pfd_34
Jan 7 2008, 10:50 AM
Arkadaşlar, nezaketimizi bozmadan konuşmaya dikkat edelim. Bakın, jarusalem son derece kibar bir insan. İnancını yargılamaktansa neden böyle düşündüğünü anlamaya çalışmakta fayda vardır. Yoksa burda kimse kimseyi müslüman veya hristiyan yapmayacak.
Bazı teknik bilgileri sizinle paylaşmak isterim.
İncil'de "Ahmet adında bir peygamber gelecek" diye yazmıyor. Pharakletios (faraklit) gelecek diye yazıyor. İslam alimleri faraklit'in bizim peygamberimiz olduğuna inanmışlardır. Fakat hıristiyanlar böyle düşünmüyorlar. Faraklitin, İsa'nın ölümünden çok kısa bir zaman sonra geldiğine inanırlar. Bu yüzden kendilerince o defteri kapatmışlardır. Bu sebeple incilde geçen bu ibare üzerinde çok israrcı olmanın bir faydası yoktur.
Yanlız Jarusalem'in haklı olduğu bir nokta var. "İnanmadığınız incil ayetine göre neden kendinize pay biçiyorsunuz" diyor ki bence haklı. Bu konuda daha önce de bir şeyler söylemiştim. Bence incil bir masal kitabıdır. Bu sebeple içinde yazanlardan kendi dinimize pay çıkarmamız yanlış olur. Yani incilde "faraklit gelecek" değil de "hiç kimse gelmeyecek" yazsaydı o zaman ne yapacaktık? Tabiki kabul etmeyecektik. Bu sebeple incilde yazanları bir kenara bırakalım.
Jarusalem arkadaşımıza da yukarda verilen tavsiyeleri tekrarlamak istiyorum. Kendisi önceden hristiyan değilmiş. Demesine göre inançsızmış. Yazılarından da anladığım kadarıyla makul, ağırbaşlı bir insan. Bir şekilde hrsitiyanlığa yönelmiş. Eğer biraz daha detaylı bir araştırma yaparsa müslümanlık hakkındaki yanlış düşüncelerini düzeltebilir. Hristiyanların peygamberimiz hakkında anlattıklarına da çok takılmaması lazım. Bilmesi lazım ki hristiyanlar kadar bizlerinde zekası vardır.
Semavi dinler tarihine bakarsanız her din, kendinden sonra geleni reddetmiştir. Nitekim Museviler hristiyanları kabul etmez, fakat hristiyanlar onların kitabını kabul eder. Aynı şekilde hristiyanlar kendilerinden sonra gelen islamı kabul etmez. Dolayısyla hristiyanların müslümanlara yaptığı, musevilerin hristiyanlara yaptığı ile aynıdır. Bu onlara ders olmalıdır. Herkes kendi peygamberinin son peygamber olduğunu söylüyor.
Fakat Kuranın şu ayetinlerine dikkat çekmek isterim.
Mümin (40)
34 - Bundan önce size delillerle Yusuf gelmişti. O zaman da onun size getirdiği hakikatte şüphe edip durmuştunuz. Nihayet vefat ettiğinde de "Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez" dediniz.....
Tevbe Suresi
(30) Yahudiler, "Üzeyr Allah'ın oğludur" dediler. Hırıstiyanlar ise, "İsa Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir....
İnsanın aklını kullanması gerekiyor. Bu bir farzdır. Allah'ın emridir.
Hacc
(46) Yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kalpleri olsun da onunla akıllarını çalıştırsınlar, kulakları olsun da onlarla duysunlar. Şu bir gerçek ki, kafadaki gözler kör olmaz ama göğüslerin içindeki gönüller körleşir
Yasin
(68)......................Hâlâ akıllarını işletmiyorlar mı?
Zümer
(9) ....... De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır."
Zümer
(21) ....... akıl ve gönül sahipleri için mutlak bir ibret var.
Bizim burda üzerinde durduğumuz husus şudur:
Mecazi de olsa Allah'ın oğlu olmaz. Mecazide olsa Allah için "baba" ibaresi kulanılmaz. Allah, oğlu ve kutsal ruh şeklinde bir üçlü birlik olmaz. İsa (selam ona) sizin de, bizim de peygamberimizdir. Allah birinin günahını diğerine yüklemez, bizim günahımızı Mesihe çektirmez, bu sebepten bizleri affetmez. Bu çok mantıksız ve adil olmayan bir şeydir. Kimse kimsenin günahını çekmez. Herkes kendinden sorumludur.
Jarusalem kardeş,
Biraz daha dikkatli olursan inşalllah Allah c.c. sana doğru yolu gösterecektir. Ama aklını kullanman gerekiyor. "Neden" sorusunu sorman gerekiyor. Bence sorman gereken bir kaç soru şu:
-"NEDEN biz Adem'(as)ın günahlarını çekelim, NEDEN Mesih, bizim günahlarımızı çeksin?????"
-Eğer öyle ise bile neden ona inanan kurtuluyor, inanmayan kurtulmuyor? Hayatı boyunca iyiliklerle yaşayan bir kişi ona inanmadığı için cehenneme mi girecek? Bu nasıl bir adalet? Hayatı boyunca kan emen bir şerefsi ona inanıyor diye cennete mi girecek? Bu nasıl bir adalet?
-Neden Allah'ın böyle yanlış bir adaleti olsun? Herkesin kendi amelinden sorumlu olması gerekmez mi?
-Eski ahidin 10 emirini kendin de yazmışsın. Orda "Rab birdir, başka ilahlar edinmeyin" demiyor mu? Neden eski ahidde oğul ve kutsal ruhtan bahsedilmemiş?
-Hrisityanlığın vahiy inancına göre Allah, Luka, Matthew, Yuhanna gibi kişilere esinlenmiş ve incili yazdırmış. Eski ahid için kimlere esinlenmiş? Eski ahidin yazarları kimlerdir? Allah'ın vahiy anlayışı eski ve yeni ahidde neden değişim göstermiş olabilir?
Selamlar...
Jerusalem
Jan 8 2008, 12:13 AM
Sayın Hamzayürekli, sende kendince haklısın, ne diyeyim! Allah seni affetsin "isana musana" gibi cümleler kurduğun için çünkü ne yaptığını bilmiyorsun.
Sayın Pfd_34, Yahudiler Üzeyr Allah'In oğlu, biz de İsa Allah'In Oğlu diyoruz ama bir fark var efendim! Yahudiler, Hıristiyanlar'ın inanmadığı artı şeylere inanıyor; mesela "Talmud" Kitabı. İddialarına göre Hz. Musa dağda Allah'tan on emiri alırken, yani yazılı emirleri alırken aynı zamanda sözlü emirleri de aldı. Ve bu sözlü emirler M.S. 499 yılında yazılı hale getirildi Talmud olarak. Yani bu Üzeyr Allah'ın oğlu tasvirleri Tevrat'ın hiç bir yerinde yoktur! Bu çok sonra Yahudilerce uydurulan bir inanç. Mesih'i kabul etmediklerinden, saçma bir iddia da bulunuyorlar, bu kendi yazdıkları Talmud'a inanmayan cehenneme gidecek ve Talmud olmadan Tevrat ayetleri üzerinde yorum yapılamaz gibi iddialarda bulunuyorlar. İşte farkımız bu, biz kitaptakilere inanıyoruz onlar kendi yazdıkları yani Tevrat'ta olmayan şeylere! Kabala gibi büyülere de inanıyorlar sonradan çıkma! O yüzden Kuran'ın o ayetine inanmıyorum, Tevrat'ta olmayan bir şey yazılmış oraya!
Yani kısaca biz Hıristiyanlar Yahudilerin inandığı her kitaba inanmıyoruz eğer öyle olsaydı Yahudi inancında olurduk. Biz sadece Rab'bin peygamberlerine yazdırdığı kitaplara inanıyoruz.
Tevrat'ta net olarak yazmıyor ama ayrı ayrı ayetler var Tanrı'nın özelliklerinden bahseden, işte bir yerinde (Tanrı'nın ruhu şöyle yaptı) gibi sözler var. İsa'nın işleri de var Tevrat'ta ama ismen ve bedenen kendisi yok çünkü biz O'na Rab olarak inandığımız için Tevrat'ta göre, O sadece 2008 sene önce beden aldı ama zaten önce de vardı "İbrahimden önce vardım" diyor kendisi açık açık. Daha ne! Ve zaten Oğul gelecek, Mesih gelecek gibi açık ayetlerde inancımızın temelini oluşturuyor, işte müjde.
Asıl anlam olarak Tanrı'nın oğlu değil zaten İsa (haşa dediğiniz gibi), Tanrı da Baba değil! Bu mecazi olarak böyle! Ama siz mecazi olarak kabul etmiyorsanız aslında bu kişisel bir isyan, bu sizin probleminiz sayılır çünkü Tevrat'ın bazı peygamberlikleri, simgelerle ve şiirsel bir anlatımla açıklanır. O yüzden ilk okuyuşta çok mantıksız gelir ama uzun ve derin bir çalışma sonrasında bu ayetler anlaşılır. Yani İncil'i ya da Tevrat'ı yarım yamalak, bir kere okuyarak bin yılların kitapları o kadar kolay anlaşılmaz. Mecazi anlatımı kabul etmemek sizin sorununuz, peygamberler böyle anlattıysa bize bu ayetler üzerinde derin çalışmak düşer.
Şunu eklemek isterim ki aslında Muhammed'den sonra da kendini peygamber olarak ilan eden biri var; hemde aynen sizin gibi Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran'ı kabul ediyor; kendi dini kitabı da var ve milyonlarca inanlısı var! Hadi buyrun! Siz ne kadar "Muhammed ben sonum dedi" desenizde onlar mantıklı açıklamalar yapacaktır ve islam yozlaştı, insanlar daha temizlensinler, daha iyi olsunlar diye, uyarıcı olarak bu adam (Bahaullah) geldi diyecekler; aynen bana karşı sizin dedikleriniz gibi. Senden sonra ben geldim demek ben doğruyum gibi mantıksal hatalara karşıyım açıkçası! Senden sonra ben geldim ve milyonlarca inanananım var; ve islam dahil bütün kutsal yazıtları kabul ediyor ve kendi son dinimi getiriyorum diyor bu kişiler. Peki siz ne diyeceksiniz?
Dünya da ortalama 2 Milyon inananı var, Hindistan, Amerika gibi yerlerde dev gibi ibadethaneleri var, ülkemizde 20.000 inananı var; bunlar genelde büyük şehirlerde yaşıyorlar; İstanbul, Ankara gibi.
Dinin adı Bahailik, peygamberi Bahaullah, 1800ler de bu inanç çıktı. Namaz kılmak ve oruç tutmak gibi kuralları var ve iddiaları da var tabi ki.
Şimdi benim durumuma düştünüz

