Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Bana Dönün, Bende Size Dönerim!
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ İZ BIRAKANLAR ]·.
Sayfa: 1, 2, 3, 4
Jerusalem

Çok okuyarak bu hayatta gelişebiliriz, Allah'ın sözlerini daha çok okumalıyız kardeşler. Kötülüklere artık dur demeli, kendi benliğimize isyan etmeliyiz.
Rab Allah, Hz. Zekeriya aracılığıyla diyor ki: Herşeye Egemen Rab, bana dönün, bende size dönerim diyor. Atalarınız gibi davranmayın! Önceki peygamberler, Rab kötü yollarınızdan ve kötü uygulamalarınızdan dönün diyor, diyerek onları uyardılar. Ne var ki, onlar dinlemediler, bana aldırış etmediler. Böyle diyor RAB."
Zekeriya Kitabı Ayet 1:2-5
Tıpkı şimdi olduğu gibi, hep oluyor aslında, insanlar hiçbir zaman gelen peygamberlere iyi bir merhaba demedi, iyi bir karşılama yapmadı; hep kötülediler, soğuk davrandılar, taşladılar, çarmıha gerdiler! Küçük bir azınlık onları dinledi ama yıllar sonra daha da fazla kişi anladı gerçekleri! İşte bu ayettede bundan bahsediyor; önceki peygamberlere yapılanları biliyorsunuz, ve sonlarını biliyorsunuz hala aynı hataları tekrarlamayın, okuyun tarihi, kitapları önemseyin demeye getiriyor Hz. Zekerya burada aracılık yaparak! Bütün kitapları okuyalım!
Herşeye Kâdir Rab Allah, bizleri bereketlesin... Zihin açıklığı versin ve sözlerini daha iyi anlıyalım.. Geçmişten ders alalım. Amin.

Saygılar,

Jerusalem
asiLDuA
ALINTI
Zihin açıklığı versin ve sözlerini daha iyi anlıyalım.. Geçmişten ders alalım.


inşallah.Allah razı olsun.Bu arada hoşgeldiniz.
Jerusalem

Sağolun hoşbuldum.


İslamda, Ahmet Muhammed zamanında diyordu ki: "Okuyun!"

Musa zamanında demişti ki:" Dinleyin!"

Zekeriya 2:13 ayetinde diyor ki: "Ey insanlar, RAB'nim önünde sessiz durun! RAB kutsal konutundan kalkmış geliyor!"
Bu ayet birazda mecazi, çünkü Zekeriya Allah'tan peygamberlik alıyor, bazende görüm.
Allah'a olan saygıdan, O'nun önünde sessiz kalmalıyız, dua ederkende çok laf kalabalığı yapmamalıyız mesela... Çok önemli bir cümle daha var, tıpkı diğer bütün peygamberlikte söylenen sözler, ayetler gibi; İ.Ö. 520 senesinde "Rab gelecek" diye uyarıyor Hz. Zekeriya.

İşte "Dinle İsrail" diyen Musa'nın sözleri gibi... İsrail demek Allah'ın müminleri demektir... Dinleyin diyor ayetlerde Zekeriya.. Rab geliyor.. Sessiz olun... Biraz susun... Kötülük yapmayın.. Gerçekçi olun..
Kıyamet alametleri sayılır işte bu sözler, Mesih'in gelişinden bahsediyor... Ve ahlaktan, Rab'be olan saygıdan bahsediyor..

Zaten Zekeriya Peygamberin kitabının ilk sayfasında ana hatlar diye şunlardan bahsetmiş:
"Uyarı ve umut bildirileri"
"Gelecek gönenç ve barış"

***Bazı insanlar Zekeriya kitabının değiştirildiğini söylüyor; ve bir çok peygamberlik kitaplarınında öyle, Hz. Musa'nın Torası mesela.. Hz.Davud'un sözleri mesela, Havarilerin İncil-i Şerif'i mesela, Hz. Yunus, Hz. Süleyman... Ve daha nice Kutsal Yazıtlar, Mesih'in gelişini müjdeleyen, kıyamet yakın diyen peygamberlikler... Halbuki böyle diyen insanlar müslümanlıklarıyla övünürler; ama hiç Kuran-ı Kerim'i okumadıkları belli oluyor, Ahmet Muhammed demiyor mu: "Allah'ın sözleri değişmez, değiştirilemez!" diye. Ve zaten Tevrat'ta yazıyor, değişmez, değiştiren lanetlensin diye...

Size Hz. Davut'un mezmurlarından(Zebur) bir tane bölümünü(140.) yazayım:

"Ya RAB, kurtar beni kötü insandan,
Koru beni zorbadan.
Onlar yüreklerinde kötülük tasarlar,
Savaşı sürekli körükler,
Yılan gibi dillerini bilerler,
Engerek zehiri var dudaklarının altında.
Sela*
Ya RAB, sakın beni kötünün elinden,
Koru beni zorbadan;
Bana çelme takmayı tasarlıyorlar.
..........
Kötülerin dileklerini yerine getirme Ya RAB.
Biliyorum RAB mazlumun davasını savunur,
Yoksulları haklı çıkarır.
Kuşkusuz doğrular senin adına şükredecek,
Dürüstler senin huzurunda oturacak."

Çok güzel bir mezmur, Zebur kitabını insanlar dua olarakta okusun diye de yazmıştır Hz. Davut İ.Ö. 900lerde...

Esenlik olsun,

Jerusalem
Jerusalem

İşte Rab'bin zamanında günahkarlara takındığı tavır ayetlerde:

"Kutsal Yasa'yı ve Herşeye Egemen Rab'bin kendi Ruh'uyla gönderdiği, önceki peygamberler aracılığıyla ilettiği sözleri dinlememek için yüreklerini taş gibi sertleştirdiler. Bu yüzden Herşeye Egemen Rab onlara çok öfkelendi. ""Madem ben çağırınca dinlemediler"" diyor RAB, "Onlar çağırınca, bende onları dinlemeyeceğim!"

Rabbi (öğretmen) Mesih demiyor mu ayetlerde: "Dua etmiyorsunuz ki alasınız, dua edincede alamıyorsunuz çünkü hep bedenin gereksiz istekleriyle ilgili şeyleri, kötü şeyleri istiyorsunuz."

Ve yine Zekeriya Peygamber son ayetlerinde önemli müjdeler veriyor: (Mesihin gelişi ve kıyamet)

"Tanrım bütün kutsallarla birlikte gelecek! O gün ışık olmayacak, ışık veren cisimler kararacak. .... Rab bütün dünyanın Kralı olacak. O gün yalnız RAB yalnız O'nun adı kalacak."

İşte Hz. Zekeriya'nın son ayetlerindeki müjde de bunlar... Mesih...

Esenlik olsun.
pfd_34
Sayın jarusalem yazdıklarınız beni derinden etkiledi. Mümkünse hemen hristiyan olmak istiyorum. Eğer adresi şaşırmadıysanız, islami bir forumda ahkam kesmenizin de amacı bu herhalde. Mümkünse müslümanlara ağzının payını vermek ve muhteşem dininize sempati toplamak.
Eee işte ben etkilendim ve hristiyan olmaya karar verdim. Yukarda yazdığınız derin sözlerden etkilenip hristiyan olmamak da mümkün değil zaten.

Yanlız Ahmet Muhammed şeklinde yazdığınız islam peygamberine kendiniz inanmazken uyduruktan iki atıfta bulunup müsmümanları etkileyebileceğinizi nasıl düşündüğünüzü de merak ettim doğrusu. Sizin ordan müslümanlar o kadar salak mı gözüküyor?

Şimdi bir müslüman çıkıp
"Baba Rab" sözlerinden Allah'a cinsiyet biçmeniz hakkında bir soru sorsa, ne diyeceksiniz? Öyle ya Mesih'in babası olduğuna göre Rab muhakkak erkek olmalı. Bu uydurmalara siz nasıl inanıyorsuuz dese. Değil mi?

"Mesih bizim için kendini feda etti" sözünden Allah'ın "diriltmek, öldürmek" sıfatları yokmu? Bu nasıl bir feda diye sorsa?

Rabbimiz olan İsa'nın nasıl olurda tuzağa düşürülüp tahtaya (çarmıha) çakılabileceğine inandığınızı sorsa. Rab tuzağa düşürülebilir mi? Rabbe işkence edilebilir mi veya Rab öldürülebilir mi diye sorsa. Siz böyle şeylere nasıl inanıyorsunuz diye sorsa...

Sevgi dini dediğiniz hristiyanlığın mensuplarının tarihten beri dünya genelinde bir sürü sömürgelerle zavallı insanların kanlarını emmesini, şimdilerde ise Irak'a özgürlük getireceğiz deyip milyon tane insan öldürmesinin sebebini sorsalar?

Neden dünyanın öbür ucundaki bir ada devletinin ingilizce veya fransızca konuştuğunu sorsalar....

Burdan bakınca hristiyanlar da çok akıllı gözükmüyor aslında. Hele ki uyduruktan bir iki edebiyat yaparak müslümanları etkilemeyi düşündüğünüze göre...

Esenlik olsun...

Not: Edebiyat parçalamayı ve uyanıklığı bırakıp "ben hristiyanım" diyerek bizimle konuşmak istiyorsanız buyrun. Ama misyonerlik yapmayı planlıyorsanız burda adama gülerler, karizmanız çizilir, sonra demedi demeyin.

Tekrar esenlik olsun..
Jerusalem

Sayın Pfd_34,

Sözlerin derin olmasının nedeni, Rab'bin peygamberlere gösterdiği görümlerden, mesajlardan ve bunların gerçekliğinden dolayıdır. Bunlar Yaradan'ın yolları, düzeni, hayatın anlamı.
Dinime sempati toplamaya çalışmıyorum "o anlamda"! Hayata sempati toplamaya çalışıyorum "gerçek anlamda" çünkü açıkçası içimden geliyor bunu paylaşmak. Tıpkı yukarıda ki ayetlerde yazdığım Zekeriya'nın ayetleri gibi... Geçmişten ders almak gerekiyor. Yani tarihteki hıristiyan isimli kişilerin katliamlarına bakmak, Irak savaşındaki hıristiyan isimli Amerika'ya bakmak, çok ama çok büyük bir hata olur açıkçası!! Çünkü insanlar insanlara bakarak yorumluyor... Ama bu insanlar okumuyor ki Mesih İsa'yı anlasınlar. Yanağına vurana öbürünü çevir diyor Rabbi İsa ama Amerika tam tersi.. Bu insanlar günah içindedir doğal olarak; günahkarlarız (yani günaha meğilliyiz); gerçek hıristiyan olduklarını söyliyemem ama sonuçta Rab bilir yargı yapmıyayım. Ama bir ayet der ki: "İman eylemle kanıtlanmıyorsa o iman ölüdür; kanıtlanmıyorsa o iman neye yarar!" Yani kimin hıristiyan kimin değil çok rahat anlıyabilir "samimi hıristiyanlar"! Yürekten hıristiyanlar kesinlikle, sade yaşayan kendi halindeki, Rabbin ışığını esenliğini yansıtan kişilerdir, hayatlarında bunu görebilirsiniz! Ama kimliğinde her müslüman, hıristiyan, musevi yazan kişiler öyledir diye birşey yok. Bunlar dünyanın anlaması gerekiyor artık.
Haçlı Seferleri, açıkça diyebilirim ki tamamen şeytan işi! Ayetlerde kurtuluş Yeruşalemdendir diyor; ve bu yüzden de Haçlılar Yeruşalem'i almak istiyor birçok nedenlerle birlikte ama bilmiyorlar ki Yeruşalem bu dünyada değil öbür boyuttadır diye. Yeruşalem cennetin, bi nevi, ismidir! Ama dediğim gibi okumuyor bu insanlar!
Evet dinime sempati toplamaya çalışmıyorum; ordu toplayıp haçlı seferi yapmak gibi bir şeytani planım yok.
Misyonerleride açıkça sevemiyorum, katıldığım cemaatte sevmiyor çünkü dünyada gerçek misyonerler çok az. Misyonerlik hıristiyanlığın gereğidir. Ama çok fazla şarlatan var, broşür dağıtır gibi iki günlük hıristiyan olan genç insanlar bir hevesle incil dağıtmaya çalışıyorlar. Artık piyasa işleri gibi, çok rezalet oldu. Çok üzücü diyebilirim.

Mesih kendine inananlara diyor ki :"...sizlere deli diyecekler, dalga geçicekler...."
Başpastör bir vaazında demiştiki bu söz hakkında : "Samimi gerçek iseviler, en çıkmaz yol olduğunda bile yanındakiler deli dese bile Rabden ümidini kesmez ve dua eder; o zor durumda olan kişi için."

Bir iki kalan sorunuzu cevaplıyayım.

Rab, Mesih'in Babasıdır. Neden biliyor musunuz? Aslında bunların çok güzel anlamları var. Çünkü Mesih çok özel biri ve Mesih ile Rab arasındaki ilişki bir Baba, oğul ilişkisi gibi tıpa tıp; bunlar çok rahat görülebilir Kutsal Yazılarda ve Mesihte Allah'a dua ederken bir Baba ile samimi bir şekilde konuşmamızı öğütlüyor. Bu Baba denmesi erkek olduğundan dolayı değildir; bakın şöyle açıklıyayım.
Ayetlere göre erkek ve kadın eşittir AMA aile içinde erkek erkeklik görevlerini yapar çalışır, ağır işler yapar, kadın kadınlık görevini yapar eve bakar, çocuğa bakar! Yani herkez eşit ama yaratılışlarımıza göre de kendimize has görevlerimiz var. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'ta aynı bunun gibidir. Aslında İsa diyor ki :" Ben alfa ve omegayım yani başlangıç ve sonum". Yahudi ferisiler diyor ki bir konuşma sırasında: "Sen 40 yaşında bile yoksun nasıl gördüm İbrahimi diyorsun!" Mesih diyorki "İbrahimden önce ben varım." Rabbi Yaradan ne ulu ne yücedir, hamtlar olsun gerçekten sözleri çok güzeldir. Yani İsa sadece bedenen dünyaya geldiğinde yoktu, hep vardı. Allah birdir ve açıklanması çok zordur, anlamak zor, Baba Oğul Kutsal Ruh bütünen Allah'ı oluşturuyor; Öz, söz ve Ruh... İşte imanda hissedilen Kutsal Ruhtur. İşte aile gibidir Rabde kendi içinde... Üçlü kendi içinde eşittir, hepsi eşit üstün değil zaten tektir de... Ama üstümüzdeki nuru farklı. Çok fazla kurcalamayalım; çünkü bazı hıristiyanlar var, insanlara bildirilmeyen şeyleride öğrenmek istiyorlar ve ozaman sapkınlıklar başlıyor.. O yüzden herşeyi bilmek istememek erdemdir benim görüşüme göre.


Mesih'in yakalanıp çarmıha gerilmesi nasıl mı oluyor! Bakın yakalanınca vali diyorki: "Sen Kral mısın, Mesih misin, Krallığın nerede, seni kurtarabilirim üzerinde yetkim var!"
Mesih diyor ki: "Evet Kralım ama Krallığım bu dünyada değil, eğer bu dünyada olsaydı yandaşlarım yakalanmama izin verirler miydi sanıyorsun! Üzerimde hiçbir yetkin yok!"
ve havarileriyle konuşurken diyor ki: "Canımı vermeye yetkim var, ben istediğim için veriyorum, bu buyruğu Babamdan aldım!"

Mesih'in acı çekip ölmesi, olması gereken birşeydi... Yani dışarıdan görüldüğü gibi değil.. Bunu Mesih yandaşlarıda anlamamışlardı o zamanlar.. ayetlerde anlamadıkları çok açık belirtiliyor. Bu Rab'bin sevgisinin göstergesidir hamt olsun... Günahlarımız için öldü! Tevrataki peygamberlikler gerçek oldu. "Yeşeya Peygamber bunlar uzun uzun açıklamıştı M.Ö. 1000lerde : "O'nun yaralarıyla şifa bulduk" diyordu.


Gördüğünüz gibi tamamen inançla konuşuyorum, direk ayetlerden konuşuyorum; Tevrat'ta da, İncil-i Şerifte de, Zeburda da söyleniyor... Sözler değişmez. Rabbi sözlerini korur.. Bir şekilde O'nu anlayabilmemiz için bize ulaşır...

Kesinlikle Amerika gibi bir ülkenin hıristiyan denmesine, samimi hıristiyanlar katlanamaz ya da Haçlıların ya da pazarlamacı kandırılmış genç misyonerlerin... Internetlerde insanlar küfür dalaşına girip, GS FB sohbeti gibi din tartışıyorlar.. Rab bu kadar mı ciddiye alınmıyor... Havariler ayetlerde kesinlikle diyor: "İnanç tartışmalarına girmeyin."

Kutsal Sözleri öğrenmek çok önemli ve okumak tabi ki...

Ahmet Muhammedden örnek vermemin nedeni hoşgörüydü, küçük simgesel olmuş kelimeler var dinler arası bunu söylemek istedim sadece ama siz art niyet aramışsınız.. İslam "oku" der, Musa "Dinle".


Evet Hristiyanım hamt olsun, dediğiniz gibi sizlerle konuşmayı isterim.
Samimiyetle yazdım umarım sizler için bereketli olmuştur..

Saygılar,
Esenlikler olsun.

Jerusalem.

Jerusalem

Zekeriya Peygamber toplam 7 görüm görmüştür; ilk gördüğü görümlerden birisi de "Mersin Ağaçları arasında Kızıl Ata binmiş bir adam ve arkasından gelen beyaz atlar." Zekeriya soruyor meleğe bunlar nedir diye! Melekte cevaplıyor: "Bunlar dünyayı dolaşmak için Rab'bin gönderdikleridir." Bunlar meleklerdir.
Mersin ağacı sonsuzluğu simgeler; o yüzden de genellikle batı hristiyanları Doğuş (Noel) Bayramında ağaç dikerler evlerine, süslerler; Doğu Hristiyanlarında bu kültür pek yok ama yapan var genellikle. Anlamı budur sonsuzluk; Doğuş Bayramın'da ağaç dikilmesinin sebebide, Mesih'in sonsuzluğudur.

