lalehan
Nov 24 2005, 07:47 PM
arkadaslar, sizden bir ricam olucak..
çanakkalede savasipda nami duyulan Koca seyyit ile ilgili ne biliyosaniz buraya yazarmisiniz...
mesela tarihçilerin yazdiklarindan, onun resminden felan...
yani onunla alakali her sey...
yarin aksam için lazim, simdiden tesekkurler...
SerkaNReaL
Nov 25 2005, 04:59 PM
Çanakkale önlerinde tarihte ender görülen bir muharebe cereyan etmekteydi. Bir yanda dünyanın en gelişmiş askeri vasıtalarına sahip ve sayıca çok kalabalık Batı ülkeleri, diğer tarafta vatanlarını müdafaa için cepheye koşup; düşmanın topuna, tüfeğine iman dolu göğsünü siper eden Mehmedcik...
Anadolunun cihangir ruhlu yiğitleri, şanlı fakat talihsiz devletlerinin elde kalan kısmını müdafaa için cansiperane vuruşmakta. Düşman zırhlılarının yağdırdığı güllelere, yaylım ateşe karşılık vermekte, düşmana adım attırmamaktadır.
Her hususu gözönünde bulundurduklarını zanneden ve hesaplarına göre en geç üç günde Çanakkale'yi aşacaklarını hesap eden düşmanlar yanıldıklarını acı bir şekilde görecek ve zelil bir halde kaçacaklardır Çanakkale önlerinden. Onlar kaçarken, geride Mehmetçiklerin kanları, canlan pahasına kazanıp evlatlarına ithaf ettikleri şanlı bir hatıra kalacaktır.
Çanakkale harbinde tarihlere şanla geçen kahramanlık tabloları çizilmiştir. İşte böyle tablolan çizenlerden birisi de Koca Seyyit'tir.
1889'da Balıkesir'e bağlı Havran ilçesinin Çamlık köyünde dünyaya gelen Seyit, çocukluğundan itibaren gürbüz yapısı ve pehlivanlığıyla dikkatleri çekmiştir. Bu vasfından dolayıdır ki asker ocağında kendisine pehlivanlığına izafeten "Koca" lakabı verilmiş ve "Koca Seyyid" diye tanınmıştır.
1909'da vatani vazifesine yapmak üzere askere giden Koca Seyit üç senelik asker iken 1912'de Balkan harbi patlak vermiş, Seyit de birliğiyle birlikte savaşa katılmıştır. 1913'te Balkan savaşının sona ermiş olmasına rağmen Seyit terhis edilmemiştir.
1914'te Birinci dünya savaşı patlak verince Seyit de Çanakkale'de topçu eri olarak vazife almıştı.
Çanakkale Boğazı'nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide 28 lik Mecidiye bataryasında Şeyit'le birlikte kırk kişi vazifeliydi.
17 Mart 1915'te Çanakkale'deki bütün birliklerde yoğun bir faaliyet görülmekteydi. Ertesi gün, düşmanın büyük bir hücuma geçeceği haber alınmıştı.
Seyit Onbaşının bataryasında da hazırlıklar tamamlanmış ve düşmanın taarruzu beklenmeye başlanmıştı.
18 Mart 1918'de ilk önce Fransız daha sonra İngiliz zırhlıları Çanakkale boğazında görülmüşlerdi. Kıyılan yoğun top ateşine tutan düşman zırhlıları aynı şiddette karşı ateşle karşılaşınca duraklamışlar, fakat ateşlerini kesmemişlerdi.
Anadolu ve Rumeli kıyılarından ateş ve dumanlar göklere yükselmekteydi, düşman ateşi aralıksız devam ediyordu.
İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Koca Seyit'in bataryasının bulunduğu Kilitbahir önlerine gelmiş, kıyıyı top ateşine tutmuştu.
Ateş çemberi genişleye genişleye Koca Seyit'in bataryasına ulaşmıştı. Bataryanın sağına soluna mermiler peşpeşe düşmeye başlamıştı. Durumun kritik oluşunu gören batarya komutanı "sığınağa!" emrini vermişti. Fakat batarya erleri sığınağa ulaşmadan müthiş bir gürültü kopmuş, sanki yer yerinden oynamıştı. Koca Seyit de o gürültüden sonrasını hatırlamıyordu. Düşman gemilerinden atılan bir mermi cephaneliğe isabet etmiş, cephanelik havaya uçmuştu.
Bataryadaki erlerden on dördü şehit olmuş, yirmi dördü ise yaralanmıştı. Sadece Seyit ile Ali isimli arkadaşı yara almadan kurtulmuşlardı.
Sağlık erlerinin müdahelesiyle kendine gelen Seyit gözlerini açınca etrafta şehit olan arkadaşlarının cesetlerim görmüş ve arkadaşlarından durumu öğrenmişti. Bataryada ikisinden başka kimse kalmamıştı.
Bataryanın toplarından ikisi toprağa gömülmüş ve kullanılmaz hale gelmişti. Sadece bir tanesi kullanılabilir haldeydi. Onun da vinci kırılmıştı.
Koca Seyit, bir denizde hâlâ ateş püsküren düşman zırhlısına bir yerde yatan şehitlere bir de topa bakmış ve büyük bir hırsla her biri 215 okka (276 kilo) ağırlığındaki mermilere yönelmişti. Arkadaşı Niğdeli Ali şaşırmıştı, Koca Seyit ne yapmak istiyordu. Seyit, şaşkın şaşkın kendisine bakan arkadaşına "yardım et de mermiyi yükleneyim" demiş, ardından da "Ya Allah" diyerek koca mermiyi kavramış ve Ali'nin yardımıyla sırtlamıştı. 276 kiloluk yüküyle 28'lik topun altı basamağını çıkan Koca Seyit mermiyi topun ağzına yerleştirmeyi başarmıştı. İmanın hem nur hem de kuvvet olduğunu göstermişti Koca Seyyit. Bu hakikati bütün dünyaya ilan edecekti. Şimdi bütün dikkatini vermiş önünde canavar gibi duran Ocean'ın üzerine çevirmişti topun namlusunu. Hedefi iyice tesbit edip nişanının doğru olduğuna kanaat getirdikten sonra "Ya Allah, bismillah!" diyerek topu ateşlemişti. Topun gürlemesiyle birlikte karşıdaki düşman gemisinden yoğun siyah bir duman yükselmişti. Anında yalpalamaya başlamıştı. Koca gemi isabet almıştı. Gemi personelinin sesleri kıyıdan duyuluyordu. Vurmuştu Koca Seyit, koca kefere gemisini. Ve mağrur düşmanın koca gemisi batacaktı.
Düşmanlar Mecidiye bataryasının safdışı edildiğini zannetmekteydiler. Kilitbahir cephesindeki komutanlar da aynı kanaate varmışlardı. Fakat Mecidiye bataryasından ateşlenen bir top düşman gemisini batırmıştı işte.