hadi bakalım. Yani anlıyacağınız, son ben geldim demek ben doğruyum demek değildir!
Yahudiliğin İsa'yı kabul etmeden yürüyebilmesinin sebebi Tevrat'ın yanında kendi kitaplarını yazmalarıdır (Talmud). Bir nevi İslam gibi çünkü İslam da "Hadis"lere çok önem verilir teolojik olarak! Hadislerde insanların Kuran dışında ki yazmalarıdır; Kuran da Muhammed'in yazdığı. Ve şimdi de hayretle Bahaullah adında biri çıkmış 200 sene önce şuanda 2 milyon inananı olan; o da bir kitap yazıyor ve iyimser gözükmek için de Tevrat'ı, İncil'i, Zebur'u ve Kuran'ı kabul ettiğini söylüyor. Çıkıp sormazlar mı müslümanlara şimdi, biz sizin peygamberinizi sayıp seviyoruz siz niye bizim peygamberimizi kabul etmiyorsunuz, Bahaullah Muhammed'ten sonra geldi diye? Hadi buyrun gene!
http://www.dunyadinleri.com/bahailik.html Linkte dinin tanıtımı var. Büyük ülkelerde ki büyük ibadethanelerini görünce şaşırmayın.
Allah'ın esenliği sizlerle olsun inşallah, Mesih'in adıyla. Amin.
Jerusalem.
a.zade
Jan 8 2008, 01:21 AM
Selamun aleykum
Sevgili pfd_32 kardeş güzel şeyler yazmışsınız elinize sağlık.
Sevgili jerusalem kardeş sizin de güzel bir üslubunuz ar, yüreğinize sağlık. Şirk ve küfür ifadeleri hariç siz de güzel şeyler yazıyorsunuz.
Sevgili kardeşim bu iki hastalık insanlığın ortak hastalığıdır. Tarihte ve günümüzde en yaygın ve sinsi hastalıklar bunlardır. Bu hastalıklar insana sıfat olursa o insan kaybedenlerden olur. Malumunuz sıfatlaşması için yerleşmesi ve özdeşleşmesi lazımdır. Yoksa hiç o hataya düşülmeyecek demek değildir. Bu iki kelime arapçadır. Ve çoğu insan tarafından yanlış anlaşılıyor. Kısaca şirk yüce Alah'a ait bir özelliği başkalarına yakıştırmaya denir. Bizim alemde de bu hastalık çok yaygındır. Küfür ise örtmek demektir. Çiftçi kafirdir. Tohumun üzerini toprakla örttüğü için. Yaratılışa ve akla aykırı iş yapan kişi de kafirdir. Bunları çiğneyip geçtiği için. Zaman zaman biz de gireriz küfre, nankörlüğe. Fakat önemli olan bunun sıfat olarak bizde yerleşmemesidir. Bile bile ısrarcı olunmamasıdır.
Geçen yıl bir öğrencim sormuştu: Hocam biz müslüman bir anne babadan doğduğumuz için şanslıyız. Ya hıristiyan anne babadan doğanın hali ne olacak. Bu adaletsizlik sayılmazmı?"
Ben de ona cevaben şunu demiştim. "Biz insanlar hakkında hüküm veremeyiz. Hüküm ermek için hakim olmak lazım. Geçmişe geleceğe, gizliye-açığa, ruha-bedene, maddeye-manaya, zahire-batına hakim olmak lazım ki doğru bir hüküm verilebilsin. Bizde bu özellikler olmadığına göre biz insanlar hakkında hüküm veremeyiz. Bizim yapmamız gereken evrensel ilkeleri bilmek ve bildirmektir. Evrensel ilkemiz La ilahe illallah kelimesidir. Bu ilke bütün peyamberlerin ortak çağrısıdır. Biz bunu bilir ve bildiririz. La ilahe illallahın kısa anlamı ise yüce Allah'a ait herhangi bir sıfatı başkalarına yakıştırmamaktır. Allah telanın sıfatlarını başkalarına yakıştıranlar kim olursa olsunlar müşriktirler. Bu ifade hakaret olarak anlaşılmamalıdır. Bu bir hakikatin ifadesidir. Müşrik olanda biyolojik, psikolojik değişimler olmaz. Kimse kendini bu hastalıktan uzak görmemelidir. Şahsen ben bu hastalığa yakalanmaktan çok korkuyorum. Bütün yoğunluğumu bu konuda toplamak istiyorum. Zira şirk çok çeşitlidir. Kimi İsa'yı ortak koşar, kimi Muhammed'i ortak koşar, kimi yatırları, kimi nefsini ortak koşar, kimi de yöneticisini ortak koşar. En tehlikeli ve en büyük günah şirktir. Zaten sağlıklı ve hür bir akla sahip olanlar şirke düşmez. Aklını şartlandıranlar şirke düşer. Hem bizim daha şanslı olduğumuzu nerden çıkardın. Şunu unutmaki en tehlikeli yalan doğruya en yakın olan yalandır. Hıristiyanların şirki bizim şirklere göre daha barizdir. Ve daha kolay yanlışlığı farkedilip düzeltilebilir. Ya bizim toplumdaki yaygınlaşmış şirkler... O açıdan sevgili kızım aklı şartlandırmamak lazımdır. Ben de bir zamanlar (güya) dini grupların birinin içine girmiştim. Orada şöyle bir inanış vardı: Sıkıntıya düşen biri Abdulkadir geylaniden yardım isterse o yardıma yetişir" Yüce Allah şahidimdir ki bu batıl inanışa aklım hiç inanmadı. Fakat "böyle dediklerine göre vardır bir hikmeti, anlayamasam bir açıklaması vardır" diyerek aklımı bastırdım. Ve gözümün önünde bir arkadaş Abdulkadir geylaniden yardım istedi. Ben aklımı bastırıyordum ama bu inanışı bir türlü kabul ettiremiyordum. Ve fıtrat üstün geldi ve onlardan ayrıldım. Doğru din fıtrat dinidir. Aynen tabiat kadar tabiidir. şartlanmamış akıl onu hemen kabul eder."
Zamanımın yetersizliği nedeniyle yazım biraz dağınık oldu. Belki meramımı tam anlatamadım. Hepinizi yüce Allah'a emanet ediyorum.
pfd_34
Jan 8 2008, 08:47 AM
Allah razı olsun a.zade kardeşim. Değerli bir insansın. Senin gibi kardeşler, arkadaşlar hepimzin yüzünü ağartmaktadır.
Konu çok uzadı. Eh artık bir şey demiyorum, varsın uzasın. Sohbet tadında gittikçe benim bir itirazım yok. Jarusalem sıkılmadıkça ben de konuşmaya devam ederim. Madem böyle makul bir hristiyan arkadaş bulduk, konuyu kısıtlamayalım bari.
Sayın Jarusalem kardeşim,
Bahailik hakkında söylediklerinle "ne güzel yakaladım bu müslümanları" dediğini duyar gibiyim. Çünkü marifetinden o kadar eminsinki durup durup "hadi bakalım, buyrun bakalım" deyip durmuşsun.
Güzel kardeşim adama sormazlar mı "a-ha şu yukarda akıl kullanmak ilgili bir sürü ayet yazdık" onları ne yapacağız diye????
Bahailik neymiş ben bilmiyorum. Ama araştırır öğrenirim. Ayrıca sen bizim söylediklerimizi hep yanlış anlıyorsun. Biz (yani müslümanlar) son olarak geldik, bu yüzden siz batıl oldunuz diye bir şey yok. Böyle söyleyen arkadaşlar da yanlış söylüyorlar.
Biz diyoruz ki:
Sizin dininiz de bizim dinimiz de zaten hep aynı dindir. Adı da islamdır. Önceki, sonraki diye bir şey yok. İsa a.s. da müslümandı, Musa a.s.da müslümandı, Yusuf a.s.da müslümandı ve Hz.İbrahim a.s.da müslümandı. Allah'ın dini tekdir, değişmemiştir. Allah'ın sözü hep aynıdır, Allah'ın sözleri değişmez. Fakat imtahanın bir gereği olsa gerek insanlar Allah'ın dinini dejenere ederler. Bu durum hıristiyanlıkta olduğu kadar müslümanlıkta da vardır.
Biz peygamberimizin son peygamber olduğunu ayetle biliyoruz. Yani tahmin yürütmüyoruz.
(O, Allah'ın resulu ve nebilerin sonuncusudur) Ayet numarasını hatırlayamadım.
(Bu Kuran'la Allah'ın sözleri tamamlanmıştır) Ayet numarasını hatırlayamadım
Bu iki ayetten peygamberimizin son nebi olduğunu ve Kuran'dan başka kitap gelmeyeceğini biliyoruz. Dolayısıyla Allah tarafından korunması da kuvvetli bir mantığa oturmaktadır.
Mail adresinizi verirseniz size bazı belgeler göndermek isterim. Ama vermek istemezseniz de anlayışla karşılarım.
Selamlar...
Jerusalem
Jan 8 2008, 01:01 PM
Hayır buyrun bakalım derken Hıristiyanlar'a psikolojik baskıları anlamışsınızıdır; o kadar önemli değil ama bu tür tartışmalara giren Hıristiyanlar hep aynı soruları, cevapları görüyor yani; son geldi o yüzden kitap değişmez gibi şeyler. Bende size bizi daha iyi anlayın diye Bahailiği gösteriyorum örnek olarak çünkü Bahailik dini, Tevrat, Zebur, İncil, Kuran'ı iyimser bir tavırla kabul ediyor ve ayrıca Bahaullah'ın yazdığı bir kitap'ta var vahiy olarak geldiğine inanılarak; üstüne üstlük 2 milyon da inananı var, Türkiye de 20.000 sanırım biz Hıristiyanlarla başa baş gidiyorlar Türkiye de nüfus olarak. Namaz ve oruçta var. Mantık bu işte. Gayet yerli yerinde herşey ama siz diyorsunuz ki buna inanmam ben çünkü Muhammed "Ben sonum dedi" diyorsunuz, bende diyorum ki bende Bahaullah'a ve Muhammed'e inanmam çünkü "ne Tevrat'ta, ne de İncil'de Ahmet Muhammed isimli birinin geleceği vaaz edilmiştir, üstüne üstlük kitaplar ve ihtiyaçların mantığına göre buna gerekte yoktur çünkü Tevrat ve İncil'in ortak inancı kurtarıcı Mesih'in gelmesidir; o yüzden kitaplar, inançlar Mesih'e odaklıdır, işte bu yüzden de Muhammed gibi birini katmak bu işleri karıştırıyor ve anlamsız hale getiriyor." Eğer Tevrat, Zebur, İncil değiştirildi dersek ve Muhammed son olarak geldi dersek gayet mantıklı geliyor kulağa, o zaman tamam; ama öbür elden bakarsak (yani Allah'ın tarafından) bu çok anlamsız ve kâfir bir düşüncedir çünkü Tevrat, Zebur, İncil de sözler değişemez der, değişmeyecek der ayrıca o kadar kaynak var, Azizlerin kaynakları ve Hahamların kaynakları var çok eskilerden kalma, onlar kendi yazmalarında referans veriyor ayetlerden ve bakınca bu ayetlerin şimdiki halleriyle aynı olduğunu görüyoruz yani değiştirilmemiş. Ve son olarak benim inancıma göre ve bütün Hıristiyan ve Yahudilere göre, Allah yazdırdıklarını sürekli günah işleyen kötü aciz insanlardan koruyamayacak kadar aciz değildir, O her şeye kadirdir; ve insanları da sözlerinin değiştirilmesine izin vererek sınamaz, sınayamaz işte bu tam bir adaletsizlik sayılır çünkü Rab yolunda yürümek isteyen masum bir insan eline Tevrat'ı ya da İncil'i alıp okumak isteyecektir ve bu değiştirilmiş olup hayat boyu yalan bir hayat yaşayacaktır gibi adaletsiz bir durumu kabul edemeyiz. Ayrıca bu bir oyun değildir; Tevrat gelecek insan değiştirecek, sonra Allah İncil'i yollayacak insan değiştirecek sonra Allah kuranı yollayacak insan değiştirecek sonra Allah başka bir kitap yollayacak insan değiştirecek.. Bu oyun mu sanki biz bebeğiz koşuyoruz etrafı dağıtıyoruz arkamızdan Allah geliyor düzeltmeye çalışıyor. OLMAZ öyle şey! Her şeye kadir Allah diyorsak bir nedeni var!!! Her şeye kadir olduğuna İNANDIĞIMIZ için hamtlar olsun.
İşte bu yüzden Kuranda ki ayetlerden referans gösterilmesi aslında Hıristiyanlar için önemli değil çünkü biz kitapalrın değiştirilmediğine inandığımız için kuran da yazanlar o kadar önemli değil, umarım darılmıyorsunuzdur ama inanç bu, saygı duymak başka inanmak başka. Ben saygı duyuyorum.
Konu uzuyor ama siz isterseniz devam edebiliriz, güzel gidiyor.
Saygılar
Esenlikler
Jerusalem.
İlle Cihad
Jan 8 2008, 01:49 PM
Herşeye kadir olan Allah c.c. elbette her yönden en üstün olduğu gibi imtihan edicilerin de en üstünüdür!!!
Girdiğiniz herhangi bir sınavda dahi size bir kaç seçenek sunup içinden doğrusunu seçmenizi isterler. fakat cevaplar birbirine çok yakındır, hatta bazıları kafa karıştırıcıdır ki iyi düşünüpte en doğruyu bulasınız diye. Nitekim Allah c.c. yüce kuranda defalarce "Ne kadarda az düşünüyorsunuz" buyurmaktadır. Gayet tabi bizlerin düşünmesini engelleyen bir nefsimiz birde şeytan vardır. vardır ki bir çok insanı o doğru seçeneği bulmaktan alı koyarlar.
Allah c.c. de hayatımız boyunca bizi imtihan etmektedir.
İnşallah herkes doğrusunu bulurda imtihanı kazanır..
Yüce Rabbim iyi düşünmeyip yanlış seçenekleri seçenlerden, ve o yanlışta ısrar eden kullarından eylemesin bizleri...
Selam hepimizin üzerine olsun..
yoktan'var
Jan 8 2008, 02:27 PM
ALINTI(Jerusalem @ Jan 6 2008, 12:25 AM)

Sayın Yoktanvar, bu geçerli bir sebep değil, hatta çok komik bir bahane. Sırf hak din, son din İslam'dır diyebilmek için, bu anlamsız, bahanesi komik cümleleri kurdunuz. Kitaplar sapa sağlam duruyor! Siz işi, belki sınavdır diyerek kumara vuruyorsunuz; bu işin belkisi mi olur canım! Allah bir, Mukaddes Kitapları da bir kere yollandı peygamberliklerle artık ondan sonra çocuk oyuncağı değil bu! İnsan habire değiştirecek, Allah bir daha yollayacak. Tövbe deyin, bu kadar da dalavere olmaz; biraz Allah'a saygınız olsun.
Siz böyle inanıyorsunuz ama inandığınız kişi olan Ahmet Muhammed, sizin değiştirildiğini iddia ettiniz Mukaddes Tevrat-ı Şerif'ten insanlara öğüt veriyordu zamanında. Kitap'ın korumasını yapmak için bir sürü kaynak, kanıt var ama o kadar belli ki değiştirilmediği, sağlam olduğu o kadar belli ki, ben sizin peygamberinizin yaşadıklarından bile bir olay, kanıt gösterebiliyorum Kitabı Mukaddes'in değişmediğine dahir.
Yüreklerinizi katılaştırmayın Mesih'in dediği gibi.
Bence bu konu bitmiştir, bundan sonra tartışma aynı yerde tıkanacaktır; gidip gelecektir aynı sözler. Konu başlığı da çok önceden bitti.
Allah'ın yolunda gittiğini sanan ve samimiyetle kurtulmak isteyen, samimiyetle Allah'ı bulmak isteyen herkezi Yüce Rabbimiz bereketlesin ve o kişilere rehberlik olsun diye ışığını yansıtsın.. Amin.
Sizlere esenlik olsun,
İyi akşamlar
Jerusalem.
Jerusalem;
Hak din islamiyettir demek için ne süslü cümlelere ihtiyacım var ne de sizi inandırmaya.bu cümleyi yazımın başında kullansaydım gene böyle mi söylerdiniz?
Yazdıklarımı,savunmamı Allah'ın kudreti ile ilişkilendiriyorsunuz ama büyük bir yanılgıya düşüyorsunuz.Konuya Allah’ın kudreti değil de kulların imtihanı zaviyesinden bakılırsa zannediyorum konu daha rahat anlaşılabilir.
Tarihten biliniyor ki ilahi kitaplar şu sırayla vahyedilmişlerdir:Tevrat,Zebur,İncil,Kur'an-ı Kerim
bu durumda tevrat ve zebur incil den önce inmiştir ve biz şimdi size Allah neden yeni kitap(incil) indirsin tevrat ve zebur var ya,bu çocuk oyuncağımı insan değiştirsin Allah yenisini indirsin dersek siz bize ne dersiniz?kendi kendinizi yalanlıyorsunuz aslında.söylediğinize göre şu an sizin incil'e inanıp tevrat ve zeburu inkar ediyor olmanız haşa Allah'ın kudreti yok mu ki tevrat ve zebur'u değiştirmelerine müsade etti de incili indirdi onlar tahrif olunca?? oluyor..bize isnat ettiğiniz şeyleri kendiniz yapıyorsunuz aslında.kaldı ki bize bu yakıştıramaları yapamazsınız çünkü biz olaya Allah'ın gücü açısından değil de bizlerin,kulların imtihanı zaviyesinden bakıyoruz.önce oturup kendinizi yargılamanız gerekiyor bu durumda..
biz müslümanlar tevrat,incil ve zeburu külliyen inkar etmiyoruz.tamamen değiştirilmiştir demiyoruz.kısmen değiştirilmiştir,gerçekler üstü kapalı hale getirilmiştir,spekülatif yorumlar yapılmıştır ve bazı kelimelerin anlamı çarpıtılmıştır..biz müslümanlar "gerçek incile gerçek tevrata gerçek zebura" iman ederiz.tahrif edilmiş olanlara değil.bunları niçin söyledim..çünkü siz Hz.Muhammed'in peygamberliği ile alakalı incil ve tevratta ki bazı delilleri kabul etmiyorsunuz.inanamadığınız kitaplardan neden delil gösteriyorsunuz diyorsunuz.biz de diyoruz ki tabii ki bu kitaplar külliyen bir değişime uğratılmamıştır.biz de ordan Kur'an ile islamiyet ile bağdaşanı bir işaret kabul ederiz.şurada olduğu gibi:
1. “Onlar için kardeşleri arasından, senin gibi bir peygamber çıkaracağım ve sözlerimi onun ağzına koyacağım (Kitab-ı Mukaddes, Tesniye Babı, ayet: 18). ” “Gerçek, Musa demiştir: “Rab size kardeşleriniz arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak, her ne söylerse onu dinleyeceksiniz. Ve bütün peygamberler, Semuel (İsmail) ve sıra ile gelenler, hep söylenen bu günleri ilan ettiler (Rasullerin İşleri, Bab: 3, ayet: 22). ” “... ve Rabbin... Musa gibi bir peygamber daha İsrail’de çıkarmadı. (Tesniye, Bab: 34, ayet: 12). ” Kitab-ı Mukaddes’in Ahd-i Atik (Tevrat) ve Ahd-i Cedid (İncil) bölümlerinden alınan yukarıdaki ayetlerinde Hz. Muhammed’in (s.a.s.) peygamberliğine işaret eden şu imalar dikkati çekmektedir:
a) Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İshak’ın (a.s.) soyundan gelen İsrail oğullarına Hz. Musa’nın (a.s.) “kardeşleriniz” şeklindeki hitabı, Hz. İshak’ın (a.s.) kardeşi Hz. İsmail’in (a.s.) soyuna, yani İsmail oğullarına işarettir. İsmail oğullarından gelecek olan peygamber ise ancak Hz. Muhammed (s.a.s.) olabilir; çünkü Hz. İsmail (a.s.) soyundan yalnızca efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s) gelmiştir. Hz. Yuşa (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.), Hz. İsmail’den (a.s.) değil, İsrail oğullarındandır.

Hz. Musa (a.s.) gibi bir peygamberin İsrail oğullarından bir daha çıkmayacağı açıkça ifade olunmaktadır.
c) “Sözlerimi ağzına koyacağım” ifadesi, efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) ümmi (okuması yazması olmamak) olup, Allah’ın (c.c.) kelâmı’nı kolayca hıfzedip (ezberleyip) insanlara okuyacağına işarettir.
2.
“Rab, Sina’dan geldi ve onlara Sair’den doğdu; Paran dağlarında parladı ve mukaddeslerin on binleri içinden geldi. Onlar için sağında ateşli ferman vardı (Tesniye, Bab: 33, ayet: 2). ” a) “Sina’dan gelme”, Hz. Musa’ya Tur-ı Sina’da ilahi hükümlerin verilmesini; “Sair’den doğma”, Hz. İsa’ya İncil’in verilmesini ve “Paran dağlarında parlama” ise, efendimiz Hz.Muhammed’in (s.a.s.) Mekke’de çıkacağını ifade eder. Paran, Arapça okunuşuyla Faran, Mekke’nin eski isimlerinden olduğu gibi, Kitab-ı Mukaddes’in Tekvin Bölümünde de Hz. İsmail’in Paran çölünde oturduğu anlatılmaktadır (Bab: 21, ayet: 21).

İçinden gelindiği belirtilen mukaddeslerle, Peygamberimizin her türlü ayıptan uzak bulunan âline, ehl-i beytine (aile bireyleri ve soyu) ve ashabına (arkadaşlarına) işaret olunmaktadır.
3.
“Taş, köşenin başı oldu... ve o, gözlerimizde şaşılacak iştir... Allah’ın hükümranlığı sizden alınacak ve O’nun meyvelerini yetiştirecek bir millete verilecek ve bu taşın üzerine düşen parçalanacak; o da kimin üzerine düşerse onu toz gibi dağıtacaktır (Matta, Bab: 21, ayet: 42). ” a) Yukarıdaki ayette geçen “köşe taşı” Hz. İsa (a.s.) olamaz; çünkü Hz. İsa (a.s.) ve getirdikleri altında parçalanma, toz gibi olma meydana gelmemiş, bu peygamberimizle olmuştur. Zaten, hükmeden Hz. İsa (a.s.) değil, efendimiz (s.a.s.) idi; hükmetmek için gelmediğini söyleyen de bizzat Hz. İsa’nın (a.s.) kendisidir. (Yuhanna, Bab: 12, ayet: 47).

