Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Herkes Bir Hadis Eklesin ...
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ Hz. Muhammed (S.A.V.) ]·.
Sayfa: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10
kırık-rüzgar
Her ölenin ameline son verilir, ancak ALLAH yolunda ölen murabıt müstesna. Çünkü onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır. Ayrıca o, kabir azabına da uğratılmaz. (Tirmizi'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Gerçek mücahid, nefsiyle cihad edendir.")

[ Tirmizi, Fedailu'l-Cihad 2,(1621); Ebu Davud, Cihad 16, (2500) ]




Ben birgün Resulullah (sav)'ı bir hutbe sırasında dinledim. (Şems suresinde zikri geçen) deveden ve onu boğazlayandan bahsediyordu. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz şöyle demişlerdir: "(Ayette geçen) "En azgını ileri atıldı" yani: "Deveyi öldürmek üzere kaba, güçlü ve kavmi içinde Ebu Zem'a gibi desteği olan bir adam fırlayıp (deveyi öldürdü). Sonra Hz. Peygamber (sav)'in (bu meseleyi bırakarak) kadınlarla ilgili şeylerden bahsetmeye başladığını işitim. Buyurdular ki: "Sizden biri hangi düşünceyle hanımını köle dövercesine dövmeye tevessül eder? Akşam olunca aynı yatakta beraber yatmayacaklar mı?" Ravi devamla der ki: "Sonra Resulullah (sav) cemaate yönelerek seslice yellenen kimseye gülenlere nasihatte bulundu ve; "Onun bu yaptığına niye gülüyorsunuz!" diyerek (gülmeyi yasakladı).

[ Buhari, Tefsir, Şems 1, Enbiya 17, Nikah 93, Edeb 43; Müslim, Cennet, (2855); Tirmizi, Tefsir, (3340 ]

kırık-rüzgar
Biriniz kardeşini (ALLAH için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin.
(Ebu Davud, Edeb 122)





Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husumet edince haddi aşar."

[ Buhari, İman 24, Mezalim 17, Cizye 17; Müslim, İman 106, (58); Ebu Davud, Sünnet 16, (4688); Tirmizi ]
kırık-rüzgar
Ebu Musa el Es'arî'den (rivayet edildigine göre) Rasûlullah (s.a.) söyle buyurmustur:
"Muhakkak ki ihtiyar müslümana, Kur'âni terk etmeyen ve yasaklarini çignemeyen Kur'ân hafizlarina ve adaletli devlet baskanina hürmet etmek, ALLAH'a saygidandir." Tirmizî, birr 75.




''Senin en büyük düşmanın, kendi nefsindir''

Rasulullah (s.a.v.)
kırık-rüzgar
Amr b. Avf ( r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (a.s.) Bilal b. Harise bir gün şöyle buyurmuştur: " Bil ya Bilal " dedi ki: Ya Resulullah neyi bileyim? Buyurdu ki: Bil ki her kim benden sonra terk edilen bir sünnetimi ihya ederse o sünnetle daha sonra amel edenlerin sevabı gibi sevap alır. Onlardan da bir sevap eksilmediği halde. ( Yani ondan amel edenlerin sevabı eksilmeksizin o adama verilir.) Her kim ki ALLAH ( c.c. ) ve Resulunun razı olmadığı bir bid'atı delale ( yani sapık bir bid'at) ortaya çıkarırsa ( dinde olmayan kötü bir şey sokarsa ) ona da o bidatle amel edenlerin günahı gibi günah verilir. O sonradan işleyenlerin günahından da bir şey eksilmez. ( Tirmizi, İbn Mace )



ALLAH sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar.Osadece sizin kalplerinize bakar. (Ahmed bin Hanbel)
Tevhid_13
Ramazan gelmesi hasabiyle bu hadis i koymak istedim. Çünkü adı bile bilimmeyen Bir sünnetti ihya etmek gerek esengül kardeşimizin son koydugu hadis üzerinede tevafuk etti. ölmüş yada unutulmuş bir ibadeti ihya edelim bu ramazan. Erkekler camilere kadınlar evlerinde. selam ve dua ile.

İTİKAF'LA İLGİLİ BÖLÜM


ـ1ـ عن عائشة رَضِىَ اللّهُ عنها قالت: ]كَانَ رَسُولُ اللّهِ # يَعْتَكِفُ العَشْرَ ا‘وَاخرَ منْ رَمَضَانَ حتّى تَوفّاهُ اللّهُ تعالى وَيقُولُ: تَحرَّوْا ليلَةَ القَدْرِ في العَشْرِ ا‘وَاخِرِ منْ رَمََضَانَ ثمّ اعتَكَفَ أزْوَاجُهُ من بعده[. أخرجه الستة.وفي رواية ]كانَ يعْتَكِفُ في كلِّ رَمَضَانَ فإذَا صَلَّى الْغَدَاةَ جاءَ مَكانهُ الَّذِى اعْتَكَفَ فِيهِ قال: فاسْتَأْذَنَتْهُ عائشةُ رَضِى اللّهُ عنها أن تعتكفَ فأذن لَها فَضربتْ فِيهِ قُبةً فسمعتْ بها حفصةُ رَضِىَ اللّهُ عنها فضربتْ، قبةً وضربتْ زينبُ رَضِىَ اللّهُ عنهَا أخرى، فلما انصرفَ من الغداةِ أبصرَ أربَع قبابٍ فقال: ما هذهِ؟ فأُخْبِرَ بذلكَ، فقالَ مَا حملُهنَّ على هذا، آلِبِرٍّ؟ انزعوها ف أرَاهَا. فنُزعتْ فلمْ يعتكفْ في رمضانَ حتّى اعتكفَ في آخرِ العشرِ من شوالٍ[.وفي رواية ]أمرَ بخبائهِ فقُوِّضَ وتركَ اعتكافَ في شهرِ رمضانَ حتّى اعتكفَ في العَشرِ ا‘ولِ منْ شَوّالٍ[.»الخباءُ« بيت من وبر أو صوف، من شَعر و»تقويضه« رفعه .



