
*kursun kalem ..
kurşun kalemin içi, kil ve kömür tozu karışımıdır.
" h " yani kil oranı arttıkça , sert ve açık renk yazar.
" b " yani kömür tozu oranı arttıkça, yumuşak ve koyu renk yazar.
***
amerika'da bir şirket kurşun kalem üretir.
bir süre sonra müşteri şikayetleri gelmeye başlar.
yok bunun ucu kırılıyor, yok bu iyi yazmıyor falan.
diğer kalemlerle aynı kalitede üretiliyor olmasına rağmen sadece sarı renk kalemlerden şikayet gelmez.
şirket olayı araştırır ve durumun psikolojik olduğunu farkeder.
***

ondan sonra sadece sarı renkte kalem üretmeye başlarlar.
işte onun için abd'deki ve tabi filmlerdeki kalemlerin hakim rengi sarıdır.
" sarı rengi sevmeyen bir insan olarak, hiç sarı kalemim olmadı.
ama bir arkadaşım benden aldığı yeşil kalemi kaybedince onun yerine sarı renkte bir kalem alıp verdi.
kısa bir süre sonra kalemin çok hoş bir yazımı olduğunu farkettim. sarı bir nesneden çıkan siyah rengin gerçekten de bir çekiciliği var.
sarı kurşun kalemin gizli büyüsüyle tanıştım. kullanmadan bilinemiyor. "
şeklinde bir yazı yazmama neden olan kalem.
***
kağıt üzerinde sürtündükçe (bkz: yazı yazmak) süper bi ses çıkarır bu uçlu kalemin çıkaramadığı bir sestir. kışırhışırkışırhışır tarzı birşeyidir. (bkz: kelimelerin kifayetsiz kaldığı an
kurşun kalem sonsuza dek kullanılacak... zaman zaman çok kullanışlı olabiliyor.. saman kağıdının üstüne kurşun kalemle yazamamak gibi bir takıntısı olanlar da vardır.
ismindeki kursun kelimesinin aksine gayet hafiftir; kömür ve tahtanin uygun karisimiyla olusmus süper bir nesnedir.
(bkz: her eve lazım)
jaques conte nin grafit tozu ve lüleci topragini karıstırarak buldugu nesne
bir araştırmaya göre, herhangi bir kurşun kalem ile 56.327 metre uzunluğunda bir çizgi çizilebilir. ama çizgi çizmek yerine yazı yazmak istenirse ortalama 50 bin adet kelime derc edilebilir.
(kaynak: focus, aralık 2004)

bu da kurşun kalemler ile ilgili güzel bir blog:
http://www.pencilrevolution.com/
istanbul üniversitesi avcılar kampusunde bir takım öğrenci insanın çıkardığı fanzin dergi."savaşın gölgesinde bir fanzin daha..." sloganının benimseyerekten yerlerini ve duruşlarını belli ediyorlar az çok.
desteklenmesi gereken oluşum,kısır öğrencilik aktivitelerine bir alternatif.
aleacele elinize aldiginiz tükenmez kalemle yazmaya çalisirken oldugu gibi aniden tutukluk yapmaz,
haber vermeden bitmez, sizi yari yolda birakmaz,
onunla yazdiklariniz istediginiz zaman silebilirsiniz, inatla karsiniza dikilmez yazdiklariniz,
hem bazilari kendisiyle birlikte sevimli bir silgi de tasir,
sicak-soguk ayirt etmez, her kosulda yazar, yeter ki hoyrat davranip ucunu kirmayin,
ucu kirilsa bile size küsmez, kalemtras diye bir arkadasi var, hemen onu çagirirsiniz yardima olur biter.
efsaneye gore nasa, astronotların uzayda kullanmalari icin mekige tukenmez kalemler koymustur.ancak tukenmez kalemler gerek basinc,gerek yercekimi gibi nedenlerden oturu uzayda kullanilamamıslardir.bunun uzerine,milyon dolarlar harcayarak uzayda yazabilen tukenmez kalemler uretmeye calismislardir.basarip basaramadiklarini bilemiyorum.
