Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Risaleyi Nurda Kuran Kac Ayettdir
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ NURDAN DAMLALAR ]·.
Muhabbetci
KUR'AN AYETLERİNİN SAYISI



Kur'an, (...) ondört asır müddetinde her dakikada altıbin altıyüz altmışaltı âyetleri, kemâl-i ihtiramla hiç olmazsa yüz milyondan ziyade insanların dilleriyle okunuyor.[209]



Ï



Sofuoğlu bu konuda şöyle der:



Kur'an-ı Azim’in ayetlerinin sayısına gelince 6000 ayettir. Bunun üzerine ziyade olan sayılarda çeşitli kaviller hâlinde ihtilâf edilmiştir. Kimisi bu sayının üzerine artırmadı. Kimisi 6204 ayettir, dedi. Kimisi 6214 ayet, kimisi 6219 ayet, kimisi 6225 ayet, kimisi 6226 ayet, kimisi de 6236 ayet, dedi. Bunları Ebu Amr ed-Danî, el-Beyan adındaki kitabında hikâye etti.[210]



Keskioğlu da şöyle demektedir:



Ayetleri yuvarlak rakam olarak 6666 sayarlar. Bazılarınca daha azdır. Çünkü, mukattaatı bir ayet sayıp saymama ihtilâflıdır. Birkaç ayeti bir sayanlar da var. Duraklar ihtilâflıdır. İbn Abbas’tan rivayete göre 6616’dır. Daha çok kabul olunan 6236 ayettir. 113 besmele de birer ayet sayılır.[211]



Asırlardır kabul görmüş, hâlen ümmetin çoğunluğunun elinde bulunan Mushaftaki ayet sayısı 6236’dır. Bu sayıya 113 besmele de eklenirse 6349 olmaktadır.



Bu konuyu bizim ele almamızın nedeni ise, Said Nursî’nin Kur'an’ın 6666 ayet olmasından kendisine göre yine çeşitli tevafuklar (!) çıkarmış olmasıdır. Said Nursî, nedense elindeki Mushafın ayetlerini saymadan 6666 deyivermiştir. Hâlbuki, tevafuklu-mucizeli ve levh-i mahfuzdaki gibi (?) yazılan Mushafta da ayet sayısı 6236’dır. Böylece Said Nursî kendisiyle de çelişkiye düşmüş, bir dediği diğerini tutmaz olmuştur.



6666 ayet demiştir; çünkü uydurulan tevafuk ancak bu sayı ile bir anlam (!) kazanabilecektir:



Bu müsveddenin birinci tebyizi bir mübarek zât tarafından oldu. O zâtın tevâfuktan haberi yokken yazdığı nüshada, kayda lâyık şöyle lâtif ve mânidar bir tevâfuk gördük ki: O nüshanın satırları başında "ELİF"ler ALTIYÜZ ALTMIŞALTI olarak yazılmıştır. Bu hâl ise, Hazret-i İmam-ı Ali (Radıyallahü anh) tarafından bu hususî risâleye verilen Âyet-ül-Kübra namının cifrî ve ebcedî makamı olan ALTIYÜZ ALTMIŞALTI adedine tam tamına muvâfakatı ile, risâlenin bu nâma liyakatını gösterir. Hem âyât-ı Kur'âniyenin adedi olan ALTIBİN ALTIYÜZ ALTMIŞALTI’nın dört mertebesinden üç mertebesine tevâfuku dahi, bu risâlenin, âyatın bir lem'ası olduğuna bir işârettir diye telâkki ettik.[212]



Kur'ândaki âyetin mecmu’-u adedi, altıbin altıyüz altmışaltı olması ve şu geçen seksendokuzuncu sahifede, mezkûr Esmâ-i Hüsnânın adedi, altı rakamiyle alâkadar bulunması ehemmiyetli bir sırra işaret ediyor, şimdilik mühmel kaldı.[213]



Nur Risaleleri’nde yer alan Âyet-ül-Kübra namlı risaleye, bu ismi Hz. Ali (r.a.)’nin özellikle verdiği iddiasını, kitabımızın "Nur Risaleleri’nde Hz. Ali" bölümünde ele alacağız.



İşte, Nur Risaleleri’nin tevafukları böylesine çürük ve düzmedir. Bunlar, Said Nursî ve talebeleri tarafından keramet telâkki edilmiştir.



İmam Suyutî, Kur'an ayetlerinin sayısı hakkında demiştir ki:



Aslında bu, önemli bir konu değildir. Görüşlerin çeşitliliği mukattaatı ve besmeleyi bir ayet sayıp saymama ve vakıfların nerede olacağı konusundaki ihtilâftan kaynaklanmaktadır. Onun önemi sadece, namazda bir ayetin tümünü okumayınca, namazın sahih olmayacağından ileri gelir. İşte bu yüzden bazı âlimler, ayetlerin sayısını bilmek, bir ilim değildir, bu sadece bazı kimselerin kendilerini tanıtmak için ilgilendikleri bir meşgaledir, demişlerdir.[214]


[209] Âsâ-yı Mûsa, 115, Âsâ-yı Mûsa'dan İkinci Kısım Hüccetullah-ül-Bâliğa Risalesi Onbir Hüccet-i Îmaniyedir/Birinci Hüccet-i îmaniye Ayet-ül Kübra/Dokuz Külliyet/Dokuzuncusu/İkinci Nokta.

[210] Mehmed Sofuoğlu, Tefsîre Giriş, Çağrı Yayınları, İstanbul 1981, 188.

[211] Keskioğlu, Nüzûlünden Günümüze Kur'ân-ı Kerîm Bilgileri, 128. Keskioğlu, ayetlerin sayısı "İbn Abbas’tan rivayete göre 6616’dır" demiştir. Deylemî’nin yine İbn Abbas (r.a.)’tan rivayetinde ise: "Cennetin dereceleri Kur'an’ın ayetleri kadardır. Her ayet, bir derecedir ve bu, altı bin iki yüz on altı (6216) ayettir. (...)" denilmektedir. (Râmûz, 1/283.)

[212] Şuâlar, 151, Yedinci Şuâ/Âyetü’l-Kübra/İhtar.

[213] Mektubat, 384, Yirmidokuzuncu Mektub/Üçüncü Risale Olan Üçüncü Kısım/Birinci Nükte/Hâşiye.

[214] Suyûtî, el-İtkān, 1/157.


Risaleyi nurda simdi said nursi kuran 6666 ayet diyorsa , ki bunu ben saydim ve gercekden 6236 ayet var kuranda , o zaman bir baska kuranimi vardi?? Yada kurani saymadigindan kac ayet oldugunu kulakdan duyma risaleyemi aldi??...


Simdi dabiki bazilari diyebilirki :" Aboo nasil elesdirirsin sen Said nursiyi!" Elesdirilmeyecek sadece ALLAH, onun resülü ekremi Hz Muhammed Mustafa(sav) Ehlibeyti ve kurani kerimdir...Bunlardan gayrisi elesdirilir.Dabiki efendi bir sekilde...

Cünki elesdirilmeden nasil dogru yahut yanlisi ögrenecegiz??

Buyrun acaba bana bunlari aciklayabilirmisiniz...
asiLDuA
Bunu ben bir ara sormuştum arkadaşa.Sizi tatmin eder inşallah şöyleki; Kuranın ayet sayımı Sahabeler zamanında yoktu.Sonradan ayetler sayıldı.Hatta topkapı sarayında eski mushafları eskiden yazılmış kuranları gördüğnüzde günümüzdeki gibi ayet sayıları görmeyebilirsiniz.

Bu rakamlar kimine göre değişik çıkmasının sebebi,Ayetlerin eksik yada fazla olmasından değil BESMELE yi kimi alimler Ayettir diyerek saymış,Kimisi ayet değildir diyerek saymıştır.Yine ELİF LAM MİM dediğimiz harfi mukatta bu harflerin kimisi tek tek ayet olarak almış kimisi tam olarak ayet alarak almış ve sayılar bu yüzden fark etmiştir.

Yoksa ayetlerin sayısının eksik yada fazla olucağından değil.Ama 6666 ayet rakamı mısır el ezher gibi islam üniv telerince hocaları ile birlikte karar alınarak konulmuş bir rakam ki bunuda yine İmam ebu hanife imam şafi gibi alimlerin görüşlerine göre ortak bir noktaya vararak bu kararı almışlar.

