Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: İbn Kayyim El Cevziyye-zadu'l Mead(ders Notları)
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ Hz. Muhammed (S.A.V.) ]·.
muhammed_talha

Hamd alemlerin Rabbi Allah’a dır. Cennet ancak O’na yakınlıkla sağlanır. Kalbin olgunlaşması ve kurtuluşa ermesi yalnızca O’na karşı ihlaslı olmak ve O’nu sevgide birlemekle elde edilir. Yaratıkları sayısınca, kendi hoşnutluğunca, Arş’ının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi çokluğunca O’na hamd… O’nun ne zatında ne fiillerinde, ne de sıfatlarında bir benzeri vardır. Allah yüceler yücesidir. Allah’a çokça hamd ü senalar… sabah akşam Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim. Gökler ile gökteki melekler ; yıldızlar ile yörüngeleri ; yeryüzü sakinleri ; denizler ile içindeki balıklar ; yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar, tepeler, ovalar, her ölü ve diri o’nu tesbih eder. “ Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar içinde bulunanlar O’nu tesbih eder. O’na hamdederek tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu o halimdir, bağışlayandır.” İsra 44

“Tanıklık ederim ki Allah birdir. O’nun ortağı yoktur.” Sözüyle yer ve gökler ayakta durmaktadır. Bütün yaratılmışlar bunun için yaratılmıştır. Bunun için Allah Teala peygamberlerini gönderdi , kitaplarını indirdi ve kanunlarını koydu. Şu iki soru sorulmadan kulun ayakları Allah’ın huzurundan ayrılmayacaktır. 1 - Neye kulluk ediyordunuz 2 - Peygamberlere ne cevap verdiniz.

Tanıklık ederim ki H.z. Muhammed şüphesiz o’nun kulu ve rasulüdür. Vahyini güvenip teslim ettiği, yarattıkları arasından seçtiği, kendisi ile kulları arasında elçisidir. Sağlam bir din ve dosdoğru bir yol ile gönderilmiştir. Allah O’nu alemlere bir rahmet, Allah’tan korkanlara bir lider olarak göndermiştir. İnsanlara O’na itaat ve yardım etmelerini, saygı göstermelerini, O’nu sevmelerini, O’nun haklarını gözetmelerini farz kılmıştır. Cennetin yollarını kapamış ve O’nun yolundan gelmeyen hiç kimseye yolların açılmayacağını belirtmiştir.

“Şeref ve üstünlük Allah’ın Peygamberlerinin ve inananlarınındır.” Münafikun 8


Allah Teala iki cihan saadetini ona uymaya ve iki cihan bedbahtlığını da ona karşı gelmeye bağladı. Hidayet – emniyet, felah ve izzet , kifayet ve zafer , yakınlık ve destek , dünya ve ahirette iyi yaşam onun yolundan gidenlerin ; zillet ve alçaklık , korku va sapıklık , hem dünyada hem de ahirette rüsvaylık ona karşı gelenlerindir.

H.z. Muhammed ( s.a.v.) bir hadisinde buyurur ki : “Herhangi biriniz beni çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz.”

Allah Teala ve Peygamberi bir hüküm verdimi o hükmün haricinde inanmış bir kimsenin tercihte bulunması söz konusu değildir.

Şüphesiz Allah Teala yaratma ve yaratıkları arasından beğenip seçme konularında tektir. O şöyle buyurur.

“Rabbin dilediğini yaratır ve seçer.” Kasas 68

“ Bu Kur’an, iki şehrin birinde ki büyük adama indirilmeli değimliydi? Dediler. Zuhruf 31

Görüldüğü üzere Allah Teala, onların kendisine karşı seçimde bulunmalarını tanımamış ve haber vermiştir ki onlar için böyle bir hak yoktur. İnsanları dereceler bakımından üstün kılan, aralarında, aralarında geçimlikleri ve tercih derecelerini taksim eden de Allah’dır. Nitekim Allah’u Teala “ onlara bir ayet geldiği zaman : ‘Allah’ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe inanmayız derler. Allah, elçilik görevini nereye ( kime ) vereceğini daha iyi bilir.” Enam 124 yani Allah peygamberlik ve elçilik vazifesi için kimi seçeceğini en iyi bilendir.


PEYGAMBERLERE OLAN İHTİYAÇ

Buraya kadar olan anlatımda asıl olarak Peygamber ve onun getirdiklerini tanımaya, haber verdiği hususlarda onu tasdik etmeye ve emrettiği konularda ona uymaya zorunlu olunduğunu anlamış olduk.
Hem dünyada hem de ahirette kurtuluş ve mutluluğun yolu ancak Peygamberlere imandan geçer.
Allah Teala insanı yaratmış ve O’na nasıl yaşaması gerektiği hususunda kanunlar koymuştur. Ve kurtuluşun ancak bu kanunlara uyma ile mümkün olacağını bildirmiştir.
Peygamberler göndererek bu kanunların nasıl ve ne şekilde olacağını bizlere Peygamberleri vasıtasıyla öğretmiştir.
Davranışların, sözlerin, huyların, iyi olanları onların sünnetleridir. Ölçüm işini yapan terazi onlardır.
Peygamberler olmadan doğru yol bulmak mümkün değildir.


H.Z. Muhammed’in ( s.a.v.) nesebi

H.Z. Peygamber (s.a.) kayıtsız şartsız yeryüzü halkının neseb yönünden en hayırlısıdır. Nesebinin şerefi en yüksek doruk noktasındadır. Buna düşmanları bile şahitlik ederdi. Hatta Ebo Süfyan, Bizans hükümdarının huzurunda şu şekilde tanıklıkta bulunmuştu. En şerefli kavim onun kavmi, en şerefli kabile onun kabilesi ve en şerefli aile onun ailesidir.

Soy kütüğü şöyledir : Muhammed – Abdullah – abdülmüttalib – Haşim – Abdümenaf – Kusay – Kilab – Mürra – Ka’b – Lüey – Galib – Fihr – Malik – en – Nadr – Kinane – Huzeyme – Müdrike – İlyas – Mudar – Nizar – Mead – Adnan.

Buraya kadar olan kısmı doğru olarak bilinmekte ve bu konuda neseb uzmanları arasında görüş birliği sağlanmış olup asla ihtilaf bulunmamaktadır. Adnan dan sonra ihtilaf edilmiş olup alimlerce söylenen onunda babası H.z. İsmail dir.

H.Z. Muhammed ( s.a.v.) in Mekke merkezinde Fil hadisesinin cereyan ettiği sene doğduğunda hiç ihtilaf yoktur. Babası Abdullah H.Z. Muhammed ( s.a.v.) in ana rahminde iken mi yoksa doğduktan sonra mı vefat ettiği ihtilaflıdır. Annesi yedi yaşında iken vefat ettiğinde ihtilaf yoktur. Bakımını dedesi Abdülmüttalip üstlendi. Dedesi vefat ettiğinde Resulullah sekiz yaşında idi. Sonra bakımını amcası Ebu Talip üstlendi. Amcası onu on iki yaşındayken Şam yolculuğuna çıkardı. İşte bu gidişte Rahip Bahira onu gördü ve Yahudilerden bir zarar gelir diye onu Şam’a götürmemesini söyledi. Bunun üzerine amcası onu yanına birini vererek Mekke’ye gönderdi. Bu yaştan itibaren 25 yaşına kadar hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.

Yirmi beş yaşına varınca bir ticaret kervanı ile Şam yolculuğuna çıktı. Busra denilen yere kadar gidip geri döndü. Döndükten sonra kırk yaşında bulunan ve dul olan H.Z. Hatice ile evlendi. O evlendiği ilk kadın idi ve ilk ölen hanımı idi. Onun üzerine başka birini nikahlamamıştır. Cebrail , Rabbinden ona selam getirdiğini söylemesini H.Z. Muhammed ( s.a.v.) e emretti. ( Buhari )

Allah Teala H.Z. Muhammed ( s.a.v.) e mağarada halvete çekilmeyi sevdirdi. Hira mağarasında halvete çekilir, orada ibadet ederdi. ( Buhari ) Putlardan ve toplumunun dininden nefret ederdi.

Tam kırık yaşına vardığında peygamberlik nuru parıldadı. Allah Teala ona elçiliği görevini lutfetti. O na seçkin bir şeref ve saygınlık kazandırdı. Peygamberlik ile görevlendirilmenin günü Pazartesi olduğundan şüphe yoktur. Ancak Kur’an ne zaman inmeye başlamıştır bunun hakkında ihtilaflar vardır. Kimi alim Recep ayı derken kimi de Ramazan ayı olduğunu söyler.



VAHYİN GELİŞ ŞEKİLLERİ

1-Sadık rüya
2-H.Z. Muhammed ( s.a.v.) görmeden onun zihnine ve kalbine yerleşirdi.
3-H.Z. Muhammed ( s.a.v.) e bir insan suretinde melek gelir o sırada sahabe meleği görürdü.
4-Zil sesi şeklinde gelirdi ki, bu şekli H.Z. Muhammed ( s.a.v.) e en ağır geleniydi. Melek O’na iyice sokulur, öyle ki alnından ter boşanırdı. Hatta deve üzerinde ise deve yere çökerdi.
5-H.Z. Muhammed ( s.a.v.) meleği yaratıldığı asıl suretinde görür, melek Allah Tealanın vahyedilmesini istediği ayetleri ona vahyederdi.
6-Göklerin üstünde iken Allah’ın, Miraç gecesi O’na namazın farz kılınması ve benzeri hususları vahyettiği şekil.
7-Allah Tealanın direk olarak kendisiyle konuşması.


SÜT ANNELERİ

Ebu Leheb’ in cariyesi Süveybe H.Z. Muhammed ( s.a.v.) i günlerce emzirdi. Amcası H.z. Hamza yı da aynı kadın emzirdi. Sonra O’nu Halime emzirdi.

DADILARI

1-Annesi Amine
2-Süveybe
3-Halime
4-Halimenin kızı Şeyma. Aynı zamanda süt kardeşidir. Annesi ile birlikte dadılık yapardı.
5-Habeşli saygın ve faziletli hanım Ümmü Eymen Bereke. H.Z. Muhammed ( s.a.v.) daha sonra onu Zeyd b.Harise ile evlendirdi.


PEYGAMBER OLUŞU VE İLK VAHİY

Allah Teala O’nu kırk yaşının başında peygamber olarak gönderdi. Bu yaş olgunluk yaşıdır.

Allah Rasülünün ( s.a.v.) peygamberliği ilk olarak rüya şeklinde başladı. Gördüğü her rüya sabah aydınlığı gibi gün yüzüne çıkardı. Sonra Hira mağarasında bulunduğu bir sırada Melek geldi ve “ Yaratan Rabbinin adıyla oku” diye başlayan Alak suresinin ilk ayetleridir.
H.Z. Muhammed ( s.a.v.) in Melek ilk geldiğinde “ Ben okuma bilmem” sözü O’nun okumasının olmadığının kanıtıdır. Resulullah ( s.a.v.) eve dönüp beni hemen örtün dedikten sonra Allah Teala “Ey bürünen kalk ta uyar” Müddessir ayetini indirdi.

Davetin aşamaları

1-Peygamberlik
2-Yakın akrabalarını uyarması
3-Kavmini uyarması
4-Bütün Arap milletini uyarması
5-Kıyamete kadar davetin ulaşmadığı bütün cinleri ve insanları uyarması

Bundan sonra H.z. Peygamber ( s.a.v.) üç sene insanları Allah Teala ya davet ederek bekledi. Sonra “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ve müşriklerden yüz çevir” Hicr 94 Ayeti inince davetini herkese ilan etti.

Birinci Hicret ve ikinci Hicret

Müslümanlar çoğalıp kafirler onlardan korkmaya başlayınca H.Z. Muhammed ( s.a.v.) e yaptıkları eza ve Müslümanlara verdikleri işkence şiddetini arttırdı. Bunun üzerine Allah rasülü ( s.a.v.) Müslümanların Habeşiştan’a hicret etmelerine izin verdi. 12 erkek, 4 kadın, hicret etti. Aralarında H.z. Osman hanımı ve Allah Rasülünün kızı olan Rukiyye de vardı. Daha sonra Kureyş’in Müslüman olduğu haberi kendilerine gelince geri döndüler ancak Mekke’ ye yaklaştıklarında bu haberin yalan olduğu haberi geldi. Bunun üzerine bir kısmı geri dönerken bir kısmı da Mekke’ye girdi. Mekke ye girdiklerinde daha şiddetli bir eziyet ile karşılaştılar.
Sonra H.Z. Muhammed ( s.a.v.) Müslümanlara ikinci kez hicret izni verdi. 83 erkek ve 18 kadın vardı. Ve Necaşinin yanına yerleştiler. Bu durum Kureyş’e ulaşınca derhal harekete geçip Necaşiye bir heyet gönderdiler. Ancak gittiklerinde Necaşinin Müslümanlardan yana tavır alması onları çok kötü bozdu. Bunun üzerine Kureyş lilerin Allah Rasulüne karşı eziyetleri daha da artmıştı. O’nu ve Ailesini Ebu Talib’in vadisinde üç sene bir rivayet iki sene kuşatma altında tuttular. Bu kuşatmadan birkaç ay sonra Ebu Talib 87 yaşında öldü. Ebu Talib’in ölümü üzerine Kureyş’liler eziyetlerine daha da ağırlık verdiler. Bundan çok kısa bir zaman sonra hanımı H.z. Hatice vefat etti. Eziyetler sırasında Resulullah ( s.a.v.) Taif’e giderek oradaki akrabalarına davette bulundu. Yol kenarlarına sıra sıra olup taşladılar ve yurtlarından kovdular. Öyle ki topuklarına kadar kana bulandı. Mekke’ ye dönmek üzere yola koyuldu yolda giderken Nahle denilen yerde Nasib’in halkından yedi kişilik bir cin grubu kendisine geldi. Bu grup Kur’an dinleyip Müslüman oldular. Mekke’ye dönerken Allah Teala kendisine Cebrail’i göndererek şayet isterse Mekke nin iki büyük dağını onların üzerine geçirmeyi emretmiş ancak H.Z. Muhammed ( s.a.v.) “ Hayır onlara yumuşak davranılmasını, mühlet tanınmasını istiyorum. Belki Allah, onların sulblerinden kendisine ibadet edecek ve O’na hiçbir şeyi ortak tutmayacak kimseler çıkaracaktır.” Demişti. Yolda giderken şu duayı yapmıştır. “Allah’ım Gücümün zayıflığından, çaresizliğimden sana yakınıyorum…”

Daha sonra H.Z. Muhammed ( s.a.v.) Mut’im b.Adiy’in yardımıyla Mekke ye girdi.

Bu sırada Miraç olayı vukuu buldu. Burada beş vakit namaz farz kılındı.

1. AKABE ve 2. AKABE

Mekke de kaldığı süre içerisinde kabileleri Allah Teala’ya davet ediyor ve kendisini her hac mevsiminde onlara arz ediyor ancak hiçbir kimse O’nun bu çağrısına yanaşmıyordu. Allah Teala bu işi Ensar’a bir şeref olarak sakladı. Ensar’ı kendisine gönderdi. H.Z. Muhammed ( s.a.v.) hac mevsiminde bir rivayet altı bir rivayet sekiz kişilik bir grubun yanına yaklaştı. Mina da Akabe denilen yerde başlarını traş ediyorlardı. Yanlarına oturdu onları Allah’a davet etti ve onlara Kur’an okudu. Onlarda Allah Rasülünün davetini kabul edip Medine’ye döndüler. Kavimlerini islam’a davet ettiler. Aralarında İslam yayıldı. Allah Rasülünün adı geçmeyen Ensar evi kalmadı. Medine’ de ilk defa içinde Kur’an okunan mescid Züraykoğulları Mescididir.

