bismillehirrahmenirrahim.
“Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister” (Ahzâb Sûresi, 33).
De ki : Ben sizden buna karşılık yakınlara sevgiden başka bir ücret istemem.( Şura Sûresi. 23).
1-Hz.Enes (r.a) anlatiyor: ” Bu ayeti celile indigi zaman;
Resululllahaleyhisselam sabah namazina giderken. alti aya yakin bir müddette,
Hz.Fatima (r.a)’nin kapisina ugrayip: “Namaza kalkin ey Ehl-i Beyt ”
Allah günahlarinizi giderip sizi tertemiz yapmak istiyor” buyurdu. Tirmizi, Tefsir, (3204).
(Islam’in esasi, bana ve Ehl-i beytime sevgidir.) [Ibni Asakir]
(Allah, Fatima ve nesline Cehennemi haram kildi.) [Hakim, Taberani]
(Vallahi Ehl-i beytimi sevmeyenin kalbine iman girmez.) [I. Ahmed]
(benimevLADIMIN iyilerini Allah RIZASI icin kerim tutun,onlarahürmet edin,iyiolmayanlarina da benim icin hürmet edin)(r.nasihin.)
(Şu üç hürmeti gözetenin, dini ve dünyası muhafaza edilir, yoksa hiç bir şeyi korunmaz.
1. İslama,
2. Peygambere (s.a.v)
3. ve Onun nesline hürmet.)
[Taberani]
[İslama hürmet, Dinin emirlerine riayet etmektir, Peygambere hürmet, sünnetine uymaktır, nesline hürmet seyyidlere, şeriflere hürmettir.]
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri Peygamber efendimizin neslinden gelen seyyid ve şerîflere çok hürmet gösterirdi. Hattâ bir defâsında buyurdu ki:
"Seyyidlerin bulunduğu bir memlekette ben oturamam. Zîrâ, Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) bağlı bir nesebten gelmenin şerefini taşıyanlara, lâyık oldukları tâzimi gösterememekten korkuyorum."
Imam-i Rabbani hazretleri buyurdu ki:
(Babamzahir ve bâtin ilimlerinde yani kalb ilimlerinde çok âlimidi. Her zamanehl-i beyti sevmeyi tavsiye ve tesvik buyururdu. Busevgi insanin sonnefeste imanla gitmesine çok yardim eder, derdi.Vefat edeceklerinde basucunda idim. Son anlarinda suuru azaldigindakendisine bu nasihatinihatirlattim ve o sevginin nasil tesir ettiginisordum. O haldeyken bile,(Ehl-i beytin sevgisinin deryasindayüzüyorum) buyurdu. Hemen Allahüteâlâya hamd ve sena ettim.
Ehl-i beyti sevmemek, Harici olmaktır. Eshab-ı kiramı sevmemek sapık olmaktır. Ehl-i beyti de, Eshab-ı kiramın hepsini de sevmek ve hürmet etmek Ehl-i sünnet olmaktır.
Ehl-i beytin sevgisi, Ehl-i sünnetin sermayesidir. Ahiret kazançlarını, hep bu sermaye getirecektir. Ehl-i sünneti tanımayanlar, bu büyüklerin orta, adil, halis sevgilerini bilmeyerek, ifratı seçerek, sevgide taşkınlık yaparak, orta ve adil sevgiyi sevmemek sanıyor. Ehl-i sünnete harici damgasını basıyorlar. Bu zavallılar bilemiyorlar ki, aşırı ve taşkınca sevmek ile hiç sevmemek arasında, bir de doğru, insaflı, orta derecede sevgi vardır. Hakkın yeri de, her şeyde ortada, merkezdedir. Bu hak ve adalet merkezi, Ehl-i sünnete nasip olmuştur.
“Bunlara sadaka haram midir?” diye sorunca, Zeyd (r.a),
“Evet” dedi. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, Menâkib, 9.)
Âlimlerinekseriyetine göre Ehl-i Beyt, Rasûlullah (s.a.v)Efendimizin serefliaileleri, kizi Hz. Fâtima, damadi Hz. Ali,torunlari Hz. Hasan ve Hz.Hüseyin (r.anhüm) ve kiyamete kadar olarinsulbünden gelenzürriyetleridir. Yani Hz. Hüseyin’in torunlari olanseyitler ve Hz.Hasan’in torunlari olan serifler Ehl-i Beyt’ingünümüzdeki sereflimensuplaridir. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’inserefli nesli, kiyametekadar hiç kesilmeyecektir.