Başka yorumlarada bakmak lazım.Ama ayet eksikliği yada fazlalığı gibi kimse öyle algılamasın

Ama..

ALINTI
"İbn Abbas’tan rivayete göre 6616’dır" demiştir. Deylemî’nin yine İbn Abbas (r.a.)’tan rivayetinde ise: "Cennetin dereceleri Kur'an’ın ayetleri kadardır. Her ayet, bir derecedir ve bu, altı bin iki yüz on altı (6216) ayettir. (...)" denilmektedir. (Râmûz, 1/283.)


Bu hadis rivayeti sahih ise sayısı böyledir.Doğrudur.Kaldiki bu o kadar önemli mevzu olmasa gerek.Çünkü ayetlerde eksiklik yok Allahu tealanın kelamını bir beşer dahi sayarken şaşırıyorsa bu kelamın Korunduğunu,ve yüceliğini anlarız.Said nurside bir beşerdir hata yapmış olabilir.Diğer alimlerde beşerdir.Hata yapmış olabilirler.Siz rahat olun kardeşim.Selametle.
islam ve kulluk
MEhlika kardeşimiz Allah razı olsun gerekli açıklamayı yapmış

amacımız gerçekten öğrenmek olsun birşeyleri kötülemek olmasın inşaallah
icimdeki_endülüs
Simdi dabiki bazilari diyebilirki :" Aboo nasil elesdirirsin sen Said nursiyi!" Elesdirilmeyecek sadece ALLAH, onun resülü ekremi Hz Muhammed Mustafa(sav) Ehlibeyti ve kurani kerimdir...Bunlardan gayrisi elesdirilir.Dabiki efendi bir sekilde...

Ensarı,muhaciri,aşer_i mübaşereyi,hulefai raşidini kısacası tüm eshabı kiramı damı eleştireceksin.Zİra ehl_i beyt'den olmadıkları için diğer sahabeyi kiramı eleştirmek caizmi sizce.Bu paragrafı yazan arkadaş cevap versin.
Muhabbetci
ALINTI(icimdeki_endülüs @ Sep 6 2007, 11:11 AM) *

Simdi dabiki bazilari diyebilirki :" Aboo nasil elesdirirsin sen Said nursiyi!" Elesdirilmeyecek sadece ALLAH, onun resülü ekremi Hz Muhammed Mustafa(sav) Ehlibeyti ve kurani kerimdir...Bunlardan gayrisi elesdirilir.Dabiki efendi bir sekilde...

Ensarı,muhaciri,aşer_i mübaşereyi,hulefai raşidini kısacası tüm eshabı kiramı damı eleştireceksin.Zİra ehl_i beyt'den olmadıkları için diğer sahabeyi kiramı eleştirmek caizmi sizce.Bu paragrafı yazan arkadaş cevap versin.



vereyim cevap kardes...Senin dedigin sahabeleri benim elesdiremem gerek yokdur bilakis kurani kerim elesdirmisdir..

Ondan sonra sahabe sahabeyi elesdirmisdir

ondan sonra Ulema elesdirmisdir

simdi kaynaklarina gelelim...

Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de Resulullah'ın (s.a.a.) aşağıdaki hadisini okuyan Müslümanın suçu var mıdır?

"Kıyamet günü sizi kuzeye doğru götürecekler. Ben, "Onları nereye götürüyorsunuz?" diye sorduğumda; "Vallahi onları cehennem e götürüyoruz." diyecekler. Ben, "Ey Rabbim, onlar benim ashabımdır." diyeceğim. Bana diyecekler ki: "Senden sonra onların ne bidatler çıkardıklarım bilmiyorsun. Sen onları terk ettiğin andan mürted olup cahiliyeye geri döndüler." Bunun üzerine ben diyeceğim ki: "Allah'ın rahmeti benden sonra dini değiştirenlerden uzak olsun." Onlardan, ancak deve sürüsünden ayrılan birkaç deve gibi çok azı kurtulacaktır."

Sahih-i Buhari, c. 9, s. 58-59 ve c. 8, s. 150 - 151; Sahih-i Müslim, c. 4, s. 1794, h. 2293.


"Medinelilerden, münafıklık edip duranlar var. Sen onları bilmiyorsun, ama biz biliyoruz. Onlara iki kez azap edip sonra büyük bir azap ile azaplandıracağız."

Tevbe Suresi / 101.

söylermisin bana bu ayet kimlerin hakkinda inmisdir???


"Söylemediklerine dair Allah adına yemin ederler. Fakat andolsun ki küfür sözünü söylediler onlar. Müslüman olduktan sonra kafir oldular. Ulaşmadıkları şeyi elde etmeğe çalıştılar."
Tevbe Suresi /74.

"Böylece Allah'a verdikleri sözü tutmadılar ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisine kavuşacakları güne kadar onların kalplerinde nifakı devamlı kıldı."
Tevbe Suresi / 77


"İnsanlardan Allah'a ve ahirete inandık diyenler vardır, ama inanmamışlardır. Sanki Allah'ı ve inananları kandırırlar. Ama onların kendilerini kandırdıklarından haberleri yoktur. Kalplerinde hastalık vardır ve Allah da hastalıklarını artırmıştır. Yalanladıkları şey yüzünden onlara acı bir azap vardır."
Bakara Suresi /8- ıo.

Ya bu ayer kimi kast ediyor sence??


"Münafıklar yanına geldiklerinde dediler ki: "Şehadet ederiz ki sen Allah'ın resulüsün. Ve Allah senin resul olduğunu biliyor ve Allah şehadet eder ki münafıklar yalancıdırlar. Onlar yeminlerini bir siper gibi kullanıp Allah'ın yolunu (halka) engellemeğe çalışırlar. Yaptıkları ne kötüdür. Bu da hiç şüphesiz iman ettik- ten sonra kafir oldukları içindir. Sonra kalpleri mühür- lendi de artık anlamaz olmuşlardır."
Münafıkun Suresi / 1 - 3

"Münafıklar Allah'ı kandırdıklarını zannederler.Halbuki Allah onları kandırmaktadır. Namaz için kalktıklarında gevşektirler, halka riya yaparlar ve Allah'ı çok az zikrederler."
Nisa Suresi / 142.

Söylermisin bana namaza kalkarken gösteris yapan hangi sahabedir??


"Ve onlardan seni dinleyenler de var; sonradan yanından çıkınca kendilerine bilgi verilenlere, demin o ne söylüyordu derler. Onlar öyle kişilerdir ki Allah kalplerini mühürlemiştir. Onlar kendi heva ve heveslerine uyarlar."
Muhammed Suresi / 16


bunun gibi daha bircok ayetler mevcut kurani kerimde....

Bende sana soruyorum söylermisin kimler adina inmisdir bu ayetler? Hangi sahabe? cünki kafirlere inmedigi ortada....


islambuli
selamun aleykum yazdığın ayetler münafıkları tanımlıyor ne gayet açık.ve münafıkların kim olduğunu Allah rasulü biliyordu zaten.sahabede insandı ve hataları vardı günah işleyen sahabeler vardı ama tövbe edip birdaha o yaptıklarını yapamdılar islama seçtikten sonradan bahsediyorum günah işleyen sahabeler derken.yani ne şimdi onlar günah işledi diye bizdemi yapacağız yada yaptığı hataları çıkarıp onlarımı yazacağız diğer yaptıkları büyük ksımı atıp küçük bir kısmımı alacağız.onlar cehennem ayeti inice korkudan bağıran oldukları yerden kaçan cennet ayeti nidiği zaman yürekleri çoşan Allahı cehennemi cenneti gömüş gibi inanan insanlar değilim onların tövbeside nasıldı tahim etmek lazım o işlediklerine tövbe edip birdahada yaklaşmazalrdı bu sahabe tövbesi kardeşler dikkat edelim.Allahu alem onların günah işleyip tövbe etmiş hali bizim hiç günah işlememiş halimizden daha hayırlıdır.kardeşler başka sözede gerek yok aslında onlar Allahtan razı Allahta onlardan razı değilmiydi.
Muhabbetci

ALINTI
selamun aleykum yazdığın ayetler münafıkları tanımlıyor ne gayet açık.