Ertesi sene 12 erkekten oluşan bir Ensar grubu geldi. Akabede gelecek sene buluşmak üzere Allah Rasülüne biat ettiler. Sonra Medine ye döndüler. Ertesi yıl 73 erkek, 2 kadın H.Z. Muhammed ( s.a.v.) e geldiler. Allah Rasülünü ( s.a.v.) kadınlarını, çocuklarını ve kendilerini korudukları şeylerden O’nu da korumak üzere biat ettiler. H.z. Muhammed ( s.a.v.) sahabenin Medine’ye hicret etmelerine izin verdi. Medine’ye ilk gönderdiği Mus’ab b.Umeyr olmuştur. Hicret başlayıp sahabe Medine’ye geldikçe Ensar evlerini açıyor onları konuk ediyordu. Böylece İslam Medine’ye yayıldı. En son olarak Allah Teala H.z. Peygamber’in ( s.a.v.) in hicretine izin verdi. Yaşı 53 idi. Beraberinde Ebu Bekir es Sıdık vardı. Medine’ye ulaşınca Kuba denilen yerde Amr b. Avf oğullarının konuğu oldu. Orada 14 gün kaldı ve Kuba mescidinin tesisini yaptı. Daha sonra yola koyuldu ve salim oğullarına vardığında Cuma namazının vakti girmişti. Orada bulunan yüz Müslüman’la beraber Cuma namazı kıldırdı. Daha sonra Medine’ye giren Resulullah ( s.a.v.) çok büyük bir coşkuyla karşılandı. Burada Mescid’i Nebevi’nin inşaatına başladı. Ebu Eyyub el- Ensari’ nin evinde yedi ay kaldı. Daha sonra mescide yerleşti.

Habeşiştan’da ki arkadaşlarına hicret haberi ulaştığında otuz üçü geri döndü. Geri kalanlar ise Hayber savaşından sonra bir gemi ile hicret ettiler.

ÇOCUKLARI

1- İlk çocuğu Kasım’dır. Hayvana binecek çağa gelinceye kadar yaşadığı söylenmektedir. Ancak daha çocukken vefat etmiştir.
2- Sonra Zeyneb dünyaya gelmiştir.
3- Sonra Rukiye
4- Ümmü Gülsüm
5- Fatıma

İbn Abbas tan rivayete göre Rukiyye üç kızın en büyüğü ve Ümmü Gülsüm onların en küçüğüdür.

Sonra Abdullah dünyaya geldi. Tayyib ve Tahir o mudur, yoksa ondan ayrı iki çocukmudur bu konuda iki görüş ortaya atılmıştır. Bir rivayet bu iki isim Abdullah’ın lakabıdır.
Ama emin olduğumuz bir husus var ki çocukların tamamı H.z. Hatice’den dir.

Daha sonra Medine’de hicretin sekizinci senesinde Mısır yerlisi bir hanım olan Mariye’den oğlu İbrahim dünyaya geldi. İbrahim daha sütten kesilmeden vefat etti.

H.z. Fatıma dışında bütün çocukları kendisinden önce ölmüştür. H.z. Fatıma ise kendisinden 6 ay sonra vefat etmiştir.


AMCALARI

1-H.z. Hamza
2-H.z. Abbas
3-Ebu Talib , gerçek adı Abdümenaf’dır.
4-Ebu Leheb , gerçek adı Abdüluzza’dır.
5-Zübeyr
6-Abdülkabe
7-Mukavvim
8-Dırar
9-Kusem
10- Muğire, lakabı Hacel’dir.
11- Gaydak , gerçek adı Mus’ab’dır.

Bunlardan yalnızca H.z. Hamza ve H.z. Abbas Müslüman olmuştur.


HALALARI

1-Safiyye, Zübeyr b. Avvam’ın annesidir.
2-Atike
3-Berra
4-Erva
5-Ümeyme
6-Ümmü Hakim el- Beyza

Bunlardan sadece Safiyye hakkında kesin Müslüman olduğu bilinmektedir. Diğerleri hakkında net bilgi yoktur.

HANIMLARI

1- Kureyş’li Esed kabilesinden Huveylid kızı H.z. Hatice’dir. H.z. Muhammed ( s.a.v.) e peygamberlik gelmeden önce onunla evlenmiş, İbrahim dışında bütün çocukları O’ndan dünyaya gelmiştir. Peygamberlik geldikten sonra Resulullah’a ( s.a.v.) en çok yardım eden H.z. Hatice olmuştur. Hicretten üç sene önce vefat etmiştir. Resulullah ( s.a.v. ) H.z. Hatice hayattayken başka bir kadınla evlenmemiştir.
2- H.z. Hatice’nin vefatından vefatından sonra Kureyşli Sevde ile evlendi.
3- Daha sonra H.z. Ebu Bekir’in kızı H.z. Aişe ile evlendi. O’ndan başka hiçbir hanımı bakire değildi. H.z. Aişe Resulullah’ın en alim hanımıydı.
4- Sonra H.z. Ömer’in kızı Hafsa ile evlendi
5- Daha sonra kays kabilesinden Hilal b. Amir oğullarından Huzeyme b. Haris’in kızı Zeyneb ile evlendi. Bu hanımı evlendikten iki ay sonra vefat etti.
6- Kureyşli Ümmü Seleme Hind ile evlendi. Resulullah ( s.a.v.) in en son ölen hanımıydı.
7- Daha sonra Esed b.Huzeyme oğullarından Cahş’ın kızı Zeyneb ile evlendi. Zeyneb halası Ümeyye nin kızıdır. Zeyneb ilk olarak Zeyd b. Harise ile evliydi. Allah Rasülü Zeyd’i evlat edinmişti. Zeyd Zeyneb’i boşayınca Allah Teala evlat edinenlerin onların hanımları ile evlenebilecekleri konusunda ümmeti için uyulacak bir numune olmak üzere Peygamberini onunla evlendirdi.
8- Mustalık oğullarından Haris b. Ebi Dırar’ın kızı Cüveyriye ile evlendi. Bu hanım Mustalık oğullarından alınan esirler arasında idi. Resulullah ( s.a.v.) e gelerek kölelik sözleşmesine yardımcı etmesini istedi. Bunun üzerine Resulullah ( s.a.v.) onun kölelikten kurtulması için vaat edilen parayı ödedi ve onunla evlendi.
9- Kureyş’in emeviler kolundan Ebu Süfyan kızı Ümmü Habibe ile evlendi.


muhammed_talha
10-Hilal oğullarından Haris kızı Meymune ile evlendi. En son evlendiği kadındır.

Resulullah ( s.a.v.) vefat ettiğinde dokuz hanımı vardı.

KATİPLERİ

1-H.z. Ebu Bekir
2-H.z. Ömer
3-H.z. Osman
4-H.z. Ali
5-Zübeyr
6-Amir b.Füheyre
7-Amr b. As
8-Übey b. Ka’b
9-Abdullah b. Erkam
10-Sabit
11-Hanzala b.Rabi el üseydi
12-Muğire b. Şu’be
13-Abdullah b. Revaha
14-Halid b. Velid
15-Halid b. Said
16-Muaviye b. Ebu Süfyan
17-Zeyd b. Sabit bu işle en çok ilgilenen ve en uzman olan sahabi idi.


GAZALARI ve SERİYELERİ

Bütün gazaları ve seriyeleri hicretten sonraki 10 sene zarfında olmuştur. Gazaların sayısı 27’dir. 9 tanesinde kendisi savaşmıştır. Bedir, Uhud, Hendek, Kurayza, Mustalık, Hayber, Fetih, Huneyn ve Taif. Seriyeleri 60’ a yakındır.



H.Z. PEYGAMBER’İN ( S.A.V. ) BEŞERİ TAVIRLARI

Giyinişi : Sarık sarar, altına da kalensüve ( fes,takke,başlık ) giyerdi. Bazen kalensüveyi sarıksız giyerdi. Bazende sarığı kalensüvesiz. Sarık sardığı zaman sarığını omuzları arasına sarkıtırdı. Müslim’de Cabir b.Abdullah’tan rivayette Allah Rasulü (s.a.v.) Fetih günü Mekke’ye başında siyah bir sarık’la girdi. Ancak bu rivayette sarığın ucu anılmamıştır. Bu da gösterir ki, H.z. Peygamber her zaman sarığın ucunu omuzları arasında sarkıtmazdı. Bazen de üzerinde savaş takımı ve başında miğfer giyerdi. O halde her yerde münasip olanı giymiştir.

En sevdiği elbise gömlekti. Gömleğinin kolu bileğine kadardı. Yeri geldiğinde kaftan giymiş, yolculukta yenleri dar bir cübbe giymiştir. Belden aşağı giyilen peştemal gibi bir giyecek olan izar ve bedeni örten üsten giyilen şal gibi bir örtü olan rida giymiştir.

Kırmızı Hulle giymiştir. Hulle izar ve ridadan oluşan takıma denir. Bu ikisi bir arada olursa hulle adını alır.

H.z. peygamber ( s.a.v.) sirval ( şalvar, geniş pantolon ) giymiştir. Sahabilerde O’nun izniyle sirval giymiştir.

Mest ve “tasume” adlı ayakkabı giymiştir. Yüzük takınmıştır.

İki yeşil abası, bir siyah elbisesi, keçeden kırmızı bir elbisesi ve bir yün elbisesi vardı. Gömleği pamuktan olup kısa boylu, kısa yenli idi.

En çok sevdiği elbise gömlek ve hıbere idi. Hıbere, kırmızı desenleri bulunan bir tür abadır.

En çok sevdiği renk beyaz dır. Buyurur ki : “Elbiselerin en hayırlısı beyaz olanıdır. Beyaz giyinin ve ölülerinizi onunla kefenleyin.” Tirmizi

Altın bir yüzük takınmış, sonra çıkarıp atmış ve altın yüzük takmayı yasaklamıştır. Sonra gümüş bir yüzük takınmış onu yasaklamamıştır.

Ne H.z. Peygamber’in (s.a.v.) nede ashabının taylesan ( şal, pelerin) giyindiği nakledilmiştir. Aksine Müslim’de Enes b.Malik’ten rivayet edilen bir hadiste H.z. Peygamber ( s.a.v.) Deccal’i anlatırken “ onunla beraber, üzerlerinde şal bulunan yetmiş bin Isfahan yahudisi çıkacak” demiştir. Enes, üzerlerinde şal bulunan bir grup insan gördü ve “Hayber Yahudilerine ne kadar benziyorlar! Dedi.

Resulullah (s.a.v.) yeni bir elbise giydiğinde adını belirterek şu duayı okurdu.
“Allah’ım Bu gömleği – yahut ridayı – yahut da sarığı – sen bana giydirdin. Onun hayırlı olmasını ve yapıldığı amaçta hayırla kullanılmasını Senden dilerim. Onun şerrinden ve kötü amaçla yapılmışsa bu amacın şerrinden sana sığınırım.” Tirmizi

Gömleği giyinirken sağından başlardı.


H.Z. Peygamber (s.a.v.) “Kim şöhret elbisesi giyerse Allah ona kıyamet günü zillet elbisesi giydirir, sonrada onun içerisinde ateşe atılır.” Buyurmuştur. Kişinin bu şekil cezalandırılmasının sebebi, onun bu tür elbise giyinmekle kibir ve böbürlenme kastını taşımasıdır. Müslim’in rivayetinde İbn Mes’ud anlatıyor. Allah Resulü ( s.a.v. ) “kalbinde hardal tanesi ağırlığınca kibir bulunan kimse cennete giremez. Kalbinde zerre ağırlığınca iman bulunan kimse de cehenneme girmez.” Buyurdu. Bunun üzerine bir adam “Ey Allah’ın Resulü ! Doğrusu ben güzel giyinmeyi severim. Bu da mı kibirdir ? diye sordu. H.z. Peygamber (s.a.v.) “ Hayır, Allah güzeldir, güzelliği sever.”



YEMEK YEMESİ

Var olanı reddetmez, bulunmayanı araştırmazdı. Önüne hoş yiyeceklerden ne konulursa yerdi. Hiçbir zaman bir yemeğe kusur bulmazdı. İştahı olursa yer olmazsa yemezdi.
Helva ve bal yedi ; bunları severdi. Deve, koyun ve tavuk eti, toy kuşu, yaban eşeği, tavşan eti, deniz hayvanları yedi. Yaş ve kuru hurma yedi. Ekmeği sirke ile yedi. Süt içti. Pastırma yedi. Kabak yemeğini severdi. Haşlama yedi. Peynir yedi. Ekmeği zeytin yağına banıp yedi. Yemek bulamazsa sabrederdi çabalamazdı.
Üç parmağıyla yemek yer, bitirince parmaklarını yalardı.
Yemeğin başlangıcında besmele çeker, sonunda da hamdederdi. Ve şu duayı okurdu. “ Ey rabbimiz ! Hoş, mübarek, kifayet olunmamış, talebinden vazgeçilmemiş ve müstağni kalınamayan bir hamd ile sana çokça hamdederiz.”
Çoğunlukla oturarak su içerdi. Hatta ayakta içmekten menetmişti. Bir keresinde ayakta su içmişti. O nun bu halini yorumluyanlar özel bir nedeni var derler.



AİLESİYLE HOŞ GEÇİMİ

H.Z. Peygamber (s.a.v.) hanımlarına karşı iyi davranır, onlarla iyi geçinirdi. H.z. Aişe bir kaptan su içtiğinde kendisi o kabı eline alır ; ağzını hanımının değdiği yere koyar içerdi. Aişe nin kucağına yaslanır, başı onun kucağında iken Kur’an okurdu. Kendisi oruçlu iken onu öperdi. H.z. Peygamber (s.a.v.) yolculuk esnasında iki kere H.z. Aişe ile koşu yapmıştır.
Yolculuğa çıkacağı zaman hanımları arasında kura çeker, kim çıkarsa onu götürürdü.
muhammed_talha
UYUMA VE UYANIŞI

Kimi zaman yatakta, kimi zaman post üzerinde, kimi zaman hasır üzerinde, kimi zaman yerde, kimi zaman divan üzerinde, kimi zaman kilim üzerinde uyurdu.

Uyumak için yatağa yattığında ; “Senin adınla, Allah’ım Dirilirim, ölürüm.” Derdi. Buhari. Avuçlarını birleştirir, içlerine üfler İhlas, Felak ve Nas surelerini okur, sonra bedeninin ön kısımlarından, başı ve yüzünden başlamak üzere avuçlarını vücudunun sürebildiği yerlerine sürerdi. Bunu üç kere yapardı. Buhari
Sağ yanına yatar uyur, sağ elini sağ yanağının altına kor sonra : “Allah’ım ! Kullarını yeniden dirilteceğin günde beni azabından koru.” Diye dua ederdi.

Yatağına yattığında şu duayı okurdu :

“Göklerin ve yerin Rabbi, yüce Arş’ın rabbi,bizim ve her şeyin Rabbi, daneyi, çekirdeği filizlendiren, Tevrat’ı, İncil’i ve Furkan’ı indiren Allah’ım ! Perçeminden yakaladığın her şerli varlığın şerrinden sana sığınırım. İlk sensin, senden önce hiçbir şey yoktur. Son Sensin, Senden sonra hiçbir şey yoktur. Varlığın aşikardır. Senden daha aşikar hiçbir şey yoktur. Senin mahiyetin gizlidir, Senden daha gizli yoktur. Bizim borcumuzu öde, fakirlikten bizi zenginleştir.

Geceleyin uykusundan uyandığı zaman şu duayı okurdu :

“Senden başka tanrı yoktur. Seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Allah’ım Günahımı bağışlamanı diler, merhametini isterim. Allah’ım ilmimi artır. Beni doğru yola iletmişken kalbimi eğriltme. Katından bana rahmet bağışla. Şüphesiz sen sonsuz bağışta bulunansın.”

UYKUDAN UYANINCA

“Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamd olsun. Kıyamet’te O’nun huzurunda haşrolacağız.” Der, sonra dişlerini misvaklar ve zaman zaman da Al-i İmran suresinin son on ayetini okurdu.


HAYVANA BİNİŞİ


H.Z. Peygamber (s.a.v.) atlara, develere, katırlara ve eşeklere binmiştir. Bazen eğerli, bazen de çıplak ata binmiştir. Bazı zamanlar atı koşturduğu da olurdu. Hayvana çoğunlukla yalnız binerdi.


