ALINTI
Aliyyül kari dediğin kişi Fıkhül ekberi tercüme ederken Muhammed Miskin(ra) ifadesiyle Resulullahın anne babasına dil uzatmış.Hatta Osmanlı alimleri tarafından güvenilir sayılmamış.Bu yüzden bu kişinin yazdığı ehadis-ülmevduat kitabını kastediyorsun güvenemem.Ayrıca hem siz her kitaba inanmazdınız böyle ne olduda bu kitabda sahih değil yazdı diye inanıverdiniz.
Ya hu o hadisi neden sahih hadis kitaplarına girmemiş sen ona cevap ver ağabey!!!
Kitabın içeriği zaten mevzu hadisler...
Aliyyul Kari kimdir?
MÜELLİF ALİYYU'L-KARi MERHUMUN
HAL TERCEMESi VE iLMi ŞAHSİYETİ
Nureddin Aliyyü'l-Kari bin Sultan Muhammed* el-Herevi: Vefatı: 1014 (1606) Herat şehrinde doğmuş ve memleketinde okuduktan sonra Mekke-i Mükerreme'de yerleşmiş ve Şeyhü'l-İslam Ahmed İbn-i Hacer el-Heytemi, Zekeriyyi el-Ensari, Şeyh Ahmed el-Mısri, Abdullah es-Sindi, Kutbüddin el-Mekki gibi tanınmış alimlerinden istifade etmiş ve zamanının en ileri ilim adamlarından olmuştur.
Tefsir, Hadis, İ'tikad, Fıkıh, Usul-i Fıkıh ve Siyer'e ait eserleriyle ün almış ve II asrın mücedditlerinden sayılmıştır. İlmi incelemelerde ve münakkah eser yazmakta çok mahirdi. (Tuhfetü'l-hattatin) müellifi, Aliyyü'l-Kari'nin tanınmış hattatlardan olduğunu yazar.
Çok müttaki bir zat idi; ehl-i.bid'ata karşı amansızdı. Kimseden pervası yoktu. Geçimini elinin emeğiyle temin eder, kimseye yük olmazdı. Her sene bir Mushaf-ı Şerif yazar ve hediyesi bir senelik maişetine medar olurdu.
Hanefi mezhep ve Nakşi meşrep olan Aliyyü'l-Kari, Hanefi mezhebinin en kuvvetli müdafilerindendir. Bir eserinde mezhep imamlarına ve hele İmam Şafii ve taraftarlarına karşı yaptığı i'tirazlardan, kullandığı ağır lisandan dolayı şiddetli tenkitlere ve hatta hakaretlere uğramıştı.
Seyyid-i Şerif Cürcani, Kamus müellifi Firuzabadi, Celalü'd-Din-i Suyuti, İbn-i Kemal Paşa, Hafız Zehebi, İbn-i Hacer-i Askalini, Tacü'd-Din Attar, Şeyh Afifü'd-Din el-Yafii, İzzü'd-Din İbn-i Selam, Ebu Zekeriyya, İmam Şa'rini, Abdü'l-Gani Nabulusi, Kamus ve Burhan mütercimi Kadi-i Rum Asım Efendi merhum gibi büyük din alimlerinin meth ü sena ettikleri Şeyh Muhyi'd-Din-i Arabinin "Fususü'l-Hikem” ve "El-Fütuhatü'l-Mekkiyye” ünvanlı eserlerindeki bazı sözlerinden dolayı onun küfrüne bile kail olmuş ve bu hususta bir de risale yazıp pek ağır ta'n ve teşnî’de bulunmuştur. (Risale fi vahdetül vücut, Muhyiddin İbn Arabi’nin Füsus’una reddiyesidir)
İşte bu kabil cür'etleri ve bazı eserlerinde görülen ifratlı hükümleri ve sözleri olmasaydı gayet iyi bir üslup ile yazdığı çok faydalı ve ciddi eserleriyle daha çok faydalı olur ve eserleri daha büyük şöhret kazanırdı.
1014 yılı Şevval'inde Mekke-i Mükereme'de ölmüş ve (el Muallat) kabristanında gömülmüştür. Ölümünü duyan Mısır uleması dört bini aşan büyük bir cemaatle Camiü'I-Ezher' de gıyabi cenaze namazını kılmışlardır.
* İki lafızdan mürekkep olan "Sultan Muhammed" babasının ismidir. Araplardan başka milletlerin âdeti Muhammed Sadık, Ahmed Esad gibi isimlerin çoğunu mürekkep olarak kullanır. Aliyyu'l-Karinin haltercemesini yazanlardan hiçbiri onun babasının hükümdarlardan olduğunu nakletmiyor.
Kaynak: Kırk Kudsi Hadis, Aliyyul Kari, DİB Yayınları: 3, Tercüme: Hasan Hüsnü Erdem…
AŞAĞIDAKİ metinlerden ilki Ebul Münteha isimli bir Osmanlı alimine ait. İknicisi Aliyyul Kari'ye ait... Altı çizili ibarelere dikkat edin!!!
1). "Peygamberimizin s.a.v. anne babası cahiliyye üzere (yani kafir olarak) ölmüşlerdir."
2). "Peygamberimizin s.a.v. anne babası küfür üzere (yani kafir olarak) ölmüşlerdir."
İki ibare de yaklaşık aynı manada ve Peygamberimizin s.a.v. anne-babasının kafir olarak öldüklerini açıkça beyan ediyor. Bunu söyleyen başka alimler pek yok. Hele hele bu görüşe bir inanca dönüştürmek ne derece doğru?