1. (97)- Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vefat edinceye kadar Ramazan'ın son on gününde itikafa girer ve derdi ki:

"Kadir gecesini Ramazan'ın son on gününde arayın". Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan sonra, zevceleri de itikâfa girdiler."[1]

Bir başka rivayette şöyle denir: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) her Ramazan'da itikafa girerdi. Akşam namazını kılar kılmaz itikaf mahalline gelirdi. Râvi der ki: Bir gün Hz. Aişe de itikâf için izin istedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) izin verdi. Mescidin içinde itikaf için bir çadır kuruldu. Bunu Hafsa validemiz (radıyallahu anhâ) işitti, O'nun için de bir çadır kuruldu. Arkadan Zeyneb (radıyallahu anhâ) validemiz için de bir çadır kuruldu. Sabah olup da Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hücresinden çıkınca dört çadır kurulduğunu görür ve

"Bunlar da ne?" diye sorar. Durum haber verilince:

"Onları bu işe sevkeden şey nedir, Allah'ın rızasını kazandıracak bir amel düşüncesi mi? Hayır! Derhal kaldırın, gözüm görmesin!" emretti. Çadırlar kaldırıldı. O Ramazan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'da itikâfı terketti. Şevvâl'in son onunda itikâfa girdi."

Bir diğer rivayette şöye denir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çadırların kaldırılmasını emretti. Derhal yıkıldılar. O yıl itikâfa girmeyi Ramazan'da terketti, Şevvâl ayının ilk onunda yerine getirdi."[2]



AÇIKLAMA:



İtikaf, lügat açısından, haps olmak, yerinde kalmak gibi mânalara gelir. Şer'î örfte: "Allah'ın rızasını kazanmak düşüncesiyle belli âdab çerçevesinde mescidde kalma"ya itikaf denir. Bu nâfile bir ibâdettir. Sadece nezredilmek suretiyle vâcib olur. İtikafın en az müddeti bir gün en fazla müddeti on gündür. İtikâf senenin her ayında olabilir. İtikafta iken, bazı âlimlere göre oruç şart değildir. Ancak Hanefîlere göre vâcib olan itikâf için oruç şarttır. Yine bazılarınca Mescid-i Nebevî, Kâbe ve Mescid-i Aksa'da, bazılarınca cuma kılınan mescidlerde itikaf câiz addedilirken, Hanefîler beş vakit namazın kılındığı her yerde itikafın câiz olacağına hükmederler.

Allah rızası için şu mescidde şu kadar müddet itikaf yapmaya niyet ettim demekle bunu nefsine vâcib kılar. Kalben bunu geçirirse de niyet yerine geçmiş olur. Bu niyetle mescide giren kimse abdest almak, gusletmek, abdest bozmak gibi zaruret olmadıkça mescidden ayrılmaz. Aksi takdirde itikafı bozulur.

Mu'tekif, mescidde kalır, namaz, tilavet ve tefekkür gibi ibadetin çeşitleriyle meşgul olur. Dünyevî meşguliyetleri terkeder. Kadına tekerrüb tamamen yasaktır.

İtikâfı erkekler mescidde yerine getirirler, bu şarttır. Kadınlar, evlerinin mescid olarak tanzim edilen odasında itikaf yapabilirler. Bu meşrudur, fakat mescidde itikafa girmeleri câiz değildir.[3]




--------------------------------------------------------------------------------

[1] Buhârî, Fadlu Leyletü'l-Kadr: 3, İtikâf: 1, 14; Müslim, İtikâf: 5, (1172); Muvatta, İtikaf: 7, (1, 316); Tirmizî, Savm: 71, (790); Nesâî, Mesâcid: 18, (2, 44); Ebu Dâvud, Sıyâm: 77, (2462, 2464); İbnu Mâce, Sıyâm: 59; (1771).

[2] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/400-401.

[3] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/403.
Tevhid_13


YEMİN KELİMESİ VE KENDİSİYLE YEMİN EDİLENLER



ـ5811 ـ1ـ عن ابن عبّاس رَضِيَ اللّهُ عَنهما: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ # لِرَجُلٍ حَلَّفَهُ: احْلِفْ بِاللّهِ الّذِي َ إلهَ إَّ هُوَ مَالَهُ عِنْدَكَ شَيْءٌ، يَعْنِي لِلْمُدَّعِي[. أخرجه أبو داود .



1. (5811)- İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yemin teklif ettiği bir kimseye şöyle söyledi:

"Haydi! Kendinden başka ilah olmayan Allah'a kasem ederek o kimsenin yani iddia sahibinin sende hiçbir şeyi olmadığına yemin et!" [Ebu Davud, Akdiye 24, (3620).][1]



AÇIKLAMA:



İslam'da ihtilaflı davalarda, ispatlayıcı delil getirme işi, iddia sahibine (Müddei) düşer, davalı dediğimiz müddea aleyhe de yemin düşer. Sadedinde olduğumuz hadiste, Resulullah davalının nasıl yemin etmesi gerektiğini belirtmektedir. İslam yemin meselesini işlerken, muteber olan ve olmayan yeminlere de yer verir. Normal olarak yemin, Allah'ın ad ve sıfatlarıyla yapılır. Şeref, namus vs. üzerine yapılan yeminler, yemin değildir.[2]



ـ5812 ـ2ـ وعن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال: ]أكْثَرُ مَا كَانَ يَحْلِفُ رَسُولُ اللّهِ #: َ، وَمُقَلِّبَ القُلُوبِ[. أخرجه الخمسة إ مسلماً .



