Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: İslami Devlette Kadınların Çalışma Alanları
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ SORU-CEVAP ]·.
Tevhid_13
İslami Devlette Kadınların Çalışma Alanları


SORU: Günümüzde, İslam devleti, kadınlara, erkeklere verilmiş bulunan siyasi, iktisadi ve ictimai hakları vermiyecek midir? İslam, tarihinin en karanlık dönemlerinde bile kadına yeterince sosyal mevki vermişti. Bugün İslam devleti mirasta kadına, erkeğe verilen hisse verecek midir?Bu zamanda kadınların, okullarda ve üniversitelerde erkeklere karma olarak öğrenim görme veya fabrika ve dairelerde, erkeklerle yan yana, devletin ve milletin iktisadi refahı için çalışma hakları yok mudur? Mesela, günümüzde devletler erkeklere olduğu gibi kadınlara da seçilme hakkı tanıyor ve kadınlar bakanlık yahut başbakanlık seçimlerinde çoğunluğu sağlayarak seçimleri kazanıyorlar. İslami hükümlere göre onlar bu mevkilere geçemiycekler mi?Şu asırda bile? Halbuki günümüzde kadının bu alanlardaki rolünü ve başarısını isbatlıyan birçok misaller bulunmaktadır. Mesela, Seylan’da başbakan, Hollanda’da devlet başkanı ve İngiltere’de kraliçe kadındır. Behopal Eyalet Valisi’nin kızı Abide Sultane, Pakistan elçisi idi. Merhum Liyakat Ali Han’ın zevcesi Rana Begüm, el’an Pakistan’ın Hollanda sefiridir. Pakistan dışıdaki diğer ülkelerden, mesela, Madam Vici Likşami Bandit bugün Hindistan’ın İngiltere nezdinde yüksek seviyeli bir delegesidir. Aynı madam Birleşmiş Milletler’in bir dönem başkanıydı. Tarihte bunlara benzer daha başka kadınlar da vardır. Mesela, Hindistanın Moğol Hükümdarlarından Cihangir’in zevcesi Nuru Cihan, meşhur Kraliçe Cihansi Raziyye Sultan ve Fahrunnisa adıyla ün yapmış ve İngilizlere karşı Lüknev’de orduya komuta etmiş olan Hazret-Mahal (Vacid Ali’nin zevcesi) bunlardandır. İnancıma göre, kadınlar, bütün bu örnekler nazar-ı itibara alındığı vakit, her türlü büyük ve önemli vazifelerde liyakatlarını isbat etmişlerdir. Şimdi, Merhum Kaid-i A’zam Muhammed Ali Cinnah’ın kızkardeşi Bayan Anise Fatıma Cinnah seçimlerde başarı sağlayarak Pakistan İslam Devletinde bu vazifeye müsaade etmiyecek midir? Diğer taraftan, kadınların doktor, avukut, müdür, hakim, subay ve pilot olmaları -bugün dahi- caiz değil midir?Kadınların çalışmaları konusunda kıvançla zikredilmesi gerekir ki onlar, hastaların bakım ve tedavilerine büyük itina gösteriyorlar ve hastahanelerde hastabakıcı ve hemşire olarak hastaların rahatı için geceleri uykusuz kalıyorlar. İslamın ilk dönemlerinde, harplerde yaralıların hizmetlerine koşmuş, onlara su vermiş ve maneviyatlarını yükseltmişlirdi. Şimdi bütün bunlar ortadayken, bu alanlarda dahi, İslam, vatandaşlarının yarısını teşkil eden kadınları çalıştırmıyacak ve onları dört duvar arasında mahpus mu bırakacaktır?

CEVAP: İslami devletin, herhangi bir konuda İslamın hüküm ve prensiplerinden ayrılması mümkün değildir. İslama inanan ve O’nun prensiplerini samimiyetle uygulayan idarecilere sahip olan İslami bir devlet, bunu düşünemez bile! Kadınlar konusunda İslamın hükmü şudur ki, kadın değer, şeref ve saygınlık bakımından erkeğe denktir. Ahlaki seviye ve ahiret ecir ve sevabı bakımından da erkek ve kadın arasında herhangi bir fark yoktur. Lakin, ikisinin faliyet alanı aynı değildir. Siyaset, hükümet idaresi, askeri hizmetler ve buna benzer işler, sadece erkeğin çalışabileceği alanlardır. Kadının bu sahalara atılması, yükünün en büyüğünü kadınların çekmekte oluduğu aile hayatımızın çöküşünden veyahut da kadının kaldıramıyacağı kadar ağır yüklerin altında ezilmesinden başka bir netice doğurmaz; çünkü bu durumda kadın, bir taraftan kendi asli ve fıtri görevi olan ve erkek tarafından katiyen yapılması mümkün olmayan vazifeleri ifa ederken, diğer taraftan erkeğin yapacağı görevlerin yarısını yüklenecektir. Bu yüzden de ilk zikredilen durumla karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olacaktır ki, bu da, kadının, erkeklerin çalışma alanlarına atılmasından sonra Batı’nın karşılaştığı felaket ve problemlerdir. Binaenaleyh, en safsata ve kırık dökük işlerde bile, hiç düşünmeksizin başkalarına benzemeye çalışmamız, hiçbir şekilde akıllılık değildir.