Yine bu görümleri, anlamları Zekeriya kitabında görebiliyoruz.

-Benimle konuşan melek yanımdan ayrılınca başka bir melek onu karşılamaya çıktı. Önceki meleğe şöyle dedi: “Koş, o gence de ki, içinde barınacak sayısız insan ve hayvandan ötürü Yeruşalim sursuz bir kent olacak. RAB, “Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım” diyor (Zekeriya 2:3-5).

Zekeriya özellikle Yeruşalim’e hitaben konuşmaktadır. Aslında dönenler yeniden Davut krallığını ya da monarşiyi kurmak için değil, dört yüzyıl boyunca İsrail yaşamının temelini oluşturan tapınağı dolayısı ile Yeruşalim’i restore etmek için dönmüşlerdir. Bu uzun serüven Davut’la başlayıp Süleymanın tapınağı ile devam etmektedir. Ama Yeşeya ve Yeremya’nın ifadelerinde olduğu gibi hep korunmayı yanlış şekilde anlamaları nedeni ile sonunda kentlerini kaybetmişlerdir.

İnsanların insanlıkları burada da görülüyor, geçmişten ders almamak burada da görülüyor. Güvensizlik, inançsızlık; ve sonunda Rab tarafından verilen ceza.

Günahları ne kadar büyük olursa olsun kendilerine seçilmiş bir halk olarak hiçbir şey olmayacağını düşünüyorlardı. İ.Ö 586’da hiç böyle olmamıştı. Tanrı izin verdi ve Yeruşalim yıkıldı. İsrail'in manası Allah'ın halkı demektir; şuan Mesih geldiğinden beri İsrail Mesih İnanlılarıdır (hristiyanlar).

Esenlik olsun
Jerusalem
Eğer dikkatli bir çalışma yaparsak bu vizyonun temelini Mesih’in oluşturduğunu görürüz. Bu görümlerin vaizi aslında melektir (1:11). İkinci bölüm ölçüp biçen bir kişinin anlatıldığı bir vizyonla başlamaktadır. Meleğe açıklama getiren ikinci melek kızıl at üzerinde olandır. Ve göksel orduların başıdır. Zekeriya 2:4’de konuşmaya başlar ve bölümün sonuna dek devam eder. Burada aslında Mesih İsa’nın bir ön görümü söz konusudur. Buradaki konuşmaya dikkat edin elimi onlara karşı kaldıracağım ..O zaman siz de beni Her Şeye Egemen RAB’bin gönderdiğini anlayacaksınız(9.ayet). Ve arkasından da ortamız da yaşamaya gelecek olduğu bildirisi vardır. Ve bir çok milletler bu gelişle RAB’bi yüceltmeye O’na ait olmaya başlayacaklardır.

Görüldüğü gibi Kutsal Üçlükte tek Allah’nın açıklanışı eski antlaşmadan başlamaktadır.

Mesih İsa Tanrı’nın Oğlu, dünyanın günahını kaldıran kurtarıcısı olarak gelendir. Tanrı’dan Tanrı ve Nurdan nurdur. Bu noktada Yuhanna 1:14’de “Söz beden aldı ve aramızda yaşadı” ifadesi ile de bağlantı kurmamız mümkündür. Mesih İsa’nın gelişi ile Zekeriya 2:11’de milletlere ilişkin peygamberlikte yerine gelmiş olmaktadır. Yuhanna 5:36’da tamamlamam için Baba’nın bana verdiği işler, şu yaptığım işler, beni Baba’nın gönderdiğine tanıklık ediyor sözleri de yine Zekeriya 2:11’in yerine geldiğini göstermektedir. Matta 1:23’de “Tanrı bizimledir” ifadesinde bile yine Zekeriya’nın söylemlerinin yerine gelmesi söz konusudur.

Hz. Zekeriya Peygamber'in görümleri, peygamberlikleri hakkında söyleyeceklerim bu kadardır; görüldüğü gibi Zekeriya Kitabı çok önemlidir, iman konusunda, gelecek konusunda ve Rab'be karşı olan hareketlerimiz konusunda.

Hz. Zekeriya bu görümleri İ.Ö. 520- 518 yılları arasında Rab'den almıştır.

Esenlik olsun,
Saygılar

Jerusalem.
pfd_34
Arkadaşım anlattıkların her ne kadar bana masal gibi gelse de samimi bir insan olduğunu tahmin ediyorum. Yanlız iki şey sormama müsaade et.

Neden dinini burda anlatmak istiyorsun? Amacın sempati toplamak değilse ne?

Neden kendisine inanmadığın islam peygamberini "öyle dedi böyle dedi" diye örnek gösteriyorsun?

Ayrıca bu forumu terk etmemeni istiyorum. Seninle konuşmak istediğim ve sormak istediğim bir sürü şey var. Zamanında bir hristiyan forumda sorduğum hiç bir soruya cevap alamamıştım. Kendi üzerine alınma ama hristiyanlardan hiç haz etmem. Sorulan hiç bir soruya doğru dürüst cevap vermiyorlar. Eğr senin de müslümanlık için sormak işstediğin bir şeyler varsa lütfen buyur. Bizi kazanmak için geldiğin bu forumda belki biz seni kazanırız.
İlk önce yukarda sorduklarımla başlayalım istersen.

Esenlik olsun...
Ahmet7
ALINTI(Jerusalem @ Dec 26 2007, 01:19 AM) *

Çok okuyarak bu hayatta gelişebiliriz, Allah'ın sözlerini daha çok okumalıyız kardeşler. Kötülüklere artık dur demeli, kendi benliğimize isyan etmeliyiz.
Rab Allah, Hz. Zekeriya aracılığıyla diyor ki: Herşeye Egemen Rab, bana dönün, bende size dönerim diyor. Atalarınız gibi davranmayın! Önceki peygamberler, Rab kötü yollarınızdan ve kötü uygulamalarınızdan dönün diyor, diyerek onları uyardılar. Ne var ki, onlar dinlemediler, bana aldırış etmediler. Böyle diyor RAB."
Zekeriya Kitabı Ayet 1:2-5
Tıpkı şimdi olduğu gibi, hep oluyor aslında, insanlar hiçbir zaman gelen peygamberlere iyi bir merhaba demedi, iyi bir karşılama yapmadı; hep kötülediler, soğuk davrandılar, taşladılar, çarmıha gerdiler! Küçük bir azınlık onları dinledi ama yıllar sonra daha da fazla kişi anladı gerçekleri! İşte bu ayettede bundan bahsediyor; önceki peygamberlere yapılanları biliyorsunuz, ve sonlarını biliyorsunuz hala aynı hataları tekrarlamayın, okuyun tarihi, kitapları önemseyin demeye getiriyor Hz. Zekerya burada aracılık yaparak! Bütün kitapları okuyalım!
Herşeye Kâdir Rab Allah, bizleri bereketlesin... Zihin açıklığı versin ve sözlerini daha iyi anlıyalım.. Geçmişten ders alalım. Amin.

Saygılar,

Jerusalem



Kardeşim Zekariya kim ? Hangi kitap bu. ..Bu yeni bir uydurulan din sanırım.
sahinkar1980
ALINTI(Jerusalem @ Dec 29 2007, 03:38 PM) *

Eğer dikkatli bir çalışma yaparsak bu vizyonun temelini Mesih’in oluşturduğunu görürüz. Bu görümlerin vaizi aslında melektir (1:11). İkinci bölüm ölçüp biçen bir kişinin anlatıldığı bir vizyonla başlamaktadır. Meleğe açıklama getiren ikinci melek kızıl at üzerinde olandır. Ve göksel orduların başıdır. Zekeriya 2:4’de konuşmaya başlar ve bölümün sonuna dek devam eder. Burada aslında Mesih İsa’nın bir ön görümü söz konusudur. Buradaki konuşmaya dikkat edin elimi onlara karşı kaldıracağım ..O zaman siz de beni Her Şeye Egemen RAB’bin gönderdiğini anlayacaksınız(9.ayet). Ve arkasından da ortamız da yaşamaya gelecek olduğu bildirisi vardır. Ve bir çok milletler bu gelişle RAB’bi yüceltmeye O’na ait olmaya başlayacaklardır.

Görüldüğü gibi Kutsal Üçlükte tek Allah’nın açıklanışı eski antlaşmadan başlamaktadır.

Mesih İsa Tanrı’nın Oğlu, dünyanın günahını kaldıran kurtarıcısı olarak gelendir. Tanrı’dan Tanrı ve Nurdan nurdur. Bu noktada Yuhanna 1:14’de “Söz beden aldı ve aramızda yaşadı” ifadesi ile de bağlantı kurmamız mümkündür. Mesih İsa’nın gelişi ile Zekeriya 2:11’de milletlere ilişkin peygamberlikte yerine gelmiş olmaktadır. Yuhanna 5:36’da tamamlamam için Baba’nın bana verdiği işler, şu yaptığım işler, beni Baba’nın gönderdiğine tanıklık ediyor sözleri de yine Zekeriya 2:11’in yerine geldiğini göstermektedir. Matta 1:23’de “Tanrı bizimledir” ifadesinde bile yine Zekeriya’nın söylemlerinin yerine gelmesi söz konusudur.

Hz. Zekeriya Peygamber'in görümleri, peygamberlikleri hakkında söyleyeceklerim bu kadardır; görüldüğü gibi Zekeriya Kitabı çok önemlidir, iman konusunda, gelecek konusunda ve Rab'be karşı olan hareketlerimiz konusunda.

Hz. Zekeriya bu görümleri İ.Ö. 520- 518 yılları arasında Rab'den almıştır.

Esenlik olsun,
Saygılar

Jerusalem.

bak adem oğlu ALLAH ın kulu
isa a.s. bile havarilerine bizim peygamberimizin geleceğini AHMET ismiyle müjdelerken sizdeki bu inanmayış niye.isa a.s. ALLAH ın peygamberidir biz onu kabul ediyoruz siz niye bizim peygamber efendimizi s.a.v i kabul etmiyorsunuz. bizde nice hiristiyanlıkta papaz iken müslüman olunca islam alimi olan insanlar oldu sizdede müslüman iken papaz olan kaç tane insan var.islam alimi abdullah tercüman hz.hiristiyanlığa reddiye adlı eserinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu yazmış.bunu önerdim çünkü bir hiristiyan papazı idi hak olan yolu buldu.incilin 4 defa değiştirildiğini yazıyor geçmişte taa o günde daha bunlar(markos,lukas ve yuhanna diğrinin ismini unuttum)isimli papazlar tarafından şu güne kadarda artık sen düşün değiştirilme sayısı kaç olmuştur.bizim kur'an ımız niye buzamana kadar değiştirilemedi çünkü ALLAH kur'an ı biz muhafaza edeceğiz buyurmuş.gerçek incilde sizdeki adı aklıma gelmedi o kelimenin anlamı olarak son peygamberin bizim peygamberimiz olduğunu yazıyor sana dediğim kitapta vardır daha geniş açıklamsı (o kelime aklıma gelirse yazarım)bir abdul kadiri geylani hz. zamanında bir papazın müslüman oluşu var oku mevlana hz.nin zamanında müslüman olan papazlar lar bunlar niye kariyerini terk edip sade bir müslüman olmuş araştır bakalım.belki ozaman fikrin değişir değişmez ise sen arayış içinde değilsin menfaat peşindesin.
esenlikle
Jerusalem

Çok üst üste soru sormuşsunuz.. Sırayla cevaplamaya çalışacağım, kaçırdığım olursa uyarırsınız...

Öncelikle teşekkür ederim, cevaplarınızdan ötürü. Yalnız masal ve uydurulan din gibi kelimeleriniz biraz kaba, bunları düzeltirsek daha iyi bir sohbet olabilir diye düşünüyorum... Amacım fark yaratmak yani saygılı bir sohbet.

Sayın Pfd_34, neden dinini burada anlatmak istiyorsun demişsiniz. Amacım kendime sempati toplamak ya da insanları birşey yaptırmayı başarınca tatminden zevk almak falanda değil; hissettiğim ve benim gibi hisseden kişilerden gördüğüm gibi, samimi hıristiyanlar gerçekten Rabbin zevkini tattığında, O'nu farkettiğinde, hayatta farkındalıkları açıldığında cidden Kutsal Ruh'u hissederler; işte fark buradan başlıyor... İşte bu müjdeyi bazen paylaşmak istiyorum ama pazarlamacı gibi değil, bakkaldan sakız satar gibi incil dağıtanlar gibi değil, tamamen Kutsal Kitapta ki gibi, samimiyetle; bu esenliktir; bir nevi ibadettir... İnanmayan insanların da müjdeyi görmesi özlemini çekmektir, tıpkı Mesih'in(kıyametin) gelişini özlemek gibi! Tamamen buraya samimiyetle hissettiklerimi yazıyorum; Rabbi İsa'nın bir sözü var: "Gidin uluslara anlatın, müjdeyi bilmeyenlere anlatın; Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'ta vaftiz edin." İsa diyor ki : "Baba kişiyi kendine çekmeden kimse bana gelemez." Yani iman edicek olan varsa, seçilmiş kişi varsa; nasıl olsa o bir şekilde iman edecektir; ya benim küçük bir kelimem ile ya da herhangi bir yol ile; rüya ile ama o kişi mutlaka seçilmişse iman edecektir; yolu nasıl olursa olsun.
Yukarıda dediğimi tekrarlıyorum yine, Ahmet Muhammed'in söylediği bir kelimeyi paylaşmak istedim; çünkü bir kardeşle Tevrattan Musa'nın "Dinle" sözünü okurken, o da bunu anlatmıştı; Muhammed'te "ikrar" diyor, oku. Benzerliği paylaşıyorum sizinle...
Buyrun bütün merak ettiklerinizi sorabilirsiniz, Rab izin verirse hepsini cevaplamaya çalışacağım.

Sayın Ahmet7, hayır efendim bu yeni uydurulan bir din değil, Tevrat'ın içindekilere bölüm demiyoruz Kuran da olduğu gibi, kitap diyoruz çünkü her biri kitaptır bölüm değil. Zekeriya Kitabı, Tevrat'ın içindekilerden birisidir. Zekeriya Peygamber'in yazdıkları İ.Ö. 500lerden beri vardır; Rab kesinlikle değiştirilemez diyor yazılar. Ayetlerde yazmasa da olur çünkü Allah kendi kitabını insandan koruyamayacak kadar aciz değildir hamtlar olsun. Rab Allah herşeye kadirdir ve sadece insanların bilmesi gerektiği kadar bize bilgi verir, herkez kendi kapasitesine göre anlar, bu yaradılışımızda var. Bir sınır olmalı tabi ki... Bizler yaradılanlarız.

Sayın Sahinkar1980,
Sizi anlıyorum ama anlayışlarımız biraz farklı, dünyanın çoğunluğu Hıristiyan ama bu önemli değil; merak etmeyin sona doğru azalacak Hıristiyanlar, çünkü bu peygamberliklerde söylenen bir şey. İncil de "Çağırlanlar çok ama kurtulanlar az" diyor. Sona doğru insanlar ayartılacak. O yüzden önemli değil kim Hıristiyan olmuş, kim müslüman. İncil hakkında, Mesih hakkında, Tevrat hakkında neler neler söyleniyor; bakın çok güzel bir ayet söyliyeyim size; bu hem Hz.Eyüp'ün hem Hz. Zekeriya'nın ve hemde İsa'nın havarilerinden olan Yuhanna'nın peygamberliklerinde geçen bir ayettir, son zamanlardan(kıyamete doğru) bahseder: " Rabbimizin kurtarışı, gücü, egemenliği ve Mesihi'nin yetkisi şimdi gerçekleşti. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, Onların Rabbimizin önünde gece, gündüz suçlayan aşağı atıldı." Yani imanlılar ayık olmak zorunda, sona doğru katlanmalıdır, Rabden, imandan vazgeçmemelidir; günah işlemeye işlemeye imanda olgunlaşırlar. Ve kulaklara günahı fısıldayan şeytan aşağı atılacaktır. O yüzden Kutsallık hakkında eleştiri dünyada daima olacaktır, olduğu içinde hamtlar olsun çünkü bütün peygamberlik sözleri teker teker yerine gelmektedir.
Muhammed'e neden Hıristiyanlar inanmıyor diye soruyorsunuz? Bazen şeytan aklıma giriyor ve barış olsun, esenlik olsun ve dinler arası hoşgörü olsun diye, inan diyor.. Ama üzgünüm sırf hoşgörü ve insanlara yaranmak için Allah'ın sözlerinden vageçemez Hıristiyanlar; eğer barış ve huzur imansızlıktan gelecekse, o zaman gelmesin daha iyi, sırf hoşgörü ve barış olacak diye imanın yanında artı, fazladan şeylere inanmanın lüzumu yoktur. Okadar olağanüstü hayret verici peygamberlikler varki, her Tevrat'ın bu ayetlerini okuyunca tüylerim diken diken olur; taa İ.Ö. ki ayetlerde sırasıyla şunlar vardır: "Bakireden bir çocuk doğacak", "Mesih gelecek, şu şehirde doğacak, şu soydan olacak." gibi açık ayetler. Ve bu ayetler çok eski yani İ.Ö. 500lere, 1000lere bile dayanıyor tarihleri; çok açık Tevrat'ta gözümüzün önünde, gizli bir bilgi değil yani.. Ve Mesih'in son gelen olduğu belli.. Omega benim diyor Mesih yani son, Alfa dediği gibi! Birincisi söylenenler söylendi çünkü Tevrat'ta açıklanan açıklandı Yasa belli oldu ve peygamberlikler oldu MEsih'in üzerine ve Mesih gelince söylenenler tamamlandı; ve artık Mesih'in son gelişi bekleniyor yani kıyamet ve son! O yüzden artı bir peygambere birincisi gerek yok, ikincisi zaten böyle bir ayette yok gelecektir diye... Kutsal Kitap okunurken aslında ayetler cımbızla tutulup çekilip bir ayet üzerinden yorumlanmaz, böyle yorumlayan bir sürü Hıristiyan var ve sonları malum, sapkın tarikatlar böyle kendini kırbaçlayan falan, o yüzden öyle bakarsanız hertürlü yorum çıkar ama o ayetin devamını okursanız zaten herşey açık.. Diyorki o ayette "Parakletis -Gerçeğin Ruhu- gelecek" sanırım parakletisdi kelime.. Ve iki ayet daha devam edersek zaten geldiğini söylüyor ve işlevlerinide anlatıyor o yüzden 2000 sene önce zaten söylendikten hemen sonra geldi. Bunlar çok açık şeyler, ayet yorumlaması önemli!