"Söylemediklerine dair Allah adına yemin ederler. Fakat andolsun ki küfür sözünü söylediler onlar. Müslüman olduktan sonra kafir oldular. Ulaşmadıkları şeyi elde etmeğe çalıştılar."
Tevbe Suresi /74.

Bak kurani kerimde söyle diyor ama, Müslüman oldukdan sonra geri kafir oldular? Söyle bakim hangi sahabedir bu, müslüman oldukdan sonra geri kafir olan??


"Münafıklar Allah'ı kandırdıklarını zannederler.Halbuki Allah onları kandırmaktadır. Namaz için kalktıklarında gevşektirler, halka riya yaparlar ve Allah'ı çok az zikrederler."
Nisa Suresi / 142.


Peki namaz kilan hangi sahabelerdi, gösteris yapanlar? Okuduklarinizi düsünmüyormusunuz siz kardesler...Konusan ben degilim, bana hic biriniz kizmayin bilakis kurani kerim konusuyor...

ALINTI
ve münafıkların kim olduğunu Allah rasulü biliyordu zaten.


"Medinelilerden, münafıklık edip duranlar var. Sen onları bilmiyorsun, ama biz biliyoruz. Onlara iki kez azap edip sonra büyük bir azap ile azaplandıracağız."
Tevbe Suresi / 101.


Kurani kerim senin dedigini tasdik etmiyor malesef...Her ne hikmetse, Hz Resülü ekrem kimlerin gösteris yapdiklarini bilmiyordur...Yoksa yukardaki ayet Asikar olmazdi.... Sen onlari bilmiyorsun ama biz biliyoruz demekde HAKKI teala...Dolaysi ile Peygamberimiz (sav) bilmiyordu diyebiliriz....



ALINTI
sahabede insandı ve hataları vardı günah işleyen sahabeler vardı ama tövbe edip birdaha o yaptıklarını yapamdılar islama seçtikten sonradan bahsediyorum günah işleyen sahabeler derken.


Malesef yine baltayi tasa vurdun kardes...Cünki kurani kerimde su ayeti oku yukarda...Müslüman oldukdan sonra yine kafir oldular demekde..Demekki Kafir zamanlar degilde, müslümanlikdan geri cikmis bazi sahabeler...
ALINTI

yani ne şimdi onlar günah işledi diye bizdemi yapacağız yada yaptığı hataları çıkarıp onlarımı yazacağız diğer yaptıkları büyük ksımı atıp küçük bir kısmımı alacağız.

evet arasdircaz, bakicaz kime ne yapmislar...Her kim Resülü ekreme eziyet ediyorsa, ben onu sahabe kabul etmem...Zira Sahabe kutsal sayilmakdadir...O zaman nasil olurda bazilari Peygamberi rencide eder??
Elesdirme diyorsun ama bak kendin onlari savunmakdasin , demekki sen elesdirileri kabul etmekdesinki savunmayi hak görüyorsun ...

ALINTI
onlar cehennem ayeti inice korkudan bağıran oldukları yerden kaçan cennet ayeti nidiği zaman yürekleri çoşan Allahı cehennemi cenneti gömüş gibi inanan insanlar değilim onların tövbeside nasıldı tahim etmek lazım o işlediklerine tövbe edip birdahada yaklaşmazalrdı

"Münafıklar yanına geldiklerinde dediler ki: "Şehadet ederiz ki sen Allah'ın resulüsün. Ve Allah senin resul olduğunu biliyor ve Allah şehadet eder ki münafıklar yalancıdırlar. Onlar yeminlerini bir siper gibi kullanıp Allah'ın yolunu (halka) engellemeğe çalışırlar. Yaptıkları ne kötüdür. Bu da hiç şüphesiz iman ettik- ten sonra kafir oldukları içindir. Sonra kalpleri mühür- lendi de artık anlamaz olmuşlardır."
Münafıkun Suresi / 1 - 3

Acaba hangi sahabelerden bahsetmede burda?? Kurani kerim apacik aciklamiyormu? Düsünmüyormusunuz acaba?

ALINTI
bu sahabe tövbesi kardeşler dikkat edelim.Allahu alem onların günah işleyip tövbe etmiş hali bizim hiç günah işlememiş halimizden daha hayırlıdır.kardeşler başka sözede gerek yok aslında onlar Allahtan razı Allahta onlardan razı değilmiydi.

Hem yukarda Sahabede insan demekdesin, hem burda onun tövbesini baska insanlarin tövbesinden üstün tutmakdasin...

Hz Muhammed bir Kadeh misalidir, Kimine zehir icirirdi, kimiine bal...Hz Yusuf hatirlayin, Zeliha onun cemalindan askin nuruna boyandida herseyinde vazgecdi...Öz kardesleri ise ayni kadehden zehir icdilerde kalbleri mühürlendi...

Burdan ibretini alda düsün...Sahabe dedigin sadece insan, onlarin birtek üstünlügü Hz Muhammedi görmüs olamalaridir..Yanlis anlasilmasin Sahabenin güzelleri daima asikardi...Velakin bazi sahabede kuranda belirttigi gibi Münafikdi....
Muhabbetci
Her nedense Sahabe hakkinda sanirim kendimi biraz geride birakdim...Ama burdaki konu sahabe degil onun icin bu konu üzerine yeni bir topic aciyorum...Cünki burdaki konu risaliye nurun kuran sayisi ile alakaliydi...

Yeni yerde yazisirik kardesler...


haydin vesselam
usame
ALINTI
İmam Suyutî, Kur'an ayetlerinin sayısı hakkında demiştir ki:

Aslında bu, önemli bir konu değildir. Görüşlerin çeşitliliği mukattaatı ve besmeleyi bir ayet sayıp saymama ve vakıfların nerede olacağı konusundaki ihtilâftan kaynaklanmaktadır. Onun önemi sadece, namazda bir ayetin tümünü okumayınca, namazın sahih olmayacağından ileri gelir. İşte bu yüzden bazı âlimler, ayetlerin sayısını bilmek, bir ilim değildir, bu sadece bazı kimselerin kendilerini tanıtmak için ilgilendikleri bir meşgaledir, demişlerdir.[214]


Şimdi hem bunu yazacaksın, hemde Ustada laf atacaksın, densizliğin böylesine de pes!!


Senin gibi çoook geldi geçti bayındır kılıklı zavallı zevat, konuş aslanım, sende konuş, ağzı olan konuşuyor zira... Hz Yusufun kardeşlerinin daha sonra israiloğullarına peygamber oldukları kitaplarda kayıtlıdır, Kalpleri mühürlenmiş miş. Hadi efendi, başka kapıya.

Yukardaki ayetlerin muhatabları her asırda öyle ddavrananlardır, senin gibi suret-i haktan görünüp aslında dini tahrif edenlere diyor Allah. Eger adam ashab olaydı munafık olmazdı bre ahmak! munafık veya murted olmuşsa ona ashab denmez, az kaldı, biraz daha uğraşırsan peygambere de laf atarsın. Ecelin geliyor herhal...
islambuli
muahbetçi gerçeketen nikin gibi sırf muhabbet yapıyorsun yazdığın ayetler münafıkları anlatan ayetler yazımdan alıntı yapıp yapıp cevap vermisşin.ayetler açık tekrar ediyorum sorun ne.seninle boş mevzularda tartışacak değilim ama saçma yorumlarına islamı yeni anlamaya çaılşan kardeşlere fitne sokamana razı olamam.şu ayetide bir araştır bari diyorsun Allah rasulü münafıkları bilmiyordu


Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır. (NİSA SURESİ / 138) bilmediği kişilere nası müjde verecekti sence

tevbe 62 63 64 65 66
62- Sizin hoşnutluğunuzu kazanmak için Allah'a yemin ederler. Ohsa eğer mü'min olsalardı, Allah'ın ve peygamberin hoşnutluğunu kazanmayı daha gerekli görürlerdi.

63- Onlar halâ öğrenemediler mi ki, Allah'a ve Peygamber'e zıt düşeni, düşman olanı cehennem ateşi bekliyor; o, orada ebedi olarak kalacaktır. Bu büyük perişanlıktır.