Şurası bilinmelidir ki, mirasta kadının da erkek kadar hisse alması hususundaki düşüncenin İslamda katiyyen yeri yoktur. Bu, hem İslamın kesin hükümlerine, hem de adalet kavramına zıttır; şöyle ki, erkek, İslami hükümlere uygun olarak ailesinin geçim ve terbiyesini yerine getirmek için mali sorumluluklar altındadır ve karısının nafaka ve mihrini temin etmek mecburiyetindedir. Halbuki kadının hiçbir mali sorumluluğu yoktur. Bu durumda, nasıl olur da İslam devleti, mirasta kadınla erkeğe aynı hisseyi verebilir?

İslam, erkek ve kadınların beraber ve karışık yaşadıkları toplum düzenine ta kökten karşıdır. Ve bu tip toplumlara, dünyada aile nizamına önem veren hiçbir düzen taraftar olamaz!Batıda, karma toplumlarda çok çirkin ve kötü sonuçlar ortaya çıkmışıtr. Lakin, ülkemizde kendilerini bu kötü akıbetleri kucaklamağa hazır hisisedenler, varsın etsinler; fakat onlar, İslamın var gücüyle haram kıldığı işlerde ne diye şeriatten ruhsat istiyorlar?

İslam, harpte, kadınlara, yaralılara bakma görevi vermişse, bu demek değildir ki, müslümanlar kadınlarını, barış zamanlarında bile daire ve fabrikalarda çalıştıracak ve parlamentoya sokacaklardır!Kadınların, erkeklerin çalışma sahalarına atılarak onlara ait işlerde başarıya ulaşmaları, imkansızdır. Zira, Allah-u Teala, onları bu işleri yapmak üzere yaratmamıştır. Allah, bu gibi işleri yerine getirmede lazım olan bedeni ve fikri özellikleri erkeğe vermiştir. Biran için, kadının bu özelliklerden ve erkeklik sıfatlarından bir kısmını kendisinde ihraz ettiğini düşünecek olsak bile, diğer taraftan bunların çok büyük ve kat kat zararlarını hem o kadın kendisi ve hem de o cemiyet çeker. Bunların kadına verdiği zararlar şudur ki, o, ne tamamıyla kadınlıktan çıkabilir, ne de tamamıyla erkek olabilir ve kendisiyle ilgili faaliyet alanlarında tam bir başarısızlığa uğrar. Cemiyete olan zararına gelince, toplum, kendisi için yeterli ve vasıflı elemanlar bulmak yerine, yetersiz ve vasıfsız elemanlar bulmak zorunda kalır! Yine, kadında teşekkül etmiş bulunan, yarısı kadınca ve yarısı da erkekçe özellikler siyasi ve iktisadi hayatı alt-üs eder. Tarihin, bu konuda kaydettiği bazı parıltı kadınlara gelince, bu bir kere gerçeği değiştirmez. Çünkü kadın konusunda itibar, tüme ve kadınların yaratılışlarınadır. Bu açıdan biz şuna bakmalıyız:Muhtaç olduğumuz milyonlarca eleman ihtiyacını kadınlar yalnız başına karşılayabilecekler mi? Son istatistiklerle sabittir ki, Mısır’da resmi daire ve ticari müesseselerde muhtelif işlerde çalışan, sayıları yüzonbin civarındaki kadınların büyük çoğunluğu, vazifelerinden başarısız ve liyakatsizdirler. Çalışma kapasiteleri de, erkeklelerinkinin yüzde ellibeşini aşmamaktadır. Mısır’da, ticari müesseselerin büyük bir kısmı da, kadınların ticari sırları hemen ifşa edivermelerinden şikayet etmekte ve “Kadınlara sır vermek, kalbura su doldurmak gibidir.” demektedirler. Batı ülkelerinde vuku bulan casusluk olaylarının çoğu da, ya kadınların eliyle yahut da kadınlar vasıtasıyla olmaktadır.