Hepsinden önemlisi, Fıkh-ı Ekber gibi İmam-ı Azam'a nisbeti kuvvetli bir eserde bu tür ibarelerin bulunması bize üç ihtimali hatırlatıyor:
a) Ya bu eserde tahrifat yapılmış ve bu tür ibareler ilave edilmiş.

Ya bu eser Ebu Hanife'ye rh.a. ait değil.
c) veya Ebu Hanife bu konuda hata etmiştir.
Biz bir ve ikinci şık üzerinde daha fazla duruyoruz. Her nüshasında bu ibare değiştiğine göre, ya düzeltme amaçlı değiştirilmiş veya çıkarılmıştır veya sonradan ilave edildiği için ihtilaf vardır.
Diğer bir konu, bu eser bile bu kadar sorunlu, diğer eserleri ne kadar sorunludur acaba? Bir de kalkıp diğer maznun ve müphem (meşkûk) eserleri esas alıp müslümanları tekfir etmek ve bu yolda da Ebu Hanife'yi kullanmak ne derece insaflı?!!
Selam ve Dua ile...


Milli Gazete - 31 Temmuz 2004 Ebubekir Sifil
Soru: Resulullah efendimizin s.a.s ebeveyni hakkında varid olan, onların mevtinden sonra, Resul a.s. eliyle diriltilip iman ettikleri ve sonra yine öldükleri haberi sahih midir? Bu haberi inkar etmek itikadi tehlike teşkil eder mi? Bu diriltme hadisesi vuku bulmuş mudur? Bulmuşsa onlar iman ile gitmiştir diyebilir miyiz? İmam-ı Suyuti bu konuda müstakil eser vermiştir, ve ebeveyn-i Resulullah'ın imanla öldüklerine hükmetmiştir. Aliyyul Kari ise küfür üzre terk-i hayat ettiklerine kanidir. Doğrusu hangisidir?
Cevap: Bu, ulemanın üzerinde hayli ihtilaf ettiği bir meseledir. Abdülhayy el-Leknevî'nin 7 adet olduğunu söylediği ("Zaferu'l-Emânî", 424), ancak benim 6'sından haberdar olduğum risalelerinde es-Süyûtî, Hz. Peygamber (s.a.v)'in ebeveyninin cennetlik olduğunu izah sadedinde gerçekten büyük bir çaba sarf etmiştir. Bu görüşte o yalnız değildir. es-Süyûtî'nin "er-Resâilu't-Tis'"i içinde basılmış bulunan mezkûr 6 risalenin (bunlardan sadece birisi "el-Hâvî" içinde (II, 353 vd.) yer almıştır) incelenmesiyle de anlaşılacağı gibi, kendisinden önce ve sonra yaşamış pek çok alim aynı kanaattedir. Çağdaşı el-Kastallânî de bu meselede es-Süyûtî'nin çizgisindedir. (Bkz. "el-Mevâhibu'l-Ledünniyye", I, 171-83.)
...
Ebeveyn-i Resul (s.a.v)'in, davetten haberdar olamadıkları için tafsilî iman üzere olmasalar bile "muvahhit" olduklarını gösteren rivayetlerin mevcudiyeti de burada anılmalıdır. (Konuyla ilgili rivayetler yukarıda işaret ettiğim eserlerde zikredildiği için burada onların ayrıntısına girmeyeceğim.)
"el-Fıkhu'l-Ekber"inin bazı nüshalarında İmam Ebû Hanîfe'nin bu konuda "Onlar küfür üzere ölmüştür" (mâtâ ale'l-küfr) dediği kayıtlıdır. Ali el-Karî şerhinde de (310) bu şekilde yer almıştır. Ancak el-Kevserî merhum, bu eserin çoğunluğu teşkil eden yazma nüshalarında bu ifadenin "Onlar küfür üzere ölmemiştir" (mâ mâtâ ale'l-küfr) veya "Onlar fıtrat üzere ölmüştür" (mâtâ ale'l-fıtra) tarzında olduğunu belirtmekte ve şöyle demektedir: "ALLAH'a hamd olsun, ben bu "mâ mâtâ ale'l-küfr" ifadesini "el-Fıkhu'l-Ekber"in Dâru'l-Kütübi'l-Mısriyye'deki iki eski yazma nüshasında bizzat gördüm..."
Muhtemeldir ki "el-Fıkhu'l-Ekber"i istinsah eden bazı müstensihler, "mâ mâtâ..." ifadesinde peş peşe gelen "mâ" harflerinden birini fazla zannederek iskat etmiş, böylece anlam tam tersi istikamette bozulmuştur. Yahut "mâtâ ale'l-fıtra" cümlesindeki "fıtra" kelimesi, kûfî hatta kullanılan harf karakterlerinin yapısı sebebiyle "küfr" kelimesini andırdığı için "küfr" kelimesine çevrilmiş olabilir...
ALINTI
Ayrıca ayetlerde açık ifade yokmu.Aleni açık ifadelerle ayette peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık diyen Allahamı inanalım yoksa o hadisleremi.
Ayetlerdeki üstünlük faslı için tefsirlere bakınız...
hangi ayette Hz.Muhammed (sav) diğer peygamberlere üstün kılınmış diye apaçık bir izah var...
O hadislere inanmak zorundasın, çünkü zihniyetiniz buna mecbur, sadece tevil edin kurtulun, başka çareniz yok!!!