Batarya komutanı Hilmi Bey derhal Mecidiye bataryasına koşmuş ve topu Seyitle arkadaşının ateşlediğini öğrenmişti. Hemen oracıkta onbaşı rütbesini takmıştı Seyit'e. Komutanlar takdirlerini bildirmekteydi. Seyit ise Anadolu insanının tevazuu ile kızarmakta ve "fazla birşey yapmadığını, sadece arkadaşlarının intikamını aldığını" söylemekteydi. "Nasıl yaptın?" sualine ise şu cevabı veriyordu. "Cenb-ı Hakkın yardımıyla."
Koca Seyit'in Ocean'ı batınşı bir anda her tarafa yayılmıştı. Mehmedcik taze moralle düşmanı şiddetli top ateşine tutmuştu. Gün batımına kadar devam eden şiddetli savaşta düşman perişan edilmişti. Düşman Çanakkale'yi geçememişti. Geçemiyecekti de...
Çanakkale kahramanlarından Koca Seyit 1918'de terhis edilmişti. Köyüne dönen Seyit geçimini temin için çalışmaya başlamıştı. Fakat hain gözler cennet vatanın üzerinde olunca rahatlık yoktu.
Düşmanların hücumları bitmiyordu. Daha düne kadar Osmanlı devletine bağlı olan "uşak tabiatlı" Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'i, 28 Mayıs 1919'da da Ayvalık ve Edremit'i işgal etmişti. Vatan istila altındaydı, Çanakkale'nin şanlı gazisi Seyit onbaşı durabilir miydi? Durmadı ve işgal haberini alır almaz cepheye koştu.
Karış karış vatanını müdafaa eden yediden yetmişe Anadolu insanıyla omuz omuza verip vuruşuyordu. Koca Seyit, Ordunun 26 Ağustos 1922'de başlattığı büyük taarruza da iştirak etmiş ve 28 Ağustos'ta cereyan eden muharebede iki yerinden yaralanmıştı. Büyük zaferin kazanıldığını hastanede yatarken öğrenmişti Koca Seyyit. Dünyalar kendisinin olmuştu. Artık asırlardır olduğu gibi şanlı bayrağı semalarda hür olarak dalgalanacak, Ezan-ı Muhammedi vatan semalarından eksik olmayacaktı.
Savaşın kazanılmasından sonra mütevazı hayatını devam ettirmişti. Koca Seyyid, fakirdi, çoluk çocuğunun geçimini sağlamak için binbir meşakkatle dağdan odun getiriyor, odun kömürü yapıp satıyordu.
Koca gazinin madalyası bile yoktu. O da "müracaat et sana madalya versinler, maaş bağlasınlar" diyenlere, "Biz madalya için, maaş için dövüşmedik. 'Ya şehid olacağız ya gazi' dedik. Ücretini Cenab-ı Allah'tan bekledik ve Rabbim bize gazilik rütbesini nasib etti" demiştir.
1939 yılının Aralık ayında vefat eden Koca Seyit geride maddî hiç bir servet bırakmamıştı. Madde bakımından belki dünyanın en fakir insanıydı, fakat, şanlı tarihe malolan şanlı hatıralar bırakmıştı.
emrahdemir
Nov 25 2005, 05:09 PM
Çanakkale önlerinde tarihte ender görülen bir muharebe cereyan etmekteydi. Bir yanda dünyanın en gelişmiş askeri vasıtalarına sahip ve sayıca çok kalabalık Batı ülkeleri, diğer tarafta vatanlarını müdafaa için cepheye koşup; düşmanın topuna, tüfeğine iman dolu göğsünü siper eden Mehmedcik... Anadolunun cihangir ruhlu yiğitleri, şanlı fakat talihsiz devletlerinin elde kalan kısmını müdafaa için cansiperane vuruşmakta. Düşman zırhlılarının yağdırdığı güllelere, yaylım ateşe karşılık vermekte, düşmana adım attırmamaktadır.
Her hususu gözönünde bulundurduklarını zanneden ve hesaplarına göre en geç üç günde Çanakkale’yi aşacaklarını hesap eden düşmanlar yanıldıklarını acı bir şekilde görecek ve zelil bir halde kaçacaklardır Çanakkale önlerinden. Onlar kaçarken, geride Mehmetçiklerin kanları, canlan pahasına kazanıp evlatlarına ithaf ettikleri şanlı bir hatıra kalacaktır.
Çanakkale harbinde tarihlere şanla geçen kahramanlık tabloları çizilmiştir. İşte böyle tablolan çizenlerden birisi de Koca Seyyit’tir. 1889’da Balıkesir’e bağlı Havran ilçesinin Çamlık köyünde dünyaya gelen Seyit, çocukluğundan itibaren gürbüz yapısı ve pehlivanlığıyla dikkatleri çekmiştir. Bu vasfından dolayıdır ki asker ocağında kendisine pehlivanlığına izafeten “Koca” lakabı verilmiş ve “Koca Seyyid” diye tanınmıştır. 1909’da vatani vazifesine yapmak üzere askere giden Koca Seyit üç senelik asker iken 1912’de Balkan harbi patlak vermiş, Seyit de birliğiyle birlikte savaşa katılmıştır. 1913’te Balkan savaşının sona ermiş olmasına rağmen Seyit terhis edilmemiştir. 1914’te Birinci dünya savaşı patlak verince Seyit de Çanakkale’de topçu eri olarak vazife almıştı. Çanakkale Boğazı’nın Rumeli yakasında, Kilitbahir denilen mevkide 28 lik Mecidiye bataryasında Şeyit’le birlikte kırk kişi vazifeliydi.
17 Mart 1915’te Çanakkale’deki bütün birliklerde yoğun bir faaliyet görülmekteydi. Ertesi gün, düşmanın büyük bir hücuma geçeceği haber alınmıştı. Seyit Onbaşının bataryasında da hazırlıklar tamamlanmış ve düşmanın taarruzu beklenmeye başlanmıştı. 18 Mart 1918’de ilk önce Fransız daha sonra İngiliz zırhlıları Çanakkale boğazında görülmüşlerdi. Kıyılan yoğun top ateşine tutan düşman zırhlıları aynı şiddette karşı ateşle karşılaşınca duraklamışlar, fakat ateşlerini kesmemişlerdi.Anadolu ve Rumeli kıyılarından ateş ve dumanlar göklere yükselmekteydi, düşman ateşi aralıksız devam ediyordu. İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Koca Seyit’in bataryasının bulunduğu Kilitbahir önlerine gelmiş, kıyıyı top ateşine tutmuştu.
kardelen_01
Nov 25 2005, 05:20 PM
ÇANAKKALE’DE RAKAMLARIN KANLI DİLİ