Çoğunlukla bineği at ve deve idi. Katıra gelince, bilinen yalnızca krallardan birinin kendisine hediye ettiği bir tek katırı vardı. Zaten memleketinde katır yaygın değildi. Hatta H.z. Peygamber’e ( s.a.v.) katır hediye edilince “Atları eşeklere aştıralım mı” diye sordular. “Bunu yalnızca bilgisizler yapar” cevabını verdi. Ebu Davud.

Allah Resulü (s.a.v.) sürü sahibi idi. Yüz koyunu vardı.

Cariyeleri ve köleleri vardı. Azadlı köleleri cariyelerden daha çoktu.


ALIŞ – VERİŞİ ve BAZI MUAMELELERİ

Allah Resulü (s.a.v.) alım satım işleri yapmıştır. Allah Teala’nın kendisine peygamberlik geldikten sonra hem alış hem de satış yapmıştır. Ortaklık yapmış, hem kendisine vekil tayin etmiş hem de vekil olmuştur.
Hediye vermiş, hediye kabul etmiştir ve hediyenin karşılığını vermiştir. Bağış yapmış, bağış almıştır. Hem ödünç aldığı olmuş, hem gerek peşin, gerekse veresiye alış – veriş yapmıştır. Vefat edipte geride borcunu karşılayacak mal bırakmayan Müslümanların borçlarına kefil olmuştur.
Allah Resulü (s.a.v.) sahibi olduğu bir araziyi vakfedip Allah yolunda sadaka olarak vermiştir.
Hem kendisi arabuluculuk yapmış, hem de araya aracılar sokularak kendisine müracaat edildi. Berire adlı kadın, ayrıldığı kocası Muğis’e geri dönmesi için H.z. Peygamber ( s.a.v.) tarafından yapılan arabuluculuk girişimini reddetti. H.z. Peygamber (s.a.v.) ona ne kızdı, nede onu azarladı.
Allah Resulü (s.a.v.) şakalaşır ve şakasında yalnız hakikati söylerdi. Hem kişilere danışmanlık yapar hem de kendisi bir iş yapacağı zaman kişilere danışırdı. Hasta olanları ziyaret eder, cenazeye katılır, davete icabet ederdi.
Allah Resulü (s.a.v.) bizzat koşu yarışı yaptı ve güreşti. Ebu Davud
Kendi eliyle elbisesini yamadı, koyununun sütünü sağdı, elbisesini temizledi, ailesinin ve kendisinin hizmetini gördü. Mescit yapılırken diğer Müslümanlarla birlikte kerpiç taşıdı. Hem misafirliğe gitti hem de misafir ağırladı. Başının ortasından, ayağının üstünden, omuzları arasından ve iki boyun damarından kan aldırdı. Hastaya kendisine zarar verecek yiyecekleri yememesini önerdi ( perhiz verdi ).

H.z. Peygamber ( s.a.v.) bir borç aldığında öderken aldığı şeyden daha iyisini verirdi. Her hangi bir kimseden borç aldığında borcunu öder ve o kimse için dua eder, derdi ki : “Allah ailenin ve malının bereketini versin.” İbn Mace H.z. Peygamber ( s.a.v.) bir deve ödünç almıştı. Sahibi borcunu almak üzere geldi. H.z. Peygamber ( s.a.v.) e ağır sözler söyledi. Bunun üzerine sahabe adamın üzerine yürüdüler. H.z. Peygamber ( s.a.v.) “Bırakın onu. Hak sahibinin söz söyleme hakkı vardır” buyurdu. Buhari
muhammed_talha
Bir keresinde bir şey satın aldı. Ancak yanında verecek parası yoktu. Kendisine kar teklif edilince o şeyi sattı, karını Abdülmüttalib oğullarının dullarına sadaka olarak verdi ve “ Bundan sonra yanımda alacak para olmadan bir şey satın almam” buyurdu. Ebu Davud

Bir Yahudi H.Z. Peygamber (s.a.v.)’e bir müddete kadar veresiye bir şey sattı. Yahudi daha müddet dolmadan parasını almaya geldi. H.Z. Peygamber (s.a.v.) “Müddet dolmadı” dedi. Yahudi : “Ey Abdülmüttalib oğulları ! Siz gerçekten borcunuzu oyalayıp geçiktiriyorsunuz.” Dedi. Bunun üzerine ashab adamı haklamak istedi. H.Z. Peygamber (s.a.v.) onlara engel oldu. Bu durum ancak O’nun yumuşak huyluluğunu artırdı. Bunu gören Yahudi : “ O’nda Peygamberlik alametlerinden hepsini bildim, gördüm. Yalnız biri kalmıştı. O da kendisine karşı yapılan aşırı cahilane tavırların, ancak onun yumuşak huyluluğunu artırmasıydı. Onu da bilmek istedim.” Dedi ve Yahudi Müslüman oldu. İbn Hibban

YALNIZ BAŞINA ve ARKADAŞLARIYLA YÜRÜYÜŞÜ

H.Z. Peygamber (s.a.v.) yürürken vücudu dik yürürdü. En hızlı, en güzel ve en sakin yürüyen insan o idi. Ebu Hureyre anlatıyor : “Allah Resulü (s.a.v.) den daha güzel bir şey görmedim, sanki güneş yüzünde yüzerdi. Allah Resulü (s.a.v.) den daha hızlı yürüyen kimse görmedim ; sanki yer ayaklarının altında dürülürdü. H.z. Ali bir keresinde “H.z. Peygamber (s.a.v.) in yürüdüğü zaman takallu ederdi” demiştir. Takallu, yokuştan inen biri gibi tamamen yerden yukarı doğrulmak demektir ki, bu yürüyüş şekli azim, himmet ve şecaat sahiplerinin yürüyüşüdür. Kişilerin yürüyüş şekillerinden bazıları : yürüyen kimse ya ölü gibi yürür, ya odun gibi bir tek stilde gider ki bu kötü, çirkin bir yürüyüş şeklidir, ya densiz deve gibi bir o yana çalkalanarak yürür, bu da kötü bir yürüyüş şeklidir, ya da ağırbaşlı yürür bu yürüyüş şekli Rahman’ın has kullarının yürüyüş şeklidir. Allah (c.c.) buyurur ki “Rahman’ın kulları yeryüzünde ağırbaşlı yürürler.” Furkan 63 Bu Allah Resulü (s.a.v.) in yürüyüşüdür.

Arkadaşlarıyla birlikte yürüyüşüne gelince ; kendisi arkada yürür, arkadaşları ise önünde giderdi. “Arkamı meleklere bırakın derdi” İbn Mace

OTURUŞU ve YASLANIŞI

Allah Resulü (s.a.v.) gerek toprak üzerine, gerekse hasır üzerine otururdu. Adiy b. Hatim Medine’ye geldi, Allah Resulü (s.a.v.) onu evine davet etti. Ona oturması için eline aldığı yastığı Adiy ile arasına koyup yere oturdu. Adiy “Anladım ki o kral değil” dedi. Allah Resulü (s.a.v.) zaman zaman sırt üstü yatıp uzandığı olurdu. Bazen ayak ayak üstüne atardı. Yastığa dayanarak otururdu. Kimi zaman sağ tarafına kimi zaman sol tarafına uzanırdı. Halsiz kaldığı zamanlarda dışarı çıkmak ihtiyacı duyduğunda arkadaşlarından birine dayanarak çıkardı.
muhammed_talha
TUVALET ADABI

Tuvalete girerken şu dua’yı okurdu. “Allah’ım ! Görünen – görünmeyen, maddi – manevi bütün pisliklerden, kovulmuş şeytandan sana sığınırım.” Buhari
Çıkıncada bağışla Rabbim derdi. Tirmizi
Tuvalet temizliğinde bazen su, bazen taş bazen de ikisini bir arada kullanırdı.
Tuvaletini yaparken ağaçların arasına saklanırdı.
Sert bir yere küçük abdestini bozacağı zaman yeri iyice eşeler sonra abdestini bozardı. Bunun için yumuşak topraklı yer arardı. Daima oturarak tuvaletini yapardı. Ömer b. Hattab der ki : Ayakta abdest bozuyordum, H.z. Peygamber (s.a.v.) beni gördü ve bana : “Ey Ömer, ayakta abdest bozma” dedi. Ondan sonra bir daha ayakta abdest bozmadım. Tirmizi
Tuvalette sol eliyle temizlenirdi. Abdestini bozarken birisi kendisine selam verse, onun selamını almazdı. Müslim


FITRAT ve İLGİLİ KONULARDAKİ TUTUMLARI

Ayakkabı giyme, saç tarama, temizlenme, bir şey alıp verme konularında sağdan başlamaktan hoşlanırdı. Yemek, içmek ve temizlik konularında sağ elini, tuvalet v.b. ezayı giderme konularında ise sol elini kullanırdı.
Dişlerini misvaklardı. Oruçlu iken de dişlerini misvaklardı. Uykudan uyandığında, abdest alırken, namaz kılacağı zaman eve girdiği vakit misvakla dişlerini fırçalardı.
Koku sürünürdü. Güzel kokuyu severdi. Önceleri saçlarını salıverdi, sonra ikiye ayırdı. Bir sürmedanlığı vardı her gece uykudan önce iki gözüne de ondan sürme çekerdi. Tirmizi
Enes diyor ki : H.z. Peygamber (s.a.v.) başını ve sakalını çokça zeytinyağı ile yağlardı. Tirmizi
Saç taramayı severdi. Saçı uzayınca dört örgü yapardı. Tirmizi
Güzel kokuyu geri çevirmezdi. Buhari H.z. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki : “Herhangi birinize fesleğen çiçeği verilirse onu geri çevirmesin. Çünkü o cennetten çıkmadır.” Tirmizi
En çok sevdiği koku misk ti. Kına çiçeğinden de hoşlanırdı.


BIYIKLARI KISALTMADAKİ TUTUMLARI

H.z. Peygamber (s.a.v.) Bıyıklarını kısaltır ve H.z. İbrahim’in de bıyığını kısalttığını söylerdi. Tirmizi Ebu Hureyre’den rivayetle H.z. Peygamber (s.a.v.) “Bıyıkları kısaltın, sakalları bırakın, böylece Mecusilere muhalefet edin” buyurmuştur. Müslim



KONUŞMASI, SUSMASI, GÜLÜŞÜ, AĞLAYIŞI :

O’nun konuşması kalpleri tutar, ruhları esir ederdi, buna düşmanları bile tanıklık ederdi. Konuştuğu zaman açık sözle tane tane konuşurdu. Çoğu zaman iyi anlaşılsın diye sözü üç kere tekrar ederdi. Uzun zaman susardı. Gereksiz konuşmazdı. Konuşmalarında az sözle çok mana ifade edecek cümleler kullanırdı. Anlatacağını ayrıntılarıyla anlatır, ne boş yere nede gereksiz kısaltmalarda bulunurdu. Lüzumsuz konularda konuşmazdı. Yalnızca sevabını umduğu konularda konuşurdu. Bir şeyden hoşlanmadığı yüzünden belli olurdu.

Gülüşü tebessüm idi. Ağlaması gülmesi gibiydi. Nasıl kahkaha ile gülmez idiyse, ağlarken de bağıra bağıra ağlamazdı. Ancak gözleri yaşla dolardı. Kimi zaman ölüye merhametinden, kimi zaman ümmeti için korktuğundan ve onlara olan şefkatinden, kimi zaman Allah korkusundan, kimi zaman da Kur’an dinlerken ağlardı. Oğlu İbrahim öldüğünde gözleri yaşla doldu ve ona olan merhametinden ağladı ve buyurdu ki : “Göz yaşla dolar, kalp mahzun olur. Rabbimizi hoşnut etmeyecek şey söylemeyiz. Biz sana gerçekten üzülüyoruz, ey İbrahim.” Buhari
İbn mesud ona Nisa suresini okurken “Her ümmete bir şahid getirdiğimiz ve seni de bunlara şahid getirdiğimiz vakit halleri ne olacak ?” ağladı. Buhari
Zaman zaman gece namazında ağlardı.


HUTBELERDE Kİ TAVIRLARI

Hutbeye çıktığı zaman gözleri kızarır, sesi yükselir, öfkesi artardı.
Her hutbesine Allah’a hamdederek başlardı.
Hutbeyi ayakta okurdu.
Cemaatin ihtiyacına göre hutbeyi kısaltır veya uzatırdı.


ABDEST ALIŞI

H.z. Muhammed (s.a.v.) genellikle her namaz için abdest alırdı. Ancak bazen birden çok namazı aynı abdest ile kıldığı olurdu. En az abdest için su harcayan o idi. Ümmetini abdest alırken su israfı yapmaktan sakındırırdı. Bazen uzuvlarını birer, bazen ikişer, bazen de üçer kere yıkardı. Bazen bir avuç suyla hem ağzına hem de burnuna su verdiği olurdu. Abdullah b. Zeyd’ den rivayet edildiğine göre “H.z. Muhammed (s.a.v.) bir tek avuç sudan hem ağzını çalkaladı, hem de burnuna çekti. Bunu üç kere yaptı.” Buhari

Sağ eliyle burnuna su alır, sol eliyle sümkürürdü. Her abdest alışında mutlaka ağzını ve burnunu yıkamıştır.
Başının tamamını meshederdi. Ve bir kere meshederdi.
Ayağı çıplak ise yıkamış. Ayağında mest varsa üstüne mest aldığı da olmuştur.
Başı ile beraber kulaklarının içini ve dışını da meshederdi.
Abdestin başında besmele çekmekten başka sağlam bir rivayet yoktur. Ümmetine de başka bir şey öğretmemiştir.
Abdestten sonra uzuvlarını kurulama alışkanlığı yoktu.
Abdest sıralamasına dikkat ederdi.


NAMAZ KILIŞI

Namaza kalktığında “Allah’u ekber” derdi. Bundan önce hiçbir şey söylemezdi, ( uydum imama, durdum kıbleye v.b. sözlerden hiç birini söylememiştir. Söyledi diye de hiçbir rivayet yoktur.)
Tekbir getirirken ellerini, parmaklarını açık ve kıbleye yönelik bir şekilde kulaklarının üst kısmına kadar kaldırırdı. Ellerini omuzlarına kadar kaldırdığı da rivayet edilmiştir. Sonra sağ elini sol elinin üzerine kor ve Subhaneke’yi okurdu. Müslim
Kur’an okurken med ile ( uzatarak ) okur, her ayet sonunda durur ; sesini uzatırdı. Buhari
Sabah namazında uzun uzun okurdu ama bunu her zaman yapmazdı. Sabah namazını diğer namazlardan uzun tutardı, çünkü sabah namazının kıraatine şahitlik edilmektedir.

Rüku edişi
H.z. Peygamber (s.a.v.) kıratı bitirince yeniden nefes alacak kadar bir müddet susar ; sonra ellerini kaldırır, tekbir alarak rükua gider, ellerini dizleri üzerine sanki onları avuçluyormuşçasına koyar, sırtını dümdüz edip uzatırdı. Başını yukarı dikmez, aşağı eğmez ; sırtının hizasına getirir, ona eşit seviyede tutardı. Rükuda şöyle derdi : Subhane rabbiyel azim ( Yüce Rabbimi tenzih ederim ) derdi. Mutad olan rükusu on tesbih getirecek kadar kadardı. Daha sonra
muhammed_talha
“Semiallahü limen hamideh” diyerek başını kaldırırdı. Rükudan doğrulurken ellerini de kaldırırdı. Resulullah (s.a.v.)’in ellerini kaldırdığı Aşere-i Mübeşşere’nin de içinde bulunduğu 30 kadar sahabi rivayet etmiştir.
Rükudan kalktığında ve iki secde arasında daima belini doğrulturdu. Ayakta tam doğrulduğunda “Rabbena ve lekel hamd” Rabbimiz hamd yalnız sanadır. Derdi. Rüku’yu da uzatırdı, secdeyi de hatta rüku’yu bazen öyle uzatırdı ki gören secdeye gitmeyi unuttu zannederdi. Sonra iki secde arasında o kadar çok otururdu ki gören secdeye gitmekten vazgeçti dermiş. Müslim

Secde edişi

Resulullah (s.a.v.) secdeye giderken önce dizlerini sonra ellerini, daha sonra da alnını ve burnunu yere koyardı. Ebu davud
Resulullah (s.a.v.) namaz kılarken hayvanlara benzemeyi yasaklamıştır. Deve gibi çökmek, tilki gibi sağa sola bakmak, canavar gibi kolları yere sermek, karga gibi gagalamaktan ( yani secdeleri hızlı yapmak ).
Secde ettiğinde alnını yere değdirirdi. Kafasında ki sarığın ucuna değil. Secdeye gittiğinde ellerini yanlarından o kadar uzaklaştırırdı ki koltuk altları görünürdü. Ellerini, omuzları ve kulakları hizasında yere koyardı. Avuç içlerini yere koyar dirseklerini yukarı kaldırırdı. Müslim
Ayak parmaklarının uçlarını kıbleye yöneltirdi. Avuçlarını ve parmaklarını yere yayar, parmak aralarını ne ayırır nede sıkardı.
Secde ettiğinde Sübhane Rabbiye’l - A’la ( En yüce olan Rabbimi tenzih ederim ) derdi.

