Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Felsefe Kapısını Aralıyalım
Islami Forum - Popüler Forum > EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE > .·[ FELSEFE ]·.
Vuslat Rana
FELSEFENİN METODLARI

Akıl felsefenin temeli değil aleti olmak durumundadır.
“Felsefe sadece akılla ilgilenir” demek konusunu sınırlamaktır. Zira insan ruhu sadece akıldan ibaret değildir.
Çözülmemiş ve çözülememiş problemleri saçma ve lüzumsuz diye konusu dışında bırakmaz.


FELSEFENİN TARİFİ

Felsefenin çeşitli tarifleri şöyle yapılmıştır.

Pythagoros “Başlangıcı; ilim sevgisi, ortası; insanın gücü kadarıyla varlıkların mahiyetini bilip tanıması, sonu da ilme uygun bir şekilde konuşup yaşamaktır.”
Platon “ Görülmesi mümkün olmayanın ilmi”
Aristo “İlk prensipler ve son sebepler hakkında bilgi”
Genel tanımı “Evren hakkında tefekküre dair bir bilgi, teemmüllü bir bilgi”, “Mutlak ilim”, “İlimlerin ilmi”, “İlimlerin izahı”
Descartes(1595-1650)”Felsefe sözünden hikmeti (bilgelik) incelemek anlaşılır. Bilgelikten de, insanın bilebildiği kadar, bütün şeylerin tam bilgisi anlaşılır.”
Hegel (1770-1830) “Önce genel olarak düşünce tarafından nesnelerin(eşyanın) derin bir şekilde incelenmesidir.”
İslam filozofları “Felsefe, eşyanın mahiyet ve hakikatını bilmek, varlığın sebebini açıklama gayretidir. İnsanın kendini bilip tanımasıdır.”
İslam filozofu El-Kindi(öl. M.S. 873) “Felsefe insanın kendisini tanımasıdır. Felsefe sanatların sanatı, hikmetlerin hikmetidir. Felsefe, insanın gücü yettiği sürece külli-edebi şeylerin hakikatlarını, mahiyetlerini ve sebeplerini bilmektir.”
Farabi (870-950) “Varolmaları bakımından varlıkların bilinmesi…”
Muyiddin ibn el-Arabi(1165-1240) “Nesnelerin hakikatlerini oldukları gibi bilmek ve onların varoluşları ile hüviyetleri konusunda hüküm vermek suretiyle, insan ruhunun olgunlaşmasıdır.”


FELSEFENİN MAHİYETİ

Kimileri felsefeye “Anlaşılmaz” derken, kimileri de insanların ihtiyaç ve davranışlarının esaslarını pozitif ilimlerin çözeceğini ileri sürerek felsefeyi lüzumsuz saymışlardır. Ayrıca filozofların karşılıklı mütalaa edip, sonuca varamamaları da buna ilave edilince; felsefe üzerindeki olumsuz düşüncelerin tarihin her döneminde olduğunu kabul etmek gerekir. Bu olumsuzluklara rağmen felsefenin öneminin ve devamlığının sebepleri;

Düşünme yoluyla, varlık ve olayların(alemin) derinliklerine nüfuz etme arzusu
Bilgili ve şuurlu bir hayata ulaşmak düşüncesi
Şu bilinmelidir ki; evrenin mahiyeti ve manası hakkında din, siyasi veya sosyal bir dünya ve hayat görüşüne sahip olmak herkes için mümkün olduğu halde, felsefe yapmak, felsefi problemlerle yakından ilgilenmek herkesin işi değildir. Çünkü; felsefe bir dünya görüşünden ibaret bulunmamaktadır. Felsefe, alem ve olaylar karşısında alınan belli bir tavrın ifadesi olan fikirler arasındaki münasebettir.

Felsefe çok geniş bir sahayı kuşatır. İnsanın tecrübe sahasına giren şeyler içinde, hatta bunun da dışında kalan bütün objeler, düşünceler ve kavramlar felsefeyi ilgilendirir.