Çanakkale Harbi, fiilen 3 Kasım 1914 tarihinde başlayıp 9 Ocak 1916 tarihinde İtilaf Devletleri’nin çekilmesiyle sona erdi.Çarpışmalar toplam 8,5 ay boyunca devam etti.
5 Kasım 1914 yılında Boğazın girişindeki tabyaları imha etmek için yapılan saldırıya iki adet denizaltıyla birlikte 28 adet irili ufaklı gemi 68 topla katıldı.17 dakika süren bu saldırıda bir top mermisi Seddülbahir Kalesi’ndeki cephaneliğe düşerken 5 subay ile 83 er şehit oldu.Bunlara “ilk şehit” denmektedir.
18 Mart 1915 günü İtilaf Devletleri’nin toplam irili ufaklı 231 adet gemis ve 1155 top ile hazır bulunuyordu.18 büyük zırhlıdaki top sayısı 712 idi.Bu toplardan 279’u 18 Mart Savaşı’na katılarak 7 saatlik bombardımanda bulunmuşlardı.Türkler’in boğazda toplam 13 tabyası, 230 adet topu var iken, bu toplardan ancak 822’si kullanılabildiği gibi, bunların da 44’ü hasar gördü ve 8 top ta kullanılamaz hale geldi.
Müstahkem Mevkii Komutanlığı tarafından boğaza dik olarak 11 mayın hattı döşendi.Bu hatlardaki toplam mayın sayısı 403’tür.Donanma bu mayın hatlarına kadar gelemedi, ancak ilk hattan 8 kadar mayın sökebildi.Geri kalan 395 mayın döküldükleri yerde durmaktaydı.
8 Mart 1915 gecesi Nusret Mayın gemisi de elde kalan son 26 mayını bu kez kıyıya paralelel olarak 80 kilo ağırlığında, poyraz-lodos istikametinde iki sıra halinde ve 4,5 metre derinliğe döşedi.İlk mayın hattı Selanik adlı gemi tarafından 4 Ağustos 1914’te 22 adet olarak döküldü.Ayrıca diğer mayın hatlarının dördünü 159 mayınla Nusret, dördünü 114 mayınla İntibah, ikisini 48 mayınla Selanik, birini de 37 mayınla Samsun gemileri döşediler.
215 OKKALIK TOP
Rumeli Mecidiyesi’nde görev yapmakta olan 3.Top numara eri Seyit, bir bombardıman sonrasında 14 şehit, 24 yaralıveren tabyasında, kısa bir süre baygınlık geçirdikten sonra kendine gelip, 215 okkalık top mermisini (275 kg, 600 gr) 6 basamaklı bir merdivenden çıkararak namluya sürdü ve Ocean zırhlısını vurdu.