Resulullah (s.a.v.) “En üstün namaz kıyamı uzun olandır” buyurmuştur. Müslim
Resulullah (s.a.v.) “Kulun Rabbine en yakın olduğu hal secdede ki haldir.” Müslim

Gece namazına özel olarak “kıyam” adı verilir.

Son oturuş

Başını secdeden, ellerinden önce kaldırırdı. Sol ayağını yere yayar, üzerine oturur, sağ ayağını dikerdi. Resulullah (s.a.v.) den günümüze başka bir oturuş nakledilmemiştir.

H.z. Aişe ( r.anha ) diyor ki : Allah Resulüne (s.a.v.) namazda başı sağa – sola çevirmeyi sordum. “Kulun namazından şeytanın aşırıp kaçtığı bir şeydir.” Buyurdu. Buhari


Namazdan selam verip çıktıktan sonra kıbleye yahut cemaate dönüp dua etmek asla H.z. Peygamber (s.a.v.) in adeti değildi. Böyle yaptığına dair bir sahih hadis yoktur.
“Herhangi biriniz namaz kıldığında, önce Allah’a hamd ve övgü ile başlasın. Sonra H.z. Peygamber’e (s.a.v.) salat u selam getirsin. Sonra dilediği şekilde dua etsin.” Tirmizi

H.z. Peygamber (s.a.v.) namaz kılarken Hasan yahut Hüseyin gelir, sırtına binerdi. Bunun üzerine onu, sırtından düşürmek istemediği için secdeyi uzatırdı.
Namaz kılarken kendisine selam verenin selamını işaretle alırdı. Cabir diyor ki : “H.z. Peygamber (s.a.v.) beni bir iş göndermişti. Sonra ona namaz kılarken yetiştim ve kendisine selam verdim. O da işaretle selamımı aldı.” Müslim

Yanılma ( sehiv ) secdesi

H.z. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur : “Ben de sizin gibi bir insanım. Sizin unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Unuttuğum zaman bana hatırlatınız.” Buhari
O’nun namazda yanılması Allah’ın ümmete nimetini tamamlaması, dinlerini kemale erdirmesidir ki, böylece yanılma durumunda H.z. Muhammed (s.a.v.) kendileri için meşru kıldığı şeylerde ona uyabilsinler.
H.z. Muhammed (s.a.v.) bir keresinde dört rekatlı namaz kıldırıyordu, iki rekatı kıldıktan sonra arada oturmadan ayağa kalktı. Namazı bitirince selam vermeden önce iki secde yaptı, sonra selam verdi.
Bir gün namaz kıldı selam verip ayrıldı. Oysa namazın bir rekatı kalmıştı. Talha b. Ubeydullah derhal ona yetişip “Namazın bir rekatını unuttun” dedi. Bunun üzerine geri döndü, mescide girdi ve Bilal’e namaz için kamet getirtti. Cemaate bir rekat namaz kıldırdı. İmam Ahmed

Namazdan sonra okuduğu dualar

Selam verince üç kere istiğfar eder ( Estağfirullah demek ) ve ondan sonra da şöyle derdi :
“Allahumme entesselamu ve minkesselamu tebarekte yaza celali vel ikram”

H.z. Muhammed (s.a.v.) ümmetini, her namazın arkasında otuz üç kere “Sübhanallah”, otuz üç kere “Elhamdülillah”, otuz üç kere “Allahuekber” deyip yüze tamamlamak için şu duayı okumaya teşvik etmiştir : “ La ilahe illallahu vahdehu la şerikeleh lehul mülkü ve lehül hamdü ve huve ala külli şey in kadir”


“Yegane Allah’tan başka tanrı yoktur. O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nun dur. Hamd O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter.” Müslim

“Kim sabah namazının arkasından daha ayaklarını bükmüş otururken, konuşmadan önce on kere ;
La ilahe illallahu vahdehu la şerikeleh lehul mülkü ve lehul hamdü yuhyi ve yumitu ve huve ala külli şeyin kadir.” Derse onun adına on sevap yazılır, on günahı silinir, derecesi on kat yükseltilir ve o gün her türlü beladan emniyet içinde olur. Tirmizi

H.z. Muhammed (s.a.v.) buyurur ki : “Kim farz namazların arkasından Ayet el-Kürsi okursa, onu cennete girmekten yalnızca ölmemesi alıkor.” İbn Hibban


SÜTRE YAPMASI

Yolculukta veya açık alanda bulunduğunda yere bir hançer diker, ona doğru namaz kılardı. Böylece bu hançer onun sütresi olurdu. Namaz kılacak kimsenin bir ok yahut değnek ile önüne sütre dikmesini hiçbir şey bulamazsa önüne çizgi çizmesini emretmiştir. Ebu Davud


Ratibe sünnetleri

Resulullah (s.a.v.)’in hiç terk etmediği sünnet namazlar. Bunlar sabah namazının iki rekat sünnetini evde kılması farz için cemaate gelmesi, öğle namazının ilk dört rekat sünnetini evde kılması farz için cemaate gelmesi ve son iki rekat sünneti evde kılması, akşam namazının farz için cemaate gelmesi ve son iki rekatını evde kılması, yatsı namazının sünnetlerini evde kılması ve farz için cemaate gelmesi.

Sünnetleri ve nafileleri bir durum olmadığı sürece evde kılmak Resulullah (s.a.v.) in sünnetiydi. Hastalık v.b. nedenleri olmadığı taktirde farz namazları da mutlaka camide kılardı. Yolculuk esnasında sabah namazının sünneti ve vitir namazının haricinde ratibe sünnet kıldığı rivayet olunmamıştır. Farz namazları da iki rekat kılardı.

Gece namazı

Resulullah (s.a.v.) gerek ikamet halinde gerekse sefer halinde gece namazını hiç bırakmamıştır.
H.z. Aişe (r.anha) der ki : Resulullah (s.a.v.) yatsı namazını kılıp ta yanıma geldiğinde mutlaka dört veya altı rekat namaz kılardı. Sonra yatağına yatardı.
Uyanınca önce dişlerini misvaklar, sonra Allah’u Teala’yı zikrederdi. Sonra abdest alıp kısa iki rekat namaz kılardı.

Hayvan üzerinde nafile namaz kılması

Enes b. Malik’den rivayet : Resulullah (s.a.v.) devesi üzerinde nafile namaz kılmak istediğinde kıbleye yönelir, namaz için tekbir alır, sonra hayvanı salıverirdi. Sonrada hayvan nereye yönelirse yönelsin namaz kılardı. Ebu Davud
Resulullah (s.a.v.) gece gündüz seferde devesi üzerinde, hayvan nereye yönelirse yönelsin o tarafa doğru nafile namaz kılardı. Buhari


Kuşluk namazı

Ebu Hureyre (r.a.) : “H.z. Muhammed (s.a.v.) bana, her ay üç gün oruç tutmamı, iki rekat kuşluk namazı kılmamı ve uyumadan önce vitir namazı kılmamı tavsiye etti” demiştir. Buhari
“Kim sabah namazını kılınca, iki rekat namaz kılıncaya kadar namazgahında oturur, hayırdan başka bir şey konuşmazsa Allah onun günahlarını affeder. İsterse denizin köpüğü kadar çok olsun.” Ahmed b.Hambel


Şükür secdesi

Bir felaket atlatılır yahut sevinilecek yeni bir durum ortaya çıkarsa gerek H.z. Muhammed (s.a.v.), gerekse ashabı şükür secdesi ederlerdi. Enes’ ten rivayet le : “H.z. Muhammed (s.a.v.) bir ihtiyacının görüldüğü müjdesini alınca Allah’a secde ederdi.” İbn Mace
“H.z. Muhammed (s.a.v.)’e Yemen’de ki Hemdan kabilesinin Müslüman olduğu haberi geldiğinde H.z. Peygamber (s.a.v.) secdeye kapandı, sonra başını kaldırarak : “Hemdanlılara selam ! Hemdanlılara selam !” dedi. Buhari

H.z. Muhammed (s.a.v.) bir secde ayetiyle karşılaştığında tekbir alır, secde ederdi. Secdeden kalkarken tekbir getirmezdi.


CUMA GÜNÜ

H.z. Muhammed (s.a.v.) buyuruyor : “Günlerinizin en faziletlisi Cuma günüdür. Allah Adem’i o gün yarattı. Adem’in ruhu o gün alındı. Sur’a o gün üfürülecek ve o gün kıyamet kopacaktır. Bu sebeple o gün bana çok salat ü selam gönderiniz. Çünkü salat ü selamlarınız bana arz olunur.”

“Güneş, Cuma gününden daha hayırlı bir gün üzerine doğmamıştır.” İbn Hibban

H.z. Muhammed (s.a.v.) o gün mutlaka gusül abdesti alırdı.

“Bir kimse Cuma günü gusleder, temizlenebildiği kadar temizlenir, yağından yağlanır, yahut evindeki güzel kokulardan sürünür de camiye çıkar ve yan yana oturan iki kişi arasını ayırmadan bir yere oturur, sonra kendisine takdir edilen namazı kılar, sonrada imam minberde konuşmaya başlayınca susarsa, o Cuma ile diğer Cuma arasında ki günahları bağışlanır.” Buhari

H.z. Muhammed (s.a.v.) “Cuma günü, günlerin efendisi ve Allah katında en büyük gündür.” İbn Mace

H.z. Muhammed (s.a.v.) Cuma günü içinde öyle bir an vardır ki, Müslüman bir kul namaz kıldığı halde o vakte rastlar da Allah’tan bir şey dilerse muhakkak Allah onun dileğini yerine getirir.” Buyurmuştur. Buhari

Resulullah (s.a.v.) mescide girer Mimber’e çıkınca da, Bilal Cuma ezanına başlardı. Ezan bitince Resulullah (s.a.v.) hutbeye başlardı.


muhammed_talha
Buhari ve Müslim’de İbn Ömer’den gelen bir hadiste : “H.z. Peygamber (s.a.v.) cumadan sonra evinde iki rekat namaz kılardı.”

Müslim’in Ebu Hureyre’den naklettiğine göre H.z. Peygamber (s.a.v.) “Herhangi biriniz cumayı kılınca, ondan sonra dört rekat namaz kılsın.”


Namaza değişik yollardan gidip gelmesi

Giderken başka yoldan, dönerken başka yoldan yürümeyi tercih ederdi. Bu davranışı her iki yolda ki halka selam vermek için yapıyorum derdi.


HASTA ZİYARETİ

H.z. Peygamber (s.a.v.) hasta olanları ziyaret ederdi. Hasta olan kişiye hal hatır sorar onların ihtiyacı ile yakından ilgilenirdi. Hasta için dua ederdi. Sağ elini hastaya sürer ve şöyle dua ederdi : “insanların Rabbi Allah’ım sıkıntıyı gider, hastaya şifa ver. Şifa veren yalnız Sensin. Senden başkası şifa veremez. Senin verdiğin şifa hiçbir hastalığı bırakmaz.” Buhari
Hastanın başına vardığında bazen “ Günahlarına keffaret ve onları temizleyicidir.” Derdi. Buhari

Okuyarak tedavi ettiği olurdu.

“ Bir adam Müslüman kardeşi hastalandığında ziyaretine gitmek için yola çıktığı zaman oturuncaya kadar cennet bahçesinde yürür. Oturunca onu rahmet bürür. Eğer vakit sabahsa akşama kadar yetmiş bin melek ona dua eder. Şayet akşam ise sabaha kadar yetmiş bin melek ona dua eder.” Ahmed b. Hambel


CENAZE ADABI

H.z. Peygamber (s.a.v.) kişiyi hasta olduğunda ziyaret eder, ahireti hatırlatır, tövbe etmesini, yanında bulunanlara da son sözü olsun diye “La ilahe illallah” şehadet kelimesini söylemesini telkin etmelerini emrederdi. Müslim
Sonrasında ölüye saygılı davranmayı, onun yanında sessiz ağlamayı ve yürekten üzülmeyi emrederdi. “ Gözden yaş boşanır, yürek üzülür. Ama biz Rabbi hoşnut etmeyecek söz söylemeyiz.” Derdi. Buhari

Ölüyü hemen donatıp Allah’a sunma, yıkama, temizleme, güzel koku sürme ve beyaz kumaşlarla kefenlenme ve cenaze namazının kılınması acele ettiği işlerdendi.



Ölünün üzerini örtmek, gözlerini yummak, H.z. Peygamber (s.a.v.) in adeti idi. Bazen ölüyü öptüğü de olurdu.
Savaş meydanındaki şehitleri yıkatmazdı. Buhari
Şehitleri elbiseleri ile gömerdi. Ebu Davud

Resulullah (s.a.v.) bir cenaze namazı kıldırdığı zaman önünde yürüyerek mezarlığa kadar takip ederdi.
Yanından cenaze geçtiğinde ayağa kalktığı ve ayağa kalkmayı emrettiği sahihtir.
Ölünün ailesine taziyede bulunurdu.

Ölünün arkasından kendini parçalayarak ağlamayı yasaklamıştır.

Cenaze namazını kimi zaman mescide, kimi zaman da mescid dışında kıldırmıştır.

Cenazeyi defnetmek için kabre hızlı adımlarla gider ve öyle yapılmasını emrederdi.
muhammed_talha
2.)CİLT


H.z. Peygamber (s.a.v.) en çok sadaka verendi

Sahibi bulunduğu mallardan en çok sadaka veren insandı. Fakirlikten korkmayan kimsenin verişi gibi bağışta bulunurdu. Verdiğinden dolayı duyduğu sevinç ve neşe alan kimsenin aldığı şeyden dolayı duyduğu sevinçten daha büyüktü. Hayır yolunda en çok cömertlik gösteren insandı. Sağ eli esen rüzgar gibiydi.
Karşısına bir muhtaç çıktığında kendisine tercih eder, yedirir, giydirirdi. Bazen bir şeyi satın alır fiyatından daha çok para verirdi. Hediye alır hediye verirdi.
Gönlü en geniş, nefsi en hoş kalbi en yumuşak insandı. O öyle bir insandı ki görenleri sadaka vermeye ve ihsanda bulunmaya teşvik ederdi.

İnsanın iyilik yapması, hayır adına yaptığı her şey gönül genişliğindendir. Gönlü genişleten sebeplerin en büyüğü tevhiddir.
“Ya Allah’ın gönlünü İslam’a açtığı kimse ? İşte Rabbin’den bir nur üzere olan O’dur.” Zümer 22
“Allah, kimi hidayete erdirmek isterse onun gönlünü İslam’a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuşçasına o kimsenin gönlünü dar ve sıkışık kılar.” En’am 125

Allah’ın, kulun kalbine attığı nur, iman nuru : Bu nur, gönlü açar, genişletir ve kalbi ferahlatır. Kulun ilmi genişledikçe kalbi açılır ve genişler. Gönül açıklılığının sebeplerinden biri de her hal ve her yerde devamlı Allah’ı zikretmektir. Gönül açıklığı ve kalb yumuşaklığında zikrin insanı hayrette bırakan bir tesiri vardır.