Buhari ve Müslim’in rivayetlerinde, peygamberimiz (s.a.s), kendisinin peygamberlik binasının köşe taşı olduğunu bizzat ifade etmekte ve dolayısıyla köşe taşı konmakla, yani peygamberimizle (s.a.s.) peygamberlik tamamlanmış olmaktadır.
4.“
Rab, size başka bir Faraklit verecektir; ta ki, daima sizinle beraber olsun (Yuhanna, Bab:14, ayet: 15). ” “... O, size her şeyi öğretecek ve size söylediğim her şeyi hatırınıza getirecektir. (Yuhanna, Bab: 14, ayet: 26). ” “... Benim için o şehadet edecektir... (Yuhanna, Bâb: 15, âyet: 26). ” “... gitmezsem, Faraklit gelmez... ve O geldiği zaman günah, salâh ve hüküm için dünyayı susturacaktır (Yuhanna, Bab: 15, ayet: 7-8). ” Yukarıdaki ayetlerde Faraklit olarak geçen kelimenin aslı Yunanca’da ‘Piriklitos’ olup, Arapça ‘Ahmed’ kelimesinin karşılığıdır. ‘Ahmed’, efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) ismi olduğu gibi, Kuran-ı Kerim’de de O’nun İncil’de ‘Ahmed’ olarak geçtiği açıkça ifade edilir. Ve, burada sayılan bütün vasıflar sadece efendimiz Hz Muhammed’de (s.a.s.) vardır.
Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s) geleceğini ve vasıflarını açıkça anlatan gerçek İncil nüshaları bugün elimizde mevcut değildir.
Vatikan’ın onaylamadığı Barnaba İncil’i ise Hz. Muhammed’i (s.a.s.) pek çok yerinde açıkça ismi ve vasıfları ile birlikte anmaktadır.
pfd_34
Jan 8 2008, 02:44 PM
ALINTI(yoktan'var @ Jan 8 2008, 02:27 PM)

bu durumda tevrat ve zebur incil den önce inmiştir ve biz şimdi size Allah neden yeni kitap(incil) indirsin tevrat ve zebur var ya,bu çocuk oyuncağımı insan değiştirsin Allah yenisini indirsin dersek siz bize ne dersiniz?kendi kendinizi yalanlıyorsunuz aslında.söylediğinize göre şu an sizin incil'e inanıp tevrat ve zeburu inkar ediyor olmanız haşa Allah'ın kudreti yok mu ki tevrat ve zebur'u değiştirmelerine müsade etti de incili indirdi onlar tahrif olunca?? oluyor..bize isnat ettiğiniz şeyleri kendiniz yapıyorsunuz aslında.kaldı ki bize bu yakıştıramaları yapamazsınız çünkü biz olaya Allah'ın gücü açısından değil de bizlerin,kulların imtihanı zaviyesinden bakıyoruz.önce oturup kendinizi yargılamanız gerekiyor bu durumda..
Yukardaki yazının bu kısmını okuyunca dakikalarca güldüm. Bence Yoktanvar nickli kardeşim hedefi 12 den vurmuş. Cevap yazarken kenara gelen yüz ifadeleri yok mu? Pek sevmem. Ama şimdi bir kaç tanesini birden kullanmak istiyorum.

Umarım jarusalem kızmaz.
Buna Jarusalem ne diyecek merakla bekliyorum. Bu mantığa göre ilk gelen kitap olan Tevrat'tan sonra diğer hiç bir kitaba gerek yoktur. Çünkü Allah'ın sözleri değişmez ve bu iş çocuk oyuncağı değildir. Jarusalem kendiliğinden kendi kitabı olan incili de silmiş oldu.
Bugün çok güzel bir yazı okudum. Bir kısmını buraya alıntılamak istiyorum:
Paradigma, birbiriyle uyumlu kabullerden (sayıltılardan, naslardan, dogmalardan) oluşur. Kabullerin sorgulanması teknik olarak mümkün değildir. Kabuller öznel olarak 'kabul' edilir veya 'red' edilir.
Ancak, paradigmanın uyumu 'sorgulanabilir.
Dinin temelini oluşturan birtakım kurallar üzerinde mutabakat sağlamadan dinin içsel tutarlılığını tartışmak absürd olur.Sanırım biz bu yazıda belirtilen hatayı yapıyoruz. O yüzden de bir türlü mutabakat sağlayamıyoruz.
Selamlar...
Jerusalem
Jan 8 2008, 07:42 PM
Sayın a.zade, "Şirk ve küfür ifadeleri hariç siz de güzel şeyler yazıyorsunuz." diye bir cümle kurarak kendi anlayışınıza göre iltifat etmişsiniz, sağolun efendim; Allah sizlerle olsun.
Sayın Pfd_34 ve Sayın yoktan'var, bu sorunuzundan anlıyorum ki kesinlikle Hıristiyanlık hakkında bir bilginiz yok; üzücü olan şu ki her şeye (böyle anlıyorum maalesef) İslami bir gözlükle bakıyorsunuz. Ben Müslümanların o mantıkta olduğunu söylüyorum Hıristiyanların değil! Müslümanlar diyor ki: Tevrat, Zebur, İncil peş peşe değiştirildi o yüzden bunlar peş peşe geldi ve sonunda da Kuran geldi ve değiştirilmedi! Yani sizin mantığınızda bir kitabın gelmesinin sebebi bir önceki kitabın değiştirilmiş olduğudur. Ama Hıristiyanlık bunu İsa doğduğundan beri iddia etmiyor ki

. Ben en büyük iki emiri ve on emiri yazıyorum görmüyor musunuz? Bu ayetler nerede yazıyor İncil de mi? Evet orada yazıyor ama esas kaynak Tevrat'tır, Hz. Musa yazdı bunları. Elbette ki biz Tevrat ve Zebur'a inanıyoruz ve değiştirilmedi diyoruz. O kadar konuştum Allah'ın yazdırdıkları değiştirilemez diye, bundan Tevrat değiştirilebilir mânasını mı çıkarttınız? Lütfen

Hıristiyanlıkta ki bakış açısı şudur (kaynaklar tamamen ayetlere dayanır); Tevrat, Yasayı getirdi ve Mesih'in bedenen geleceğini müjdeledi, ..vb. Zebur zaten şiirsel bir dil ile yazılmış bir ilahi, dua kitabıdır. İncil bi yasa kitabı değildir; İncil'in amacı Mesih'in geldiğini bildirmektir; zaten İsa'nın sözlerinden de anlaşıldığı gibi Kutsal Yazılar derken Tevrat'tan okumuştur hep İsa; havralarda Yahudilere Tevrat ayetlerini okumuş, kendisi hakkında olan ayetleri! Yani biz Tevrat değiştirildi diye İncil geldi gibi tutarsız, Allah'ın şanına yakışmayan şeylere inanmıyoruz afedersiniz. Dünya'nın her yerinde, hangi kiliseye giderseniz Tevrat'ın vaaz edildiğini okunduğunu görürsünüz. Zaten Kitab-ı Mukaddes olarak elimizde var kitap yani toplama kitap gibi Tevrat, Zebur, İncil içinde. Haftalardır kilisemizde Başpastörümüz, Tevrat'ın Zekeriya bölümünü vaaz etmektedir zaten ve Presbiteryen Kilisesi olduğumuz için de ilahilerimizi genellikle ayetlerden alır söyleriz; Zebur gibi! Sayın Pfd_34 alınmadım o surat hareketlerinden ama bu cevabımla bende içimden gülüyorum

Sayın yoktan'var işte dediğiniz gibi bu da zaten İslam'ın cilvelerinden biri; çok tutarsız konuşuluyor! Neden mi? Çünkü İslam'ın işine geliyor. Kitaplar değiştirildi diyor ama işine geldiği gibi kullanıyor. İslam'a uygunsa laf etmiyorsa o ayetler değişmedi ama İslam ile alakası yoksa o ayetler değiştirildi gibi hiç asil olmayan bir politika ile maalesef teolojik tartışmalara giriyor ve seviyeyi düşürüyor! İslam da bir de bunun gibi yazılı olan cilveler var; onlarda "Hadisler"; Müslümanlar için çok önemli bu hadislerde eğer İslam'a ters bir şey varsa o zaman o hadisler palavradır, yoksa o hadisler Muhammed'in yaşadıklarıdır gibi yine oynar başlıklı bir politika izleniyor! Anlıyacağınız salam bir temel yok! İslam dininin oturduğu sağlam bir temel yok!
Parakletios hakkında, kesinlikle harf oyunu vardır. Ayrıca orada açık açık Muhammed iye yazsa bile bir şeyi değiştirmez çünkü zaten gelecek denen bu kişi bir kaç ayet sonra geldi diyor! Yani sonuçta bu KUtsal Ruh. Parakletios hakkında "sonsuza kadar sizlerle olacak" diye bir ayet var hadi buyrun Muhammed sonsuza kadar bizlerle değil. Kutsal Ruh ama sonsuza kadar bizlerle!
"Taş köşenin baş taşı,...... hükmedecek." gibi ayetler yollamışsınız. Gayet güzel bir müjde ayeti. Kıyamet alametleri görülüp Mesih İsa gelince hükmedecek ve yargı başlayacak gayet doğru bir ayet; nasıl saptırıyorsunuz anlamıyorum. İsa, hükmetmeye değil hizmet etmeye gelmişTİ ama esas Mesihlik görevi olan kıyamet döneminde hükmetmeye gelECEK! Tevrat'ta bunun hakkında İncil'den daha çok ayete sahip!
+Şimdi lütfen çok dikkatli okuyun yazdıklarımı+
Emin olun ki Sayın yoktan'var, Barnaba İncil'inin palavralarına inanmayan bir çok Müslüman var! Yani Hıristiyanlar değil, Müslümanlar bile bu İncil'in gerçeklerini biliyor ALLAH AŞKINA yapmayın!
Dedikodulara kesinlikle inanmayın, kaynak görmeden kesinlikle inanmayın, bu bilgi kişinin İŞİNE GELİYOR olsa bile! Lütfen!
Barnaba İncil'inin, asıl İncil ile çelişkileri vardır. Ayrıca yüzlerce tarihi ve coğrafi çelişkileri de vardır. Ayrıca bu eseri yazan İsa'nın havarisi değil, İsrail'i hiç görmemiş bir yazardır! Kitabın yazarı kendini "İsa'nın havarisi Barnaba" olarak tanıtıyor ama 2000 sene önce yaşamış olan Barnaba İsa'nın havarilerinden değildi ki! Ve bu Barnaba kitabında kullanılan sözcükler uzmanlar tarafından araştırılmış ve yıllar önce zaten tarihi ve coğrafi açıdan hatalı değersiz bir yapıt olduğu anlaşılmış! Değil 2000 sene önce bu kitap İtalya'da 15. yüzyılda islamiyete geçmiş bir adam tarafından yazılmıştır. Yani bu eserin sahteliği inkâr edilmeyecek şekilde ispatlanmıştır! 15. yüzyılda yazılmıştır ama yazıldıktan sonra 200 sene boyunca ne bir Hıristiyan ne de bir Müslüman yazar, uzman tarafından ciddiye alınmamış ve eserden aktarma yapılmamıştır, adından bile söz edilmemiştir

Yani lütfen böyle dandirik şeylere inanmayın; dedikodu şeytandandır.
İncil'deki gerçek Barnaba aslen Kıbrıslı olup asıl adı Yusuf'tu ve Yahudilerin çok eğitimli kavmi olan Levililerdendi. İsâ'nın havarileri onu Barnaba "Yüreklendirme oğlu" diye adlandırmışlardı. (Elçilerin işleri 4:36-37) Barnaba, ait olduğu milletin ülkesini ve yaşadığı 1. yüzyılı çok iyi biliyordu. Barnaba İncil'inin yazarı da bunları bildiğinin iddiasındadır. Ama, buna karşın eser, 1. yüzyıl Filistininde yaşanan Barnaba gibi tahsili bir Yahudinin yapamayacağı tarih ve coğrafya hataları ile doludur. Bu eserin 1. yüzyıl Filistininin değil, Ortaçağ Avrupası'nın toplumunu anlattığını anlamak çok kolaydır.
Bakın size üşenmeden bir kaç örnek (kanıt) vereyim:
Barnabas'ın biz Hıristiyanları hayrete düşüren ilk hatası, Nasıra ve Kudüs şehirlerinin bir göl ya da deniz kıyısında bulunduğunu sanmasıdır. Bilindiği üzere, Hz. İsa'nın büyüdüğü Nasıra kenti, en yakın göl olan Celile gölünden 25 kilometre uzaklıkta ve 600 metre kadar yükseklite bulunmaktadır. Kudüs ise, en yakın göle (Ölü Denizden) 23 kilometre kadar uzaklıkta, ve 811 metre yükseklikte bulunmaktadır. Ama Barnabas İncil'inin 20. bölümüne göre, buyrun yazıyorum orayı da:
"İsa Galile denizine gitti ve bir gemiye binerek Nasıra'ya doğru yola çıktı...Nasıra kentine gelince denizciler, İsa ne yaptıysa hepsini yaydılar."
Dahası var. 151. bölüme göre İsa Mesih'in bindiği gemi Nasıra "Limanından" (!) çıkıp uzaklaşıyormuş. Bu gemi yolculuğu nerede son buluyormuş? Kudüs'te!!

