Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Demokrasİye Oy Vermeyİn !
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİFORUM YÖNETİM > .·[ FORUMDAN HABERLER ]·.
Sayfa: 1, 2, 3
asiLDuA
hamza biraz araştırmacı olmalısın Malesef bizim milletimizin huylarından biri armut düş ağzıma düş müydü neydi aynen onun gibi.Orada ayet numaralarıda verildi sen ayetler ve islam hukuku ile günümüz düzenlerini kıyaslayabilirdin.Kıyaslamadığın için bu soruyu soruyorsun gereken herşey orada yazılı.Ve bu konulara dair bir sürü başlık açtık.Ayetler ile verdik EDİT NOT taki linkide tıklarsanız ordada bulucaksınız.aynısını buraya yazmam olmaz.Oraya tıklayın bi zahmet.

Din ve DEMOKRASİ (tıkla)

arimseli bu linkede bakarsan iyi olur kardeş.

Sorularının cevabını alabilirsin hamza iyi okursan bu linkten.
hamzayurekli
Aleykum Selam....

Mehlıka Bacım Ozaman San Su Sekıl Bısey Anlatayım....


Sımdı Efendıler Efendısı Slavar Sarı kCübbe Gıyıyordu ve Bızde Salvar Sarık Cübbe Gıydıgımız Zaman Sünneti İşlemiş Oluyoruz Degılmı.....?

Peki Ozamanın Kıyafetı Olan Cübbe Sarıgı Ebu Cehil Melunuda Gıyıyormus Pekı Sımdı Ne Olacak.....


Ve Egerkı bır Memlekette butun bayanlar beyaz kapalı kıyafet gıyıyorsa ve mehlıkada sıyah gıymek ısterse olmaz cunku dınımızdekı kıyafetlerın acıklamasına bakacak olursak.....Carsaf ozamanalr tanınmamak ıcın gıyılıyormus degılmı kımın kımın esı oldugu veya kımın bekar kımın ewlı oldugu bellı degılmuıs degılmı bellı olmamak ıcın gıyılırmıs.......Eeee pekı Bu Zamanda mesela Eskısehırde Veya Belcıkada bu Sekıl Bı Kıyafet Gıy Senın Sulalernı tanırlar....Eee buna Bakarak Carsaf gymıyecezmı?..


Prf.dr.Faruk Beşer Hocamıza Gore Orf Ve Dınımız Örf ve Adetlere Saygı Duymustur Nasıl Orf ve Adetlere Elbette Ahlak uzere olanlara ve dıyorkı hoca efendı egerkı bı memelekette herkez renklı gıyıyotrsa mesela ENDONEZYA ve bırı ordan cıkıp sımsıyah hgıgyorsa bunun dınımızde yerı yoktur dıyor...bılmem anlata bıldımmı bencede gunumuz kıyafetlerıne gore gıyınmekte bı problem gormuyorum ben....

Mesela Kapalı Bacılarımız Pembe Mato Ustune Turkuaz Türban gıyıyor ve Mantoda Gıbek Bılgesı ıle Gogus Bolgesı Nasıl Dar Sonra Sadece Ayak Kısmı bol Kalca kısmıda dar ve bu bacımız ben kapalıyım dıye dısarı cıkıyor bumudur kapanmak mehlıka bacım....

Veya Bı Erkek Dısarı Cıkıyor Das Dar bı Kot Ustune bı bady sonra meydanda ben erkegım dıye dolasıyor veya bumudur musluman erkek .....

Kapanmanaın adabı bılmeden ben kapalıyım veye ben muslumana uygun bı sekılde gıyınıyorum demekyanlısdır sanıyorum.....ama bunun adı demokrası deghılmı hee sız bu sekıl demokrasıden bahsedıyorsanız elbette bızde ıstemıyoruz .........


Ama Su Zamanda Muslumanların kendını en Ust Duzeyde Gorerek Kıbırlı Bı Sekılde pi Suvarı bıle Altından ıse bu sekılde hı bı zaman muslumanlık dunyaya hakım olmamaz...

Heeee Muslumanlık dunyaya Hakım Olur ıste Ozaman Sen Demokrat bı ulke olursun ıslamıyet ıcınde olan hersey bence demokrasıdır ama gunumuzde bunu uyguluyamıyorsunuz kı muslumanların hepsı bence Damgalı Mımlı....

MEsela Bız eskısehırın Merkezınde Yanıo Gobegınde ewımız Var ve GuzelAnnem benımle Gururlanmak ıcın Benım Hafız Imam Hatıp mezunu dıye Anlatırmıs Sorduklarında ve bende okuldan geldıkden sonra boyle heme n bol ceplı pantolonlarım vardı hanı cahılıye donemınde kotlar fılan gıyerdım ve ozamanalr hızbullahcılar fadıme sahınler fılan vardı banada hızbullahcı dedıler ve apartmanda hızbullahcı olarak kaldı adım neysekı duzeldı kı sımdı hızbullahcı olmakdan utanıyormusun demeyın ben Yuce ALLAh Azze Ve Cellenın Zaten Askjerım Maa ben o Sekıl bı Hızbullahcı degılım ...

Neyse Yanı Bızler Olumune Muslumanız ınsallah ben oncelelrden bu Forumda Sunnu Demıstım Arkadaslar burdan konusmakla olmuyor bıseryler yapalım Cecen kardeslerımıze fagan gardaslarımıza fılıstın ve ezıyet altındakı kardeslerımıze nasıl yardım edebılırız nasıl maddı maneı destek olabılırız dıye sordum ama hıc ses gelmedı mehlıka hanım bır kere olsun soyle raıodan soylesenız bı kampanya baslatsakkk hee olmazmı.....