2. (5812)- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yaptığı yeminlerin çoğu şöyleydi: "Kalpleri çeviren Zat'a yemin olsun, hayır!" [Buharî, Eyman 3, Kader 14, Tevhid 11; Muvatta, Nuzur 14; Ebu Davud, Eyman 16, (3263); Tirmizî, Nüzûr 12, (1540); Nesâî, Eyman 2, (7, 2, 3).] [3]



ـ5813 ـ3ـ وعن أبى سعيد رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]كَانَ رَسُولُ اللّهِ # إذَا اجْتَهَدَ في الْيَمِينِ قال: َ، وَالّذِى نَفْسُ أبِى الْقَاسِمِ بِيَدِهِ[. أخرجه أبو داود .

3. (5813)- Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yeminde mübalağa edince: "Hayır! Ebu'l-Kasım'ın nefsini elinde tutan Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun ki..." derdi." [Ebu Davud, Eyman 12, (3264); İbnu Mace, Kefarat 1, (2090).][4]



ـ5814 ـ4ـ وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]كَانَتْ يَمِينُ رَسُولِ اللّهِ # إذَا حَلَفَ: َ، َوأسْتَغْفِرُ اللّهَ[. أخرجه أبو داود .



4. (5814)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Yemin ettiği zaman Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yemini: "Hayır! Allah'a istiğfar ederim ki..." şeklindeydi." [Ebu Davud, Eyman 12, (3265).][5]



ـ5815 ـ5ـ وعن قتيلة بنت صيفي امرأة من جهينة رَضِيَ اللّهُ عَنها قالت: ]أتَى يَهُودِيٌّ لِرَسُولِ اللّهِ #، فَقَالَ: إنَّكُمْ تُنَدِّدوُنَ وَإنَّكُمْ تُشْرِكُونَ، وَتَقُولُونَ: مَا شَاءَ اللّهُ وَشِئْتُ، وَتَقُولُونَ: وَالْكَعْبَةِ. فأمَرَهُمْ رَسُولُ اللّهِ # إذَا أرَادُوا أنْ يَحْلِفُوا أنْ يَقُولُوا: وَرَبَّ الْكَعْبَةِ؛ وَيَقُولُ أحَدُهُمْ: مَاشَاءَ اللّهُ ثُمَّ شِئْتُ[. أخرجه النسائي .



5. (5815)- Katîle Bintu Sayfî -ki Cüheyne'den bir kadındır- (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a bir Yahudi uğradı ve:

"Siz Müslümanlar Allah'a benzerler koşuyor ve şirke düşüyorsunuz ve diyorsunuz ki: "Allah istedi ben de istedim." Yine diyorsunuz ki: "Ka' be'ye yemin olsun!"

Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ashab'a, yemin etmek istedikleri zaman "Ka'be'nin Rabbına kasem olsun!" demelerine ve: "Allah istedi sonra da ben istedim" demelerini emretti." [Nesaî, Eyman 9, (7, 6).][6]



AÇIKLAMA:



Yemin, şanı yüce olan şeyler üzerine yapılır. Bu sebeple öncelikle dinen mukaddes olan şeyler üzerine yemin tecviz edilmiştir. Allah'ın zat ve sıfatları gibi. Cahiliye devrinde birkısım putlar üzerine de yemin edilirdi. Resulullah bunları yasaklamıştır.

Yukarıda, Resulullah'ın umumiyetle yaptığı yemin şekilleri görülmektedir. Bu örnekler bize, Aleyhissalâtu vesselâm'ın farklı şekillerde yemin etmiş olduğunu göstermektedir.

5814 numaralı Ebu Hureyre hadisinde "Allah'a istiğfarım olsun, hayır!" şeklindeki ifade, yeminden ziyade, yemine benzeyen bir tabirin yemin makamında kullanılmasıdır. Manası: "İş, söylediğimin hilafına olursa Allah'a istiğfar ederim" demektir. Görüldüğü üzere bu yemin değildir, ancak sözü te'kid maksadıyla yemin makamında söylenmiş bir sözdür. Aliyyu'l-Kâri, َ وَاَسْتَغْفِرُ اللّهَ ifadesindeki vavın atıf vavı olabileceğinden hareketle mahzuf bir matuf aleyh olması gerekir der ve şöyle bir manaya tevcihini uygun bulur: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) mübalağalı şekilde yemin ederek (Hayır!) kelamını kullanınca "Ve estağfirullah (Allah'a istiğfar ederim)" derdi. Yani bu, "Benden vaki ve sadır olup Allah'ın bildiği şeylere karşı Allah'a istiğfar ederim" demektir. Zira, her ne kadar bunda muaheze yoksa da, ebrarın hasenatı mukarrebinin seyyiatıdır." [7]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/286.

[2] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/286.

[3] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/286.

[4] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/287.

[5] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/287.

[6] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/287.

[7] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şe
kırık-rüzgar
ALLAH kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar.
(Müslim, 1038)





Üç şey insanı kurtarır, üç şey mahveder, üç şey ALLAH katında dereceler kazandırır ve üç şey de günahları temizler.

İnsanı kurtaran üç şey:

1- Gizli ve aşikar daima ALLAH’tan korkmak.

2- Fakirlik ve zenginlikte iktisatlı davranmak.

3- Sevinç ve öfke hallerinde adaletten ayrılmamak.


İnsanı mahveden üç şey:

1- Aşırı derecede cimri olmak.

2- Nefsin her özlem ve arzusunu yerine getirmek.

3- Kendini beğenmek.


İnsana ALLAH katında dereceler kazandıran üç şey:

1- Her müslümana selam vermek.

2- Yedirip, içirmek.