) Bölüm 152 de diyor "İsa Kudüs'e gelip de..." Anlaşılan Barnabas'a göre Nasıradan Kudüs'e gemiyle gidilebilir! "Bir gemiye binip Ankara'dan Adana'ya gittim" demesi gibi...
Bu kitaba göre 119. bölümde İsa şekerden söz ediyor. Ama elinizde ansiklopedi varsa eğer "Encyclopedia Britanika" olandan mesela.. Orada yazar, şeker Akdeniz yöresine anca M.S. 7. yüzyılda, Müslüman Araplar sayesinde girmeye başlamışdı. İranlılar şekeri M.S. 6 yüzyılda Hintlilerden öğrenmişti, Avrupalılarda çok sonra Araplardan öğrendi yani anlıyacağınız bayağı cahil kalmış bu kitabı yazan müslüman. Madem Kutsal sandığın bir kitap yazıyorsun bari ansiklopediyi aç oku, hemde 1500lerde yazıyor bunu yani! Yani Mesih İsa'nın şekerden söz etmesi otomobilden söz etmesi kadar gülünçtür. 1. yüzyılda Filistin'de şeker bilinmeyen bir maddeydi!
Barnaba kitabının 54. bölümünde "60 minuti"ye bölünen bir altın dinardan(para) söz ediliyor. İsa Mesih zamanında ise, Roma İmparatorluğu dinar altından değil, gümüşten yapılırdı. Ayrıca minuti diye bir para birimi yoktu, yüzlerce yıl sonra ortaya çıktı bu para birimi!
152. bölümde tahta fıçıdan söz ediliyor ama İsa'nın döneminde tahta fıçı kullanılmazdı, şarap için tulum kullanılırdı. Buyrun gerçek İncil'den kanıt ayeti: "O dönemdeki insanlar deriden tulum kullanırdı" Matta 9:17
Ve son olarak bildiğim, kitap o dönemdeki mahkeme usulünü anlatıyor ama anlattığı usûl ortaçağ usûlüdür.
Ayrıca Tevrat, Zebur, İncil'e uymayan sürüyle ayeti var. Açıkça bu uydurma kitapta ki İsa kişisi "Ben Mesih değilim" diyor. Barnabas 42.
********* Kuran ile olan çelişkilerini yazıyorum, dikkat!*********
Kuran'a göre (Meryem 19:23) doğdum sancısı Meryemi, bir hurma dalının altına getirdi: "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!" Ama sahte Barnabas'a göre "Bakire Meryem sancısız çocuğunu doğruyor."
Kuran'a göre (Bakara 2:29) yedi gök vardır. Sahte Barnabas'a göre bunun sayısı dokuzdur. Ve buradan da çok açık ki "Dante" isimli bir sanatkarın kitabından alıntı yapmıştır bu yazar.
Ne kadar belli bunun bir Müslüman tarafından yazıldığı. Cahil cüella bir adam ortaçağ İtalyasında islamiyete geçiyor ve bu saçma sapan kitabı yazıyor.
İyi deneme ama yüzyıllar önce Arap Müslümanlar bu kitap üstünde ısrar etmekten vaz geçtiler çünkü kendilerinin bile inkar edemeyecekleri bu bariz saçma sapan hatalarla dolu sahte Barnabas'ın ayetlerini gördüler.
Barnabas Kitabını alın heryerde var, bir kaç tane ansiklopedi alın ve okuyun. Bu kitabı kullanan sahtekar Müslümanları da bir zahmet ayıplayın!
Saygılar,
Esenlikler olsun,
Jerusalem.
Jerusalem
Jan 8 2008, 07:57 PM
Amin SURAAN, selametle...
pfd_34
Jan 8 2008, 10:28 PM
Bu jarusalem bilader baya bir dişli çıktı.
Fakat şunu iyi tesbit etmek lazım. Bizlerin, hıstiyanlığın detayları hakkında bilgisiz olması demek, burda konuşulan her konuda Jarusalem haklı demek değildir. Daha önce de söylediğim gibi, bizlerin, hıristiyanlık hakkında söylediğimiz her yanlışının hıristiyanlarca hazırlanmış bir cevabı vardır. Bunun böyle olması da gerekit çünkü aksi takdirde hıristiyanların hıristiyan olması için sebep kalmaz.
Şöyle bir tesbitim var. Müslümanlar hıristiyanlık hakkında bir takım eleştiriler geliştirmişler, hep aynı şeyi söyleyip duruyorlar. Hıristiyanlarda aynı şekilde islam hakkında aynı eleştirileri söyleyip duruyorlar. Bu durum malesef yukarda paradigma hakkında alıntıladığım kısa yazıda belirtilen durumdur. Genel mantığa göre din bir kabuldur. Ya kabul edilir ya reddedilir. Belli ana başlıklar hakkında konsesüs gerçekleştikten sonra kendi içinde tutarlılığı araştırılır. Müslüman ve hıristiyanların herhangi bir ortak kabulu olmadığı için bu konuşma böyle uzar gider.
Fakat okuma ve bilgilenme garibi olduğumuz da bir gerçek. Bir müslüman arkadaş çıkıp "Zekeriya kim" diye sorarsa bu da bizim kendi dinimiz hakkında bile ne kadar bilgili olduğumuzu gösterir ki nerde diğer dinler hakkında ahkam kesmek.
Burda yazdıklarımdan Jarusalem biladerim kendine fazla pay çıkarmamalıdır. Kendisine sorduğumuz bir çok sorudan sınıfta kalmıştır. temel sorulara," ben papaz değilim çok bilgim yok" diyerek cevap vermiştir. O sorular hala cevaplanmayı beklemektedir. Bunun haricinde hırsitiyanlık hakkında bizlerin bilgisizliği Jarusalem'e ve hıristiyanlığa artı puan kazandırmaz. Yanlış gene yanlış, doğru gene doğru.
Şimdi vakit geç oldu. Yarın kendisine (daha kazık) bir kaç soru soracağım ve cevapları hususunda israrcı olacağım.
Selamlar...
kilic_aygül
Jan 9 2008, 08:07 AM
Rahman ve Rahim olan Allah ın adıyla,
Sayın Jarusalem şahsen sen burda yanlışsın şurda haksızsın şu soruma da cevap ver buna da. Bak seni nasıl köşeye sıkıştırdım he heee demeye gerek görmüyorum. Deveye sormuşlar neren eğri nerem doğru ki demiş. Ne barnabas ne de başka incilleriniz ölçü aldığımız şeyler değiller. Senin inancın mı doğru benimki mi? Gel tartışalım. Bir Müslüman olarak dinimin şanına yakıştımam bunu. Hıristiyanlığın komple batıl olduğu zaten ortada olan bir şey...
Amma şu inanışını söylediklerini takkeni önüne koyup bir düşün çelişkilerle anlanmsızlıklarla dolu değil mi? Kendine bi sor. Biz sana hidayet veremeyiz haşa. Sen doğruyu aklının yardımıyla kendin bulacaksın ve hidayet de Allah tandır. Biz sana bir şeyler anlatmaya çalışırken hatalarımız da olur. Kusur da edebiliriz. Ama akidesini kavrar doğru kaynaklardan öğrenirsen İslam da kusur bulamıcaksın. Bunun için benden rehberlik etmemi istersen elimden geleni yapmaya çalışırım. Ama ben bu sayfada sana Allah ın ilmi yazmaya kalksam bile sayfalar yetmez. Bir iki Allah kelamıyla Müslüman olmazsın tabi.
Hıristiyanlığın da kendine göre bi mantığı var tabi. Herşeyin bi cevabını vermişlerdir eminim. Ben de incile rastladığımda aldım normal kitap gibi baya okudum. Allah ın Kelamı nerdeee o kitap nerde tabi. İsa a.s ı mecazi olarak Allah ın (haşa) oğlu vs. bunun gibi daha bir sürü şey. Tabi ki bunlar bu şekilde açıklanmasa artık deliler inanırdı bu dinlere. Herşeyi bi kenara bırakalım İsa a.s. dan haşa Rab diye bahsediliyor Hıristiyanlıkta bu sizin de ağzınızdan çıkmıyor mu? Haşa Mesih in adıyla diyorsun bu da mı Allah a küfür Allah a şirk değil. Yoksa bu da mı mecazi? O mecazi bile dediklerin mecazi halleriyle de Allah a şirk koşmak küfür etmektir. Kadir olan Allah a -ister değiştirilmiş oldukları için ister her ne olursa olsun- peşpeşe kitaplar göndermeyi yakıştırmıyorsun da (Hıristiyanlığa göre düşündüğün için tabi) bunları mecazi bile olsa yakıştırıyorsun Yüce Yaratıcımız, Rabbimiz olan Allah'a. Bunlara da değinmeden geçemicem.
İslam a da karıştırılmaya çalışılıyor bir sürü sapık felsefeler, bid'at ler(Tasavvuf gibi). Örneğin haşa 'en el Hak' haşa yani ben Allah'ım felsefesi gibi. Bu da mecazi anlamda aynı Hıristiyanlıktaki teslis inancı gibi. Ama bu ve bunun gibi şeyler Dinimize sokulmaya çalışılan bid'atler ve şirkler. Bunların hepsi de tevhid akidesine aykırı. Allah u Teala nın gönderdiği bütün dinlerin temelini Tevhid Akidesi oluşturuyordu. Ve bütün dinlerin adı da İslam dı. Ne zaman dinlere bid'atler,şirkler karıştırıldı o zaman dinler tahrif oldu. Aslından uzaklaştı. Ve Allah son kitap Kur an ı Kerim le dinini tamamladı. Bundan sonra başka kitap ve peygamber gelmiceğini biliyoruz. Bundan sonra da kıyamete yakın Mehdi çıkacak inşaallah. O da Hz. Muhammed (s.a.v.)in dinine tabi olacak. O zaman da önce Müslüman olan topluluk Hıristiyanlar olacak inşallah. Hz.Muhammed (s.a.v.) ahir zaman peygamberidir. Ondan sonra peygamber gönderilmeyecek Allah tarafından. Ondan sonra sahte peygamberler de çok çıktı. Ama bilinçli Müslüman ALLah tan Başka İlah Olmadığı imanının bilincindeyse Ne Kadar Sahte Olduğunu Şıp Diye Çözer. Aldırış bile etmez.
Rasullah Efendimiz (salat ve selam üzerine olsun) buyuruyor ki, (aklımda kaldığı kadarıyla)
Yahudiler 71 fırkaya, Hıritiyanlar 72 fırkaya ayrıldı. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacak. Biri hariç hepsi ateştedir. Onlar kimdir Ya Rasulallah diye sorarlar? "Onlar benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir" buyurur.
Evet günümüzde 73 fırkaya ayrıldık. Allah Rasulu nun sözü günümüzde yaşanıyor. Hak Din ortadan kaybolmadı yok olmadı ama insaların kafasında fırka fırka tahrif olmuş İslam Dini var ve onlara inanıyorlar.
Şahsen gerçek anlamda iman ettiğimden beri Tevhid Akidesini,İman ve Küfür Konularını anlamaya öğrenmeye gayret ettim her şeyden önce. Çünkü imanımız doğru olmadığında Kabe de namaz kılsak anlamı olmaz. Şimdilik bu kadar.
Selametle...
Allah hidayet versin. Amin.
pfd_34
Jan 9 2008, 09:32 AM
1. Matta 27:46, Markos 15:34 ya göre, (incilde anlatılan) isa, bırakın tanrı olmayı, normal bir insan kahraman bile olamaz. Tarih, birçok cesur savaşçıya şahit olmuştur. Bu savaşçılar eziyet ve işkencenin altında ağlamak bir tarafa, sloganlarını onları katledenlerin kulaklarına tüm güçleri ile haykırmışlardır. Bir insan savaşçı için utanç kaynağı kabul edilen zayıflığı gösteren isa'nın Tanrı olmaya hakkı var mıdır? Sizin için kim daha cesurdur: ilk Hıristiyan şehidi stefanos mu (Resullerin işleri 7:59-60) yoksa İsa mı (Matta 26:38,39)?
2.Pavlus'un müritlerine, yani incil'in yazarlarına göre isa'nın doğumunun ana misyonu nedir? insanoğlu'nu kurtarmak için kendini kurban etmek değil mi? O zaman, isa neden bu misyondan kaçmıştır? Ve neden daha misyonu tamamlanamadan ağlamaya ve sızlanmaya başlamıştır? (Matta 26:38,39)
3.Haça gerilme hikayesine göre, isa, ilahi görevini kabul etmiş değil midir? Tanrı, insanlığın günahı için onu kurtarmaya ya da ölmesine seyirci kalmaya söz vermiş midir? Öyleyse, Tanrı'yı kendini terk etmekle nasıl suçlar? Bu Tanrı'ya atılmış bir iftira değil midir? Tanrı'nın ihanet etmesi söz konusu olabilir mi?
4. İsa'nın bu yaşamdaki gayesi, Pavlusçu Yeni Ahit'te iddia edildiği gibi bizim günahlarımız için ölmekse, çarmıha gerildiğinde şöyle demez miydi: "Tanrım,Tanrım, misyonumu tamamladığın için teşekkür ederim."
5. Komşularının yanlış davranışları yüzünden oğlunu cezalandırmak adil ve olgun bir hüküm kabul edilebilir mi? Komşularının çocuklarını affedebilmek için kendi oğlunu öldürmek nasıl bir sevginin işaretidir?
6. Bizler bile arkadaşlarımızı ve hatta düşmanlarımızı, sevdiklerimizi öldürmek gereğini duymadan affedebiliyoruz. Tanrı, kendi "oğlu'nu" öldürmeden bizi affedemez miydi?
7. Dramatize edilmiş hıristiyan öğretinize göre,hayatını feda etmeye gönüllü olan bir "oğul", "babasından" daha büyük bir kahraman olmalıdır. Çünkü teorinize göre babası bencilce davranmıştır.
8. Eğer tutuklanma olayından sonra havarilerin "hepsi isa'yı bırakıp kaçtılar"(Markos 14:50)ise, İsa'nın tutuklanışı sonrasındaki olayları tüm detayları ile bilen ve anlatan kimlerdir.
Sorularım bunlarla kısıtlı değil aslında.
Sırada inciller arasındaki çelişkiler var. Hayret verici çelişkiler. Bir incile göre böyle diğerine göre öyle. Bir incile göre 3 diğerine göre 2. Böyle bir tanrı anlayışı çok saçmadır.
Daha sonra da Pavlus var. Bu adam üzerinde çok durmamız lazım. Çünkü hristiyanlığın icadı bu adama ait. Hıristiyanların peygamberi bu adam. Hıristiyanlığın ilk kitabı "elçilerin işleri" bu şahıs tarafından yazılmıştır. İnciller bu kitaptan sonra ve bu kitaba göre yazılmıştır. İşin vahametine bakınız ki kendisi bir ferisidir.
İseviler Eski Ahit'te Mesih'in gelişi ile ilgili 2.000 den fazla ayet olduğunu söylüyorlar.
Elbette ki bu saçma bir iddiadır. Ancak, adil bir okuyucu bu konuda anlamı açık ve net olan bir çok ayet bulacaktır. Ve soracaktır, "Yahudilerin derdi ne? Kendi kitaplarındaki açık kehanetleri neden görmüyorlar?"
Ve onların göremediklerini hıristiyanlar nasıl görüyorlar? Musevilerle İseviler aynı kitabı okuyup, nasıl bu kadar farklı şeyler görüyorlar...
Bunu da konuşmamız lazım..
Selam....
yoktan'var
Jan 9 2008, 12:04 PM
hıristiyanlık hakkında fazla bilgimizin olmaması sizi şaşırtmasın bu normal bir şey.din konusunda bir uzmanlığım,ihtisasım
yok açıkça söyliyeyim ki.sadece kendimce birşeyler paylaşmaya,anlatmaya ve öğrenmeye çalışıyorum.eminim siz ve diğer
kardeşlerimde öyle..bildiğimiz kadar...
şimdi gelelim konuya.diyorsunuz ki biz ne tevratın ne de zeburun değiştiğini söylemiyoruz.hatta onlardaki herşeyi kabul
ediyoruz.kendimize kaynak görüyoruz.bizim için tevrat yasa kitabı,zebur ilahi ve dua kitabı,incil de isa(a.s.)'ın gelişini
müjdeleyen kitap..?tam olarak bunu demek istediniz sanırım?çünkü cümlelerinizden bu çıkıyor.bu durumda siz hem isevi,hem
musevi hem de zebur ehli oluyorsunuz.yanılıyor muyum?şimdi bu durum ne demektir bize açıklar mısınız sayın jerusalem?bir
insanın 3 ilahi kitabı da olduğu gibi kabul etmesi hatta o kitaplardan vaaz vermesi ve dinlemesi ne manaya geliyor?bu durumda
siz hristiyan değil de üçdinli olmuyor musunuz?bu da üçbaşlı ejder gibi bişey oluyor.her baştan farklı ses çıkıyor,her baş
farklı yöne gidiyor.ortada din kalır mı?bir ülkede cumhurbaşkanı bile bir tane.çünkü 2 tane olsa anlaşmazlık çıkar değil
mi?emir bir yerden olmalı.bu durumu bana açıklarsanız çok sevineceğim.
islamiyetin sağlam bir temeli yok demişsiniz.bu konudaki dayanak noktanız Kur'an'ı ve o zamanki koşulları yani sosyoloji ve
tarihi kaynak alarak hadis konusunda bir kategorize,seçmecilik yoluna gidiyor oluşumuzdan mı kaynaklanıyor?bunu yapmak
durumundayız çünkü fitne,fesat ehli insanlar kimi uydurma hadisler üretip araya karıştırmışlardır.bunun ayrımını yapmak da
bize düşmüyor kaldı ki.bu konuda uzmanlığı olan alimlerin üstlendiği bir misyon bu.biz onlara güvenip,ittiba ederiz
sadece.yani "Kur'an'a uymayan hadisi kabul etmiyorsunuz" demenizden ötürü bunları yazdım.ayrıca sahih hadis belirlemenin
ölçüsü tabii ki ilk önce Kur'an'dır başka ne olabilir sizce?Hz.Muhammed(SAV) Ku'an-ı vahiy alan ilk
kişidir,elçidir,rasuldür.bu durumda ilk ona teslim olan ve hayatını eksiksiz Kur'an'a göre idame eden de o dur.dolayısıyla
hadislerde Kur'an la bağdaşmayan bir şey geçiyorsa onda şüphe aramak gayet doğaldır.
"islamiyet kitapları işine geldiği gibi kullanıyor" demişsiniz.zaten biz diğer kitapları külliyen inkar etmiyoruz ki.o
kitaplarında içinde doğru olduğu kısımlar elbette ki vardır.biz de islamiyete tabi olduğumuza göre,kendi kitabımıza uyan
yerler bizim için doğrudur gerisi hikayedir.bundan daha normal bişey olamaz.şunu kafanızda yerleştirmeniz lazım:"biz
tevrat,zebur,incil'i külliyen inkar etmiyoruz."ayrıca bizim kendi kitabımıza iman etmemiz için diğer kitaplardan delile
ihtiyacımız yok.bu delilleri sizler için gösteriyoruz.yoksa normal bir düşünce akışına sahip ve tarafsız düşünen,araştırmacı
bir insan islamiyetin hakikati konusunda başka kitaplardan delile ihtiyaç duymaz!
"Parakletios hakkında "sonsuza kadar sizlerle olacak" diye bir ayet var hadi buyrun Muhammed sonsuza kadar bizlerle değil.
Kutsal Ruh ama sonsuza kadar bizlerle!" demişsiniz.Kutsal ruhun sonsuza kadar bizlerle olduğunu,Hz.Muhammed'İn ise sonsuza kadar bizlerle olmadığını nereden biliyorsunuz?şunu okumanızı rica ediyorum.tarihte yaşanmış bir olay:
Mısırseferine gidilirken ordunun korkunç Sina Çölü'nden geçmesi gerekiyordu.
Kum fırtınalarının etrafı kasıp kavurduğu, gündüzleri dayanılmaz sıcaklara sahne olurken
geceleri dondurucu soğukları davet eden bu çölüdünya- da hiç bir ordu geçememişti.
Yavuz Sultan Selim ordusuna moralverici sözler söyledikten sonra atını çöle sürdü.
Herkes yanındaki suyu idareli kullanıyor, namazlar teyemmüm yapılarak kılınıyordu.
Yolculuk böyle sürüp giderken Yavuz Sultan Selim'in birara atından indiği
ve saygılı bir halde yaya olarak yürüdüğü görüldü.Herkes şaşırmıştı ama,
kimse sebebini soramıyordu.
Padişahın hiç yanından ayırmadığı
Hasan Can durumu öğrenmekte gecikmedi.
Padişah O'na şunları söylemişti:
