Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: İslamda Mezhepler
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ GENEL ]·.
gokselulay
YABANCI BİR BASIN KAYNAGINDAN ISLAM VE MEZHEPLERİ BU ADRESTEN BAKABİLİRSİNİZZZ http://www.ntvmsnbc.com/news/414444.asp

ALINTI(gokselulay @ Sep 23 2007, 07:21 PM) *

YABANCI BİR BASIN KAYNAGINDAN ISLAM VE MEZHEPLERİ BU ADRESTEN BAKABİLİRSİNİZZZ
http://www.ntvmsnbc.com/news/414444.asp





ARKADAŞLAR ŞİMDİLİK BUNLARDAN HABERDAR OLALIM

Alevilik (mezhep)
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Alevilik, İslamiyet'in Türkiye'deki başlıca iki mezhebinden biri. Sünnilikten sonra en fazla mensubu olan ikinci mezheptir. AB'nin yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye'de 15 ila 25 milyon Alevi vatandaş bulunmaktadır.

Alevilik bazı Alevi kaynaklarında şu şekillerde tanımlanır:

Alevilik, İslam'ı benimseyen, Tanrı'nın birliğine (Tevhid) inanan, Muhammed'i Peygamber kabul eden, kitabı Kur'an olan, Muhammed'in Ehlibeyt'ini seven, namazı, niyaz ile bütünleştiren, kıyam, rûku ve secdesi ile ibadetini kendi lisanıyla yapan, ümmet yerine hür insanı, yaratanla yaratılan ayrılığını "Vahdet-i Vücut" ile birleştiren, Tanrı korkusu yerine, sevgisini benimseyen, zahiri (görünen) batınla (görünmeyen), batını zahirle birleştiren, şeriat kapısını aşıp, marifet yolu ile hakikat dünyasına ulaşan, Kur'an'ın şekline değil, özüne inen akıl ve gönlü ile "Seyr-ü süluk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.
Alevilik, özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimine denir.
Alevilik, İslamiyet’e ve Kuran’a dayalı, Muhammed’in buyruklarına göre İslam’ı evrensel boyutuyla yorumlayıp, yeryüzü insanlığına yeni kapılar açan büyük bir düşünce akımı ve tasavvuf felsefesiyle hayat bulan bir inanç bütünlüğüne denir.




Türkiye'de Alevi dağılımı. Mavi renkli şehirlerdeki Alevi oranı %10'dan fazladır. Renk koyulaştıkça oran artmaktadır. (Kaynak: İngilizce Vikipedi)Konu başlıkları [gizle]
1 Alevilik ve Şiilik
2 Alevilik'te Allah kavramı
3 'Dört Kapı Kırk Makam' İnancı
4 Alevilikte ibadet
4.1 Cem'de 12 hizmet
4.2 Duaz ve deyiş
4.3 Semah
5 Alevi ocakları
6 Kızılbaşlık
7 Bektaşilik
8 Siyasi olarak Alevilik
8.1 Türk siyasal hayatında Alevilik
8.2 Osmanlı Tarihi'nde Alevilik
9 Kaynakça ve Dipnotlar
10 İlgili maddeler
11 Dış bağlantılar



Alevilik ve Şiilik [değiştir]İslamiyet'in Sünnilikten sonra dünyada en çok mensubu olan ikinci mezhebi Şiilik ile çıkış noktası ve 12 İmam inanışı gibi temel kavramları oldukça benzer olsa da anlayış ve genel uygulamalar bakımından bir çok farklılık vardır. Ancak Batılı kaynaklarda Alevilik, genellikle Şiiliğin bir kolu veya Türk veya Osmanlı Şiiliği olarak tanımlanır. [3][4]


Alevilik'te Allah kavramı [değiştir]Alevilikte Allah'tan başka tanrı yoktur. Bu yönüyle Alevilik monoteist bir mezheptir. Bununla birlikte Alevilik'te Tanrının insan dahil evrendeki her şeyin içinde olduğu inanışı vardır.


