Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Esma-i Hüsna
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ NURDAN DAMLALAR ]·.
tunahan23
hosgeldin.gif [COLOR=blue]Cenâb-ı Allah'ın güzel isimleri.

Yasadığımız dünya, felekler, yıldızlar, ay ve güneş birer âlemdir. Bütün bu âlemler bir ahenk içindedirler. Bu, Allah'ın Rab sıfatının bir tecellisidir. Dünyadaki düzenin kaidelerini koyup, varlıkları bir ahenk içinde yaşatma da Rab sıfatının gereğidir.

Doğmamız, büyümemiz, ölmemiz, insanlardâki yücelik, ahlâk, terbiye, kemal hep Rubûbiyet sıfatının yansımasındandır. Gözün görmesi, aklın ermesi, bütün iş ve hareketler, olma ve oluşma Rab sıfatının bir tecellisidir. Onsuz bir hareket ve düşünce yoktur.

Gerek Kur'ân-ı Kerîm'de gerek hâdis-i şeriflerde gecen birçok güzel ismi vardır. Aslında bu isimleri iki grupta ele almak mümkündür:

a) Hak Teâlâ'nın zatına mahsus bir özel isim olan "Allah" lâfz-ı şerifi Ondan başka bir varlık hakkında kullanılmamıştır. Kullanılması caiz değildir. Bu ismin tesniyesi (ikil siğası) ve çoğulu da yoktur. Bir başka dile tercüme edilemez, hiçbir kelime onun yerini tutamaz.

cool.gif Allahu Teâlâ'nın ikinci gruba giren isimleri, sıfatlarından alınan isimlerdir. Ayet ve hadislerde Cenâb-ı Hakk'ın pekçok güzel isminden bahsedilir. Bunlardan her biri O'nun sıfatları ile ilgili ve onlardan alınan isimlerdir. Rahman, Rahîm, Âlîm, Hâlik vs. gibi. Bu isimler bir başka dile tercüme edilebilir. Meselâ, Hâlik ismi, yaratan veya yaratıcı olarak söylenebilir. Müminin Allah hakkındaki inancı, O'nun zâtının mukâddes olduğu, diğer zat ve eşyâyâ benzemediği, yüce sıfatlarla sıfatlandığıdır. Allah kendisini Esmâü'l-Hüsnâ en güzel isimler ile isimlendirmiştir (el-A 'râf, 7/180; el-İsrâ, 17/1 10; Tâhâ, 20/7; el-Haşr, 59/24). Doksan dokuz adet olan bu isimlerin basında "Allah gelir. Diğer isimlerin hiçbiri anlam ve içerik itibarıyla "Allah" isminin yerini alamaz. Bu nedenle, İslâm'a girecek kişi, "Lâ ilâhe İllâllah" der; "Lâ ilâhe illarahman" demez. Namaza başlarken, "Allahü Ekber"der; "Rahman Ekber" diyemez. Allahu Teâlâ'nın bütün isimleri güzeldir. Kur'an-ı Kerîm'de, "Allah'ın güzel isimleri vardır. O halde Allah'a o güzel isimlerle dua edin" (el-A'râf, 7/180);

"De ki: "İster Allah deyip dua edin, ister Rahman deyip dua edin; hangisi ile dua ederseniz edin, onun güzel isimleri vardır '' (el-İsrâ, 1 7/110) buyurulmuştur

Peygamber efendimiz de bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: "Allahu Teâlâ'nın doksan dokuz ismi vardır. O isimleri kim ezberlerse (sayar, manasını anlar ve şuûruna ererse) cennete gider. şüphesiz, Allah tektir ve tek olmayı sever" (Buhârî, Daavât, 68). Allahu Teâlâ'nın isimleri doksandokuz isimden ibaret değildir. O'nun ayet ve hadislerde gecen başka isimleri de vardır. Yalnız Tirmizî ve İbn Mâce'de geçen bir hadiste bu doksandokuz isim teker teker sayılmıştır. Bu isimler şunlardır:

1) ALLAH:-Tüm isim ve sıfatlan kendinde toplayan yüce Allah'ın zatının, başka hiçbir varlığa verilemeyen ismidir.

2) RABB: Terbiye eden, yaratan, besleyen, mâlik, en mükemmel, sahip tutan ve idare eden anlamlarına gelir. Rabb ismi, yüce Allah'ın umûmî isimlerindendir. Âlemlerin devamını sağlayan yüce Allah, onların Rabbi'dir. Allah'ın her türlü eksiklikten münezzeh olan Rubûbiyeti ve O'nun neticesi olan terbiyesi, besleyip büyütmesi olmasaydı, kainatta ne varlıktan, ne de tekâmül'den hiçbir eser bulunmazdı. Eğer bir kemâlimiz, bir terbiyemiz, ölçülü bir şekilde doğmamız, büyümemiz, yaşamamız ve ölmemiz varsa bunlarda yüce Allah'ın Rab sıfatının yansımasını görmemek mümkün değildir. Bu âlemde görülen ve bilinen her şeyde yüce Allah'ın sıfatlarının belirtisi vardır.

3) RAHMAN: Allah'ın pek merhametli, çok rahmet sahibi olması anlamlarına gelen bir sıfat ismidir. Sıfat ismi olmakla beraber, bu ismin Allah'tan başkasına verilmesi uygun görülmez. "Çok rahmet sahibi, gayet merhametli ve sonsuz rahmeti bulunan" diye tefsir edilip açıklanabilirse de, yalnız yüce Allah'ın özel bir ismi olduğundan dolayı tam anlamıyla tercüme edilemez. Dilimizde onun tam karşılığı olan bir kelime yoktur. "Esirgeyici" olarak tercüme edilmesi de doğru değildir. Dolayısıyla bu anlam Rahman isminin tercümesi olamaz. "Acıyan" diye tercüme edilmesi de onun tam anlamını vermekten uzaktır. Çünkü kuru bir acıma merhamet değildir. Bilindiği gibi, merhamet acıyı giderip yerine sevinç ve iyiliği getirmektir. Bu itibarla merhametli sözcüğünden anladığımız anlamı, diğerlerinden anlayamayız. Rahman, "pek merhametli" şeklinde eksik olarak tefsir edilebilirse de tercüme edilemez. Yüce Allah'ın rahmeti, sadece bir iyilik duygusundan ibâret değildir. O'nun rahmeti, insanlara iyilik dilemesi ve sayılamayacak kadar nimetler vermesidir. O halde "Rahman" ismini böylece bilmek ve anlamak gerekir. Her gün karşılaştığımız ve içinde bulunduğumuz nimetler, aslında bize Rahman'ın en güzel açıklamasıdır.