"İki cihan sultanı Peygamber Efendimiz
önümüzde yaya olarak
yürürlerken biz nasıl at üstünde olabiliriz Hasan Can?"
bu ve buna benzer o kadar çok olay var ki ama yazmaya gerek görmüyorum.eğer siz isterseniz araştırırsınız.bununla demek istediğim Peygamber Efendimiz(SAV) sadece bedenen bu dünyadan ayrıldı her insan gibi.ama onun şahsı manevisi hala yaşıyor.ruhi olarak bir çok kez dünyaya gelmiştir ve ümmetine yardım etmek için gelmeye devam edecektir Allah'ın izniyle.(Allah-u a'lem)
şimdi gel gelelim incillerin yazılması olayına.Yazılış sırasına göre ilk İncil Markos, Hz.İsa'nın bu dünyadan ayrılmasından 30 - 35 yıl, dördüncü İncil Yuhanna da 70 yıl sonrası kaleme alınmıştır.araştırmacılara göre her incil yazarı ilk kaynak olan Pavlusun mektuplarından çok fazla etkilenmiştir.özellikle yuhanna incili.ve hiçbir incil yazarı bizzat Hz.İsa'nin yaşamına tanık olmamıştır.ki tanık olduğunu varsaysak bile ilahi vahiy kendilerine değil Hz.İsa ya gelmiştir.dolayısıyla birebir yanlışsız bir vahyi tanıklar tarafından kaleme almak mümkün değildir.bunun yanısıra Hz İsa aramice konuşuyordu ve tebliğini aramice konuşan yahudilere,filistinlilere ve göçebelere yapıyordu.Ancak İnciller'in yazılmasında rol oynayanlar, Roma - Yunan kültürü ile yetişmiş Pavlusçu Hıristiyanlardı ve dilleri de Yunanca idi.Hz.İsa'nın sözlü tebliği ve tüm yaptıkları Yunanca'ya yine sözlü olarak çevrildi. Bu çevirilerin güvenirliğinden emin olmak ise mümkün değildir.aktarma sırasında hata,değişim olması normal hatta kaçınılmazdır...inciller ikinci yy'ın ikinci yarısına kadar isimsiz kalmışlardır.bunun sebebi havariler tarafından değil de başkaları tarafından yazılmış olmalarıdır.ikinci yy'ın ortalarında sayısız incil nüshası vardı.hristiyan yetkililer bunlardan hangisinin gerçek olduğuna karar vermek için isimlendirme yoluna gitmişlerdi.ve yaklaşık 170 yılında inciller için aniden isimler belirmiştir.bunlarda matta,markos,luka ve yuhanna'dır.
Hıristiyan kaynaklarına göre; İncil metinleri ayrı insanlar tarafından Tanrı'nın esinlenmesi ile yazılmıştır, bunun için her kelimesi doğrudur, görüşündedir. İnciller'de ki farklı anlatımlar için ise, Hz.İsa'nın değişik yönlerini gösterdiklerinden birbirini tamamlayan bölümler olarak kabul edilmeli, tezini savunurlar.sizde böyle mi düşünüyorsunuz bir hıristiyan olarak?bu durumda size şunları sormak istiyorum.
1)peygamber olmayan gayet normal insanlar nasıl vahiy alıp kitapları yazıyorlar?buna ister vahiy deyin ister esinlenme.sonuçta ortada bir kutsal kitap var ve bunu yazma yetkisi peygamberler haricinde kimsede olmamalı.kaldı ki aradan yıllar geçtikten sonra ve Hz.İsa hayatta yokken.??
2)değişik incillerin hz.isanın değişik yönlerini göstermesi ne manaya gelir?bir incili vahiy(!) alan kişi eksik vahiy aldı da diğeri mi tamamladı onun vahyini?
3)değiştirilmemiş Kutsal Kitab'ın bir orijinalini gösterebilir misiniz?
saygılar
pfd_34
Jan 9 2008, 01:55 PM
Yoktanvar kardeşim. Kusura bakma ve sakın bana kızma ama içler acısı bir yazı yazmışsın. Yazdığının yazının alt kısımlarındaki incil kısmından bahsetmiyorum. Ondan önce yazdıklarından bahsediyorum. Yanlış bilip yanlış düşündüklerimizi önce kendimiz bilmeliyiz ve eleştirmeliyiz. Müsade edersen Jarusalem bir şey demeden ben müdahale edeyim ki yazdıkların hepimiz adına delil olmasın.
Yoktanvar yazmış:
İnsanın 3 ilahi kitabı da olduğu gibi kabul etmesi hatta o kitaplardan vaaz vermesi ve dinlemesi ne manaya geliyor?bu durumda siz hristiyan değil de üçdinli olmuyor musunuz
Demişsin.
Yoktanvar yazmış:
Zaten biz diğer kitapları külliyen inkar etmiyoruz ki
biz tevrat,zebur,incil'i külliyen inkar etmiyoruz.
Bu şartlar altında Jarusalem derki,
-Demekki o kitapların asılları elinizde olsa bizim gibi çok kitaplı bir dine sahip olacaksınız. Bı şartlar altında siz de çok dinli mi oluyorsunuz? Zaten Kuran, geçmişteki kitapları tasdik eder.
Yoktanvar yazmış:
Padişah O'na şunları söylemişti: "İki cihan sultanı Peygamber Efendimiz önümüzde yaya olarak yürürlerken biz nasıl at üstünde olabiliriz Hasan Can
Bu olayın kanıtlanabilirliği zayıftır. Delil olarak gösterilemez. Bana göre böyle bir olay olmamıştır veya padişah, askeri motive etmek için akıllıca bir oyun yapmıştır.
Yoktanvar yazmış:
Peygamber Efendimiz(SAV) sadece bedenen bu dünyadan ayrıldı her insan gibi.ama onun şahsı manevisi hala yaşıyor.ruhi olarak bir çok kez dünyaya gelmiştir ve ümmetine yardım etmek için gelmeye devam edecektir
Bu söylediğinizin de kanıtlanabilir bir yanı yoktur. Dolayısıyla hiç bir şeyin delili olarak öne sürülemez. Nitekim benzer olaylar hıristiyanlar içinde de çok sık anlatılır. "Zor anımda isa mesih yanıma geldi, bana dokundu, beni hayata döndürdü, bana gülümsedi" vb.. gibi bir sürü akla sığmaz ve gerçekle alakası olmayan hikayeleri hırsitiyan sitelerinde bulabilirsin. Hatta bir müslüman cemaat liderinin İsanın kendisini ziyareti sonucunda nasıl hıristiyan olduğu, hıristiyanlarca göz yaşları içinde anlatılır (mış).
Nitekim peygamberimiz hakkında anlatılan bu tür hikayeler bizler için önemli olsa da hıristiyanlar için bir şey ifade etmez.
Yoktanvar yazmış:
Değiştirilmemiş Kutsal Kitab'ın bir orijinalini gösterebilir misiniz?
Bu soru da yanlış olmuş. Neden dersen, bizler de Hz.Osman zamanında ilk kez mushaf haline getirilmiş Kuran'ı gösteremeyiz.
Umarım eleştirilerim için bana kızmamışsınızdır. Davamızı doğru ve elle tutulur delillerle anlatmak zorundayız.
Selamlar..
Jerusalem
Jan 9 2008, 03:45 PM
Sayın Pfd_34, sayın yoktarvar'ın yazdıkğı çoğu yazıyı iyiki düzeltmişsiniz; yani bir kitaba değil üç kitaba inanıyorum diye üç din sahibi mi oluyorum Allah aşkına! Çöpe mi atayım Tevrat'ı İncil'e inanıyorum diye? İncil yazıldı diye Tanrı'nın diğer kitabı ne olacak yani? Çöpe mi? İslami gözlüklerinizi lütfen çıkartın İslam dışı konulardan bahsederken; yani gayet mantıksız bir eleştiri olmuş sizin ki sayın yoktanvar. Çok tutarsız, kanıtsız ve mantıksız bir yazı olmuş; yani hadisler konsunda, üç kitap konusunda bir sonuca varamamışsınız.
Selamet olsun.
İlle Cihad
Jan 9 2008, 04:16 PM
Jarusalem'e hitaben;
Arkadaşlarım gayet güzel açıklamış ve tebliğde bulunmuşlar size. bundan sonrası sizin bileceğiniz iş. Konunun uzamasının hiç bir faydası yok. aksine rahatsızlık vermeye başladı. çünkü Hz. Peygamber Muhammed Mustafa (Salat ve selam ona olsun)'ya yalancı diyen birine, gerekli açıklamalar ve tebliğ en güzel şekilde yapıldığı halde hakaret eden birine ben asla saygı duymam.
Diğer arkadaşlarımız üslubunuza binaen size saygı duymuşlar onların bileceği iş. eğer bu hakaretleriniz bana olsa idi yinede size saygı duyardım. Ama Hz. Şahı Resul (Salat ve selam ona olsun)'e yalancı diyen birine saygı duyamam.
Hidayet Allah (cc.)'tan dır. Bize düşen tebliğdir. ve yeterince de yapılmıştır.
Her ne kadar "inanç meselesi size saygı duyuyorum" desenizde, saygı duymadığınız yorumlarınızdaki küfürlerden belli. Zira Hz. Fahri Kainat (Salat ve Selam ona olsun) efendimize yalancı diyen bir zihniyetin benim inancıma saygı duyması söz konusu olamaz.
Ayrıca sizi eshefle kınıyorum. İnanmayabilirsiniz, fakat yalancı diyemezsiniz!!!
Hz. İsa(salat ve selam onada olsun)' ya benim müslüman arkadaşlarımdan hiç hakaret duydunuzmu? duyamazsınız, çünkü O'da bizim peygamberimizdir ve başımızın üstünde yeri vardır.
Müslüman olarak bizlerin, canlarımızdan daha aziz saydığımız, uğruna "anam babam feda olsun" dediğimiz Nebiler Serveri, Gür-i Yekta, 18 bin alemin peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (sonsuz salat ve selam sana ey nebi)'ya yalancı diyen birine, saygının en aşşağısını dahi beslemem.
Ben başka Hiristiyanlar ile konuştum, ama sizin gibi hiç biri yalancı demedi.....
İnanmıyorum dersin, lafım olmaz. kendin bilirsin.
Ama yalancı, sizleri kandırmış, dersen yada ima edersen dahi seni tanımam.
Diğer arkadaşlarımdan ricam lütfen konuyu uzatmayalım.
Hakaret edilen siz veya ben değilim dikkatinizi çekerim kardeşlerim. anlattınız tebliğ ettiniz. işiniz bitmiştir bence.
Jerusalem
Jan 9 2008, 04:52 PM
Pfd_34:
"Fakat şunu iyi tesbit etmek lazım. Bizlerin, hıstiyanlığın detayları hakkında bilgisiz olması demek, burda konuşulan her konuda Jarusalem haklı demek değildir."
Sayın Pfd_34, madem böyle diyorsunuz o zaman önüne gelen Hıristiyanlık cahili Müslüman Hıristiyanlık hakkında çok şeyler biliyormuş gibi atıp tutmasın lütfen; siz açık görüşlüsünüz mantığa bu konuda daha yakınsınız; ama bunun üstüne siz yoktan'var, son söylediğiniz sözler gibi atıflar gelince o zaman işin cılkı çıkıyor; Rab'bin ayetlerini mi açıklayayım, ayetleri mi koruyayım yoksa yanlış laflarınızı mı düzelteyim şaşırıyorum! Efendim diyorum ki, bilmedikleriniz varsa çekinmeyin sorun, elimden geldiğince cevaplıyayım.
Aslında genelde ben hep ayetlerden konuşuyorum yani ayet açıklamalarım bile diğer ayet bilgilerinden geliyor ama sanki benim fikirlerimmiş gibi yansıyor, halbu ki öyle değil ama her cümlemin sonuna ayet rakamlarını yazmaya kalkarsam, işin içinden çıkamam saatlerimi alır.
Sayın Pfd_34, daha önce ki yazılarınız da Hıristiyanların peygamberleri Pavlus'tur, Matta'dır demişsiniz; yanlış. Onlara peygamber demiyoruz sadece İsa'nın öğrencileri ve havarileri diyoruz. Mesih öldükten sonra da sözlerini yayıp, bazılarının da ayetlerini yazdığı kişilerdir.
Sırayla cevap veriyorum sorularınıza:
1. İsâ, insan suretinde bu dünyaya geldi. İnsan suretinde diyorum dikkat edin Pfd_34. İnsanlığın günahını üstüne alan bir kişi, bu yükü taşıdı. Gayet doğal, insani tepkiler vermiştir İsâ Efendimiz çünkü insan doğasına büründü, insan oldu. Daha açık konuşamam kusura bakmayın. Çarmıh üzerinde acı çekerken ki psikolojisini asla bilemeyiz, siz de bilemezsiniz, o yüzden oturduğumuz yerden acı çeken birinin psikolojisi üzerine yorum yapmak gayet rahat! Bu kadar acı çekmesi üzerine ama hala aralarda kendisine kötülük yapanlar için affedilmelerini istemesi de ayrı bir mucizevî olaydır. Sayın Pfd_34 bu öyle Süperman filmi değildir eğer dediğiniz gibi bir olay olsaydı, Çarmıhtan inmesini de bilirdi İsâ ama yakalanmadan önce kaçmadı bile, havarilerinden Petrus kılıcına sarılınca İsâ onu azarladı, beni bugüne kadar hiç mi anlamadınız gibisinden, böyle emreyleyen Rabbî'yi dinleyen ama savaşmadığı içinde korkan havariler doğal olarak da kaçtılar, çünkü insanlardı onlarda; siz savaşmadan öylece düşmanı ayakta bekleyebilir misiniz? Onlar kaçtı, Mesih'te ayakta bekledi ve sorulduğunda "evet isa benim" dedi! Çarmıhta ölmeden önce ne dedi biliyor musunuz Allah'ın Oğlu! Buyrun yazıyorum ayeti: "İsa sirkeyi içince, "Tamamlandı" dedi ve başını eğip ruhunu verdi." Beni çarmıha koyacaklar ben ağzıma geleni söylerim, küfür ederim ama Mesih İsâ onların affedilmesi için Babamıza dua etti; işte mucize budur! Gerçek mucize! Öyle görsel şov beklemeyin ama onu da yaptı Rabbi, onu da yaptı hamt olsun.
2. Bu sorunun cevabı birince cevapta mevcuttur. Mesih kaçmadı ve öğrencilerinin kılıçları olduğu halde savaşmamalarını emretmiştir, tokat atarlarsa öbür yüzünüzü çevirin demiştir; ayakta bekleyip ismi sorulduğunda da kaçmamış ismini söylemiştir! Bu tür sorularınızdan dolayı açıkcası üzüldüm; çünkü Rabbî çok mukaddes işler yapmıştır. Kesinlikle kaçmadı, bazen mutlaka korkmuştur ama kaçmadı. Kırbaçlandı, çarmıha gerildi, korkmaması için neden yok! O zaman niye Rab diyorsunuz diyeceksiniz; ama bende diyorum ki bu dünyaya insani bir doğa ile indi ama işleri kesinlikle peygambersel işler değil; zaten mucizeler yaparken İsâ çevresindekilerde böyle diyordu, bu bir peygambern yapabileceği bir iş değil, sanki Tanrı gibi işler yapıyor diyorlardı.
3. İsâ Mesih, dedim ya, insanlığın günahını üzerine alıp, acısını kendisi çekmiştir; Allah Baba, O'nu kendi haline bırakmıştır ki tam bir kurban kuzusu görevini yerine getirsin; yani yardım (ruhsal bir güç olabilir) almadan acı çeksin diye, tam bir kurban kuzusu gibi.
4. Bu sorunun cevabı birinci sorunun cevabında çok açık bir şekilde mevcut.
5. Komşularının çocukları mı? O komşuların çocukları da Allah'ın çocuklarıdır; Rab Allah herkezin Allahıdır ama O'na iman edenlerin Babasıdır (mecazi) yani daha yakındır.
6. Bu soru gerçekten çok komik ve mantıksız! Bir art niyetle ve laf olsun diye bu soruyu sorduğunuz çok belli! Oğul günahlarımız için öldü; ve günahlarımız için ölen Oğul'a iman eden kurtulacak. Bir ayet diyor ki "Beni kabul ederseniz, Baba'yı da kabul etmiş sayılırsınız." İsâ diyor. "Yok, gerçek, yaşam benim" diyor Rabbi İsa. "Kapı benim" diyor.
7. Allah birdir; ama bu birliği aklımız çözemez, anlayamayız. Allah'ın bilinememezliğine biraz saygı gösterelim diyorum, Oğul mu Baba mı daha kahraman gibi komik sorular sormak yerine!
8. Bakın İncil de her bölüm öncesi şöyle der; ve 2.Timoteos 3:16 ayetinde de "Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir."
Orjinal grekçe metninde ki bu kelime esinleme değildir. Direk çevirisi "Tanrı-nefesi'nden"dir Bu kelime hiçbir versiyonda doğru olarak tercüme edilmemiştir.
Grekçe "theopneustos" kelimesi, "Tanrı"(theos) ve "nefes" ya da "ruh" (pneustos) kelimesinin birleşimidir.
Kutsal Yazılar, Tanrı'nın nefes vermesinin direk bir sonucudur.
---------------------------------------------------------------------------------------
Kutsal Kitap'ta bazı yazım hataları vardır; mesela Samuel Peygamber ve başka bir peygamber bir ordudan bahsederlerken; samuel, 160.000 diyor, diğer peygamber de 170.000 diyor; bu gibi hatalar olabilir ama inanç temellerine zarar verici açıklamalar yoktur; yani bir yerde İlyas Peygamber göğe alındı bir yerinde alınmadı gibi açıklamalar yoktur. Bu gibi rakam sayı farklılıkları da zarar verici değildir; dünya pastörleri bunu şu tarzda açıklar. Ben uyduruyorum, mesela, evinizin balkonundan aşağıya insanlara bakıyorsunuz ve bir sayım yapacaksınız; tam sayı söyliyemezsiniz ama tahmin edebilirsiniz, ortalama 160.000 diye. İşte birbirinden 1000 sene farklılıklarla yaşamış bu peygamberlerin böyle mucizevi ayetler yazmalarıda şaşılacak ayrı bir olaydır. Allahımız yüce!
--------------------------------------------------------------------------------------
Saygılar,
Esenlikler,
Jerusalem.
pfd_34
Jan 9 2008, 04:54 PM
Gerçekten boşuna konuşuyoruz. Belliki araya giren arkadaşlar daha fazla konuşmamıza müsaade etmeyecekler.
Bir hıristiyanın bizim peygamberimizin (SAV) yalancı olduğunu düşünmesine neden bu kadar tepki verildiğini anlamıyorum. Bu zaten böyledir. Bu 1400 senedir böyledir. Diliyle söylemiş veya söylememiş ne farkeder. Aksi halde zaten hırsitiyan olmazdı.
Aynı şey bizim için de geçerlidir. dilimle söylemem neyi değiştiri bilmiyorum. Ama madem böyle bir durum oldu hadi söyleyim.
Ben bir müslüman olarak islam dışındaki hiç dini görüşe saygı duymuyorum arkadaş.
N'oldu şimdi? Hıristiyanlar bunun böyle olduğunu bilmiyorlar mı? Herkes birbirinin ne düşündüğünü gayet iyi biliyor. Dile dökülünce tepki vermek bence çok gereksiz.
Selam..
Not. Jarusalem biladerim klasik cevaplarını vermişsin. Galiba gerçekten artık söylenecek bir şey kalmadı. Yanlız özel mesajlardan bana bir mail adresi vermeni rica ediyorum. Foruma sığamayacak kadar uzun ve kitap niteliğinde word (yazı) dosyaları var ki görmeni istiyorum. Daha teknik veriler içeren bu kitap veya kitaplar (eğer gerçekten istiyorsan) islam hakkında öğreneceğin bilgiler içermektedir.
Selam...
Jerusalem
Jan 9 2008, 04:59 PM
Özür dilerim amacım sizi kırmak değildi ama şunu açıklamaya çalışıyorum; inanmak ve saygı duymak farklı şeylerdir; ama inandığım bir şey size saygısızlık geliyorsa, o zaman benim Müslüman olmam saygı duymak anlamına geliyor size göre, diye anlıyorum.
Selametle...
İlle Cihad
Jan 9 2008, 05:14 PM
ALINTI(Jerusalem @ Jan 9 2008, 04:59 PM)