'Dört Kapı Kırk Makam' İnancı [değiştir]Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki kâmil insan olma ilkelerini Hacı Bektaş Veli’nin tespit ettiğine inanılır. Hacı Bektaş "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur." demiştir.

Dört Kapı şunlardır: 1. Şeriat, 2. Tarikat, 3. Marifet ve 4. Hakikat

Her kapının on makamı vardır.

Şeriat kapısının makamları: 1. İman etmek, 2. İlim öğrenmek, 3. İbadet etmek, 4. Haramdan uzaklaşmak, 5. Ailesine faydalı olmak, 6. Çevreye zarar vermemek, 7. Peygamberin emirlerine uymak, 8. Şefkatli olmak, 9. Temiz olmak ve 10. Yaramaz işlerden sakınmak.

Tarikat kapısının makamları: 1. Tövbe etmek, 2. Mürşidin ögütlerine uymak, 3. Temiz giyinmek, 4. İyilik yolunda savaşmak, 5. Hizmet etmeyi sevmek, 6. Haksızlıktan korkmak, 7. Ümitsizliğe düsmemek, 8. İbret almak, 9. Nimet dağıtmak, 10. Özünü fakir görmek

Marifet kapısının makamları: 1. Edepli olmak, 2. Bencillik, kin ve garezden uzak olmak, 3. Perhizkarlık, 4. Sabır ve kanaat, 5. Haya, 6. Cömertlik, 7. İlim, 8. Hoşgörü, 9. Özünü bilmek, 10.Ariflik.

Hakikat kapısının makamları: 1. Alçakgönüllü olmak, 2. Kimsenin ayıbını görmemek, 3. Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek, 4. Allah’ın her yarattığını sevmek, 5. Tüm insanları bir görmek, 6. Birliğe yönelmek ve yöneltmek, 7. Gerçeği gizlememek, 8. Manayı bilmek, 9. Tanrısal sırrı öğrenmek ve 10. Tanrısal varlığa ulaşmak.


Alevilikte ibadet [değiştir]Ana madde: cem
Cem, Alevilerin toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Bu amaç için toplu olarak kullanılan yerede, cemevi denilir.

Kavram olarak cem Arapça kökenli bir sözcük olup toplama,bir araya getirme anlamına gelmektedir.[5] Cem, cuma ve cami kelimelerinin kökleri de ortaktır.[6]

Aleviler kendilerine has ibadet şekli olan Cem'in yanı sıra namaz kılar, İslamiyetin diğer şartlarını da yerine getirirler. Ayrıca Ramazan Orucu'nun yanı sıra sünnet sayılan kutsal üç aylar orucunu da tutarlar.

Alevi inanışına göre cemin kaynağı Kırklar Cemi'dir.

Cem ibadetini diğer inançlardaki ibadetlerden farklı kılan başlıca unsurlardan biri; cemde bulunanların aynı zamanda topluma hesap vermekle yükümlü olmalarıdır. Cemde bulunanlar birbirlerinden razı olmak zorundadırlar.Cemde bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan ceme başlanmaz.

Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir dedenin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir.

Cem ibadetine katil, hırsız, yolsuz, düşkün kimseler giremez [kaynak belirtilmeli].


Cem'de 12 hizmet [değiştir]1- Mürşid (Dede): Görev itibariyle Muhammed, Ali ve Hacı Bektaşi Veli'yi temsil eder. Cem erkânı başkanlığını yapar,ikrar alır nasip verir. Cenaze, müsahiplik, nikah, sünnet törenlerini yerine getirir. Bunlara ek olarak yeni doğan "can" lara isim koyar.

2- Rehber : Görev itibariyle İmam Hüseyin´i temsil eder. Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir. Mürşidin en yakın yardımcısıdır.

3-Gözcü : Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. Rehberin yardımcısıdır. Cemin sessiz ve sakinlik icinde geçmesini saglar. Cemin bekçisidir.