İslam, kadının eğitim ve öğretimine karşı değildir; bilakis kadınların talim ve terbiyelerinin büyük bir ihtimamla yerine getirilmesini istemektedir. Fakat şu şartlarla:

1- Kendi alanlarındaki hizmetleri en mükemmel bir şekilde yerine getirmelerine yardım edecek olan bilgileri öğrenmeleri ve erkeklere verilen kültürün aynını almamaları.

2- Kız-erkek karışık öğrenim gören kurumlarda değil, sadece kızlara ait okul ve üniversitelerde okumaları, ileri Batı ülkelerinde, karma eğitimin helak edici sonuçları bugün iyice ortaya çıkmıştır. Bugün, karma eğitimde inat ve ısrar edenler, ancak basiretsiz ve dar görüşlü kimselerdir. Mesela, biz biliyoruz ki, Amerika’da, karma eğitim gören ve yaşları onyediden küçük olan kız çocuklarından her yıl ortalama bin tanesi zinadan hamile kalmaktadır. Allah’a şükür, bizde durum henüz bu hadde varmamıştır. Fakat genç kızlarla genç oğlanların karışık olarak okullarda ve üniversitelerde okumağa başladığı ülkemizde, dikkatli olalım ki aynı sonuçlar yavaş yavaş ortaya çıkmak üzeredir.

3- Okumuş kızların, ancak kadınlara ait okul, üniversite ve hastahanelerde çalışmaları.

Evet İslam bu şartlarla kadınların talim ve terbiyelerine en mükümmel anlamıyla taraftardır
nur-ı beyza
ALINTI(Tevhid_13 @ Aug 23 2007, 07:38 PM) *

İslami Devlette Kadınların Çalışma Alanları


SORU: Günümüzde, İslam devleti, kadınlara, erkeklere verilmiş bulunan siyasi, iktisadi ve ictimai hakları vermiyecek midir? İslam, tarihinin en karanlık dönemlerinde bile kadına yeterince sosyal mevki vermişti. Bugün İslam devleti mirasta kadına, erkeğe verilen hisse verecek midir?Bu zamanda kadınların, okullarda ve üniversitelerde erkeklere karma olarak öğrenim görme veya fabrika ve dairelerde, erkeklerle yan yana, devletin ve milletin iktisadi refahı için çalışma hakları yok mudur? Mesela, günümüzde devletler erkeklere olduğu gibi kadınlara da seçilme hakkı tanıyor ve kadınlar bakanlık yahut başbakanlık seçimlerinde çoğunluğu sağlayarak seçimleri kazanıyorlar. İslami hükümlere göre onlar bu mevkilere geçemiycekler mi?Şu asırda bile? Halbuki günümüzde kadının bu alanlardaki rolünü ve başarısını isbatlıyan birçok misaller bulunmaktadır. Mesela, Seylan’da başbakan, Hollanda’da devlet başkanı ve İngiltere’de kraliçe kadındır. Behopal Eyalet Valisi’nin kızı Abide Sultane, Pakistan elçisi idi. Merhum Liyakat Ali Han’ın zevcesi Rana Begüm, el’an Pakistan’ın Hollanda sefiridir. Pakistan dışıdaki diğer ülkelerden, mesela, Madam Vici Likşami Bandit bugün Hindistan’ın İngiltere nezdinde yüksek seviyeli bir delegesidir. Aynı madam Birleşmiş Milletler’in bir dönem başkanıydı. Tarihte bunlara benzer daha başka kadınlar da vardır. Mesela, Hindistanın Moğol Hükümdarlarından Cihangir’in zevcesi Nuru Cihan, meşhur Kraliçe Cihansi Raziyye Sultan ve Fahrunnisa adıyla ün yapmış ve İngilizlere karşı Lüknev’de orduya komuta etmiş olan Hazret-Mahal (Vacid Ali’nin zevcesi) bunlardandır. İnancıma göre, kadınlar, bütün bu örnekler nazar-ı itibara alındığı vakit, her türlü büyük ve önemli vazifelerde liyakatlarını isbat etmişlerdir. Şimdi, Merhum Kaid-i A’zam Muhammed Ali Cinnah’ın kızkardeşi Bayan Anise Fatıma Cinnah seçimlerde başarı sağlayarak Pakistan İslam Devletinde bu vazifeye müsaade etmiyecek midir? Diğer taraftan, kadınların doktor, avukut, müdür, hakim, subay ve pilot olmaları -bugün dahi- caiz değil midir?Kadınların çalışmaları konusunda kıvançla zikredilmesi gerekir ki onlar, hastaların bakım ve tedavilerine büyük itina gösteriyorlar ve hastahanelerde hastabakıcı ve hemşire olarak hastaların rahatı için geceleri uykusuz kalıyorlar. İslamın ilk dönemlerinde, harplerde yaralıların hizmetlerine koşmuş, onlara su vermiş ve maneviyatlarını yükseltmişlirdi. Şimdi bütün bunlar ortadayken, bu alanlarda dahi, İslam, vatandaşlarının yarısını teşkil eden kadınları çalıştırmıyacak ve onları dört duvar arasında mahpus mu bırakacaktır?