4) RAHÎM: "Çok merhamet edici' anlamında bir isimdir. Allah'ın sıfat ismi olmayıp, Allah'tan başka varlıklara da verilebilen bir isimdir. Bu iki sıfat "Rahmet" mastarından türemiş olmakla beraber, aralarında ifade ettikleri anlam bakımından farklar vardır. Rahman ve Rahîm arasındaki bu farklar şöylece belirtmek mümkündür:

a) Rahman sıfatı; daha ziyâde ezelle; Rahîm sıfatı ise daha çok ebedle ilgilidir. Bu nedenle hadislerde yüce Allah'ın hakkında "Dünyanın Rahman'l ahiretin Rahîm'i" ifadelerinin kullanıldığını görüyoruz. Rahman sıfatı bütün insanları; Rahîm sıfatı ise yalnız müminleri kapsar.

cool.gif Rahman sıfatı; hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın varlıkları yaratmak, meydana getirmek, onların çalışıp çalışmadıklarına bakmadan sayısız nimetlerle nimetlendirmek anlamına gelirken; Rahîm sıfatı Allah'ın emirleri doğrultusunda çalışanlara, çalıştıklarının karşılığını vermek anlamına gelmektedir.

c) Rahman sıfatı; ümitsizliğe, karamsarlığa imkan bırakmayan kesin bir ümit ve ezelî bir yardım ifade eder. Rahîm sıfatı ise, yaptığımız işlerimizin Allah tarafından mükâfatlandırılacağını ifade etmektedir. Bu nedenle Rahman sıfatının ifade ettiği mânâda mü'min ve kâfir eşit tutulup ayırım yapılmamış; Rahîm sıfatının belirttiği manada ise, mü'min ve kâfir açık bir farkla ayrılmışlardır.

5) el-MELİK: Yüce Allah Melik'tir. Yani mülk sahibi, bütün eşyanın ve yaratılanların tek mâlikidir. Bütün varlıklar üzerinde emretme, istediği gibi tasarruf etme, hiçbir şarta bağlı olmaksızın sahip olma O'na mahsustur. Yarattıklarına emretme, sakındırma, cezalandırma, istediğini zelil, dilediğini de aziz etme kudretine sahip olan yalnız yüce Allah'tır. O yarattığı mülkünde ve orada olanların hepsinde yegane hükümdardır. Sonsuz kudretiyle onları idaresi altında tutan tek Allah'tır..

6) el-KUDDÛS: Her türlü hata, gaflet ve acizlikten uzak, eksiklikten beri, mutlak kemâl sahibi anlamında. Allah, sonradan olma ve hiçbir tasvir kayıtlarına sığmayan, hakkında hiçbir eksiklik düşünülemeyen en mukaddes olan en yüce varlıktır (el-Haşr, 59/23; el-Cum'a, 62/1).

7) es-SELÂM: Allah, her türlü eminliğin, salimliğin aslı olup, ayıptan kusurdan ve her çeşit eksikliklerden uzak olan yüce yaratıcı anlamındadır. Allah, yok olmaktan ve hatıra gelen her türlü eksikliklerden uzaktır. Buna göre dünyadan ve ahiretten emin olmak isteyenleri ve kurtuluşa ermek dileğinde bulunanları, kurtuluşa erdirecek olan da yalnız Allah'tır (el-Haşr, 59/23).

8) el-MÜMİN: Allah'ın iman ve güven veren her türlü şüphe ve tereddütleri kaldıran anlamında bir ismidir. Allah, korku içinde olanlara emniyet ve güven verendir. Bu bakımdan her türlü korkudan emin olmak için Allah'a iltica edilmeli, O'na sığınılmalıdır.

9) el-MÜHEYMİN: Allah'ın görüp gözeten, her şeye şahit olan, her şeyi koruması altına alan, onları muhâfaza edip saklayan olduğu anlamına gelir.

10) el-AZİZ: Allah'ın, hiçbir yönden mağlup edilemeyen, her işinde mutlak gâlip gelen, son derece izzetli ve yüce olduğu manasına gelir. Hiçbir yönden benzeri olmayan dilediğini yapan ve buna güç yetiren, yüce varlığını ve kudretini hiçbir gücün mağlup edemediği tek yaratıcı Allah'tır.

11) el-CEBBAR: Allah'ın, yarattığı tüm varlıklarının ihtiyaçlarını karşılayan, her konuda çok güçlü ve kudretli olduğu anlamındadır. Ayrıca Allah'ın yarattıklarının tümünü kendi iradesine mecbur eden, dilediğini de zorla yaptırmaya gücü yeten, kesin hükmüne karşı gelinemeyen yaratıcı olduğu anlamına da gelir. Yüce Allah'ın "Cebbâr" sıfatı sebebiyle insanların, işlerine kendi iradeleri ve serbestlikleri olmadığı sanılmamalıdır. Çünkü Allah, bildirdiği emir ve yasaklarına uyup uymama konusunda insanları kendi iradelerinde serbest bırakmıştır. Şüphesiz insanların, Allah tarafından akıllı ve iradeli yaratılmalarının bir anlamı vardır. Allah, insanı O'nun hükümlerini tanıyıp bilmesi için akıllı, kendi irade ve istekleri ile O'nun emrine uymaları ve gösterdiği bu yolda yürümeleri için de serbest iradeli yaratmıştır.

Ancak Allah'ın, insanlara işlerinde serbestlik tanımış olması, onların bütün isteklerini yerine getirmeye mecbur olduğu anlamına gelmez. Örneğin Allah'ın emirlerini dinlemeyip O'na karşı gelen asiler, günahkârlar cezaya yanaşmak istemeseler de vakti gelince cezalarını çekmeye mecbur olacaklardır. Allah'ın mutlak iradesi ve kudreti altına girmeyen hiçbir varlık düşünülemez. "Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi, ister istemez O'na teslim olmuştur ve O'na döndürülüp götürüleceklerdir" (Âlu İmrân, 3/83).