ayni durum rus kozmonotlarin da basina gelmistir.ancak rus uzay islerinin cozumu bulmalari cok kolay olmustur.ne mi yapmistir rus uzay idaresi?
kozmonotlara kursun kalem vermistir.
kursun kalem uzayda da yazabilen kalemdir diye tanimlanabilir hale gelmistir bu olaydan sonra.
açtıkça tükenen ama genelde bitişi kaybolmasıyla olan kalem türü.
küçüklüğümde hep şeklinin mermiye veya füzeye benzediğinden dolayı kurşun kalem diye adlandırıdığını, ingilizce öğrenirken lead'in kurşun demek olduğunun ve uç kutusunun üstünde mechanic pencil leads azısını görmemle hakkaten kurşun var içinde lan heralde diye kendimi acayip önemli bir buluş yapmışımcasına hislendiren icat.
efendim geçende circuit labında merak edip baktım az kullanılmış yani az kısalmış bir kurşun kalemin bi uçtan bür uca dienci 30 ohmdur. evet, böyledir.
ilkokul yıllarında tombow ile tanışmış (o zamanlar pahalı kalemlerdi kullanmama pek izin verilmezdi); yıllarca çeşitli boy ve ebatlarda uçlu kalem kullanmış bir kalem kullanıcısı olarak bir iki yıl önce yeniden keşfettiğim, severek kullandığım yazdığım çizdiğim çok kızarsam bastıra bastıra hırsımı kağıttan aldığım ne bileyim canım istemezse açık gri gengin kağıtta bıraktığı izleri seyrettiğim araç, gerç, alet, belki de edevat!
bence kendine güvensizligin isaretidir. kursun kalem kullanmanin yegane sebebi, "yanlis yaparsam silerim" dir.
yanlis yapmayacagina güvenen insan tükenmez kalem kullanir, dolma kalem kullanir, pilot kalem kullanir ama kursun kalem kullanmaz. bu kadar.
olasi tepkilere karsi önceden edit: tabii ki proje çizen, gecesini gündüzüne katip yanlis bir çizgi çekme halinde tüm taslagi yirtip atmak zorunda kalabilen mühendis kardeslerime, mimar arkadaslarima, kursun kalem kullanmanin onlar için zaruri olan herkese saygim sonsuz. sözüm size degil zaten a dostlar
*resimde kendine güvenin işaretidir, çizginin alfabesini öğrenme nesnesidir aynı zamanda.
* rotringler çıktıktan sonra ihmal edilen, nostalji olma yolunda hızla ilerleyen ama her şeye rağmen tercih edilen odun kalemler*
aniden bitmeyen, bitmesine az kala ucunun sivritilmesini isteyen, ucu bittiği zaman sahibinden ucunu ağzına sokup solunum yapmasını istemeyen, gerçekleri saklamamasındaki dürüstlüğü ile sahibini mutlu eden, kıçından basmalı uçlu kalemlere gıcık olan, dostu kalemtraş yazıtör.
- baba bu doğum günümde bana bir kalem hediye eder misin ?
- ah güzel kızım, sen ne yapacaksın kalemi ki?
- az önce kurduğun cümlede imla hatasını düzelteceğim.