64- Münafıklar kalplerinde sakladıkları kâfirliği açığa vuracak bir surenin inmesinden korkuyorlar. Onlara de ki; "Siz alay edin bakalım, Allah kesinlikle korktuğunuzu meydana çıkaracaktır. "

65- Eğer onlara soracak olursan, `Biz lafa daldık aramızda eğleniyorduk derler. ' De ki; "Allah ile, Allah'ın ayetleri ile ve Peygamber ile mi alay ediyordunuz?"

66- Uydurma bahaneler ileri sürmeyiniz. İman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Bir kısmınızı affetsek bile, ağır suçlu olduklarından dolayı diğer kısmınızı azaba çarptıracağız.

Bu ayetler, münafıkların, Allah tarafından indirilecek bir sure ile içyüzlerinin ortaya konmasından, kalplerinde gizledikleri şeyleri haber vermesinden, gizlemiş oldukları şeyleri insanlara bildirmesinden endişe ettiklerini belirten genel bir ifadedir.

Bu ayetlerin iniş sebepleri hakkında, belli birtakım olaylardan söz eden birçok rivayetler de vardır.

Ebu Ma'ser el-Medini, Muhammed b. Ka'b el-Karazi'de ve başkalarına dayanarak bildirdiğine göre, münafıklardan bir adam şöyle demişti: "Görüyorum ki, bizim Kur'an okuyucularımız, mide bakımından bizden daha iştahlı, dil bakımından bizden daha yalancı ve düşmanla karşılaşmada bizim en korkaklarımızdır."

Onun bu sözleri Peygamberimize -salât ve selâm üzerine olsun- ulaştı. Gönderilen haber üzerine adam geldiğinde peygamber bineğine binmiş, yola çıkmıştı. Adam şöyle dedi:

"Ey Allah'ın resulü, biz sadece oynuyor ve eğleniyorduk" dedi. Peygamberimiz:

"Allah ile Allah'ın ayetleri ile ve Peygamber ile mi alay ediyordunuz?" "Uydurma bahaneler ileri sürmeyiniz. İman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Bir kısmınızı affetsek bile, ağır suçlu olduklarından dolayı diğer kısmınızı azaba çarptıracağız." ayetini okudu."

Bu sırada adamın titremesi ayak ucundaki taşları oynatıyordu. Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- onun yüzüne hiç bakmadı. Adam Peygamberimizin kılıcına asılmış duruyordu.

Muhammed İbn-i İshak der ki; Beni Ümeyye İbn-i Zeyd İbn-i Amr, İbn-i Avf'ın kardeşi Vedia İbn-i ile Sabit, Mahşa İbn-i Humeyr adı verilen Beni Seleme'nin dostu Eşca kabilesinden bir adam da dahil olmak üzere münafıklardan bir grup Tebük'e doğru yol alırken Peygamberle -salât ve selâm üzerine olsun- beraber yürüyorlardı. Birbirlerine dediler ki; "Siz Asfaroğulları'nın (Rumlar'ın) savaşçılarını, Araplar'ın birbirleriyle savaşması gibi mi görüyorsunuz? Allah'a yemin ederiz ki, yarın başlarınıza gelecekleri, iplere vuruluşunuzu şimdiden görür gibiyiz." Onlar bu tür sözlerle mü'minlerin cesaretini kırmak, morallerini bozmak istiyorlardı. Mahşa İbn-i Humeyr dedi ki; `Allah'a yemin ederim ki, ben sizin bu sözleriniz hakkında bir Kur'an ayeti inmesi yerine, herbirinize yüz kırbaç atılmasına hükmedilmesini tercih ederdim. Bana ulaşan haberlere göre Peygamber -salât ve selâm üzerine olsun- Ammar İbn-i Yasir'i bu olayı tahkik etmesi için görevlendirmiş ve "Onlara yetiş, onlar yaktılar kendilerini, onların neler söylediklerini sor. Eğer itiraf etmez, inkâr ederlerse, "Evet siz öyle söylediniz de" buyurmuştur... Ammar İbn-i Yaser onların yanına gitti. Onlara söyleyeceklerini söyledi. Onlar ise, Peygamber'e -salât ve selâm üzerine olsun- gelip özür dilediler. Vedia İbn-i Sabit bu sırada bineğinin üzerinde duran peygamberin terkisine yapışarak: "Ya Resulallah, biz sadece oynuyor ve eğleniyorduk" deyip yalvarıyordu. Mahşa İbn-i Humeyr: "Ya Rasulullah, Ben kendi adıma ve babamın ismine güvendim" dedi. İşte bu ayette bağışlanmalarından söz edilenlerden biri de, Mahşa İbn-i Humeyr idi. Bundan sonra ona Abdurrahman adı verildi. Hiç kimsenin bilmediği bir yerde şehid olarak ölmeyi Rabbinden, diledi. Yemame savaşlarında şehit düştü. Fakat hiçbir izine rastlanmadı.

İbnul Münzir, İbn-i Ebi Hatim ve Ebuş Şeyh, Katade'den rivayet ederler Bir ara Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- Tebük savaşına doğru ilerliyordu. Önünde bir grup münafık yürüyordu. Birbirlerine dediler k:

Bu adam (yani Hz. Muhammed) Şam'ın saraylarını ve kalelerini fethedeceğini mi sanıyor? Ne büyük hayal!

Yüce Allah, Peygamberini -salât ve selâm üzerine olsun- bu konuşmadan haberdar etti. Bunun üzerine Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- "Şu süvarileri durdurun" dedi. Sonra onların yanına gitti ve "Siz şöyle şöyle söylediniz değil mi?" diye sordu. Onlar:

"Ey Allah'ın resulü, biz sadece oynuyor ve eğleniyorduk" dediler.

Yüce Allah, onlar hakkında şu duyduğunuz ayetleri indirdi.

"Biz sadece oynuyor ve eğleniyoruz."

Sanki bu meseleler oyun ve eğlence konusu yapılabilecek basit meselelerdir... Halbuki ele aldıkları bu meseleler, çok büyük ve önemli meselelerdir. Bunların, inanç sisteminin temeliyle; sağlam ve köklü ilişkileri vardır.

"De ki; Siz Allah ile, Allah'ın ayetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyordunuz?"

İşte bu nedenle, cinayetin büyüklüğü nedeniyle, küfür sözü söyledikleri, açığa vurdukları, imanlarından sonra tekrar küfre dönüş yaptıkları apaçık olarak yüzlerine vurulmuştur. Allah'ın azabı ile tehdit edilmişlerdir. Bu azap, tezelden tövbe ettikleri ve sağlıklı imana dönüş yaptıkları için bazılarına gelmese de ikiyüzlülüğünü sürdüren, Allah'ın ayetleri, peygamberi, inanç sistemi ve dini ile alay etmeye devam eden diğer grubu yakalayı verecektir:

"Ağır suçlu olduklarından dolayı."

Bu ayetler münafıkların sözlerini, işlerini ve düşüncelerini bu tipik örnekleriyle bu şekilde ortaya koyduktan sonra, münafıkların gerçek yüzlerini ana hatları ile ortaya koyuyor. Onların, gerçek mü'minlerden ayıran belli-başlı sıfatlarını belirtiyor. Ve hepsini bekleyen azabın ne tür bir azap olduğuna açıklık getiriyor:


Muhabbetci
ALINTI

muahbetçi gerçeketen nikin gibi sırf muhabbet yapıyorsun yazdığın ayetler münafıkları anlatan ayetler yazımdan alıntı yapıp yapıp cevap vermisşin.ayetler açık tekrar ediyorum sorun ne.seninle boş mevzularda tartışacak değilim ama saçma yorumlarına islamı yeni anlamaya çaılşan kardeşlere fitne sokamana razı olamam.şu ayetide bir araştır bari diyorsun Allah rasulü münafıkları bilmiyordu

Demekki münafiklari anlatmakda ...Cok güzel ...Bu münafiklar demekki namaz kiliyor, abdest aliyordu ..Cünki kurani kerimde mealen su ayeti okumussundur
Münafıkun Suresi 1 münafıklar sana geldikerinde: "Senin kesinlikle Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz." derler. Senin kesinlikle O'nun elçisi olduğunu Allah zaten biliyor. Ve Allah tanıklık eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar.