3- İnsanlar uykuda iken gece namaz kılmak
.

Günahları temizleyen üç şey:


1- Şiddetli soğuk havalarda abdesti eksiksiz almak.

2- Cemaatle namaza katılmak için camiye yürümek.

3- Namazın ardından bir sonraki namazı özlemek.


kırık-rüzgar
sizlerinde hadis eklemenizi bekliyoruz



Öyle bir devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı oduğuna hiç aldırmayacak.
(Buhari, 23)




Müminler arasında imanca en kamil olanı, ahlakça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır. (Tirmizi)
kırık-rüzgar
"ALLAH'ın ,dünyada dolaşıp ,kendisini ananları araştıran melekleri var . Yüce ALLAH'ı zikreden bir topluluğa rastlarsa ,birbirlerini "aradığınıza gelin! "
diye çağırırlar . hepsi gelip ,onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar .

ALLAH onları en iyi bilen olduğu halde meleklere sorar :
" Kullarım ne diyorlar ? "
" Seni tesbih ediyorlar (övüyorlar) ,Sana tekbir okuyorlar (yüceltiyorlar) ,Sana tahmid okuyorlar (şükrediyorlar) ....derler

Yüce Rabbimiz sormaya devam eder
" Onlar beni gördüler mi ? "
" Hayır "
" Ya görselerdi ne yaparlardı ? "
" Eğer seni görseler ibadette çok daha ileri giderler ;çok daha fazla tesbihte bulunurlardı."

ALLAH(c.c) tekrar sorar
" Onlar ne istiyorlar ? "
" Cennet istiyorlar ."
" Cenneti gördüler mi ? "
" Hayır Ey Rabbimiz."
" Ya görselerdi ne yaparlardı ? "
" Eğer görselerdi cennet için çok daha hırs gösterirler ,ona daha çok rağbet gösterirlerdi."
" Neden sığınıyorlar ?"
" Cehennemden sığınıyorlar ."
" Onu gördüler mi ?"
" Hayır Rabbimiz görmediler !"
" Ya görselerdi ne yaparlardı ? "
" Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar ,daha şiddetle korkarlardı ." Bunun üzerine Yüce ALLAH şöyle buyurdu ;
" Sizi şahit kılıyorum ,onları affettim .!"


Onlardan bir melek der ki : " Bunların arasında falanca günahkar kul da var .Bu onlardan değil .O başka bir maksadla uğramıştı aralarına oturuverdi .
Yüce ALLAH (c.c) şöyle buyurdu

" Onuda affettim ,onlar öyle bir topluluktur ki onlarla oturan da onlar sayesinde talihsiz olmazlar. ( Buhari )




ALLAH'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söyliyeyim mi?: Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek.
(Müslim, 41)
kırık-rüzgar

' öyle bir zaman gelecekki,iman ele alınan kor ateşi gibi olacak,bırakrsa söner ele alırsa eli yakar'..





ALLAH'ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir. ALLAH'ın en ziyade nefret ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır.
(Müslim, 671)









nerelerdesiniz yahuu
Teşekkürler
<#thank#>
kırık-rüzgar
Akıllı kimse, sürekli kendi nefsini sorgulayan
ve durmadan ölüm ötesi hayat için çabalayandır.
Nefsini hevâsının peşinde koşturan
ve buna rağmen ALLAH Teâlâ’dan beklentileri olan kimseye gelince o zavallının tekidir.


(Tirmizi, Kıyame,25; İbn Mace, Zühd, 21; Müsned, 4/124)





"Ben kıyamet şöyle yakın olduğu halde gönderildim!" buyurdular ve şehadet parmağıyla orta parmağını yanyana gösterdiler.(Müslim, 2950)
turk78
5848 - Câbir İbnu Abdillah el-Ensâri radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Zulümden kaçının. Zira zulüm, Kıyamet günü karanlıklar olacaktır. Cimrilikten de kaçının, zira cimrilik, sizden öncekileri helak etmiş, onları birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramlarını helal addetmeye sevketmiştir."

Müslim, Birr 56, (2578).
kırık-rüzgar
İbnu Abbas radıyALLAHu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Tek bir fakih, şeytana bin âbidden daha yamandır."
Tirmizi, İlim 19, (2083).



Mü’min’in ferasetinden sakının, çünkü o ALLAH’ın nuruyla bakar. (Hz. Muhammed S.A.V.)


'Haram yiyenlerin bütün ağzaları istesede istemesede günah işler.. Helal yiyenlerin ağzaları ise ibadet eder..'
abdullah tüsteri r.h.



Ameller her perşembe ve pazartesi günü arzedilir. Aziz ve Celil olan ALLAH o gün, ALLAH'a hiçbir şirk koşmayan kulun günahını affeder. Bundan sadece kardeşiyle arasında düşmanlık olanı istisna eder, (onu affetmez) ve der ki: "Bu ikisini barışıncaya kadar terkedin.

Müslim, Birr 36, (2565); Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 17, (2, 908); Ebu Davud, Edeb 55,
(4916)



Şüphesiz kul, hayırlı bir iş yaparak ALLAH katında bir dereceye ulaşamazsa, ALLAH onun malına veya çocuklarına bir musibet vererek onu imtihan eder. Onu daha önce kavuşamadığı dereceye varıncaya kadar bu musibete sabrettirir

Ebu Davud, Cenaiz 1
-EBRAR-


''Bir şeyi istediğin vakit Allah'dan iste. Yardım dilediğin vakit Allah'dan dile.''(Hadis-i Şerif)
dagmara
ERKEGE BENZEYEN BAYANA,BAYANA BENZEYEN ERKEĞE LANET OLSUN
kilit
dini mahvedip yıkan şey, arzu ve isteklerin peşine takılmaktır.
doğanay58
Ramazan ayında, hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez.
(Buhari, Savm 29)
talebex
ben de ilimle ilgili yazmak istedim:


İLİM ÖĞRENİN.İLME LAYIK OLMAK İÇİN GÜZEL HUY VE AĞIR BAŞLILIĞI ÖĞRENİN.İLİM ÖĞRENDİĞİNİZ KİŞİLERE DE SAYGILI OLUN.