Allah Resulü (s.a.v.) cimri ile cömert insanı üzerlerinde demirden birer cübbe bulunan iki adama benzetiyor. Cömert sadaka vermeye karar verdiği zaman demir cübbe genişler, yayılır, nihayet o kişi elbisesini ardınca sürüklemeye ve izlerini silmeye başlar. Cimrinin aklından sadaka vermek geçse cübbenin her bir demir halkası yerine yapışır, cübbe genişlemez. Buhari

Kalbi daraltan şeylerin bir kısmı da şunlardır.

Boş yere bakma, konuşma, dinleme, yeme, içme ve uyuma. Böyle fuzuli şeylerde kalbi daraltır.

Allah Resulü (s.a.v.) gönül açıklığına, kalb genişliğine sahip en mükemmel insandı. O na en güzel şekilde uyan kimse tevhid lezzetine ulaşmış olur.


ORUÇ

Oruç Allah sevgisini ve rızasını tercih edip nefsin sevdiği ve lezzet aldığı şeyleri terk etmektir.
Oruç hicretin ikinci senesi farz olmuştur. Allah Resulü (s.a.v.) vefat ettiğinde 9 Ramazan orucu tutmuştur.

H.z. Peygamber (s.a.v.) Ramazan ayı geldi mi çokça ibadet ederdi. Cebrail (a.s.) Ramazan da O’nunla karşılıklı Kur’an okurdu. H.z. Peygamber (s.a.v.) hayır yapmada esen rüzgar gibi olurdu. O insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu ay Ramazan ayı idi. Buhari bu ayda bol bol sadaka verirdi.

Hilal göründüğünde Ramazan’a başlar yine hilal göründüğünde Bayram ederdi. Eğer hilal görünmediyse Şaban ayını 30 tamamlardı.
İftarda acele eder ve öyle yapılmasını emrederdi. Sahur yemeği yer yenilmesini tavsiye ederdi. Buhari
Akşam namazını kılmadan önce iftar ederdi. Ahmed b.Hambel


Allah Rasulü (s.a.v.), en muazzam ve en büyük gazaları olan Bedir ve Mekke fethi gazalarına Ramazan’da çıktı. H.z. Ömer (r.a.) diyor ki : Bedir gazası ve Mekke fethi gazalarına Ramazan’da çıktık, her iki gazada da oruç tutmadık. Tirmizi
Allah Rasulü (s.a.v.) Ramazan’ da yolculuğa çıktı ; hem oruç tuttu hem de tutmadı. Sahabileri, oruç tutmaları konusunda serbest bıraktı.
H.z. Peygamber (s.a.v.) oruçlunun oruç bozacağı mesafe hakkında hiçbir sınır koymamıştır. Sahabe-i kiram yolculuğa çıktıklarında evleri geçmeyi dikkate almaksızın oruçlarını bozuyorlar ve bunun H.z. Peygamber in sünneti olduğunu haber veriyorlardı.

H.z. Peygamber (s.a.v.) oruçlu iken hanımlarını öperdi. Ebu davud

Unutarak yemek yemenin veya sıvı içmenin orucu bozmadığını söylemiştir. Oruçlu iken dişlerini misvaklamıştır.


NAFİLE ORUÇLAR

H.z. Pegamber’in Ramazan’dan başka hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmemişti. Hiçbir ayda da Şaban ayında tuttuğu kadar çok oruç tutmadı. Hiçbir ayı da oruçsuz geçirmedi. Dolunay günleri 13, 14, 15 oruç tutardı. Ve teşvik ederdi. Ahmed b. Hambel
İbn Mesud (r.a.) der ki : Rasulullah (s.a.v.) her ayın üç günü oruç tutardı.


Zilhicce orucu

Rasulullah (s.a.v.) Zilhicce’nin ( aşure günü ) onuncu günü ve her aydan üç gün oruç tutmak sünnetiydi. Ahmed b. Hambel


Şevval orucu

H.z. Peygamber (s.a.v.) “Ramazanla beraber 6 günlük Şevval orucu, bütün bir yıl oruçlu geçirmeye denktir.” Müslim


Nafile Orucun kazası

H.z. Aişe’nin rivayeti : Ben ve Hafsa oruçlu idik. Bize canımızın çektiği bir yiyecek geldi. Bizden ondan yedik. Sonra Rasulullah (s.a.v.) geldi sorduk O da bize yerine bir gün kaza orucu tutun dedi. Tirmizi

Rasulullah (s.a.v.) Cuma günü oruç tutmanın mekruh olduğunu ifade etmiştir. Ancak öncesinde ( Perşembe ) oruç tutarsanız olur. Buyurmuştur. Ahmed b.Hambel
muhammed_talha
İtikaf

Gönlün salahı ve Allah Teala’ya gidiş yolunda olması, kendini Allah’a teksif etmesine ve bütünüyle Allah Teala’ya yönelerek kalbinin dağınıklığını toplamasına bağlıdır. Zira kalp dağılırsa, onu Allah Teala’ya yönelmekten başka bir şey toplayamaz. Çok yemek ve içmek çok konuşmak, çok uyumak Allah Teala’ya gidişi kesen, engelleyen şeylerdir. Allah Teala, amacı ve özü kalbin Allah’a yönelmesi ve teksif olması, O’nunla başbaşa kalması, halkla ilgisinin kesilmesi ve sadece Allah Teala ile ilgilenmesi demek olan itikafı uygun görmüştür. İtikaf sayesinde gönlün endişe ve vesveselerinin yerini Allah’ın zikri, sevgisi ve O’na yöneliş alır. Bu amaç ancak oruçla tamamlanabildiğinden Allah itikafı, oruç tutulan en faziletli günlere koydu. Yani Ramazan’ın son on gününe. Allah Teala itikafı hep oruçla birlikte zikretmiştir.

Rasulullah (s.a.v.) ölünceye kadar her Ramazan’ın son 10 gününde mutlaka itikafa girmiştir. Buhari vefat ettiği yıl 20 gün itikaf yapmıştır.


Akika kurbanı

H.z. Aişe (r.a.) sahih senedle gelen bir hadise göre H.z. Peygamber (s.a.v.) “Erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir” kurban buyurmuştur. Tirmizi
Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasan ve Hüseyin adına akika kurbanı olarak birer koç kesmiştir. İbn Abbas

Çocuğun kulağına ezan okunması

Ebu Davud’un rivayetine göre Ebu Rafi diyor ki : H.z. Hasan dünyaya geldiğinde H.z. Peygamber (s.a.v.) kulağına ezan okumuştur.


İsim koyması

Sahih bir rivayete göre Asiye ismini değiştirmiş ve “sen cemilesin” buyurmuştur. Müslim
Ebu Davud diyor ki : H.z.Peygamber (s.a.v.) As, Aziz, Şeytan, Hakem, Gurab, Hubab ve Şihab adını taşıyan kimselerin adlarını değiştirmiştir. Harb adını taşıyan kişiye de Silm ismini koydu.
H.z. Peygamber (s.a.v.) isim koymada mana önemine dikkat etmiştir.
muhammed_talha

NASIL BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİ


Bu dünya her sahada büyüklüğünü göstermiş binlerce insana şahit olmuştur. Bir kısmı mührünü tarih sayfalarına da bastırmıştır. Nice büyük bilim adamları, filozoflar, krallar, savaşçılar, fatihler gelip geçmiştir. Hepsi de bir şekilde bulundukları toplumda insanları etkilemiştir. Ancak hiçbirinin etkisi ebedi kalmamıştır. Böyle adamlar insanların hayatlarının bazı yönlerine etki etmiş ancak her yönüne etki edememiştir. Hayatı tümüyle etkileyen yalnızca Allah’ın Rasülleri olmuştur. Hayatın her anına adalet ve iyiliği hakim kılmışlardır. Toprak ve ülkelere değil insanların kalplerine hükmetmişlerdir. Günümüze kadar pek çok insan geçmiş fakat hiç birinin hayatı tüm teferruatlarına kadar bilinmemektedir. Hatta peygamberlerden bile bir çoğunun hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Tarihe hayatı tamamiyle kaydedilen tek peygamber H.z. Muhammed (s.a.v.) dir. H.z. Muhammed (s.a.v.) in hayatı her yaş ve meslekteki kadın – erkek bütün insanlık için ideal bir örnektir. O’nun öğretileri cami içinde kalmadı aynı zamanda şahsi ve sosyal ilişkilerde insanlara doğruyu öğretti.

Çocukluğunda süt ailesinin yanında çobanlık yaptı. Mekke de aile ve komşularının sürülerini güttü. Geçimini sağlamak için tüccarlık yaptı. Evlendi çocuk sahibi oldu. Medine de devlet başkanı oldu. Hakimlik, komutanlık, yöneticilik yaptı.

H.z. Muhammed (s.a.v.) tüm hayatıyla gelecek nesillere tecrübeleriyle örnekler bırakmıştır. Kur’an ın emrettiği her şeyi herkesten çok benimsemiş, reddettiği her şeyi herkesten çok reddetmiştir. Çok eza çekmesine rağmen kimseye eza vermemiştir. Kur’an H.z. Muhammed (s.a.v.) i şöyle anlatır : “ Andolsun ki sizin için, Allah’ı ve ahireti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için Allah’ın elçisinde en güzel bir örnek vardır.” Ahzab 21

H.z. Muhammed (s.a.v.) anlamak için hayatının her yönünü ele almak lazım :

1-Nezaket : Yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık ve neşe ifadesi vardı. Abdullah b.Amr’ın rivayetine göre Rasulullah (s.a.v.) adet üzere kullanılan hiçbir kötü sözü ağzına almamıştır. Onunla özel olarak görüşmek isteyen birisi olduğunda o yanından ayrılmadıkça yüzünü ondan çevirmezdi. Ashabıyla sohbet ettiğinde hiçbir zaman ayrıcalıklı bir yere oturmazdı. Hatta yabancı misafirler gelse Peygamber’in kim olduğunu anlayamazlardı. İnsanları selamlamada hep o önce davranırdı. Sıkıntılı olduğunda kaba veya sertleşip bağırmazdı. Ağzından hiç kaba, kötü bir söz çıkmamıştır. Bir hadisi şerifinde şöyle buyurur : “İçinizde en iyi olanınız şahsiyet ve ahlak olarak en iyi olanınızdır.”




2 – Şefkat : “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın ! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi.” Al-i İmran 159

Rasulullah (s.a.v.)’in yumuşak tabiatı ile genç, yaşlı, kadın, erkek herkese kendini sevdirmişti. Etrafında hem çocukken hem gençken şefkat ve yakınlığı ile tanınmaktaydı. Enes (r.a.) şöyle anlatıyor : “Ben Allah Rasulünün (s.a.v.) yanında on yıl hizmet ettim. Bana bir defa dahi ‘ayıp’ ‘şunu niye yaptın’ ‘şunu niye yapmadın’ dememiştir. Savaşlarda esirlere dahi çok merhametli ve şefkatli idi.
O’nun fakirleri kolladığı kadar hiç kimse kollamamıştır.
O’ nun çocukları sevdiği kadar hiç kimse sevmemiştir.
Kölelere karşı çok merhametli idi. Ashabına “onlar sizin kardeşlerinizdir ; yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin” derdi. Köleler kendilerine köle denmesinden utanıyordu. Ashabına onlara “oğlum” veya “kızım” diye hitap etmelerini tavsiye ederdi.
Kadınlara karşı o zamanlar çok kötü muamele edilmekteydi. H.z. Muhammed (s.a.v.) onlara erkekler kadar şeref ve değer vermiştir. O’nun iyi huyu ve nazik davranışı yüzünden kadınlar O’na soru sorarlardı. O’da onlara çok hoşgörülü bir şekilde cevaplar verirdi.
Hayvanlara karşıda aynı şekilde iyi niyetli davranırdı. Arabistan’da develerin boynuna genellikle bir halka takılırdı. Bu uygulama Rasulullah (s.a.v.) ile son bulmuştur.

Allah rasulü (s.a.v.) “Şefkat gösterene bu dünyada da, öteki dünyada da hayırlar verilecektir. Fakat şefkatten uzak olanlar bu ve öbür dünyada ki hayırdan mahrum kalırlar.” Buyurmuştur.
İbn Mesud’un rivayetine göre Rasulullah (s.a.v.) “ Size kimin Cehennem den Cehennemin de kimden uzak tutulduğunu söyleyeyim mi? Nazik, müşfik, merhametli, cana yakın ve yumuşak huylu herkes” buyurmuştur.

Rasulullah (s.a.v.) akrabalarına karşı da çok iyi huylu ve nazikti. Ebu Hureyrenin rivayetine göre birisi Rasulullah’a sormuş : “Benim üzerimde en fazla hakkı olan kimdir ? “Annen” cevabını vermiş, Adam sonra kim demiş “Baban” cevabını vermiş, sonra kim deyince “Yakın akrabaların” cevabını almıştır.

Düşman ve kafir demez herkese aynı muameleyi yapardı. Bir gün bir yahudinin hasta olduğunu duyunca ziyaretine gitti. Bir gün bir yahudinin cenazesi geçerken saygı ifadesi olarak ayağa kalkmıştır.

Bir gün bazı insanlar Rasulullah’a gelerek müşriklere beddua etmesini istemiş, Rasulullah’ta “Ben dünyaya beddua etmek için değil rahmet olarak gönderildim” buyurmuştur.



3 – Cömert : Allah’ın Rasulü (s.a.v.) tabiatı gereği çok cömert ve hayırsever bir insandı. İnsanların en cömerti ve hayırseveriydi. Fakirlik korkusu olmayacak kadar cömertti. O yardım isteyen herkese yardım ederdi. Bazen bir şey satın alıp satıcıya hediye ederdi.
Hiçbir öğün yemeğini yalnız yememiştir.
Rasulullah (s.a.v.) cömertliğin fazileti üzerinde durmuş ve cimriliği kınamıştır. “ Allah’ın kitabına uyanlar, namazı kılanlar, ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak edenler. Asla zarara uğramayacak bir ticareti umarlar.” Fatır 29
Cimriliğin hazin sonuda açıklanmıştır. “ Allah’ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilakis bu onların bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ın dır. Allah işlediklerinizden haberdardır.” Al-i İmran 180

Rasulullah’(s.a.v.) ın tüm hayatı cömertlik ve hayır örneğiydi. Enes’in rivayetine göre : Rasulullah (s.a.v.) “Ümmetimden muhtaç olanın ihtiyacını karşılayan biri, beni hoşnut etmiş olur, beni hoşnut eden Allah’ı hoşnut etmiş olur, Allah’ta hoşnut olduğu kimseyi cennetine gönderir.”


4 - Misafirperverlik : Kimse yanından eli boş ayrılmamıştır. İkram etmeyi severdi.

5 - Fedakarlık : İnsanların en fedakarı oydu. Ashabıyla birlikte kerpiç taşıdı, onlarla beraber aç kaldı, herkes bir taş bağlarken o iki taş bağlıyordu. En fazla o çalışıyor en fazla o düşünüyor, en fazla o uykusuz kalıyor, en fazla o infak ediyor, en fazla o ibadet ediyordu. Herkes rahat yataklarda yatarken o yeri geldiğinde hasırda yatıyordu.

6 – Sadelik : Çok sade bir insandı. Devlet başkanı olduğu halde şatafatlı giyinmez uygun da görmezdi. Hiç tereddüt etmeden yere veya taşa otururdu.

7 - Tevazu : Çok mütevazi bir insandı. Ne başarılar ile övünürdü nede kibirlenirdi. Bir seyahatte iken ashab yemek yapmak görevinin dağılımını yapıyordu. Biri odun toplayacak, biri ateş yakacak, biri yemeği yapacak. Rasulullah (s.a.v.) de odun toplama görevini yapacağını söyledi. Ashab karşı çıktıi biz yaparız dediler. Rasulullah (s.a.v.) de biliyorum siz yaparsınız ama ben cemaatle mümtaz bir durumda bulunmaktan hoşlanmam. Böyle insanları Alah’ta sevmez. Buyurmuştur.
Ashabına şöyle söylemiştir. Beni Hıristiyanların isa’yı övdüğü gibi övmeyin.
muhammed_talha
8 – Haya : Çok iffetli ve utangaçtı. Tam anlamıyla bir namus sembolüydü. Genç kızlardan daha çok haya sahibiydi. Hiçbir zaman yüksek sesle ve yakışıksız bir ses tonuyla konuşmamıştır. Bir mecliste istemediği bir şey olduğu zaman insanların yüzüne karşı bir şey söylemez, ashap Rasulullah (s.a.v.) in bir şeyden hoşlanıp hoşlanmadığını yüzünden anlardı. Rasulullah (s.a.v.) “Haya imandandır ve hayalı olan cennettedir” buyurmuştur.