Butun Muslumanlar ERBAK HOCAMIZA oyunu verdı ne oldu Oda Gıttı ben ypamadım Tansu Hanım Buyurun Sız Yapın demedımıııı Imam Hatıplerın kapanmasına Sebeb Olmadımı Heee bızler bunların ceremesını cekmedıkmı sahsen ben cekdım bızzat cekdım llıse son dayım 3 ayım kaldı ben okuldan atılmayla basbasa kalmıstım neden sırf bu olaylar oldugu ıcın ısyan bayragını cekmıstım nasıl olurda saldırırılar demıstım ımam hatıplerı nasıl olurda kaparlar demıstım ..neyse yaa cekmeden anlasılmıyor bazı seyler ben ULKEMIZIN REFA ULASMASINI ISTIYORUM HE BUNU DINSIZ BIRI GETIRECEKSE ONA VERIRIM OYUMU YOK TAYYIP BEY GETIRECEKASE BEN OYUMU SONUNA KADAR ONA VERECEGIM VE BEN INANIYORUM GUWENIYORUM AK PARTILI MILLET VEKILLERI VE BASBAKANLARI HER GITTIGI YERDE NAMAZLARINI KILIYORLAR DUALALRTINI YAPIYORLARVE ALLAH AZZE VE CELLENIN ISMINI ALMADAN KONUSMUYORLAR....

Ama kımımız Bakarız Kımımız Goruruz...

Kardesım Islam ıcın Ne Yaptınız Dınımız ıcın Nasıl bı bedel Odedınız Sız Ban bunu Soyleyın Sonra Burda Demokrasıye oy vewrmeyın deyın.....

Sen Ne ordun Nasıl bı yoklu kCektın ve Nasıl Bır Bedel Odedınde eye gore konusuyorsun ....
asiLDuA
Bedel diyorsun öylemi...

Şuan hapislerdeki müslümanlar senin savunduğun bu rejimi savunmayan müslümanlardır onlarda bilmiyormi sen gibi gezmeyi..

Bedel deyip durmayın CANIYLA bu dine hizmet eden insanlar yusufiye zindanlarında dururken bedel ödenmemiş ve bedel ödemiyorlar demek çok saçma !
asiLDuA
Demişki birisi alimde olsa tagut hakkındaki gerekli şeyleri bilgilendirmese küfür ile alakalı neden onun ameliyle amel edilmesin buyur bakalım Kurandaki maide suresi

63 - Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!

Ve biz kimseyi meydanlara çıkartmıyoruz Sadece islami aciz gören ve hükmünü geçersiz kılan düzenleri kalbinizle red edin diyoruz Hatırlatmak isterimki Resulullah s.a.v bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle oda olmadı dilinlizle oda olmadı kalbinizle red edin buyuruyor bu son olan imanın en a lt derecesidir diyor.Bizde bunu t avsiye ediyoruz.Kimse hak ile batılı barışık göstermesin.

Hamza iş hafızlıkta değil eğerki hafızlıkta olsa idi yada bahsettiğin orda burda ALLAH deyip namaz kılmakta olan yöneticilerden olsa idi resulullah şunu buyurmazdı:

Öyle bir zaman gelirki namaz kılar,kuran okur ve kuran ezberlerler fakat o okudukları kuran gırtlaklarından aşağı geçmez OKUN YAYDAN ÇIKTIĞI GİBİ İMANDAN ÇIKARLAR{HZ MUHAMMED S.A.V}
Kuranın hükümlerini uygulamak bu derece önemli iken hala neyden bahsediyorsunuz ?

MAİDE92 - Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Kötülüklerden sakının. Eğer yüz çevirirseniz, biliniz ki, Peygamber'imize düşen sadece apaçık tebliğdir.

NİSA105 - Biz sana Kitab (Kur'ân)ı hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma!

71 - Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

Yine diyoruz isterse islami güzel şahsiyetler diyerek nitelendirdiğiniz insanlar olsun Oraya girerek islamı savunamaz ve uygulayamaz öyle olsa idi RESULULLAH haşa ilimsizmiydide Ona mekkenin devletine geç kabenin anahtarını verelim Dediler ve kabul etmedi..Oda ilkönce devletin başına geçer sonra tebliğ ederdi.Az düşünün...
Allah iman edenler için RESULUNDEN örnekler vardır diye buyuruyor..düşünün yeter size.

ve HİÇ BEDEL ÖDEMİYOR BU LAFIZLARI DİYENLER ANCA YAZIYOR DİYENLERE YANIT BU KİTABI İNDİRİP OKUMANIZ ÜMİDİYLE son yıllara yakın zamanda gerçekleşmiş olayların hepsi gerçek şahıs isimleri başkadır.Nasılda kuru ekmek ve i şkencelere maruz kaldıklarına bir bakın bakalım Sonra gelip din için birşey yapmıyorlar denilsin canını bu dine koyan insanları bari küçük görmeyin kitab için buyrun;


Kitabı indir oku

yazıları okumadan üstün körü sırf muhalif olsun diyerek cevap verenlere hak koyucağım artık Ya doğru düzgün okuyun öyle yazın aynı şeyleri sorup durmayın Yada hiç yazmayın okuyun.İslami konularda kişiselleştirme olmaz burda laylaylom yazmıyoruz.Müslüman ayetleri ve Resulu ve müslümanı bu kadarda anlamamazlıktan gelemez.Yazık..
hamzayurekli
Selamun Aleykum.....

''Muslumanın Muslumana olan Gorevlerınden bırı Selamlasmaktır''
Hadisi Şerif....

bence Kısıler ısıne gelen Hadısları ve Ayetlerı Alıp Konusmasından Baslasak Konuya bence Daha ıyı olur.....

Önce Selam verme Gorevınden sonra baslayın Sozlerınıze....

Önse SelamSonra Kelam....
Bacım Yazdıklarını okudum eywallah dıyorum sana baskada bısey demıyorum......

İstişare yapmayla hakkını helal etme konusu nasıl bı araya gelıyor anlamıs degılım.........

Ve Bu Foruma Ateistide Gelıyor Dınımızı Anlayıp Iman Etmek ısteyenlerde Gelıyor ...

Ve Ben Zaten Sızınle Aynı Saftayım Ama Dınımızı Bılmeyenlere Ogretme Amacıyla SuradaSızınleYapmıs Oldum SItısare olayını Bıle Cook gordunuz Helal Olsun Sıze.....

