doğanay58
Oct 29 2007, 04:41 PM
İnsan İlişkileri
Bir araştırma kurumunun verdiği bilgilere göre insanların başarısının altında %12.5 bilgileri, %87.5 ise insan ilişkileri etkili olmaktadır. Bu nedenle, başarı formülünün en önemli bileşeni, insanlarla bir arada yaşamayı bilmektir.
İnsanları anlayabilmek, onlarla iletişim kurabilmek dünyanın en zor sanatlarından biri. Bugün mükemmel bir iletişim kurduğumuz arkadaşımızlar, ertesi gün çok kötü bir iletişim içinde olabiliyoruz. Her şey bir anda değişebiliyor. Tutumlar, davranışlar değişebiliyor.
Her şeyde olduğu gibi, insan ilişkilerinde de dönüp ilk bakmamız gereken şey kendimiz; kendi iç dünyamız. İyi ilişki kuramadığımız, iletişimimizin bozuk olduğu; sevmediğimiz, hoşlanmadığımız insanlarla olan iletişimimizi tekrar gözden geçirmeliyiz.
İnsan ilişkileri bir ustalık ister. Ve iyi bir usta ne zaman hangi aleti kullanacağını çok iyi bilir. Bakarsınız, çok hassas, çok ince bir iş için küçük aletleri kullanırken bir başka iş için çekiçler, büyük balyozlar kullanmakta.
İkisi yaşlı biri genç üç kişi bir hafta sonu balık tutmaya çıkarlar. Kayıklarına binerler ve kıyıdan oldukça uzaklaşırlar. Bir süre sonra bir de bakarlar ki oltayı kıyıda unutmuşlar. Yaşlılardan biri, “merak etmeyin, ben şimdi gider getiririm” der. Dua eder ve suyun üstünde yürüyerek kıyıya gider, oltayı alıp getirir. Bir süre sonra yemleri biter. Tam genç, “Ben gideceğim” diyecekken diğer yaşlı; “Bir dakika, ben giderim” der. Duasını yapar ve o da suyun üstünde yürüyerek kıyıya kadar gider, yemi alır ve gelir. Bir süre sonra başka bir şey lazım olduğunda genç, “Bu sefer ben gideceğim” der. Yaşlı adamlar, “Hayır sen gitme” deseler de, “Ben de sizin gibi inançlıyım, güveniyorum kendime, iyi dua ediyorum, ben gidip alacağım” der. Ne kadar ısrar etseler de dinletemezler. Ve genç duasını yapar ilk adımı atar atmaz da cumburlop suya düşer. Boğulma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İki yaşlı adam genci zorlukla kurtarırlar. Kendisine geldiğinde, yaşlılardan birisi der ki, “Evladım! Sen de iyi niyetlisin, inançlısın, güzel dua ediyorsun ama buradan kıyıya kadar olan kayaların yerlerini bilmezsen batarsın!!..”
İnsanların gönlüne götüren bir yol, batmamak için üzerine basılacak kayalar vardır. Eğer o insanın gönlüne götüren kayaların üzerine basarak gitmezsek, maalesef boğulmaya mahkumuz.
Başarı ve Mutluluk İçin Hayata Gülümse, Sıtkı Aslanhan
ETKİLİ DİNLEME
İnsan sosyal bir varlık olduğuna göre, yaşamını diğer insanların desteğinden ve dostluğundan yoksun olarak sürdüremez. Varlıklarını devam ettirebilmek için tarih boyunca insanlar birlikte yaşamışlardır.
İnsanın başkalarıyla kurduğu ilişki onun sosyal boyutunu meydana getirir. İnsan insana ilişkileri anlatan kavramın adı da “iletişim”dir. İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini; kelimeler, jestler, mimikler ve davranışlar aracılığıyla karşılıklı olarak birbirine aktarmasına iletişim denir. Yani iletişim, kişiler arasında duygu, düşünce ve bilgi alış verişi niteliğindeki etkileşimdir. Bu karşılıklı etkileşimde temel amaç, “anlaşmak” olmalıdır.
Karşılıklı duygu, düşünce ve bilgi alış verişini sağlayan sembollere “mesaj” denir. İletişimde biri “mesaj alıcı”, diğeri de “mesaj verici” olmak üzere en az iki kişi vardır. Mesaj alıcının iyi bir dinleyici; mesaj vericinin ise iyi bir konuşmacı olması lazım. Öyleyse iletişimin iki temel unsuru, “dinleme” ve “konuşma”dır.