Felsefenin basitten karmaşığa doğru mertebelendirilmiş bir öğrenimi bulunmadığından felsefe güç ve karışık bir saha denilebilir. Felsefenin her noktasında, her kavramında daima birçok problem ve girift fikirler vardır. Aslında çok zor görülen bu bilmeceden çıkma anahtarı meraktır.

İnş felsefenin temel kavram ve problemlerini de bu başlığa devamen paylaşmaya çalışacağım
selam ve dua ile...
Vuslat Rana

FELSEFE İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Felsefe: Yunanca Phılosophıa kelimesinin Arapça’da aldığı şeklidir. Filo: Sevgi, Sofia da Hikmet anlamındadır. Böylece felsefe, “Hikmet Sevgisi” anlamındadır.

Filozof: “Hikmeti Seven” manasına gelen filozof ilimlerin sahalarını aşan problemler hakkında umumi görüşler ileri süren ve böylece bir sisteme ulaşan kimsedir.

Hakim: Sofia’nın karşılığı olan “hikmet”e sahip olana denir.

Bilme: Bilme ve Bilgi felsefenin Gnosenoloji veya Epistomoloji adı altında ele aldığı bir problemdir. Bilgi problemiyle yalnız felsefe uğraşır. Felsefi araştırmalar bilme ile başlar ve ilerler. Fakat, bilmenin sınırları ne kadar geniş tutulursa tutulsun, bilinen yapısı içinde insanın önündeki bütün problemleri çözmeye yetmeyeceği de bir gerçektir.



Düşünmek: Bilmenin verilerinden başlayıp, onu bilinmesi mümkün olabilen çok geniş bir sahaya yaymak demektir. Bilmenin bittiği noktadan itibaren harekete geçip ilerler. Bu ifadeye göre, düşüncenin sınırları idrakten daha geniştir. Gerçek veya gerçek dışı, sahalara ulaşabilir.

Zeka: Eğer düşünme, yeni bir durumu hemen kavrarsa, onun bu görünüşüne “zeka” denir.



Akıl: Düşünme belli bir problemi tasarlar, onları açık kavramlarla ifade eder ve bu problemler hakkında teemmüle(reflexion) dayalı açıklamalarda bulunursa, buna akıl denir.

Anlama: Düşünmenin idrak sahasına ait olan bir şeyi doğrudan kavramasıdır.

Sezgi: Düşünme, bir şeyi ya da içinde bulunulan bir durumu doğrudan yani, bir takım kavramlara ihtiyaç duymadan his ederse, onun bu şekline “Sezgi” denir.

Hayal: Hiç bir kayıt ve şarta bağlı bulunmadan ortaya çıkan düşünme şeklidir.
Vuslat Rana
FELSEFENİN PROBLEMLERİ

