandır. Ehadisi şerifeyi tanımak ve anlamak için bundan daha güzel, bundan daha mükemmel bir ölçü olamaz. Çünkü şari aleyhisselam’ın her sözü ya İslam’ın meselelerini izah eder, yahut kamu yararını irad eder, yahut insanların salah ve ıslahını temin etmek ister. Bu evsaftan hâli olan bir hadis musanna’ (yapay) veya mevzu (uydurma) bir hadistir.”
Ebu Hureyre Hadisi:
Ahmed ve Bezzâr, Ebu Hureyra (ra)’den leyyin bir isnadla...
“Size benden gelen, söylediğim veya söylemediğim hayırlı bir şey intikal ederse, anlayın ki ben onu söylemişimdir. Size benden bir şer (kötü söz) nakledilirse anlayın ki, ben onu dememişimdir. Çünkü ben kötü bir şey söylemem”
Büyük Hadis Külliyatı, Rudani, cilt 1, sh-44, 130 no’lu hadis...
Kadın aleyhtarı bir hadis ve kritiği...
“...Havva’da olmasaydı bir kadın kocasına ihanet etmezdi.” (Buhari, Müslim, Ahmed)
İbn Hacer bu hadisi şerh eder: “Burada, Havva’nın, Ademe yedirinceye kadar ağacın meyvesinden yemesini güzel gösterdiğine işaret vardır. Onun ihanetinin manası, İblisin onu kandırmasını kabullenip Adem’i de bu suça teşvik etmiş olmasıdır. Havva bütün kadın çizginin anası olunca, bütün kadınlar doğum ve soya çekimle ona benzemişlerdir. Hemen hemen hiç bir kadın kocasına fiiilen veya sözlü olarak ihanet etmekten kurtulamaz. Buradaki ihanetten maksat elbette fuhuş irtikabı şeklinde değildir.” (Fethu’l-Beri’den)
Kur’an, Adem ve Havva’nın yeryüzüne indirilişine yol açan cennetteki yasak meyveyi yeme suçunu işleyenin Adem’in kendisi olduğunu açıkca ifade etmektedir. Taha 121: “Adem, Rabbine asi oldu ve yolunu şaşırdı”. (Havva Rabbine asi oldu denilmemektedir)
Bakara 36: “...Şeytan onları kandırıp ayarttı...”
Sonuç olarak Kur’an’ın hiç bir yerinde Ademi ayartanın Havva olduğuna dair en küçük bir işarete dahi rastlamak mümkün değildir.
Yukardaki söz, önceki dinlerin kültürlerinden, bilhassa yahudi kültüründen (Tevrat, tekvin 3/1-21) gelen bir telakkinin, hadis haline sokulmuş şeklidir.
Hemmam b. Münebbih’in sahifesi gibi oldukça erken bir döneme ait bir hadis derlemesinde yer alsa da, Buhari ve Müslim buna sahih dese de, İbn Hacer bu konuyu desteklese de, Kur’an’ın açık beyanları bütün bunların geçersiz olduğunu, dolayısıyla Hz.Peygamberin sözü olmayacağını acıkça gösterir.
-Havva hiç bir zaman kocasına ihanet etmemiştir.
-Kadınların kocasına ihanetleri, Havva’nın ömrü boyunca Adem’e yapmadığı türden bir şeydir.
-Allah’ın Rasulünün Havva’yı ihanetle ve bütün hain kadınlara bu hainliğiyle öncülük etmekle nitelendirildiği, ona nasıl nisbet ediliyor.
“Bu gerçeği Rasulullah Kur’an’dan öğrenmiş olmayacağına göre, nereden öğrenmiştir? İşin doğrusu ne böyle bir gerçek vardır, ne de Rasulullah böyle bir söz söylemiştir. Çünkü o, en nezih bir dil kullanan bir kimsedir. Bu hadis ise onun ve dinin düşmanı olanların İsrailiyet’larıdır. Bize düşen bunları reddetmektir.”