Özür dilerim amacım sizi kırmak değildi ama şunu açıklamaya çalışıyorum; inanmak ve saygı duymak farklı şeylerdir; ama inandığım bir şey size saygısızlık geliyorsa, o zaman benim Müslüman olmam saygı duymak anlamına geliyor size göre, diye anlıyorum.
Selametle...
Hiç alakası yok, diğer mesajlarınızda olduğu gibi bunda da açık bir hakaret söz konusu.
Eğer art niyetli olmasanız, müslüman olmayanlara saygı duymuyorum diye bir şey ifade ettiğimi çıkarmazdınız.
Tek sözüm şu, inanmayabilirsin saygı duyarım, çünkü Hidayet Allah c.c. dendir.
Ama benim inancıma yalan, ve peygamberime (salat ve selam ona olsun) yalancı dersen, senin saygından şüphe duyarım, sanada saygı duymam.
Jerusalem
Jan 9 2008, 06:35 PM
Maalesef Hıristiyanlık ve Müslümanlık temelde bu yüzden düşmandır birbirine; Müslümanlar Allah'ın kitaplarının değiştirildiğini söylüyor, Hıristiyanlarda değiştirilmediğini söylüyor; ve sonuç olarakta Hıristiyanlar Muhammed'e inanmadığı için Müslümanlar Hıristiyanlar'a kızıyor ve saygısızlık olarak görülüyor. İncil ve Tevrat ayetlerinin Müslümanlar için bir anlam ifade etmemesi gibi Kuran ayetleri de Hıristiyanlar için bir anlam ifade etmez. Ama bana saygı duymanız için uğraşmayacağım çünkü saygı duyulmak için imanımdan taviz veremem, bunu kastetmiyorsunuz anlıyorum ama farketmeden bunu kastetmiş sayılıyorsunuz çünkü sizin peygamber olarak inandığınız kişi benim imanıma karşı çok laf etmiştir. Neyse bu konuyu uzatmaya hiç gerek yok.
Bir İslami Hadis yazmak istiyorum. Hadisler İslam teolojisi için büyük önem taşır ama daha önce de dediğim gibi Kuran'la uyumlu olmayan İslami Hadisler elemine edilir. Bu hadis de imamlar tarafından elemine edilmiştir mutlaka.
"De ki, "Doğru iseniz, delilinizi getirin.' " (Bakara 2:111)
İbn Mace (886 da öldü), Ebu Davud (888 de öldü), Buhâri (869 da öldü) ve Müslim'de (775 de öldü), Tevrat'ın Musa'ya verilmiş bir kitap olduğu açıkça belirtilmektedir:
"Kuran, ibret vesilesi olarak, dillerde deveran edecek destan çapındaki gerçek hadisleri ele alır ve bunların sebeb ve neticelerini, hikmetli bir anlatışla ortaya koyar. Denizi ibrikle gösterme mehareti içinde bu cüzi hadiselerle, değişmez ictimâi kanunlar ve bozulmaz ilahi Prensipler anlatılmış olur."
Hadis kitaplarına bakacak olursak açıkça görülüyor ki, Muhammed'in döneminde Kutsal Kitap sapasağlam mevcuttu. Hadislere göre Muhammed'in huzurunda Tevrat okunuyordu.
Şimdi size bahsedeceğim dediğim o hadisi anlatacağım. En sağlam kabul edilen hadis kitaplarından biri olan "Sahih-i Buhârî" de şöyle bir hadis var:
"Abdullah İbn-Ömer (Ö. 693) radiya'llahu anhuma'dan rivayete göre (Medine'de) birtakım Yahudiler gelip Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem'e gelerek içlerinden bir erkekle bir kadının zina ettiğini hikaye ettiler, (ve ne hükmedersiniz? dediler). Resulullah sall'allahu aleyhi ve sellem onlara:
--Siz, Recim -taşlamak- (hükmü) hakkında Tevrât'ta ne bulursunuz? diye sordu. Onlar:
--Biz, zina edenleri teşhir ederiz, bunlar bir değnekle de döğülürler. Abdullâh İbn-i Selâm (ö. 664) bunlara:
--Yalan söylüyorsunuz! Tevrât'ta Recim (âyeti) vardır, dedi. Bunun üzerine Tevrat'ı getirdiler. Ve kitabı açtılar. Yahudilerden birisi (Abdullâh b. Sureyya, ö.633) elini Recim âyeti üzerine koyarak ondan önceki ve sonraki ayetleri okumaya başladı. Abdullâh İbn-i Selâm ona:
--Elini kaldır! dedi. O da elini kaldırınca Recim âyeti görülüverdi. Yahudiler:
--Ya Muhammed! Abdullah İbn-i Selâm doğru söylemiştir:
Tevrat'ta hakikaten Recim ayeti vardır, dediler. Bunun üzerine (Resulullah zinanın vukûu hakkında şahid istedi. Dört Yahudi zani ile zaniye aleyhinde vech-i mahsûs üzerine şehadet ettiler) Resulullah da bunların recmolunmalarına hükmetti de recmolundular (taşlandılar).
Hadis okumak sizin içinde keyifli bir oyalangaç olmuştur, benim gibi.
Evet, bu hadisten gayet açık bir şekilde anlaşıldığı gibi, Muhammed gerektiğinde Tevrat'ı getirtiyor ve ona uygun olarak hüküm veriyordu. Bu demektir ki, Muhammed döneminde Tevrat'ın değiştirildiği iddiası yoktu, olsa bile Muhammed buna inanmıyordu. Eğer Muhammed Tevrat'ın deiştirildiğini kabul etseydi, Tevrat'ın ayetlerine göre bir hüküm verir miydi? Eğer "Recm" ayeti değiştirilmiş ya da Tevrat'ta yok idiyse, Peygamber nasıl "Recm" ayetine müracaat edebilir ve de hahamlar, olmayan ayetin üstünü nasıl kapatabilirlerdi? İlginç olanı da bu: İsâ Mesih buna benzeyen bir durumla karşılaştığı zaman buna çok farklı bir çözüm getirdi:
"Din bilginleri ve Ferisiler, zinada yakalanmış bir kadın getirdiler. Kadını orta yere çıkararak İsâ'ya, "Öğretmen, bu kadın tam zina yaparken yakalandı dediler. Musa, Yasa'da bize böyle kadınların taşlanmasını buyurdu, sen ne dersin? Bunları, İsâ'yı sınamak ve suçlayabilmek için söylüyorlardı. İsâ eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu. Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve, "Aranızda günahsız olan, ona ilk taşı atsın! dedi" (Încil-i Şerif'ten Yuhanna 8:3-7 ayeti).
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Hadislere devam edeceğim...
Allah'tan sizlere esenlik olsun.
Jerusalem.
pfd_34
Jan 9 2008, 06:50 PM
Artık söylemekten sıkılmaya başlıyorum sayın biladerim Jarusalem. Bana bir mail adresi ver. Göndereceğim yaklaşık 100 sayfalık kitabı oku, ondan sonra konuş.
Şu an gerçekten çok boş konuşuyorsun. Tıpkı bizimkilerin senin dinin hakkında bilmeden konuştukları gibi (bunlara ben de dahilim).
Bu konu içinde agresif tavırlara baştan beri dikkat ediyoruz. Kimse bu düzeni bozmasın. Kimse kimsenin dinine saygı göstermek zorunda değil.
Tekrar söylüyorum
İslam haricindeki hiç bir dini inanca saygı duymuyorum.
Ama bu yüzden kimse ile kavga edecek değilim. Herkes birbinin neye inandığını neye saygı duyduğunu veya duymadığını gayet iyi biliyor. Bu durum kimseye süpriz değildir. Şaşırmaya ve tepki göstermeye gerek yok.
Burda herkes başkasının inancına olan saygısı ile değil ahlakı ve kendine olan saygısıyla konuşmalıdır. 1400 senedir kimsenin çözmeyi başaramadı bir şeyi biz burda çözecek değiliz. Kimse kimseyi hıristiyan veya müslüman yapmayacak.
Ancak düzeyli konuşmalarla birbirimiz daha iyi anlamaya çalışıyoruz. Çabamız bu yöndedir.
Neticede hepimiz hata ve günahlarımızla O tek Allah'ın (c.c) kuluyuz. Bizler arasında hüküm vermek ve son sözü söylemek O'nundur.
Araf
(87) Eğer içinizden bir kısmı, benim göndermiş olduğum gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
İlle Cihad
Jan 10 2008, 08:30 AM
Jerusalem'e hitaben;
Kuran-ı Azimüşşan'ın Hz. Muhammed (salat ve selam sana ey nebi)tarafından yazıldığını, Allah c.c. tarafından gönderilmediğini, dolayısı ile Hz. Muhammed (Salat ve selam sana ey Şahı Resul)'in uydurduğunu (haşa) iddia ettiniz...
Bu iddianıza dayanarak, Kuarn-ı Azimüşşan'ın ayetlerinin nuzulu şeklini, sırasını, iniş sebeplerini, ayetlerin sırasıyla değilde karışık olarak inipte nasıl böyle mükemmel bir ahenk yakalandığını, normal bir beşerin (hemde ümmi yani okuması yazması olmayan bir beşerin) bunu nasıl başarabileceğini araştırmanızı tavsiye ediyorum.
Unutmayınki Kuran-ı Azimüşşan'ın inişi tamamen mucizevi bir hikmettir. Bir surenin bir kaç ayeti iniyor, aradan yıllar geçiyor başka surelerin muhtelif ayetleri iniyor, yine o seneler önce gelen sureye diğer ayetler ekleniyor ve suredeki ahenk, ana tema ve mesaj değişmiyor.
Üstelik bu ümmi beşer, kendisinden yüzyıllarca hatta binyıllarca önce gelmiş diğer peygamberlerin hayatlarını, neler yaşadıklarını, neler yaptıklarını, hangi kavimlere gönderildiklerini, kimlerin inanıp kimlerin inkar ettiğini, ne zamanlar yaşayıp hangisinin hangisinden sonra geldiğini hatasız olarak, sıralarını dahai karıştırmadan nasıl oluyorda ilahi bir kuvvet olmadan bilip uydurabiliyor...
Üstelik ozamanlarda tarih kitabı, kütüphane, internet vs gibi kaynaklarda yokki araştırıpta öğrensin.
Bunu sıradan bir beşerin hemde ümmi bir beşerin nasıl başardığını açıklayabilirmisiniz...
kilic_aygül
Jan 10 2008, 09:33 AM
Bismilahirrahmanirrahim,
Öncelikle belirmek isterim ki, İslam dan önce Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerin, kitaplarin, dinlerin Allah tan olduğu İslam Dininde kabul edilir. Ancak tahrif edilmemiş haliyle bile kalsa önceki şeriatler geçersiz olur. Yani tahrif edilmemiş tevrat, incil, zebur halen bulunsaydı dahi biz üç-dört dine birden inanmazdık. Son kitap bizim ölçümüz olurdu. Nitekim bütün peygamberler de Hz. Muhammed (s.a.v.)e tabidir. Onların dini de aynı dindi. Ve Mehdi(a.s.) ortaya çıktığında Hz. Muhammed (s.a.v.)ın dinine tabi olacak inşallah. Sadece basit bir örnek vermek istiyorum. Siz yeni bir bilgisayar programı çıktığında en son sürüm elinize geçtiyse onu mu kullanırsınız son sürümle birlikte önceki birkaç sürümü de takviye olarak kullanır mısınız? Son versiyon öncekilerin görevlerini de kapsıyor ve daha gelişmiş özellikleri vardır. Öncekilere gerek duymazsınız. Hele bir de önceki programlar bozulmuşsa hepten çöpe atarsınız. Şimdi ben zamanımı bir son sürüm programın teknolojik inceliklerini mi öğrenmeye harcasam akıllıca davranmış olurum yoksa önceki sürümleri mi öğrensem... En son versiyonu öğrenirsem öncekileri de rahatlıkla anlarım. Önceki programın cahili diye bir durumum söz konusu olmaz. Hele bir de bozuk programı çözmek anlamak için zaman harcasam iyice aptallık etmiş olurum. Ha yine saçma ama bu bozuk programı öğrenmeye çalışanlar ne öğreniyo diye bir meraktan biraz bakar karıştırabilirim. O da hobi olsun diye. Bazen eski bozuk elektronik aletlerin içini acar bakarız içindeki mekanizmayı incelemek için onun gibi. Onun dışında bir işimize yaramaz. Ha zamanında yapılmış insanların gereksinimini karşılamış bunu kabul ederiz değil mi? Ama insanlar katletmiş bozmuş piyasada sağlamı kalmamış. Bozulmasa da yeni versiyon gelişmiş en son tamamlanmış olana sahip olduğumuzda öncekine artık ihtiyacımız kalmaz. Sadece müzelik olarak saklarız 100 yıl önceki kullanılan uçakları, arabaları vs. şimdikilere takviye olarak kullanıyor muyuz? Sapasağlam olsalar bile.
Diyorsunuz ki son olduğu için doğru olduğunu iddia ediyorsunuz? O zaman sizin dininizden sonra çıkan dinlere ne diyeceksiniz?
Kur an ı Kerimde Allah dinini tamamladığını bundan sonra yeni bir şeriat, preygamber gönderilmeyeceğini bildiriyor. O yüzden birileri ben peygamberim yeni bir şeriat getirdim diye istediği kadar kç..ını yırtsın. Bizim kitabımız bir tek harfi bile değişmeden sapasağlam durmaktadır elhamdulillah. Allah Dinini tamamlamıştır ve -nasıl koruyamaz- demiştiniz işte koruyor. Ama saptıran insanlar var tabi ama kitap değişmiş değil hamdolsun. Ve Kur an ı Kerim in aslı da Arapçadır. Allah ın Kelamı orjinali olan Arapça metnidir. Mealler Kur an demek değildir. Mealler anlamını anlayabilmemiz için mealdir sadece. Ve O Kitabı da okuma yazma bilmeyen hiç seyahat etmemiş bırak kültürlü olup ansiklopedi karıştırmayı -ve o zaman ayrıca ansiklopedi var mıydı arkadaş! - bir insan nasıl bu kitabı yazabilir? Hem derin manaları var hem geçmiş ve gelecekten haber veriyor daha neler neler üstelik de edebi ve şiirsel kafiyeli anlatımı da var ve bugün bile kibar gelen bir Arapçayla ve Onlar da asırlar sonra doğruluğu herkes tarafından tastikleniyor. Ve bunu haşa Hz. Muhammed yazmıştır diyorsunuz! Senin okuma yazman bile var kültürün bile var hadi buyur aynısını sen yaz! Pastörün yazsın, ordinaryüs profesörün yazsın! Biz sadece bizim dinimiz son din son en son bu çıktı diye moda gibi (haşa) iman etmiyoruz. Hak din olduğuna dair nice deliller var. Dinimiz Tevhid dinidir. Senin peygamberin benim peygamberim demeden önce Allah gelir. Allah ın Birliği Yüceliğini en güzel şekilde İslam da ifade edilir. İslam Hak kı anlatır. Hak din olduğu belli olduktan sonra sen olsan inanmaz mısın? İlk olsun son olsun. Ama iman ettiğimiz kitapta sabittir bütün bunlar. Evet biz Müslüman zihniyetiyle bakıyoruz olaya siz de Hıristiyan zihniyetiyle. Ama diyorum ki gel şu Hıristiyan zihniyetinin mantıksızlığını tutarsızlığını çelişkilerini bir gör sen de. Ben yaz yaz bitiremem. Sen de habire cevap vericem diye uğraşırsın. Bu sefer olay ben mi haklıyım sen mi haklısın haline gelir. Doğru düşünürsen kendini kurtarırsın. Senin yerine ben cennete ya da cehenneme gidecek değilim. Allah sana akıl vermiş sen kendinden sorumlusun. Tutkulardan, egolardan, nefisten, önyargılardan, şartlandırmalardan arınmış bir akılla doğruyu yanlıştan ayırdetmelisin. Müslümanlara olan önyargın seni yanıltmasın. Biz Türkiye de şu an %90 ı Müslüman olan değil aksine %90 müşrik olmuş bir ülkede yaşıyoruz. İslamı anlar, kavrar, Tevhid Akidesini iyi öğrenirsen inşaAllah bir de Hakiki bir Müslüman olursan daha iyi anlarsın bunu... İslam Dini ile Müslümanım diyenlerin bunu uygulaması arasında çok fark var. İslamı bununla yargılamamalısın.
Ben gayrimüslim olan birinin inkarına pek o kadar tepki göstermem. Müslümanım deyip açıkca hükmü inkar eden, nasıl hükümden kaytarırım diye hangi sapık anlayışa sığınsam diye bakana tepki gösteririm. Böyle yapılırsa işte önceki dinlerin uğradığı akibete uğrarız. Bunlara Allah adına şiddetle karşı koyarız Allah ın izniyle. Aktif olarak savaşamasak da pasif de olsa savaşımızı sürdürürüz. En azından kalbimizden buğz ederiz.
Ayrıca ben Müslüman olduğunu iddia ettiği halde cahil olanları İslam cahili Din cahili diye adlandırırım. Sen gayrimüslimsen sana İslam cahili Hıristiyanlar diyor muyuz? O kadar da bilip bilmeden kafana göre yorumlayıp ayetler hadisler gösteriyorsun. Biz nediyoruz İslamı anlayabilme öğrenebilme konusunda dilersen rehberlik ederiz. Ama başkasını bilmem ama şahsen ben Hıristiyanlıkta anlayamadığım çözemediğim merak ettiğim bir şey yok. Her şey ortada. Sen akledip anlayabilsen sen de bütün söylediklerini toplayıp bir çuvala doldurup yallah çöpe atarsın. Onun için diyorum hangi birine cevap vereyim. Gerek bile yok. Sadece senin bocaladığını hissettiğim konulara cevap verme ihtiyacı duyuyorum.
Hadislerle ilgili de söylemem gereken önemli gördüğüm bir şeyler var. Hadislerin sahih olup olmadığına Kur an a uyup uymamasına bakılarak karar verilmez. Metnine göre de karar verilmez. Rivayet edenlere bakılır. Hadislerin ravileriyle ilgili çok önemli incelikler vardır. Bunlar kaynak kitaplarda yazar. Hayatında hiç yalan söylememiş, söylediği asla görülmemiş Müslümanlar olmalı ve bu gibi birçok incelikleri var. Kur an a uyuyorsa sahih hadistir diye birşey yok. O zaman herkes Kur an a uygun olduktan sonra Peygamber (s.a.v.) hadis isnad edebilirdi. Veya metni hoşumuza gitti o zaman sahih hadistir demek diye birşey yok. Bunlar hadis ilmiyle alakalı önemli konulardır. Bunu herkes de bilemeyebilir.
Ve Jarusalem, Hadis kitapları da bizim kutsal kitabımız değildir. Hadis(sünnet), icma, kıyas İslam ın kaynaklarıdır. Haram ve Helalleri öncelikle Kur an ı Kerim belirler. Hadisler ayetlerden sonra gelir. Ayet ve hadisleri de Ehli Sünnet alimleri yorumlar. Bu da icmadır. Bir Peygamber yaptıklarıyla söyledikleriyle ümmetine örnek olmaz mı? Ve ondan gördüklerini duyduklarını Ümeti Muhammed e haber vermek ve yazılı hale getirmek yeni bir kutsal kitap mı yazmaktır Jarusalem?
Şimdilik bu kadar İnşallah. Sürçillisan ettiysem affola. Bir hıristiyana İslam adına yanlış şeyler söylemek ve yanıltmak istemem. Allah tan çekindiğim için.
Allah cümlemizi hidayete ulaştırsın. Gaflete düşenlerin yoluna değil. Amin...
pfd_34
Jan 10 2008, 10:08 AM
SURAAN yazmış
Kuran-ı Azimüşşan'ın Hz. Muhammed (salat ve selam sana ey nebi)tarafından yazıldığını, Allah c.c. tarafından gönderilmediğini, dolayısı ile Hz. Muhammed (Salat ve selam sana ey Şahı Resul)'in uydurduğunu (haşa) iddia ettiniz...
Bu iddianıza dayanarak, Kuarn-ı Azimüşşan'ın ayetlerinin nuzulu şeklini, sırasını, iniş sebeplerini, ayetlerin sırasıyla değilde karışık olarak inipte nasıl böyle mükemmel bir ahenk yakalandığını, normal bir beşerin (hemde ümmi yani okuması yazması olmayan bir beşerin) bunu nasıl başarabileceğini araştırmanızı tavsiye ediyorum.
Unutmayınki Kuran-ı Azimüşşan'ın inişi tamamen mucizevi bir hikmettir. Bir surenin bir kaç ayeti iniyor, aradan yıllar geçiyor başka surelerin muhtelif ayetleri iniyor, yine o seneler önce gelen sureye diğer ayetler ekleniyor ve suredeki ahenk, ana tema ve mesaj değişmiyor.
Üstelik bu ümmi beşer, kendisinden yüzyıllarca hatta binyıllarca önce gelmiş diğer peygamberlerin hayatlarını, neler yaşadıklarını, neler yaptıklarını, hangi kavimlere gönderildiklerini, kimlerin inanıp kimlerin inkar ettiğini, ne zamanlar yaşayıp hangisinin hangisinden sonra geldiğini hatasız olarak, sıralarını dahai karıştırmadan nasıl oluyorda ilahi bir kuvvet olmadan bilip uydurabiliyor...
Evet, işte güzel bir soru. Kuran'ın ahengi, içerdiği tarihi, ilmi ve gaybi bilgiler, ilahi özelliği göz ardı edilerek hiç bir şekilde açıklanamaz. Biraz detaylara girmek gerekiyor. Uzaktan bakmakla olmaz.
Meal hatalarına da dikkat etmek gerekiyor. Bazen bir ayeti anlamak için 4-5 ayrı meale bakmak gerekiyor.
Bazı ayetleri hakkıyla anlamak için de belli bir olgunluğa ulaşmış olmak gerekiyor.
Ama açık olan bir şey varki bu Kur'an Allah katındandır. Yeri gelir okurken kendinizden geçersiniz, o manayı kavradıkça gözlerinizden yaş gelir. Hiç bir yere kımıldayamazsınız, elinizden bırakamazsınız, okudukça okumanız gelir.
Bazen öyle olur ki bir ayet sizi günlerce düşündürür. Anlamakta zorlanırsınız. Ama zaman geçtikçe bakarsınız ki sizi tıkayan o ayet çok yüksek bir mana içermektedir.
Ben gerçekten hıristiyanları anlamıyorum. Kuran size neden yalan geliyor? İçinde size ters gelen ne var? (Hz.İsa a.s.nın haşa Allah'ın oğlu ve Rabbi olduğu hususu hariç).
Hiç mi düşünmüyorsunuz? Ya bu dediğiniz doğru değilse? Ya Hz.İsa a.s.Rabbi değilde, Allah'ın bir peygamberi ise?
Nisa Suresi
(157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu İsa mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.
Nisa Suresi
(171) Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryemoğlu İsa mesih, ancak Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve peygamberlerine iman edin, "(Allah) üçtür" demeyin.Kendi iyiliğiniz için buna son verin. ...
Maide Suresi
(17) Andolsun, "Allah, Meryemoğlu mesih'dir", diyenler kesinlikle kâfir oldular. ...............
Maide Suresi
(72) Andolsun, "Allah, Meryem oğlu mesih'tir" diyenler kesinlikle kafir oldu. Oysa mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."
Maide Suresi
(75) Meryem oğlu mesih sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah olabilirler?) İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da (haktan) çevriliyorlar.
Tevbe Suresi
(30) Yahudiler, "Üzeyr Allah'ın oğludur" dediler. Hırıstiyanlar ise, "İsa mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
Tevbe Suresi
(31) (Yahudiler) Allah'ı bırakıp, hahamlarını; (hırıstiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu mesih'i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.
Forumların hoşuma giden bir yanı da ansiklopedik bilgiler içermesidir. Bu konu başlığında, ilgili ayetlerin toplu halde bulunması gerektiğini düşündüğüm için yukarı alıntıladım.
Selamlar..
Jerusalem
Jan 10 2008, 12:01 PM
İslam bu konuda aynı şeyleri iddia ediyor Hıristiyanlık gibi... Biz de diyoruz ortalama 4000, 5000 sene içerisinde yazıldı Tevrat, Zebur ve İncîl-i Şerif... ve biz de sizin dediğiniz gibi, zaten okursanızda görürsünüz dikkatlice, bütün kitabı, aynısı yazılamaz diyoruz ve bütün söylenilenler birbirlerine uyumlu. Aslında bu foruma gelmekle en çok şunun farkına vardım, her inancın, her görüşün hazır bir cevabı var; eskisi gibi değil. Eskiden Mesih'in elçileri sokaklara çıkar tepelerin üstünden insanlara vaaz verir ve gerçekler şudur diye anlatırlardı ama şu günlerde her kelimenin hesabı soruluyor, bir art niye var. Dünya da en iyi yararlı inanç ve görüşlerden en pislik en zararlı görüşlere kadar herkezin kendine göre mantıklı ve tatmin edici bir sürü cevapları var o yüzden ben konuyu burada bitiriyorum, müjdeyi size anlatarak gerçek yolun Mesih'i kabul ederek Allah'ta olduğunu söyliyerek görevimi yapmış oldum, artık bundan sonrası size kalmış; elhamdüllillah diyip Müslüman kalmak ya da Hıristiyan olmak size kalmış; herkez inancını anlattı bence konu burada bitmiştir. Hadislere devam etmeyeceğim çünkü ilk yazdığım hadis yeterde artar bile bana göre; diğerlerini yazmaya gerek yok.
Saygılar,
Esenlikler,
Jerusalem.
İlle Cihad
Jan 10 2008, 12:19 PM
Sanırım bunlar "yağmadan gürlemek" anlamına geliyor