Hz. Hüseyin’in(r.a) oglu Ali Zeynelâbidîn (rah), babasi Hz.Hüseyin’in sehidedilmesinden sonra, Samlilar tarafindan esir edilerekDimesk’agetirildi. Onu böyle gören zalim bir Samli: “Sizin kökünüzükaziyan vefitnenin basini kesen Allah’a hamdolsun!” diye, güya onlarinfitne basioldugunu ima etmeye çalisti. Zeynelâbidîn (rah), adama,
“Sen Kur’an’i okudun mu?” diye sordu, adam,
“Evet, okudum” dedi. Zeynelâbidîn (rah),
“Sen,Allah Teâlâ’nin, “Resûlüm, onlara de ki: ‘Ben bu davetimekarsilikolarak sizden bir karsilik ve ücret beklemiyorum; sadeceyakinlarimasevgi göstermenizi istiyorum’ (Sûrâ/23)
âyetini okumadin mi?” diye sordu. Adam,
“Buayette sevilmesi emredilen yakinlar siz misiniz?” diye sorunca,Imam,“Evet, onlar biziz” dedi.( Taberî, Cüz:XXV, Shf:33 (Beyrut,1995);Suyûtî, ed-Dürrü’1-Monsûr, VII, 348)
Bir gün ImamAzâm (rah) hocasi Imam Cafer es-Sadik hazretlerindenilim ve hadisdinlemeye gelmisti. Hocasi elinde bir asa ile çikageldi.Imam Azam(rah), “Ey Rasûlullah’in evlâdi, siz henüz asaya ihtiyaçduyacak biryasta degilsiniz” dedi. Cafer es-Sâdik (rah),
“Evet dedigingibidir, fakat bu elimdeki asa Hz. Rasûlullah’inasasidir; onu bereketiçin yanimda tasiyorum” dedi. Imam Azam (rah),hemen ileri atilipbastona sarildi ve, “Ey Rasûlullah’in evlâdi,müsaade buyurun, onuöpeyim” dedi. Cafer es-Sâdik (rah) hemen kolunuaçti ve Imam Azam’agöstererek:
“Vallahi sen bilirsin ki bu ten Hz. Peygamber’inhücrelerinitasiyan bir tendir ve su gördügün killar da onunkilindandir. Onuöpmüyorsun da asayi öpmek istiyorsun!” dedi. Bununla,Hz. Hasan ve Hz.Hüseyin’in zürriyetinin Hz. Peygamber’in (s.a.v) birparçasiolduklarini hatirlatti (Bkz: Muhammed Besyûnî,es-SeyyidcFâtimatu’z-Zehrâ, 37. (Beyrut, 1990))
Imam Safiî (rah.) baska bir sözünde Ehl-i Beyt sevgisinin farz oldugunu söyle dile getirir:
“EyResûlulllah’in Ehl-i Beyti! Sizi sevmek bize farzdir. AllahindirdigiKur’an’da böyle emretmistir. Size salât okumadan namazkilanin namazininkabul olmamasi, sizin için en büyük bir övünçkaynagidir ve bu sizekâfidir.” (Muhammed Afif ez-Za’bî,Divânu’s-Sâfii, 72)
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri,
(Ehl-ibeyt, asi [günahkâr] olsalar da, bunlari sevmek lazimdir.Bunlarisevmek, kalb ile, beden ile ve mal ile yardim yapmakla olup,bunlarariayet ve hürmet etmek iman ile ölmeye sebep olur) buyurdu.
(Allah, Fatima ve nesline Cehennemi haram kildi.) [Hakim, Taberani] .
ehli beyt olmayan hiç bir insana bu garanti verilmemistir.
cennetle müçdelenenler hariç.
bazi insanlar bu seyyiddir hz peygamberimizin sülalesindendir,
dikkat et saygida sevgide kusur yapmaonlar bizden üstündür,
dendiginde.
olsundiyor üstünlük takva iledir diyor ve ona kalirsa bendepeygambertorunuyum diyor.hangi peygamberin torunusun dendiginde hzademintorunuyum diyor.
ve kendilerine iman etmiyen peygamberlerin (a.s) evlatlarini ve hanimlarini misal veriyor.
hzpeygamberimizin neçis olmayan mübarek kanini tasiyanseyyidlerle, digerpeygamberlerin evlatlarini hanimlarini ve kendinikiyasliyor.
bu bir büyük yanilgidir ve kiyastir.
bu islerin hakikatini bilen alimler peygamberimizin s.a.v bazi hadislerini çok güzel açiklamislar.
bu hadislerden bazilari söyle,
(ey kizim fatima babanin peygamber olduguna güvenme)
burda islam alimleri söyle yorumluyor ve açikliyor bu hadisi serifi.
hz peygamberimiz kizi hz fatimayi ibadetlere daha SIKI sarilmasi için tesvik ve tavsiye ediyor.
yoksa hz peygamberimizin mübarek neslinin bu dünyada ve ahirette faydasinin dokunmiyacagindan degil.