4- Çeragci (Delilci) : Görev itibariyle Cabir El Ensari’yi temsil eder.Cemevinde bulunan aydinlatma araçlarını yakar.Buhardanlıkları ve mumları (ceragları) hazırlar.

5- Zakir (Âşık) : Görev itibariyle Bilal Habeş’i temsil eder. Cemde tevhid, duazde imam, mersiye, semah, nevruzi adı verilen ayinsel ayinsel deyişleri söyler.

6- Süpürgeci(Ferras) : Görev itibariyle Selmani Piri paki temsil eder. Cemevinin sürekli temizligi ile meşgul olur.

7- Meydancı : Görev itibariyle Hüzeyme tül Yemeni’yi temsil eder.Cemevinde semahserleri kaldırır. Postları yerine dizer.

8- Niyazcı : Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder. Kurbanları tekbirler ve keser. Gelen lokmaları alır ve dağıtımını sağlar.

9- İbrikçi : Görev itibariyle Kamber Hz.lerini temsil eder. Cemde mürşidin ve cem erenlerinin abdest almalarini sağlar.

10- Kapıcı : Görev itibariyle Gülam Keysani’yi temsil eder. Ceme gelen erenlerin evlerini gözetler.

11- Peyikçi : Görev itibariyle Amri Ayyari’yi temsil eder. Cem olacağını tüm canlara duyurur.

12- Sakacı : Görev itibariyle Ammari Yaseri’yi temsil eder.Cemevinde su ,şerbet, saka, süt vb. dağıtımını sağlar.


Duaz ve deyiş [değiştir]Duaz, Duazdeh'in kısaltılmış halidir. Duazdeh Farsça olup oniki (12) anlamına gelmektedir.

Duaz, cem ayinlerinde söylenen ve Oniki İmamlar'in adlarının geçtiği deyişlerdir. Bu deyişlerde ayrıca Oniki İmamlar'ın yanı sıra başta Peygamber ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevi ulularının adları geçmektedir.

Duaz icin “deyişler”lerdir tanımını yaptık. Anlaşılır olması için böyle bir tanım uygundur. Ancak duaz bir nevi dua olarak da algılanabilir.

Alevilik ve Aleviler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duazın, nefesin, türkünün, deyişin farklı anlamlara sahiptir.Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş; Aleviliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır. Yoz ve yobaz üretimden farklı olunduğunun anlaşılması için deyiş en uygun tanımdır.


Semah [değiştir]Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaşı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir".

Semahın kaynağı Kırklar meclisine dayanır. Bu meclise gelen Hz. Muhammed’e Salmanı Farisi tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmanı Farisi kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Muhammed Cebrail’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar.[kaynak belirtilmeli]

Geçmişte sadece Cemlerde dönülen semahlar günümüzde özüne aykırı düşmedikçe izleyiciler önünde de icra edilmektedir.


Alevi ocakları [değiştir]Alevilik, ocaklar şeklinde örgütlenmiş bir inanıştır. Ocakların arasında inanç yönünden küçük farklar olabilmesine rağmen temel felsefe ortaktır. Ama tarikat yapısı olarak incelemek gerektiğinde, Anadolu Aleviliği, Alevi-Caferi, Nusayrilik (Arap aleviliği), Bektaşilik, Mevlevilik,Abdallar,Babailer,Hurufiler,olarak ayrılmalıdır.

Alevilik; şiilik, ismaililik, caferilik gibi, Muhammed'in vefat etmesi, Ali'nin öldürülmesi ve İslamiyet içinde diğer mezheplerce iyi sayılan, ama Alevilerce kötü sayılan kişilerin hakimiyet kurmaya çalışmasına karşı hak yolunu savunmak için bir araya gelen kişilerin mezhebidir. Aleviler 12 imam'ın öncülüğüne inanırlar. Anadolu Alevilerine Kızılbaş da denmiştir.