Veee Sadece sunu Soyluyorum Egerkı sıze gore az ıslamı dedıklerıneze oy vermeyıpde basımıza ıyıce ıdnsızlermı gelsın?....

Pekii Size Gore Az Dindan Bana Gore Sizin Gibi Veya Sizden Daha iyi Dindar Olan Muslumöan Kısılere Oy Vermekmı Dınsızlık........?....

Yoksa Hıc Oy Vermemekmı Dınsızlık?....

Ben Sahsen Arastırıyorum ve Gecmısını Bıldıgım Bı Partıye Oyumu Vermek ıstıyorum ve Suan En ıyı ismi ustunde Ak Partı ye verecegım ınsaallah heee ak partıden daha ıyı bı partı gelır bızde Oyumuzu Dinimiz,Dewletımız Ve Degerlı Mılletımız ıcın o Partıye Sewe Sewe Verırırız....

Ya Ben Size Sadece Su Lafı su Kelımeyı Soyluyorum vede Baska bısey Demıyorum.....

''Siz Nasıl iseniz o Şekil Yönetilirsiniz''

Ben Bu Sozu Defaatle Soyledı maNedenAnlam kıstemıyorsunuz anlamıs degışlım.....

Ve Benım Anladıgım kadarıyla Sız Yurt Dısında yasayan bı Turk Vatandasısnız....Yanılıyorumsam Affola...

onun ıcın turkıye ıcın bence en ıyı kararı verecek olanlar bızız ve ınsallah Rabbımız Hayırlı Erlerı Basımıza Gecırecektır.....

Bızler Once Kendılerımızı Degıstırelım Sonra Basımıza Gelecek olanı yanı hakkımızda Layık Olan kısıler Zaten Basımıza gelecektır...


Ve Hafızlı kKonusunda Benım hakkımda Neden o Sekıl yazdıgınızı Anlamıs Degılım....

Ben Acızane rabbıme Layık Olmaya Calısan Bı Kulum ...

He Hafızlık Konusunda rabbımın Acız kuluna Bır Lutfudur Ve Bende bu Konuyu Zıkredıyorsam Azıcıkda Olsa Rabbımın Vermıs Oldugu Lutufla Ovunmek ıstedıysem Kusuruma Bakmayın Artık....

Bence butun Muslumanalr Ovunmelıkı Dıger ınsanlara nazaran cunku rabbımın hıdayetıne layık olan kullarmısız....

HadıKardesım Sızde Bızde muslumanız Hepımız Musluman Bı Agızla yazıyoruz ve Bunu Bılmekde Faide Var....

Selametle....
arimseli
ALINTI(MehLiKA @ Apr 1 2007, 03:26 PM) *

(...)
Din ve DEMOKRASİ (tıkla)

arimseli bu linkede bakarsan iyi olur kardeş.

Sorularının cevabını alabilirsin hamza iyi okursan bu linkten.

Yok kardeş. Biz başka linke bakmıyoruz.
Uzun şeyler okumak isteseydik kitap alır okurduk.
smile.gif
Ahmet7
evet oy kullanmayalım iyisi kötüsü yok

hepsi aynı bunların

hepsi siyonistler desteğiyle gelir

kaizen
normalde bir müslüman her zaman şüpheden kaçmalı. şüpheli olan şeyi yapmamalı. mehlika kardeşimizin söyledikleri bana mantıksız gelmedi. en fanatik partizancılardan birisi olarak, bu yazıyı okuduktan sonra siyasetle ilgili şu ana kadarki görüşlerimi tekrar gözden geçirmeye karar verdim. bu konuyu araştıracağım inşallah. sonuçta müslüman şüpheli şeylerden kaçmalı.
arimseli
ALINTI(kaizen @ Apr 1 2007, 09:40 PM) *

normalde bir müslüman her zaman şüpheden kaçmalı. şüpheli olan şeyi yapmamalı. mehlika kardeşimizin söyledikleri bana mantıksız gelmedi. en fanatik partizancılardan birisi olarak, bu yazıyı okuduktan sonra siyasetle ilgili şu ana kadarki görüşlerimi tekrar gözden geçirmeye karar verdim. bu konuyu araştıracağım inşallah. sonuçta müslüman şüpheli şeylerden kaçmalı.

Burada şüpheli bir şey yok ki.
Oy vermediğinde "Tağuti" güçlere oy vermiş oluyorsun.
Bu kadar kesin yani.

Bu arada 'hepsinin siyonistlerin desteğiyle geldiğini' söyleyen arkadaş;
Lütfen böyle konuşarak "siyonistlere destek" olmayalım.
asiLDuA
arimseli yazdığımız yazılara biraz dikkat edelim AYET,SÜNNETULLAH,SİYER sunuyoruz hala gelmiş oy vermeyince taguti güçlere oy vermiş oluyorsun diyorsunuz...

Tagutun ne manaya geldiğini bilen bir topluluk olsaydı şuan zaten sen bu rejimde yöneltilmezdin..Ona yok buna yok diyediye boyun eğe eğe bir hal oldunuz.İslama boyun eğmek ne kadar zor değilmi ?

Molla sadrettin cumayı kılan millete şunu dedi KALKIN ÜLKENİZ İŞGALDE İKEN CUMA KILAMAZSINIZ ve millet cumaya gitmeyince rejim hemen el koydu..İstediklerini yapma yönünde..

Yani düşünki bir cumaya gitmeyince bile neler oluyormuş..Size ayet hadis yazıyoruz hala TAGUTA boyun eğerek oy ver diyosun Sen ve çevremizdekiler biraz gayret sarfetsek ALLAH ZAFERİ VERİCEKTİR BU AYETLE KATİDİR.Onun vaadinden ümit kesmekte neyin nesi sizinkine ANCAK ÜMİTKESMEK denilir.


Müslüman mücadeleci olmalı Allahu teala mücadele edilmesini istemekte Onlara boyun eğin demiyor..