ALLAHcc, nasil hz peygamberimizi sevmis seçmis çikarmis vealemleri onunyüzüsuyu hürmetine yaratmis ise,o nun neslinide temizkilmis vecennetine koymak istemis cehennemi haram kilmis.
(habibim sen olmasaydin yerleri gökleri yaratmazdim).
bazilarida diyorki seyyidlerin günahkar olanlari cehennemin buz tabakasinda azap görecekler.
dikkat edilirse hadiste ates haram kilinmis buyrulmuyor cehennem haram hilindi buyruluyor.
ALLAH CC seyyidleri öyle dilemis öyle yaratmis.
külli iradeye bir itirazi olan varsa o kisiye sözümüz ALLAH selamet versin olur.
asi olan seyyidler bir yilan misalidir,
nasil yilan yolda giderken egri bügrü gider ama yuvasina veya her hangi bir delige girerken dos dogru giriyorsa.
asi olan seyyidlerde son nefesinde ALLAHU TEALA bir sebeb halk ediyor tövbe ediyorlar ve ahirete iman ile dos dogru gidiyorlar.(trg)
Ehli beyt günahsiz midir ?.
Ehli sünnet inancina göre günahsiz olanlar sadece peygamberlerdir.Ehli beyt masum degildir.
SiilerEhl-i Beyt mensuplarinin günahtan korunmus olduklarinainanirlar. OysaEhl-i Beyt günahlardan korunmus degildir. Kur'an-iKerim'de ehl-i beytkavrami söyle geçmektedir. “Ey ehl-i beyt, Allahsizden kiri gidermek vesizi tertemiz yapmak istiyor”(Ahzab 33/33) .Buradan anlasiliyorkiAllahu Teala onlarin imanli ölmeleri için budünyada onlarin tövbeetmeleri için bütün ortamlari hazirlamistir bulütuf yolu ile deolabilir , bela ilede olabilir. Çünkü sonsuzluk alemiöbür dünyadir. Hersey orasi içindir .bütün dünyada kiymetli ne varsaorasi içindir.Dolayisiyla ehli beyt te bu dünyada imtihandadir fakatonlari imtihanibiraz daha farklidir. Allahu Teala onlara bazi lutuflarvermis digerinanan insanlar içinde da onlar bir lütuf vesilesiolmuslar ve de olmayadevam etmektedirler. Ehli beyte cehennem atesininaram oldugunuPeygamberimizin su mübarek sözlerin den. ” Allah, Fatimave neslineCehennemi haram kildi. “Hadis (Taberânî) anliyoruz.
şair Ferezdak da onlar hakkında şöyle demiştir:
Ehl-i Beyt öyle kimselerdir ki
Sevgileri din, düşmanlıkları küfürdür.
Yakınlıkları kurtarıcı ve koruyucu.
Takva sahipleri sayılınca Ehl-i Beyt
onların imamlarıdır.
Yeryüzünün en hayırlısı kimdir diye sorulsa
Ehl-i Beyt tir diye cevap verilir.
seyyidlere dil uzatana hiçmi resulullah demicek bize o kadar rahmetim genis degilmiydi hiçmibenim rahmetimin genis olduguna inan madinizmi? ,kendi evladimi afettirmeye hiçmi gücümüz yok idi acaba der .
saygi ve dua ile.
.
Osmanlıda seyyidler...
Osmanlıda Evlad-ı Resul
ehli beyt olan seyyidlerin ayricaligini osmanlinin tutumundanda anlasiliyor.
İşteEvlâd-ı Resûl olan bu kıymetli kimselere asr-ı saadetten bu yanaedep vehürmetten asla taviz verilmedi. Müslümanların kalplerindeyaşattıkları,coşkun ehl-i Beyt sevgisi, onların tarih boyunca,Resûlullahıntorunlarının soyundan gelenlere sonsuz bir sevgibeslemelerine ve onlarıdiğer insanlardan ayırt ederek dünyevîmuamelelerde farklı bir yereoturtmalarına sebep olmuştu. Öyle kiAbbâsîler, Memlûkler gibi OsmanlıDevletinde de gösterilen hürmetinyanında, onlara ait işleri görmek içinseyyid ve şerîflerden seçilenNakîbüleşrâf adı verilen bir memur tayinedilmişti.
Padişahtan sonra en yüksek kademeli kişi olanNakîbüleşrâf,Peygamber efendimizin torunlarının işlerine bakar,neseplerini kayıt vezapteder, doğumlarını ve vefâtlarını defteregeçirir, onları adi işlereve şanlarına uygun olmayan sanatlaragirmekten men ederdi. Fenâ hâlleredüşmelerine mâni olur, haklarınıkorurdu. Ganîmetten onlarınhisselerini alıp aralarında dağıtırdı.