Alevilik'i ilk benimseyenler ve bu yolu yayanlar Erenler ve Pirlerdir. Türkistan'dan bu inanç Hoca Ahmet Yesevi önderliğinde yayılmıştır,kimi araştırmacı inanç önderleri ve yazarlar Aleviliğin ,Türkmenlerin İslamiyet yorumu olduğularını savunmaktadırlar.Keza baktığımızda ocaklar ve İnanç önderlerinin hepsinin Türkmen oluşu,bu söylemin doğru olduğunun kanıtıdır. Ayrıca, Suriye de Arap ve Kürt Aleviler vardır. Tunus'da Arap Aleviler vardır. İran içerisinde Türkmenler de çoğunlukla Alevidir. Türkiye'de Türk, Zaza, Kürt ve Arap Alevileri bulunmaktadır. Bu inanışlar da ocaklar gibi, uygulamada farklılıklar barındırmasına rağmen, inanç felsefesinin esası olarak bir bütün arz eder.


Kızılbaşlık [değiştir]Kızılbaşlık Alevilik içinde bir kol olarak görülse de esasında Aleviliğin ta kendisidir. Kızılbaş kavramı dönem dönem Alevileri karalamak veya küçük düşürmek için kullanılmıştır.

Kızılbaş kelimesi kızıl başlık takan anlamına geliyor. Tarihçesi Uhut savaşına kadar uzanır. Uhut savaşında Ali kendisini Peygambere siper ettiği sırada başından yaralanır. Bu savaştan sonra Ali’ye Kızılbaş denmiştir. Yine Sıffın savaşında Ali’nin taraftarları başlarına kırmızı başlık takmışlardır. Alevi devleti olan Safevi ordusunun askerleri de başlarına kızıl başlık takarlardı.


Bektaşilik [değiştir]Ana madde: Bektaşilik
Esas olarak , Alevi anne babadan dogmayipta Alevi inancini tasiyip , Alevi ögretisi dogrultusunda yasamayi ilke edinmeye Bektasilik denmektedir.

Hacı Bektaşı Veli adına kurulan, Ali ve 12 İmam sevgisine dayanan Anadolu ve Balkanlarda yayılan günümüzde de varlığını sürdüren önemli bir Alevi tarikatıdır.

Bektaşiliğin doğuşu 1240 yılına dayanır. Babailer isyanının bastırılmasından sonra Baba İshak’ın halifesi olan Hacı Bektaşı Veli etrafında toplananlar Hz. Muhammed’i mürşit, Hz. Ali’yi rehber, Hacı Bektaşı Veli’yi de pir olarak kabul ettiler.

Bektaşilik genel anlamda Alevi inancını oluşturan Ali, Oniki İmamları esas almasının dışında eski Türk kültürünü ve eski Anadolu inançlarının bazı yönlerini de alarak gelişmesini tamamladı. Bu açıdan özellikle pavlikçilik (paulicianisme), bogomilcilik, katarlar (cathares/albigeois) gibi akımlarla olan benzerlik dikkat çekicidir.

Bektaşiliği kurumlaştıran kişi Balım Sultan’dır. Bektaşilik idare bakımından iki kola ayrılır. Babaganlar ve Çelebiler. Babaganlar kendilerinin Hacı Bektaş’ın "yol evladı" olduklarını belirtirler. Babaganlar daha çok kentlerde örgütlendiler. Çelebiler kendilerini Hacı Bektaş’ın "bel evladı" olduklarını belirtirler. Çelebiler daha çok kırsal alanda örgütlendiler. Bütün bu çelişkilere rağmen Bektaşilik gelişmesini sürdürdü. Osmanlı ordusunun özel birlikleri olan Yeniçerilerin tamamına yakını Bektaşi’ydi. Padişah II.Mahmud Yeniçeri ocağını kaldırırken Bektaşiliği de yasaklamayı ihmal etmedi (1826).

Bektaşilik günümüzde Alevi inancının en önemli öğesi niteliğindedir. Bir çok Bektaşi kuralı Alevi inancı içinde kabul görmüştür. Hacı Bektaşı Veli’nin Türbesi de bulunan Nevşehir ilinin Hacıbektaş ilçesi bu anlamda sadece Bektaşiler için değil, bütün Aleviler için önemli bir merkez konumundadır.