15 Mart 1915 günü, boğaza giren 40 kadar gemiden 3’ü batırıldı, sekizi de ağır hasar aldı.İngiliz+Fransızlar’ın kaybı 800, Türkler’in; Türk+Alman kaybı ise 90 kişidir.O gün Türk tabyalarına atılan yaklaşık 6.000 top mermisine karşı bu kayıp çok azdır.200 yıl boyunca hiç yenilmeyen İngiliz Donanması, ilk defa 18 Mart’ta mağlubiyet acısını tattı.Yine o gün Türk askerlerinin etrafına toplam 1.500 kilo top mermisi düşmüştür.
İtilaf Kuvvetleri donanmasına ait denizaltılar boğazı tam 27 kez geçti.Daha çok Karadeniz girişini kontrol eden ve Almanlar’dan satın aldığını açıkladığımız Yavuz ve Midilli, Çanakkale Savaşı boyunca Çanakkale Boğazı’na gelmediler.
İstanbul’dan Uzunköprü’ye kadar gelen askerler buradan Gelibolu ve dolayısıyla cepheye dek yürüdüler.Bu uzun yürüyüş 8 gün sürdü.Bu gün bu mesafe otobüsle 4-5 saatte alınmaktadır.

MEZUNSUZ OKULLAR
Kara Savaşı ise 25 Nisan 1915’te başladı.İtilaf Devletleri toplam sekiz yere birden çıkarma yaptılar.Asıl çıkarma yerleri üç olup diğerleri gösteriş çıkarmasıdır.Çıkarmanın ilk başlarında Gelibolu Yarımadası’nın neredeyse tamamını 9.Tümen Komutanı Halil Sami Bey’in birlikleri savundu.Bu alan 35 kilometre uzunluğunda olup 200 km’lik bir yer kaplamaktadır.Karaya çıkmak için gemilerde bekleşen İtilaf askerlerinin sayısı ise 15.000’dir.(Toplam asker sayısı ise 75.000’dir). Sadece Seddülbahir’deki Ertuğrul Koyu’na 2.500 asker çıkarılmak istenir.(Bu askerlerin 2.000.i eski bir kömür gemisi olan River Clyde’nin içindedir). Ertuğrul Koyu’nu savunmakta olan Ezineli Yahya Çavuş, 63 arkadaşı ile 3.000 kadar düşman askerine tam 12 saat boyunca karşı koydu.Gece yarısı Harapkale’deki bölüğüne çekildiği vakit sadece üç kişi kaldılar.Yine Ertuğrul Koyu’na düşman toplam 4.650 top mermisi attı.( Bu sayı, Türkler’in 18 Mart’ta attığı toplam top mermisinin iki katıdır)
Kanlısırt’a üç saat boyunca yapılan bombardımanda ise 17.000 top mermisi düştü.Kara savaşları sırasında karşılıklı hücumlar yapılırken, on milyonda bir ihtimal olan mermilerin havada çarpışması vuku buldu.Yine kara savaşlarının en şiddetli anında yere düşen mermi sayısı 1.500 adet olup metrekareye ise 6.000 mermi düşmektedir.
19 Mayıs saldırılarında 10.000 kayıp (3.000 şehit, 6.000 yaralı) olmasına karşın Anzaklar’da ise 160 ölü, 468 yaralı vardı.Anzakların o saldırıda makinalı tüfeklerle attığı mermi sayısı 948.000’dir. 2.Tümenin bazı alaylarının yer aldığı cephe uzunluğu 600 m olup her 15 cm’ye bir asker düşmektedir.Her bir askerimize 95 adet mermi isabet etmektedir.Bu saldırıda İstanbul Tıp Fakültesi öğrencileri (100 öğrenci) ile İstanbul Lisesi (50 öğrenci) öğrencileri de katıldı ve 3 saat içinde şehit oldular.Yaralara merhem sürecek, dertlere derman olacak doktor ve doktor adayları vatanın bu onulmaz yarasına canlarıyla merhem, vatanın büyük dedine yine canlarıyla derman oldular.Bu sebeple İstanbul Tıp Fakültesi 6 yıl sonra 1921’de hiç mezun veremedi.O zamanın 1895 doğumlu aydınları ile okumuş ve nitelikli insanımız Çanakkale’de toprak oldular.
Çanakkale Harbi, bir muharebeler silsilesidir.18 Mart’ta Çanakkale Deniz Zaferi, 25-27 Nisan’da Arıburnu’nde, Seddülbahir’de, Kumkale’de, Beşige’de çıkarmalar başarıyla durduruldu.Ayrıca 1.Kirte (28 Nisan), 2.Kirte (6-8 Mayıs), 3.Kirte (4-6 Haziran), 1.Kerevizdere (21-22 Haziran), Zığındere (28 Haziran), 2.Kerevizdere (12 Temmuz), 1.Anafartalar (9 Ağustos), 2.Anafartalar (21 Ağustos) muharebeleri zaferle sonuçlandı.Toplam onüçe yakın muharebe başarı ile yapıldı.
Karşılıklı siperlerin en yakın mesafesi 5-10m’dir.Türk ordusunun düşmandan 4-5 kat daha fazla taarruz yaptığı büyük taarruzlarda ortalama 5-10.000 askerimiz şehit oldu.
İtilaf Devletler, Kara Savaşları için 84 gemi, 75.056 asker, 22.771 hayvan, 3.081 araba ayırmışlardı.
Toplam 8.5 ay boyunca top ve tüfek ustaları 70 adet top, 80.000 adet tüfek tamir ettiler.Bu saylara diğer tamirler dahil değildir.
İngilizler’in uçak sayısı 55-60 iken Türkler’in ise 22’dir.Bozcaada ve Seddülbahir’de birer uçak pisti inşa edildi.İngilizler bu savaşta üç adet balon gemisi, bir uçak gemisi (Arc Royal) kullandılar.Dünyada ilk defa modern (Kara+deniz+hava+denizaltı) savaş yapıldı.