Busülâleden olan kadınların küfvü, dengi olmayanlarlaevlenmelerini meneylerdi. Nakîbüleşrâf bütün bu vazîfeleriyle,Peygamber efendimizintorunlarının umûmî bir vasîsi durumundaydı.
Onları her türlüvergiden muaf tutan Osmanlı, geçimlerinisağlayacak kadar arazi verir,hayvan beslemelerini sağlayarakgeçimlerini güvence altına alırdı.Askerlikten de muaf tutulan Seyyidve Şerifler kanun ve adetlere aykırıbir hareketleri olduğu zaman,herhangi biri gibi ceza görmez, bizzatNakibüleşraflık makamıtarafından cezalandırılırdı.
Hattaçeşitli İslam toplumlarında Seyyidler için özel mahkemelererastlamakmümkündü. Osmanlılar zamanında, Halepte seyyidlere veşerîflere mahsusbir mahkeme vardı. Ceza uygulanırken önce seyyidinbaşındaki yeşil sarıköperek çıkartılır, cezadan sonra da iadeedilirdi. Borçlandıkları veödeyemedikleri zaman bu makam onlarıhapseder, ama borçlarını da öderdi.Buna dair bir örnek II. Mahmuta aithatt-ı hümayunda vardır. Buradaborçları dolayısı ile Nakibüleşraflıkmakamında mahpus tutulanseyyidlerin borçlarının ödenmesi içinpadişahın 10 bin kuruş gönderdiğiyazılmaktadır.
1200 yıllık bir makam
Nakîbüleşrâflık bir aralağvedildiyse de, seyyid ve şerîfolmadıkları hâlde hürmet görmek içinbu iddiâda bulunan bâzısahtekârların ortaya çıkması üzerine, Sultanİkinci Bâyezîd Handevrinde 1494 yılında yeniden ihdâs edildi.Nakîbüleşrâf ismi de butârihte verildi. Zamanla nakîbüleşrâflar yenitahta çıkan pâdişâhakılıç kuşattılar.
Nakîbüleşrâfların resmîdâireleri, kendi konaklarında
bulunur,maiyetinde çalışanlar da bukonaklarda hizmet ederlerdi. Taşrada dayine sâdâttan olmak üzere,nakîbüleşrâf kaymakamları, seyyid veşerîflerin isimlerini ihtivâ edendefterler tutarlardı. Merkezde vetaşrada tutulan bu defterlere Secere-iTayyibe defteri denilirdi.Buraya bütün seyyidlerin ve şerîflerinisimleri Peygamber efendimizekadar silsileleri, evlâdı, ahfâdı,ikâmetgâhları kaydedilirdi.
Nakibüleşraflar için II.Abdülhamit döneminde Yıldızda bir konaktahsis edilmişti. Yine bu dönemekadar 1000 kuruş olan aylık ücretleri5000 kuruşa yükseltilmiş,kalabalık olan kalem çalışanları ise 1000kuruş aylıklı bir kişiyedüşmüştü. Bunlar II. Meşrutiyet (23 Temmuz1908) sonrası uygulamalarolup bu makam Saltanatın kaldırılması (1Kasım 1922) ile son bulmuştu.
Günümüzdeartık Nakibüleşraflık olmasa da, Peygamber efendimizintemiz ve mübarekkanını taşıyan seyyidler ve şerifler, bugün de çeşitliülkelerdeyaşamaya devam ediyor. Bunların kıymetini bilmeli, hürmetteve hizmettekusur etmemelidir.
Sadaka almaları yasaktı
Seyyid veşerîfler, halk arasında belli olmaları için, kıyâfetolarak yeşil sarıksarar ve yeşil cübbe giyerlerdi. Osmanlı sultanları,Osmanlıtopraklarına gelen seyyid ve şerîflere, başka memleketlerdemisligörülmeyen bir sevgi ve saygı gösterirlerdi. Onların rahat vehuzuriçinde yaşamaları için gereken her türlü hizmeti yaparlardı.Örneğin,sadaka malın kiri sayıldığı için, Şerif ve Seyyidlerin sadakaalmalarıyasaklanmış ve onların zekat almaları da uygun görülmemişti.
Seyyidleretoplumda sağlanan itibar ve statü, Seyyidlerin yaşamabiçimlerinindeğişmesine de vesile olmuştu. Örneğin sırf bu nedendendolayı, Şerîfeve Seyyidelerin, dengi olmayanlarla evlenmeleri çok azvuku bulmuştu.
Şerîfveya Seyyid olmayan bir kimse, bir Şerîfe ile ancak onukırmamak, hiçincitmemek ve onun arzularına göre hareket etmek şartıylaevlenebilirdi.