12) el-MÜTEKEBBİR: Allah'ın her hususta çok büyük ve azamet sahibi ulu bir yaratıcı olduğu anlamındadır. Büyüklük O'nun hakkıdır. Yaratılmışların hiçbirinin böyle bir hakkı yoktur. Allah, zatında sıfatlarında ve işlerinde, mutlak manada büyüklüğün tek sahibidir. Hiçbir insan için bu mânâda bir büyüklükten söz edilemez. Kendilerini büyük sanan nicelerinin, Allah'ın sonsuz kudreti ve büyüklüğü karşısında ne kadar küçüldükleri imkân imkânsız olan bir gerçektir. Büyüklük sevdasına kapılanların yok olmalarına, bazen küçücük bir olay hattâ çok küçük bir yaratık, bir mikrop bile yetmiştir. Bu gerçek karşısında insanlar hangi büyüklükten söz edebilirler?..

13) el-HÂLİK: Allah'ın yaratıcı olduğunu belirten bir sıfattır. Yaratmak ise bir şeyi var etmek, hiç benzeri olmayan bir şeyi meydana getirmek demektir. Bu manada Allah'tan başka hiçbir yaratıcı yoktur. Herşeyi yaratan O'dur. İnsanların ortaya koydukları şeyler yaratma değildir; var olanlardan yeni bir şey elde etmektir. Allah, yaratandır; O'nun dışındaki tüm varlıklar ise yaratılmıştır.

14) el-BÂRÎ: Allah'ın, yarattıklarını temiz ve sağlam bir nizâm üzere yaratması, olgunlaştırarak birbirinden farklı niteliklerde meydana getirmesi mânâsındadır. Şüphesiz varlıkları seçip, düzenleyip olgunlaştırarak her birini ayrı bir özellikte yaratan Allah'tır.

15) el-MUSAVVİR: Allah'ın yaratmış olduğu varlıkların şekil ve durumlarını takdir edip, dilediği şekilde meydana getirmesi, şekillendirmesi anlamına gelir.

16) el-GAFFÂR: Kullarının günâhlarını affeden ve çok bağışlayan yüce varlık anlamına gelir. Günâh işlemek insanların özelliği olduğu gibi, onların günâhlarını örtmek ve bağışlamak da yüce Allah'ın ayrılmaz sıfatlarındandır.

17) el-KAHHÂR: Allah'ın ziyadesi ile kahredici, yok edici yüce bir varlık olduğu manasına gelir. Sonsuz kudretinin karşısında hiçbir kimsenin gücü ve kudreti olamaz. Ama serbest iradeleriyle O'nun karşısına çıkma cüretini gösterenlere de lâyık oldukları cezaları tam olarak verecektir. Allah'ın kayıtsız üstünlüğüne sınır koyacak hiçbir varlık yoktur.

18) el-VEHHÂB: Allah'ın çok hibe eden, çok fazla bağışlayan olduğu anlamına gelir. Hak sahibi olmadıkları halde yarattıklarına çok çok verendir.

19) er-REZZÂK: Allah'ın bütün yaratıkların rızıklarını veren olduğunu ifade eder. Her canlı için gerekli gıdayı bahşedip yaratan ve bol bol veren Allah'tır.

20) el-FETTAH: Kulların, her türlü güçlük ve sıkıntılarını açan ve kolaylaştıran manasına gelir. Faydalı ilimlere karşı insanların kalbini açarak, onların islerini kolaylaştıran, bütün zorluklarını ortadan kaldıran yüce Allah'tır. Her işinde üstün gelen O'dur.

21) el-ÂLİM: Allah'ın, çok bilen, bilgisi ezelî ve ebedî olan, her şeyi her yönüyle bilen tek yaratıcı olduğu manasını ifade eder.

22) el-KÂBIZ: Allah'ın, her şeyi sonsuz kudreti altına alan, bu kudretiyle kuşatıp kavrayan, her şeyi emri altına alıp tutan en yüce varlık oldu

Bu anlamına gelir.

23) el-BÂSIT: Allah'ın, her hayrı veren, lütuf ve rahmetini kullarına yayan yüce yaratıcı olduğunu ifade eder. Allah, insanlara rızık, neşe, rahatlık ve bolluk vererek onlara lütuf ve rahmetiyle muâmele etmektedir.

24) el-HÂFID: Allah'ın, emirlerini dinlemeyen, başkalarını beğenmeyen, büyüklenip hak ve hukuk tanımaz zorbaları rezil, perişan eden anlamına gelen bir ismidir.

25) er-RÂFİ: Kaldıran, yükselten ve yüksek olan anlamlarına gelir. Gönülleri iman ve irfan ışığıyla parlatan, yüksek gerçeklerden haberdar eden yüce Allah'tır. Her yönüyle yüce ve yüksek olan O'dur.

26) el-MU'İZZ: İzzet ve ikrâm edici, şeref sahibi anlamına gelir. Yalancılığa, samimiyetsizliğe itibar etmez.

27) el-MÜZİLL: Yüce Allah'ın, lâyık olanları zillete düşüren, zelil kılan, onları hor ve hakir eden anlamına gelen bir sıfat isimdir.

28) es-SEMI': İşiten, işitme kuvve tine sahip olan ve işitme gücünü verendir. O, hiçbir şartla ve kayda bağlı olmaksızın işitir.

29) el-BASÎR: Herşeyi her yönüyle eksiksiz gören, yaratıklarına da görme duyusunu veren anlamını taşır.

30) el-HAKEM: Hüküm koyan, emir veren, varlıklar hakkında hükmünü tamamen icra eden anlamına gelir.

31) el-ADL: Allah'ın herkese hakkını veren, koyduğu âdil hükümleriyle zulme razı olmayan, zulmü ve zâlimi sevmeyen anlamına gelen sıfatının ismidir. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır (el-A 'raf, 7/85; Yûnus, 10/109; Yûsuf, 12/80).

32) el-LATÎF: En ince işlerin bile bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri de yapan, seçilmez yollardan da kullarına çeşitli faydalar ulaştırandır (el-En'âm, 6/103).

33) el-HABÎR: Herşeyden haberdar olan, her şeyin iç yüzünden ve gizli tarafından her yönüyle haber sahibi bulunan, onlara yumuşak davranarak cezalarını geriye bırakandır.

34) el-HALİM: Acele etmeyen, günahkârların cezasını vermeye güç yetirdiği halde bunu acele yapmayıp, onlara yumuşak davranarak cezalarını geriye bırakandır.