- haa
kimse zehirli bir metal olan kursunu coluk cocugun eline vermez nerden cikmis bu kursun kalem adi diye bir soru isareti belirdiyse kafanizda buyrun hikayesi:
kursun kalemin icindeki gercekten kursun degil, grafit ve kil karisimidir. hikayemiz eski roma'da basliyor. o devirlerde papirusun uzerine yazmak icin gercekten kursundan yapilmis cubuklar kullanilirmis. 1500'lu yillarda zengin grafit yataklarinin bulunmasi ve bu maddenin kagit uzerinde daha koyu izler biraktiginin gozlenmesi ile grafit yazi malzemesi olarak kullanilmaya baslanmis. ama kursuna olan benzerligi nedeniyle, grafiti bir kursun cesidi zannetmis insanlar. hatta siyah kursun ismi ile anilmis uzunca bir sure grafit. ta ki 1700'lerin sonlarinda siyah kursunun aslinda karbon kokenli bir madde oldugu anlasilana kadar.
simdi de kursun kalemlerle ilgili birkac ilginc not:
-amerika'da bir yilda uretilen kursun kalemler uc uca eklenirse dunyanin cevresini 15 kere dolasabilir.
-amerika'da uretilen kursun kalemlerin cogunun tepesinde silgi varken, avrupa'da silgili kursun kalem cok yaygin degildir.
-kalemlerin uzerindeki harflerden h- hardness yani sertligi, b- blackness yani siyahligi derecelendirmektedir.
en kişilikli kalemdir. “eli kalem tutan”ın, “kalem erbabı”nın eline yakışan kalem...
tükenmez kalem ise kaypaktır. hem kağıdın üstünde kayar hakim olmak güçtür, hem de sözünde durmaz, tükenir; onun için kaypaktır. halbuki kurşun kalem öyle bir taahhütte bulunmamıştır. tükenmez kalem domuz gibi dururken; kurşun kalem, etini, kemiğini feda eder, kısalır. lakin bu kısalma, bir merasimdir. her bir merasimin sonunda temizlenir, tazelenir, çalışan zihin gibi sivrilir, keskinleşir; ve fakat o esnada cânım rayihasını bırakır. günü gelince de ruhunu; şöyle garip bencileyin...
aslını inkâr etmişlerine, soyuna ihanet edenlerine de rastlanır. bu gibiler tükenmez kaleme benzemeye çalışmışlardır. amma asla kurşun kalem hazzı vermezler. parmaklara yabancı, suni malzeme adamıdırlar. çıtkırıldım olur, çıt diye kırılırlar.
kurşun kalem zariftir, ak kağıdın üzerinde en şık kontrastı bırakarak ilerler; vakur ve kararlı.
kurşun kalem itaatkârdır, söz dinler; tükenmez kalem gibi kendi başına buyruk değildir, canının istediği yöne giderek yazıyı bozmaz.
kurşun kalem temizdir; ne ele bulaşır, ne cebe akar. insanı lekelemez. kimyevi kokmaz.
kurşun kalem efendidir; orası burası oynamaz.
kurşun kalem kendine mukayyet olur; orasını burasını dağıtmaz.
kurşun kalem mütevazıdır; ne kadar lüks, ne kadar gösterişli olabilir ki? en nihayetinde kurşun kalemdir.
kurşun kalem kanaatkârdır; fakir öğrenci harçlığıyla bile iş başı yapar.
kurşun kalem şaibesizdir. hediye etmekle rüşvet vermek arasındaki muğlak bölgelerde, esamisi bile okunmaz. lekelemez demiştik ya hani? doğrudan hediyeye girer. samimi, hakiki, gönülden; çam sakızı kabilinden.
kurşun kalem kalenderdir. kibir, kapris bilmez, “ben gelmiyorum!” demez. ufacık olur, çocuğun küçücük cebine sığışır, sabahın seherinde yollara düşer. yeter ki, çocuk kalemsiz kalmasındır. hem öyle ya, minik ellere de, ufak kalem yaraşır.
kurşun kalem olgundur; hata affeder. sabit nam olanları dahil.
kurşun kalemle yazanlar, merhametsiz ve gösteriş budalası dünyanın insanları değildirler. kurşun kalem gibi kişilikli, kanaatkâr, ahde vefa sahibi, çelebi, vakur ve mütevazı.