9 – Samimiyet : Hayatı boyunca çok büyük samimiyetle çalışmıştır. Bütün zamanını, parasını, malını harcarken en ufak tereddüt yaşamamıştır. İnsanların ayaklarına giderken tebliğ için en ufak samimiyetsizlik duymamıştır.

10 – Doğruluk ve dürüstlük : Şüphesiz hiç kimse Allah Rasulü’ ( s.a.v.) nden daha dürüst değildi. O’nun bu özelliği insanları derinden etkilemişti. Kafirler bile O’na el- emin sıfatını takmışlardı. Rasulullah (s.a.v.) bir hadisi şerifinde “Doğruluğunu bildiğiniz bir şeyi söylemenize engel olan insanlarla ilişki kurmayın” buyurmuştur.

11 – Adalet : Rasulullah (s.a.v.) adalet vasfıyla o kadar meşhurdu ki, en azılı düşmanı olan Yahudiler dahi aralarındaki ihtilafları ona getirirlerdi. Allah Teala Kur’an’ı kerimde “Ey inananlar ! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa Allah için şahid olarak adaleti gözetin ; ister zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltilirseniz veya yüz çevirirseniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.” Nisa 135

12 – Sözünü yerine getirmek : Daima verdiği sözü yerine getirirdi. Neye söz vermişse zamanında yerine getirmiştir.

13 – Azim : Hayatı boyunca amacı uğrunda mücadele etmiştir.

14 – Cesaret : Çok sayıda tehlike ve bela ile aynı anda karşılaşmış, fakat asla herhangi bir zayıflık göstermemiştir. Huneyn vadisinde düşmanın ani saldırısı karşısında kaçışan İslam askerleri karşısında Rasulullah (s.a.v.) tek başına saldırıya karşı koymuş daha sonra toparlanan İslam askerleri savaşı kazanmışlardı.

15 – Latife : Sık sık arkadaşlarıyla şakalaşırdı. Ama şakalarında hiçbir zaman yalan söylemezdi. Enes ten rivayetle “Adamın bir tanesi Rasulullah (s.a.v.)’tan bir deve istemişti. Rasulullah (s.a.v.) de adama bir dişi devenin yavrusunu vereceğini söylemişti. Adamda ben deve yavrusunu ne yapayım deyince, her deve bir dişi devenin yavrusu değilmidir buyurmuştu. Tirmizi
muhammed_talha
Çok Dua ederdi

H.z. Peygamber (s.a.v.) Allah’ı zikretme hususunda yaratılmışların en üstünü idi. Hatta her söylediği Allah’ı zikir ve ona yakın şeylerdi. Her anında, her halinde Allah’ı zikrederdi. Sükut edip susması da Allah’ı kalbi ile zikretmesi idi.
Her adımında dua ederdi. Yatardı dua ederdi, kalkardı dua ederdi. Sokağa çıkardı dua ederdi, eve girerdi dua ederdi. Yaptığı her davranışı dua ileydi.

Selam

Buhari’ de geçen bir hadiste Rasulullah (s.a.v.) selamın yayılmasını emrettiği ve şayet aralarında selamı yayarlarsa birbirlerini sevecekleri iman etmedikçe cennete giremeyecekleri, birbirlerini sevmedikçe de iman etmiş olamayacaklarını haber vermiştir.

Ebu Hureyre (r.a.) dan rivayet : “ İslam da en efdal ve en hayırlı olan şey ; yemek yedirmek, tanıdığına tanımadığına selam vermektir.” Buhari

Yine Buhari’ de geçen bir hadiste Rasulullah (s.a.v.) küçüğün büyüğe, yürüyenin oturana, binitlinin yürüyene, azınlığın çoğunluğa selam vermesi gerekir.

Rasulullah (s.a.v.) bir cemaatin yanına geldiğinde ve ayrılırken selam verirdi.

Allah Rasulü (s.a.v.) “Allah katında ikrama en layık olan kişi, ilkin selam veren kişidir.” Ebu Davud

Ebu Davud’un rivayetine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu : “Sizden biri arkadaşlarıyla karşılaştığında hemen selam versin. Şayet aralarına bir ağaç girer de sonra bir daha karşılaşırlarsa yine selam versin.

Enes b. Malik diyor ki : Ashab-ı kiram birlikte yürürlerdi. Karşılarına bir ağaç veya yüksek bir yer çıktığında ve o engeli geçtiklerinde birbirlerine selam verirlerdi.

Rasulullah (s.a.v.) MESCİDE girdiğinde önce tahiyyetül mescid namazı kılar, daha sonra cemaatin yanına gelir selam verirdi.

Tirmizi’de geçen bir hadisi şerifte Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurur : “Selam, konuşmadan önce gelir.”

Nesai’nin rivayetine göre, bir adam geldi ve “Esselamu aleyküm” diye selam verdi. Rasulullah (s.a.v.) selamı aldı ve ; “On sevap kazandı” dedi. Daha sonra başka biri geldi “Esselamu aleyküm ve rahmetullahi” diye selam verdi. Rasulullah (s.a.v.) selamı aldı ve ; “Yirmi sevap kazandı” dedi. Daha sonra başka birisi geldi “Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu” diye selam verdi. Rasulullah (s.a.v.) selamı aldı ve ; “Otuz sevap kazandı” dedi.


İzin isteme adabı

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur : “İzin isteme üç keredir. İzin verilirse girersin. Aksi halde dönersin.” Buhari
Rasulullah (s.a.v.) “Şayet bir adam izinsiz olarak senin evinin içine baksa, sende o’na taş atsan, böylece o’nun gözü çıksa hiçbir günaha girmiş olmazsın”

Bir yere gireceğiniz zaman “sen kimsin” denildiğinde, “falan oğlu falan” diyerek künyesini zikretmesi gerekir. Bu Rasulullah (s.a.v.) in adeti idi.


Aksırma ve Esneme

Rasulullah (s.a.v.) buyurmuştur : “Cenab-ı Hak aksırmaktan hoşlanır. Esnemekten hoşlanmaz.” Sizden biriniz aksırıp da “Elhamdülillah” dediğinde, o hamdi işiten her müslümana “Yerhamukellah” demesi bir vecibedir. Esneme gelince o ancak şeytandandır. Bundan dolayı sizden birinize esneme geldiğinde onu engellemeye çalışsın. Çünkü esnediğinde şeytan güler. Buhari

Rasulullah (s.a.v.) aksırması geldiğinde elini ağzına kapatırdı. Veya elbisesini ağzı üzerine kapatır ve sesini kısaltırdı.




hattab84
İstihare Duası

H.z. peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur : “Sizden biriniz bir işe yürekten karar verdiğinde nafile iki rekat namaz kılsın ve şöyle dua etsin : “Ya Rab ! Hakkımda hayırlısını bildiğin için, katından hayırlısını bildirmeni dilerim. Her şeye gücün yettiğinden, tarafından beni güçlendirmeni dilerim. Ya Rab ! hayırlı olanın açıklığa kavuşmasını ve takdirini senin o büyük fazl kereminden isterim. Allah’ım senin her şeye gücün yeter. Halbuki benim yetmez. Sen her şeyi bilirsin, halbuki ben bilmem. Şüphesiz sen aklımızın kuşatamadığı her şeyi pek yakından bilirsin. Ya Rab ! şu karar verdiğim iş, dinim, dünyam ve ahiretim için hayırlı ise ki bunu bildiğinde şüphe yoktur, bana nasip et, beni muvaffak kıl, kolaylaştır ve mübarek kıl. Eğer bu işim, dünya ve ahiretimde benim için kötü ise onu benden, beni ondan uzaklaştır. Hayırlısı neredeyse bana onu takdir et, beni onunla hoşnud et !” Buhari

Cahiliye Araplarının kuş uçurmalarına ve müşriklerin çektikleri kur’aların bir benzeri olan fal oklarıyla kısmet aramalarına karşı H.z. peygamber (s.a.v.) bu duayı ümmetine talim buyurmuştur.

Yolculuğa çıkışı

H.z. peygamber (s.a.v.) hiçbir yolculuğa dua etmeden kalkıp gitmezdi. Yolculuğa çıkana arkasından hayır duaları ederdi. Yolculuk için gece tek başına yola çıkmayı hoş karşılamaz ve “şayet insanlar tek başına olmanın sakıncasını bilselerdi, hiçbir zaman tek başına gece yola çıkmazlardı.”

H.z. peygamber (s.a.v.) “sizden biriniz bir yerde konakladığında, yaratıklarının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım desin. Konakladığı yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar veremez.” Müslim

H.z. peygamber (s.a.v.) gideceği yere yaklaştığı zaman şöyle dua ederdi : “Ey yedi kat göğün ve gölgelendirdikleri şeylerin, yedi kat yerin ve üzerinde taşıdıklarının, şeytanların ve saptırdıklarının, rüzgarın ve uçurup dağıttığı şeylerin Rabbi Allah’ım ! senden ve bu beldenin ve sakinlerinin hayırlı olmasını dileriz. Bu beldenin ve sakinlerinin şerrinden sana sığınırız.” Ebu Mervan

H.z. peygamber (s.a.v.) yolculuktan dönene sarılırdı.
H.z. peygamber (s.a.v.) yolculuktan döndüğünde iki rekat nafile namaz kılardı. Buhari




Söylenmesini hoş karşılamadığı sözler

“ Midem bulandı” veya “için bozuldu” yerine “ fenalaştım” demeyi tavsiye ederdi. Buhari
Bir keresinde “Allah ve sen ne güzel dilediniz” diyen birine sen Allah ile beni bir mi tutuyorsun. Sadece Allah ne güzel diledi desene diye uyarmıştır.
Allah’tan başkasına yemin etmekten nehyetmiştir.
Esen rüzgara sövülmemesi, aksine Allah’tan rüzgarın hayırlısını dilemek, şerrinden Allah’a sığınmak gerekir. Tirmizi
Soyu ile övünmeyi nehyetmiştir.
Müslümana sövmekten, üç kişinin bulunduğu ortamda iki kişi fısıldaşarak konuşmasından, bir kadının kocasına başka bir kadının güzelliklerinden bahsetmesini de nehyetmiştir. Buhari
Çokça yemin etmekten nehyetmiştir. Müslim
Bir adama karısı hakkında özel soru sorulmasını nehyetmiştir. Ebu Davud
hattab84

Konuyu takip eden kardeşlerimizin kolaylıkla cevaplayabilecegi sorular. İNŞ. Eğer takip etmiyorsanız yukarıdan kopya çekmek caizdir.....




SİYER DERSİ 1. SINAV SORULARI

1 - Aşağıdakilerden hangisi H.z. Muhammed (s.a.v.)’e vahyin geliş şekillerinden değildir.

A - rüya B- zil çalarak C – melek aracılığı ile D – yazılı olarak E – zihnine yerleşirdi


2 - H.z. Muhammed (s.a.v.)’e süt anneliği yapmış aynı zamanda Peygamberimize düşmanlığı ile bilinen kafirlerden birinin hanımı olan kadının adı aşağıdakilerden hangisidir.

A - Süveybe B- Halime C – Ümmü Eymen D – Rukiye E – Safiyye


3 - H.z. Muhammed (s.a.v.)’in bilinen bütün çocukları H.z. Hatice’den olmuştur. Yalnız bir çocuğu ( İbrahim ) başka hanımından olmuştur. Bu hanımının ismi nedir.

A - Zeyneb B- Sevde C – Hafsa D – Ümmü Habibe E – Mariye


4 - Aşağıdaki isimlerden hangisi H.z. Peygamber’in (s.a.v.) amcası değildir.

A - Ebu Talib B- Ebu Leheb C – Zübeyr D – Mus’ab E – Ebu Bera


5 - H.z. Peygamber’in (s.a.v.) Müslüman olan halasının ismi nedir.

A - Safiyye B- Atike C – Erva D – Ümeyme E – Ümmü Hakim


6 - H.z. Peygamber’in (s.a.v.) hanımlarından bir tanesi Ebu Süfyan’ın kızıdır. Bu hanımının ismi nedir.

A - Sevde B- Hafsa C – Ümmü Seleme D – Cüveyriye E – Ümmü Habibe


7 - H.z. Peygamber’in (s.a.v.) yaşamı boyunca kaç tane gazaya komutanlık etmiştir.

A - 9 B- 27 C – 60 D – 17 E – 29


8 - H.z. Peygamber’in (s.a.v.) aşağıdaki yazılı özelliklerinin devamını sıralarmısınız.
1- Nezaket
2- Şefkat
3- Cömert
4-
5-
6-
7-
8-
9-
10-
11-
12-
13-
14-
15-


9 - H.z. Muhammed (s.a.v.) efendimizin doğumuyla aynı yıla denk gelen tarihi bir olay var. Bu olayın adını nedir.




10 - H.z. Peygamber (s.a.v.) efendimizin süt annelerinden Halime’nin kızı olup aynı zamanda Peygamber (s.a.v.) efendimizin süt kardeşi olan kızın ismi nedir.

A – Şeyma B – Müdrike C – Süveybe D – Harise E – Zeyneb


11 - H.z. Peygamber (s.a.v.) efendimizin amcası aynı zamanda süt kardeşi olan sahabenin adı nedir.

A – Hamza B – Abbas C – Zübeyr D – Kusem E – Muğire


12 - H.z. Peygamber (s.a.v.) efendimizin gerçek adı Abdülmenaf olan amcası kimdir.

A – Hamza B – Abbas C – Ebu Talib D – Zübeyr E – Kusem
hattab84
İŞKENCE DÖNEMİ

H.z. Muhammed (s.a.v.) tek başına çıktığı yolda artık yalnız değil, insanlar teker teker Müslüman olmaya başlıyor, H.z. Muhammed (s.a.v.) in çevresinde ki insanların sayısı artıyordu. Kureyş buna karşı gelmiyordu. Ne zaman ki onların dinlerini ayıplamaya, tanrılarına sövmeye başladılar, o zaman Müslümanlar için zorluklar ve işkenceler başlamış oldu.

İlk işkence çeken Ammar b. Yasir, annesi Sümeyye ve ailesi dir. Sümeyye Ebu Cehil tarafından mahrem yerine mızrak sokularak şehit edildi. Bilal b. Rabah Allah yolunda en çetin işkencelere maruz kalmıştır.

Kureyş’liler baktılar işkenceler yıldırmıyor, Müslümanların sayısı sürekli artıyor, islamiyet’in yedinci yılında Ebu Talib Şi’bi denilen mahalleye hapsolundular. Alış veriş yapmamak, kız alıp vermemek, konuşmamak şartları taşıyordu. Kureyşliler boykot maddelerini bir kağıda yazıp kabe’nin duvarına astılar. Müslümanlar üç sene kadar baskı altında, yiyecek içecek sıkıntısı altında kuşatma altında kaldılar. Öyle ki bu hal dayanılmaz olmuştu. Mahallenin ötesinden çocukların ağıt sesleri duyuluyordu. Daha sonra Allah Teala bir ağaç kurdu göndererek kabe’nin duvarında yazılı olan kağıdı yedirip sadece Allah yazısının olduğu kısmı bıraktırdı. H.z. Muhammed (s.a.v.) bunu amcasına bildirdi. Ebu Talib bunu kureyş önde gelenlerine söyledi. Ebu Talib eğer yeğenimin söylediği doğru ise bu zulme son vereceksiniz yok yeğenim yalan söylüyorsa bende o’nu korumaktan vazgeçerim. Dedi. Bunun üzerine saifenin olduğu yere gittiler baktılar dediği doğru hırsları daha da katmerlendi. Anlaşma gereği boykot sona erdi. Bu olaydan altı ay sonra Ebu Talib, ondan üç gün sonrada H.z. Hatice vefat etti.
Ebu Talib’in vefatından sonra Kureyşlilerin işkenceleri şiddetini arttırmış, eziyetleri çoğalmıştı. Bunun üzerine belki kendisini dinlerler diye kalkıp Taife gitti. Ancak umduğunu bulamadı.