Anlattığını anlattın, sanırım sorduğum son sorularda tıkandın, hani herşeye hazır cevap vardı bu devirde... bu sorulara cevabın yok sanırım. işte Yüce Kuran-ı Azimüşşan'ın büyüklü birkez daha kanıtlandı.
Yaptığına tebliğ diyorsun, küfüre davet etmek nezamandan beri tebliğ oldu...
Asıl tebliği sana ben ve diğer müslüman kardeşlerim yaptı. bizim işimizde buraya kadar. gerisi senin bileceğin iş.
Ahirette herşeyden önce size Hz. İsa (a.s) hesap soracak ve terkedecek sizleri, inşallah sizinle birlikte bizde göreceğiz bu durumu.
Bekleyin, şüphesiz bizde bekleyenlerdeniz......
kilic_aygül
Jan 10 2008, 02:06 PM
Bismillahirrahmanirrahim
Jarusaleme hitaben,
Son olarak dikkat etmenizi istediğim bir konu var; Hz.Osman ın toplatıp kitap haline getirdiği ilk mushafı biz de bulup gösteremeyiz dendi. Evet ama bu demek değil ki (haşa) Kur an değişti. İlk mushafla son baskı Kur an ı Kerim in esresi ötresi dahi değişmedi. Burda bir yanlış anlama belki çarpıtma var. Ortaya çıkarılan tarihi Kur an ı Kerim lere bakın birde en yeni baskılara bakınız şeddesine ötresine kadar aynıdır. Hatta çok küçük Kur an ı Kerim ler bulunmuştur onlar da aynı şekilde.
Artık daha ne diyim. Arif olan understand... Hidayet Allah tan dır. Ben dilimin döndüğünce birşeyler anlatmaya çalıştım... İster kafanızdaki sorulara Hıristiyanlık ta bulduğunuz veya pastörlerinizin verdiği cevabı körü körüne kabul edersiniz ister basiretinizi açarsınız...
Herkesin her soruya bir cevabı vardır da ortada gerçekler var. İki kere iki kaç diye sorulduğunda beş dersen bu da bir cevaptır. Ama gerçek cevap ortadadır. Ama herkes altı der, yedi der, sekiz der ama doğru cevap tektir. Ve diğer cevapların mantıksızlığı yanlışlığı da ortadadır ne kadar alengirli hesaplarla ispatlamaya çalışılsa da...
Allah kalp gözünüzü açsın inşaAllah. Amin...
pfd_34
Jan 10 2008, 03:57 PM
Müsade ederseniz son sözü ben söylemek istiyorum. Jarusalem'e ve son iki cevabı yazmış dindaşlarıma eleştirilerim olacak. Kimse kusuruma bakmasın.
Suraan yazmış:
Anlattığını anlattın, sanırım sorduğum son sorularda tıkandın, hani herşeye hazır cevap vardı bu devirde... bu sorulara cevabın yok sanırım.
Suraan kardeşim, her sorduğun sorunun Jarusalem'de veya başka bir hırsitiyanda (kendilerince) bir cevabı var. Sorduğun son soru ile kimseyi tıkamış falan değilsin.
Suraan yazmış:
Yaptığına tebliğ diyorsun, küfüre davet etmek nezamandan beri tebliğ oldu...
Güzel cevap. Çerçeveletip duvara asarım. Şirke davet, hayra davet değildir. Biz tek Allah'a inanırız. Kimse kusura bakmasın gerisini dinlemeyiz, anlamayız, dikkate almayız.
Kılıç_Aygül yazdı:
İlk mushafla son baskı Kur an ı Kerim in esresi ötresi dahi değişmedi
Bu söylediğinize hafif bir düzeltme getirmekte fayda var.
Hz.Osman zamanında ilk kez mushaf haline getirilen Kuran, Hicri 69.yılında yanlış okumalara ve telafuzlara mani olmak için harekelenmiştir. Hicri 95 yılında da harflerin noktalanması yapılmıştır. İlk sıralarda hareke ve noktalşama işlemleri tepki görse de sonraları kabul görmüştür. Bugün bizlerin okuduğu Kuranlar harekeli ve noktalı Kuran'dir.
Ama jarusalem'e kötü bir haberim var. Çünkü harekesiz ve noktalamasız eski Kuran'lar bu gün hala elimizdedir. Topkapı sarayında görebilirsiniz. Ayrıca ilk harekelemeye tepkilerin gelmesi, Kuran'ın korunması hakkında müslümanların hassasiyeti gösterir.
Jarusalem yazmış:
Hadislere devam etmeyeceğim çünkü ilk yazdığım hadis yeterde artar bile
Yeten veya artan bir şey yok Jarusalem biladerim. Hadisler hakkında hiç bir şey bilmiyorsun. Yukarda verdiğin örneği kendin hadis okuyup çıkarmadın. Muhtemelen pastörün sana öğretti? Hadisleri kullanarak Kuran'ı yıpratman mümkün değildir çünkü ikisi çok farklı şeylerdir.
Jarusalem yazmış:
Müjdeyi size anlatarak gerçek yolun Mesih'i kabul ederek Allah'ta olduğunu söyliyerek görevimi yapmış oldum, artık bundan sonrası size kalmış; elhamdüllillah diyip Müslüman kalmak ya da Hıristiyan olmak size kalmış
Güzel kardeşim elhamdülillah ve çok şükür bizler müslümanlarız. Allah istemedikçe de hiç bir kuvvet bizi bu yoldan döndüremez.
Fakat bu söylediğin son söz bu konu başlığının kilit sözü olmuş. Baştan beri "misyoner değilim" falan dedin ama en sonunda dayanamadın. Halbuki ben sana en başında tepkimi göstermiştim.
Ama asıl anlamadığım husus şudur: İslami bir foruma geliyorsun ve bir kaç edebiyat yapıp burdaki müslümanları hırsitiyan yapabileceğine inanıyorsun. Sayın biladerim Jarusalem sence de bu komik değil mi? Bu konunun sonunda sana gelip gözyaşları içinde senden bizi vaftiz etmeni isteyeceğimizi mi sanmıştın? itiraf et bu yaptığın gerçekten çok komik. Bak şu anda bu yazıyı okuyan herkes gülüyor.
Konuya katılan, okuyan herkese bol selamlar. Allah herkesin yolunu açık etsin inşallah.
kilic_aygül
Jan 10 2008, 08:06 PM
aSayın pfd_34 size de selamlar ben de sizi taktir ediyorum.
Ancak baştan beri konuya devam edip etmeme, konuyu kapatıp kapatmama, son sözü söyleme, kimimizin yazısını takdir edip kimimizinkini beğenip beğenmeme gibi meraklarınız benim de ilgimi çekti siz de kusura bakmayın. Yine de ben hiç kimsenin yazısını eleştirmedim. Hep kendi adıma konuştum ve düşüncelerimi yazdım. Bazı konularda dilimin döndüğünce bildiğim konuları aktarmaya çalıştım.
Baştan beri benim de eleştirebileceğim bir sürü yazı vardı ama bir Hıristiyana sevimli görünmek için ben böyle bir şey yapmadım. Ve biraz vakur olmak gerektiğini düşünüyorum. Ve nezaketimi zerafetimi de koruduğuma da inanıyorum. E biraz da bir Hıristiyanın psikolojisini de göz önünde bulundurmak gerekir diye de düşünüyorum tabi.
Alıntıladığınız yazıma da gelince benim ağzımdan çıkan her söz haşa Allah kelamı değil. Sonuçta yaptığınız açıklama benim söylediğimle aynı kapıya çıktı. Ancak bu ortalığı bulandırmaktan başka işe yaramaz. Ayrıntılarda boğulmanın anlamı yoktur. Esresi ötresi dahi değişmemiştir derken Kur an ın olduğu gibi korunduğunu ifade etmek için kullandığım rastgele bir sözdü. Hz. Osman ın hazırlattığı mushaf olmasa da eskiye ait bulunan antika Kur an ı Kerim lere bakıldığında, hatta çok ufak Kur an ı Kerim ler bulunduğunu harekeleriyle bile aynen yazılmış olduğunu duyuyoruz.
İlk mushafın sonradan harekelenmiş olup olmaması konuyu değiştirmez. Çünkü biraz Arapçası olan biri bilir ki normal arapçada harekeler görünmese bile esresini, ötresini, harekelerinin neyin nerde nasıl okunacağını Arapça bilenler bilir. Biz Arapça bilmediğimiz için harekesiz okuyamıyoruz. Araplar bu kadar ayrıntılı harekeleri yazmaya gerek duymazlar. Bunun bir önemi yoktu kısaca. Bunları açıklamakla ne kadar kültürlü olduğunuzu ortaya koymaksa, bravo maşallah çok kültürlüsünüz. Zaten bu engin kültürünüz sayesinde ben de bir açıklama yapmak zorunda hissetmiştim. Çünkü engin kültürünüz Hıristiyan arkadaşın bi hayli kafasını karıştırdı. Nerdeyse 1400 küsür sene önce ilk hazırlanan müzelik Kur an ı Kerim elimizde yok diye Kur an ı Kerim günümüze olduğu gibi gelmedi, değişti tahrif oldu, biz de elimizde kalanla idare ediyoruz(!) (haşa) dediğimizi sandı. Hz. Osman ın orjinal mushafı bizde ne arasın? Topkapı Müzesi miyiz biz? O da kendine pay çıkartıp e yani incil de öyle diyor. Bebek mi kandırılıyor? Kırk çeşit incil var ortada. Hala komik komik konuşuluyor. Biz de anlayış gösteriyoruz. Ancak biraz cılkı çıkarılmazsa iyi olur...
Selamlar...
pfd_34
Jan 11 2008, 08:58 AM
Müdahalelerimin biraz fazla olduğunu ve tadını kaçırdığını kabul ediyor sizlerden özür diliyorum.
Amacım sizi kırmak değildi.
Eğer bu konubaşlığı müslümanların kendi aralarında konuştukları bir konubaşlığı olsaydı böyle bir şeye kesinlikle ihtiyaç duymazdım.
Fakat müslümanlığın ve hırsitiyanlığın konuşuldu bir ortamda bilgi yanlışlarından dolayı hristiyan arkadaşa koz vermek istemedim. Bilgi yanlışlarının bireysel olduğunu, genele atfedilemeyeceğini vurgulamak istedim.
Haklı olmadığı halde kendini haklı zannetmesinden endişelendim.
Dik çıkışlar yaparak Jarusalem'i kaçıracağınızdan ve elimden alacağınızdan endişe ettim. Çünkü ilk defa bir hırsityianı bu kadar uygun bir ortamda yakaladım. Kaçmasına fırsat vermek istemedim.
Ama sonuç istediğim gibi olmadı.
Çünkü sorduğum sorulara bilindik cevapları aldım. Bu arkadaşımız da diğerleri gibi
-"O, bizim için kendini feda etti, kurtulmak için buna inanmak zorundayız" dedi, başka da bir şey demedi. Pastörlerinden öğrendiği kendince açık olan bir takım hususarın üzerine gitmek istedi.
Ben de bunların ve sizlerden gelen bilgi yanlışlarının bu arkadaşımıza koz olmasını istemedim.
Hepsi bundan ibaret.
Sizleri kırdıysam tekrar özür dilerim.
Selam...
yoktan'var
Jan 11 2008, 11:21 AM
selamun aleyküm
öncelikle pfd 34 büyük bir gaf yapmışsın kardeşim.bişeyleri kime sorduysam yanıtı o vermeliydi.müslüman olarak beni siz anlamadıktan sonra jarusalem nasıl anlasın değil mi?şimdi gelelim konuya.
cümlenin devamını getirme gereği duymamıştım ama getirmek gerekiyormuş demek ki.islamiyete tabi olmamızın nedeni diğer kitapların tahrif edilmiş olmasından kaynaklanmıyor tabii ki.Kur'an-ı Kerim'in inen son kitap oluşu bizim ona tabi olmamız için gayet yeterli bir sebep.çünkü O tüm kitapların kapsayıcısı konumunda ve Kur'an ile din tamamlanmış oluyor.diğer 3 kitap aslı ile duruyor olsaydı dahi bu Kur'an'a tabi olmamıza engel teşkil etmezdi.değil mi ki hepsini indiren aynı Allah..ama değişmiş olmalarıda Allah'ın bir hikmetidir diye düşünüyorum.yeri gelmişken sorayım(gerçi artık bu konuya yazıyor musunuz bilmiyorum ama):
tevrat da der ki:
Tekvin Bölümü Bap 19/30 ila 36 da Hz. Lût Aleyhisselâm hakkında aynen şu sözler sarfe­dil­mektedir:
«30. Ve Lût Tsoar'dan çıkıp dağda oturdu, ve iki kızı O'nunla bera­berdi; Çünkü Tsoar'da oturmaktan korktu; ve O, ve iki kızı bir mağarada oturdu­lar. »
«31. Ve büyük kızı küçüğüne dedi: Babamız kocamıştır, ve bütün dün­yanın yoluna göre yanımıza girmek için memlekette erkek yoktur.;»
«32. Gel babamıza şarap içirelim, ve babamızdan zürriyeti yaşatmak için O'nunla yatarız.»
«33. Ve o gece babalarına şarap içirdiler; Ve büyük kız girip babası ile yattı. Ve O'nun yatmasını ve kalkmasını bilmedi. (Yani baba sarhoş ol­duğu için ne yaptığının farkında olamadı)»
«34. Ve vaki oldu ki ertesi gün büyük kız küçüğüne dedi: İşte dün gece babamla yattım; bu gece de O'na şarap içirelim, ve babamızdan zür­riyet ya­şatmak için gir, O'nunla yat.»
«35. Ve o gece dahi babalarına şarap içirdiler, ve küçük kız kalkıp O'nunla yattı; ve O'nun yatmasını ve kalkmasını bilmedi. (Yani baba sar­hoş olduğu için ne yaptığının farkında olamadı)»
«36. Lût'un iki kızı böylece babalarından gebe kaldılar.»
şimdi siz buna ne dersiniz?bir peygamber'e bir seçilmişe böyle şeyler isnat edilmesinin açıklaması nedir?!!aklım almıyor doğrusu!
2)yavuz ile ilgili anlattığım şeyde ise kanıtlanabilirliği açısından haklı olabilirsiniz lakin onu yazmamın sebebi tamamen jarusalem'in ""Parakletios hakkında "sonsuza kadar sizlerle olacak" diye bir ayet var hadi buyrun Muhammed sonsuza kadar bizlerle değil.
Kutsal Ruh ama sonsuza kadar bizlerle" cümlesinden kaynaklanıyor.onun söylediği de kanıtlanabilir değil.ama en azından benim söylediğim tarihi kaynaklara dayanıyor.yani daha kanıtlanabilir diyebiliriz.
Hz Osman zamanında yazılan Kur'an'ı gösteremeyiz demişsin ama benim bildiğim kadarı ile o Kur'an Topkapı müzesinde ve Taşkent'de bulunmaktadır..
son olarak..jarusalem'in fena şekilde şartlandığını ve konunun biraz nefsi savunmalara döndüğünü düşünüyorum..son bir kaç ayet yazarak konuya kendi adıma nokta koymak istiyorum.
Rahman'a emanet olun.
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla [size="2"][/size]
1. De ki: "Ey Kâfirler!"
2. "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem."
3. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
4. "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim."
5. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
6. “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.”
kilic_aygül
Jan 11 2008, 12:06 PM
Sayın pfd_34 Aleyküm selam. Özürünüz kabul edildi.Çabalarınızın kötü niyetli olmadığının farkındaydım. Ancak bu tutumların biraz aksi yönde sonuç verdiğini düşündüm. Bir de kişiler arasındaki iletişimde araya girilmemesi doğru iletişim açısından önemli bir kuraldır diye bilirim. En azından bugüne kadar öyle olduğunu gördüm. Bırakmalı yine de ne olursa olsun muhatab olanlar birbirine cevap vermeli. Bunun için ben de daha önceki yazılarınıza bana hitab etmedikçe müdahale etmedim.
Kişiler kendi adına konuşur ve doğru yönde örnek olurlarsa daha iyi olur kanısındayım. Bilgi hataları düzeltilmeli tabi. Bunu ben de kimseyi muhatab almadan bay hıristiyana hitaben yaptım. Çünkü onun İslamiyet hakkında yanlış anlamalarını düzeltmek gerekiyordu. Kendi aramızda herzaman tartışıyoruz zaten. İşte Müslümanların kendi aralarında konuştuğu bir konu başlığı olmadığı için.. Ben de sizinkinin tam tersini düşünmüştüm.
Ama benim bahsettiğim konu zaten İslam Akidesiyle ilgili yanlış anlamalara yol açacak önemli bir bilgi hatası değildi ) açıklamış olduğum gibi... Bilgi düzeltmesi değil kafa karıştırıcı bir duruma yol açtığı için bu ve bu konunun başlangıcı da öyle olmuştu çünkü. Bunun için eleştiri getirme ihtiyacı hissetmiştim artık. Ancak dikkat edilmelidir ki bunlar bizlerin sebep olduğu hatalardır. Örneğin bir fizik öğrencisi konusunu anlatırken yanlış anlamalara sebep olabilir ancak fizik te bir hata olduğundan mı? Hayır öğrencinin bilgi hatası ya da yanlış aktarması ya da yanlış anlamaya sebep olacak şekilde aktarmasıdır diye düşünüyorum.
Dik çıkışlar yaparak Jarusalem'i kaçıracağınızdan ve elimden alacağınızdan endişe ettim. Çünkü ilk defa bir hırsityianı bu kadar uygun bir ortamda yakaladım. Kaçmasına fırsat vermek istemedim