Acaba kimden bahsediliyor burda??

ALINTI
Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır. (NİSA SURESİ / 138) bilmediği kişilere nası müjde verecekti sence

Burda Hz Peygamberin Münafiklari bilmesiylen hic alakasi yokdur..Cünki münafik kendini iyi biliyor...Hz Peygamber bu ayeti okumakla onlar kendilerine indigini bilmislerdir...Yani bu ayetten yola cikipda ,biliyordu diyemezsin...
Bu ayet hem o zamanlar icin gecerli hem bugünler icin gecerli...Münafiklara azabi müjdele, müninlere Cenneti müjdele...Ayet apacikdir yukardaki...ve tsk ederim bak kendin asagida tefsirini bir ayet ile vermissin...Tevbe suresi 64 smile.gif


ALINTI
tevbe 62 63 64 65 66
62- Sizin hoşnutluğunuzu kazanmak için Allah'a yemin ederler. Ohsa eğer mü'min olsalardı, Allah'ın ve peygamberin hoşnutluğunu kazanmayı daha gerekli görürlerdi.

63- Onlar halâ öğrenemediler mi ki, Allah'a ve Peygamber'e zıt düşeni, düşman olanı cehennem ateşi bekliyor; o, orada ebedi olarak kalacaktır. Bu büyük perişanlıktır.

64- Münafıklar kalplerinde sakladıkları kâfirliği açığa vuracak bir surenin inmesinden korkuyorlar. Onlara de ki; "Siz alay edin bakalım, Allah kesinlikle korktuğunuzu meydana çıkaracaktır. "

65- Eğer onlara soracak olursan, `Biz lafa daldık aramızda eğleniyorduk derler. ' De ki; "Allah ile, Allah'ın ayetleri ile ve Peygamber ile mi alay ediyordunuz?"

66- Uydurma bahaneler ileri sürmeyiniz. İman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Bir kısmınızı affetsek bile, ağır suçlu olduklarından dolayı diğer kısmınızı azaba çarptıracağız.

Bak son ayettde ne diyor..Iman ettikden sonra yine kafir oldunuz..Hangi sahabedir bu??
Önce iman edipde sonra kafir olan???



ALINTI
Ebu Ma'ser el-Medini, Muhammed b. Ka'b el-Karazi'de ve başkalarına dayanarak bildirdiğine göre, münafıklardan bir adam şöyle demişti: "Görüyorum ki, bizim Kur'an okuyucularımız, mide bakımından bizden daha iştahlı, dil bakımından bizden daha yalancı ve düşmanla karşılaşmada bizim en korkaklarımızdır."

Onun bu sözleri Peygamberimize -salât ve selâm üzerine olsun- ulaştı. Gönderilen haber üzerine adam geldiğinde peygamber bineğine binmiş, yola çıkmıştı. Adam şöyle dedi:

"Ey Allah'ın resulü, biz sadece oynuyor ve eğleniyorduk" dedi. Peygamberimiz:

"Allah ile Allah'ın ayetleri ile ve Peygamber ile mi alay ediyordunuz?" "Uydurma bahaneler ileri sürmeyiniz. İman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz. Bir kısmınızı affetsek bile, ağır suçlu olduklarından dolayı diğer kısmınızı azaba çarptıracağız." ayetini okudu."

Bu sırada adamın titremesi ayak ucundaki taşları oynatıyordu. Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- onun yüzüne hiç bakmadı. Adam Peygamberimizin kılıcına asılmış duruyordu.

Muhammed İbn-i İshak der ki; Beni Ümeyye İbn-i Zeyd İbn-i Amr, İbn-i Avf'ın kardeşi Vedia İbn-i ile Sabit, Mahşa İbn-i Humeyr adı verilen Beni Seleme'nin dostu Eşca kabilesinden bir adam da dahil olmak üzere münafıklardan bir grup Tebük'e doğru yol alırken Peygamberle -salât ve selâm üzerine olsun- beraber yürüyorlardı. Birbirlerine dediler ki; "Siz Asfaroğulları'nın (Rumlar'ın) savaşçılarını, Araplar'ın birbirleriyle savaşması gibi mi görüyorsunuz? Allah'a yemin ederiz ki, yarın başlarınıza gelecekleri, iplere vuruluşunuzu şimdiden görür gibiyiz." Onlar bu tür sözlerle mü'minlerin cesaretini kırmak, morallerini bozmak istiyorlardı. Mahşa İbn-i Humeyr dedi ki; `Allah'a yemin ederim ki, ben sizin bu sözleriniz hakkında bir Kur'an ayeti inmesi yerine, herbirinize yüz kırbaç atılmasına hükmedilmesini tercih ederdim. Bana ulaşan haberlere göre Peygamber -salât ve selâm üzerine olsun- Ammar İbn-i Yasir'i bu olayı tahkik etmesi için görevlendirmiş ve "Onlara yetiş, onlar yaktılar kendilerini, onların neler söylediklerini sor. Eğer itiraf etmez, inkâr ederlerse, "Evet siz öyle söylediniz de" buyurmuştur... Ammar İbn-i Yaser onların yanına gitti. Onlara söyleyeceklerini söyledi. Onlar ise, Peygamber'e -salât ve selâm üzerine olsun- gelip özür dilediler. Vedia İbn-i Sabit bu sırada bineğinin üzerinde duran peygamberin terkisine yapışarak: "Ya Resulallah, biz sadece oynuyor ve eğleniyorduk" deyip yalvarıyordu. Mahşa İbn-i Humeyr: "Ya Rasulullah, Ben kendi adıma ve babamın ismine güvendim" dedi. İşte bu ayette bağışlanmalarından söz edilenlerden biri de, Mahşa İbn-i Humeyr idi. Bundan sonra ona Abdurrahman adı verildi. Hiç kimsenin bilmediği bir yerde şehid olarak ölmeyi Rabbinden, diledi. Yemame savaşlarında şehit düştü. Fakat hiçbir izine rastlanmadı.

İbnul Münzir, İbn-i Ebi Hatim ve Ebuş Şeyh, Katade'den rivayet ederler Bir ara Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- Tebük savaşına doğru ilerliyordu. Önünde bir grup münafık yürüyordu. Birbirlerine dediler k:

Bu adam (yani Hz. Muhammed) Şam'ın saraylarını ve kalelerini fethedeceğini mi sanıyor? Ne büyük hayal!

Yüce Allah, Peygamberini -salât ve selâm üzerine olsun- bu konuşmadan haberdar etti. Bunun üzerine Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- "Şu süvarileri durdurun" dedi. Sonra onların yanına gitti ve "Siz şöyle şöyle söylediniz değil mi?" diye sordu. Onlar:

"Ey Allah'ın resulü, biz sadece oynuyor ve eğleniyorduk" dediler.

Yüce Allah, onlar hakkında şu duyduğunuz ayetleri indirdi.

"Biz sadece oynuyor ve eğleniyoruz."

Sanki bu meseleler oyun ve eğlence konusu yapılabilecek basit meselelerdir... Halbuki ele aldıkları bu meseleler, çok büyük ve önemli meselelerdir. Bunların, inanç sisteminin temeliyle; sağlam ve köklü ilişkileri vardır.

"De ki; Siz Allah ile, Allah'ın ayetleri ile ve peygamberi ile mi alay ediyordunuz?"

İşte bu nedenle, cinayetin büyüklüğü nedeniyle, küfür sözü söyledikleri, açığa vurdukları, imanlarından sonra tekrar küfre dönüş yaptıkları apaçık olarak yüzlerine vurulmuştur. Allah'ın azabı ile tehdit edilmişlerdir. Bu azap, tezelden tövbe ettikleri ve sağlıklı imana dönüş yaptıkları için bazılarına gelmese de ikiyüzlülüğünü sürdüren, Allah'ın ayetleri, peygamberi, inanç sistemi ve dini ile alay etmeye devam eden diğer grubu yakalayı verecektir:

"Ağır suçlu olduklarından dolayı."