Esenliklerinizi dilerim,
Saygılar,

Jerusalem.
pfd_34
Konuya katılan diğer müslüman arkadaşlardan biraz müsaade istiyorum. Mümkünse sadece konuyu takip edin. Zekeriya (as.) kim diye sorarsanız bu pek uygun bir soru olmaz. Hz.Zekeriya Kur'an'da adı geçen peygamberlerdendir. Hanımı, Hz.Meryemin teyzesidir. Zekeriya a.s. Kuranda belirtildiği üzere Meryem'e bakmakla sorumlu kişidir. (bkz.Meryem suresi)

Papazken islam alimi olanları anlatarak da bir yere varamazsınız. Çünkü aynı şekilde müslümanken sonradan hristiyan olmuş, papaz, pastör veya rahip olmuş çok sayıda kişi vardır. Eğer genelleme yapacak olursanız şu an diğer dinlerden birine mensup olup, hristiyanlığa geçenlerin sayısı müslümanlığa geçenlerin sayısından çok daha fazladır.

Tabi bu, hristiyanlığın hak din olmasından değil, hristiyanlığın misyonerlik kültüründen kaynaklanır.

Bana biraz müsaade edin.

Jarusalem kardeşim,
tarzından anladığım kadarıyla samimi, imanlı ve barış yanlısı bir kişisin. Bu iyi. Bu halde seni severiz. Ama şunu anlaman lazımki edebiyat yaparak bir müslümanı kendi dinine kazandırmak çok zor bir şeydir. Misyonerlik sonucu hristiyanlığa kazandırılan gariban kişiler sizce de malumdurki, para ve benzeri şeylerle sunni olarak kazandırılmaktadır.

Konuya dönecek olursak, yukarda huşu içinde yazdığınız yazıda çelişkiler var.
Alıntı:
Ve Mesih'in son gelen olduğu belli.. Omega benim diyor Mesih yani son

Bir hristiyian olarak şunu sorman gerekmez mi:
-Mesin neyin omegası? Peygamberlerin mi? Ama size göre mesih peygamber değil ki. Rabbin kendisi. O zaman neyin omegası oluyor? Eğer mesih Rab olarak dünyaya gelen omega ise bizim peygamberimizden ne istiyorsunuz. Haşa peygamberimizin veya bizim, peygamberimizin rab olduğu gibi bir iddiamız yokki. Sizin anlayışınıza göre mesih Rabtir, bizim anlayışımıza göre ve sizinde çok iyi anladığına göre Hz.Muahmmed (SAV) bir peygamberdir. Farkettiysen ikisi çok farklı şeyler. Dolayısıyla omega mesihin islam peygamberine mani bir tarafı yoktur. Hem mesih omega ise parakletios ne o zaman. Omega olan mesihten sonra parakletios gelebiliyorsa Hz.Muahmmed'de (SAV) gelebilir o zaman.
Rab olan MEsihle, islam peygamberini aynı kefeye koyuyorsanzı gizli olarak Mesih'in de aslında bir peygamber olduğunu kabul ediyorsunuz demektir.

Ben olsam bir de sunu sorarım:
-Mesih ben alfayım demiş. İyi de kaç gündür bize zekerriya anlatıyorsun. Mesih alfa ise Tevratta adı geçen o kadar peygamber ne oluyor? Mesihin alfa ve omega olmasının diğer peygamberlerle bir alakası yok bu farklı bir şey diyorsanız o zaman mesihin omega olmasının yine Hz.Muhammed'e mani bir tarafı yok demektir.

Yazdıklarımı dikkatli okuyup cevaplamanızı rica ediyorum. Çünkü yukarda sorduklarıma güzel cevaplar vermemişsiniz. Diğer arkadaşlarınızın yaptığı gibi geçiştirmişsiniz.

Esenlik olsun....
pfd_34
Yukardaki sorularımı toparlamak ihtiyacı hissettim. Daha belirgin olması için. Çünkü cevaplarını da aynı şekilde belirgin olarak rica ediyorum.

1-Mesih, omega ise parakletios nasıl ondan sonra gelmiş?

2-Mesih neyin omegası? Dünyaya gelen rablerin mi, peygamberlerin mi?

3-Mesihin alfa ve omega olması (Zekeriya peygamber dahil) önce gelmiş peygamberleri etkilemiyorsa mesihten sonra gelecek peygamberi neden etkiliyor?

Sözün özü: İnancınıza göre mesih alfa ve omnegadır. Yani ilk ve son. Fakat yine inancınıza göre Mesihten önce bir sürü peygamber gelmiş. Demekki mesihin ilk olmasının daha önce gelen peygamberlerle bir alakası yok.
İnancınıza göre Mesihin omega olması parakletiosun gelmesine de mani olmamış. Demekki mesihin omega olmasının parakletiosla da bir alakası yok.

Alfa olması önce gelen peygamberleri etkilemiyor da, omega olması sonra gelecek olanı neden etkiliyor?

Teşekkür ederim.

Not: Hep biz size sormuş olmayalım. Lütfen cevap verdikten sonra siz de bizer sorular sorunuz..
pfd_34
Hep merak etmişimdir. İman etmek için elinizdeki incil'de bilimsel bir kanıt var mıdır? Bakın bazı örnekler vereyim.

Enbiya
(31) Yeryüzünde de onları çalkalar diye, baskılar oturttuk (sabit dağlar yerleştirdik), doğru gidebilsinler diye orada bol bol açıklıklar (yollar) yaptık.

Nahl
(15) Sizi çalkayıp sarsar diye yerküreye ağır dağlar, ırmaklar, yollar koydu. İyiye ve doğruya ulaşmanız umulmaktadır.

Bugün dağların dünyada balans vazifeyi yaptığı biliniyor. Dağlar olmasaydı dünya yalpa yaparak dönecekti ve dolayısıyla dünyada belki hayat olmayacaktı . Makinelerden biraz anlayanlar bilecektir ki, yuvarlak bir çarkta eğer tüm yapı içinde yoğunluk eşit dağılmamışsa balans ayarı yapmaya ihtiyaç vardır. Malesef dünyanın her yerinde homoljen bir yoğunluk sözkonusu değildir. Kuzay yarım kürede karalar çoğunluktayken, güney yarımkürede denizler çoğunluktadır. Ama dünya yalpa yapmadan döner.

Fussilet
(10) O, yeryüzüne, denge ve dayanıklık sağlayan dağları üstünden yerleştirdi. .....

Keza bu ayette daha belirgin şekilde dağların denge vazifesi yaptığı bildiriliyor.

Devam edelim.....
Neml
(88) Sen dağlara bakar da onları donuk-durgun görürsün. Oysaki onlar, bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadır. Her şeyi güzel ve yerli yerinde yapan Allah'ın sanatıdır bu! Yaptıklarınızdan gereğince haberdardır O!

Kıtaların devamlı hareket halinde olduğu bu yüzyıl itibarıyla malumdur. Bu ayette de dağların dolaştığı söyleniyor. Bugüne kadar bir dağın yürüdüğünü gören var mı? Ama jelojik olarak karaların hareket ettiğini hemen herkes biliyor artık. Siz bir kitap uydursanız durduk yere böyle bir ayet uydurup insanların inanmakta zorlanacağı bir şey söyleyip risk alır mısınız ?

iki denizin birbirine karışmaması veya rüzgarların yağmurlar için bir aşılama vazifesi yaptığı gibi çok bilinen örnekleri sadece hatırlatıp geçmek istiyorum. Daha bir çok örnek var. Yukardakileri sorum daha iy anlaşılsın diye yazdım. İncilde de böyle ipuçları var mıdır?
Yani bize masal anlatmak yerine (elinizdeki) incilde bulunan bilimsel kanıtlardan bahsedebilir misiniz? Bize öyle bir şey söyleyin ki gerçekten etkilenelim. "İşte bu bir insan sözü olamaz" diyelim. Aksi takdirde anlattıklarınızdan etkilenmemizi beklemeyin.

Daha çok sorum var. Sizi yakalamışken mümkün mertebe bilgilerinizden yararlanmak isterim.

Selamlar..
sahinkar1980
ALINTI(Jerusalem @ Dec 30 2007, 11:54 PM) *

Çok üst üste soru sormuşsunuz.. Sırayla cevaplamaya çalışacağım, kaçırdığım olursa uyarırsınız...

Öncelikle teşekkür ederim, cevaplarınızdan ötürü. Yalnız masal ve uydurulan din gibi kelimeleriniz biraz kaba, bunları düzeltirsek daha iyi bir sohbet olabilir diye düşünüyorum... Amacım fark yaratmak yani saygılı bir sohbet.

Sayın Pfd_34, neden dinini burada anlatmak istiyorsun demişsiniz. Amacım kendime sempati toplamak ya da insanları birşey yaptırmayı başarınca tatminden zevk almak falanda değil; hissettiğim ve benim gibi hisseden kişilerden gördüğüm gibi, samimi hıristiyanlar gerçekten Rabbin zevkini tattığında, O'nu farkettiğinde, hayatta farkındalıkları açıldığında cidden Kutsal Ruh'u hissederler; işte fark buradan başlıyor... İşte bu müjdeyi bazen paylaşmak istiyorum ama pazarlamacı gibi değil, bakkaldan sakız satar gibi incil dağıtanlar gibi değil, tamamen Kutsal Kitapta ki gibi, samimiyetle; bu esenliktir; bir nevi ibadettir... İnanmayan insanların da müjdeyi görmesi özlemini çekmektir, tıpkı Mesih'in(kıyametin) gelişini özlemek gibi! Tamamen buraya samimiyetle hissettiklerimi yazıyorum; Rabbi İsa'nın bir sözü var: "Gidin uluslara anlatın, müjdeyi bilmeyenlere anlatın; Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'ta vaftiz edin." İsa diyor ki : "Baba kişiyi kendine çekmeden kimse bana gelemez." Yani iman edicek olan varsa, seçilmiş kişi varsa; nasıl olsa o bir şekilde iman edecektir; ya benim küçük bir kelimem ile ya da herhangi bir yol ile; rüya ile ama o kişi mutlaka seçilmişse iman edecektir; yolu nasıl olursa olsun.
Yukarıda dediğimi tekrarlıyorum yine, Ahmet Muhammed'in söylediği bir kelimeyi paylaşmak istedim; çünkü bir kardeşle Tevrattan Musa'nın "Dinle" sözünü okurken, o da bunu anlatmıştı; Muhammed'te "ikrar" diyor, oku. Benzerliği paylaşıyorum sizinle...
Buyrun bütün merak ettiklerinizi sorabilirsiniz, Rab izin verirse hepsini cevaplamaya çalışacağım.

Sayın Ahmet7, hayır efendim bu yeni uydurulan bir din değil, Tevrat'ın içindekilere bölüm demiyoruz Kuran da olduğu gibi, kitap diyoruz çünkü her biri kitaptır bölüm değil. Zekeriya Kitabı, Tevrat'ın içindekilerden birisidir. Zekeriya Peygamber'in yazdıkları İ.Ö. 500lerden beri vardır; Rab kesinlikle değiştirilemez diyor yazılar. Ayetlerde yazmasa da olur çünkü Allah kendi kitabını insandan koruyamayacak kadar aciz değildir hamtlar olsun. Rab Allah herşeye kadirdir ve sadece insanların bilmesi gerektiği kadar bize bilgi verir, herkez kendi kapasitesine göre anlar, bu yaradılışımızda var. Bir sınır olmalı tabi ki... Bizler yaradılanlarız.

Sayın Sahinkar1980,
Sizi anlıyorum ama anlayışlarımız biraz farklı, dünyanın çoğunluğu Hıristiyan ama bu önemli değil; merak etmeyin sona doğru azalacak Hıristiyanlar, çünkü bu peygamberliklerde söylenen bir şey. İncil de "Çağırlanlar çok ama kurtulanlar az" diyor. Sona doğru insanlar ayartılacak. O yüzden önemli değil kim Hıristiyan olmuş, kim müslüman. İncil hakkında, Mesih hakkında, Tevrat hakkında neler neler söyleniyor; bakın çok güzel bir ayet söyliyeyim size; bu hem Hz.Eyüp'ün hem Hz. Zekeriya'nın ve hemde İsa'nın havarilerinden olan Yuhanna'nın peygamberliklerinde geçen bir ayettir, son zamanlardan(kıyamete doğru) bahseder: " Rabbimizin kurtarışı, gücü, egemenliği ve Mesihi'nin yetkisi şimdi gerçekleşti. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, Onların Rabbimizin önünde gece, gündüz suçlayan aşağı atıldı." Yani imanlılar ayık olmak zorunda, sona doğru katlanmalıdır, Rabden, imandan vazgeçmemelidir; günah işlemeye işlemeye imanda olgunlaşırlar. Ve kulaklara günahı fısıldayan şeytan aşağı atılacaktır. O yüzden Kutsallık hakkında eleştiri dünyada daima olacaktır, olduğu içinde hamtlar olsun çünkü bütün peygamberlik sözleri teker teker yerine gelmektedir.
Muhammed'e neden Hıristiyanlar inanmıyor diye soruyorsunuz? Bazen şeytan aklıma giriyor ve barış olsun, esenlik olsun ve dinler arası hoşgörü olsun diye, inan diyor.. Ama üzgünüm sırf hoşgörü ve insanlara yaranmak için Allah'ın sözlerinden vageçemez Hıristiyanlar; eğer barış ve huzur imansızlıktan gelecekse, o zaman gelmesin daha iyi, sırf hoşgörü ve barış olacak diye imanın yanında artı, fazladan şeylere inanmanın lüzumu yoktur. Okadar olağanüstü hayret verici peygamberlikler varki, her Tevrat'ın bu ayetlerini okuyunca tüylerim diken diken olur; taa İ.Ö. ki ayetlerde sırasıyla şunlar vardır: "Bakireden bir çocuk doğacak", "Mesih gelecek, şu şehirde doğacak, şu soydan olacak." gibi açık ayetler. Ve bu ayetler çok eski yani İ.Ö. 500lere, 1000lere bile dayanıyor tarihleri; çok açık Tevrat'ta gözümüzün önünde, gizli bir bilgi değil yani.. Ve Mesih'in son gelen olduğu belli.. Omega benim diyor Mesih yani son, Alfa dediği gibi! Birincisi söylenenler söylendi çünkü Tevrat'ta açıklanan açıklandı Yasa belli oldu ve peygamberlikler oldu MEsih'in üzerine ve Mesih gelince söylenenler tamamlandı; ve artık Mesih'in son gelişi bekleniyor yani kıyamet ve son! O yüzden artı bir peygambere birincisi gerek yok, ikincisi zaten böyle bir ayette yok gelecektir diye... Kutsal Kitap okunurken aslında ayetler cımbızla tutulup çekilip bir ayet üzerinden yorumlanmaz, böyle yorumlayan bir sürü Hıristiyan var ve sonları malum, sapkın tarikatlar böyle kendini kırbaçlayan falan, o yüzden öyle bakarsanız hertürlü yorum çıkar ama o ayetin devamını okursanız zaten herşey açık.. Diyorki o ayette "Parakletis -Gerçeğin Ruhu- gelecek" sanırım parakletisdi kelime.. Ve iki ayet daha devam edersek zaten geldiğini söylüyor ve işlevlerinide anlatıyor o yüzden 2000 sene önce zaten söylendikten hemen sonra geldi. Bunlar çok açık şeyler, ayet yorumlaması önemli!


Esenliklerinizi dilerim,
Saygılar,

Jerusalem.

sayın jarusselam
kısa bir cevap vereyim evet unuttuğum kelime parakletis di bunu dedim çünkü anselmo turneda isimli papaz a hocası patrik hz.gerçek incilde ki bu kelime muhammed a.s.mı ifade ediyor deyince. anselmo peki neden sakladınız gerçeği dediğinde açıklasaydım beni öldürürlerdi oğlum der ve ben içi müslüman dışı hıristiyan biri olarak yaşamak zorundayım zaten yaşlıyım ölümüm yakın der.anselmoya müslüman olmasını söyler.o müslüman işte abdullah tercüman hz.dir. onun için sana ondan örnek verdim.sen sade bir hiristiyan olabilirsin ama onlar hıristiyanların din adamı.önemli bir konumdalar sizler onlardan soruyorsunuz öğreniyorsunuz yani dininizde sözü geçen insanlar.artık sözü pdf_34 e bırakıyorum o öyle istediği için kardeşimi kıramam.sadece izleyeceğim.vermiş olduğun cevap ise beni tatmin etmedi sadece benim unuttuğum birşeyi hatırlatmışsın.
esenlikle
pfd_34
Alıntı:
Günahlarımız için öldü!


Bu lafı ne kadar seviyorsunuz. (Haşa) Rabbimiz İsa, bizim günahlarımız için ölmüş. Rab neden ölüyor, nasıl ölüyor? Bizi "kime karşı korumak" için ölüyor? Ölmeden bu işi yapamıyor mu? Tahtaya çakılarak değil de hastalanarak ölseydi boşyere mi ölmüş olacaktı.