kurşun kalem tutkumdur. kurşun kalem sevdamdır. kurşun kalem ilk göz ağrımdır.
ilk, çocukluk hayatımda bilgim dahiline giren nesneler dünyasının en kolay anlaşılanı, en basit olanıdır kurşunkalem.
anlayışımın henüz kıt olduğu, defterlerin sadece beyaz kağıtlardan ibaret olduğu (sonradan çizgilisi, çizgisizi, ortalı, karelisi, harita metodu filan çıktı -çıktı derken, tarafımdan idrak edildi-), tebeşirin karatahtaya çok güzel yakıştığını düşündüğüm filan bir dönem. önlük, yaka, kırmızı kilotlu çorap filan, bunlar çook sonra gelen şeyler zaten. sıraların masa örtüsü altında kahverengi ezik boyaları olduğunu filan anlamak ise üstün bir aklın kavrayışını gerektiriyor o dönemde.
hani bir şeyin enine boyuna kavranışı, algılanışı, çeşitlendirilmesi, dallanması, tarihi, etki alanları vs. gibi şeyler hep zamanla olur ya. hani misal, ilkokulda beslenme saatinde beslenme çantasının filan içindeki kapların anne tarafından her gün değiştirildiğini, 1. sınıfın ancak 2. ayı civarı çakozlamaya başlarsın. dikkatsizsindir çünkü. gerizeklalılık değil bu, sadece aklın bir karış havada olması. çocukluk. nerde ki, öğretmenin akıllı çocukları öne oturttuğunu fark etmek.
işte kurşunkalem öyle birşey değil. kurşunkalem, ki ben ilkokulda basmalı kalemin varlığı olmaksızın ilkokul 1'e başlayan kuşağın sonuncularındanım sanırım (yaş hesabı yapanı döverim bu arada), üzerinde hiiç de düşünülmesi gerekmeden kavranabilen, bilinebilen, benimsenebilen, en fazla ucu kırıldığında üzen bir nesne. toplam iki aşaması var zaten. 1. aşamada kurşunkalem, 2. aşamada kalemtraş yer alıyor. daha sonrasını fazla düşünmüyorsun. fazla düşünmediğin için de, farkında olmadan senin bir parçan oluyor. öyle ki, evde unutacağına ihtimal bile vermiyorsun, o hep senle ve senden çünkü.
ben kurşunkalemi çok seviyormuşum, bunu yeni farkettim. ve bunu yeni farketmiş olmama neden olan şey de, masadaki kalemlikte duran bissürü kalemin arasında yer alan kurşunkalemlerin üzerinde hep bir otelin damgasının yer alması. onları elime aldığımda hala çok seviyorum da, o damgalar beni hasta ediyor. artık dünyanın en basit ve sade nesnesi olan kurşunkalemim, bana bissürü başka şey çağrıştırıyor. oteller, odalar, yalnızlıklar, yollar, soğuk, kavuşmalar, bozgunlar, ohooo daha neler neler.
işte: bir şeyin geçmişini ve geleceğini öğrenmek zorunda olmadan kullanmanın konforunu artık kaybettim. büyüdüm filan, hani kirlendi dünya bu arada. yine de, temizlenmek için değil de, varlığından mutluluk duyduğum şeyleri hatırlarken aklıma gelen ve uzun zamandır hakkında düşündüğüm kurşunkalem hakkında, en azından sözlüğe yazarak borcumu ödemeyi bir görev bildim. aşk ve acı ve umutsuzluk ve saire gibi, şu anda sağda solda hikaye ettiğim, dahası hikaye etmekten zevk alır olduğum şeylerin olmadığı basit zamanların, en basit şeyine saygıyla.
kim yapmışsa bu kurşunkalemi, ellerine sağlık be! seviyorum ben kurşunkalemi.
1500 lü yıllarda grafiti bulan ingiliz bilimcisinin onu bir tür kurşun sanmasıyla bu adı almıştır.