İtililaf Devletleri, Gelibolu’dan çekilirken 40.000 ile 20.000 arasından asker kaybı düşünmelerine rağmen bir kişi bile kayıp vermediler.Ancak çekilme esnasında 9.000 at, katır, eşek; 2.000 taşıt arabası, 200 ağır top alınmış, Gelibolu yarımadası’nı 8-9 Ocak 1916 günü tamamen boşaltmışlardır.
RAKAMLARIN DİLİ
Yaklaşık bir sene süren Çanakkale Savaşı’nda her iki tarafın kaybı 500.000’dir.Türkler’in o gün için toplam 700.000 askeri bulunuyordu. 259 günü karada geçen bu savaşa, toplam 21 Türk Tümeni katıldı.
İngiltere’den bu savaşa 469.000 asker katıldı.Bunlardan 328.000’ni bizat cephede savaştı ve 141.000’ni ise savaşan askerlere destek verdi.
İtilaf Devletleri’nin kaybı
252.000
İngilizler’in kaybı (Sömürge askerleri de dahil)
205.000
Fransızlar’ın kaybı
47.000
Toplam
252.000
Türk tarafın kaybı ise 251.309’dur.Bizzat cephede şehit olanların sayısı değildir.Toplam zayiat dendiğinde; yaralı, kayıp, esir, hava değişimine gönderilen, hastalıktan ölen, hastaneye giden anlaşılmalıdır.Buna göre:
Bizzat cephede şehit olanların sayısı
55.000
Yaralı
100.000
Kayıp
10.000
Hastalıktan ölen
21.000
Hastalıktan geriye gönderilen
64.000
Toplam
251.000
Çanakkale Savaşı’nda en çok şehit veren illerin sıralaması ise şöyledir;
1.
Bursa
3274
2.
Balıkesir
3003
3.
Konya
2683
4.
Kastamonu
2527
5.
Denizli
2258
6.
Ankara
1926
7.
İstanbul
1908
8.
Çanakkale
1876
Ayrıca en fazla şehit veren köy; Kastamonu’nun Güzlük Köyü olup, bu kahraman köyümüzden 25 kişi şehit düşmüştür.
Türkler’in zaferiyle sonuçlanmasından dolayı savaş iki sene daha uzayarak, Rusya’nın 300 yıllık Boğazlar’a ve sıcak denizlere inme rüyası böylece yine gerçekleşmedi.