Çeşitli ve birbirleriyle alakasız gibi görünen ilimlerin ortak yönlerinin olup olmadığını araştırmak felsefenin sahasına girer, “Bilgi Meselesi”felsefenin belli başlı problemlerinden birisidir.
İlimlerin benzerlik ve farklılıkları göz önüne alınarak, onları bir sınıflamaya tabi tutmak, düşünme kanunlarını, düşünceler arasındaki münasebetlerin dayandığı kanunları ve prensipleri tesbit etmek de bilgi probleminin yanında “Mantık Meselesi” olarak karşımıza çıkar.
İlimler değişik varlık sahalarını paylaşıp orada derinleştiği halde, felsefe varlık aleminin tamamı hakkında bir izah vermek, onları bir bütün içinde kavramak üzere ele alır. Bu, evreni tek bir bütün olarak problem edinmektir. “Ontoloji (Varlık Bilimi)” diye ifade edilen bu mesele de felsefenin temel problemlerinden birini teşkil eder.
Madde dünyasının yanında bir de canlılar alemi, organik bir alem mevcutdur. Bu iki alemde cereyan eden kanunlar aynı mıdır? Farklı ise mahiyetleri nelerdir? Bu suallerin cevapları da felsefenin “Tabiat Felsefesi” adı altındaki disiplininden beklenir.
Tabiat Aleminin zıddı Kültür ve Tarihi-Manevi alemdir. Birçok ilimlerin paylaştığı bu sahayı felsefe bir problem olarak “Tarih Felsefesi” adı altında, onun bütününü, prensiplerini, sebeplerini araştırarak tayin etmeye uğraşır.
Sanat eserlerinin insan için taşıdığı değer bunlarla ortaya konmak istenen şey ve bunların ideal değerlerle olan alakası nedir? Bu ve benzeri soruların cevabını da felsefeden “Sanat Felsefesi” (estetik) vermeye çalışır.
İnsanın “ne yapmam lazım?” sorusu altında toplanabilecek diğer bir takım soruları da vardır. Bunların cevabı felsefede “Ethik” (Ahlak) Felsefesinden beklenir.
Felsefenin en mühim problemlerinden bir başkası da “Felsefi Antrolopoloji” (İnsan Felsefesi)dir. İnsanın toplumsal yönünü Sosyoloji, davranışlarını Psikoloji, biyolojik yapısını Biyoloji, sıhhatini Tıp inceler. Ama hiç biri -felsefe hariç- insanı, onun ne olduğunu, evrendeki yerini, diğer canlılarla olan münasebetini ele almamaktadır.
İnsanın ümitleri, beklentileri ve imanlarının neyi ifade ettiği, insan ile Yüce Varlık(Allah C. C.) arasındaki münasebetin mahiyetinin ne olduğu, bu münasebetin tarzları, Allah(c.c.), Evren ne İnsan kavramlarının karşılıklı ilişkileri içinde insanın durumu gibi sorular, dini ilimleri de aşan bir takım problemler sahası teşkil eder. İşte, felsefenin ilkçağlardan beri belki en temelli problemlerinden biri de “Din Felsefesi” dir.
Devletin bir kurum olarak sorumluluğu nedir? Hak, adalet ve vazife prensiplerinin kanunlarla ve başka ahlaki normlarla münasebeti nedir? Hürriyet ve sorumluluğun manası nedir? Gibi soruların cevabı sadece “Devlet ve Hukuk Felsefesi” tarafından verilebilir.
HuDaLFA
vakti zamanında carlos casteneda adında bir yazarın kitaplarından bi kaçını okumuştum.bilge ve doğa üstü güçleri olan doun joun adındaki yugi kızılderilesi ile antropoloji alanında tez hazırlamak için doun joundan bitki lerin insan sağlığı üzerinde teatileri olur.neyse doun joun carlos u kendi felsefesine uyarlamaya çalışır ve savaşçı kısaca adam etmeye çalışır.
gecen diyolaglardan gecen bir cümlesi varki hala aklımda ve hala düşündükçe etkileniyorum.
(kendi komik dünyanı bir şey sanıyorsun değilmi der.ve ölümün kaçınılmaz olduğu bir zamanda nasıl olurda kendini önemseyebilirsin)ben uzaktan bakınca sıradan bir söz gibi algılanan bu söze dünya kadar anlamlar yükleyebilirim.
felsefeyle yahut ilimle çok fazla iştigal olanlarada bu sözü ithaf ediyorum.varsa kendiniz üzretin bi şeyler..
suleyhin
Selamün aleyküm.
Başta şunu belirteyim İlahi hikmetin mihverindeki felsefeye karşı değilim.Karşı olduğum dalalet bataklığına oradanda esfeli safilin çukuruna sürükleyen felsefeye karşıyım.Bu halef ve Üstadlarım olan İmam Gazali,İmam Rabbani ,Bediüzzaman vb.lerin nurani çizgileridir.Bu cadde i kübra özgür düşüncenin ta kendisidir.Aşkın ve müteal olan semavi (tahrife uğramamış)dinden daha hürriyetçi düşünce olur mu?Özgürlük sadece felsefeyle sınırlı değil ki.Kaldıki felsefi düşüncenin ufku,kozmik enerji ve alemler üstü metafizik mahiyetteki nurani ışık olan İMAN alanın zemini bile olamaz.
Vuslat Rana kardeşim yukarda felsefeyle ilgili mesajlarına göz attığım kadarıyla insan aklı ürünü olan felsefeyi neredeyse hatadan uzak bir şekilde mutlaklaştırdığını görüyorum.Yani felsefenin kapısını aralamakla kalmamışsın nerdeyse bütün bilgi ve bilimlerin temeli saymışsın.Bu bir nevi Hırisyan vari bir yorum ve anlamla insana İlahi nitelikler yüklemek /İnsanı Allah'ın yerine koymak demektir. Hakkını vermek gerek felsefede mahir olduğun ortada,zaten icon undada felsefi bir hava var fakat bu sizin hak üzere olduğunuz anlamına gelmez. Neden derseniz?Sonra İnşallah.
ileney
.................
suleyhin
ALINTI(ileney @ May 3 2007, 07:21 AM) *