35) el-AZİM: Çok yüce ve çok büyük olan; sınırsız ve kayıtsız büyüklük, üstünlük de yalnız O'ndadır.

36) el-GAFÛR: Mağfiret eden, yargılayan, suçları bağışlayan, affeden, insanların beğenilmeyen taraflarını gizleyendir.

37) eş-ŞEKÛR: Çok şükre lâyık olan, kendi rızası için şükredilen, şükür olarak yapılan iyi işlerin daha fazlasıyla karşılığını veren, insanlara nimetlerini artırarak şükür muamelesi yapandır.

38) el-ALİYY: Yüksek, büyük ve yüce olan; kudrette, bilgide, hükümde, irâdede ve diğer bütün kemâl sıfatlarında üstün olandır. Herşey O'nun hükmü ve emri altındâdır.

39) el-KEBİR: Büyük, yüce anlamında olup, Allah'ın kâinatı ve ondâkileri hüküm ve kudretiyle idâre eden, her şeyi hükmü altına alan sıfatının ismidir.

40) el-HAFIZ: Muhafaza eden, koruyup saklayan, yapılan işleri bütün ayrıntılarıyla saklayıp, her şeyi belli vaktinde afet ve belâlardan koruyandır.

41) el-MUKÎT: Rızıkları yaratıcıdır.

42) el-HASÎB: Herkesin yaptıklarını takdir eden, yapılanları bütün ayrıntılarıyla bilip her insanı hesaba çekerek yaptığının karşılığını verendir (el-Ahzâb, 33/39).

43) el-CELÎL: Büyüklük ve ululuğu pek yüce olandır. Sıfat ve-isimleriyle her türlü büyüklük kendine ait olandır.

44) el-KERÎM: Cömert, kerem sahibi; muktedir iken affeden, cömertlik duygusunu veren, va'dini yerine getirendir.

45) er-RAKÎB: Görüp gözeten, murâkebe eden, bütün varlıklar üzerine gözcü olup bütün işlerini kontrol altına alandır (en-Nisâ, 4/1).

46) el-MUCÎB: İcâbet eden, isteyene karşılık veren, teklifleri bilen ve O'na yalvaranların isteklerine icâbet eden ve karşılık verendir (el-Bakara, 2/186).

47) el-VASİ': Bağışlaması bol ve rahmeti çok olandır. Yarattıklarına maddi ve manevigenişlik verendir (el-Bakara, 2/247).

48) el-HAKIM: Herşeyi inceliğiyle bilen, bu bilgisine göre emir ve yasakları vâzeden, buyrukları ve bütün işleri yerli yerinde olandır.

49) el-VEDÛD: Çok şefkatli, muhabbetli, salih kullarını çok seven ve onlarca çok sevilen, onları rahmet ve rızasına erdiren; sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya yegane lâyık olandır. Sevgi ve dostluk hissini yaratandır (Hud, 1 1/90).

50) el-MECÎD: Şan, şeref, büyüklük ve kudretinden dolayı yüce olan ve güzel işlerinden dolayı da sevilip övülendir. Şeref, ancak kendi emir ve yasaklarına uymakla elde edilebilir (Hud, 11/73).

51) el-BAİS: Sebepleri yaratan ve ölüleri diriltendir. İhtiyaçlarma göre insanlara peygamberler gönderendir.

52) eş-ŞEHÎD: Herşeye şahit olan, her şeyi hakkıyla gören, bilen ve muamelesini de buna göre yapandır.

53) el-HAKK: Varlığı hiç değişmeyen, hiç yok olmayan ve gerçek olandır (el-Hacc, 22/6).

54) el-VEKİL: Hayatını, O'na tevekkül ederek düzenleyen ve böylece O'na sığınanların işlerinde kendilerine yardım edendir; İdaresinde hiçbir kayda ve şarta bağlı olmayandır.

55) el-KAVÎ: Kudretli, güçlü ve sınırsız kuvvet sahibi olandır. Herşey O'nun kudret ve kuvveti karşısında güçsüzdür; O'na boyun eğmek zorundadır.

56) el-METİN: Metânetli, kuvveti çok şiddetli olup hiçbir iş O'na zor değildir.

57) el-VELÎ: Emir sahibi ve iyi insanların yani müminlerin dostu (velisi) olup onlara yardım ederek işlerini yönetendir.

58) el-HAMÎD: Çok övülen, övgüyle değer sıfatlarıyla hamd edilendir. Bütün varlığın diliyle övülmeye lâyık ve her an hamd edilen tek yüce varlıktır.

59) el-MUHSÎÎ: Allah, çokça veren, sonsuz düşünülse bile her şeyin sayısını her yönüyle bilendir.

60) el-MÜBDÎ: Hiç yoktan ortaya koyan, vareden, yaratandır. O'ndan başka yaratıcı yoktur.

61) el-MU'ÎD: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratandır. O'ndan başka yaratıcı olamaz.

62) el-MUHYÎ: Dirilten, canlandıran ve hayat verendir. O'nun öldürdüğüne kimse hayat veremez (Fussilet, 41/39)

63) el-MÜMÎT: Öldüren, ölümü her canlıya takdir edip bunu uygulayandır.

64) el-HAYY: Diri, canlı hiç ölmeyen, hayatı ezeli ve ebedi olandır.

65) el-KAYYÛM: Baki ve ebedi olan; her şeyin O'nun kudret ve iradesiyle varlığını sürdürebildiği tek varlıktır (el-Bakara, 2/250; Âlu İmrân, 3/1).

66) el-VÂCİD: Var olan ve her şeyi vareden, icad eyleyen; varlığı kendinden olan; dilediğini istediği anda var edip yaratandır. O'na karşı hiçbir şey kendini gizleyemez.

67) el-VAHİD: Tek, bir olmak, Allah ikincisi olmayan tek birdir. Zatında, sıfatlarında, işlerinde ve hükümlerinde asla ortağı-dengi ve benzeri bulunmayandır.

68) es-SAMED: Hiçbir şeye muhtaç olmayan, tüm yaratıkların ihtiyacını gideren ve her türlü istekte doğrudan kendisine başvurulandır.

69) el-KADÎR: Kudret sahibi, tükenmez kudreti olan, istediğini dilediği gibi yapmaya muktedir olandır. Her türlü güç ve kuvvet de O'ndandır (el-Bakara, 2/20).