Allah Tealanın H.z. Muhammed (s.a.v.)’e verdiği en büyük hediyelerden biriside Akabe biatlarıdır. Akabe biatları Müslümanlar için hicret hadisesinin temellerini oluşturuyordu. İslam Medine’ye giriyor ve kısa bir zaman sonra Medine Müslümanlaşıyor ve H.z. Muhammed (s.a.v.)’ i beklemeye başlıyordu. İslam Medine’ ye öyle bir hakim olmuştur ki artık taşınmanın yer değiştirmenin İslam’ı büyütüp yüceltmenin temellerinin atılmasına hazır hale gelmişti. Bu temeller Amr b. Ümmü Mektum ile Mus’ab b. Umeyr tarafından atılmıştı. Onlar Medine’ lilerin ilk imamları ilk hocalarıydı. Medinede Üseyd b. Hudayr ve Sad’ b. Muaz’ın Müslüman olmasıyla pek çok insan Müslüman oldu. Ancak herkes Müslüman olurken adı Usayrim olan şahıs Müslüman olmamış Uhud savaşı sırasında Müslüman olmuştur. Uhud savaşı günü İslamlaşarak savaşa katılmış ve şehid olmuştur. Alnı secdeye hiç değmemiştir. Bu durum H.z. Muhammed (s.a.v.) e ulaştırılınca “Az amel işledi, çok sevap kazandı” buyurmuştur.


MEDİNE YOLU

H.z. Muhammed (s.a.v.) Ebu Bekir (r.a.) ile birlikte Medine yoluna koyuldu. Yolda giderlerken Kureyş ileri gelenleri onları getirenler ödül vaat ederek yakalanmalarını emretti. H.z. Peygamber (s.a.v.) yolda giderken yanlarına bir müşrik yol gösterici kiralamıştı. Yakalanmalarına ödül vaat edilince bir çok insan yola koyulup peşlerine düşmüştü.


Bunlardan en meşhuru Süraka b. Malik idi. H.z. Muhammed (s.a.v.) H.z. Ebubekir ile birlikte yolda giderlerken sürekli arkasına bakıyor tehlike var mı diye takip ediyordu. Bir ara arkadan bir toz bulutunun kendilerine yaklaştığını gördü. Gelen var ya Rasulullah dedi. Rasulullah bırak gelsin dedi. Süraka bu gelen dedi H.z. Ebubekir. Çok yiğit bir pehlivandır o dedi. Süraka yaklaşınca H.z. Ebubekir (r.a.) önüne atlayacak gibi oldu Sürakanın Rasulullah izin vermedi. Çekil ya Ebubekir dedi. Süraka yaklaşınca Rasulullah eliyle bir işaret yaptı ve Süraka atıyla beraber kuma gömüldü. Atını çıkarmaya çalışıyordu bu sefer kendisi gömülüyordu. Bu işte bir iş vardı. Bu toprakları iyi biliyordu batması mümkün değildi. Anladı garip bir şey olduğunu. Rasulullah’a bakarak yardım istedi. Kimseye burada olduğunuzu söylemem söz dedi. Kurtar beni buradan dedi. Rasulullah bir işaret yaptı Süraka kurtuldu. Süraka dönüp giderken arkasından bağırdı Rasulullah (s.a.v.) Süraka bakarmısın. Süraka dönüp bakar. Rasulullah sana Kisra saraylarının altınlarını vaat ediyorum ya Süraka dedi. Ancak Süraka bundan hiçbir şey anlamamıştı. H.z. Ebubekir de hiçbir şey anlamamıştı. Medine nere Kisra nere. Ama zaman gösterecekti ki Süraka H.z. Ömer döneminde Müslüman olacaktı. H.z. Ömer Kisra saraylarını fethe gidecek ve sarayları ele geçirecekti. H.z. Ömer (r.a.) saray hazine dairesine girecek ve altınları ayakları altına alarak işte bu dünyanın debdebesi diyecek ve eline altınları alarak savuracaktı. Bir anda eline bir bilezik takıldı o anda aklına Rasulullah (s.a.v.) in vaadini hatırlıyordu. Arkasına dönerek Süraka diye bağırdı. Süraka arkasında duruyordu. Al eline şu bilezikleri dediğinde Süraka ağlıyordu. Aklına Rasulullah (s.a.v.) efendimizin o anki konuşması gelmişti. O anda bütün ordu ağlamaya başlamıştı. Çünkü sahabe Rasulullah (s.a.v.) i hatırlamıştı.
hattab84
MEDİNE’DEKİ İLK FAALİYETLER

1- Mescid yaptı : Rasulullah (s.a.v.) Medine’de ilk olarak mescid inşasında bulundu. Rasulullah (s.a.v.) mescidi inşa edeceği yerde müşrik kabirleri vardı. Hepsini açtırdı, içlerinde bulunan cesetleri teker teker başka yerlere nakletti. Burada önemine değinilecek konu müşrikte olsa ölüye saygı göstermesidir. Hurma ağaçları vardı, onları da kestirip atmadı, köklerinden çıkarttırılarak uygun yerlere yerleştirilmesini emretti. Burada ağaca, bitkiye, çiçeklere de saygı duyduğunu anlıyoruz. Mescid yapılırken bizzat kendisi çalışmıştır.

2- Muhacir – Ensar Kardeşliği kurdu : aralarında öyle bir kardeşlik bağı oluştu ki, birbirlerine mirasçı oluyorlar, her şeylerini paylaşıyorlardı. Onlar öyle bir kardeşlik kurdular ki birbirleri uğruna, her şeyden önce Rasulullah ( s.a.v.) uğruna canlarını verebilecek hale geldiler.

Kıblenin Kabe’ye çevrilmesi

Rasulullah (s.a.v.) Beyt-i Makdis’i kıble edinerek namaz kılardı. Bir gün Cebrail (a.s.) ile görüşürken “İsterim ki Allah, yönümü Yahudilerden çevirse!” dedi. O da Rabbine dua et, O’ndan iste.” Dedi. Bunun üzerine H.z. Peygamber (s.a.v.) dua etmeye başladı. Nihayet Allah Teala “Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir.” Bakara 144 Ayetini indirdi. Bu olay Medine’ye gelişinden on altı ay sonra, Bedir savaşından iki ay önce gerçekleşti.

İlk defa kendilerine karşı savaş açanlarla savaşmak Medine’de farz kılındı. Savaş açmayanlarla savaşmak farz kılınmadı. “Allah yolunda size savaş açanlarla savaşın” Bakara 190 ayeti indi.
hattab84
BİRÇOK HAYRI İÇEREN BİR HADİS-İ ŞERİF
Ahmed b.Hanbel (r.aleyh)’den: Halid b. Velid (r.a)’den rivayet edildiğine göre, bir a’râbî Resûlullâh (s.a.v)’e geldi:
-Yâ Resulullah, beni dünya ve ahiret ’ de müstağni kılacak (amelden) sormak için, size geldim.’’dedi.
Resulullah(s.a.v)’de ‘’soracaklarını sor.’’buyurdular:
- İnsanların en bilgini olmak istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Allah’dan kork ki, insanların en bilgini olasın; buyurdu.
- İnsanların en zengini olmak istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) : Kanaatkar ol ki, insanların en zengini olasın; buyurdu.
- insanların en âdili olmayı arzu ediyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Kendin için arzu ettiğini, insanlar içinde iste ki, İnsanların en âdili olasın; buyurdu.
- insanların hayırlısı olmayı arzu ediyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :İnsanlara faydalı ol ki, insanların hayırlısı olasın; buyurdu.
- Allah katında, insanların en seçkini olmayı arzu ediyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Allah’ı zikretmeyi çoğalt ki, Allah katında, insanların en seçkini olasın; buyurdu.
- İmânımı tamamlamak istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Ahlakını güzelleştir ki, İmanın tamam olsun; buyurdu.
- İhsan ehlinden olmak istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Allah’ı görüyormuş gibi ibadet et ki, Sen O’nu göremesen bile, O seni görür.
ihsan ehlinden olasın ; buyurdu.
- İtaatkarlardan olmak istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Allah’ın farzlarını eda et ki, İtaatkârlardan olasın; buyurdu.
- Allah’ın huzuruna günahlardan arınmış olarak varmak istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Cenabetten temizlenmek için guslet ki, Günahlardan temizlenmiş olarak, Allah’a kavuşasın.
- Kıyâmet gününde nûr içerisinde haşrolunmayı arzu ediyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Hiçbir kimseye zulmetme(haksızlık yapma) ki, Kıyâmet gününde nûr içerisinde haşrolunasın.
- Kıyamet gününde Rabbimin merhamet etmesini arzu ediyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Nefsine ve Allah’ın kullarına karşı merhamet et! Rabbinde sana Kıyamet günü merhamet eder.
- Günahlarımın az olmasını istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :İstiğfarı çoğalt ki, günahların azalsın; buyurdu.
- İnsanların en şereflisi olmayı istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :İnsanlara işin hakkında şikayetçi olma ki, İnsanların en şereflisi olasın; buyurdu.
- İnsanların en kuvvetlisi olmayı arzu ediyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Allah’a tevekkül et ki, İnsanların en kuvvetlisi olasın; buyurdu.
- Allah’ın rızkımı genişletmesini istiyorum; dedi.
- Temizliğe devam et! Allah senin rızkını genişletir.
- Allah ve Resulünün sevdiklerinden olmak istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Allah ve Resulünün sevdiğini sev ki, Onların sevgililerinden olasın; buyurdu.
- Kıyamet gününde Allah’ın gazabından emin olmak istiyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Allah’ın yarattıklarından hiçbirine öfkelenme ki, Kıyamet gününde Allah’ın gazabından emin olasın.
- Duamın müstecap olmasını arzu ediyorum; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Haram yemekten sakın ki, duan müstecap olsun; buyurdu.
- Kıyamet gününde rabbimin ayıplarımı örtmesini arzu ediyorum ; dedi.
- (Resulullah s.a.v) : Din kardeşlerinin ayıplarını ört ki, Allah’da Kıyamet gününde senin ayıplarını örtsün.
- Günahlardan veya hatalardan kişiyi ne kurtarır; dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Göz yaşı dökmek, hudu’(Allah’a boyun eğmek) ve hastalıklardır; buyurdu.
- Hangi hasene Allahû Tealâ katında (sevap olarak)daha büyüktür? dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Güzel Ahlak, Tevazu ve belalara sabretmektir ; buyurdu.
- Hangi seyyie(kötülük),Allahû Tealâ katında (günah olarak)daha büyüktür? dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Kötü Ahlak, Açgözlülük ve cimriliktir, buyurdu.
- Dünya ve Ahirette Allah’ın gazabını gideren şey nedir? dedi.
- (Resulullah s.a.v) :Gizli sadaka vermek ve Sılay-ı rahim yapmak(akraba ziyareti),buyurdu.
- Kıyamet gününde Cehennem ateşini ne söndürür? dedi.
- (Resulullah s.a.v) : Dünyadaki bela ve musibetlere sabretmektir; buyurdu.
İmam-ı Müsteğfiri: Bundan daha büyük, dinimizin güzelliklerini daha iyi özetleyen, daha faydalı bir hadis-i şerif görmedim demiştir
hattab84
RECİ VAKASI



Safer ayında H.z. Peygamber (s.a.v.)’e Adal ve Kara kabilelerinden bir grup geldi. Aralarında Müslümanların olduğunu söylediler. H.z. Peygamber (s.a.v.) den onlara kendileriyle birlikte, dini öğretecek, Kur’an öğretecek kimseler göndermesini istediler.


H.z. Peygamber (s.a.v.) de beraberlerinde, on kişi gönderdi. ( Buhari ). Başlarında Mersed b. Mersed el Ganevi’yi komutan yapmıştı. Aralarında Hubeyb b. Adiy de vardı.


Hicaz yollarında Reci denilen bölgeye vardıklarında kendilerini götürenler sahabilere ihanet ettiler ve Hüzeyl oğulları tarafından saldırıya uğradılar. Sadece Hubeyb b. Adiy ile Zeyd b. Desine’yi esir ettiler ve geride kimse bırakmadılar. Hubeyd ve Zeyd, Bedir savaşında Mekkelilerin ileri gelenlerinden bazısını öldürmüşlerdi. Hubeyb için ölüm kararı aldılar. İdam etmek için dar ağacına geldiklerinde Hubeyb iki rekat namaz kılmak istedi. Namazı kıldıktan sonra müşriklere dönerek şöyle dedi : “vallahi eğer, korktu diyecek olmasaydınız daha fazla namaz kılardım.”


İdam edilirken Ebu Süfyan O’na dedi ki : “Arzu edermiydin, burada senin yerinde Muhammed olsaydı da sende ailenin yanında olsaydın. Hubeyb : “hayır vallahi Muhammed’e bir dikenin batmasını bile asla arzu etmem” diye karşılık verdi. Buhari öldürüleceği zaman iki rekat namaz kılma yı başlatan ilk insan Hubeyb dir diye nakletmiştir. Zeyd b. Desine’ye gelince, safvan b. Ümeyye onu satın almış ve babasına karşılık öldürmüştür.





Bİ’Rİ MAUNE VAKASI



Hicri 4. yılın safer ayında Ebu Bera Amir b. Malik, Rasulullah (s.a.v.)’in yanına gelmişti. H.z. peygamber (s.a.v.) onu Müslümanlığa çağırmış, o ne Müslümanlığa girmiş, nede uzak durmuştu. Ancak Rasulullah (s.a.v.) e bir teklifte bulunmuş, dinine çağırmaları için ashabını Necidlilere gönderirsen onlara icabet edeceklerini umarım demiştir. Rasulullah (s.a.v.) necid halkının onlara zarar vermelerinden korkarım buyurmuş, Bera Amir b. Malik te ben onları korurum diye güvence vermişti. Rasulullah (s.a.v.) de onunla birlikte 40 sahabe göndermişti. Rasulullah (s.a.v.) bunların başına Münzir b. Amr’ı komutan tayin etmişti. Bu kimseler arasında seçkin, faziletli ve Kur’a olanlarda vardı. Maune denen bölgeye kadar geldiler. Rasulullah (s.a.v.) bir mektup yazıp ashaba vermiş, onlarda bu mektubu konakladıkları yerden bir elçi vasıtasıyla Allah düşmanı Amir b. Tufeyl’e gönderdiler. Tufeyl mektuba bakmadan yırtarak elçiyi öldürtmüş geride kalanları öldürtmek için Amiroğullarını harbe çağırdı. Ancak onlar Ebu Bera Amir b. Malik’in ashabı himaye ettiğini duyunca bu teklife evet demediler. Bunun üzerine teklifi Süleymoğullarına yöneltti, onlarda kabul ettiler. Ashab son Ka’b b. Zeyd hariç hepsi şehit oluncaya kadar savaştılar. Ka’b b. Zeyd ağır yaralıydı. Düşman onu öldü zannederek bırakmıştı. Ka’b b. Zeyd hendek savaşında şehit oluncaya kadar yaşadı.



Amr b. Ümeyye ed Damri ile Münzir b. Ukbe b. Amir, Müslümanların otlağına çıkmışlardı. Ashabın başına geleni gördüğünde savaş alanına atlayıp şehit oluncaya kadar savaştı. Amr b. Ümeyye esir edildi. Fakat daha sonra serbest bırakıldı. Kanat vadisinde karkara denen yere gelince bir ağacın altında konakladı. Kilaboğullarından iki adam gelip onunla birlikte o gölgelikte oturdu. Adamları kendi arkadaşlarını öldürenler zannederek saldırarak onları öldürdü. Sonra bu olayı Rasulullah (s.a.v.) e anlattı. Bu adamların Rasulullah (s.a.v.) ile ahidleri vardı, fakat bunu Amr bilmiyordu. Rasulullah (s.a.v.) onları haksız yere öldürmüşsün diyerek onların diyetini ödüyeceğini söyledi.