EBU HUREYRE


SELAMETLE...
ofaruk
evleninn çoğalın zi ra ben kıyamette diğer nebilere karşı sizin çoklugunuzla övünürüm
hasna
İbni Mes’ûd radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”
muhakeme
Hz. Peygamber şöyle buyurdu:


Meryem oğlu Îsâ’yı, Hıristiyanların aşırı derecede övdükleri gibi siz de beni aşırı bir şekilde övmeyin! Çünkü ben bir kulum. ‘Allah’ın kulu ve elçisi’ deyin” .



( Bkz. BUHÂRÎ, 60/Enbiyâ, 48 (IV, 142); DÂRİMÎ, 20/Rikak, 68 (II, 626, 627); İBN HANBEL, I, 23, 24, 55.)


selam ve dua ile...
canturk54
' Bu dini güneşin doğduğu her yere ulaştırın '
aleksx
Tefe'ül
Kim bana çeneleri ile bacakları arasındaki şeyler hususunda garanti verirse ben de ona Cennet hususunda garanti veririm. (Hadis-i Şerif > Buhari, Rikak 23)

Tefe'ül
Ani ölüm, kafir için gadab-ı ilahi'nin bir yakalamasıdır, mü'min için de bir rahmettir. (Hadis-i Şerif > Ebu Davud, Cenaiz 14)

Tefe'ül
Üç şey reddedilmez: Minder, yağ ve koku. (Hadis-i Şerif > Tirmizi)

Tefe'ül
Allah Teala Hazretleri güzeldir, güzeli sever. Kibir ise hakkın iptali, insanların tahkiridir. (Hadis-i Şerif > Müslim)
Ayn-ı Visal
"Dünya tatlıdır ve manzarası hoştur.Şüphesiz ki Allah dünyanın idaresini size verecek ve nasıl davranaccağınıza,ne gibi işler yapacağınıza bakacaktır."
aleksx
Tefe'ül
Ümmetim yağmur gibidir, evveli mi, ahiri mi daha hayırlıdır bilinemez. (Hadis-i Şerif > Tirmizi)

http://www.siyahnur.com


http://www.islamharfleri.com/yazilar/index.html
musalli
ebu hureyre den(r.a.)'insanlara öyle bir zaman gelir ki,bu zamanda bir kişi ele geçirdiğinin helalden midir,haramdanmıdır olduğuna hiç aldırmaz.'
(buhari)

enes b.malik (r.a.) den.rasulullah şöyle buyurmuştur:'cenazeyi üç şey takip ederikisi geri döner birisi kendisiyle kalır.bunlar:ailesi/arkadaşları ve malı geri döner,ameli kendisiyle kalır.'(buhari)

muhakeme
Resulullah (sav) buyurdular ki:



"Birbirinize, Allah'ın laneti, Allah'ın gadabı ve cehennem temennisiyle bedduada bulunmayın."



Ebu Davud, Edeb 53, (4906); Tirmizi, Birr 48. (1977)
CaVaLieRe
بســـم الله الرحمن الرحيم

قال رسول الله صلي الله عليه و سلم : من حفظ علي امتي اربعين حديثا بعث يوم القيامة فقيها
(و في رواية :كنت له شفيعا و شهيدا)


(OSMANLICA)
پيغمبريمز صلي الله عليه و سلم شويله بويورمشدر:
كيم امتيمه اوگرتمك ايچون قيرق حديث ازبرلرسه قيامت كوننده الله اوني عالم اولارق حشر ايدر. و بن اوكا شاهد و شفاعتچي اولورم.
(كنز العمال)
sincikli
AMELLER NİYETLERE GÖREDİR
bilal arslan
NAMAZ KILAN, ORUÇ TUTAN, KUR’AN OKUYAN KAFİRLER



Ebu Said el-Hudri (r.a)'den şöyle rivayet olunmuştur:

«Sizin içinizde öyle zümreler türeyecektir ki, siz, onların namazlarının yanında kendi namazlarınızı, onların oruçlarının yanında kendi oruçlarınızı, onların iyi işleri yanında kendi salih amellerinizi küçümseyeceksiniz. Onlar Kur'an da okuyacaklar. Fakat, Kur’an onların gırtlaklarını geçmeyecek. Onlar, okun avdan (delip) çıktığı gibi dinden çıkacaklar. Okun sahibi okunun demirine bakar (kan namına) bir şey göremez. Ağaç kısmına, bakar, orada da bir şey göremez. Sonra avcı şüpheyle, okta, yayın ipinin girdiği oluğa bakar, orada da kan izi görülemez.»

(Buhari)

HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ

İşte Allah Rasulünün çok önceden bildirdiği ve yakın tarihte ve hatta günümüzde örneklerine sık sık rastladığımız insan tipi: Bol bol Kur'an okuduğu halde okuduğu Kur'an'ın emirlerini hayat pratiğine aksettirmeyen; iman iddiasında bulunduğu halde, imanın ilk şartı olan tevhidi değil yaşamak, manasını bile bilmeyen ve şuursuzca işlediği salih amellerle müslümanlık iddiasında bulunan kimse... Zahiren yaptıkları amelleri ile İslami göründüğü halde, İslam'dan ve İslami şuurdan habersiz olanlar... Allah bu kimselerin iman iddialarını reddediyor ve yaptıkları amellerin kendilerine hiç fayda sağlamayacağını yüzlerine vururcasına beyan ediyor.