SANCAĞI SELAMLAMADAN GEÇMEYİN
Çanakkale Savaşları’nda görev yapan Alman asker sayısı 500’dür.Almalar’ın 13 denizaltısı vardı
ördü Karadenizde batırıldı, biriyi karaya oturdu, biri de Bulgaristan’a verildi.İngilizler’in ise 13 denizaltısı vardı; 8’i batırıldı, 5’i görev yaptı.Marmara’da Türkler’in 8 savaş gemisini batıdılar, 200’den fazla yelkenli mavnayı tahrip ettiler.
Yarbay Mustafa Kemal’in komutanı olduğu 19.Tümenin 57.Alayı, savaşta erinden subayına dek tamamı şehit olan alayımızdır.(Bir alay :810 kişi, 3 tabur). Bu alayımızın sancağını düşman lamadı.Söz konusu sancak Avustralya Savaş Müzesi’nde sergilenmekte olup, altında şunlar yazılıdır:
“Bu alay sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiş ama esir edilememiştir.Çünkü Türk ordusunun milli geleneklerine göre sancak, alayın son eri ölmeden teslim edilemez.Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında şehit olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur.Kahramanlık timsali olarak karşımızda duran bu Türk alay sancağını selamlamadan geçmeyiniz”
İtilaf Devletleri dünyanın her yerinden asker topladılar.Bunlar arasında 600 kadar gönüllüden oluşan Yahudi Birliği (Siyon Katırcı Alayı) de bulunmaktadır.Onların bu ufak yardımı günümüzdeki İsrail Devleti’nin kurulmasını kolaylaştırmıştır.Ayrıca 300 kadar Yunanlı asker de savaş sırasında Saroz Körfezi Karaçalı mevkiine çıkarıldı, ama korkaklıklarından dolayı hemen geri alındılar.
Rakamlara bakıldığında Çanakkale Harbi’nin ne kadar şiddetli ve kanlı geçtiği görülmektedir.Bu özelliği ile dünyadaki eşsiz savaşlardan biridir.Ancak bir özellik daha vardır ki; bu özellik zaferi getirmiştir.O da Mehmetçiğin imanı ve vatan severliğidir.Zira dünyada hiç bir asker komutanlarından ölme emri aldıklarında, bu emri onbinlerce şehit ile yerine getiremezdi.

Hülasa; Çanakkale Harbi, Türk’ün Anka kuşu gibi Balkan Savaşı’ndaki küllerinden doğduğu bir harptir.
İsmail BİLGİN
kardelen_01
Nov 25 2005, 05:21 PM
SEYİT ONBAŞI

Seyit Onbaşı, 1889 yılının Eylül ayında Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Abdurrahman, annesinin ki Emine idi.
Seyit, 1909 yılının Nisan ayı başlarında askere alındı. 1912'de Balkan Savaşları'na katıldı. Savaş bitiğinde terhis edilmedi ve topçu eri olarak Çanakkale Cephesi'nde görev aldı. Çanakkale Savaşları'nda gösterdiği kahramanlıkla adını Türk tarihine yazdırdı.
18 Mart Deniz Savaşı sırasında, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda ayakta kalabilen tek top vardı onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştu. Seyit Onbaşı büyük bir güçle 215 Okkalık mermiyi üç kez kaldırarak namlunun ucuna sürmüş ve bu kahramanlığı ile Ocean gemisi büyük bir yara almıştı.
Seyit Onbaşı 1918 sonbaharında köyüne döndü. sanatı olan ormancılık ve kömürcülüğe devam etti.
1934 tarihinde yürürlüğe konan soyadı yasasıyla "Çabuk" soyadını aldı. 1939 yılında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle vefat etti.
commando
Nov 25 2005, 05:23 PM
http://www.havran-bld.gov.tr/kocaseyit.htm[/url]
Özellikle bu link çok etraflıca anlatmış
kardelen_01
Nov 25 2005, 05:23 PM
SEYİT ALİ ONBAŞI:
Çanakkale Savaşları'nda Deniz Savaşları sırasında Seddü'l- bahir açıklarında bulunan düşman gemileri Morto Koyu ile Seddü' l- bahir tepesini sürekli bombardıman altına almışlardı. Türk mukavemeti gittikçe azalıyordu. Kendilerini Allah' ın koruyuculuğuna bırakan Türk birlikleri şehitlik mertebesine ulaşmayı arzu edercesine, kaçmak yerine son gayretleriyle mücadele ediyorlardı.
Bu sırada bir İngiliz gemisinden atılan büyük bir bomba Morto Koyu sırtlarındaki bir topçu birliğimizi toptan imha etti. İçlerinden yalnızca Seyid Ali Çavuş kurtulmuştu. Çavuş etrafındaki manzara karşısında duyduğu ızdırap ile dünyada eşine az rastlanacak bir olay gerçekleştirdi.
Duyduğu acı ile normalde üç kişinin zor taşıdığı 257 kiloluk bombayı yerinden tek başına kaldırdı, taşıdı, topun namlusuna sürdü ve ateşledi. Bu mermi gideceği yeri de biliyordu. Queen Elizabeth gemisinin bacasından içeri girdi ve gemi ortadan ikiye ayrılarak battı.
Burada, 257 okkalık bir mermiyi kaldırarak olağanüstülük gösteren Seyit Ali Onbaşı ile ilgili menkıbeyi Mehmet İhsan GENİŞÇAN, eserinde şöyle anlatıyor:
" Ne hikmetse bataryada tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey , etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyit ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı.
" Ulu ve yüce Allah' tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. " duası Seyit' in ağzından nûr tanesi gibi dökülmeye başladı.
Seyit Ali, bu duayı defalarca okudu. Bu yakarış şüphesiz hiç kimseninkine benzemiyordu. Aşk ile kendinden geçmesi ve 257 okkalık top mermisini kucaklayıp omzuna alması bir oldu. Demir basamakları tam üç kez inip çıktı. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyit ' in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini böylece değiştiren olayı yaratmış ve İngilizler' e ait "Ocean" isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır.
Aynı gün geç saatlerde Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa, ödül olarak Seyit' e onbaşılık rütbesini verdi. Merminin bir defada kendi huzurunda kaldırılmasını istedi. Bunun üzerine Seyit Onbaşı, Cevat Paşa' ya şu cevabı verdi:
" Ben bu mermileri kaldırırken gönlüm, Allah'ın feyziyle doldu. Ancak bu kuvvetin sırrı o anda bana Allah' ın ihsan ettiği bir vergi idi. Bu ağırlığı kaldıracak kadar bir makam varmışsam bu dua ve rıza ile olmuştur. Ancak şimdi kaldırmam mümkün değildir kumandanım"
lalehan
Nov 25 2005, 07:32 PM
hepinizden allah razi olsun...
SerkaNReaL
Nov 26 2005, 12:56 AM
Amîn ecmaîn...(Kardelen doktora tezini koca Seyyit hakkinda yaptin galiba