Kişi her şeyden önce iyi bir dinleyici olacak ki karşısındakiyle sağlıklı bir iletişim kurabilsin. Bedenimizin gıdası, nasıl yiyip içmekse, ruhumuzun gıdası da dinlemektir.
Halk edebiyatımızın ustalarından Karacaoğlan da;
“Mecliste arif ol kelâmı dinle
El iki söylerse sen birin söyle”
Diyerek, dinlemenin arif insanlara has bir meziyet olduğunu söylüyor. Aynı zamanda bu mısralarında, az konuşup çok dinlemenin gereğini de vurguluyor.
Türkçemizdeki, “Can kulağıyla dinlemek” deyimi insan ilişkilerinde, dikkatli bir şekilde dinlemenin önemini ne güzel anlatıyor. Başkalarını can kulağıyla dinlerseniz, onlara saygı gösterdiğiniz belli olur. Herkesin kendisini can kulağıyla dinleyecek birilerine ihtiyacı var.
Toplum olarak bilgi edinmemizin kaynağında daha çok dinleme var. Ama ne yazık ki bu olumlu özelliğimizi de kaybetmek üzereyiz.
Bilgece Yaşamak, Tuncer Elmacıoğlu
EsLeMNa
Oct 29 2007, 06:27 PM
ALINTI
İkisi yaşlı biri genç üç kişi bir hafta sonu balık tutmaya çıkarlar. Kayıklarına binerler ve kıyıdan oldukça uzaklaşırlar. Bir süre sonra bir de bakarlar ki oltayı kıyıda unutmuşlar. Yaşlılardan biri, “merak etmeyin, ben şimdi gider getiririm” der. Dua eder ve suyun üstünde yürüyerek kıyıya gider, oltayı alıp getirir. Bir süre sonra yemleri biter. Tam genç, “Ben gideceğim” diyecekken diğer yaşlı; “Bir dakika, ben giderim” der. Duasını yapar ve o da suyun üstünde yürüyerek kıyıya kadar gider, yemi alır ve gelir. Bir süre sonra başka bir şey lazım olduğunda genç, “Bu sefer ben gideceğim” der. Yaşlı adamlar, “Hayır sen gitme” deseler de, “Ben de sizin gibi inançlıyım, güveniyorum kendime, iyi dua ediyorum, ben gidip alacağım” der. Ne kadar ısrar etseler de dinletemezler. Ve genç duasını yapar ilk adımı atar atmaz da cumburlop suya düşer. Boğulma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İki yaşlı adam genci zorlukla kurtarırlar. Kendisine geldiğinde, yaşlılardan birisi der ki, “Evladım! Sen de iyi niyetlisin, inançlısın, güzel dua ediyorsun ama buradan kıyıya kadar olan kayaların yerlerini bilmezsen batarsın!!..”
Daha önce duymadığım çok güzel bir hikaye..
Yazıda güzel hazırlanmış emeğnize sağlık
TEVHİD
Oct 31 2007, 12:35 AM
Etkili dinleme ya da etkin dinleme insan ilişkileri açısından çok önemli gerçekten.Etkin dinleme beraberinde empatiyi de getirmektedir.
Empati sonunda "ben" dili denilen yöntemi kullanmak da çok önemlidir.
Karşınızdaki kişinin size karşı yaptığı yanlış karşısında kullanılmakta "Ben" dili.
Örnek:Ayşe gizlice annesinin cebinden para almış.Annelerin bu tip durumlarda genellikle tepkisi ne olur?
Çocuklarına neden yaptığını sorarlar,şiddet uygularlar,aşağılarlar, bir daha yapmamalısın derler.
Öyle değil mi?
"Ben" dilini iyi kullanan annenin tepkisi:
- Nerede hata yaptığımı düşünüyorum.Kendimi kandırılmış hissediyorum, bu durum da canımı sıkıyor.
Yukarıda kurulan cümle karşısındakine hakaret içermemekte,sadece gerçek duygularını -ki psikolojide buna birincil duygu denir- ifade etmekte. Karşı tarafın kişiliğine hakaret yerine onun yaptığının ne denli üzücü olduğunu ve bir daha yapmaması gerektiği hususunu tekrar düşünmesini sağlar, utanç duygusunu geliştirir,kendisini yargılar ve düzeltme cihetine gider.
"Ben" dilini çok kullanalım inşallah. Zira bu dil insanın kişilik gelişiminde pozitif etkileri olan bir dildir.