70) el-MUKTEDİR: Gücü her şeye yeten, her şeyi dilediği duruma getiren, kuvvet sahipleri üzerinde istediği gibi tasarruf edendir.

71) el-MUKADDİM: Herşeyden önce olan, dilediğini öne alan; dilediğine maddi ve manevi nimetler verip yükselten, öne geçiren, ilerlemelerini sağlayandır.

72) el-MUAHHİR: Herşeyden sonra yine var olan; emir ve yasaklarına uymayanları zelil edip arkaya bırakan, istediğini geri koyandır. Sonunda yine sadece O var (olarak) kalacaktır.

73) el-EVVEL: Herşeyden önce, öncelerin öncesi, başlangıçların yaratıcısı ve varlığının öncesi olmayandır.

74) el-AHİR: Herşey son bulunca O, var olarak kalacaktır. Varlığının sonu yoktur.

75) ez-ZÂHİR: Görünen, varlığında hiç şüphe olmayan, varlığı her şeyden aşikâr olandır. Her yaratık yaratanının görülen bir şâhididir.

76) el-BATIN: Gizli, cisim olarak görülmeyen, varlığı gizli olan, ancak varlığı da kesin olarak bilinendir. (Hayal, duygu, akıl ve düşüncenin de görülmeyip eserle varlıklarının kesin olarak bilinmesi gibi).

77) el-VALÎ: İdare eden bu büyük kâinatı ve onda her an olup bitenleri idare edip yönetendir. İdare etme yeteneği O'nundur.

78- el-MUTE'AL: Yüksek ve yüce varlık... Bilinenlerin en üstün olanı... Akım yaratılmışlarda mümkün gördüğü her şeyden çok yüce olandır.

79) el-BİRR: İyilik ve güzellik, bağışta bulunma, kullarına yardımcı olma anlamlarında Yüce Allah'ın bir sıfat ismidir. İyiliği ve ihsânı çoktur. İyilik ve ihsan gibi hisler de sadece ondadır (et-Tûr, 52/28).

80) et-TEVVÂB: Tövbeleri çok kabul eden, tövbe kapısını açık tutarak tövbe etme imkânı verendir. Samimi olarak günahlardan dönüp tövbe edenleri bağışlayandır.

81) el-MÜNTEKİM: İntikam alan, günahkârları, adaletiyle yargılayarak lâyık oldukları cezaya çarptıran demektir.

82) el-AFÜV: Merhametli, daima affeden, günâhlardan dilediğini affedip suçları bağışlayandır.

83) er-RAÛF: Çok merhamet eden, insanları yükümlü tutmada pek müsâmahalı ve yumuşak davranandır.

84) MALİKÜ'L-MÜLK: Herşeyin tek sahibi, her ne varsa O'nundur. Herşey üzerinde mutlak tasarruf yetkisi sadece O'na aittir. O h;llde Ondan başkasına kulluk edilmez.

85) ZÜLCELÂL-İ VE'L-İKRÂM: Celâl ve ululuk sahibidir. İkrâm ve ihsân edicidir. Hürmet ve saygıya yegane lâyık ve tüm büyüklüklere sahip olandır.

86) el-MUKSİT: Doğru hareket eden, bütün işlerini birbirine uygun ve yerli yerinde yapandır.

87) el-CÂMİ: Derleyen, toplayan, her şeyi kudreti içinde bulundurup dilediğini istediği anda ve istediği yerde toplayandır.

88) GANÎ: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, hakkında noksanlık ve ihtiyaçtan sözedilemeyendir.

89) el-MACİD: Kerem ve müsâmahası sınırsız olandır. İnsanlara iyilikle muamele edip onları himâye etme lütfunda bulunan, her türlü sıkıntılarını giderendir.

90) el-MÂNİ': Herşey O'nun emir ve korumasına bağlıdır. O'nun emri olmadıkça hiçbir şey olamaz. İstemediği şeyin, yani takdir etmediğinin olmasına imkân yoktur.

91) en-NÛR: Alemleri, bütün kâinâtı nurlandıran, aydınlatan; istediği simalara, zihinlere ve gönüllere nur, aydınlık ihsan edendir.

92) el-HADÎ: Hidâyet eden, doğru yolu gösteren; hidayet yaratan; istediğini iyi işlerde başarıya ulaştıran, kullarına doğru yolu gösterendir.

93) el-BEDÎ: Eşi ve benzeri olmayan, bir şeyi en mükemmel yapan, yaratan, eşsiz ve görülmemiş şeyleri varedendir. Varlıklar âleminde O'nun eşi ve benzeri yoktur. Hayret verici âlemleri yoktan var eden, icad eden O'dur.

94) el-BÂKÎ: Sürekli var olan ve var olacak olandır. Sonu olmayandır. Allah'ın varlığının sonu yoktur.

95) el-VARİS: Tüm varlıkların gerçek sahibi, varisidir. Servetlerin geçici sahipleri yok olduktan sonra da varlığı devam eden ve o servetlerin sahibi olandır.

96) er-REŞÎD: Doğru yolu gösteren: İnsanları, peygamberlerin getirdiği ve tebliğ ettiği kitaplar vasıtasıyla doğru yola iletendir. Allah, bütün işleri ezeli takdirine göre yönetip, dosdoğru bir düzen içinde sonuca ulaştırandır.

97- es-SABÛR: Çok sabırlı, hiçbir şeyde acele etmeyen; kendine isyan edenleri cezalandırmada acele etmeyip, onlara süre verendir.

98- ed-DAR: Elem ve zarar verici şeyleri hikmetinin gereği olarak yaratandır. Yüce Allah, zarar veren şeyleri yaratmıştır. Fakat onlardan zarar görmemizi değil, akine maddi-manevi bütün zararlardan sakınarak korunmamızı emretmiştir.

99) en-NAFİ: Hayır ve fayda verici şeyleri yaratandır. Bütün olaylar sebepleriyle meydana geliyorsa da, sebepler yok'u var edemez. Onlar ancak insanların elinde birer vesîle ve Hakk'tan isteme vâsıtası olmak üzere yaratılmışlardır.