Evet, tevhid itikadından yoksun olarak yapılan her amel boştur, faydasızdır. Kişileri değerlendirirken ölçümüz, bol bol ama şuursuzca namaz kılmaları yada şuursuzca Kur' an okumaları değildir, şüphesiz. Yegane ölçü, sahih bir tevhid akidesine sahip olup olmadığı ve bu akideyi hayat pratiğinde gösterip göstermediğidir.


(kaynak:Buhari ve Müslim'den İSLAM ve Davetçilerine Öğütler / Seyfuddin el-Muvahhid)
Nesai
Ebu Hureyre ra. , Rasulüllah sav. “biriniz acele etmediği, dua ettim kabul olmadı, demediği sürece duası kabul olur” buyurmuştur. buhari 2075

Ata b. Ebi Rabah’dan (r.a) şöyle dediği rivayet etmiştir: İbn Abbas (r.a) bana,“ister misin sana cennetlik bir kadın gösteriyim?”dedi, ben de “evet” dedim. Bunun üzerine “işte şu siyah kadın , Nebi (sav.) geldi ve
“ben saraya tutuluyorum, bu arada farkında olmaksızın vücudumun bazı yerleri açılıyor, benim için Allah’a dua et” dedi, Rasulullah (sav) ona,
“istersen sabredersin o zaman sana cennet var, dilersen Allah’a iyileşmen için dua ederim” dedi.Kadın “sabrederim, fakat o sırada vücudumun bazı yerleri açılıyor, açılmaması için Allah’a dua et.” dedi
Rasulullah (sav) da kadının bu isteğinin yerine gelmesi için Allah’a dua etti.
(mutefekkun aleyh)

bilal arslan
ALINTI(sincikli @ Feb 16 2008, 06:25 PM) *

AMELLER NİYETLERE GÖREDİR

"AMELLER NİYETE GÖREDİR" HADİSİYLE HER YANLIŞI AKLAYAMAZSINIZ

Amellerin değeri imandan sonra niyete’de bağlıdır. Yüce duygu ve amaçlar taşımayan veya kötü amaçlar için yapılan bazı âmeller kişiye fayda sağlamaz.Meselâ, ashâb-ı kirâm Medine'ye hicret ederken Mekke müşriklerinin kötülük ve baskılarından kurtulmak, Medine'de daha güzel ibadet, taat ve amellerde bulunmak, İslam'ı, oradan cihana yaymak gibi düşüncelerle dolu idiler.
İçlerinden birisi ise, nişanlı olduğu kadın hicret ettiği için, sadece onunla evlenmek niyet ve düşüncesiyle Medine'ye gelmişti. işte Hz. Peygamber, diğer muhacirlerin büyük ecir ve mükafatlara nail olduklarını bildirirken onun da istediği kadına kavuşmakla niyetine ulaştığını, ancak hicret sevabından mahrum kaldığını haber verdi. Bunun üzerine
''Ameller ancak niyetlere göredir" buyurdu (Buhârî, Bedü'l- Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155)

Bu vakıayı ,öncelikle ameli ve itikadi olmak üzere ayrı ayrı değerlendirerek analiz etmemiz gerekecektir.
“Ameli” konuda, bir müminin yaptığı bir fiil eğer kötü bir sonuç ile bitiyorsa ; böyle durumda o failin bu olaydaki niyeti geçerlidir. Yani olay olumsuzda gözükse buradaki niyetinden dolayı selam vardır. Müslüman kadının buradaki niyeti islami yurda hicret olduğundan hicret sevabını kazanmıştır.
Fakat nişanlısı olan erkek müşrik ise hicret etmekteki niyeti , islami yurt değil ,nişanlısı kadın için olduğundan hicret sevabını alamamıştır.
“İtikadi“ açıdan olaya bakarsak bir yer için ziyarete gitmek isteyen kimse ; gideceği yer ile ilgili olan şartları , detayları , yolları , özellikleri , gerekli bilgi donanımını almadan yola çıkar ve kendi cehaletinden , hatasından dolayı oraya ulaşamazsa benim amelim niyetime göredir; ben falan niyetle çıkmıştım gitmek istediğim yere gittim diyemez.

Bu en basit bir misafirlik ziyaretinde bile geçerlidir.Bir kimse arkadaşına ziyaret için çıkmış olsa ve yanlış arabaya binerek farklı semtlere gitse ve randevusuna ulaşamazsa ben mazeretliyim , ben geldim sayılır diyemez. Yine aynı şekilde Hacc için niyetlenip yola çıkan bir kimse , yollarını araştırmadan Arabistan uçağı yerine Ermenistan uçağına binmişse, ben Erivan’da hacı oldum diyemez, hacc Arafat’tır çünkü!

Rasulullah (s.a.v.) kendisine teklif edilen Dar’unnedve cahilyye parlementosunun başına geçme teklifini; “ameller niyete göre” deyip ben bunların küfür puthanesine gireyim , “çaktırmadan yavaş yavaş islami tebliğ ederim , hem müslümanlara yapılan işkence ve eziyetleri önlerim” dememiştir. Ama şu anki ameller niyete göre deyip her yapılan işi bu söz ile faailyete geçiren guruh olsa idi; o devirde oraya da çekinmeden benim niyetim iyi deyip girerdi.
Rasulullah tam tersini yaptığı ve ayette de - “De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.”Al-i imran 31
-“Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.”Nisa 80 dendiği halde.Allah c.c. bize Rasulullah’ı örnek almamız gerektiğini, O’na uymamız gerektiğini emrediyor.
Bunun yanında yine müslüman olmadan önce müşrik iken Dar’un-nedve meclisinde bugünkü dışişleri bakanlığı mevkisinde olan Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir müslüman olunca bir daha o meclise girmemiştir.