Yüce Allah: "Ey iman edenler! Koruma tedbirlerinizi alın...** buyruğu, Muhammed (sav) ümmetinden ihlas sahibi mü´minlere bir hitap ve onlara kâfirlere karşı cihad ile Allah yolunda ve şeriatı himaye etmek uğrunda sa­vaşa çıkmak için bir emirdirŞanı yüce Allah, Allah´a itaat ile Rasûlüne itaati sözkonusu ettikten sonra, itaat ehli olan kimselere dini ihya etmek ve davasını yücelt­mek işini yerine getirmelerini emretti.[Nisa71 tefsir imam kurtubi]

Yani bu emri eda etmemiş kişilerce kurulan rejimi övmek yerine islama boyun eğmek gerekmezmi hala neyi savunuyoruz ?.Allahın sana emretti şeri hükümleri sen bu rejimde yapabilicekmisin ? yapmaya uygun kanun yasa varmı ? Allahın hükümlerini yüceltmeyi Allah kuluna müslümana emrediyor tamam o zaman bırakalım Allahın emrini geçelim batıl ile bir olalım yine müslümanız değilmi ?
Düşünceleriniz haktan yana olabilmesi ümidiyle.
hamzayurekli
ALINTI
Yok kardeş. Biz başka linke bakmıyoruz.
Uzun şeyler okumak isteseydik kitap alır okurduk.


bleh.gif


--------------------------------------------------------------------

Kardesım Mehlıka TamamHepımız Oy Vermeyelım Ne Olacak Elın Gavuru aldıgı &5 lık oyla ıktıdara gecıp ulkemız degerlı mallarını yesın dursun bıtırsın sonra musluman bı Yonetıcı Duzeltene Kadar belı cıksın oylemı olsun.....

Yaa Senı nDedıklerını Okuyoruz Ayetlerı Okuyoruz Amenna dıyoruz....

Ama benım sıze yazmıs oldugum hadıslerı sızler neden gormezlıkden gelıyorsunuz anlamıs degılım....


sıze Ne Dıyorum ben bakıyorum dıyorum ıncelıyorum dıyorum ve bu hukumetten daha dındar daha cok halkını dusunen bır yonetıcı cıksın ona verelım oyumuzu ama elde en ıyı olan bu....

neyse Bacım ben bakıyorum bızı sucladıgın seylerı kendın yapıyorsun onun ıcın bızım anlasıp aynı masada oturmamız mumkun olmayacak herhalde....

Siz %1.5 oy vermeye derwam.............


bız % 35 dewam......
arimseli
Ne varmış yazımızda. Medenice yazıyoruz işte.
Ayet, Sünnet ve Siyer yazmak kolay iş. Belki de en kolayı.
Tağut'un ne olduğu konusunda da epey saç ağartmışızdır hani.

Neyse...

Sorun, Oy vermeyince Tağut'a boyun eğmekten nasıl kurtulduğunuz.
Ve oy vermeyerek İslam'a nasıl boyun eğmiş olduğunuz..?

Tabi bu işin "oy verme" meselesi.

Bunun birde 'Tağuti bir düzende' yaşama meselesi var ki, ne sen sor ne ben cevap vereyim.

Basitçe örneklendirelim.

Bir Bakkal açacağınız zaman hangi kanunlara uymayı kabul ettiğinizi düşünün bakalım.

Dernek, Vakıf, Gazete, Dergi, Tv-Radyo, Yayınevi, Web Sitesi, Şirket işlerine girmiyoruz bak.
asiLDuA
hamza övdüğün hükümet İSRAİL VE ABDye ülkenden üs vermekte !

aa ne kadarda dindarr sende ne kadar komiksin...


ŞERİAT tan korkmak bu yazdıklarınız olsa gerek...
hamzayurekli
Yaa Mehlıka Bacım Kusura bakma Ama Lutfen Su At gozlugunu Cıkar Yaaaa....Vallaha uzuluyorum gercekten....

Yaaaa Muslumöanları Lıderı Dedıgımız bı Zamanlar Necmettın Erbakan Ulkesındekı Imam Hatıplerın Kapanmasına Vesıle Olan Tek Sahıstır....

Bız Boyle Bas Bas Bagırmadık Carsaf Carsaf Yazmadık Yok ben Hacomızın yuzunden Sadece Anadolu Unıvertısınden baska bı yere gıremıyorum demedık .....

Imam Hatıp Mezunu Oldugum ıcın Hıc Bır Ise alınmıyorum/eskısehırde) demeıdm ama sız yok ısraıle satıyor yok soyle yok boyle Israılıun Yok Olacagı bes Bellı Egerkı Bı Ulke Natoya Baglı ıse Nato Dewletlerıyle uyusmak zorunda yoksa halın IRAK Gıbı olur....

Sonra Şasa Dıye Bı Sanatcıları pop Strar Olur bayraklarında ALLAHu EKBEr Yazar Ama Bacımız yarı Cıplak Bı Sekılde bayraga Sarılır......

Neyse Mehlıka Herkez At Gozlugunu Cıkarsa Hersey Cozulecek..........

Musluman Degılmı Dıyorsun Egerkı Sen Tayyıp By'e Musluman Degıl Dıyorsan Yuh Sana Baskada Konusmayalım..........


Refah Partısı Donemınde Istanbul Buyuksehır Beledıye BAskanlıgını Yaparken Grurulanıyordunuz Bızım Adamımız Dıyordunuz sımdı ner oldu anlamadımkı hangı tavugunuza KIŞ dedı.........

neyse burda kısılerın dınını konusmıyalım Parayla ımanın Kımde Oldugu Bellı Olmaz Derler buyukler....

Ama gecmısını Bıldıgımız Imam Hatıop kokenlı Olan Recey Tayyıp Erdogan Beyfendıye ınanıyor Guvenıyorum.....