Allah'ın zâtı, bir: güzel isimleri (esmâü'l-hüsnâ) ise çoktur. Allah'ın doksan dokuz ismi hadis-i şeriflerde de bildirilmiştir. İbn Kesir, tefsirinde, Buhâri ve Müslim'in Ebû Hureyre (r.a.)'den naklettikleri bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.s.)'den şöyle buyurduğu rivâyet ediliyor:

"Yüce Allah'ın bir eksiğiyle yüz ismi vardır. (yani doksandokuz). Kim onları sayarsa cennete girer. O tektir, tek 'i sever. "
ilkay
user posted image


ESMA'ÜL-HÜSNA
"O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Haşr-24)"

ALLAH (Varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zatın özel ve en kapsamlı adı)

RAHMÂN
(Bağışlayan, esirgeyen)

RAHÎM
(Bağışlayan, esirgeyen)

MELİK
(Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi)

KUDDÛS
(Her eksiklikten münezzeh)

SELÂM
(Esenlik veren)

MÜ'MİN
(Güven veren, vaadine güvenilen)

MÜHEYMİN
(Kainatın bütün işlerini gözetip yöneten)

AZÎZ (Yenilmeyen yegane galip)

CEBBÂR (İradesini her durumda yürüten, yaratılmışların halini iyileştiren)

MÜTEKEBBİR
(Azamet ve yüceliğini izhar eden))

HÂLİK (Takdirine uygun bir şekilde yaratan)

BÂRİ' (Bir model olmaksızın canlıları yaratan)

MUSAVVİR (Şekil ve özellik veren)

GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan)

KAHHÂR (Yenilmeyen, yegane galip)

VEHHÂB (Karşılık beklemeden bol bol veren)

REZZÂK
((Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren)

FETTÂH (İyilik kapılarını açan, hakemlik yapan)

ALÎM (Hakkıyla bilen)

KÂBIZ (Rızkı tutan, canlıların ruhunu alan)

BÂSIT (Rızkı genişleten, ruhları bedenlerine yayan)

HÂFID
(Alçaltan, zillete düşüren)

RÂFİ' (Yücelten, izzet ve şeref veren)

MUİZ (Yücelten, izzet ve şeref veren)

MÜZİL
(Alçaltan, zillet veren)

SEMİ' (İşiten)

BASÎR (Gören)

HAKEM (Son hükmü veren)

ADL (Mutlak adalet sahibi, aşırılığa meyletmeyen)

LATÎF (Yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip sezilmez yollarla karşılayan)

HABÎR
(Her şeyin iç yüzünden haberdar olan)

HALÎM
(Acele ile ve kızgınlıkla muamele etmeyen)

AZÎM (Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

GAFÛR
(Bütün günahları bağışlayan)

ŞEKÛR
(Az iyiliğe çok mükafat veren)

ALÎ (İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın)

KEBÎR (Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)

MUKÎT (Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren, bilip gücü yeten ve koruyan)

HASÎB (Kullarına yeten, onları hesaba çeken)

CELÎL (Azamet sahibi)

KERÎM
(Fazilet türlerinin hepsine sahip)

RAKÎB
(Gözetleyip kontrol eden)

MÜCÎB (Dileklere karşılık veren)

VÂSİ'
(İlmi ve merhameti herşeyi kuşatan)

HAKÎM
(Bütün emirleri ve işleri yerli yerinde olan)

VEDÛD (Çok seven, çok sevilen)

MECÎD (Şanlı, şerefli)

BÂİS
(Ölümden sonra dirilten)

ŞEHÎD (Her şeyi gözlemiş olarak bilen)

HAK
(Fiilen var olan, mevcudiyeti ve uluhiyyeti gerçek olan)

VEKÎL
(Güvenilip dayanılan)

KAVÎ (Her şeye gücü yeten, kudretli)

METÎN
(Her şeye gücü yeten, kudretli)

VELÎ (Yardımcı ve dost)

HAMÎD (Övülmeye layık)

MUHSÎ
(Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen)

MÜBDİ' (İlkin yaratan)

MUÎD (Tekrar yaratan)

MUHYÎ (Can veren)

MÜMÎT (Öldüren)

HAY (Ebedi hayatta diri)

KAYYÛM (Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kainatı idare eden)

VÂCİD
(Dilediğini dilediği zaman bulan bir müstağni)

MÂCİD
(Şanlı, şerefli)

VÂHİD (Bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek)

SAMED
(Arzu ve ihtiyaçları sebebiyle herkesin yöneldiği ulular ulusu bir müstağni)

KÂDİR (Her şeye gücü yeten, kudretli)

MUKTEDİR (Her şeye gücü yeten, kudretli)

MUKADDİM (Öne alan)

MUAHHİR (Geriye bırakan)

EVVEL
(Varlığının başlangıcı olmayan)

ÂHİR
(Varlığının sonu olmayan)

ZÂHİR
(Varlığını ve birliğini belgeleyen birçok delilin bulunması açısından aşikar)

BÂTIN
(Zatının görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açısından gizli)

VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)

MÜTEÂLÎ (İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın)

BER (İyilik eden, vaadini yerine getiren)

TEVVÂB
(Kullarını tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)

MÜNTAKIM
(Suçluları cezalandıran)

AFÜV (Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden)

RAÛF (Şefkatli)

MÂLİKÜ'L-MÜLK
(Mülkün sahibi)

ZÜ'L-CELÂLİ ve'l-İKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)

MUKSİT (Adaletle hükmeden)

CÂMİ' (Toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlukatı toplayan)

GANÎ (Her şeyden müstağni, kendi dışında her şey O'na muhtaç)

MUĞNÎ (Zenginlik verip tatmin eden)

MÂNİ'
(Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan)

DÂR (Zarar veren)

NÂFİ' (Fayda veren)

NÛR
(Nurlandıran, nur kaynağı)



HÂDÎ (Yol gösteren, murada erdiren)

BEDÎ'
(Eşi ve örneği olmayan, sanatkarane yaratan)

BÂKÎ (Varlığının sonu olmayan)

VÂRİS (Varlığının sonu olmayan)

REŞÎD
(Bütün işleri isabetli ve hedefine ulaşıcı, irşad edici)

SABÛR
(Çok sabırlı)


NOT:
ARKADAŞLAR oluşan mesaj hatasından dolayı mesaj iki kere gitti sanırım ve iki başlık açıldı hakkınızı helal edin lütfen
Mütefekkir

Esma-i hüsna



1- Allah: Her ismin vasfını ihtiva eden öz adı.