İbrahim Sarmış, Hz.Peygamberi Doğru Anlamak, Cilt 1, sh, 413-414)
telpako
Nov 13 2008, 11:35 AM
Nasreddin hoc akardeşim. Allah reazı olsun. Hadislerin içini israiliyat doldurmuşlar. Hadisin senedine bakıyorsun sağlıklı ama israiliyattan başka bir şey yok. Bende diyorum ki hadis kurana muhalifse senedi ne kadar sahih olursa olsun reddederim.
Hatta daha da ileri giderek bütün hadislere şüphe ile bakarım. Ama olayların ve hareketlerin anlatıldığı hadisler vakıa oldukları için reddedilmesinin manası olmaz.
Allah'ın bizim için kolaylaştırmış olduğu dini , iyiniyetle zorlaştırmışız sebebine de hadisler demişiz.
Yukarıdaki üveys arkadaşımızın gösterdiği ayetler. Peygamberin emrinden çıkmamak, onun verdiklerini almaktır ne kadar güzel bunu zaten kimse inkar etmiyor inkar edilen dini sahih hadislerle başka bir din haline getirilmesi ,
Peygamber efendimiz bütün ömrünü tanrıça dinine ve şrike karşı savaşmakla geçirdi ama görüyoruz ki hadislerde bu biraz çarpıtılmış alimlerle tevillerle iyice tanrıça inancıan geri dönülmüş.
Bu yüzden ben Kuran-ı Kerimden başka hüccet tanımam. Namaz kılamın şekli ve zekatın şekli bakımından peygamberin gösterdiği olay ve hareketleri anlatan hadislere uyarım. Ama hüccet farklı .
TEVHİD
Nov 13 2008, 12:01 PM
ALINTI
Hadislerin içini israiliyat doldurmuşlar. Hadisin senedine bakıyorsun sağlıklı ama israiliyattan başka bir şey yok. Bende diyorum ki hadis kurana muhalifse senedi ne kadar sahih olursa olsun reddederim.
Doğru.Kur'an'a muhalif olan birşey kabul edilmez zaten.
Selam ve dua ile
cansen22
Nov 13 2008, 12:12 PM
DİNİ EĞİTİMİM OLMADIĞI İÇİN, BİR BANA BİR HADİS SUNULDUĞUNDA,OHADİSİN DOĞRU OLUP OLMADIĞINI ARAŞTIRACAK NE VAKTİM NEDE İMKANIM OLUR,BU NEDENLE SADECE KURAN GİLGİLERİMLE VE AKLIMLA KARAR VERİRİM DEMİŞTİM. BU NA KARŞILIK:
BAY uveysbinali,buyurmuçlar:
ALINTI
Bakın Kuranı bile aslından okuyamayıp meallere mahkum biri olarak hadisi şerifleri Kuranla kıyaslıyor ve sonuca varabiliyorsunuz öylemi ?
Hadisi şerifi tahlil ve tahric etmenin bir ilmi ve usulü vardır.Ki bu konu birkaç Hadis usulü kitabını neredeyse ezberlemiş olan bir çok hocanın bile boyunu oldukça aşan bir iştir.
Herkez kafasına göre Hadisleri tahlil ve tenkid etmeye kalksa idi bugün nasıl bir dine inanıyor olurduk Allah bilir.
DEMEK Kİ HADİSLERİ ANLAMANIN İLMİ USULÜ VARMIŞ,HADİS USULÜ KİTABINI EZBERLEMİŞ HOCALAR BİLE ANLAYAMAZMIŞ,BENİM BU YOLLARLA ANLAMAM ZATEN İMKANSIZMIŞ!!!!
ZATEN BEN DE O YOLLARI BİLMİYORUM,O YOLLARA İHTİYAÇ TA DUYMUYORUM
KURAN BİLGİME VE AKLIMA MÜRACAAT EDERİM,BAŞKA BİR ŞEY YAPAMAM DEMİŞTİM.