Bu ayetler münafıkların sözlerini, işlerini ve düşüncelerini bu tipik örnekleriyle bu şekilde ortaya koyduktan sonra, münafıkların gerçek yüzlerini ana hatları ile ortaya koyuyor. Onların, gerçek mü'minlerden ayıran belli-başlı sıfatlarını belirtiyor. Ve hepsini bekleyen azabın ne tür bir azap olduğuna açıklık getiriyor:


Bu tür Rivayetler binlerce var, ve hadislerde yine sahabelerin bazilarinin peygambere eziyet ettigi...Ve bazilarida peygamberin ölümünden sonra etmedigini birakmadiklarini tarihde hadisde okursun...

Arasdirmak istemiyorsunuz ben ne yapim...

Zaten hadisleri yazdik adminler sildi sagolsunlar...Dogruyu konusan dokuz köyden kovarlar misali...


islambuli
neyse zorda olsa kabul ettin ayetin münafıklar için indiğini en azından buda bir gelişme inşallah ileride hadisleride kabul etirriz sana.Allahın izniyle.gerçi senin kabul etmen veya razı olman önemli değil onlardan Allah razı olmuş zaten.

"(Seferden geri kalan münafiklar) onlara döndügünüzde size özür beyan edecekler. De ki: Özür beyan etmeyin. Size inanmayacagiz. Allah bize, durumlarinizi haber verdi" (Tevbe, 94). şimdi bu ayettede Allah rasulü münafıkları bilmiyor dersin Allah c.c demekki durumlarını haber vermiş.bu konuda hadilserde var ama inkar edip yazımdan alıntı yapıp birsürü şey yazacaksın ayetleri inkar etmiyorsun en azından
usame
Muhabbetçi, bak ramazan ayındayız, sahabeye söz söylemek haddimiz değil, Allah fetih suresi son ayette sahabeyi övmüş ve mutlak ifadelerle, yani bir kısmını bir kısmından ayırmadan, genel olarak. Sende ayete tabi ol ve ashaba dil uzatma, uzatanlara yaptıkları dunya ve ahiretlerinde fayda varmediği gibi sana da vermez.

Bak ashab kötülenirse iş dinin kaynağı olan hadis ve Kur'an'a varır, zira Rasulullahdan öğrendiklerini bize aktaranlar sahabelerdir. Sahabeleri itham etin mi iş Rasulullah'a dayanır, sen Allah ve Rasulunu ve mesela Hz Ömeri ahirette karşına almak istemezsin herhalde, akil olmak lazım vesselam...
Oflaz
Kuran ayetlerinin sayısı hakkında tam bir mutabakat yoktur. Bunun bazı sebepleri vardır:

1- Ayetlerin tamamında veya kur'anın umumunda herhangi bir sıkıntı yoktur. Yani Kur'anın tamamı bellidir. Fakat alimler arasında ayet sayısında bir görüş ayrılığı mevcuttur. Şöyleki, Kur'anı açtığınızda ayetlerin yerini tayin eden yuvarlak işaretler vardır. İşte bazı alimlere göre, bu iki yuvarlak arasındaki ifadeler ayettir. Fakat bazı alimlere göre, bu iki yuvarlakların aralarındaki ifadelerin bazısı bir ayet değil, iki veya daha fazla ayettir. Bu görüş ayrılığından dolayı, ayet sayısında farklılık olabilir. Yoksa Kur'anın tamamında veya ayetlerin kendilerinde herhangi bir anlaşmazlık veya terslik söz konusu değildir.

2- Her besmelenin ayrı ayrı ayet sayılıp sayılmayacağı da ihitlaf sebeplerinden biridir. Her surenin başındaki besmele tek tek birer ayet midir, yoksa tek bir ayet midir.

3- Ayrıca, Kuranda bulunan “durmayınız” anlamına gelen “LA” işaretinin olduğu yerlerin de birer ayet sayılıp sayılmayacağı.

Bu nedenlerle Kuranın bir harfinde bile değişiklik olmadığı halde, ne kadar ayet olduğu konusu tam netlik kazanmamıştır. Elinizde bir kitap olsa kaç parağraf veya cümleden meydana geldiği sorulsa değişik anlayışlara göre farklı rakamlar çıkacaktır. Bu anlayış farklılığı kitabın azalacağı veya fazlalaşacağı anlamına gelmez. İşte Kuran da esas olarak içindeki her şey ile meydandadır. Ancak değerlendirme farklılığından rakamlar da farklı çıkmaktadır.

Kuranın yazılışı ve zamanımıza kadar gelişini anlatan şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.

Allah'ın son mukaddes kitabı, bütün insanlığa İlâhi fermanı olan Kur'an, 23 senede âyet âyet, sûre sûre nazil olmuştur. Peygamber Efendimiz kendisine nazil olan âyet ve sûreleri yanında bulunan sahabelerine okur, sahabeler de onu ezber ederler, bir kısmı da yazardı. Bundan ayrı olarak, Peygamber Efendimizin vahiy kâtipleri vardı. Bunlar nazil olan âyetleri ve sûreleri özel olarak yazmakla vazifeli idiler. Gelen âyet ve sûrenin nerede yer alacağı, Kur'an'ın neresine gireceği de bizzat Peygamberimize Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bildiriliyor, o da vahiy kâtiplerine tarif ederek, gerekeni yaptırıyordu. Böylece Hz. Peygamberin sağlığında Kur'an'ın tamamı yazılmış, nereye neyin gireceği belli olmuştur. Aynca Cebrail (A.S.) her Ramazanda gelir, o güne kadar nazil olmuş âyet ve sûreleri Peygamberimize yeni baştan okurdu.

Efendimizin vefatından evvelki son Ramazanda Hz. Cibril yine gelmiş, ancak bu sefer Kur'an'ı Peygamberimizle iki sefer okumuşlardı. Birinci sefer Hz. Cibril okumuş, Peygamberimiz dinlemiş; ikinci seferde ise Peygamberimiz okumuş, Hz. Cibril dinlemişti. Böylece Kur'an son şeklini almıştı.

Bununla beraber, Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an, henüz müstakil bir cilt hâlinde bir araya toplanmış da değildi. Sayfalar halinde Sahabeler arasında dağınık olarak bulunuyor, hafızalarda ezberlenmiş halde duruyordu. Fakat neyin nereye gireceği gayet kesin ve net şekilde bilinmekteydi.

Nihayet Hz. Ebû Bekir'in hilâfeti zamanında görülen lüzum üzerine Zeyd bin Sâbit'in başkanlığında vahiy kâtiplerinden ve kuvvetli hafızlardan müteşekkil bir komisyon kuruldu. Kur'an'ın bir cilt hâlinde bir araya toplanma işi, bu komisyona havale edildi. Ashabdan herkes, elinde yazılı bulunan Kur'an sayfalarını getirip bu komisyona teslim ettiler. Hafızların ve vahiy kâtiplerinin elbirliği ile çalışmaları sonunda sayfalar, sûre ve âyetler Peygamberimizin tarif ettiği şekilde yerli yerine kondu. Böylece Kur'an, Mushaf adıyla tek kitab hâline getirilmiş oldu.

Artık Kur'an için unutulma, kaybolma, tahrif ve tebdile uğrama diye bir şey söz konusu olamazdı. Zira aslı, Hz. Peygambere gelen şekliyle eksiksiz ve noksansız şekilde tesbit edilmişti.

Hz. Osman zamanında görülen lüzum üzerine, bu Mushaftan yeni nüshalar çoğaltılıp çeşitli memleketlere gönderildi.
Bugün elde mevcut olan Kur'anlar, işte bu Kur'an'dan çoğaltılmıştır.

Kur'an tesbit edilişindeki sağlamlık itibariyle, diğer ilâhi Kitablardan farklı olarak, hiçbir tahrifat ve değişikliğe uğramadan vahiy mahsulü olan şekliyle tesbit edilip ortaya konmuş; 1400 senedir de muhafaza edilerek gelmiştir. Bunda, Kur'an'ın edebî icaz ve i'câzının, yani, ezberleme kolaylığının hiçbir insan sözüne benzememesinin ve söz olarak hiçbir taklidinin yapılamamasının, edebiyatve belagatına erişılememesinin ve zaptında a'zamî titizlik gösterilmesinin büyük rolü olduğu kesindir. Fakat asıl sebeb, Kur'an'ı Cenâb-ı Hakk'ın hıfz ve himayesine alması, onu kıyamete kadar lâfızve mânâ bakımından bir mu'cize olarak devam ettirmeyi taahhüd etmesidir. Nitekim Kur'an'da şöyle buyurulur: «Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz.:.» (Hicr, 9).