2- Er-Rahman: Dünyada bütün mahlukata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden.

3- Er-Rahim: Ahırette, müminlere acıyan.

4- El-Melik: Yaratıcı, kainatın sahibi.

5- El-Kuddüs: Her noksanlıktan uzak.

6- Es-Selam: Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran.

7- El-Mümin: İman nurunu veren.

8- El-Müheymin: Her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan.

9- El-Aziz: Mutlak galip, karşı gelinemiyen.

10- El-Cebbar: Dilediğini yapan ve yaptıran.

11- El-Mütekebbir: Büyüklükte eşi yok.

12- El-Halık: Yaratan, yoktan var eden.

13- El-Bari: Herşeyi kusursuz yaratan.

14- El-Musavvir: Varlıklara suret veren, onları birbirinden ayıran özellikte yaratan.

15- El-Gaffar: Günahları mağfiret eden.

16- El-Kahhar: Her istediğini yapacak gücte.

17- El-Vehhab: Karşılıksız nimetler veren.

18- Er-Razzak: Her varlığın rızkını veren.

19- El-Fettah: Her türlü sıkıntıları gideren.

20- El-Âlim: Gizli açık, geçmiş, gelecek, herşeyi, ezelî ve ebedi ilmi ile çok iyi bilen.

21- El-Kabıd: Rızıkları daraltan, ruhları alan.

22- El-Basıt: Rızıkları genişleten, ruhları veren.

23- El-Hafıd: Kâfir ve facirleri alçaltan.

24- Er-Rafi: Şeref verip yükselten.

25- El-Muız: Dilediğini aziz eden.

26- El-Müzil: Dilediğini zillete düşüren.

27- Es-Semi: Mükemmel işiten.

28- El-Basir: Gizli açık, herşeyi çok iyi gören.

29- El-Hakem: Mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran.

30- El-Adl: Mutlak adil, yerli yerinde yapan.

31- El-Latif: Lütfeden, her şeye vakıf.

32- El-Habir: Her şeyden haberdar.

33- El-Halim: Cezada, acele etmez, hilm sahibi.

34- El-Azim: Büyüklükte benzeri yok.

35- El-Gafur: Affı, magfireti bol.

36- Eş-Şekur: Az amele, çok sevab veren.

37- El-Ali: Yüceler yücesi.

38- El-Kebir: Büyüklükte benzeri yok.

39- El-Hafiz: Herşeyi koruyucu olan.

40- El-Mukit: Her çeşit rızkı yaratan.

41- El-Hasib: Kulların hesabını en iyi gören.

42- El-Celil: Celal ve azamet sahibi olan.

43- El- Kerim: Keremi bol, karşılıksız veren.

44- Er-Rakib: Her varlığı her an gözeten.

45- El-Mucib: Duâları kabul eden.

46- El-Vasi: Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile herşeyi ihata eden.

47- El-Hakim: Her şeyi hikmetle yaratan.

48- El- Vedud: İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. Sevgiye layık olan.

49- El-Mecid: Zatı şerefli, nimeti, ihsanı sonsuz.

50- El-Bais: Peygamber gönderen, mahşerde, ölüleri dirilten.

51- Eş-Şehid: Her zaman her yerde her an hazır ve nazır olan.

52- El-Hak: Varlığı değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran.

53- El-Vekil: Kulların işlerini bitiren.

54- El-Kavi: Kudreti en üstün ve hiç azalmaz.

55- El-Metin: Kuvvet ve kudret menbaı.

56- El-Velî: Müminleri seven, yardım eden.

57- El-Hamid: Hamd ve senaya layık.

58- El-Muhsi: Varlıkların sayısını bilen.

59- El-Mübdi: Maddesiz, örneksiz yaratan.

60- El-Muid: Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.

61- El-Muhyi: Mahluklara can veren.

62- El-Mümit: Her canlıya ölümü tattıran.

63- El-Hay: Ezelî ve ebedi bir hayat ile diri.

64- El-Kayyum: Zatı ile kaim olan, mahlukları varlıkta durduran.

65- El-Vacid: Hiçbir şey kendine gizli değil.

66- El-Macid: Keremi, ihsanı bol olan.

67- El-Vahid: Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmıyan, tek olan.

68- Es-Samed: Hiçbir şeye ihtiyacı olmıyan, herkesin muhtaç olduğu merci.

69- El-Kadir: Kudret sahibi, dilediğini yapan.

70- El-Muktedir: Dilediği gibi tasarruf eden, herşeyi kolayca yaratan kudret sahibi.

71- El-Mukaddim: Şerefte birini öne alan.

72- El-Muahhır: Dilediklerini tehir eden.

73- El-Evvel: Ezelî, varlığının başlangıcı yok.

74- El-Ahir: Ebedi, varlığının sonu yok.

75- Ez-Zahir: Yarattıkları ile varlığı açık.

76- El-Batın: Aklın tasavvurundan örtülü.

77- El-Vali: Bütün kainatı idare eden.

78- El-Müteali: Son derece yüce.

79- El-Ber: İyilik ve ihsanı bol.

80- Et-Tevvab: Tevbeleri kabul eden.

81- El-Müntekım: Asilere ceza veren.

82- El-Afüv: Affı çok, günahları yok eden.

83- Er-Rauf: Çok merhamet eden, şefkatli.

84- Malik-ül Mülk: Mülkünde hakim.

85- Zül-Celali vel İkram: Celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.

86- El-Muksıt: Mazlumların hakkını alıcı.

87- El-Cami: İki zıttı bir arada bulunduran.

88- El-Gani: İhtiyaçsız. Herşey Ona muhtaçtır.

89- El-Mugni: İhtiyaç gören, fazlıyla doyuran.

90- El-Mani: Dilemediklerine mani olan.

91- Ed-Dar: Elem, zarar verenleri yaratan.

92- En-Nafi: Menfaat veren şeyleri yaratan.

93- En-Nur: Zatı açık ve âlemleri nurlardıran.

94- El-Hadi: Hidayet veren.

95- El-Bedi: Misalsiz, örneksiz yaratan.

96- El-Baki: Varlığı ebedi olan.

97- El-Varis: Her şeyin asıl sahibi olan.

98- Er-Reşid: İrşada muhtaç olmıyan.