Siyasi olarak Alevilik [değiştir]12. ve 13.yüzyılda Anadolu'da oldukça etkin olan alevilik, daha sonra 14. yüzyılın başlarından itibaren devlet otoritesinin yeniden kurulması ve kurulan devletin mezhep olarak sunniliği seçmesi üzerine, cumhuriyet dönemine kadar sürecek baskı ve zulüme maruz kalınmıştır. Kendilerini din dışı olarak gören yönetime karşı defalarca ayaklanmışlardır. İnancın temelinde "eşitlik" "mülkiyetin reddedilmesi" gibi kavramlar olduğundan siyasi olarak da bir duruşu bulunmaktadır.


Türk siyasal hayatında Alevilik [değiştir]Aleviler, İsmet İnönü'nün deyimiyle[kaynak belirtilmeli], milli mücadele yıllarında 'herkesten çok millici' bulunmuştur. Cumhuriyet Türkiye'si ve onun laikliği seçmesi, (tekkelerinin kapatılmasına rağmen) hoş karşılanmıştır. Aleviler geleneksel olarak, Cumhuriyet devriminin ilkeleri taraftarı olmuşlar,Atatürk ilke ve inkılaplarına her zaman bağlı olduklarını göstermişlerdir, Şovenist ve İslamcı akımları hiçbir zaman desteklememişlerdir. Maraş, Çorum, Sivas olayları, cumhuriyet tarihinde alevi mezhebine yapılan en şiddetli ve aşikar saldırılardır.


Osmanlı Tarihi'nde Alevilik [değiştir]Osmanlı devleti, kuruluşunda herhangi bir mezhebi kabul etmemiş bir devletti. Kuruluş döneminde, devlet kademelerinin birçok yerinde aleviler yer almıştı. Hatta, fethedilen topraklardan getirilen gayrimüslim çocuklardan oluşan yeniçeri ocağı da aleviliğin bir ocağı olan bektaşiliğe bağlıydı. Fakat devlet, imparatorluğa doğru gittikçe, devlet yönetimi açısından daha uygun olan sünni inancı, daha öncelikli hale gelmeye başladı. Osmanlı'da alevilerin zulüm görmelerine kadar gidecek dışlanmalarını, çaldıran savaşı ve beraberinde getirdiği olaylar zinciri başlattı. Osmanlı padişahı olan Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail ile ters düştü. Devlet yönetiminin giderek sünnileşmesinden şikayetçi olan alevi halk, Şah İsmail'in devletinin alevilik tabanlı bir Safevi devleti olması nedeniyle şah İsmail'e sempati duymaya başladı.


Kaynakça ve Dipnotlar [değiştir]^ Alevi Haber
^ İngilizce Vikipedi, Alevi maddesi
^ İngilizce Vikipedi, Alevi maddesi
^ ABD Kongre kütüphanesi
^ TDK Güncel Türkçe Sözlük "Cem" maddesi
^ Nişanyan,Sevan- Türkçe Etimolojik Sözlük
asiLDuA
ALINTI
Alevilik, İslam'ı benimseyen, Tanrı'nın birliğine (Tevhid) inanan, Muhammed'i Peygamber kabul eden, kitabı Kur'an olan, Muhammed'in Ehlibeyt'ini seven, namazı, niyaz ile bütünleştiren, kıyam, rûku ve secdesi ile ibadetini kendi lisanıyla yapan, ümmet yerine hür insanı, yaratanla yaratılan ayrılığını "Vahdet-i Vücut" ile birleştiren, Tanrı korkusu yerine, sevgisini benimseyen, zahiri (görünen) batınla (görünmeyen), batını zahirle birleştiren, şeriat kapısını aşıp, marifet yolu ile hakikat dünyasına ulaşan, Kur'an'ın şekline değil, özüne inen akıl ve gönlü ile "Seyr-ü süluk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.