Tekrar özrünüz kabul edildi..
Size de selamlar...
pfd_34
Jan 11 2008, 01:15 PM
ALINTI(kilic_aygül @ Jan 11 2008, 12:06 PM)

[ bay hıristiyana hitaben yaptım.
Bu bilgi de yanlış olmuş. Jarusalem bence bayandı.
Selam...
Jerusalem
Jan 11 2008, 02:32 PM
Hayır sayın Pfd_34, "Bay Hıristiyan" hitabı doğrudur.
Sayın Yoktan'var, evet doğru bir tespitte bulunmuşsunuz; konu uzadığı ve aynı kelimeler dönmeye başladığı için artık şartlanmalar ve nefsi savunmalarda başladı o yüzden konuyu bitirmek istedim.
Ama son bir soru sormuşsunuz, onu cevapsız bırakmayayım. Lut Peygamber hakkında olmuş olan kötü bir olayı yazmışsınız ayetleriyle; evet gerçekten Peygamber burada kandırılmış bir nevi, çok çirkin bir olay daha kötüsü de var; hatta isteyerek yapılan; Allah Yunus Peygamber'i seçiyor ve bir görev veriyor ama O yapmak istemiyor; işte bu daha da kötüdür bence... Ayrıca Allah'ı sınayan bir Peygamber vardır, seçiliyor ama "neden ben" diyerek ısrar ediyor ve istemiyor ama sonunda kabul ediyor; bu peygamberin ismi de Hz. Musa'dır. Lut Peygamber isteyerek bir şey yapmamış ama gördüğüm kadarıyla, kızları kötü yürekli olduğu için, ensest bir ilişki yaşanmış. Aslında daha vardır böyle olaylar ayetlerde; araştırılarak bulunabilir. Mesela geçmişinde büyücü, falcı olan sonra Allah'ı deneyimleriyle anlayan ve nefsine hakim olan Hz. Balam vardır.
Selametle...
İlle Cihad
Jan 11 2008, 03:11 PM
ALINTI(Jerusalem @ Jan 11 2008, 02:32 PM)

Hayır sayın Pfd_34, "Bay Hıristiyan" hitabı doğrudur.
Sayın Yoktan'var, evet doğru bir tespitte bulunmuşsunuz; konu uzadığı ve aynı kelimeler dönmeye başladığı için artık şartlanmalar ve nefsi savunmalarda başladı o yüzden konuyu bitirmek istedim.
Ama son bir soru sormuşsunuz, onu cevapsız bırakmayayım. Lut Peygamber hakkında olmuş olan kötü bir olayı yazmışsınız ayetleriyle; evet gerçekten Peygamber burada kandırılmış bir nevi, çok çirkin bir olay daha kötüsü de var; hatta isteyerek yapılan; Allah Yunus Peygamber'i seçiyor ve bir görev veriyor ama O yapmak istemiyor; işte bu daha da kötüdür bence... Ayrıca Allah'ı sınayan bir Peygamber vardır, seçiliyor ama "neden ben" diyerek ısrar ediyor ve istemiyor ama sonunda kabul ediyor; bu peygamberin ismi de Hz. Musa'dır. Lut Peygamber isteyerek bir şey yapmamış ama gördüğüm kadarıyla, kızları kötü yürekli olduğu için, ensest bir ilişki yaşanmış. Aslında daha vardır böyle olaylar ayetlerde; araştırılarak bulunabilir. Mesela geçmişinde büyücü, falcı olan sonra Allah'ı deneyimleriyle anlayan ve nefsine hakim olan Hz. Balam vardır.
Selametle...
İşte sizin savunduğunuz Hıristiyanlığın (gerçek hıristiyanlıktan bahsetmiyorum) ne kadar gerçekdışı ve saçma olduğunu bu yazınızla bir daha kanıtladınız.
Nasıl olurda Allah c.c. hem kendini hemde seçtiği bir peygamberi ensest ilişki gibi iğrenç bir olaya alet eder (haşa), nasıl olurda Allah peygamberinin kandırılmasına ve iğrenç bir ilişkiye girmesine izin verir. hiçmi vicdanınız sızlamıyor bunları savunurken. Allah c.c tan hiçmi korkunuz yok sizin.
Hz. Balam var dediniz, sanırım Hz. İbrahimden bahsediyorsunuz (yanılıyo olabilirim) eğer öyleyse, büyücü ve falcı olduğunun gerçekle hiçbir alakası yoktur.
Nasıl bir inancınız varki Allah c.c. ve peygamberlerinin bukadar aşşağılık işler yaptığını savunursunuz.
İşte sizinle bizim aramızdaki fark, biz diyoruzki; Allah c.c. hertürlü eksikliklerden münezzehtir, kandırılmaz, kandırmaz. peygamberleride seçilmiş ve yüce insanlardır, hata yapabilirler yapmışlardırda, ama isnat ettiğiniz iğrençliklere asla bulaşmamışlardır. sünnetullaha aykırıdır.
Siz diyorsunuzki, peygamberleri Allah c.c. sorguladılar, emirlerini beğenmediler isyan ettiler, Allah c.c. ve peygamberleri iğrenç ilişkilere bulaşmışlardır, Allah c.c. peygamberinin kandırılmasına ve ensest ilişki yaşamasına izin vermiştir (haşa).....
Bu ne sapık inançtır böyle.