.................


Selamün aleyküm.Bak ileney kardeşim!!!!!!! Bir daha böyle yapma .Fikrinizde,zikrinizde bir maharet varsa yazılanlara katılır veya katılmaz mahiyetinde gerekçeli açıklamalar yaparsınız.Ama şayet bu anlamda bir birikiminiz yoksa "CHP" zihniyeti ve tavrı gibi hak ve hakikati manipüle etme girişimlerden vazgeçiniz.
ileney
ALINTI(suleyhin @ May 3 2007, 11:01 AM) *

ALINTI(ileney @ May 3 2007, 07:21 AM) *

.................


Selamün aleyküm.Bak ileney kardeşim!!!!!!! Bir daha böyle yapma .Fikrinizde,zikrinizde bir maharet varsa yazılanlara katılır veya katılmaz mahiyetinde gerekçeli açıklamalar yaparsınız.Ama şayet bu anlamda bir birikiminiz yoksa "CHP" zihniyeti ve tavrı gibi hak ve hakikati manipüle etme girişimlerden vazgeçiniz.



Haklısın kardeşim neden böyle yaptığımı Pm ile ileteceğim inşaAllah

Sevgiler

İleney
suleyhin
ALINTI(suleyhin @ Apr 8 2007, 09:33 PM) *

Selamün aleyküm.
Başta şunu belirteyim İlahi hikmetin mihverindeki felsefeye karşı değilim.Karşı olduğum dalalet bataklığına oradanda esfeli safilin çukuruna sürükleyen felsefeye karşıyım.Bu halef ve Üstadlarım olan İmam Gazali,İmam Rabbani ,Bediüzzaman vb.lerin nurani çizgileridir.Bu cadde i kübra özgür düşüncenin ta kendisidir.Aşkın ve müteal olan semavi (tahrife uğramamış)dinden daha hürriyetçi düşünce olur mu?Özgürlük sadece felsefeyle sınırlı değil ki.Kaldıki felsefi düşüncenin ufku,kozmik enerji ve alemler üstü metafizik mahiyetteki nurani ışık olan İMAN alanın zemini bile olamaz.
Vuslat Rana kardeşim yukarda felsefeyle ilgili mesajlarına göz attığım kadarıyla insan aklı ürünü olan felsefeyi neredeyse hatadan uzak bir şekilde mutlaklaştırdığını görüyorum.Yani felsefenin kapısını aralamakla kalmamışsın nerdeyse bütün bilgi ve bilimlerin temeli saymışsın.Bu bir nevi Hırisyan vari bir yorum ve anlamla insana İlahi nitelikler yüklemek /İnsanı Allah'ın yerine koymak demektir. Hakkını vermek gerek felsefede mahir olduğun ortada,zaten icon undada felsefi bir hava var fakat bu sizin hak üzere olduğunuz anlamına gelmez. Neden derseniz?Sonra İnşallah.

Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.