)
kardelen_01
Nov 26 2005, 04:59 AM
QUOTE(SerkaNReaL @ Nov 26 2005, 01:56 AM)
Amîn ecmaîn...(Kardelen doktora tezini koca Seyyit hakkinda yaptin galiba

)
Amin canım, ecmain
Uyuzluk yapma, kızcağıza yardım ettik
SerkaNReaL
Nov 26 2005, 11:19 AM
QUOTE(kardelen_01 @ Nov 26 2005, 03:59 AM)
Amin canım, ecmain
Uyuzluk yapma, kızcağıza yardım ettik
Tamam canim bisi demedik

(sen yine yaptin doktorani belli oluyo heuehue

)
lalehan
Nov 26 2005, 02:44 PM
tamam, tamam, dögüsmeyin,
simdide ulaubatli hasan ile alakali bir seyler bulursaniz memnun olurum..
SerkaNReaL
Nov 26 2005, 05:57 PM
QUOTE(LaleHan @ Nov 26 2005, 01:44 PM)
tamam, tamam, dögüsmeyin,
simdide ulaubatli hasan ile alakali bir seyler bulursaniz memnun olurum..

Saka dimi bu
Bu ne ödev verir gibi
kardelen_01
Nov 26 2005, 10:00 PM
Bencede yani 
foruma yazana kadar google a yazsan bi dürü şey bulurdun
lalehan
Nov 27 2005, 11:00 AM
QUOTE(SerkaNReaL @ Nov 26 2005, 05:57 PM)
Saka dimi bu
Bu ne ödev verir gibi

valla saka degil,
gerçekten lazim...
yani kendim için, aslinda kitaplarim var ama...
(insanlarda okusun diye

)
SerkaNReaL
Nov 27 2005, 12:06 PM
QUOTE(LaleHan @ Nov 27 2005, 10:00 AM)
valla saka degil,
gerçekten lazim...
yani kendim için, aslinda kitaplarim var ama...
(insanlarda okusun diye

)
Türçke dersi içinmi ??? Eger Türkçe dersi için ise ben bir kitap okumustum özetini çikarmak için...oda çanakkale ile ilgiliydi...Rifat Ilgaz (valla kitabin adini unuttum
lalehan
Nov 27 2005, 11:14 PM
QUOTE(SerkaNReaL @ Nov 27 2005, 12:06 PM)
Türçke dersi içinmi ??? Eger Türkçe dersi için ise ben bir kitap okumustum özetini çikarmak için...oda çanakkale ile ilgiliydi...Rifat Ilgaz (valla kitabin adini unuttum

aslinda degil, çünkü türkce dersi için kitabimi buldum:
II Abdulhamid zamaninda ermeni meselesi,
dinlesinde ögrensinler, artik herseyin ortaya çikmasi lazim...
ama onuda okurum, yeterki tarih olsun