Allah Rasülü (s.a.v.) bir ay süreyle rükudan sonra kunut okuyup Bi’ri Maune olayında kurraları öldürenlere beddua etti. Bunlar daha sonra tevbe edip Müslüman olarak geldiklerinde beddua etmeyi terk etmiştir. Buhari
hattab84
HUDEYBİYE ANLAŞMASI

Hicretin 6. yılında Allah Rasulü (s.a.v.) umre yapmak niyetiyle Ramazan ayında Hudeybiye’ye hareket etti. Sayıları 1.400 kişiydi. Kureyş müşrikleri Müslümanların geldiklerini haber alınca savaş hazırlığı yapmaya başladılar. Hudeybiye bölgesine vardıklarında orada konakladılar. Kureyş müşrikleri Müslümanların kendilerine saldıracağını zannediyorlardı.


Rasulullah (s.a.v.) H.z. Ömer’i yanına çağırarak, elçi olarak gitmesini ve onlara durumu anlatmasını, savaşmaya gelmediklerini, yalnızca umre yaparak gideceklerini, anlatmasını istedi. H.z. Ömer (r.a.) “Ey Allah Rasulü ! şayet eziyete maruz kalacak olursam, Mekke’de beni koruyacak kimsem yoktur. Osman b. Affan’ı gönder. Çünkü onun kabilesi Mekke’de dir ve O’nu korurlar dedi. Rasulullah (s.a.v.) de H.z. Osman’ı çağırarak durumu anlattı, O’da görevi kabul ederek Mekke’ye gitti. Ayrıca Rasulullah (s.a.v.) Mekke’de bulunan Mü’min lere yakında Mekke’nin feth olunacağını müjdelemesini istedi.


H.z. Osman (r.a.) Mekke’deyken şehit olduğu haberi geldi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) bütün Müslümanları kendisine biat etmeye çağırdı. Rasulullah (s.a.v.) ağacın altında dururken bütün Müslümanlar biat etmek için koştular, ve Rasulullah (s.a.v.) in elini tutarak O’na biat ettiler. Rasulullah (s.a.v.) en son olarak kendi elinin üstüne elini koyarak buda Osman’ın biatıdır, dedi. Biat etme işi bittiğinde H.z. Osman çıkageldi.


Kureyş müsrikleri Huzaa kabilesinden iki görüşmeci gönderdi. Rasulullah (s.a.v.) bunlara niyetlerinin savaşmak olmadığını sadece umre yapmak niyetinde olduğunu anlattı. Ama illede savaşmak isterlerse bu davam uğruna tek başıma kalıncaya kadar onlarla çarpışırım dedi. Elçi Rasulullah (s.a.v.) ile görüşüp gittikten sonra tekrar konuşmak üzere urve adlı kişiyi gönderdiler. Urve Rasulullah (s.a.v.) ile görüşürken ashab Rasulullah (s.a.v.) in çevresinde deli divane oluyordu. Urve ayrılıp kureyş’ e dönünce onlara aynen şunları anlattı. “Ey Kureyşliler ! şüphesiz krallara, Kisra’ya, Kayser’e ve Necaşiye elçi olarak gitmişimdir. Vallahi ben bunlardan hiçbir hükümdarın adamlarının Muhammed’in adamlarının O’nu sayıp sevdiklerini kadar sevdiğini görmedim. Vallahi Muhammed yere tükürecek olsa O’nu alıp yüzlerine ellerine sürüyorlar.




Kureyş son olarak Mikrez adında birini gönderdi. Mikrez Rasulullah (s.a.v.) ile konuşurken Süheyl b. Amr çıkageldi. Süheyl haydi artık sizinle bizim aramızda bir anlaşma yazalım dedi. Rasulullah (s.a.v.) bunu kabul etti. Hemen bir katip çağırdı. Rasulullah (s.a.v.) Bismillahirrahmanirrahim yaz dedi. Süheyl itiraz etti, Rahman nedir biz bilmeyiz, onun yerine Bismikellahümme yaz dedi. Rasulullah (s.a.v.) olur dedi. Daha sonra bu maddeler Allah Rasulü Muhammed’in anlaşma yaptığı maddelerdir. Diyerek yazmasını söyledi. Süheyl yine itiraz etti. Eğer bizler senin Allah’ın Rasulü olduğuna inansak seninle çarpışmazdık. Onun yerine Muhammed b. Abdullah yaz dedi. Rasulullah (s.a.v.) onuda kabul etti. Rasulullah (s.a.v.) umre yapmalarına izin vermelerini yazdıracaktı ki Süheyl Araplar zor altında kaldılar da bunu kabul ettiler derler diye bunuda kabul etmedi. Ancak seneye umre yapabilirsiniz. Dedi. Rasulullah (s.a.v.) bunuda kabul etti. Süheyl bizden sana hiç kimsenin geçmemesi geçerse iade edilmesini istedi.
Bu maddeler yazılırken Müslümanlar her maddede hiddetleniyorlardı. Bu son madde iyice kendilerini kızdırmıştı.
Rasulullah (s.a.v.) anlaşmayı yazdırma işi bittikten sonra ashaba “Kalkıp, kurbanlarınızı kesiniz ! sonrada traş olunuz.” Diye emir verdi. Bu sözünü üç defa tekrarlamasına rağmen kimse dediğini yapmayınca Ümmü Seleme’nin çadırına gitti. Durumu anlattığında Ümmü Seleme O’na çık kurbanını kes sonrada traş ol dedi. Rasulullah (s.a.v.) de aynısını yaptı. Ashab bu durumu görünce, kalkarak kurbanlarını kestiler ve traş oldular. Fetih suresi burada nazil oldu. Huzaalılar Allah Rasulünün (s.a.v.) Bekiroğulları ise Kureyşlilerin müttefiki oldular. Çünkü anlaşma gereği isteyen isteyenle müttefik olabiliyordu. Anlaşmadan sonra bir grup kadın Rasulullah (s.a.v.) gelerek sığınma istemişler Kureyşlilerde onları geri istemiştir. Rasulullah (s.a.v.) anlaşmaya kadınlar dahil değil diyerek onları vermemiştir.

Ebu Basir

Allah Rasulü (s.a.v.) Medine’ye dönünce, Ebu Basir adında biri kaçarak Rasulullah (s.a.v.) e sığındı. Kureyşliler gelerek anlaşma gereği Ebu Basir’i istediler. Rasulullah (s.a.v.) de onu geri verdi. Ebu Basir yolda giderlerken adamların elinden kurtuldu ve birini öldürdü, diğeri ise kaçtı. Ebu Basir daha sonra Sifu’l Bahr denilen bölgeye yerleşti, Ebu Cendel’de kureyşten kaçarak Ebu Basir’in yanına geldi. Bunu cesaret edinip kureyş’te bulunan ne kadar Müslüman varsa Ebu Basir’e katıldılar. Öyle ki 40 kişilik bir grup oldular. Bu zamandan sonra Kureyş’in Şam’a gitmekte olan kervanlarına saldırmaya ve mallarına el koymaya başlamışlardır. Bunun üzerine Kureyşliler Rasulullah (s.a.v.) e gelerek onlara karşı yardım


HUNEYN GAZASI

Hevazin kabilesi Rasulullah (s.a.v.) in Mekke’yi feth ettiğini duyunca Malik b. Avf’ın davetiyle bir toplantı yaptı. Neredeyse iman etmemiş olan bütün kabileler katıldı. Savaş kararı aldılar ve Rasulullah (s.a.v.) üzerine yürümek için hazırlık yapmaya başladılar. Malik b. Avf bütün herkese mallarını evlatlarını ve eşlerini de almalarını emretti.
Rasulullah (s.a.v.) durumu haber alınca hazırlıklara başladı ve on iki bin askerle yola koyuldu. Düşman Huneyn vadisine daha erken gelmiş pusuya yatmıştı. Müslümanlar Huneyn vadisinden geçerken pusuya yatmış olan düşman aniden Müslümanların üzerine saldırdı. Bunu beklemeyen Müslümanlar kaçışmaya başladılar. Rasulullah (s.a.v.) birden düşman ile neredeyse tek başına kalmıştı. Rasulullah (s.a.v.) insanların kaçıştıklarını görünce “nereye ey insanlar” diye sesleniyordu. Ama kimse dönmüyordu. Bunun üzerine yanında bulunan H.z. Abbas’a onlara “Ey ensar topluluğu ! ey semüre ağacının altında biat etmiş olanlar” diye bağırdı. Abbas’ın sesine insanlar karşılık vermeye başladı ve Müslümanlar toplanmaya başladı. Sonra Rasulullah (s.a.v.) birkaç çakıl alarak kafirlerin üzerine fırlattı ve “Muhammed’in Rabbine yemin olsun, bozguna uğradılar” dedi.

Savaş sona erdikten sonra Rasulullah (s.a.v.) ganimetlerin bir araya toplanmasını emretti. Ganimetler Altı bin esir, yirmi dört bin deve, kırk binden fazla koyun, dört bin okka da gümüş ganimet olarak alındı. Rasulullah (s.a.v.) on günden fazla hevazinliler gelirde Müslüman olurlar diye ganimetleri dağıtmadı.

Bu savaşta Allah Teala, “ Bugün az değiliz, mağlup olmayız ” diyenlere ders vermiştir. Yardım ancak Allah Teala tarafından olabileceği ve Allah Teala istemedikçe kimse zafer kazanamaz, dedirtmiştir.

- Allah Teala Araplarla olan savaşlar zincirini Bedir ile başlatmış, Huneyn ile son vermiştir.
- Rasulullah (s.a.v.) devlet başkanı olarak düşman saflarına casus göndermiş onlar hakkında bilgi almıştır.
- Rasulullah (s.a.v.) bu savaşa katılmak üzere bir müşrikten ödünç silah teçhizat almıştır.
- Allah’ a tevekkülün tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için, o konuda yapılması gereken her işi yapmak ve bütün sebeplere sarılmak gerekir. Rasulullah (s.a.v.) tevekkül bakımından insanların en mükemmeli olmasına rağmen silahlarla donatılmış olarak düşman karşısına çıktılar. Allah Teala Rasulullah (s.a.v.) e Rasulullah (s.a.v.) “Allah seni insanlardan koruyacaktır” şeklinde teminat vermiş olmasına rağmen Mekke’nin fethinde başına miğfer takarak girmiştir.
- H.z. Ali (r.a.) savaş sırasında düşman askerinin bindiği atın ayaklarını keserek düşmanı durdurmuştur. Buda savaş sırasında caizdir. Aksi durumda caiz değildir.


TAİF GAZASI

Rasulullah (s.a.v.) Taif’e doğru yola çıktığında ordunun başında Halid b. Velid vardı. Yanlarında mancınık vardı. İlk defa Müslüman aleminde mancınık bu savaşta kullanılmıştı. Taif kalelerine kapanmış Müslümanları ok yağmuruna tutuyordu. Kale ne kadar saldırıya tutulduysa da alınamadı. Rasulullah (s.a.v.) geri çekilme emri verdi. Bu savaşta bir grup sahabi şehit oldu. Sahabi Rasulullah (s.a.v.) e sakifliler hakkında beddua etmesini istediler. Rasulullah (s.a.v.) de “Ya Rabbi ! sakif’e hidayet ver, onları bize getir” diye dua etti.

Rasulullah (s.a.v.) Medine’ye giderken arkasından Urve b. Mesud O’nu takip etmiş ve Medine’ye girmeden önce O’na yetişmişti. Müslüman olup kendisini kavmine göndermesini istedi. Rasulullah (s.a.v.) de “Onlar seni öldürürler” dedi. Bunun üzerine Urve “Ya Rasulullah onlar beni çok severler ve beni dinlerler” dedi. Ve yola çıktı. Taif’e vardı ve kavmine tebliğde bulundu. Bunu duyar duymaz ok yağmuruna tutuldu ve orada şehit edildi.

Urve’nin ölümünden sonra Sakif kabilesinden bir grup toplantı yaparak Müslüman olmayı kararlaştırdılar. Bir heyet ayarlanarak Rasulullah (s.a.v.) e gönderdiler. Pazarlık etmeye çalıştılar ancak Rasulullah (s.a.v.) hiçbir pazarlığı kabul etmedi. Mesela namaz konusunda üzerlerinden alınmasını istediler sert tepki gördüler. Putların yıkımını üç sene sonra yıkalım dediler olmadı iki sene olsun dediler olmadı hiçbir şart olmadan gidip kendi elleriyle yıkılmasını emretti.

Heyet geri dönüp giderlerken Rasulullah (s.a.v.) yanlarına adam vererek putların yıkılmasına yardım etmelerini emretti. Putlar yıkılırken ağlayanlar olsa da putlar yıkıldı ve Taif Müslüman oldu.

- Rasulullah (s.a.v.) Mekke’de on dokuz gün kalmış ve namazlarını kısaltarak kılmıştır.
- Allah Teala Rasulullah (s.a.v.) in Taif’in hidayeti için ettiği duayı kabul etmiştir.
- Taif’lilerin Müslüman olmalarına rağmen öne sundukları eski cahiliye ile ilgili hiçbir şeyi Rasulullah (s.a.v.) kabul etmemiştir.


Vadi’l Kura Gazası

Allah Rasulü (s.a.v.) Vadi’l Kura vadisinde bulunan yahudi topluluğunun üzerine gittiler. Ashab konakladığında yahudiler ashabı ok atışlarıyla karşıladılar. Bu sırada Allah Rasulü (s.a.v.)’in kölesi Mid’am öldürüldü. Ashab “ cennet ona mübarek olsun ” deyince Allah Rasulü (s.a.v.) hayır öyle değil ! Allah’a yemin ederim ki Hayber günü taksim edilmeyen maldan aldığı kadife kazak üzerinde alev alev yanmaktadır. Buyurdu. Buhari.

Allah Rasulü (s.a.v.) yahudileri mağlup edip dönüşe geçtiler. Yolun bir kısmını katettikten sonra mola verip istirahate çekildiler. Allah Rasulü (s.a.v.) H.z. Bilal’e sen bizi bu gece bekle dedi. Bilal tan yeri ağarıncaya kadar nafile namaz kıldı. Bir ara devesine yaslandı ve o sırada uyuya kaldı. Sabah namazına ashabtan hiç kimse uyanamadı. Allah Rasulü (s.a.v.) uyandığında ey Bilal diye seslendi. Bilal ey Allah’ın Rasulü (s.a.v.) anam babam sana feda olsun. Senin nefsini tutan, benim kini de tuttu. Diye karşılık verdi. Develerini biraz yürüterek bu vadiden çıktılar. Allah Rasulü (s.a.v.) bu içinde şeytan bulunan vadidir dedi. O vadiyi geçince sabah namazının sünnetini kıldılar ve Allah Rasulü (s.a.v.) Bilal’e kamet getirmesini söyledi. Sonra sabah namazının farzını cemaatle kıldılar. Allah Rasulü (s.a.v.) ashabına dönerek şöyle seslendi : içinizden biri namazını uyuyarak geçirirse yahut namazı unutur, sonra hatırlarsa, geçirdiği namazı, vaktinde kıldığı gibi kılsın.


MUTE GAZASI

Allah Rasulü (s.a.v.) Bizans imparatoruna bir mektup gönderdi. Gönderilen elçi boynu vurularak öldürüldü. O güne kadar Allah Rasulü (s.a.v.) in hiçbir elçisi öldürülmemişti. Bu haber kendisine ulaşınca çok öfkelendi. Hemen orduyu hazırladı. Komutanlığına Zeyd b. Harise’yi getirdi ve dedi ki : “O öldürülürse yerine Cafer b. Ebi Talip geçsin, O da öldürülürse yerine Abdullah b. Revaha geçsin.”

Ashab düşünüyordu, Allah Rasulü (s.a.v.) bugüne kadar hiç bir neden
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.