Bugün yeryüzündeki bütün Kur' anlar aynıdır. Hiçbir farklılık ve değişiklik yoktur. Ayrıca milyonlarca hafızın ezberinde bulunmakta, her an milyonlarca dil ile kırâet edilip okunmaktadır. Bu özellik, Kur'an'dan başka herhangi bir beşeri kitaba nasib olmadığı gibi, semavi kitablardan hiçbirine dahi nasib olmamıştır. Allah'ın son kelâmı, hükmü kıyamete kadar baki ezelî fermanı olan Kur'an'ın, böyle eşsiz bir makam ve ulvi bir şerefe nail olması da, elbette zaruri ve lüzumludur.

Kaynak: Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 94-97.
Selam ve dua ile...
Tevhid_13
Arkadaşlar bende böyle bir yazı buldum.. Risale nurda kuran ayetlerinin sayısı.

KUR'AN AYETLERİNİN SAYISI



Kur'an, (...) ondört asır müddetinde her dakikada altıbin altıyüz altmışaltı âyetleri, kemâl-i ihtiramla hiç olmazsa yüz milyondan ziyade insanların dilleriyle okunuyor.[199]



Ï



Sofuoğlu bu konuda şöyle der:



Kur'an’ı Azim’in ayetlerinin sayısına gelince 6000 ayettir. Bunun üzerine ziyade olan sayılarda çeşitli kaviller hâlinde ihtilâf edilmiştir. Kimisi bu sayının üzerine artırmadı. Kimisi 6204 ayettir, dedi. Kimisi 6214 ayet, kimisi 6219 ayet, kimisi 6225 ayet, kimisi 6226 ayet, kimisi de 6236 ayet, dedi. Bunları Ebu Amr ed-Danî, el-Beyan adındaki kitabında hikâye etti.[200]



Keskioğlu da şöyle demektedir:



Ayetleri yuvarlak rakam olarak 6666 sayarlar. Bazılarınca daha azdır. Çünkü, mukattaatı bir ayet sayıp saymama ihtilâflıdır. Birkaç ayeti bir sayanlar da var. Duraklar ihtilâflıdır. İbn Abbas’tan rivayete göre 6616’dır. Daha çok kabul olunan 6236 ayettir. 113 Besmele de birer ayet sayılır.[201]



Asırlardır kabul görmüş, hâlen ümmetin çoğunluğunun elinde bulunan Mushaftaki ayet sayısı 6236’dır. Bu sayıya 113 besmele de eklenirse 6349 olmaktadır.



Bu konuyu bizim ele almamızın nedeni ise, Said Nursî’nin Kur'an’ın 6666 ayet olmasından kendisine göre yine çeşitli tevafuklar (!) çıkarmış olmasıdır. Said Nursî, nedense elindeki Mushafın ayetlerini saymadan 6666 deyivermiştir. Hâlbuki, tevafuklu-mucizeli ve levh-i mahfuzdaki gibi (?) yazılan Mushafta da ayet sayısı 6236’dır. Böylece Said Nursî kendisiyle de çelişkiye düşmüş, bir dediği diğerini tutmaz olmuştur.



6666 ayet demiştir; çünkü uydurulan tevafuk ancak bu sayı ile bir anlam (!) kazanabilecektir:



Bu müsveddenin birinci tebyizi bir mübarek zât tarafından oldu. O zâtın tevâfuktan haberi yokken yazdığı nüshada, kayda lâyık şöyle lâtif ve mânidar bir tevâfuk gördük ki: O nüshanın satırları başında "ELİF"ler ALTIYÜZ ALTMIŞALTI olarak yazılmıştır. Bu hâl ise, Hazret-i İmam-ı Ali (Radıyallahü anh) tarafından bu hususî risâleye verilen Âyet-ül-Kübra namının cifrî ve ebcedî makamı olan ALTIYÜZ ALTMIŞALTI adedine tam tamına muvâfakatı ile, risâlenin bu nâma liyakatını gösterir. Hem âyât-ı Kur'âniyenin adedi olan ALTIBİN ALTIYÜZ ALTMIŞALTI’nın dört mertebesinden üç mertebesine tevâfuku dahi, bu risâlenin, âyatın bir lem'ası olduğuna bir işârettir diye telâkki ettik.[202]



Kur'ândaki âyetin mecmu’-u adedi, altıbin altıyüz altmışaltı olması ve şu geçen seksendokuzuncu sahifede, mezkûr Esmâ-i Hüsnânın adedi, altı rakamiyle alâkadar bulunması ehemmiyetli bir sırra işaret ediyor, şimdilik mühmel kaldı.[203]



Nur Risaleleri’nde yer alan Âyet-ül-Kübra namlı risaleye, bu ismi Hz. Ali’nin (r.a.) özellikle verdiği iddiasını, kitabımızın "Nur Risaleleri’nde Hz. Ali" bölümünde ele alacağız.



İşte, Nur Risaleleri’nin tevafukları böylesine çürük ve düzmedir. Bunlar, Said Nursî ve talebeleri tarafından keramet telâkki edilmiştir.



İmam Suyutî, Kur'an ayetlerinin sayısı hakkında demiştir ki:



Aslında bu, önemli bir konu değildir. Görüşlerin çeşitliliği mukattaatı ve besmeleyi bir ayet sayıp saymama ve vakıfların nerede olacağı konusundaki ihtilâftan kaynaklanmaktadır. Onun önemi sadece, namazda bir ayetin tümünü okumayınca, namazın sahih olmayacağından ileri gelir. İşte bu yüzden bazı âlimler, ayetlerin sayısını bilmek, bir ilim değildir, bu sadece bazı kimselerin kendilerini tanıtmak için ilgilendikleri bir meşgaledir, demişlerdir.[204]



Konuyu bitirdik, ama yeri gelmişken "666" ile ilgili bir tevafuku da biz zikredelim. Ebcedin kaynağı olan İbranî gematria ile uğraşan bazı Hristiyanlar, Deccal ile Peygamberimizin isminin Yunancası olan "Maometis"in bu sayıyla tevafuk ettiğini bulmuşlar ve ona iman etmek bir tarafa, onu -hâşâ- Deccal olarak görmüşlerdir.



İncil der "Son gün deccal çıkacak! Korkunç cismi!"

"Altı yüz altmış altı" tutar! Bu devin ismi!

"İSA düşmanı, en son gün çıkacaktır" der!

"Altı yüz altmış altı" sayısal ismi eder!

MUHAMMED’e, kurnazca bu, canavar isnadı!

Çünkü Yunanca sayı, tam "MAOMETİS" adı! (666)

Kıyamet vizyonunda görmüş Yuhanna onu!

Evliyanın burada bakınız geldi sonu![205]



Uluğ Kızılkeçili, "Muhammed"in Deccal değil "Kurtarıcı"; hepsinin dönüp dolaştığı "kapı"nın da "Ali" olduğunu ebced hesabıyla şöyle ispat etmektedir:



Bu sayı "Kurtarıcı Yehova" ismiyle denk! (666)

Âdem’e ruh üflenen, "Cuma günü"dür mihenk!

Yine aynı sayıdır! "Kurtarıcı ismi" de! (666)

Ona vaftizde inen YAHYA veya İLYAS de!

İbranice "İLYAS" ve "Ev" sözcükleri eşit!

"Kurtarıcı ALLAH" da! Öz demek! Çeşit çeşit!

Bu sayı, "Son gün tenden çıkan" o "Genç" ile denk!

"Âdem’e ruh üflenen cuma"dır buna mihenk!

İbranice yine bu sayı, "Güneş" sözü!

İBRAHİM "El Elyon" der! Çünkü ALİ’den özü!

Bir daire çiziniz! Bu kadar olsun çapı!

Çemberi MUHAMMED’dir! ALİ’dir ona kapı! (...)[206]



İşte Yahudi, İttihadî, Alevî karışımı...