99- Es-Sabur: Ceza vermede, acele etmez.

islam ve kulluk
en güzel isimler muhakkak ona mahsustur...

güzel bir çalışmayı sunmuşsun mütefekkir kardeşim Allah razı olsun ...
ayna
daha önce bir yerde karşılaşmıştım.forumda bir kardeş sanırım pfd_24 idi ama yanlış da olabilir Allahın daha çok isminin olduğunu bunların en yaygın isimleri olduğunu söylemişti.o konu hakkında biraz konuşalım.mesela Allahın sabbar ismi de var sabır ismi de var.allam da var alim de var...
islam ve kulluk
evet mihrican kardeşim Allahın çok daha fazla ismi var bir hadis şöyle demekte :

"Allah-u teala-nın zeburda 1000 tevratta 1000 incilde 1000 ve Kur-an da da 1000 ismi vardır"

Allah-ın 4000 ismi olduğunu Efendimiz -sallallahualeyhi ve sellem- söylemekte bizler ancak bu kadarını bilmekteyiz.

hadis hasen hadistir hanbel şerhinde geçmektedir.

yanlış hatırlamıyorsam nakleden sahabelerden ikisi cabir ve enes radıyallahu anh idi...

Allah-a emanet olun
zehra05

flowers.gif clap2.gif flowers.gif




çok güzel bir paylaşımdı arkadaşım ellerine sağlık devamını bekleriz..


ibrahim_ethem
ALLAH RAZI OLSUN .ÇOK GEREKLİYDİ BU.
Teşekkürler
<#thank#>
Selman-ı Aydın




Raid_IRON adlı kullanıcının kişisel sitesinden alınmıştır.
gülüngülü
s.a

kardeşim kardeşlerim Alalh cc razı olsun sizden inş. çok güzel paylaşım bunlar
Rahman tüm sıfatlarını en güzel şekilde üzerimizde tecelli etsin inşaAllah

aynı zamanda haddim olmayarak belkide sizden bir şey istiyorum.
Rabbimin güzel isimlerinin hepsi şifa kaynağı elbette hepsi bir derde derman
benim sizden sitediğim eğer biliyor iseniz bu bilgileri de paylaşmanızı istiyorum yani hang ismini kaç adet zikredersek neye şifa gelir smile.gif
şimdiden en güzele emanetsiniz

dua ilen.
Selman-ı Aydın
ALINTI(gülüngülü @ Aug 1 2007, 02:46 PM) *

s.a

kardeşim kardeşlerim Alalh cc razı olsun sizden inş. çok güzel paylaşım bunlar
Rahman tüm sıfatlarını en güzel şekilde üzerimizde tecelli etsin inşaAllah

aynı zamanda haddim olmayarak belkide sizden bir şey istiyorum.
Rabbimin güzel isimlerinin hepsi şifa kaynağı elbette hepsi bir derde derman
benim sizden sitediğim eğer biliyor iseniz bu bilgileri de paylaşmanızı istiyorum yani hang ismini kaç adet zikredersek neye şifa gelir smile.gif
şimdiden en güzele emanetsiniz

dua ilen.



Aleyküm Selam kardeş

Ne istediğini anladım. Bende Osman Pamuk tarafından hazırlanmış "Dua ve Havas Ansiklopesi" adlı kitap var ve isteğini karşılayacak şeyler bu kitapta mevcut. Ancak bu kitapta Allah'ın isimlerini burçların konumlarına göre belirlenen zaman dilimlerine göre zikir saatleri verilmiş yani atıyorum "Er- Rahman ismi 1256 kere pazartesi günü öğle ve ikindi arasında okunursa şunlar şunlar olur" gibi şeyler yazıyor. Birincisi ben burçlar hakkında şüpheliyim hatta inananmamaya daha yakınım bu yüzden Allah'ın isimlerini burçların konumlarına göre belirlenen zamanlarda okumak bana ters geliyor. İkincisi bu kitapta öyle tuhaf şeyler varki insan kitap ve yazarı hakkında şüphe ediyor. Tuhaf şeylerden kastım büyü vb. şeyler... (Bu durum Esma'ül Hüsna içinde geçerli). Bilemiyorum, belki kitapta yazan konular hakkında bilgi sahibi olmadığım için böyle düşünüyorum ama benim bugünkü bilgilerimle bu kitap sakıncalı gördüğüm kitaplar arasında. He sanma ki kitap tamamen bunlarla dolu. Hayır! Çok çeşitli bir kitap ve içinde güzel şeylerde var.

Sonuç itibariyle, kendi çapımda bir ayıklama yapmadan bu kitabın içindeki Esma'ül Hüsna ilgili bir sunum yapamam. Ama istediğiniz şey bende mevcut.

Selametle...
gülüngülü
selamu aleyk.


Selman-ı_Aydın kardeşim o zaman bu bilgileri sizin paylaşmanızı istesem Onun rızası için smile.gif


en güzele emanetsin.



Selman-ı Aydın
ALINTI(gülüngülü @ Aug 3 2007, 08:46 AM) *

selamu aleyk.

Selman-ı_Aydın kardeşim o zaman bu bilgileri sizin paylaşmanızı istesem Onun rızası için smile.gif

en güzele emanetsin.


Tamam kardeşim ölmez sağ kalırsam Cumartesi günü iş yerinde taratıp buraya koyarım inşAllah ama bunu verilmiş söz olarak algılama yani illa Cumartesi günü yaparım demiyorum. Cumartesi olur pazar olur vs.

Sende Allah'a emanet ol.
gülüngülü
selamu aleyk.

kardeşim şimdiden O güzel isimlerin sahibi senden razı olsun
çok saol çok dua ederim sana smile.gif

en güzele emanetsin.
Selman-ı Aydın




gülüngülü kardeşim vermiş olduğum sözü yerine getirdim.
Elimde bulunan kitaptaki Esma'ül Hüsna ile İlgilenen arkadaşlar aşağıdaki linkten indirebilirler. Ama bu linki indirmeden önce şu yazının okunmasını isterim.
Burçların hakikati var mıdır?

Tarayıcının işi uzun sürdüğü için kitabın fotoğraflarını çektim. Fotoğraf makinasıda 11 MP olduğu için 73.46 MB kadar yer tuttu.
Esma'ül Hüsna'yı indirmek için tıklayın...
Dua ve Havas Ansiklopedisi


Selman-ı Aydın


Yukardaki TV5'te arasıra yayınlanan Esma'ül Hüsna'dır.
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.