Selametle.......
hattab84
ALINTI(muhammed_talha @ Mar 30 2007, 12:29 PM) *

ALINTI
Demokrasi ile diktatörlük arasında ne kadar fark vardır? Demokrasinin beşiği kabul edilen İngiltere'nin başında kraliçe, Belçika'nın kral, Hollanda'nın başında kraliçe yok mu? Danimarka ve Lüksemburg da krallıkla idare edilmiyor mu? Bütün bu Batı ülkeleri demokrat sayılmıyor mu? Türkiye gibi ülkelerin başında da 550 padişah! Ve perde gerisinde malı götüren, hortumcu, yüzlerce gizli pâdişah da işin cabası! Yönetimin başında bir padişahın olduğu rejime diktatörlük, 550 padişah olan rejime de demokrasi mi denir? Demokrasi bu ise, "halkın idâresi" sıfatı bir kandırmaca değil midir? Komünist ülkeler de demokrat olduklarını söylüyorlar. Eski komünist Almanya'nın adı De- mokratik Almanya idi, Sovyetler Birliğinin adında yine Cumhuriyetler ibâresi vardı ve en iyi demokrasinin kendilerininki olduğunu söylüyorlardı. Birbirine zıt rejimlerdeki, birbiriyle çelişen sistem nasıl demokrasi oluyor? Bu ülkelerdeki halk, rejimlerini oy ile değiştirebilme haklarına sahip mi idiler? Avrupa'daki liberal demokrasi uygulamasında rejismlerin oy ile değişme ihtimali var mı?
35. Kur'an kavramları yerine, Batı literatüründeki kavramlar demokrasiden etkilenen müslümanları cezbediyor. Allah müslümanlara "niye demokrasiye inanmadın ve niye ona bağlı kalmadın?" diye sorar mı dersiniz? Peki, öyleyse soracağı şeyler, yani müslümanların Allah'a karşı sorumlulukları nelerdir?22/Hac, 78. âyete göre "müslüman" adını müslümanlara kim vermiştir? Allah'a teslim olan kişinin kimliği "müslüman" mı olmalı, "demokrat" mı, yoksa her ikisi birlikte mi?
36. "Hak, adâlet, zulüm, bey' at, şûrâ, meşrû ve gayrı meşrû, hizip/fırka/parti... gibi kavramların Kur'anî anlamları ile politik dildeki anlamları aynı mı? Bu Kur'anî kavramlar tahrif edilmiş midir? Edildiyse bunun sorumluluğu kimlere ve neye âittir?
37. Dinin değişkenleriyle, kesinlikle değiştirilemeyecek sâbit(e)leri, müslüman halk ve onlar üzerinde etkin ve yetkin kişilerce doğru tespit ediliyor mu? Demokrasinin bu konudaki rolü nedir? Kim, hangi konuda, nasıl değişebilir? Her değişme gelişme midir? İnkılâp ve hidâyet de dalâlet ve irtidat da bir değişme sayılabilir mi? Demokrasi, insanın ne yönde değişmesine katkıda bulunu(yo)r?
38. Meşhur ve büyük bir âlim: "Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni ve's-siyâseh" yani "Şeytandan ve politikadan Allah'a sığınırım" deme ihtiyacını niye hissetmiş olabilir? Aynı zât yine; "kendi partisinden olan şeytan, particiye melek gözükür; başka partiden melek de şeytan" deme ihtiyacını niye hissetmiştir? Bu ifadelerde doğruluk payı ne orandadır?
39. Tâğut, Allah'ın hükmüne alternatif olacak şekilde, halkın bu konuda egemen kabul ettiği Allah'ın dışındaki etkin her güç, rejim, ideoloji, put, şeytan veya insan demektir. Ve müslümanlar tâğutu reddetmek zorundadır. Bu red Kur'an açısından imanın şartı gibi görülmüştür (bkz. 2/Bakara, 256). "Seçimler, tâğutlardan bir tâğut beğenmek, Allah'ın indirmediği hükümlerle yönetecek bir insana Allah'ın hükmüne rağmen yetki vermektir" sözü yanlış ve ağır bir söz müdür?
40. Otuz beş senelik oyalanmaya rağmen, bunca İslâmî değişim ve dönüşümün en kolay yolunun demokratik yollarla gerçekleştirilebileceği iddia edilebiliyor. Müslümanların demokratik hayata kendi kurdukları partilerle din gibi sarıldığından bu yana Kur'an hükümlerinden tek bir tanesi bile bu yolla ikame edilebildi mi, bu yolda en küçük bir tâviz koparılabildi mi ki, bu ham hayal hâlâ sürdürülebiliyor, bu oyun için konu mankenliği rolü hâlâ kabul edilebiliyor?
41. Nakle ve akla göre çokluk veya çoğunluk, hakkın/doğrunun ölçüsü olabilir mi? Hak ve bâtılın ölçüsü Hakk'ın Kitabında vahiyle belirlenmemiş midir? Savunan tek bir kişi olsa bile eğer o hak ise ona tâbi olunması, bâtılın sahibi çok kişi olsa da onun terkedilmesi gerekmez mi? Peygamberler dâvetlerine tek kişi olarak başlamadılar mı? Bâtılı savunan çok kişi onlara karşı çıkmadılar mı? Peygamberler, demokrasiyi ölçü kabul etseydi kimin dediği geçerli olur ve doğru kabul edilirdi?
42. Râşid halifeler devrinde uygulandığı gibi, halifenin demokratik seçim sistemiyle değil; adına ehli hal' ve'lakd denilen seçkin kişilerin, toplumun görüşünü de alarak tespit ettikleri ve bey'at denilen özel bir seçim ve bağlılık sözü vererek halkın bu seçimi onayladığı, demokrasiye benzemeyen ve onunla bağdaşmayan kendine has bir sistem değil midir İslâm'ın yönetici seçimi? Buna rağmen demokratlaştırılan imamlar ve politikacılar niye Yunanlı filozofların hevâsından kaynaklanan demokrasi ile vahyin yön verdiği halifeliği eşit gösterme ihtiyacı duyuyorlar? Ayrıca bu, dinin siyasete âlet edilmesi değil midir?
43. Bey'at denilen özel bir seçim sistemi ve bağlılık sözüyle yöneticilerin işbaşına geldiği, Allah'ın indirdikleriyle hükmetmek demek olan adâletin temel ilke olduğu, şûrâya dayanan İslâmî devlet sisteminden, hilâfet ve şeriat iddiâ, ümit ve gayretinden vazgeçmenin adı, müslümanların yaşadığı ülkelerde "demokrasi" mi oluyor?
44. İnsanları Hakka ve hayra çağırmanın bedelini ödeyen; cihad, ilim ve takvâ sahibi biri ile; câhil, fâsık ve hatta kâfir bir avâmın ya da İslâm düşmanı birinin oyu eşittir. Halbuki avam, rüzgâr ne yönden kuvvetlice esiyorsa o yöne eğilen şuursuz kalabalıktır. Para, reklâm ve yalan vaatlerle kandırılmaya çok müsaittir halk. 51 câhilin 49 âlime, 51 koyunun 49 aslana gâlip sayıldığı ve bu gâlip sayılanlardan birinin başa geçirildiği bir zâlim ve aldatmacanın adı mıdır demokrasi?