Günümüzün sakat anlayışı ile ben burada kalayım , müslüman olduğumu da bilmiyorlar, yavaş yavaş islam’ı çaktırmadan anlatırım ;bu kadar baskı ve zorluğa, ambargoya uğramam, hem cihad ederek kafirleri öldürmek zorunda da kalmam, tatlılıkla ,diyalog ile konuşarak ikna ederim çaktırmadan diyebilirdi. Ama “rabbani metod “ buna izin vermemiştir. Hz. Ömer ve Hz Ebubekir ‘de izzetli bir tavrı sergilemiştir.


Gelelim sahabelerin Habeşistan kralı “Necaşi Asheme” ye olan tavırlarına :En zayıf durumda , kendisine sığınmak zorunda oldukları halde bile onların törenine katılmayıp, önünde eğilmemiştir bile bırakın Necaşi’nin yanındaki papazlar gibi giyinip hareket etmesini.
Yine ameller niyete göre deyip eğilip tazim edip bizde sizdeniz deyip oradan gönderilmenin ramak kalmasına kadar mücadele etmezler. Daha rahat, daha tehlikesiz bir durumda orada misafir edilebilirlerdi. Ki onların ölüm korkusu gibi mazeretleri de olmasına rağmen!
Hatta Hz.İsa hakkında sorulduğunda hiç yamulmadan, yalpalamadan, tereddüt geçirmeden Kur’an-ı Kerim’ den Meryem suresini yüzlerine okumuştu.Ve bu İzzetli duruş sayesinde orada Allah (c.c) sayesinde kalmışlardı.Ama o sahabeler ameller niyete göredir sözünün burada geçerli olmayacağını çok iyi biliyorlardı.

Hz. Muhammed’in (s.a.v) haber verdiği bir kudsi hadisi şerifte: Tarık b. Şihab (r.a.) Rasulullah (s.a.s.) in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor : ''Bir sinek yüzünden adamın biri cennete , diğeri de cehenneme girdi “ Sahabeler :
“Bu nasıl oldu ey Allah’ın Rasulu ? “ dediler . Rasulullah (s.a.s. ) şöyle buyurdu :

“İkisi beraber bir şehre uğradılar. Bu şehir halkının oradan her geçenin mutlaka kurban takdim etmesi gereken bir putu vardı . Birine ;
“Bir kurban takdim et “ dediler . O ‘ da ; “Takdim edecek hiç bir şeyim yok ki “ dedi . Onlar da ; “Hiç değilse bir sinek takdim et “ dediler. O da bir sinek takdim etti , yolunu serbest bıraktılar. Allah (c.c) o kişiyi bu amelinden dolayı cehenneme soktu .
Diğerine ;
“Sen de takdim et “ dediler.
O ; “Allah’tan başka hiç bir varlığa sinek dahi takdim etmem “ dedi. Bunun üzerine boynunu vurdular. O adam da bu amelinden dolayı cennete girdi
(Ahmed b. Hanbel -hadisi)

Amelim kötü olsa da , niyetim iyi deyip ; Allah‘tan başkasına kurban keserek küfür hareketini yapan kişinin niyetinin onu kurtarmadığını ve cehennemlik olduğunu bildirir.”

Bu hadisi iyi analiz edersek durum daha da net anlaşılacaktır. Peygamber aleyhisselam : “Kim bir kavme benzerse ,onlardandır” buyuruyor .
(ebu Davud:No:4031, 2/441 , Ahmed ibni Hanbel : No:5115 , 2/310)

Bir müslüman “zünnar “ takınıp da Dar’ulharb’e ticaret için girse kafir olur. Çünkü o küfür libasını (elbisesini )onu yapmaya mecbur kılacak bir zaruretsiz giymiştir.
Bunun hiçbir fayda temin etmeyeceği malumdur. “Mülteka” da şöyle varid olmuştur:
Zünnarı taktığı, Hrıstiyanlara mahsus olan elbiseyi giydiği , mecusilerin serpuşunu giydiği zaman , bunları şaka yaparak giysin , ciddi olarak giysin kafir olur. ”Zahiriyye”de deniliyor ki ; kim ki mecusi serpuşunu başına koyarsa ve kendisine söylense de kalbin doğru ve temiz olması gerekir ( sen kıyafete bakma ) derse o kimse kafir olur. Çünkü o kimse şeriatın açık, seçik hükmünü iptal etmiştir.
(İmam-ı azam fıkh-ı ekber şerhi (şerh eden Allame Aliyyül Kari) ; ”Kafirlere Benzemek“ başlığı sayfa 477-478 Hisar yayınları )


Velhasıl diyeceğimiz “ameller niyete göredir” hadisi şerifi kalkan edilerek her türlü kötülüklere bulaşılıp sığınılacak bir konu değildir. Bu hadisin geçerli olduğu , mazurlu olduğu durumları inceleme yapmadan dillere dolamamak gerekir.Bu hadisi Murcie gibi sapık fırkaların anladığı şekilde batıl yorumlarla anlamak caiz değildir. Kötü amellere niyet bahane edilecek olursa , Allah aşkına söyleyiniz ortada kötü olan ve kötü denecek hangi ameller kalır. İmam Ebu Hanife böylesi zatlara gereken ve en güzel cevabı vermiştir ki O da : ''İyi niyet kötü ameli iyi yapmaz" cevabıdır.
mehmet mücahid
Ashabım yıldızlar gibidir hangisine tutunursanız hidayeti bulursunuz
bilal habeş
SADAKASINI GİZLİ VEREN İNSAN,RABBİNİN KENDİSİNE KARŞI MUHTEMEL GAZAP ATEŞİNİ SÖNDÜRMÜŞ OLUR...
SELAM VE DUAYLA..
musalli



Enes'in (r.a.) naklettiğine göre: Hz. Peygamber (a.s.) büyük günahlar olarak şunları saydı: "Allah'a ortak

koşmak, ebeveyne eziyet etmek, cana kıymak ve yalan söylemektir."

