TÜSİAD ile Doğan Medya Grubunun son taarruzu tam Türkçemizdeki “Bayram değil, seyran değil” ile başlayan malum özdeyişlik bir hadise.. Öyle ya seçimin üzerinden daha iki ay geçmeden bu kampanya niye?
TÜSİAD ile Doğan Medya’nın son çığırtkanlıklarını görünce vallahi “İki ay öncesinde neredeydiniz” diye mırıldanıp karşılık veresim geliyor..
Dün de yazdık, iki ayda Türkiye’de vay anasına dedirtecek tarzda değişen bir şey olmadığına göre, ortaya çıkan bu tutum değişikliğinin belli ki başka adresleri var.
Bu adres de muhtemelen Okyanus ötesi ve de onun bölgemizdeki harekat merkezi Telaviv’dir.
Ne mi istiyorlar?
Türkiye’nin İran saldırısına hazırlanmasını!
Başlatılan psikolojik taarruzun bundan başka makul izahı yoktur.
Diyeceksiniz ki AKP zaten onların uydusu, böyle bir hazırlığa gerek var mı?
Var...
Değil AKP, Türkiye’de aklını yitirmemiş hiçbir iktidar, İran hadisesinde taraf olmaz, olamaz.
Olursa bu gaflet ve dalaletten öte bir şey olur.
İşte bunu bilen ABD ve İsrail, AKP’nin elini zayıflatmak için korku ürettiriyor.
Washington’un İran’ı vurmak istediği sır değil.
Dahası, bunun eşikte olduğu da son gelişmelerle ortada.
Ünlü Newsweek’in haberine göre ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney İsrail’e, İran’a füzelerini ateşle komutunu verdi. Cheney’nin amacı İran’ın misilleme yapması durumunda ABD’ye müdahale gerekçesini yaratmaktır.
ABD televizyonları, tıpkı Irak işgali öncesindeki gibi günlerdir İran’a harekatı tartışıyor.
Amaç belli... Kararı verilen İran’a saldırıya, ABD kamuoyunun desteğinin alınması.
Irak’ta batağa saplanan ve eleştirilen Bush, hem kendi hem de Cumhuriyetçilerin itibarını kurtarmak için epeydir kararını verdiği İran’a saldırıyı, önümüzdeki aylarda gerçekleştirecek gibi görünüyor.
İşte bunun için de böyle bir saldırıda her bakımdan yanında olmasını istediği Türkiye’de zemin inşa ediyor.
Amacı fundamentalizm rüzgarını esirip, bir tarafta AKP’yi yanına çekmeye zorlamak, diğer tarafta da TSK’ya selam göndermektir.
Kuşkusuz başlatılan bu harekatın başka argümanları da olacaktır.
Örneğin; Türkiye’nin içine girdiği sıcak para girdabı da kullanılacaktır.
Hesap böylesi korkularla AKP’yi asgariden İncirlik’in kullanılması benzeri tavizlere zorlamaktır.
Evet Türkiye’de son haftalarda koparılan Malezya oluyoruz feryadının gerçek gerekçesi kanaatimizce budur.
Aksi olmuş olsaydı yani gerçekten AKP iktidarından o bağlamda korkulsaydı, iki ay önce yapılan genel seçimlerde hepimizin bildiği o müthiş destekler verilir miydi?
Peki ABD-İsrail ve de onların Türkiye’deki partnerlerinin bu kampanyaları sonuç verir ve Türkiye İran’a karşı vaziyet alır mı?
Bu mümkün değil.
Yukarıda söyledik, böyle bir tavır gaflet ötesi bir şey ve de ülkesinde 2 milyon İranlının bulunduğu Türkiye’ye kast etmek olur.
AKP bunu yapamayacağına ve de ABD ile İsrail de ısrar edeceğine göre bu işin sonu karanlıktır!
İran’a savaş olayı AKP’nin geleceği bağlamında sırat köprüsü konumundadır.
AKP, İran konusunda iki arada bir derede kalacak ve muhtemeldir ki DSP-MHP-ANAP hükümetinin tasfiye edilmesi misali bir teşebbüsle karşılaşacaktır...
İŞİN GAZI KAÇTI...
Tayyip Bey’le Burns birbirini yalanlıyor!
Başbakan Erdoğan, ABD’ye hareketinden önce Burns’la yaptığı görüşmede İran doğal gazı konusunun gündeme gelmediğini söyledi. Oysa ABD Dışişlerinin 3 numaralı ismi Burns Başbakan’la yaptığı görüşme sonrasında çıktığı NTV’deki canlı yayında, ısrarla Türkiye’nin Iran ile doğal gaz anlaşmasını yapmamasını dillendirdi.. Burns PR yapan bir şirketin genel müdürü değil, diplomat. Dolayısı ile TV’deki sözlerini kamuoyu oluşturmak için söylemez... İyi de bir diplomat TV’de milyonların önünde söylediğini birincil derecedeki muhatabına söylemez mi? Hem hadise şahsi değil koskoca ABD’nin resmi görüşü. Hangi diplomat TV’lerde açıktan savunduğu tezi muhatabına iletmez. Doğrusu bu ya, biz Başbakanımızın konu gündeme gelmedi açıklamasına şaşırdık..Yoksa konu gündeme geldi de Tayyip Bey ABD seyahati öncesinde tavır alırsam yanlış olur diye mi düşündü? (Sabahattin Önkibar / yenicag)