Öleceğini biliyordu (incildeki son akşam yemeği) ve bizim için kendini feda etti
Ama çarmıhta işkence çekerken
-Baba baba beni neden yanlız bıraktın diye bağırdı. Rabbin öleceğini bildiği halde bu şekilde nida etmesi nedendir.

Arkadaşım jerusalem, bu sorular 2000 yıldır sorulmaktadır. Din adamlarınız zaman içinde bu çelişkilere kendilerince bir takım cevaplar icat etmişler. Bugün sizlere de bunları anlatmaktadırlar.
Bu çelişkilerin cevapları yoktur. Ama bu soruları bizim sormamız bir şey ifade etmiyor, sizlerin sorması gerekiyor.

Allah rızası için bir düşün. Bir insanın Rab olması ne kadar ilkel bir mantıkdır. İlkel toplumlarda görülen bir mantık. Eski mısırda da Firavun tanrıdır veya güneşin oğludur vs. Hristiyanlık öncesi bizansta da kral tanrının veya güneşin oğludur.

Bir hristiyan sitede görmüştüm.

Rab neden beden alıp insanların içinde yaşadı?
Güya bir sürü nedenler var... Onlardan bir tanesi de şu imiş.
Lütfen dikkat!!!
-Allah insanları daha iyi anlamak için yaptı bunu. İnsanların ne hissettiklerini, neler çektiklerini daha iyi anlamak için.

Allah'a imanınızla övünüyorsunuz ama böyle akıl almayacak bir gerekçe ile Rabbinize hakaret ediyorsunuz. Kendi yarattığı insanı, kendi de insan olmadan doğru dürüst anlayaman bir tanrı anlayışı. Bu gerçekten büyük bir hakaret.

Hristiyanlık dünyasında da bu durum ciddi şekilde sorgulanmaktadır. Adamın birisi vatikanı mahkemeye vermiş.
-Neden?
-İsa Allah'ın oğlu değildir. Vatikan bizi kandırıyor. O aslında bir peygamberdir. diye.......

İznik konseyinde oy çokluğu ile Mesih'in tanrı olduğuna karar verildi. O esnada papazlar aksi şekilde oy verselerdi şimdi bir insana "rab" diyenlere en çok siz karşı çıkacaktınız. İnsan lafı ile din oluşturmaya kalkarsanız sonuç böyle olur. İnsanların din oluşturmaya hakları yoktur. Dini Allah oluşturur, insanlar uyar.

Bir düşün...
Allah'ın oğlu ve kendi de 3 rabten biri olan bir mesih var ve bizim için kendini feda etti. Bu sayede hepimiz kurtulduk.
-Neyden kurtuldun abicim kimden kurtuldun ? Allah rızası için bir hristiyan çıksın şöylesin şunu artık ya. Kime sorduysan söylemiyor.
-MESİH ÇARMIHTA CAN VEREREK BİZİ NEYDEN VE KİMDEN KURTARDI? O ÖLDÜ DİYE BİZİM GÜNAHLARIMIZ NEDEN AFFEDİLİYOR? NE ALAKASI VAR! BU NASIL BİR ADALET?????


Sakın bir yere ayrılma kardeşim Jarusalem.
Seni çok seviyoruz. Konuşmak istediğimiz başka konularda var. Hele sen bir cevap vermeye başla...
Esenlik olsun inşallah...

Not:İsrarla söylüyorum sizce çelişki olan islamiyet hakkında soruların varsa bir yandan da sen başla. Ölmek var dönmek yok. smile.gif Eğer haklıysan bizi kazan ama değilsen biz seni kazanalım. Burda laf yarıştırmıyoruz. Doğruyu arıyoruz....
Jerusalem

Sevgili Pfd_34,

Evet bir konuda haklısın açıklama yapmadan, kelime oyunuyla biraz kendimce çelişkiye düşmüşüm; aslında "Ben alfa ve omegayım" Mesih'in Rabliğini belirtiyor, Mesih'in kendi sözü bu; evet önceki yazımda bu konuda hatalıyım haklısın ama Parakletios konusu biraz farklı bir konu bu söz ile çünkü "Parakletios -Gerçeğin Ruhu- benden sonra gelecek" diyor Mesih, yani Mesih'den sonra başkası gelmeyecek tamam ama Mesih'in kendi söylediği sözü de inkâr edemeyiz. Ayrıca da ileriki ayetlerde de Parakletios'un geldiğini söylüyor ve işlevlerinide anlatıyor o yüzden Parakletios konusunu uzatmamız anlamsız olur.
Ben papaz olmadığım için Kutsal Kitap hakkında, teoloji, ilahiyat hakkında derin bilgilerim yok sadece bildiğim kadarını anlatıyor ve yaşadığım iman hayatının verdiği tecrübelerle konuşuyorum. Ve Sayın Sahinkar1980 mutlaka sizin konuştuğunuz papaz bir ortodoks ya da katolik olmalıdır; yani bir Reform Hristiyan'ı değildir. Bir Reform Hristiyan'ı kadar Kutsal Kitap hakkında bilgisi olan başka bir Hristiyan daha yoktur çünkü Katolik ve Ortodokslar bildiğiniz gibi geleneklerle yürüyorlar ve Kitap'ta olmayan artı çıkartılmış inançlarla. O yüzden anlattığınız bir papazın, hele hele müslüman olmuş bir papazın o ayet hakkında ne düşündüğü önemli değil. Nereden çıkartıyor anlamıyorum o kelimenin Muhammed olduğunu! Yukarıda açıkca anlattım mânasını. Bir Reform Hristiyan Papaz'ı olsa çok güzel bilgiler verebilir Kutsal Kitap'tan bilimsel konular hakkında. Ben zamanında okumuşumdur o ayetleri ama çok fazla üstünde durmuyorum, daha çok ruhsallıkla ilgili olan ayetler ilgimi çeker ve tarihle ilgili olan ayetler. O yüzden kendimi zorlayıp eksik bilgi vermek istemiyorum size Pfd_34 bu bilim hakkında çünkü mutlaka eksik bir bilgi vereceğim ve bir anlamı olayacak. Ama şunu diyebilirim ki cemaatimin papazları der ki: "Evrim teorisi kanıtlansa bile bizim korkamıza lüzum yoktur çünkü Kutsal Kitap'a yine de zarar vermiş olmaz!" Yani bir sene önce Televizyon da izlemiştim, bu Nuh Peygamber'in tufanı hakkında kanıtlar bulunmuş deniyordu, işte başka başka bir sürü kanıtlarda ortaya çıktı ve çıkıyor; aslında çokda şaşırmıyorum; ve buraya bu kanıtları seremem çünkü hatırlamıyorum neler olduğunu şu an.

Evet Sayın Pfd_34, "Günahlarımız için öldü!" bu lafı çok sever Mesih İnanlıları çünkü herşeyin anlamı bu, tek kurtuluş bu; ve bize verilen büyük lütuf bu; işte o yüzden çok severiz bu lafı. İnanışa göre, Mesih doğana kadar İ.Ö. hep kurban sunulurdu Rabbe ama "son bağışlatan kurban'a" kadar sürdü bu sadece ve Mesih gelince en büyük kurbanın kendisi zaten gelmiş oldu ve Mesih kurban oldu; kurbanlık kesimler bitti; artık her hafta Mesih'in dediği gibi Mesih'i anmak için O'nun etini yiyip, kanını içiyoruz simgesel olarak. "Bağışlatan kurban" genellikle İsa'nın günahlarımızın bedelini ödemek için çarmıhtaki ölümünü tanımlamak amacıyla kullanılır. Birkaç ayet der ki: "Allah dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun." (Yuhn. 3,16) "Çünkü boğalarla tekelerin kanı günahları ortadan kaldıramaz" (ibr. 10,4), çok daha iyi bir kurban gereklidir (ibr. 9,23). Yalnızca Mesih'in kanı aracılığıyla günahlarmız bağışlanabilir (ibr. 9,25-26). İnsanlığın Mesih'in kurban olarak sunulmasından başka hiçbir şekilde kurtuluşa kavuşması mümkün değildir. "O bizim için tanrısal bilgelik, 'doğruluk', kutsallık ve kurtuluş oldu (1 Ko. 1,30); "Çünkü bir adamın söz dinlemezliği yüzünden nasıl birçoğu günahkâr kılındıysa, bir adamın söz dinlemesiyle birçoğu da doğru kılınacaktır. (Rom. 5,19). Bu söz dinlemeyen ilk kişiler Adem ve Havva oluyor; söz dinleyen kişi de (yani yasayı yerine getiren, doğru bir hayat süren) Mesih oluyor ve bu doğru kişi de sonunda kurban ediliyor. Mesih'in kurban olması Tanrı'nın adaletini gösteriyor aslında. Adem'in günahları nasıl bize sayıldıysa, Tanrı bizim günahlarımızı da aynı şekilde Mesih'e saydı. Aslında bunun nedenleri taa yaratılışa kadar gidiyor. Rab, insanı başlangıçta kendi suretinde yarattı ve günahsız temiz olan insan şeytanın isteğini yaptı tutkularına yenik düştü ve insan kirlendi, yani insan yüce bir durumdan aşağıya düştü ve bu durumda Tanrı benzeyişinden çok uzaklaştık. Bu ünlü yaratılış olayıdır; işte Mesih ile alakası buraya kadar varıyor. Bizlerde günahkarlar(ve günaha meğilli) durumuna düşmüş olduk böylece. Günahkar olduğumuz her halimizden, hergünümüzden belli; günah işlemeden duramıyoruz, işte bu da en büyük kanıt! Aslında bizim Adem'den miras aldığımız unsur özgün günah değil, "suçtur". Eğer Adem tarafından temsil edilmemizin haksızlık olduğunu düşünüyorsak, doğruluğuyla aklandığımız Mesih tarafından temsil edilmemizi de haksızlık olarak değerlendirmeliyiz. İlk Adem gibi yaratılmış halimizde olsaydık, ölümlü olmazdık çünkü günahkar olmazdık, çünkü yüce bir seviyede yaratılmıştık Rabbin benzerliğinde ama kendimizi aşağıya çeken yine kendimiziz.
Mesih'in ölümü aslında günahlı olan bizleri dört kavramdan özgür kılmıştır, bakın:
1.Günahın cezası olarak ölmeyi hak ediyoruz
2.Günaha karşılık Tanrı'nın gazabını hak ediyoruz
3.Günahlarımız yüzünden Tanrı'dan ayrıyız
4.Günaha ve Şeytan'ın egemenliğine tutsağız.

"Biz Şeytan'ın tutsaklığından kurtarıldık. Çünkü, "Bütün dünya kötü olanın denetimindedir." (1 Yu. 5,19)

Rabbi, çarmıhta bağırıyordu göklere doğru "Eli eli, lema şevaktani?" "Baba baba, beni neden terk ettin?" diye.
Çarmıha gerilmenin bedensel acısına ve günahlarmızın mutlak kötülüğünü kendi üzerine almanın yoğun sancısına ek olarak, İsa'nın bütün bunlara tek başına göğüs gerdiğini söylemeliyiz; işte zaten Mesih'in esas amacı buydu ve en zor görevde O'nundu.
İsa'yı, yakın arkadaşları tarafından terk edilmekten daha da büyük bir acı bekliyordu. Yeryüzündeki yaşamı sırasında kendisi için en büyük sevinç kaynağı Babası'na yakın olmaktı, ama çarmıhtan da bu ayrıcalıktan yoksun kaldı! Bakın aşağıya cümle içine bir ibare yazacağım.. İşte bu ayet İ.Ö. 7. yüzyılın sonlarına doğru yazıldı.
İsa çarmıh üzerinde günahlarımızı yüklenirken, "Gözleri kötüye bakamayacak kadar saf olan" göksel Babası tarafından terk edilmişti. (Hab 1,13)
Rabbi İsa'nın en büyük özelliğini yansıtıyor bir nevi burada bu terk ettin sözü; o da "insani doğası"! İsa yaratılmadı hep vardı, sadece bu zaman çerçevesi içinde 33 yıl beden aldı Mesih olarak geldi ve görevini tamamladı. %100 Tanrısal ve %100 insani doğası vardır. Ve Tanrısal doğası yani kısaca ruhu bedeni terk etti İsa'nın çarmıhta ölmek üzereyken. Verdiği tepkilerde gayet normal.
Mesih, mucizevi işler yaparken insanlar şöyle konuşuyorlardı ayetlerde yazıldığı gibi "Bu adam bir peygamber gibi işler yapmıyor, Tanrı gibi işler yapıyor!" Çünkü kör insanların gözünü açıyor, denizin üstünde yürüyor, insanların günahlarını af ediyor, insanlık için acı çekiyordu ve daha nicelerini yapıyordu!"
Umarım anlattıklarımı anlamışsınızdır...


Evet Sevgili Pfd_34, Kuran ile ilgili sorun var mı demişsin; aslında var sayılır ama şu saatte aklıma çok az buz sorular geliyor; aklıma gelenleri sorayım daha sonra Kuran'ın üstünde daha dikkatli bir şekilde dururuz.

Mesela Kuran da bir ayette diyor ki; Allah'ın sözleri değiştirilemez ama daha sonra deniyor ki Tevrat, Zebur, İncil Tanrı'nın müdahalesi olmadan insanlar tarafından değiştirildi. Bu büyük bir çelişkidir benim mantığıma göre!
Kuran'ın ilk ayetlerinde Hristiyanlar ve Yahudiler cennete gidecektir yazıyor açık açık ama bir süre geçtikten sonra Muhammed'in fikri değişiyor ve ilk ayetlerinde yazdığı yumuşaklık yerini sertliğe bırakıyor ve Hristiyanlar ve Yahudilerle arkadaş olmayın gibi sert ayetler ortaya çıkıyor. Sanırım Muhammed'in yaşadığı ama bizim bilmediğimiz olaylar var Hristiyan veya Yahudilerle ilgili. Çünkü ne olduysa artık fikri değişiyor zamanla bizlere karşı! Sert bir tavır alıyor!
İsrailoğullarını lanetli bir ulus ilan ediyor Muhammed!
Şamanist Türkler hakkında çok kötü şeyler söylüyor (bu hadislerde var)
Türkiye de Kuranlar eksiksiz deniyor ama hakbuki İngilterede ki müzelerde fazladan Kuranlar mevcut.

Benden şimdilik bu kadar,
Saygılar,
Esenlikli, sağlıklı nice senelere

Jerusalem.

Bir şeyi atlamışım, yukarıda bahsettiğiniz şeye cevaben yazıyorum, çok dedikodusunu duydum bu parayla Hristiyan yapanların ama o kadar tanıdığım imanlı kardeş var ama bir tane bu bahsettiğimiz sahtekarlığı yapan kişiye rastlamadım ve bizim kilisede bu kişiler kınanır ve cemaatimizde varsa da mutlaka afaroz(halkın arasından sapkınları atmak) edilir zaten. O yüzden dediğiniz kadar yok!

Esenlik olsun.
pfd_34
Sevgili kardeşim,
Genel tavrına istinaden seni sevmemek ve saygı duymamak mümkün değil. İyi bir insansın. İnançlısın. Bu anlamda senin için iyi şeyler düşünmemek mümkün değil. Yalnız müsaadenle bazı eleştirilerde bulunmaya devam edeceğim. Çünkü çok temel ve basit noktalarda yanlışların var. Bu yanlışların seni harap etmesine müsaade etmemelisin. Allah sana doğru yolu göstersin inşallah.

Alıntı:
Ben papaz olmadığım için Kutsal Kitap hakkında, teoloji, ilahiyat hakkında derin bilgilerim yok sadece bildiğim kadarını anlatıyor ve yaşadığım iman hayatının verdiği tecrübelerle konuşuyorum.


İşte yine aynı cevapla karşılaştım. “Ben hristiyanlık hakkında çok bilgiye sahibim” diyen bir hrsitiyan yok mu? Kime sorsak benzer cevaplar veriyor. Eğer cemaatiniz içinde sorduğumuz her soruya cevap verebilecek biri varsa lütfen kendisini buraya davet ediniz. Bizim sizin forumunuza gelme şansımız yok çünkü hristiyan forumlar tanımadıkları ve hristiyan olmayan kişileri forumlarına almıyorlar.

Alıntı:
cemaatimin papazları der ki: "Evrim teorisi kanıtlansa bile bizim korkamıza lüzum yoktur çünkü Kutsal Kitap'a yine de zarar vermiş olmaz!"


Aman ne güzel. Papaz size bunları anlatıyor siz de itiraz etmiyorsunuz öyle mi? Sizce bu fikir yanlış değil mi?
-“Ne olursa olsun kulaklarımı tıkarım bildiğimi okurum”
Evrim teorisi yanlıştır zaten, ben ondan bahsetmiyorum. Ama bilimselliği kanıtlanmış bir şey, incille çelişiyorsa ben incili alırım gerisini takmam diyorsunuz anladığım kadarıyla.
O zaman bir budist veya şaman veya diğer herhangi bir pagan din mensubundan farkınız nedir? Doğruyu aramıyorsunuz. Hristiyan bir toplumda doğmuşsunuz, size bu dini öğretmişler sizde hristiyan olmuşsunuz. Demekki bir pagan din mensubu olarak doğmuş olsaydınız bu gün bize “ulu manitu” böyle demiştir diye anlatacaktınız.
Eski hristiyanlar kutsal kitaba göre dünyanın yaşının 6000 sene olduğunu söylemişler. Mısır kalıntılarının dili çözülmeye başlanınca bunun yanlış olduğu anlaşılmış ve vatikan, mısırda araştırma yapan bilim adamlarına kuvvetli baskılar yapmış. Kusura bakmayın ama bu tür şeyler deve kuşunun kafasını kuma gömmesine benziyor. Gerçeklerden kaçarak doğruyu bulamazsınız. Takdir edersiniz ki biz benzer şeyler söylesek siz de aynı şekilde itiraz edersiniz.