KARUBAN:
ALINTI
Bu sözleri farz-ı muhal bir hindli, bir aborijin, bir hıristo kendi inançlarına karşı söylese, diğerleri gülerler. Akıl dengesi bozulmuş muamelesi yaparlar.
Bu sözleri söyleyenlerin aklı var da, malesef kullanmıyorlar!
KENAR MAHALLE ,PİŞTİ MASASI MÜNAZARASI LAF YETİŞTİRMESİ.BUNA CEVAP VERMEYE DEĞMEZ.
GELELİM UYDURMA HADİSLEREEEE :
1)" Her kim baba ve annesinin kabrini her cuma ziyaret eder, o ikisinin veya babasının yanında Yâsin (suresini) okur ise, her âyet ve harfin sayısınca günahları affolunur. " [İbn Adiy (1/286), Ebu Nuaym, Ahbâr el-Asbahân (2/344-345)]
2)Adem (a.s.) günahı işlediğinde şöyle der: « Ya Rabbi, Muhammedin hakkı için beni affetmeni istiyorum ». Allah, « Ey Adem onu yaratmadığım halde Muhammedi nasıl tanıdın » deyince, « Ey Rabbim! beni elinle yaratıp, ruhundan bana üflediğinde başımı kaldırdım ve arşın sütunlarında Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resulullâh yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki, Sen Kendi ismine en sevgili yaratığını izâfe ettin ». Bunun üzerine Allah; « Doğru söyledin ey Adem! Çünkü o beşer içerisinde bana en sevgili olanıdır. Bana onun
hakkı ile dua ettiğinde seni bağışlarım, eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım » der.
3)Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz
( أصحابي كالنجوم ، بأيهم اقتديتم ؛ اهتديتم )
4) عُلَمَاءُاُمَّتِي كَاَنْبِيَاءِبَنِي اِسْرَائيلَ)
“Ümmetimin âlimleri, İsrailoğullarının peygamberleri gibidir.”
5) “Şaban ayının yarısı olunca gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçirin. Allah, güneş batınca (rahmetiyle) dünya göğüne (semasına) tecelli eder ve şöyle der: ‘Benden af dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim.’ Bu, böylece ‘var mı, var mı..” diye şafak sökünceye kadar sürer.” (İbn Mâce, İkâmetu’s-salât, 191; Beyhaki, Şuu’bu’l-iman, III, 359) 2) “Allah, Şaban ayının on
beşinci gecesi, dünya göğüne tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok kulunu affeder.” (Tirmizî, Savm, 39)
5) Müminin artığı şifadır.
( سؤر المؤمن شفاء ) .
BANA CEVAP VEREN EFENDİLER:
YUKARIDAKİ HADİSLERİN UYDURMA OLDUĞUNU SİZLERİN ZEKANIZ YETMİYOR DA ÖYLE BÜYÜK İLİMLER YAPMAK GEREKİR,BÜYÜK ALİMLERİN YAZDIKLARI FİKİRLERE BAKMAK GEREKİR DİYORSANIZ, O SADECE SİZİN ZEKANIZIN SORUNUDUR DERİM.
YUKARIDAKİ HADİSLERİ OKUDUĞUM DA SADECE AKLIMA VE ZEKAMA MÜRACAAT ETMEM YETERLİDİR DİYE DÜŞÜNÜRÜM.
BİR HADİSE İNANIP İNANMAMAK İÇİN,YOK İLİM YAPMAK LAZIMMIŞ,YOK USUL KİTAPLARINI EZBERLEMEK BİLE YETMEZMİŞ,BU MASALLARI KÖY VE KASABALARDAKİ, EĞİYİMİ KIT KİŞİLERE ANLATINIZ.
ANCAK ONLAR SİZLERİN NE BÜYÜK ,NE DERİN ALİMLER OLDUĞUNUZA İNANIR .
AKLA VE ZEKAYA, SADECE AKLI VE ZEKASI KIT OLANLAR ÖNEM VERMEZ.