45. Demokrasi gerçekten çoğunluğun iktidarı mıdır? Türkiye'de müslümanlar azınlık mıdır? Değilse niye Rum, Ermeni, Yahudi gibi azınlıklardan daha fazla baskıya mâruz kalıyorlar? % 34 oy alarak, hem de anayasayı değiştirecek şekilde iktidara gelen parti var ülkenin başında. % 66'nın durumu ne olmaktadır? 34 mü çok, 66 mı? Bir de sandığa hiç gitmeyen milyonları da iktidar partisine oy vermeyenler safında sayın. Sadece bu yaşanan güncel örnekten yola çıkarak cevap arayalım: Demokrasi, gerçekten halkın çoğunluğunun seçtiği yönetim midir?
46. Düzen, oy vermeyi, seçime katılmayı, kendi varlığı ve demokrasinin tümüyle yerleşmesi, halka iyice benimsetilmesi için zarûrî gördüğünden oy vermeyenleri, seçime katılmayanları cezâlandırıyor. İstiyor ki, her vatandaş, kendine yakın gördüğü bir partiye oy versin. Versin ki, demokrasi curcunası renkli bir şekilde tüm vatandaşları tahakkümü altına alsın. Niye her dört (veya en azından beş) kişiden biri, kanunen suç olduğu ve ceza gerektirdiği halde sandığa oy vermeye gitmiyor? Bunların isteğini, itirazını, küskünlüğünü, alternatifliğini hiç hesaba katmayan şey, nasıl halk idaresi oluyor da adına demokrasi deniliyor ve kendi iddiasıyla nasıl çelişiyor?
47. Oy vermeme özgürlüğü olmayışı ile demokrasi nasıl bağdaşır? Oy vermemek niçin suçtur? Düzen, muhâlif oylardan değil de, niye oy vermeyenlerden korkmaktadır? Demokrasi halkın çoğunluğunun yönetimi ise, değişik çevrelerin değişik zaman dilimlerinde yaptıkları anketler kesin bir şekilde gösteriyor ki, halkın % 70 civarındaki çoğunluğu, başörtüsüne kamusal alanlarda da özgürlük verilmesini istiyor. Hani, halkın çoğunluğunun yönetimi demekti demokrasi? Yoksa, halkın isteklerini bastırıp yönlendirmenin, halka rağmen uygulanan oligarşik uygulamaların adı mıdır demokrasi?
48. Biat denilen İslâmî seçim sistemiyle işbaşına gelmediği için görevini bırakıp çevresindeki âlim ve şuurlu kesim tarafından uzun uğraşlar sonucu iknâ edilip biat edilerek göreve getirilen 5. râşid halife unvânı verilen Ömer bin Abdulaziz örneğimiz var. Bu tavır gibi, meşrû yönetici olacak iman, takvâ ve ehliyete sahip kişilerin bile meşrû olmayan bur yöntemle kendisine verilecek yöneticilik emânetini üstlenmemeleri gerekirken, kendileri bu bâtıl usulle işbaşına gelmek istemeleri nasıl izah edilebilir?
49. İslâm'ın her şeyi kendine hastır. Ona gidilecek yolların da Rabbânî olması, netice kadar araçların da meşrû olması gerekmez mi? Batının dünya görüşü ve ulaşmak istediği hedefe doğru gitme aracı olan demokrasi vâsıtasıyla Batının gittiği yere, dalâlete ve bâtıl sona doğru yol alınmış olmaz mı?
50. Demokrasi virüsü girdiğinden bu yana, demokratikleş(tiril)miş halk, kurtuluşu İslâm'da, öze dönüşte, Asrı Saâdet'e benzemekte değil; Batıda, Batılılaşmada, Avrupa Birliğinde, Danimarka kriterlerinde görmüyor mu? İslâm'la bağları kesmek bir ideolojidir. Bu ideoloji, "içi dindar, dışı laik" bir kişilik ortaya çıkarıyor. Ve giderek insanlar yaşadığı ve göründüğü gibi inanmaya, yani inanmamaya başlıyor. Kendi tarihine, dinine ve hayat tarzına göre bir sistem kuran Batı, sadece kendi ülkesindeki insanları değil; bütün insanları bu sisteme uydurmaya çalışıyor. Müslümanlara İslâm'ı kendi ülkelerinde bile hâkim kılma gayretleri suç sayılırken, demokrasiyi dayatmaya kalkan Batılılar ve Batı yanlıları özgürlükten alabildiğine yararlanabiliyor. Bu çifte standart, sadece bu konuda mı görülüyor, yoksa demokrasi hemen her konuda çifte standarta sahip "münâfık" bir tip mi oluşturmaya çalışıyor?
51. Batılıların kendi tarihî kökleri, uygarlık ve dünya görüşlerinin gereği olarak kendi demokrasi anlayışlarını (bâtıl dinlerini) bütün dayaya ihraç etmeleri ve kötülüğü, zararı en az düzen olarak demokrasiyi görmeleri normal sayılabilir. Ama, İslâm'ın kendine has orijinal dünya ve devlet nizamı, hâkimiyet ve otorite, hak ve adâlet anlayışı ve mutlak doğruları olduğu halde Batı ve bâtıl değerler uğrunda mücâdele veren ya da en azından onların kılıcını kuşanan müslümanlara ne demeli? Ne demeli, kim demeli, nasıl demeli?
52. "Balans ayarlı demokrasi", "militan demokrasi", "alaturka demokrasi", "güdümlü demokrasi", "lastikli demokrasi" vb. olur; ama "İslâm demokrasisi" de olur mu? Biri beşerin ortaya attığı, hevâdan kaynaklanan yönetim tarzı; diğeri Allah'ın dininin adı. Bu ikisi nasıl birleştirilir? Birleştirilince ortaya çıkan sentez her ikisinin de dışında yeni bir üçüncü şey olmaz mı?
53. İslâm, tevhid dini olarak, temel inancın başında "lâ" prensibiyle küfürle, şirkle, tâğutla uzlaşmazlığı, onlardan farklılığı, ayrımı emredip onlara benzemeyi yasaklarken; Demokrasi, herkesle ve her şeyle uzlaşma rejimidir; uzlaşma, yozlaşma ve savrulma rejimi. Bunun sebebi, demokrasinin ve demokratların, "vahiy", "nass" gibi mutlak doğrulara sahip olmaması kadar, onlara müsâmaha bile göstermemesi midir?
54. Demokrasi, Batının putperest Yunan kültürüne dayanan ideolojisi, müşrik ve fâsık halkın hevâsı olduğuna göre, "Onların hevâlarına uyma!" şeklindeki Kur'an'ın ısrarlı uyarıları ve Fâtiha'nın ikinci bölümünde müslümanların günde kırk kere söz verme ve duâ mâhiyetindeki "dalâlet ehli hıristiyanların ve kendilerine gazap edilen yahûdilerin yolunun reddedilip peygamberler, sıddîklar, şehidler ve sâlihlerin yolu"nun hidâyet olarak kabullenilmesi nasıl telif edilecektir? Demokrasi, bu sınıflardan hangilerinin ortaya attığı ve yaşadığı yönetim ve yaşam biçimidir?
55. Değiştirme vaadiyle çıkıp kendileri değişenlerin rejimi midir demokrasi? Halkın istediği temel değişiklikleri yapmak yerine, egemen güçlerin halkın temel değerlerini değiştirme ve isteklerini yönlendirme şeklinde mi uygulanır? Yöneticiler halkın müslümanca isteklerini dillendirmekten bile çekindikleri durumda, nasıl olumlu değişimler beklenecektir?