Alıntı:
Mesih'i anmak için O'nun etini yiyip, kanını içiyoruz simgesel olarak.


-Afiyet olsun.

Alıntı:
Mesela Kuran da bir ayette diyor ki; Allah'ın sözleri değiştirilemez ama daha sonra deniyor ki Tevrat, Zebur, İncil Tanrı'nın müdahalesi olmadan insanlar tarafından değiştirildi. Bu büyük bir çelişkidir benim mantığıma göre!


Son zamanlarda hristiyanlar içinde en çok tekrarlanan cümle bu. Büyük çelişki yakaladığınızı mı sanıyorsunuz. Kuran’ı okumamışsınız. Elbette Allah’ın sözlerini değiştirecek kuvvet yoktur. Allah, hristiyanlara veya musevilere veya müslümanlara hep aynı şeyi söylemiştir. Bunlar belli şeylerdir. Allah, dün günah dediği bir şeye bugün sevap demez. Gerçek incilde veya tevratta “yanlış” dediği şeye, Kuranda “doğru” demez. Allah’ın sözü hep aynıdır, değişmez, değiştirilemez. Bu mantıken de böyle olmalıdır. Aksi halde çelişki olurdu. Allah, çelişkilerden uzaktır. Onun sözlerini değiştirecek kuvvet yoktur.
Birisi veya birileri çıkıp incili veya tevratı değiştirmekle, Allah’ın sözünü değiştirmiş olmaz. İkisi farklı şeylerdir. Dinlerdeki dejenerasyon farklı bir şeydir. Allah’ın insanları imtahan ettiği konu zaten budur. Siz, islam dininde dejenerasyon olmadığına inandığımızı mı sanıyorsunuz. İslam dini içinde de bir çok değişik sapkın fikirler vardır. Kuran değişmemiştir ama kuranda belirtildiği üzere “anlam kaydırma” yolu ile dejenere edilmeye çalışılmıştır. İmtahan sadece bize veya size değil. Hepimize......

Alıntı:
Kuran'ın ilk ayetlerinde Hristiyanlar ve Yahudiler cennete gidecektir yazıyor açık açık ama bir süre geçtikten sonra Muhammed'in fikri değişiyor ve ilk ayetlerinde yazdığı yumuşaklık yerini sertliğe bırakıyor ve Hristiyanlar ve Yahudilerle arkadaş olmayın gibi sert ayetler ortaya çıkıyor.


Kimsenin fikir değiştirdiği falan yok. İslam peygamberi akıllı bir insandı. Sizce kendi yazdığı bir kitapta böyle basit bir hata yapar mıydı? Bahsettiğiniz ayetler arasında farklar vardır. Çelişki diye öne sürdüğünüz şeylerin çelişki olmadığını açık şekilde anlamanız için sizi Kuran okumaya davet ediyorum. Belki o zaman konuşsak daha faydalı olacaktır.

Netice:
Güzel kardeşim çelişki diye öne sürdüğün hususları, kendin Kuran okuyup bulmuş olsan seni alnından öperdim. Ama öyle değil. Birileri çıkıyor size diyor ki
-”Aaa bak kuranda böyle hata var, böyle saçma şey olur mu????” Bu yüzden en baba din hristiyanlıktır”
Siz de inanıyorsunuz. Zaten papazın size söylediğine inanmak istiyorsunuz. Aksini düşünmek sizi müşküle sokar, toplumunuzdan dışlanırsınız, marjinal olursunuz. En iyisi “tamam” deyip geçmek. Mutlu olmanın çaresi bu.
Bak bir ayet ne diyor:

Bakara
(170) Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" dendiğinde: "Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!...


Bu ayet üzerine biraz düşünmeni tavsiye ederim.

Alıntı:
parayla Hristiyan yapanların ama o kadar tanıdığım imanlı kardeş var ama bir tane bu bahsettiğimiz sahtekarlığı yapan kişiye rastlamadım


Ben çok karşılaştım kardeşim. 1999 Depremi zamanında deprem bölgesindeydim. Hristiyanlar geldiler ve fakir fukaraya bedava ev yapıp dağıttılar. Esnafa faizsiz krediler verdiler. O zaman bu misyonerlik işlerine pek kafa yormazdım. Bu sebeple hristiyanları takdir etmiştim. Ama bedava dağıttıkları evlerde gece sohbetleri yapmaya başlayınca işin aslı anlaşıldı.
Böyle bir şey olmamıştır dersen sana resimlerini bile gönderebilirim. İnternette var zaten.

Alıntı:
Çok okuyarak bu hayatta gelişebiliriz,

Bu söz sizin bu konubaşlığında ilk yazdığınız söz. İyi de gelişmenin şartı tevrat incil okumak mı? Ben incil de okudum tevratta. Buyrun ben de sizi kuran okumaya davet ediyorum. Gelişmek istiyorsanız tabi. Anlamadığınız takıldığınız bir konu olursa da lütfen papaza değil bize sorunuz.

Selamlar...
pfd_34
Bu arada farkettim ki yukarda bahsettiğim Kuran'ın bilimsel ipuçları hakkında bir şey dememişsiniz. Bu konudaki fikirlerinizi de öğrenmek isterim. Mümkünse yukarda yazdığım ayetleri buraya alıntılayıp tek tek fikir beyan ederseniz memnun olurum. Diğer halde üstünkörü bir şekilde geçiştirmiş oluruz ki doğruyu bulmak için gösterdiğimiz çabalar eksik kalır.

Kurandan çelişki aramaya da devam ediniz. Ve tek tek bizimle paylaşınız. Dinimize, kitabımıza ve peygamberimize hakaret etmediğiniz sürece sizinle konuşmaktan, fikirlerinizi öğrenmekten mutlu oluruz.

Unutmamalısınız ki islam, terörist dini değildir. Bunlar empeyalist Amerika ve samimi hristiyanların kanını emen Vatikan'ın oyunlarıdır. Allah bu oyunları bozacaktır inşallah. Siz de göreceksiniz ki, müslümanlar, bir mantık ve doğru yol üzerindedir. Hz.Muhammed (SAV) size anlatıldığı gibi bir insan değildir. Allah indinde tek din islamiyettir. Sizin hristiyanlık veya musevilik dediğiniz din de aslında dejenere edilmemiş hali ile islamdır. Hz.İbrahim as.dan beri Allah'ın insanlara değişmez şekilde öngördüğü din budur.

Allah hepimize akıl, fikir, feraset versin. Hepimiz Allah'ın zavallı kullarıyız. Bize acısın ve doğru yolu göstersin inşallah. Sizin hristiyan olmanız, diğerinin musevi veya pagan din mensubu olması bizlerin sizlere bakışını değiştirmez. Tek Allah'ın kulları olarak aynı imtahanın öğrencileriyiz. Kimimiz bu imtahanı kazanacak kimimiz kaybedecek. Allah bizi ikaz ediyor, uyarıyor, öğüt veriyor. Aklınızı kullanın diyor.

Enfal
(22) Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.


Bu ayet bize olduğu kadar size de yöneliktir sayın kardeşim jarusalem. Simgesel olarak İsa Mesih'in etini yiyip kanını içmekten vazgeçip Allah'ın ayetlerine kafa yormanız gerekiyor.

Zümer
(18) Onlar ki, sözü dinler de onun en güzeline uyarlar. İşte bunlardır, Allah'ın kılavuzladıkları; işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.



Bakınız sözü dinlemekte bir sakınca yok ama en güzeline uymak gibi bir vazife var. Bu da insanın aklını kullanmasıyla olur. Aksi yanlış ve mantıksız olur. İslamda mantıksız bir şey bulamazsınız. Papaz, size yanlış şey anlatıyor. Bize olduğu kadar, Allah, papaza da akıl fikir versin inşallah. smile.gif
Selamlar...
pfd_34
ALINTI
Aslında "Ben alfa ve omegayım" Mesih'in Rabliğini belirtiyor, Mesih'in kendi sözü bu


Demekki Mesihin alfa ve omega olmasının önceden gelmiş peygamberlerle bir alakası yok. Mesihin alfa ve omega olması NEDEN kendisinden sonra gelecek bir peygambere mani bir kanıt olarak gösteriliyor?

ALINTI
"Günahlarımız için öldü!" bu lafı çok sever Mesih İnanlıları çünkü her şeyin anlamı bu, tek kurtuluş bu; ve bize verilen büyük lütuf bu; işte o yüzden çok severiz bu lafı.


İyi de bu benim sorduğum sorunun cevabı değil. Tanrı neden sizin günahlarınız için ölüyor, tanrı nasıl ölüyor, kime karşı sizi korumak için ölüyor?

ALINTI
“Bağışlatan kurban" genellikle İsa'nın günahlarımızın bedelini ödemek için çarmıhtaki ölümünü tanımlamak amacıyla kullanılır.


İsa’nın günahlarınızın bedelini ödemek için ölmesi şart mı? Tanrı kime kurban oluyor?

ALINTI
Yalnızca Mesih'in kanı aracılığıyla günahlarmız bağışlanabilir. İnsanlığın Mesih'in kurban olarak sunulmasından başka hiçbir şekilde kurtuluşa kavuşması mümkün değildir.


İnsanlık mesihi kurban olarak sunmamış ki. Yahuda onu gammazlamış. İnsanlığın böyle bir amacı yok. Kendiniz kafanıza göre sebep uyduruyorsunuz. Bu hıyanet öyküsü ile bizim kurtuluşa ermemizin mantıksal bağı nedir? Biz, affedilmek için ne yapıyoruz da mesihin tahtaya çakılması bizi de affettiriyor? Mesihin tahtaya çakılmasını, insanlığın onu kurban olarak sunması olarak algılamak yerine insanlığın onu satması şeklinde algılamak daha doğru olur. Çünkü havariler bile olayın vahametini görünce arazi oluyorlar.

ALINTI
Mesih'in kurban olması Tanrı'nın adaletini gösteriyor aslında.


Pes diyorum kardeşim ya başka bir şey demiyorum. Böyle büyük bir adaletsizliğe ADALET demeniz akıllara sığmıyor. Böyle bir mantık akıl sahibi hiçbir vicdana sığmaz. Günahsız mesihin kafasına dikenden taç giydirmişler, günlerce kırbaçlamışlar, yetmezmiş gibi çiviyle tahtaya çakmışlar, ertesi günde ayaklarını kırmak için geri gelmişler ama yapamamışlar çünkü ölmüş artık. Böyle bir vicdansızlık üzerinde bir din kurmuşsunuz. Bu olayında adil olduğunu söylüyorsunuz. Kusura bakmayın ama benim için kan ağlıyor.

ALINTI
Adem'in günahları nasıl bize sayıldıysa, Tanrı bizim günahlarımızı da aynı şekilde Mesih'e saydı.


Aynı vicdansızlık devam ediyor işte. Adem a.s. günahları bize sayılmamıştır, dolayısyla bizim günahlarımız da Mesih’e sayılmaz. Böyle bir adalet anlayışı Allah’a terstir. Adem as. Yasak meyveyi yerken biz orda yoktuk, Mesih tahtaya çakılırken de. (Hristiyan inancına göre konuşuyorum. Çünkü Kuranda Mesihin çarmıha gerilmediği bildirilmiştir ). Tam bu esnada size bir ayet göstermek isterim. Hangi anlayışın daha adil olduğunu samimiyetle söylemenizi rica ediyorum.

53 Necm
38 Doğrusu hiçbir günahkar bir başkasının günah yükünü yüklenmez.


ALINTI
Rabbi, çarmıhta bağırıyordu göklere doğru "Eli eli, lema şevaktani?" "Baba baba, beni neden terk ettin?" diye. Çarmıha gerilmenin bedensel acısına ve günahlarmızın mutlak kötülüğünü kendi üzerine almanın yoğun sancısına ek olarak, İsa'nın bütün bunlara tek başına göğüs gerdiğini söylemeliyiz; işte zaten Mesih'in esas amacı buydu ve en zor görevde O'nundu.


Mesihin asıl amacı buydu ama yine de “Eli eli, lema şevaktani?" diye bağırdı. Bu nasıl bir tanrı anlayışı? Gerçekten öyle olsa orda dağlar gibi durması lazım gelmez mi? Yüzünde en ufak bir acı hissi görmemeniz lazım gelir. Ağzından en ufak bir nida duymamanız lazım gelir. Oyun değil bu kardeşim tahtaya çakılı kişi bir tanrı. Nasıl isyan eder? Baba tanrı onu nasıl yalnız bırakır? Bu olay baştan sona adaletsizlik üzerine kurulu.

ALINTI :
İsa çarmıh üzerinde günahlarımızı yüklenirken, "Gözleri kötüye bakamayacak kadar saf olan" göksel Babası tarafından terk edilmişti. (Hab 1,13)


Göksel baba Mesihi terk etti demek. Allah’a hakaret etmeye devam ediyorsunuz.

ALINTI
%100 Tanrısal ve %100 insani doğası vardır


Olmaz, olmaz olmaz...... Burda açık bir matematik hatası var.

ALINTI
Umarım anlattıklarımı anlamışsınızdır...


Jarusalem kardeşim sen anlattıklarını kendin anlıyorsan ben başka bir şey demiyorum sana. smile.gif


Selametle kal...
Jerusalem

Sevgili Pfd_34,

İltifatlarınızdan dolayı teşekkür ederim; burada ki samimiyeti, saygıyı görmesem zaten burada kalıcı olmaz, müjdeyi biraz paylaşır ve giderdim. Samimi Hıristiyan Papazları genelde internetlerde tartışmalara katılmazlar çünkü internette bir terbiyesizliktir gidiyor, her zaman; onlar kiliselerde olur ve eğer samimi bir şekilde soru soran olursa da cevapsız bırakmazlar; ilgilenirler ve bazıları da kiliseler de müslümanlar tarafından öldürülüp bıçaklanır ya da kaçırılır, afedersiniz.
Tabi ki dediğiniz gibi papazların her dediğine evet demiyoruz, onlar da günahkârlar; hatasız kul olmaz. Âdem topraktan yaratılmıştır, ilk insandır; Âdem'in mânası da insan demektir zaten; biz buna inanıyoruz; Tevrat'ın ilk kitabı "Yaratılış"ta Hz. Musa yazmıştır bunu. Evrim teorisi konusunda korkmamıza lüzum yoktur derken, Âdem'in dışında olan bir olay olmuşsa olabilir ama maymundan gelmedik tabi ki yani Kutsal Yazılara aykırı olmayacak bir şekilde evrim olmuşsa olabilir demek istemiştim size; siz ya anlamadınız ya da saptırdınız. Vatikan'ı dinleyerek Hıristiyanlığı anlayamazsınız; Vatikan Hıristiyan değil, Vatikan ROMA HIRİSTİYAN'dır! Yani Roma gelenekleriyle ilerleyen bir Hristiyan kültürüdür. Greeklerde tam Hıristiyan değildir mesela çünkü Hıristiyanlığa geçmeden önce ki inançlarını hala sürdürüyorlar dikkat ederseniz, bir sürü tanrıları vardı onların ama iman ettikten sonra bu tanrıları yok etmediler, bu tanrılar yerine Azizlerin heykellerini koydular, Meryem'i Tanrıçalaştırdılar; yani Vatikan zamanın da dünya düzdür bile dedi; ama bence doğal çünkü insanlar korkuyordu o dönemlerde, dünyayı gezerken yanlışlıkla dünyanın sonuna gelip aşağıya düşebilirlerdi, onların inançlarına göre. O yüzden lütfen Vatikan, Papa, şu bu demeyin bana referans verirken; Mesih'in sözleri yeter.
Muhammed "Allah'ın sözleri değiştirilemez" diyor. Benim diğer yazımda bahsettiğimi biraz çarptırmışsınız ya da anlamamışsınız afedersiniz; ben "Kağıda geçirilen, yazılan Allah'ın sözlerinden bahsediyorum." değiştirilmek derken. İslam inancı, M.S. 600ler de başlıyor, onun dışında bilinen net bir tarihi yok; bütün geçmiş çok rahat hal olmuş gibi sanırım. "Geçmiş tarih yanlıştır, bütün kitaplar değişti! Yeni kural, yeni kitap bu bende son peygamberim" diyen birisi var 600lerde. Bu kadar basit değil geçmiş tarihi silmek. Aslında konumuz Muhammed'in yaptıkları değildi ama artı olarak Kuran-ı Kerim konusunu da açtığımız için alt başlıklarla konu daha da uzadı.
Benim için Muhammed'in şu sözü çok gariptir: "Hıristiyan, Yahudi cennete gidecek ama onlarla arkadaş olmayın!" Barış dini, esenlik dini böyle mi yorumlanıyor? Madem buradaki herkez cennete gidecek buradaki ayete göre o zaman niye arkadaş olamıyorlar bu kardeşler? smile.gif
Evet okumak çok önemlidir ama Rabbi anlamak o kadar çabuk ve kolay değildir. Yahudiler yüreklerini o kadar katılaştırdılar ki, Yasaya o kadar bağlandılar ki (kendilerine göre), halbu ki kör olarak bağlandılar ama gelen Mesih'i görmediler, yürekleri kabul etmedi. Allah birdir kelimesine o kadar çok takıldılar ki, Allah'ı anlayamadılar, derinliğini anlayamadılar. Uyarılara kulak vermediler. Allah'ı anlamak kolay değildir.

Evet okudum yukarıda yazdığınız bilimsel yazıları, güzel bir anlatım biçimi var ayetler de ama bilemiyorum M.S. 650ler de yazılan bir yazı belki daha da yeni... Yani genel olarak inançlara bakarsa islam çok yeni bir din... bilimsel araştırmalarda o kadar yeni sayılmaz. İncil de bilimsel yazılar pek yok bunun nedeni İncil'in kelime mânası müjdedir yani Mesih'i müjdeleyen yazıtlar, öğretiler vardır o yüzden bu tür bilimsel ayetlerden bahseden Tevrat ve Zebur vardır genelde.
Ama Tevrat, Zebur da bilimsel yazıtlar hangi ayetler de var soracağım? Bir ara buraya yazarım. Unutursam hatırlatırsınız.