TEVHİD
Nov 13 2008, 12:18 PM
Yazılarımızı yazarken hakaret etmeme gayretinde olalım inşallah.
Selam ve dua ile
uveysbinali
Nov 13 2008, 12:33 PM

Bu akıl denilen nesne hadisi şerifleri tahric ve tahlil için onca uğraş veren alimlerde yokmuydu ki ?
cansen22
Nov 13 2008, 12:56 PM
ALINTI(TEVHİD @ Nov 13 2008, 12:18 PM)

Yazılarımızı yazarken hakaret etmeme gayretinde olalım inşallah.
Selam ve dua ile
UYARINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
ÇOK ÇOK DAHA DİKKATLİ OLMAM GEREKTİĞİ İKAZINIZA ÇOK ÖNEM VERİYORUM.
GAYRET EDECEĞİM SÖZÜ BİLE AZ KALIR, TÜM GAYRETİMİ KULLANACAĞIM.
TEŞEKKÜR İLE
cansen22
Nov 13 2008, 01:30 PM
ALINTI
Şu "Kuran bilgime ve aklıma göre hadisin uydurma olup olmadığına karar veririm" diyenler iki gündür temcid pilavı gibi aynı lafı önümüze sunmaktan vaz geçip, başlığa konu olan ve benimde Sahih Buhari'den bizzat metnini geride naklettiğim hadisi şerifin, Kuranı Kerimin neresine uymadığını söyleyemezlermi acaba ?
KARDEŞ HANGİ HADİSTEN BAHSETTİĞİNİZİ ANLAMADIM.
BAHSETTİĞİNİZ HADİSİ LUTFEDERSENİZ FİKRİMİ SÖYLEYEBİLİRİM.
TEVHİD
Nov 13 2008, 02:00 PM
ALINTI
UYARINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
ÇOK ÇOK DAHA DİKKATLİ OLMAM GEREKTİĞİ İKAZINIZA ÇOK ÖNEM VERİYORUM.
GAYRET EDECEĞİM SÖZÜ BİLE AZ KALIR, TÜM GAYRETİMİ KULLANACAĞIM.
Uyarıyı dikkate almanızdaki nezaketli üzlubunuza da ben teşekkür ederim kardeşim.Hayırlı paylaşımlar inşallah.
Selam ve dua ile
telpako
Nov 13 2008, 02:27 PM
ALINTI(uveysbinali @ Nov 13 2008, 12:33 PM)


Bu akıl denilen nesne hadisi şerifleri tahric ve tahlil için onca uğraş veren alimlerde yokmuydu ki ?
O alimlerdeki akıl denen şey biz insanlarda yoku bizler neden hiçbir şeyi anlayamıyoruz biz malmıyız.
TEVHİD
Nov 13 2008, 03:14 PM
ALINTI
Bu akıl denilen nesne hadisi şerifleri tahric ve tahlil için onca uğraş veren alimlerde yokmuydu ki ?
Vardı ama Hariciler deniyor baksanıza.(Ben harici falan değilim.Aman kategorize etmeyin.)
Resulullahtan nakledilen birçok hadis mevcuttur.Hadisleri kafamıza göre değerlendirmememiz gerektiğini de bilmekteyim.Ama Kur'an'a muhalif olanları asla kabul etmem mümkün değil.Kaldı ki resulullahın kabul etmememiz hususunda uyarıları da vardır.
Neyse ki son zamanlarda sahte olanların temizlenmesi çabasına girilmiş.Bu da memnuniyet verici.
Selam ve dua ile
cansen22
Nov 13 2008, 03:25 PM
ALINTI(telpako @ Nov 13 2008, 02:27 PM)

O alimlerdeki akıl denen şey biz insanlarda yoku bizler neden hiçbir şeyi anlayamıyoruz biz malmıyız.
KARDEŞ TELPAKO,
Bizden 1000 yıl önce yaşamış,dünyanın yuvarlak olduğundan bile haberi olmayan büyük alimlerin
aklının yanında,bizim aklımızın lafı olur mu?