sadece bu konularla ilgili biraz tartisma oldu da o yuzden...
yok o söylenenler yalanmis, yok o mermiyi tasiyamazmis, yok duanin o anda tesiri olmamis bilmem nede bilmem ne....
insan sinir oluyo,
neyse...
SimRe
Jul 21 2007, 11:35 AM
Düşman zırhlılarından bir tanesi (Ocean) sağa sola alev kusarak hızla ilerliyordu. Seyit Onbaşı, hemen istihkamdaki toplara bir göz attı. Bir tanesi dışında hepsi kullanılamaz derecede hasara uğramıştı. Çalışır vaziyette olan topa ait mermileri kaldırıp namluya sürülmesine yardımcı olan vinç tertibatının parçalanmış olduğunu fark etti. Ama birşeyler yapmalıydı...
Yerde, çalışabilir vaziyetteki topa ait dört adet mermi vardı. Sağına soluna bakındı başka mermi de kalmamıştı. Topun atış yapabilmesi için yerde duran mermilerin, birkaç basamaktan oluşan topun merdiveninden yukarı çıkarılıp namlu haznesine sürülmesi gerekiyordu. Ani bir kararla mermilerin yanına gitti. Arkadaşına:
-Gel Ali! Yardım et de şu mermiyi sırtıma alayım. Dedi. Arkadaşı şaşkın şaşkın bakarak:
-Bu mermilerin her biri 215 okka(275 Kg.) çeker. Kaldıramazsın Seyit! dedi.
-Bir deneyelim! diye cevap verdi.
Ellerini toprağa bulayıp tuttukları mermiyi Seyit’in sırtına koymaya muvaffak oldular. Seyit kemiklerinin çatırdadığını duyar gibi oldu. Gözlerinin önünden şimşekler geçtiğini zannetti. Boyun damarları parmak gibi dışarı çıkmıştı. Hafif sendeledikten sonra topun merdivenlerini teker teker, yavaş yavaş çıktı. Arkadaşının yardımiyle mermiyi topa sürmeye muvaffak oldu. Nişan tertibatını yeniden ayarlayarak besmeleyle ateşledi. Bu üçüncü mermi, gemiye kıç tarafından su hizasından isabet edip patladı. Geminin dümen tertibatı parçalandı. Dümensiz kalan gemi geniş yaylar çizerek başıboş sürüklenmeye başladı.
Koşar adım yanlarına gelen batarya komutanı Hilmi Bey, yanlarında iki Alman subayı olduğu halde takdir dolu gözlerle bakarak:
-Sen miydin Seyit? Vurdun gemiyi, dedi.
Ocean sulara gömülüyor
Az sonra kulakları sağır eden bir patlama oldu. Denize baktıklarında az önce Seyit’in dümenini tahrip ettiği, başı boş dolaşmaya başlayan geminin, siyah dumanların içinde kaldığını, dumanlar biraz dağıldığında da yan tarafa doğru yatmakta olduğunu gördüler.
Evet Ocean başıboş ve dümensiz kaldığı için Nusret’in mayınlarından birine çarpmış ve hızla batıyordu. Siperlerin arkasından ve gözetleme yerlerinden tekbir sesleri yükseliyor, alkışlarla ortalık çınlıyor, birbirlerine sarılan komutan ve askerler sevinç gözyaşlarına boğuluyordu... Seyit Onbaşı’nın attığı mermi, bir tek mermi, çılgın Ocean’ı durdurmakla kalmamış savaşın kaderini de değiştirmiştir.
Teşekkürler
Jul 21 2007, 11:36 AM
<#thank#>
EcMeL_iNaS
Jul 21 2007, 11:39 AM
SimRe
Jul 21 2007, 11:40 AM
ALINTI(EcMeL_iNaS @ Jul 21 2007, 12:39 PM)

yine mi....
EcMeL_iNaS
Jul 21 2007, 11:42 AM
ALINTI
yine mi....

Maalesef...
SimRe
Jul 21 2007, 11:50 AM
teslim olmuyorum....ennnn yazılmamış yazıyı bulucam....hıhh..
EcMeL_iNaS
Jul 21 2007, 11:52 AM
fuzuuli
Jul 21 2007, 11:53 AM
Ecmel misyon edindi bu işi kendine
SimRe
Jul 21 2007, 11:53 AM
ALINTI(EcMeL_iNaS @ Jul 21 2007, 12:52 PM)

anlaştık...
EcMeL_iNaS
Jul 21 2007, 11:56 AM
Başka bir konuda görüşmek dileğiyle...
SimRe lütfen dikkat
SimRe
Jul 21 2007, 05:24 PM
ayna
Mar 18 2008, 01:03 PM
güncel
kırık-rüzgar
Mar 18 2008, 11:43 PM
şehitleri rahmetle anıyoruz inşaALlah okuyanlar fatiha okusun
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz Gerekmektedir
Buraya Tıklayın.