Selam ve dua ile
sabah_rüzgarı
Nov 7 2007, 10:10 PM
allah razı olsun
paylaşım ve yorumlar çok güzel
TEVHİD
Nov 8 2007, 08:26 PM
Allah sizden de razı olsun kardeşim.Ecmaiyn inşallah.
Selam ve dua ile
bican
Nov 10 2007, 02:26 PM
insanimizin enbüyük sorunlarindan biride iletisim.. kendimizi ifade edememek veya kendimizi ifade etmekten korkmak..
toplumun cekirdegi Aile.. anne babalar ve cocuklar.. ve aile ici iletisim.. Anne ve babanin iletisim gücü.. anne ve babalarin cocuklariyla olan iletisimi.. dogru iletisim mutluluk demektir ve dogru sonuclar demektir..
cocukla en cok ilgilenen anne = gebertirim, döverim, söyle yapma ,böyle yapma, baban duyarsa öldürür.. vs vs vs..
Anne babaların yanlısı = konusmak anlamak ve anlatmak saygı duymak yerine.. korkutmakla cocuklarından saygı görmeyi bekliyorlar.. sonuc olarak genclik cok asi, büyüdü adam oldu artik bizi dinlemiyor.. cok dik basli.. ne söylersek ters cevap veriyor.. vs vs..
sevgili anne ve babalar.. kusak catısması diye bir olay yok diye düsünüyorum.. iletisim catismasi var.. ne ekilmisse, biçilende odur..
cocugunu dinlemeyen babalar.. babasindan azrailmiscesine korkan cocuklar.. susturulan düsünceler.. mutsuzluklar üzüntüler ve hetürlü yanlisliga sebep olan iliskiler.. elbette yanlis iletisim neticesinde meydana geliyor..
oysa dinlemek ve konusmak ve birbirimizi anlamaya calismak sevgi eylemidir... korkutmak rest cekmek biseyleri korkutarak yaptırmaya kabul ettrimeye calısmak bir anne babaya yakısmaz..
verilen korku neticesinde.. cocuk anne babasından cekinir, icine kapanir, korkar, benim düsüncelerimin degeri yok der.. beni anlamıyorlar der.. kimse kimseyi anlamaz dinlemez.. sonrada olay kusak catismasi vs olur..
mutlulugun formulü saglikli saygili anlayisli bir iletisimden geciyor ve her sözün her hareketin siddet ve korku degil.. sevgi icermesi gerektigini düsünüyorum.. inaniyorumki saglikli ve sevgiyle kurulan dogru iletisim hayat boyu mutluluga vesile olacaktir..
tevhit abla Allah razı olsun.. ''ben'' dili gercekten güzel bir konu.. ama bencillik dilini asabilirsek iste ozaman ''ben'' dilinin etkisinin görülecegine ve mutluluk ve huzura vesile olacagina inaniyorum..
Allaha emanet olunuz..
TEVHİD
Nov 11 2007, 03:54 PM
tevhit abla Allah razı olsun.. ''ben'' dili gercekten güzel bir konu.. ama bencillik dilini asabilirsek iste ozaman ''ben'' dilinin etkisinin görülecegine ve mutluluk ve huzura vesile olacagina inaniyorum..
Bican kardeşim
Aslında ben dilini kullanmak için insanın birincil duygularını keşfetmesi gerekmekte.
Örnek:
Ahmet annesinin büyük uğraşlarla boyadığı cam vazosunu kırmış.
Bu durumun annesinde ilk uyandırdığı duygu ne?Yani birincil duygu.
Bir de ikincil duygusu ne?
Önce ikincil duygusuyla verdiği verdiği cevaba bir bakalım.
-Çok dikkatsiz ve duygusuzsun.
Yukarıdaki açıklamanın bilinç altında kendisinin bu durumdan dolayı çok üzüldüğü belli ama üzüntüsünün gerçek sebebi saklı.O denli kızgın ki öfkesini yenemeyerek yargılama ve aşağılama yolunu tercih etmiş.
Şimdi de birincil duygusuyla vermesi gereken cevabı görelim:
-Biliyor musun? Bu vazoyu yapana kadar çok uğraş verdim. Şimdi bu vazonun yenisini almak ve tekrar aynı işlemlerle uğraşmak için epey bir çaba sarfetmek zorunda kalacağım. Üstelik aynı çabayı sarfetmek benim için pek sıkıcı olabilir de.
İşte kızgınlığının altındaki gerçek sebep birincil duyguda yatmakta ve anne bu duygunun samimi olarak ortaya konulması.
Bu sebeple de her daim birincil duygularımızı ön plana çıkartalım inşallah.
Selam ve dua ile