Yanlış anlaşılmasın eski alimlere saygısızlık ettiğim düşünülmesin.Onlara tarihi kişiler olarak
saygım sonsuz.Ancak MÜSBET İLİMLERİN,TOPLUM VE ÇEVRE BİLİMLERİNİN çok fazla değişmiş olduğunu
unutmamak lazım.Onların görüşlerinide öğreniriz ancak sorgulayarak.
HATA YAPMAYAN ALİM YOKTUR.HATASIZLIK ALLAHA MAHSUSTUR.
TEVHİD
Nov 13 2008, 03:29 PM
ALINTI
Onlara tarihi kişiler olarak
saygım sonsuz.
Alimler için yaptığınız bu açıklamaya katılmamaktayım.
Tarihi kişilikler yerine İslâm dinine emek sarfetmiş kişilikler olarak nitelendirilmesini daha doğru bulmaktayım kardeşim.
Selam ve dua ile
cansen22
Nov 13 2008, 03:43 PM
ALINTI(TEVHİD @ Nov 13 2008, 03:29 PM)

Alimler için yaptığınız bu açıklamaya katılmamaktayım.
Tarihi kişilikler yerine İslâm dinine emek sarfetmiş kişilikler olarak nitelendirilmesini daha doğru bulmaktayım kardeşim.
Selam ve dua ile
PEKİ KARDEŞİM,
TARİHTE İSLAM DİNİNE EMEK VERMİŞ ALİMLERE SAYGIM SONSUZDUR.
OLDU MU?
karuban
Nov 13 2008, 08:24 PM
Aklımız var, biz her şeyi bilirize devam ediniz. Edeceksiniz de zaten.
Edin de, aklınız ermediğinde ya da yanıldığında nereye başvuracaksınız? Aklnız her şeyi ihata etmeyeceğine ve ara ara yanılacağına göre... Yoksa aklım her şeyi ihata eder, aklım yanılmaz mı diyorsunuz?
Demiyorsanız, özellikle soruya cevap vermenizi rica ediyorum:
Aklınız ermediğinde ya da yanıldığında nereye başvuracaksınız? Kur'an diyorsanız, e zaten hep Kur'an diyordunuz ve aklınız eremedi ve de yanıldı! Yanılınca gine Kur'an derseniz, düzeltirken yanılmadığınıza nasıl emin olacaksınız? Önceden yanılmıştınız, şimdi de yanılabilirsiniz, değil mi? Peki, nasıl doğrultacaksınız? Neye göre doğrulttuğunuzu anlayacaksınız? Yanılan aklınıza, yine aklınızı mı hakem edeceksiniz?
siyahsancak
Nov 13 2008, 09:03 PM
Buda benden olsun hadis sahih değildir,yok o zayıftır yok o neden öyle dedi yok mantıksız vs vs vs..diyen sapıklara reddiyenin gülü..Buyrun ayrıntılı bilgiler sapıklar için www.siyahsancak.com
http://video.google.com/videoplay?docid=-3...76154&hl=en
islambuli
Nov 13 2008, 10:02 PM
bu çarşı alayına karşı gibi olmuş biraz.cübbelide beşiktaşlımı nedir bu başlığı gördükten sonra olmazda değil hani slogan falan aynı
cansen22
Nov 14 2008, 12:01 AM
ALINTI(karuban @ Nov 13 2008, 08:24 PM)

Aklımız var, biz her şeyi bilirize devam ediniz. Edeceksiniz de zaten.
Edin de, aklınız ermediğinde ya da yanıldığında nereye başvuracaksınız? Aklnız her şeyi ihata etmeyeceğine ve ara ara yanılacağına göre... Yoksa aklım her şeyi ihata eder, aklım yanılmaz mı diyorsunuz?