CEVAP: İslami devletin, herhangi bir konuda İslamın hüküm ve prensiplerinden ayrılması mümkün değildir. İslama inanan ve O’nun prensiplerini samimiyetle uygulayan idarecilere sahip olan İslami bir devlet, bunu düşünemez bile! Kadınlar konusunda İslamın hükmü şudur ki, kadın değer, şeref ve saygınlık bakımından erkeğe denktir. Ahlaki seviye ve ahiret ecir ve sevabı bakımından da erkek ve kadın arasında herhangi bir fark yoktur. Lakin, ikisinin faliyet alanı aynı değildir. Siyaset, hükümet idaresi, askeri hizmetler ve buna benzer işler, sadece erkeğin çalışabileceği alanlardır. Kadının bu sahalara atılması, yükünün en büyüğünü kadınların çekmekte oluduğu aile hayatımızın çöküşünden veyahut da kadının kaldıramıyacağı kadar ağır yüklerin altında ezilmesinden başka bir netice doğurmaz; çünkü bu durumda kadın, bir taraftan kendi asli ve fıtri görevi olan ve erkek tarafından katiyen yapılması mümkün olmayan vazifeleri ifa ederken, diğer taraftan erkeğin yapacağı görevlerin yarısını yüklenecektir. Bu yüzden de ilk zikredilen durumla karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olacaktır ki, bu da, kadının, erkeklerin çalışma alanlarına atılmasından sonra Batı’nın karşılaştığı felaket ve problemlerdir. Binaenaleyh, en safsata ve kırık dökük işlerde bile, hiç düşünmeksizin başkalarına benzemeye çalışmamız, hiçbir şekilde akıllılık değildir.

Şurası bilinmelidir ki, mirasta kadının da erkek kadar hisse alması hususundaki düşüncenin İslamda katiyyen yeri yoktur. Bu, hem İslamın kesin hükümlerine, hem de adalet kavramına zıttır; şöyle ki, erkek, İslami hükümlere uygun olarak ailesinin geçim ve terbiyesini yerine getirmek için mali sorumluluklar altındadır ve karısının nafaka ve mihrini temin etmek mecburiyetindedir. Halbuki kadının hiçbir mali sorumluluğu yoktur. Bu durumda, nasıl olur da İslam devleti, mirasta kadınla erkeğe aynı hisseyi verebilir?

İslam, erkek ve kadınların beraber ve karışık yaşadıkları toplum düzenine ta kökten karşıdır. Ve bu tip toplumlara, dünyada aile nizamına önem veren hiçbir düzen taraftar olamaz!Batıda, karma toplumlarda çok çirkin ve kötü sonuçlar ortaya çıkmışıtr. Lakin, ülkemizde kendilerini bu kötü akıbetleri kucaklamağa hazır hisisedenler, varsın etsinler; fakat onlar, İslamın var gücüyle haram kıldığı işlerde ne diye şeriatten ruhsat istiyorlar?