Kırmızı yerlerin İSLAM ile alakası yoktur.Ümmet yerine bilmemne vücud deyip Allah resulunun ümmet bilincine ters,Şeriatın kapısını aşmak deyip Şeriatı yani Kuranın hükümlerini küçültücü...Vs Vs Vs Bu kavramlar oldukça itikadı bozukluklar.Kırmızı yerler hariç yazılanlar kabul ediliyorsa o kişi aleviyim değil '' Müslümanım'' desin.Diğer kavramları Red etsin.
Zemahşeri
Kaynak vikipedi zaten ne bekliyorsun biggrin.gif

mesdo
ALINTI(MehLiKA @ Sep 23 2007, 08:24 PM) *

ALINTI
Alevilik, İslam'ı benimseyen, Tanrı'nın birliğine (Tevhid) inanan, Muhammed'i Peygamber kabul eden, kitabı Kur'an olan, Muhammed'in Ehlibeyt'ini seven, namazı, niyaz ile bütünleştiren, kıyam, rûku ve secdesi ile ibadetini kendi lisanıyla yapan, ümmet yerine hür insanı, yaratanla yaratılan ayrılığını "Vahdet-i Vücut" ile birleştiren, Tanrı korkusu yerine, sevgisini benimseyen, zahiri (görünen) batınla (görünmeyen), batını zahirle birleştiren, şeriat kapısını aşıp, marifet yolu ile hakikat dünyasına ulaşan, Kur'an'ın şekline değil, özüne inen akıl ve gönlü ile "Seyr-ü süluk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.


Kırmızı yerlerin İSLAM ile alakası yoktur.Ümmet yerine bilmemne vücud deyip Allah resulunun ümmet bilincine ters,Şeriatın kapısını aşmak deyip Şeriatı yani Kuranın hükümlerini küçültücü...Vs Vs Vs Bu kavramlar oldukça itikadı bozukluklar.Kırmızı yerler hariç yazılanlar kabul ediliyorsa o kişi aleviyim değil '' Müslümanım'' desin.Diğer kavramları Red etsin.