56. Ve Ortadoğu ülkelerine BOP için model gösteriliyor Türk demokrasisi. Eyvah ki, eyvah! Afganistan ve Irak'a demokrasi götürme savaşından sonra, Ortadoğudaki tüm ülkeler, demokrasi ihrâcı artık bombalarla yapıldığına göre, 3. Dünya Savaşı demek olan Büyük Demokrasi Savaşını mı beklemeliler?
57. Demokrasinin dedesi, milât öncesinde yaşamış Yunan filozofları ve Yunan kültürü; babası da eski Atina ve Isparta yönetimidir. Dolayısıyla Rönesans ve Aydınlanma çağı, gericilik yaparak milat öncesine dönmüş ve unutulan demokrasiyi hortlatmıştır. Bu gerçeklerden yola çıkarak demokrasi çağdaş bir yönetim midir, yoksa gerici bir yönetim mi?
58. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan partiler ne kadar demokrattır? Parti içi demokrasisi ne kadar mevcuttur? Aday tespitinden, meclisteki parmak kaldırılacak konulara kadar gerçekten demokratik özgürlük işliyor mu? Parti başkanları, sadece halkın değil; başkanı olduğu vekiller ve kadroların başında bile diktatörlük mü yapıyor dersiniz? Kendi partisinde demokrasiyi uygulamayanların demokratlığı inandırıcı mıdır? Yoksa, partiden ülkeye her uygulama, yöneticilerin hevâlarına, menfaat ve çıkarlarına göre düzenleniyor da, demokrasi kavramı bu oyunu halka yutturmak için mi dillendiriliyor? Demokrasi, beşerî diktalara bir kılıf mıdır?
59. Demokrasi, konfeksiyoncu Batının biçip diktiği hazır elbiseyi giydirmek için kendine bağlı terzi kalfalarıyla halkın boyunun ölçüsünün alındığı işlemin adı mıdır?
60. Yeni dünya düzen(sizliğ)i, Büyük Ortadoğu Projesi, Haçlı Seferi, Siyonist hâkimiyeti, emperyalizm gibi dayatmalar, "demokrasi" ambalajıyla sunulduğuna göre, demokrasi dünya çapında fitne ve zulüm anlamına mı gelir?
61. Saf ve samimi mü'minlere sevap, cihad diye yutturulan demokrasi, parti, seçim... oltalarına takılan müslümanlar, oy vererek demokrasi rejimini zımnen de olsa kabullenmiş olmu- yorlar mı? Bu tavır, Allah'ın hükümleri dışında bir hüküm (câhiliyye hükmü) ve O'nun dışında ve O'ndan yetki almayan kanun koyucular seçmek anlamına gelmez mi? Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyeceği veya hükmedemeyeceği belli olanların hüküm etmelerine (hükümetlerine) yardımcı olmak değil midir? (bkz. 5/Mâide, 50)
62. Oy vererek demokratik görevini yapan kişi, kendi vekili olarak vekâlet verdiği şahsın yaptığı hüküm ve yasalardan, işlediği ve işlettiği haramlardan sorumlu mudur?
63. Büyük şehid, merhum Seyyid Kutub'un dediği gibi; "Bu dine sahip çıkanların şu gerçeği iyi bilmeleri gerekir. Bu din nasıl Rabbânî bir din ise, onun hareket metodu da tamâmen Rabbânîdir, esas tabiatına uygundur. Ve şurası bir gerçektir ki, bu dinin hakikatini, amelî metodundan ayırmak imkân hâricidir. "İslâm, öyle büyük bir nizamdır ki, onu vaz' eden Rabbimiz, gâyeyi gösterdiği gibi, vâsıtaları da göstermiştir. İnsan için Allah'a kulluk, ibâdet ve O'nun rızâsını kazanmak gâye olduğuna göre; bu nasıl olacak, hangi vâsıtalarla bu gerçekleşecek Kitab'ın hükümleri ve Rasûl'ün pratik uygulamalarıyla açıklanmamış mıdır?
64. Parti, İslâm' da olmadığına ve Batıdaki demokratik rejimlerin unsuru olduğuna göre, İslâm'da olmayan, İslâm'ın gayri meşrû kabul ettiği şeyle İslâm'a gidilemeyeceği gibi, İslâm'a hizmet de edilemeyeceği sonucu çıkarılamaz mı? Bir kimse meselâ İslâm'da içkinin olmadığını, bunun yasaklandığını bildiği (veya bilmesi gerektiği) halde, "içki içerek İslâm'ı getireceğiz, bununla İslâm'a hizmet edeceğiz" demesi ne kadar İslâm dışı ve saçma ise, "evet, İslâm'da parti yok, demokrasi peygamberlerin getirdiği veya onayladığı bir sistem değildir; ama bugünkü şartlarda biz bununla İslâm'a gideceğiz, bununla hizmet edeceğiz. En güzel yol budur" demesi de en az o kadar İslâm'a ve mantığa ters değil midir?
65. Hükümet olunabilir, ama iş devlet olmakta. İktidar olunabilir, ama iş muktedir olmakta. Davulun kimin elinde olması ö- nemli değil, önemli olan değneğin elinde olması. Çünkü davul dan çıkacak sesi, tokmağı elinde tutan tâyin edip yönlendirecektir. Hükümet, davulu tutar, tokmağı değil. Davulu taşıma yarışmasına katılmak yerine, tokmağı ele geçirmeye çalışmalı değil mi? Seçimlerin davul taşıyanları seçmek olduğu bilinmiyor mu? Tokmağın da derin devletin, anayasa, kanun ve partiler kanunu denilen beşerî hükümlerin ve Kemalistlerin elinde olduğu gör- mezden gelinmiyor mu? Seçilmediği halde sınırsız yetkileri ömür boyu süren egemen güçlerin, seçilmişleri devamlı kontrolleri ve denetimleri altında tut- tukları, şiir okumaya bile ceza verdikleri bir durumda demokrasi denilen çıkmaz sokaktan İslâmî ilkelere nasıl kapılar açılacaktır?
66. İnsanlar, milletvekili seçtiklerini zannederler, aslında birer sekreter seçmektedirler. Uygulatıcılar değildir seçilenler, uygulayıcıdırlar. Bir dâvâ partisi, hiçbir yerde iktidara gelemez. Gelmesi için gerçekten ve her yönden değişmesi, egemen güçlerin tehlikeli saymayacak şekilde onlardan yana olması gerekir. Demokrasilerde halk adına halkın seçtikleri hüküm koyar, kanun yaparlar. Ama kendi yaptıkları kanunları üçbeş sene geçmeden değiştirmeye çalışırlar. Demokrasilerde kanunlar yazboz tahtasıdır. Doğru, âdil diye kabul edilen kanunlar, birkaç sene sonra savunulamaz hale gelir. Bu durum, insanların yaptıkları kanunların yeterli, yanlışsız ve zamana dayanıklı olmadığını göstermiyor mu? 9/Tevbe, 31'e göre; "Allah'tan yetki almadan ve O'nun hükümlerine ters kanun koyanlar, rabliğe soyunarak kendileri tanrılık iddiâsında olan müstekbirler, onlara bu yetkiyi verenler de onları tanrılaştıran müstaz'aflardır" diyenlerin haklılık payı yok mudur?