Geçen iletim de uzun bir yazı yazdım "Kurban Mesih", "Kurtuluş" hakkında, gayet net bir yazı; ama inananlar için daha net, çünkü grekçe parakletios diye geçen Kutsal Ruh'un verdiği bir histir bu. Sabırsızlanmamak gerekiyor. Anlamayıp hemen elimizin tersi ile ittiğimiz ve karaladığımız gibi Rab'de biliyor bizi elinin tersi ile itmeyi. Bizler Tanrı değiliz, herşeyi bilseydik işte o zaman Tanrı gibi olurduk. Peygamberler bile Rab hakkında çok şey bilmiyordu.
Kısa bir özet geçeyim daha sonra bir önceki yazımı bir daha okursunuz çünkü orada daha çok ayetler yazdım.
Rabbi İsa bizim için öldü, bizim günahlarımızın cezasını biz değil o çekti; çünkü yaratılan hiçbir insan kendi günahını taşıyamaz ve cennete gidemez çünkü hergün isteyerek ve istemeyerek günah işliyoruz; bizler günahkarlarız, işte bunu kabul edemeyen gururlu çok ortodoks var; ama inandıkları kişi bunları söylüyor Kadir Olan Allah diyor, şimdi diyor ve 4000, 5000 sene önceleri de söylüyordu, yaratıldığımızdan beri söylüyor.
Rabbi insanı kendine benzer yarattı, işte en mukâddes yanımız budur! İlk insan yaratıldığında günahsızdı ve yüce bir mertebe de duruyordu ama şeytanın sözleri kulaklarını gıdıkladı adeta tutkularına yenik düştü ve Rabbin yapma dediğini yaptı; ardından da bulunduğu yüce durumdan aşağı düştü ve insan bir nevi günahtan olmuş oldu şeytanı dinleyerek ve cennetten kovuldu. İnsan böylece günâhkar olmuş oldu; ölümlü oldu, günah işlemeden duramaz oldu. Mesih'in ferisilere dediği gibi "günahsız olan ilk taşı atsın!"

+Miras Alınan Günah Öğretisi+
1.Miras alınan suç: Adem'in günahından ötürü suçlu sayılıyoruz. Adem'in ilk günahı yüzünden bizim doğamız günahlıdır. Mesih der ki "Doğru bir kişi yok."
2.Miras alınan yozlaşma: Adem'in günahından ötürü günahlı bir doğamız var. Bunu inkâr edemeyiz.

İlk temsilcimiz olan Adem günah işledi ve Tanrı bizi suçlu saydı. Kendisine iman eden herkesin temsilcisi olan Mesih ise yetkin bir şekilde Tanrı'nın sözünü dinledi. Tanrı da bunu bize doğruluk saydı. Tanrı insanlığı, başını Adem'in oluşturduğu ve temsil ettiği organik bir bütün olarak görmektedir. Mesih tarafından kurtulmuş olan yeni imanlı topluluğunu da, başını Mesih'in oluşturduğu ve temsil ettiği organik bir bütün olarak görmektedir. İşte Mesih bizi kurtardı derken bundan bahsediyoruz, günahlarımızdan kurtardı.
"Baba kendine çekmedikçe kimse bana gelemez" diyor Rabbi İsa ve iman eden günahlara yenik düşmez diyor Mesih; ve diyor ki azıcık imanınız olsa şu ağaca kalk deseniz yerinden kalkar. Yani imanlı olmak, hayatta yaşamaktır, kenarda duran, bazen zaman ayırabildiğimiz bir şey değildir. Sadece pazarları zaman ayırdığımız bir şey değildir. Eğer Hıristiyan bir kişi, işlediği her günahtan dolayı pişmanlık duymuyoru, ciddi büyük bir üzüntü duymuyor ve af dilemiyorsa ve Mesihten gelen bir sevgi görülmüyorsa o zaman imanlı sayılmaz; İncilde yazıyor "Eylemlerle kanıtlanmayan iman ölüdür" bir anlamı yoktur.
Doğamız Tanrı'nın huzurunda ruhsal iyilikten tümüyle yoksundur.
Bunlar iman ettikten sonra daha iyi anlaşılıyor çünkü ne kadar kirli olduğumuzu, ne kadar yanlış olduğumuzu görüyoruz... ve bu imanlı hareketler geliştikçe artık dualarımızda az istemeye başlıyor hatta hiçbir şey bile istemeyebiliyoruz. Bedenin gereksiz isteklerinden kurtuluyoruz. Bedene değil, ruha köleleşmeliyiz.

Kafanıza çok takılan bir soru varsa lütfen sorun, anlatıklarımı anlamadıysanız kısaca sorun lütfen ki daha rahat cevaplayabileyim.

Mesih çarmıha giderken tabi ki korkuyordu çünkü tamamen insandı, bunu çok tekrarladım ve yalvarıp yakardı insani bir şekilde ama bazen gücünü toplarlayıp kendini öldürenler içinde dua etti "Baba onları affet çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar" diye... Tamamen bu dünya da geçirdiği 33 yılda insani bir doğayla yaşadı ama görevini yaptı. İşleri tamamen tanrısaldı %60 Tanrı, %40 insan demiyorum; insanın aklının alamayacağı bir şekilde %100 Tanrı, %100 insandır. Mesih İsa sadece İncilde gözükmüyor. M.Ö. 600lerde bile işlevleri var. Tevrat çok önemli bir kitaptır bu konuda.
Bir peygamberlikte der ki: "O'nun yaralarıyla şifa bulduk." Davut der bunu... Evet aynen öyle oldu hamt olsun. Bizim insani mantığımız, Rabbin mantığına yetişemez; bunu zorlarsak sapkınlık çıkar. Biz %100 diye hesap ederken kendi kapasitemize göre konuşuyoruz, diyorum, Rabbi asla bu hayatta %100 anlıyamayacağız. Kutsal Yazılar'a herşey yazılmadı bence, ben öyle inanıyorum, herkez bilmesi gerekeni biliyor, Rab bunu ayarlıyor; bilgi kapasitesi zekâya göre de bağlı, araştırmaya da bağlı.

Saygılar,

Jerusalem.
a.zade
Esselamu ala menit tebeal huda (Selam hidayete tabi olana olsun.)
Yehdina ve yehdikumullah (Yüce Allah bizi ve sizi hidayete erdirsin)

Sevgili kardeşim; tarihte bütün peygamberlerin ortak davası insanlara tevhidi anlatmaktır. Hiç bir peygamber insanlara anlaşılmaz ve karmaşık şeyler anlatmamışlardır. Onların hepsi insanın yaratılışına uygun olanı anlatmışlardır. Yemek içmek nasıl tabii ise onların anlattıklarını anlamak da öyle tabiidir. Fakat onlardan sonra insanlar bu yolu karmakarışık yaptılar. Fıtriliğini bozdular. Bu çarpıtma bütün dinlerde olur. Siz de çarpıttınız biz de çarpıttık. Sizinkiler Mesihi yüce Allah'a ortak koştu, bizimkiler Kutupları ortak koştu. Çelişkiler hep aynıdır. Sizde de aynı hata yapılır, bizde de aynı hata yapılır. Aşağıya AbdulAziz Bayındır beyefendinin "Aracılık ve Şirk" isimli kitabından bir pasaj koydum. Oradaki yazılanlara bizimkiler de aynen inanır fakat araya aracılar koymaktan da kendilerini alamazlar. Yani araya konan aracı İsa da olsa, Muhammed de olsa, bir aziz veya eren de olsa insan şirke düşer. Peygamberlerin ortak mesajına aykırı hareket edilmiş olur. Meselenin özü budur. Bence bunu tartışın başka konuları tartışmak boşa zaman kaybıdır. Yüce Allah Kur'an-ı Kerimde hıristiyan, yahudi ve müslümanları aralarındaki ortak kelimeye şöyle çağırmaktadır.
-De ki: “Ey geçmiş vahyin izleyicileri! Sizinle bizim aramızdaki şu ortak ilkeye gelin: Allah'tan başka kimseye kulluk etmeyelim, O'ndan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayalım ve Allah ile birlikte insanları rab edinmeyelim." Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Şahit olun ki biz kendimizi Allah'a teslim etmişiz!” Al-i İmran suresi 64. ayet.

Ayrılık buradadır. Burası düzelirse hiç bir sorun kalmaz.





Katoliklere göre Allah birdir; ondan başka Tanrı yoktur[1]. O, gerçeğin kendisidir. Yeri ve göğü tek başına yaratmıştır. Yaratılış düzenini ayarlayan ve dünyayı yöneten odur[2]. O insanlara yakındır[3] ve her şeyi bilir[4]. O her zaman vardır[5], varlığının başı ve sonu yoktur. Her şey varlığını ona borçludur. Sahip olduğumuz her şey ondan gelmektedir[6].O, kendiliğinden var olandır[7]. Allah’ın Baba olarak adlandırılması, her şeyin başlangıcı ve aşkın otorite sahibi olmasından ve tüm çocuklarının üstüne titreyen sevgi dolu iyiliğinden dolayıdır. Allah ne erkektir, ne kadın; Allah, Allah’tır[8].

Bazı Hıristiyanlar, Allah ile insan arasında bir boşluk olduğunu söyler, arayı arabulucularla doldururlar. Şimdi Katoliklerin arabulucu saydıkları varlıklara bakalım:




--------------------------------------------------------------------------------

[1] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, İstanbul 2000, paragraf. 200 ve 212. (Papa 14. Lui’nin (Episkopos II. Jean Paul) emriyle 1986’da Kardinal Joseph Ratzinger başkanlığında kurulan 12 kişilik bir heyetin altı yıllık çalışmasıyla meydana getirilmiş ve Vatikan Kilisesi tarafından kabul edilmiş öğretileri içerir. Dominik PAMİR Türkçe’ye çevirmiş, Türkiye Episkoposlar Konferansı adına neşredilmiştir. Burada Allah yerine Tanrı kelimesi kullanılmaktadır.)

[2] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 215, 216 ve 222.

[3] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 206.

[4] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 208.

[5] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 212.

[6] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 224.

[7] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 212.

[8] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 239.




Katoliklere göre şirk en büyük günahtır. “Birinci buyruk şirki yasaklar. Allah’tan başka tanrılara inanmak ve Tek olandan başka ilahlara saygı göstermek yasaktır. Putları reddetmek gerekir[1].” Kutsal Kitap’ta şöyle geçer: “Dinle ey İsrail, Allah’ımız Rab, bir olan Rab’dir”. (İncil, Markos 12/29).

İsa şöyle demiştir: “Tanrın olan Rabb’e tap, yalnız ona kulluk et.” (İncil, Luka 4/5–8)

İncil’de böyle olmasına rağmen Hıristiyanlar, Allah ile aralarına, 4 asır sonra aracılar koymuşlardır. 325 yılında toplanan İznik Konsili, inanç ilke­lerini şöyle açıklamıştır: “Tanrı’nın biricik oğlu, ezelde Baba’dan doğmuş, nurdan gelen nur, ger­çek Tanrı’dan gelen gerçek Tanrı, yaratılmış ol­mayıp Baba ile aynı özdendir[2]”.

Katolikler müşrik sayılmamak için Baba, Oğul ve Kutsal Ruh üçlüsünü bir tek Tanrı gibi göstermeye çalışırlar. Şöyle derler: “Kâdir Baba ve Onun biricik Oğlu ve Kutsal Ruh bir tek Tanrı’dır: Çok Kutsal Üçlü Birlik[3]”.

Ancak bunun ger­çeği göstermediğini bilirler. Çünkü şöyle derler: “Tanrı’daki kişiler birbirinden farklıdır. Oğul olan kişi Baba değildir. Baba olan kişi de Oğul değildir. Kutsal Ruh olan kişi de ne Baba’dır, ne Oğul. Temellerinden gelen ilişkiler yüzünden bir­birinden farklıdırlar[4]”.

Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler tam kâfir oldular. Oysa Tek Tanrı’dan başka tanrı yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse, onlardan kâfir olanları, elem verici bir azap elbette çarpacaktır.” (Maide 5/72–73)

Müslümanların tarikat ve cemaatlerine göre de şirk en büyük günahtır. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah şirki bağışla­maz, onun dışında olanı dilediği kimse için bağışlar.” (Nisa 4/48)

Kur’ân-ı Kerim’in hemen her sayfasında şirkle ilgili âyetler yer alır. Ama müslümanların inançlarını anlatan kitaplarda bu ayetler üzerinde yeterince durulmamıştır. Hatta birçok ayetin üstü adeta örtülmüştür. Bunun sonucu olarak bazı tarikat ve cemaatler, şirk konusunda kendi yolunu bırakmış, Hıristiyanların yoluna girmiştir.





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 2112.

[2] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 242.

[3] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri par. 233.

[4] Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri, par. 254.
pfd_34
Ve aleyküm selam a.zade isimli din kardeşim. Verdiğin bilgilerle de bizleri aydınlattın. Tüm sözlerine katılıyor ve teşekkür ediyorum.

Ve anlıyorumki bu konubaşlığının sonu gelmiştir. Kısa bir özet yapmak gerekirse Jarusalem isimli değerli bir hristiyan kardeşimiz islami forumu ziyaret etmiş ve kendince müjdesini bizlere duyurmak istemiştir. Kendisinin makul, inançlı ve samimi bir hristiyan olmasını anlayışla karşılayarak müjdesini bizlere anlatmasına müsaade edip, biz de kendisine dinimizin gereği "tebliğimizi" yaptık.

1400 Senedir yaşanan olayların bir benzerini burda tekrar yaşamış olduk. Ne hristiyan kardeşimiz bizi müjdesi ile ikna edebildi, ne de biz onu tebliğimizle. Eskiden beri dikkatimi çeken bir husustur ki, müslümanlar ile hristiyanların dine bakış açısı birbirinden çok farklıdır. Bunu aşmanın da imkanı yok gibi gözükmektedir. Görüyorum ki "neden böyle" sorusunu biz müslümanlar daha fazla sorarken hristiyanlar hiç böyle bir şeye ihtiyaç duymadan "bu böyledir" deyip geçiyorlar. Bunu kendimize artı puan olarak yazıyorum.

Ne diyelim sağlık olsun. Allah herkesi doğru yoluna ulaşmayı nasip etsin inşallah.

Selametle...
pfd_34

ALINTI YAZI:

Fransa Katolik Enstitüsü profesörlerinden J. Danielou misyonerliğin başarısı için şunları önermektedir:

1. Misyonerliğin birinci amacı Hıristiyanlığı yaymak ve yeryüzünde Hz. İsa'ya imanı gerçekleştirmektir.

2. O ülkede tanınan aydınlarla yakın bir diyaloga girilerek onların düşüncelerine, eserlerine ve kültürlerine Hıristiyanlık unsurları sokulmalıdır.

3. Gelişmiş batı uygarlığı ile Hıristiyanlık aynı gösterilmelidir. Öyle ki Batı'nın gelişimi, Hıristiyanlığın bir zaferi olarak sunulmalıdır.

4. Hıristiyanlığın yayılması için bir yere kilise yapmak, kalıcı ve isabetli bir yol değildir. Orada asıl kalıcı olan, Hıristiyanlığın o toplumun kültürü içerisine nüfuz etmesidir. Yoksa Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çalışıp durmayın. Onlara Hıristiyan âdetlerini, bayramlarını, kültürünü ve ahlâkını aşılamaya çalışmak en avantajlı yoldur.

5. Müslümanlara sevgi ile yaklaşınız. Hz. Muhammed (s.a.s.)'i yalanlamayınız. Hz. İsa için Allah'ın oğludur demeyiniz. Çünkü müslümanlar bunu kabul etmezler. Daha çok onların kendi milletiyle ve dinî değerleriyle alâkâlarını kesmeye ya da zayıflatmaya çalışınız." (4)

II.Hıristiyanlaştırmıyorsanız HIRİSTİYAN GİBİLEŞTİRİN"

"Göze Gözükmeyen Kilise" kavramı da misyoner stratejisi hakkında iyi bir fikir vermektedir. Hıristiyan aleminde iki tane önemli kilise kavramı var.

Bir tanesi bildiğimiz kiliseler, ikincisi "Invisible Church" dediğimiz "göze gözükmeyen kilise"dir. Yani somut ve mevcut bir dünya olarak görmediğiniz türden bir kilise var. Nedir bu? Protestanlar tarafından kurulmuş olan bu kilise der ki, "Şahısların Müslümanlıktan Hıristiyanlığa geçmesi gerekmez. Oldukları yerde, oldukları gibi kalsınlar. Ama bizim istediğimiz gibi düşünsünler. Yani müslüman, müslüman gibi düşünemesin. Hıristiyan gibi düşünsün. Müslüman gibi yaşadığına inansın." Bu çok mühim bir olaydır.