Demiyorsanız, özellikle soruya cevap vermenizi rica ediyorum:
Aklınız ermediğinde ya da yanıldığında nereye başvuracaksınız? Kur'an diyorsanız, e zaten hep Kur'an diyordunuz ve aklınız eremedi ve de yanıldı! Yanılınca gine Kur'an derseniz, düzeltirken yanılmadığınıza nasıl emin olacaksınız? Önceden yanılmıştınız, şimdi de yanılabilirsiniz, değil mi? Peki, nasıl doğrultacaksınız? Neye göre doğrulttuğunuzu anlayacaksınız? Yanılan aklınıza, yine aklınızı mı hakem edeceksiniz?
KARDEŞ ,
Şimdi bu yazdıklarınız MANTIK MI oldu? Bu MANTIK yapayım derken, mantığın mantıksızlığı oldu.
KARDEŞİM, tüm suallerinizin cevabı:
Benim belirli bir kur'an bilgim var. Ortalıkta yüzbinlerle HADİS olduğunu biliyorum.
Bana sunulan bir hadisin sahih olup olmadığını tesbit edecek bilgi ve ihtisasım yok.
Bu durumda:
Bana sunulan bir hadis olduğun da önce bildiğim kadarıyla kur'ana uygunluğunu düşünürüm,
sonrada bakarım ,AKLA,ZEKAYA,İZ'ANA MANTIĞA uygun mu.AKLIMA YATARSA KABUL EDERİM.
AKLIMA YATMAZSA İNANMAM.
ŞİMDİ SORUNUZ:
AKLIM YANILIRSA NE OLACAK ????
KARDEŞ TABİİ Kİ YANLIŞ YAPMIŞ OLACAĞIM.
SİZ HİÇ YANLIŞ YAPMIYOR MUSUNUZ ????
EĞER SİZİN YANLIŞ YAPTIĞINIZ İŞLER VARSA,BENİM DE BİRAZ OLSUN Dİ Mİ ???
karuban
Nov 14 2008, 12:08 AM
Dininiz hususunda "yanlışlık" yapmaktan korkmuyorsanız mantığa akla gerek yok tabii ki. Her yer düzdür. Yürü yürüyebildiğin kadar durumu söz konusu...
"Allah'tan hakkıyla alimler korkar"
cansen22
Nov 14 2008, 12:09 AM
ALINTI(siyahsancak @ Nov 13 2008, 09:03 PM)

Buda benden olsun hadis sahih değildir,yok o zayıftır yok o neden öyle dedi yok mantıksız vs vs vs..diyen sapıklara reddiyenin gülü..Buyrun ayrıntılı bilgiler sapıklar için www.siyahsancak.com
http://video.google.com/videoplay?docid=-3...76154&hl=enKARDEŞ,
SİTEMİZE HOŞ GELDİN,
AMA HEMEN KENDİ REKLAMINLA GELMİŞİN.
karuban
Nov 14 2008, 12:15 AM
13- RA’D 21. Onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.
Buyrun bakalım, aklınız bu tenakuzun içinden nasıl çıkacak...
cansen22
Nov 14 2008, 12:25 AM
ALINTI(karuban @ Nov 14 2008, 12:15 AM)

13- RA’D 21. Onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.
Buyrun bakalım, aklınız bu tenakuzun içinden nasıl çıkacak...
2-el-BAKARA:
46. Onlar, kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini düşünen ve bunu kabullenen kimselerdir.
82. İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar
5-el-MÂİDE
87. Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.
7-el-A'RÂF
3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
10-YÛNUS :
100. Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz. O, akıllarını kullanmayanları murdar kılar.
nasreddinhoca
Nov 14 2008, 12:35 AM
Hadis inkar etmek başkadır...
HadisLERi inkar etmek başkadır...
Sünneti inkar etmek bambaşkadır...
Hadis inkar ederseniz, inkarınızın sağlam istinadları olmak zorundadır...
HadisLERi inkar etmek ise akl-ı selim ile izah edilemez...
Çünkü, amellerimiz hadisler ile sabittir...