Ð



2.4. KUR'AN HARFLERİNİN SAYISI



Risale-i Nur’un bir kahramanı olan Husrev, Risale-i Nur’un hizmetinde gösterdiği hârikaları, nümune olmak için bir kısmını beyan edeceğiz. Şöyle ki:



Bu zât, dokuz-on sene zarfında dörtyüz risale kadar dikkatli ve tevafuklu olarak Risale-i Nur’dan yazdığı gibi; hâfız olmadığı halde yazdığı iki mükemmel Kur'an ile ve üçüncüsü -müteferrik bir surette- gözle görünür bir nevi i’caz-ı Kur'an’ı gösterir bir tarzda üç Kur'an’ı yazmış; tam mukabele edilmeden bize gelmiş; biz de mukabele etmeden size göndermiştik. Sizler de, kemâl-i dikkatle hareke ve harflerde gördüğünüz kırk-elli sehiv, Husrev’in kaleminin ne derece hârika olduğunu gösterir. Çünki her Kur'an’ın üçyüz bin altıyüz yirmi (300.620) harflerinde o kadar hareke ve sükûnlarda yalnız kırk-elli sehiv bulunması, o kalemin isabette hârika olduğunu gösterir. (...)[207]



Ï



Sofuoğlu, der ki:



Kur'an’ın harflerine gelince; Abdullah b. Kesir, Mücahid’den naklen Kur'an’dan saydığımız 321.180 harftir, demiştir. Fadl b. Ata b. Yesar 325.015 harftir, dedi. Sellâm Ebu Muhammed el-Hamanî şöyle dedi: Haccac karileri, hafızları ve kâtipleri topladı da onlara: Bana Kur'an’ın hepsinden haber verin, Kur'an kaç harftir? dedi. Sellâm dedi ki: Bu emir üzerine bizler sayıp hesap yaptık. Sayıp hesap yapanlar Kur'an’ın 340.740 harf olduğunda ittifak ettiler.[208]



Ramuz’un mütercimi Abdülaziz Bekkine ise, mevcut Kur'an’ların 322.671 harf tuttuğunu belirtmiştir.[209]



Suyutî, İtkan’da; İbn Abbas’tan yapılan rivayete göre, Kur'an’ın tamamının 323.671 harf olduğunu zikreder.[210] Suyutî, bu meselede başka görüşlerin de olduğunu belirttikten sonra şöyle demiştir:



Kur'an harflerini kesin bir sayıya bağlamada gösterilecek gayret, faydası olmayan bir meşgaleden öteye geçmez. İbnu’l-Cevzî, Fünunu’l-Efnan adlı eserinde meseleyi etraflıca ele almış; yarım, üçlü, onlu harfleri sayarak bu konuda geniş bilgi vermiştir. İsteyen bu esere müracaat edebilir. Biz, bu kitabımız (el-İtkan)da, mühim meseleleri inceledik. Böyle lüzumsuz meselelere yer vermedik.



Sehavî şöyle der: Kur'an kelimelerini ve harflerini saymada bir fayda olacağını sanmıyorum. Bunda bir fayda varsa ancak içinde noksanlık bulunması mümkün olan kitapta olur. Hâlbuki, Kur'an böyle bir şüpheden tamamen uzaktır.[211]



Görüldüğü gibi Said Nursî’nin verdiği rakam, rivayetlerin hiçbiri ile tevafuk etmemektedir.



Bizim bu konuyu ele almamızın sebebi biraz da, kitap okumaya vakit bulamayan Said Nursî’nin, sıra sayım işlerine gelince bol bol vakit bulabildiğini göstermektir. Nitekim, Nur Risaleleri’nde Kur'an ile ilgili birçok sayım verilmiş ve bu sayımlardan da birçok çıkarsama yapılmıştır...[212]





[199] Âsâ-yı Mûsa, 115, Âsâ-yı Mûsa'dan İkinci Kısım Hüccetullah-ül-Bâliğa Risalesi Onbir Hüccet-i Îmaniyedir/Birinci Hüccet-i îmaniye Ayet-ül Kübra/Dokuz Külliyet/Dokuzuncusu/İkinci Nokta.

[200] Mehmed Sofuoğlu, Tefsîre Giriş, Çağrı Yayınları, İstanbul 1981, 188.

[201] Keskioğlu, Nüzûlünden Günümüze Kur'ân-ı Kerîm Bilgileri, 128. Keskioğlu, ayetlerin sayısı "İbn Abbas’tan rivayete göre 6616’dır" demiştir. Deylemî’nin yine İbn Abbas’tan (r.a.) rivayetinde ise: "Cennetin dereceleri Kur'an’ın ayetleri kadardır. Her ayet, bir derecedir ve bu, altı bin iki yüz on altı (6216) ayettir. (...)" denilmektedir. (Râmûz, 1/283.)

[202] Şuâlar, 151, Yedinci Şuâ/Âyetü’l-Kübra/İhtar.

[203] Mektubat, 384, Yirmidokuzuncu Mektub/Üçüncü Risale Olan Üçüncü Kısım/Birinci Nükte/Hâşiye.

[204] Celâluddîn Abdurrahmân b. Ebî Bekr b. Muhammed es-Suyûtî, el-İtkān fî ‘Ulumi’l-Kur'ân (Kur'an İlimleri Ansiklopedisi), çev. Sâkıp Yıldız-Hüseyin Avni Çelik, Hikmet Neşriyat, İstanbul 1978, 1/157.

[205] M. H. Uluğ Kızılkeçili, http://www.ondokuz.gen.tr/altiyuzaltmisalti.htm.

[206] M. H. Uluğ Kızılkeçili, http://www.ondokuz.gen.tr/altiyuzaltmisalti.htm.

Ebced ve (İbranî) Gematria İlmine Göre İsim ve Kelimelerin Sayısal Değerleri:

ŞM YEŞUE = 666 = Kurtarıcı adı = Cuma günü (İbranice)

ALİŞA (İLYAS) = 411

BYT = 412

YEŞUE ALHİM = 412 = Kurtarıcı ALLAH = Tanrı İsa

YOM ŞŞİ = 6. Gün = CUMA

ŞABB-I EMRD KTAT (Bıyıkları terlemiş oğlan) = 666 = ŞM YEŞUE (Kurtarıcı adı)

MAOMETİS (666) (Yunanca) = MUHAMMED (Kurtarıcı)

[207] Kastamonu Lâhikası, 111, Yirmiyedinci Mektubdan/Hüsrev’in Kur'anlarını bütün Ramazan’da birer hatme okumak için (İnebolu ve Görede) hafızlarının tashihatları münasebetiyle onlara yazılan mektubun bir sûretidir.

[208] Sofuoğlu, Tefsîre Giriş, 88.

[209] Râmûz, 1/227.

[210] Suyûtî, İtkān, 1/157.

[211] Suyûtî, age, 1/164.

[212] Lâfzullah, lâfz-ı Rahman, lâfz-ı Rahîm... sayımları ve çıkarsamalar için bak. Mektubat, 384-386, Yirmiyedinci Mektup/Üçüncü Risale Olan Üçüncü Kısım/Dört Nükte.
nasreddinhoca
Said Nursi'yi eleştirecek olsa idim 6666 madde bulurdum...
Ama, kuran ayetleri 6666 tanedir sözünü müstesna tutardım...
Belkide eleştirilebilecek en son şey bu olurdu...
Hatta bazen o kadar çok ciddi eleştirilebilecek şeyler var ki, tabi bunları dile getirmem doğru olmaz...
Ben eleştirmedim mi hiç, eleştirdim, halen de istifade ederek eliştiryorum, Sais Nursi benim için büyük bir kazanç...Hastalar Risalesi mesela...Said Nursi'den öğreneceğimiz çok şey var, öğrenmeye de devame ediyoruz...Bir kaç tane ufak tefek meseleden yola çıkıp Said Nursi'ye haksızlık etmek, çok güzel nim.etlerden istifade edememektir...Allah cc, Said Nursi'den razı olsun..
Tevhid_13
Kardeş bende sadece bu konudaki eleştiriyi yazdım. Said nursiyi ben şahsi olarak eleitirmiyorum ve bunu ben kendı açımdan haddimi aşmala denk tutuyrum. Benim okadar ilmim yok ama benım elimde said nursiyi sadece bu konuda değil bütün konularda eleştiren bir kaynak var ben sadece bu kısmını yazdım.
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.