Yıldız şulesine
yakalandı gönlüm.
Boş ve kurak
vadilerde
geçti ömrüm.
Maviden
siyah'a
akıp giderken
hayat,
koşarcasına yükselir
yem yeşil sızım.
Garipliğin,
sarı'ya çalan bakışları
dönüp durur
devranın çehresinde.
Turuncudan
Gri'ye
çekip alırken
arzusunda düşler,
kaçarcasına alçalır
sancısında
kıvılcım.
Ortasından
teğet gelip
geçerken
aşklar,
çekip çevirir
esmer sevdayı
zamanın süzgecinden geçen
karanlık.
Dünyama inen
renkler
dönüp dururken
feleğin çemberinde
ufacık bir
noktaydı
alemlere inat
kaş çatışlarım
ve
hünerli
firarlarım.
Kan kırmızı
şerbetlerin yazgısında
avuçlarımda büyüyen
menekşe renkli
denizlerim,
beyazımsı kaderin
asırlık
gök kuşağında
gidişlerim.
Hızla akıp
giderken zaman
durdurabilmenin
uzaklığında
kayıp yaşamlar,
reyhan kokan
sokaklara
eflatun çocukluğumu bırakır
koca koca
adamlar.
Mevsiminde beklemez
mavisi uykunun
bulutlara bir yol
şakağında tutkunun.
Sevdan
yakarken bağrımı
gözümde pul kadardır
dünya.
Göğe yükselen
yakarışlarım
arzular
meltemsi coşkuyu,
öylesine ki
arar durur
sevdalarım suçluyu.
Son nefeste
bir kez daha
ne olur
es ardımdan
ve yurdumdan
alıp götür beni
uzaklara.
Rengarenk diyarlara
fırlatıver
gurbet ayazı
gülüşlerimi...