İslam, harpte, kadınlara, yaralılara bakma görevi vermişse, bu demek değildir ki, müslümanlar kadınlarını, barış zamanlarında bile daire ve fabrikalarda çalıştıracak ve parlamentoya sokacaklardır!Kadınların, erkeklerin çalışma sahalarına atılarak onlara ait işlerde başarıya ulaşmaları, imkansızdır. Zira, Allah-u Teala, onları bu işleri yapmak üzere yaratmamıştır. Allah, bu gibi işleri yerine getirmede lazım olan bedeni ve fikri özellikleri erkeğe vermiştir. Biran için, kadının bu özelliklerden ve erkeklik sıfatlarından bir kısmını kendisinde ihraz ettiğini düşünecek olsak bile, diğer taraftan bunların çok büyük ve kat kat zararlarını hem o kadın kendisi ve hem de o cemiyet çeker. Bunların kadına verdiği zararlar şudur ki, o, ne tamamıyla kadınlıktan çıkabilir, ne de tamamıyla erkek olabilir ve kendisiyle ilgili faaliyet alanlarında tam bir başarısızlığa uğrar. Cemiyete olan zararına gelince, toplum, kendisi için yeterli ve vasıflı elemanlar bulmak yerine, yetersiz ve vasıfsız elemanlar bulmak zorunda kalır! Yine, kadında teşekkül etmiş bulunan, yarısı kadınca ve yarısı da erkekçe özellikler siyasi ve iktisadi hayatı alt-üs eder. Tarihin, bu konuda kaydettiği bazı parıltı kadınlara gelince, bu bir kere gerçeği değiştirmez. Çünkü kadın konusunda itibar, tüme ve kadınların yaratılışlarınadır. Bu açıdan biz şuna bakmalıyız:Muhtaç olduğumuz milyonlarca eleman ihtiyacını kadınlar yalnız başına karşılayabilecekler mi? Son istatistiklerle sabittir ki, Mısır’da resmi daire ve ticari müesseselerde muhtelif işlerde çalışan, sayıları yüzonbin civarındaki kadınların büyük çoğunluğu, vazifelerinden başarısız ve liyakatsizdirler. Çalışma kapasiteleri de, erkeklelerinkinin yüzde ellibeşini aşmamaktadır. Mısır’da, ticari müesseselerin büyük bir kısmı da, kadınların ticari sırları hemen ifşa edivermelerinden şikayet etmekte ve “Kadınlara sır vermek, kalbura su doldurmak gibidir.” demektedirler. Batı ülkelerinde vuku bulan casusluk olaylarının çoğu da, ya kadınların eliyle yahut da kadınlar vasıtasıyla olmaktadır.

İslam, kadının eğitim ve öğretimine karşı değildir; bilakis kadınların talim ve terbiyelerinin büyük bir ihtimamla yerine getirilmesini istemektedir. Fakat şu şartlarla:

1- Kendi alanlarındaki hizmetleri en mükemmel bir şekilde yerine getirmelerine yardım edecek olan bilgileri öğrenmeleri ve erkeklere verilen kültürün aynını almamaları.

2- Kız-erkek karışık öğrenim gören kurumlarda değil, sadece kızlara ait okul ve üniversitelerde okumaları, ileri Batı ülkelerinde, karma eğitimin helak edici sonuçları bugün iyice ortaya çıkmıştır. Bugün, karma eğitimde inat ve ısrar edenler, ancak basiretsiz ve dar görüşlü kimselerdir. Mesela, biz biliyoruz ki, Amerika’da, karma eğitim gören ve yaşları onyediden küçük olan kız çocuklarından her yıl ortalama bin tanesi zinadan hamile kalmaktadır. Allah’a şükür, bizde durum henüz bu hadde varmamıştır. Fakat genç kızlarla genç oğlanların karışık olarak okullarda ve üniversitelerde okumağa başladığı ülkemizde, dikkatli olalım ki aynı sonuçlar yavaş yavaş ortaya çıkmak üzeredir.

3- Okumuş kızların, ancak kadınlara ait okul, üniversite ve hastahanelerde çalışmaları.

Evet İslam bu şartlarla kadınların talim ve terbiyelerine en mükümmel anlamıyla taraftardır

kardeşim bizde çok anlattık ama nefsler anlamamakta ısrar ediyo ne diyim RABBİM hidayet versin
islam ve kulluk
bizler bazı şeylerde atılım yapmak istiyorsa bizde çok daha önce -sözde (!) - çağdaşlaşmış batılılara bir baksın .

Çalışlma sahalarına kadınlar dağıldı çalışmaya başladı peki huzurlu aile ortamları kaldımı?

Hanımlar kız - erkek karma eğitimlere başladı ahlaki seviye üst düzeydemi kaldı?

Komünist dönemlerde okulların yanına doğum evleri açtıklarını söyleyen başkanlar var tarih kitaplarında !

Birşeylere atılıyorsak bizden önce yapanlara gerçekleri göeren gözlerle bakmak lazım.

Allah-u alem
Allah-a emanet olun
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2009 Invision Power Services, Inc.