HZ ALLAH C.C RAZI OLSUN

KARDEŞİM smile.gif
İlle Cihad
Hz. Muhammet, atı Burak ile bir gece Mirac'a çıkar. Cenab-I Hak ile 90 bin kelam konuşur. Bunun 30 bini sırrı hakikat olup Hz. Ali'de kalır. Miraç'ta Hz. Muhammet'e; süt, bal ve elma verildiği rivayet edilir. Bal aşka, süt sevgiye elma ise dostluğa işaret eder. Muhammet, Mirac'a çıkarken yoluna bir kükremiş aslan çıkar. Aslan yolunu keser. Gaipten bir ses (nida) gelir. "Parmağındaki yüzüğü aslanın ağzına atması" istenir. Muhammet böyle yapar aslan sakinleşir, yoluna devam eder. Muhammet, Cenab-I Hak ile görüştükten sonra şehre döner. Yolda bir dergâha rastlar. Merak edip gidip kapısını çalar. İçerdeki ses; "Kimsiniz?" der. Muhammet ise; "Ben peygamberim içeriye girmek istiyorum" der. Kapı açılmadan içerden gelen ses; "Peygamberliğini git ümmetine yap. Bizim aramıza peygamber sığmaz" der. Hz. Muhammet kapıdan ayrılıp yürümeye başlayınca gaipten gelen ses ayrılmamasını kapıyı yeniden çalmasını ama yanıtı farklı vermesini söyler. Muhammet yine kapıyı çalar: İçerden yine; "Kimsiniz" diye sorulur. Bu kez Hz. Muhammet; "Bende sizden biriyim. Bir insanım. Sizi görmek istedim" der. Bu yanıttan sonra kapı açılır. Muhammet içeri alınır. İçerden "Hoşgeldin sefa getirdin, uğur getirdin" diyerek karşılarlar. Hz. Muhammet içerde oluşmuş bir meclis görür. Hatta sayımını da içinden yapar. Tam 39 kişi vardır. Üstelik bu meclis kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Bunların 22'si erkek 17'si kadındır. Muhammet' yer gösterilir. O'da gösterilen yere oturur. Hz. Ali'de meclistedir. Muhammet tesadüfen Ali'nin yanına oturur. Hz. Muhammet sorar. "Size kimler denir?" der. "Bize Kırklar denir" diye yanıt alır. "Ama burada 39 kişi saydım" der. "Selman-ı Pak Can Parstadır"denir. "Peki sizin ulunuz, büyüğünüz, küçüğünüz kim" diye sorar Hz. Muhammet. Gelen yanıt şöyle olur: "Bizim küçüğümüz, büyüğümüz yoktur. Küçüğümüz de uludur, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir" denir. Bunun üstüne Muhammet meclisten bunu kendilerine kanıtlamalarını söyler. O sırada Ali kolunu uzatır ve gömleğini sıyırır. İçlerinden biri "destur" diyerek bıçağın ucu ile kolunu hafif kanatır. Kolundan bir damla kan akar. Onu, her can'ın kolundan birer damla kanın gelmesi izler. 40. canın bir damla kanı da pencereden içeri gelir. Bu ise Selman-ı Pak'ın kanıdır. Sonra Hz. Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur. Selman-ı Pak, Parstan dönüşte bir üzüm tanesi getirir. O'nu Hz. Muhammet'e verir ve bölüştürmesini ister. Muhammet erilen kapta üzüm tanesini ezer, çıkan dem meclisteki kadın-erkek canlara dağıtılır. Kırklar üzüm suyunu içerler. Hep birlikte mest olurlar. "Ya Allah" deyip semah dönerler. Hz. Muhammet'te onlara katılır. Büyük bir coşku ile vecd halinde semah dönülürken Hz. Muhammet'in başından sarığı (imamesi) düşer. Kırk parçaya bölünür. Kırklar parçaları bellerine bağlarlar, kemerbest olurlar. Hz. Muhammet, Kırklar Meclisi'ne pirlerini sorar. "Pirimiz Ali'dir" derler. Böylece, Hz. Muhammet, Ali'nin de orada olduğunu öğrenmiş olur. Ali, Hz. Muhammet'in yanına gelir. Hz. Muhammet Ali'nin parmağında, Mirac'a giderken "aslana" verdiği yüzüğü (hatemi) görür. Ali'ye sarılır, O'nu bağrına basar.

İbadetten çok, hakaret, iftira, şirk ve küfüre benzeyen iğrenç bir tiyatro senaryosu gibi.

Aklı selim olan, Allahtan birazcık olsun korkan bir insanın inanması asla mümkün değil.

Bu iftiralardan dolayı Allah bunları kahretsin inşallah...
SermonValley
Ben kim ne dersen desin,
Ne yaparsa yapsın
Kesinlikle KABÜL EDEMEM ki,
Zaten içim de almıyor
Bir türlü
Damarlarım
Yerlerini yırtarcasına kabarıyorlar
Sanırsın benden önce
Onlar darbe indirmek istiyorlar
Ben kabül edemiyorum
Evet kabül edemiyorum
Alevi denilenleri içimize sokan
Tarihi oyunları...
Zaten ratmetli Sultan Süleymanlar,
Yavuz Sultan Selimler değillermiydi?
Onların yüzlerine bakarak,
"Sizlerin yüzlerinizde zerre kadar nur görmedik."
Demediler mi?
İşte işte şeriatın kestiği kol acımaz

BENİM OSMANLIMDA ASLA YANILMAZ VE YANILMADI DA!

ALLAH'IN LANETİ ÜZERLERİNE OLSUN VE YÜZLERİNE ÇEHRELERİNE ZERRE KADAR NUR VERMESİN.

AMİN
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2009 Invision Power Services, Inc.