HadisLERi inkar eden, doğrudan sünneti inkar yoluna gider...
Sünneti inkar ise küfürle eşdeğerdir...
Zaten sünnet münkirliği Hint kuraniyyun akımı ile gündeme gelmiştir, bunların arkasında ingiliz emperyalizminin olduğu muhakkaktır...
kilic_aygül
Nov 14 2008, 01:56 AM
cansen22 yazmış
ALINTI
Bizden 1000 yıl önce yaşamış,dünyanın yuvarlak olduğundan bile haberi olmayan büyük alimlerin
aklının yanında,bizim aklımızın lafı olur mu?
Alimlere tarihi kişilik olarak(!) saygı duyduğunuzu vs vs de eklemişsiniz,
Ama 1000 yıl önce yaşamış dünyanın yuvarlak olduğundan bile haberi olmayan diye onların aklını zekasını kendinizden aşağı görmüşsünüz.
1000 yıl önce insanın IQ su daha mı düşüktü? Aksine bugün insanların beyni çağın getirdiği bir sürü şey yüzünden daha fazla travma geçiriyor. Ayrıca İslam Alimlerinin Allah ın Dinini öğrenip Sünnet çizgisinde yorumlamaları için müspet bilimlere ihtiyacı yoktu. Allah ın Resulu nun yaşadığı döneme yakın olmaları avantajdı. Biz de bugün 1000 yıl sonra keşfedilecekleri bilmiyoruz. O zaman şimdi senin de aklın 1000 yıl sonrakilerden daha kıt demektir. O zaman güvenmiceksin o aklına o kadar..
Sizin çocuklarınız veya bizim çocuklarımız ilkokula gidecek yaşa gelene kadar çoktan Kur'an ı Kerim i ezberlemiş olabiliyolar mı? (Gerçi bugün dahi dünyada örnekleri var ama bizim aramızdan çıkmıyor)
Siz çocukluğunuzda bunu yapabildiniz mi? Biz yapabildik mi? Onlar yapabildi mi? Şimdi bile yapamıyosunuz. Yapamıyoruz. Dünyanın yuvarlaklığını öğrenince IQ muz mu yükseldi? Dünyanın yuvarlak olduğunu siz mi keşvettiniz de 1000 yıl önceki alimleri beğenmiyosunuz..
O dünyanın yuvarlaklığından haberi olmayan alimler, bugün bizim dünyanın yuvarlak olduğunu bilen çocuklarımızın ilkokul yaşına gelene kadar, Kur'an ı Kerim i ezberlemiş oluyorlardı. Liseyi bitirdikleri yaşlarda da Şeyhulislam oluyorlardı.
Hem müsbet ilimle uğraştığınız için bilginiz ve araştıracak vaktiniz olmadığını söylüyorsunuz. Hem de bilmediğiniz konularda kafadan atıp ahkam kesip kimseyi de beğenmiyosunuz.
Şimdi o dünyanın yuvarlaklığından haberi olmayan 1000 yıl önceki alimler gibileri yetişseydi böyle takıldığımız yerlerde bizi aydınlatırlardı. Şimdiki gibi ya kafadan işine geldiği gibi atmasyon sallayıp ya da herbirimiz derin alim olmak zorunda hissetmezdik kendimizi..
Ama yetişenleri de zindanlara tıkarak mükafatlandırırlar o başka..
Wesselam
karuban
Nov 17 2008, 02:01 AM
3-5 ay gibi kısa zamanda felsefe konularına ve icap ettirdiği yabancı dillere vakıf olup yazdığı eser ile felsefeyi hallaç pamuğu gibi savuran; ilim, maharet, akıl ve zakanın zirvelerinden İmam Muhammed Gazali Hz., El Munkızü Mine’d Dalal (Delaledden Kurtuluşa) isimli eserinde şunları söyler:
"Akıl tek başına istenen her şeyi açıklamaya kafi olmayıp, meselelerin üzerinden perdeyi kaldıracak güçte değildir"