Bugün Türkiye'de, bir çok müslüman, maalesef müslüman gibi düşündüğünü zannederek gerçekte hıristiyanların kendilerinden istediği şekilde düşünüp müslümanlığımı yerine getiriyorum, inancı içindedirler." ( tarihli Yeni Mesaj Gazetesi )

Misyoner Rahip Samuel Zwemer'in sözleri oldukça açık seçik olsa gerek: "Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım.. Başka yollar deneyelim. İslam ülkelerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, Hıristiyan adetlerini, Hıristiyan bayramlarını, Hıristiyan kültürünü, Hıristiyan ahlakını aşılayalım."(5)



Dışında Kur'an Yazan İnciller

Çağdaş misyonerlerin bu konuda Pavlus'un iki yüzlü stratejisini adım adım izlediklerini söylemeye gerek yok. Örneğin Ortaasya Türk Cumhuriyetlerinde yaptıkları propagandalarda Kitab–ı Mukaddes'ten yaptıkları seçkileri bile Kur'an diye sunmaktadır misyonerler: "Kazakistan ve Kırgızistan'da Hıristiyanlık propagandasının oldukça etkili olduğu bildirilmektedir...."Senim" (İnanç) Vakfı aracılığıyla Ortodoks–Katolik–Protestan işbirliği ile misyonerlik faaliyetleri yürütülmektedir. Başta "İncil, Tevrat ve Zebur'dan Seçmeler" isimli kitap olmak üzere, Kazakça olarak bastırılmış İnciller, propaganda kitap ve broşürleri evlerde, sokaklarda, hatta Müslümanların en mukaddes yerlerinde dağıtılmaktadır. Müslümanlığın kuvvetli olduğu yerlerde kendilerini Müslüman gibi göstermekten çekinmemektedirler. Kendi kitaplarını bazen İstanbul'da basılmış Kur'an diyerek dağıtmaktadırlar." (6)

IV. Cizvit bir rahipten Katolik bir nur talebesi olur mu?

Zaman yayın grubunun çıkardığı Aksiyon Dergisi'nden Mustafa Aydın, 'Kur'an'ı Anlamada Çağdaş Bir Yaklaşım: Risale–i Nur Örneği' konulu uluslararası sempozyuma katılan aslen bir misyoner olan Thomas Michel ile yaptığı bir ayak üstü görüşmeyi sunarken Michel'den "Bir Katolik Nur Talebesi" olarak söz ediyordu.

İlk bakışta her şey güzel gibi ama, misyonerliğin raconu bağlamında ele alınca tipik bir iki yüzlü stratejik tavır ile karşı karşıya olmadığımızın garantisini kim verecektir?

Halbuki Michel, oldukça ünlü bir misyoner tarikat olan üye ve Papalıkta bu tarikatın sekreteryasını da yürütmekte. Aksiyon Michel, hakkında şu bilgileri veriyor: "Halen Roma'daki Papalık Dinlerarası Diyalog İçin Cizvit Sekreteryasının Genel Sekreteri ve Asyalı Piskoposlar Konferansları Federasyonunun Ekümenik Sekreteri" olan "Thomas Michel Türkiye'yi ve Türkiye'deki İslami cemaatleri yakından takip ediyor. Risale–i Nur ve B. Said Nursi ile ilgili tespitleri oldukça ilginç. Zaten tebliğin Türkçe'ye tercüme edilen metni okunurken izleyiciler tarafından sık sık alkışlandı. Michel, tebliğinde, kendisini Risale–i Nurlar konusunda bir uzman değil bir "talebe" olarak gördüğüne dikkat çekiyordu: "Şu günlerde Kur'an'a dair kendi anlayışımı, büyük düşünür Bediüzzaman'ın yaklaşımı ve yorumlama tarzı üzere derinleştirmeyi özlemle bekliyorum". 1998, 4. B. Said Nursî Sempozyumu'nda sunduğu tebliğinde bu bağlamda kendisini diplomatik bir üslupla "öğrenici" diye tanıtmaktadır. Ama buradan Michel'in bir Risale–i Nur talebesi olduğu sonucunu çıkarmak için ya oldukça "saf" ya da iyi bir "demagog" olmak gerekmez mi?

Profesyonel bir Cizvit rahibinin davranışlarını elbette Pavlus'un öğretisi çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Çünkü Pavlus, Mevcut Hıristiyanlıkta peygamber (!?) sayılır. Misyonerliğin mucidi olan Pavlus'a göre hıristiyanlaştırma için yahudiye yahudi, putpereste putperest görünmek gerekir. Misyoner için bundan çıkan sonuç da müslümana müslüman gözükmek olacaktır.
Jerusalem


Sayın A.Zade,

Aslında RAbbin birliğini sadece Katolikler değil, en ünlüsünden en sapkınına kadar bütün mezhepler kabul eder; yani Hıristiyanlığın temel inancıdır bu. Yasa Kitabı 6, 4-7 de Hz. Musa'nın ünlü vaazı var, buna Yahudisinden Hıristiyanına Tevrat'a inanan herkez inanır. Bu arada İsrail'in kelime mânası "Rabbin müminleri, halkı"dır.

"Dinle, ey İsrail! Allahımız RAB tek RAB'dir. Allahınız RAB'bi bütün yüreğinizle, bütün canınızla, bütün gücünüzle seveceksiniz. Bugün size verdiğim bu buyrukları aklınızda tutun. Onları çocuklarınıza benimsetin. Evinizde otururken, yolda yürürken, yatarken, kalkarken onlardan söz edin."

"...ve komşunu(insanları) da kendin gibi sev."

Kutsal Kitap'ta ki en büyük buyruk budur, sonra "on buyruk" gelir. Öğretmenimiz İsa'da bunu tekrarlar en büyük buyruk olarak. Yani sadece Katolik inancı değil. Aracı koyma konusu biraz farklıdır; Mesih diyor ki: "Yol, gerçek, yaşam benim", "Benim aracılığım olmadan kimse Baba'ya gelemez, kapı benim".
M.S. 325 yılında İmparator Konstantin İznik Konsili ayarlamıştır, bu Konsile 2.048 patrik ve piskopos katılmıştır; 20 Mayıs'ta başlayan oturumlar 25 Temmuz'a kadar sürmüştür.
İznik Konsil'i hakkında bir sürü ipe sapa gelmeyen, kanıtsız, sallama, asılsız iddialar, dedikodular vardır. Halbu ki İznik Konsili'nin yapılmasının tek bir nedeni vardır.
İskenderiyeli iki tanrıbilimci olan Atanasyus ve Aryus arasında başlayan tartışma o dönemde bütün Hıristiyan Kilisesine yayılmış ve ilk Evrensel Konsilin İznikte yapılmasına neden olmuştur.
Tartışma Kilisede uyuşmazlıklara neden olduğundan, hangi ifadenin gerçeğe daha yakın olduuna kara vermek üzere bu toplantı yapılmıştır. Ve sonunda Konsil Atanasyus'un ileri sürdüğü formülü onayladı ve Aryus'unkini reddetti. İznik Konsili'nde İncîl metni tartışılmadı! Atanasyus ve Aryus, karşıt tezleri savunmak için aynı İncîl metnini kullandılar. M.S. 325 yılında İncîl metnini tahrif etmek imkânsız bir iş olurdu ayrıca. O tarihe gelindiğinde Hindistan'dan İrlanda'ya, Etiyopya'dan Kuzey Almanya'ya kadar her yerde İsâ Mesih'e inanan topluluklar vardı. Ayrıca, İsâ'nın Tanrılığı hakkındaki inanç, İznik Konseyi'nde uydurulmuş değildir, başlangıçtan beri ve her devirde bütün Mesih topluluklarınca benimsenmiştir. Dediğim gibi iki kişinin tartışmasının ortak noktası bulunsun diye yapılmıştır çünkü bu tartışma bütün kiliselere yayılmıştır. Siz İznik Konsil'i deyince, ben biraz derine indim, biraz açıklama olsun diye.
Mutlaka sizler Aryus'u savunurdunuz. Ama en mantıklısı ve gerçeğe yakını Atanasyus'un formülü olarak görülmüştü çünkü en mantığa sığan ve gerçeğe yakın olan oydu çünkü Kutsal Kitap'ın anlayışına daha yakındı, o dönemde ki toplantıya göre!


Evet Sevgili Pfd_34,

Benim içinde burada vakit geçirmek çok hoş oldu. Aynen aynı şeyleri hissettim, tarihi "Hıristiyan ve Müslüman teologların tartışmaları, sohbetleri" aklıma geldi. Mutlaka herkez kendine bir artı puan yazıyordur.
Bilmiyorum o yazdığın Katolik Rahipleriyle aynı görüşte olduğumu söyleyemem çünkü o kadar kurcalamamak gerekiyor bence misyonerliği; cemaatiminde böyle düşündüğü üzere "Gerçek şudur, yol budur, iman budur, müjdeye gelin" ilanı yeter ve anlaşamamazlık olur ve üstüne sorular gelirse tabi ki cevaplandırılır ama bu kadar; sadece bilgilendirilir kişi, Hıristiyanlık budur diye anlatılır, Rabbe gelinmesi için teklif sunulur o kadar. Aynen burada yaptığım gibi. Ama o rahipler (Katolikler) biraz farklı görüyorlar sanırım; yani sanki ordu topluyorlar, bir aceleleri var gibi. İşin aslı şu Papa Vatikan'ın hem siyasi, hemde dini önderi yani O'nun işleri siyasete bulaşmıştır o yüzden pek sağlıklı değil bu bence. Ama evet dediğin gibi Misyonerlik Rabbi Mesih İsa'nın bir buyruğudur. Temel sözü de şudur. "Müjdeyi bütün uluslara yayın ve onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin." İçinde misyonerlik hissi uyanan kişi için, mijdeyi yaymak isteği uyanan kişi için bu bir nevi, bence, ibadettir; onlar için.

Evet dediğine katılıyorum, dine bakış açılarımız farklı ama Rabbe boyun eğer ve bizim kendi mantığımızca kabul edemediğimiz ve anlayamadığımız şeyler mutlaka vardır; işte bunlar bize engel olmasın Rab yolunda.

Ortalama 2000 sene önce yazılmış bir ayeti buraya yazmak istiyorum:
"Bu insanlar hiç anlamadıkları konularda sövüp sayarlar ve akılsız hayvanlar gibi içgüdüyle bildikleri şeyler tarafından mahvedilirler. Vay onların başına geleceklere!" Ayet 1:10-11



Evet Zekeriya Peygamberden açılan konu uzun bir dini sohbete dönüştü...

Esenlik olsun,

Saygılar

Jerusalem.
telpako
ALINTI(Jerusalem @ Jan 3 2008, 06:27 PM) *

Sayın A.Zade,

."




M.S. 325 yılında İmparator Konstantin İznik Konsili ayarlamıştır, bu Konsile 2.048 patrik ve piskopos katılmıştır; 20 Mayıs'ta başlayan oturumlar 25 Temmuz'a kadar sürmüştür.
İznik Konsil'i hakkında bir sürü ipe sapa gelmeyen, kanıtsız, sallama, asılsız iddialar, dedikodular vardır. Halbu ki İznik Konsili'nin yapılmasının tek bir nedeni vardır.
İskenderiyeli iki tanrıbilimci olan Atanasyus ve Aryus arasında başlayan tartışma o dönemde bütün Hıristiyan Kilisesine yayılmış ve ilk Evrensel Konsilin İznikte yapılmasına neden olmuştur.
Tartışma Kilisede uyuşmazlıklara neden olduğundan, hangi ifadenin gerçeğe daha yakın olduuna kara vermek üzere bu toplantı yapılmıştır. Ve sonunda Konsil Atanasyus'un ileri sürdüğü formülü onayladı ve Aryus'unkini reddetti. İznik Konsili'nde İncîl metni tartışılmadı! Atanasyus ve Aryus, karşıt tezleri savunmak için aynı İncîl metnini kullandılar. M.S. 325 yılında İncîl metnini tahrif etmek imkânsız bir iş olurdu ayrıca. O tarihe gelindiğinde Hindistan'dan İrlanda'ya, Etiyopya'dan Kuzey Almanya'ya kadar her yerde İsâ Mesih'e inanan topluluklar vardı. Ayrıca, İsâ'nın Tanrılığı hakkındaki inanç, İznik Konseyi'nde uydurulmuş değildir, başlangıçtan beri ve her devirde bütün Mesih topluluklarınca benimsenmiştir. Dediğim gibi iki kişinin tartışmasının ortak noktası bulunsun diye yapılmıştır çünkü bu tartışma bütün kiliselere yayılmıştır. Siz İznik Konsil'i deyince, ben biraz derine indim, biraz açıklama olsun diye.
Mutlaka sizler Aryus'u savunurdunuz. Ama en mantıklısı ve gerçeğe yakını Atanasyus'un formülü olarak görülmüştü çünkü en mantığa sığan ve gerçeğe yakın olan oydu çünkü Kutsal Kitap'ın anlayışına daha yakındı, o dönemde ki toplantıya göre!




O dönemde Atanasyus'un yerine Aryus'un fikirleri galip gelseydi şu andaki hristiyanlık İslama gore yanlış bir din sayılmazdı.

Yine de kurana göre sayılmadığı ortada , sadece şirk koşmamak yeterli.
Jerusalem

Sayın telkapo Hıristiyanlık daha farklı olmazdı... Bu iki görüşüde yaşatan Hıristiyanlar var zaten. Atanasyus daha mantıklı geldi çünkü İncile ve Tevrata uyan en doğrusu onun düşüncesiydi. İznik Konsili Hristiyanlığın nelerden oluştuğu hakkında değildi, Hıristiyanlık orada yaratılmadı, Hıristiyanlık İsa ile başladı. Konsilin yapılmasının nedeni bu bölünmeyi yok etmekti.

Esenlik olsun.
telpako
ALINTI(Jerusalem @ Jan 4 2008, 12:03 AM) *

Sayın telkapo Hıristiyanlık daha farklı olmazdı... Bu iki görüşüde yaşatan Hıristiyanlar var zaten. Atanasyus daha mantıklı geldi çünkü İncile ve Tevrata uyan en doğrusu onun düşüncesiydi. İznik Konsili Hristiyanlığın nelerden oluştuğu hakkında değildi, Hıristiyanlık orada yaratılmadı, Hıristiyanlık İsa ile başladı. Konsilin yapılmasının nedeni bu bölünmeyi yok etmekti.

Esenlik olsun.


Esenlik olsun ama belki bilmiyorsunuzdur Hz. isa çarmıh olayindan sonra hindistanin srinagar vilayetinde 16 yil yasadi kendisini isa yus-aasaf olarak tanitti. Ve hristiyanlik genel olarak dunyay abu fikirlerle yayildi. Su anda hz. İsanin mezari srinagar kentindedir. Bu konud ayapilmiş cok sayida calişma mevcuttur.

Bu yuzden Hz. İsanın getirdiği hritiyanlik ile mistik kokenden gelen bir takim akimlar birleştiler ve mistik bir din oluşturmuş oldular.

Su anda yehovba şahitleri denen grubun cikmasinin sebebi sadece incile dayanarak teoloji geliştirmesidir. İncilin dışındaki bir coke kutsallik atfedilmiştir. Ve katolik hristiyanlik adeta mistik bir olarak ortaya cıkmıştır.

Sanirim hristiyanliği bidatlerden temizlemeniz sizin gorevinizdir.
hamzayurekli
Selamun Aleykum....

Guzel ınsan Olmak ısteyen Jarusalem....

Topıgın basında acmıs oldugunuz '' Bana donn bende sıze donerım''....

ALLAHU TEALA ( azze ve celle) 'nin son Kitabı Kur'an-ı Kerim'de Şöyle Buyurmuş.......

''Artık beni zİkrediniz ki Bende sizi zikredeyim ve Bana şükrediniz,Bana nankörlükte bulunmayınız''

Bakara Suresi Cüz.2 Ayet :152. Sahife.24(2.cüzün 2.sahıfesının sondan 2.ayeti)

Jarusalem...!

Anlamadıgım bır şey var..

ALlahu Teala Hz.(şanı en yuce) sızde ınanıyorsunuz bızde....

Allahu Teala Hz.(şanı en yuce) ınanmamk ne demektır..?bunu bılıyormusunuz...?

Cunku Yuce Rahman(sanı en yuce) Son Peygamber Olarak Hz.Muhammed(a.s) Son Kıtap Olarak Hz.Kur'an-ı Kerım'i indirmiştir ve Adem ogluna yani biz insanlara Bunlara İtaat etmemizi emretmiştir....

Vee Öncesinde Gelmiş Olan Tüm Peygamberleri(Sallallahu teala aleyhı ecmaın) Peygamber olarak kabul ettik..

Vee Gene Öncesinde inmiş Olan Tüm Kitapları Kabul ettik ( ama orjinal hallerini)

Ama Şuan Son Kitap Kıyamete Kadar Kur'an-ı Kerim'dir....ALLAHU TEALA Hz. inanıyorsak bu olmalıdır aksi kabul edılemez....

Vee zaten Dıger Gonderılmıs olan kıtaplardada Kur'an-ı Kerım'dekıler gıbı Yuce Yazılar vardı...Ama onları o kavmın ınsanları ıslerıne geldıgı gıbı degıstırdıgı ıcın Baska bır kıtap ve baska bır kavım geldı cunku onların cogu ALLAHU TEALA'nın gazabına ugradılar....


Ve Son Olarak Rahman'ımız(c.c.) Kur'an-ı Kerim'i Biz insanlara gpnderdı veee koruyucusuda bizzat Kendım Olacagım Buyurdu....Emenne Ve Saddagne....

Selametle....
pfd_34
Konu biter dedim ama yanılmışım.

Bana göre temel soru şu: Ben, dinimin hak din olduğunu nerden biliyorum? Kanıtım nedir?

Bu soru sorulmadığı zaman kimsenin diğerinden bir farkı yok. Hristiyan kardeşimize inancının mantığını sorgulaması için tavsiyelerde bulunuyoruz ama o diyorki :
-"Ben böyle detaylarla pek uğraşmam veya kafa yormam veya çok bilgim yok veya papaz bize böyle dedi, İsa Rabbidir, o kadar"

Eğer bu soruyu biz de sormazsak Jarusalem ve dindaşları ile aynı hatayı yaparız.

Peki Jarusalem aynı soruyu bize sorarsa biz ne diyeceğiz acaba?
-"Siz dininizin hak olduğunu nerden biliyorsunuz, kanıtınız nedir?"