Müslim, İman, 144 (l, 91)
bilal habeş
Ebû Hureyre Abdu'r-Rahmân b. Sahr-ı Devsi (ra)'den:

Demiştir ki, kendim işittim, Resûlullâh (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: "Sizi her neden nehyedersem ondan ictinâb ediniz. Size her neyi emredersem kudretiniz yettiği kadar yapınız (da nasıl yapacağınızı sormayınız.) Zirâ sizden evvelki (ümmet)leri helâk eden, ancak onların çok çok sormaları ve peygamberlerine muhâlefet etmeleri olmuştur.

(Bu hadis-i şerifi, Buhari ile Müslim rivâyet etmişlerdir.)

musalli
ebu amr süfyan b.abdullah es-sakafi(r.a.)demiştir ki:

-ya rasulallah,islamın kemali konusunda bir söz söyleki senden başka hiç kimseye birşey sormayalım,

dedim.buyurdu ki:

-bütün varlığımla allah'a inandım de,sonrada istikamet üzere ol.

(müslim,tirmizi,ahmed b.hanbel
bilal habeş
''PEYGAMBER EFENDİMİZ'e (s.a.v.) onu sevindiren bir iş (haber) geldiği zaman ALLAH azze ve celle'ye karşı şükrünü eda etmek üzere hemen secdeye kapanırdı.''
(Hadis-i Şerif,Ebu Davud)
-BeRcEsTe-
''İNSANLAR KIZSA DAHİ ALLAH'IN RIZASINI ARAYAN KİMSEYİ ALLAH, İNSANLARIN ŞERRİNDEN KORUR.İNSANLARIN RIZASINI ALLAH'IN GAZABIYLA ARAYAN KİMSEYİ DE ALLAH İNSANLARA TERKEDER.''(TİRMİZİ)
bilal habeş
''Muhakkak ki öfke şeytandandır.şeytan ise ateşten yaratılmıştır.Ateş ise ancak su ile söndürülür .Öyleyse biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın.''
(Hadis-i Şerif, Ebu Davud ,Sünen)
hyr
Müslüman müslümanin kardesidir. Ona zulmetmez, onu (düsmanina) teslim etmez. Kim, (mümin) kardesinin bir ihtiyacini giderirse Allah da onun bir ihtiyacini giderir. Kim müslümani bir sikintidan kurtarirsa, bu sebeple Allah da onu kiyamet günü sikintilarinin birinden kurtarir. Kim bir müslümani(n kusurunu) örterse, Allah da Kiyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.
al_muallim
Kulun Rabbine en yakın olduğu hal, secdedeki halidir. Öyle ise secdede duayı çokça yapınız.

Müslim, Salat 215
hyr
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Kim geçim sıkıntısından dolayı insanlara dert yanarsa, onun ihtiyacı giderilmez, açığı kapanmaz. Fakat kim geçim darlığını Allah'a arz ederse, Allah onun sıkıntısını giderir, bolluğa çıkarır.
Tirmizi, Zühd 18
bilal habeş
Üç kişi çok pişman olacak: Biri, ilim tahsil etme fırsatı olup da tahsil etmeyen, Diğeri ilmi olup kendisi istifade etmeyen, Üçüncüsü, ilmi olup başkası istifade etmeyen.’’

(Hadis-i Şerif)
bilal habeş
Ebu Musa'nın (r.a.) anlattığına göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle dua ederdi: "Allahım! Günahımı, bilgisizliğimi, her işimde israfımı ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı mağfiret eyle. Allahım! Ciddi hâlimi, şakamı, hatamı ve bilerek işlediğimi affeyle. Bunların hepsi bende vardır. Allahım! evvelden yaptığım, sonradan yapacağım, gizlediğim, açığa vurduğum ve benden daha iyi bildiğin bütün günahlarımı mağfiret eyle. Öne geçiren ancak sensin. Geriye bırakan da sensin ve sen her şeye kadirsin."

hyr
Müslüman müslümanin kardesidir. Ona zulmetmez, onu (düsmanina) teslim etmez. Kim, (mümin) kardesinin bir ihtiyacini giderirse Allah da onun bir ihtiyacini giderir. Kim müslümani bir sikintidan kurtarirsa, bu sebeple Allah da onu kiyamet günü sikintilarinin birinden kurtarir. Kim bir müslümani(n kusurunu) örterse, Allah da Kiyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.
hyr
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...

Iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmis olamazsiniz.
Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sifâtu'l-Kiyâme, 56.
hyr
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...

Müslüman, insanlarin elinden ve dilinden emin oldugu kimsedir.
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.
bilal habeş
ibn-i Ömer (r.a)dan rivayet edildiğine göre; PEYGAMBERiMiZ (s.a.v) şöyle buyurdu:
ALLAH TEALA Cenneti yarattığı zaman ona şöyle buyurdu:
-İzzet ve celalime and olsun insanlardan sekiz sınıf vardır ki; sana dahil olmayacaklardır;
1)Devamlı şarap(içki vs)içen,
2)Zinada ısrar eden,
3)Deyyus olan(Eşini kıskanmayan),
4)Hükümdarların kötü icraatlarına alet olan,
5)Erkek olduğu halde kadınlaşan,
6)Koğuculuk eden,
7)Başkalarına merhamet etmeyen,
8)ALLAH'a ant içip de, ahdine vefa etmeyen kimseler
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2009 Invision Power Services, Inc.