Ben bir sürü kanıt anlatırım. Kuran'da geçen bir çok bilimsel ipuçları Allah'ın ayetleri olarak akıl sahiplerine bildirilmektedir. Ama bu sorgulama yapılmadıktan sonra bizlerde Jarusalem ve dindaşları gibi olmak durumundayız.
-"Neden müslümansın" sorusuna vereceğimiz DOĞRU cevap şu olur:
-"Anam, babam ve çevrem müslüman olduğu için"

Jarusalem'e diyoruz ki
-"Sen dinini sorgulamıyorsun, papaz sana ne diyorsa kabul ediyorsun. Bu yanlıştır, vazgeç bundan"

Ama aynı şeyi biz de yapıyoruz. Birileri bize dinimizi anlatıyor, bizde buna göre amel edip gidiyoruz. Demekki aynı hata içindeyiz. Kitabımız Kuran'ı kaç kere okuduk? Kaç defa anlamadığımız bir ayeti bilen birilerine sorduk, diğer meallerden baktık, araştırdık, üzerinde kafa yorduk?

İyiki geldin Jarusalem. Hatalarınla bize örnek oldun. Yok, dinin üzerine yaptığın hatalarından bahsetmiyorum. O kendi bileceğin bir şey.
Papazların sana anttıklarını sorgulamadan kabul ettiğin için yaptığın teknik hatadan bahsediyorum. Papaz sana doğruyu bile söylüyor olsa, sorgulamadığın için hatalısın. Merak etme bu anlamda biz de senden çok farklı değiliz.

Selamlar...
pfd_34
Bu arada merak ettiğim bir şeyler daha var.

Sen nasıl hristiyan oldun Jarusalem? Hep mi hristiyandın yoksa sonradan mı oldun? Bize biraz anlatır mısın?

Sonra mezhebini de merak ediyorum. Gelenekselci hristiyanları pek sevmediğine göre protestan olduğunu tahmin ediyorum. Eğer böyle ise (bildiğim kadarıyla) protestan amentüsüne göre İsa Allah'ın oğludur fakat Rabbi değildir. Ama sen İsa'nın Rabbi olduğunu da söylüyorsun.

Türkiye gibi çoğunluğu müslüman olan bir devlette yaşamak sizin için nasıl bir şey? Müslümanların genel tutumu sizleri sinirlendiriyor mu? Papazlarınız size müslümanlar hakkında ne anlatıyorlar. Herhangi bir yerde dininizin anlaşılması sizleri rahatsız ediyor mu?

Aydınlatırsan memnun olurum. Teşekkürler.....
Jerusalem

Evet Sayın Telpako, zaten bağlı olduğum cemaatle beraber, ben sadece kitaba inanıyorum; onun dışında uydurulmuş safsatalara değil... Mesih ve havarilerinden sonra ki artı yaratılmış inançlara inanmıyoruz. O yüzden Katolikleri ve Ortodoksları çok fazla referans göstermeyin "saf Hıristiyanlık" diye. Mesih İsa göğe alınmıştır, bir mezarı vardır ama içi boş!
Sayın Hamzayürekli, samimiyetle söylüyorum ki eğer Mesih sonrası birisi daha gelecek diye artı bir müjde olsaydı İncil veya Tevrat'ta işte o zaman Yahudi ve Hıristiyanlar Müslüman olurdu ama böyle bir şey yok; ayetlerde böyle bir müjde olmadığı gibi aslında Tevrat'ın mantığına göre de gerekte yok! Çünkü söylenen söylendi; peygamberlikler yapıldı, Mesih müjdelendi ve M.Ö.ki peygamberliklerin çoğu gerçekleşerek Mesih geldi; ve bitti. İslam'ın iddia ettiği, Kutsal Kitap değiştirildi, dedikoduları kesinlikle Ahmet Muhammed döneminde yoktu ve daha sonra isterseniz yazarım Ahmet Muhammed bazı sorunlar karşısında hep yazdırdığı Kuran'ı açıp konuşuyor hemde, Tevrat'ı açıp konuşuyordu; bu çok küçük bir örnektir! Kutsal Kitap'ın değiştirilmediğine dahir yüzlerce kanıt var. Hem bu kanıtlar olmasa bile imanlı olarak emin olmak gerekir çünkü Rab yazdırdıklarını korur kötü insanlardan sizler merak etmeyin, hamt edin.
Sayın Pfd_34, kesinlikle imanımın gereklerini biliyorum ve yeri geldiğinde sorguluyorum. Papazlar kadar bilge değilim derken, mesela şu söz nerede deyince hemen şu ayet diyemem ya da bağlantılar şuradadır falan diyemem, biraz uzun araştırmam lazım ama imanımın temelleri hakkında tabi ki bilgiliyim, o zaman imanlı olduğumu zaten anlayamazdım. Papazların her dediğine evet diyenler genellikle tek kurtuluşun kitaptan olmadığına inananlardır, bu kişilerde zaten Katolikler ve Ortodokslardır. Ama tabi ki üzücü olan Hıristiyan aileden gelip, Müslüman aileden gelip sorgulamadan direk o inançları kabul etmek.
Benim inançsız, ateist bir geçmişim var (aslında ailemin laik yapısından da kaynaklanıyordu) sonradan kendi araştırmalarım, sorgulamalarım ve hislerim doğrultusunda iman ettim ama çok fazla kendimden bahsetmek istemem; daha çok müjdeden devam edebiliriz isterseniz.
Presbiteryen Cemaatine bağlıyım. Buyrun Kilisemizin sitesi: www.allsaintsmoda.com
Reform Hıristiyanlarız; İlahiyat sadece Kitap üzerinedir. Türk Presbiteryen Kilisesi olarak biraz farklıyız aslında diğer protestan kiliselerine göre; daha çok Sufi, Türk Sanat Musikîsi tarzında ilahiler söyleriz; yani doğu tarzı...

Aslında çoğunluğu Müslüman bir ülke de yaşamak bazı Hıristiyanlar için iyi olmasa da bu bir nevi imanlı için daha çok teşviktir. Rabbi yaşadığınız ülkenin yönetimine bağlı olun diyor; ve diyor ki : "Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını Tanrı'ya verin". Herhangi bir yerde imanımın anlaşılması beni rahatsız etmiyor, şükrettiriyor... Acı çekiyorsam Rab için ve bundan dolayı şükretmek muazzam bir huzur getirir, iyi karşılanıyorsam bu da Rab'den dolayıdır. Müslümanların ne yaptıkları hakkında, hadisler hakkında ya da herhangi alakasız bir konu hakkında vaaz olmaz sadece Ayetler üzerine vaaz olur kilisemizde ve her ayet hem öz mânasında anlatılır ve hemde günümüzden ders çıkartılabilecek bir şekilde anlatılır.

Sizler neler düşünüyorsunuz Anadolu (Ermeni, Türk, Rum, Süryani, İtalyan..) Hıristiyanları hakkında? Misyonerlikler dışında ciddi rahatsızlık duyduğunuz konular var mı? Misyonerlik dışında diyorum çünkü bu inancımızın gereğidir, müjdeyi yaymak, ama elbette bende sonuna kadar karşıyım parayla insanları bir yere çekenlere (ki daha rastlamadım öylelerine ama neyse).

Saygılar,
Selametle,

Jerusalem.
<VİSAL>
"Biz bir Ayet'in hükmünü kaldırır veya onu unutturursak,ondan daha hayırlısını veya benzerini getiririz.Bilmez misin ki Allah,şüphesiz herşeye gücü yetendir."
BAKARA 106


ALINTI(Jerusalem @ Jan 5 2008, 01:15 AM) *

Evet Sayın Telpako, zaten bağlı olduğum cemaatle beraber, ben sadece kitaba inanıyorum; onun dışında uydurulmuş safsatalara değil... Mesih ve havarilerinden sonra ki artı yaratılmış inançlara inanmıyoruz. O yüzden Katolikleri ve Ortodoksları çok fazla referans göstermeyin "saf Hıristiyanlık" diye. Mesih İsa göğe alınmıştır, bir mezarı vardır ama içi boş!
Sayın Hamzayürekli, samimiyetle söylüyorum ki eğer Mesih sonrası birisi daha gelecek diye artı bir müjde olsaydı İncil veya Tevrat'ta işte o zaman Yahudi ve Hıristiyanlar Müslüman olurdu ama böyle bir şey yok; ayetlerde böyle bir müjde olmadığı gibi aslında Tevrat'ın mantığına göre de gerekte yok! Çünkü söylenen söylendi; peygamberlikler yapıldı, Mesih müjdelendi ve M.Ö.ki peygamberliklerin çoğu gerçekleşerek Mesih geldi; ve bitti. İslam'ın iddia ettiği, Kutsal Kitap değiştirildi, dedikoduları kesinlikle Ahmet Muhammed döneminde yoktu ve daha sonra isterseniz yazarım Ahmet Muhammed bazı sorunlar karşısında hep yazdırdığı Kuran'ı açıp konuşuyor hemde, Tevrat'ı açıp konuşuyordu; bu çok küçük bir örnektir! Kutsal Kitap'ın değiştirilmediğine dahir yüzlerce kanıt var. Hem bu kanıtlar olmasa bile imanlı olarak emin olmak gerekir çünkü Rab yazdırdıklarını korur kötü insanlardan sizler merak etmeyin, hamt edin.
Sayın Pfd_34, kesinlikle imanımın gereklerini biliyorum ve yeri geldiğinde sorguluyorum. Papazlar kadar bilge değilim derken, mesela şu söz nerede deyince hemen şu ayet diyemem ya da bağlantılar şuradadır falan diyemem, biraz uzun araştırmam lazım ama imanımın temelleri hakkında tabi ki bilgiliyim, o zaman imanlı olduğumu zaten anlayamazdım. Papazların her dediğine evet diyenler genellikle tek kurtuluşun kitaptan olmadığına inananlardır, bu kişilerde zaten Katolikler ve Ortodokslardır. Ama tabi ki üzücü olan Hıristiyan aileden gelip, Müslüman aileden gelip sorgulamadan direk o inançları kabul etmek.
Benim inançsız, ateist bir geçmişim var (aslında ailemin laik yapısından da kaynaklanıyordu) sonradan kendi araştırmalarım, sorgulamalarım ve hislerim doğrultusunda iman ettim ama çok fazla kendimden bahsetmek istemem; daha çok müjdeden devam edebiliriz isterseniz.
Presbiteryen Cemaatine bağlıyım. Buyrun Kilisemizin sitesi: www.allsaintsmoda.com
Reform Hıristiyanlarız; İlahiyat sadece Kitap üzerinedir. Türk Presbiteryen Kilisesi olarak biraz farklıyız aslında diğer protestan kiliselerine göre; daha çok Sufi, Türk Sanat Musikîsi tarzında ilahiler söyleriz; yani doğu tarzı...

Aslında çoğunluğu Müslüman bir ülke de yaşamak bazı Hıristiyanlar için iyi olmasa da bu bir nevi imanlı için daha çok teşviktir. Rabbi yaşadığınız ülkenin yönetimine bağlı olun diyor; ve diyor ki : "Sezar'ın hakkını Sezar'a, Tanrı'nın hakkını Tanrı'ya verin". Herhangi bir yerde imanımın anlaşılması beni rahatsız etmiyor, şükrettiriyor... Acı çekiyorsam Rab için ve bundan dolayı şükretmek muazzam bir huzur getirir, iyi karşılanıyorsam bu da Rab'den dolayıdır. Müslümanların ne yaptıkları hakkında, hadisler hakkında ya da herhangi alakasız bir konu hakkında vaaz olmaz sadece Ayetler üzerine vaaz olur kilisemizde ve her ayet hem öz mânasında anlatılır ve hemde günümüzden ders çıkartılabilecek bir şekilde anlatılır.

Sizler neler düşünüyorsunuz Anadolu (Ermeni, Türk, Rum, Süryani, İtalyan..) Hıristiyanları hakkında? Misyonerlikler dışında ciddi rahatsızlık duyduğunuz konular var mı? Misyonerlik dışında diyorum çünkü bu inancımızın gereğidir, müjdeyi yaymak, ama elbette bende sonuna kadar karşıyım parayla insanları bir yere çekenlere (ki daha rastlamadım öylelerine ama neyse).

Saygılar,
Selametle,

Jerusalem.

Siz karşılaşmayabilirsiniz ama biz karşılaşıyoruz.hatta bizzat tanıdığım fakat bağım olmayan parayla hıristiyan olmuş aileler var.Ve dikkatimi çeken bir şey daha:genelde misyonerler maddi yönden sıkıntı çeken bölgelere akın etmiş;acaba sebebi nedendir?
yoktan'var
merakıma sığınarak soruyorum..incil'in değişmiş olması bile başlı başına bir inanmama sebebi iken siz nasıl oluyor da hala hristiyan kalabiliyorsunuz ??
hamzayurekli
ALINTI
Sayın Hamzayürekli, samimiyetle söylüyorum ki eğer Mesih sonrası birisi daha gelecek diye artı bir müjde olsaydı İncil veya Tevrat'ta işte o zaman Yahudi ve Hıristiyanlar Müslüman olurdu ama böyle bir şey yok; ayetlerde böyle bir müjde olmadığı gibi aslında Tevrat'ın mantığına göre de gerekte yok! Çünkü söylenen söylendi; peygamberlikler yapıldı, Mesih müjdelendi ve M.Ö.ki peygamberliklerin çoğu gerçekleşerek Mesih geldi; ve bitti. İslam'ın iddia ettiği, Kutsal Kitap değiştirildi, dedikoduları kesinlikle Ahmet Muhammed döneminde yoktu ve daha sonra isterseniz yazarım Ahmet Muhammed bazı sorunlar karşısında hep yazdırdığı Kuran'ı açıp konuşuyor hemde, Tevrat'ı açıp konuşuyordu; bu çok küçük bir örnektir! Kutsal Kitap'ın değiştirilmediğine dahir yüzlerce kanıt var. Hem bu kanıtlar olmasa bile imanlı olarak emin olmak gerekir çünkü Rab yazdırdıklarını korur kötü insanlardan sizler merak etmeyin, hamt edin.



Yahuu nasıl bır mantıgın var...

Mesıhden sonra bırısı daha gelecek dıye mujde olsaydı ınanırmıs...

Yahuu Bız Kıtabımızda Okuduklarımızı Ve senınde okuyabılmen ıcın sayfasından tut sırasına kadar herseyı yazıyoruz...

mubarek sende ha bıre yokusa suruyorsun....

Kıtabımızda Hz.İsa , Hz.Musa,Hz.Davut vs..bır suru peygamberın ısmı gecıyor Sizin Ahmed Dedıgın Hz.Muhammed (ona bınler selam) Kardeşlerim diye hıtap etmiştir....

Hatta Hz.İsa (a.s) Ben Öldükden Sonra benı oldugum daha cok YÜCELTMEYİNİZ insanları dogru yoldan saptırmayınız.Ben Yüce ALLAH (sanı en yuce) nın Önce Kulu Sonra Rasuluyum..

Hz.Muhammed (ona bınler selam)'da bende kardesımın (hz.isa(a.s)) dedıgının aynısından dıyorum...buyurmuştur...

Yanı Onlar Zaten kardeş sen neyın kavgasını yapıyorsun....

Bız burda takım tutmuyoruz kı senın takımın benım takımımdan kotu olayını yapabılelım....

Bu Yüce İnsanlar Şahsiyetler İnsanlığa Önder Olarak Gönderilmiştir Daha Doğmadan 7 ceddi tertemız yapılmıştır....

Yani Bahsederken Saygımızı Bı Zahmet Gösterelim.....

Peygamberlerimiz Biz Ümmetleri için CoooK Dualar etmıslerdır.....

Rahmanımız(sanı en yuce) inşAllah tum ınsanlıga hıdayet nasıp eder , Hidayet Olunanlarıda Islah eder...AMİN..

selametle....
Jerusalem

Bütün bu konular arasında anlaşamadığımız tek nokta şu:
Biz Hıristiyanlar diyoruz ki: "Tanrı yazdırdığı kitabı korur."
Siz diyorsunuz ki: "Tanrı yazdırdığı kitabı koruyamadı ve tekrar yeni bir kitap YAZDIRMAK ZORUNDA kaldı."

Kesinlikle işte bu benim mantığıma uymuyor.

Ve ayrıca Müslümanların "Kutsal Kitap" değiştirildi iddialarının 600 yılından beri bir temeli yoktur. O söylediğiniz laflarda Mesih İsa'nın sözleri değildir, tövbe. Muhammed döneminde bile değiştirildi diye bir iddia yoktu!
Kitabın değiştirildiğine dahir sadece İslam'ı kurtarmak için, dedikodular vardır, hemde kanıtsız; ama Kitabın değiştirilmediğine dahir size yüzlerce kanıt gösterebilirim.

Kesinlikle "Her şeye Kadir olan, oyun yerine konamaz, siz nasıl Her şeye kadirdir diyorsunuz, bu Yüce Allah'a hakarettir. İnsan değiştirecek Allah arkasından düzeltmeye mi çalışacak?"

Esenlik olsun
Jerusalem
Sorunuzun cevabını bilmiyorum Sayın Demetressam; yani hangi mezhep bu paralı misyonerliği gerçekleştiriyor acaba?
Ayrıca komik bir şey söyleyeyim; geçen senelerde televizyonlara bir kilise ayini çıktı, kilisede ki insanlar sunu zamanı gelince paralarını bir toprbanın içine atıyorlardı sırayla ama televizyon öyle bir yorum yaptı ki; işte sırayla halka para dağıtıyorlar diye gösterdiler. Yani böyle saptırıyorlar işleri. Ellerini torbanın içine sokup para bırakıyorlar ama muhabir milleti galeyana getirmek için para dağıtıyorlar şeklinde gösteriyor. Belki Katolik Kiliselerin okadar parası vardır ama diğer kiliseler kesinlikle zengin değil, hangi birine para yetiştirilsin; ama biliyorsunuz Papa acayip zengindir.

Saygılar
yoktan'var
ALINTI(Jerusalem @ Jan 5 2008, 11:59 AM) *

Bütün bu konular arasında anlaşamadığımız tek nokta şu:
Biz Hıristiyanlar diyoruz ki: "Tanrı yazdırdığı kitabı korur."
Siz diyorsunuz