ALINTI
Çoğu müslümanın, hatta partici ve partizanların meâlini ezbere bildikleri birkaç âyetten biri olan Mâide sûresinin meşhur âyetlerini tekrar düşünelim: "... Artık, insanlardan korkmayın, Ben' den korkun. Âyetlerimi az bir pahaya satmayın (hiçbir değerle değiştirmeyin). Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kâfirlerin ta kendisidir." (5/Mâide, 44). Seçeceği insanların, seçildiklerinde Allah'ın hükümleriyle (şeriatla) hükmetmeyeceklerini, isteristemez tâğutların yaptığı anayasanın ve rejimlerinin tek bir hususunu bile, dine (İslâm'a) uymasını isteyemeyeceklerini, dine dayandıramayacaklarını bildiği veya bilmesi gerektiği halde, karşı çıktıkları bir şeye "Allah haram kıldı" diye değil, "mevcut rejime zarar verir" diye karşı çıkanların, zâhiren küfrün hâkimiyetini kabullendiklerini bilerek, bu âyetin şümûlünden istisnânın, nasıl mümkün olduğunu izah etmelidir müslüman. Haksız tekfire gitmeden, kimsenin kalbinin yarılıp bakılamayacağına, niyetleri değil davranışları sorgulamak gerektiğine göre, âyetteki hükmün genel olduğunu, "Kim..." diye ifâde edildiğini; zâhire göre hükmederek partilere, seçilenlere ve tavırlarına bu âyet ışığında bakılmalı değil mi?
68. Küfre, küfrün kanunlarına, milletin kayıtsız şartsız egemenliğine (hâkimiyetine), milletvekillerinin Allah'ın kanunlarına rağmen kanun koymaya, yetkilerini Allah'tan almadan insanları idare etmeye kalkmalarına, farkında olmadan da olsa ilâhlık taslayıp tâğutluk yapmalarına rızâ göstermenin, sadece rızâ göstermekle de kalmayıp yardımcı ve sebep olmanın hükmü konusunda Kur'an ve Sünnete mürâcaat edilmeli değil midir?
69. "İyilikte ve takvâda yardımlaşın. Haram işlerde, günahlarda ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'tan sakının. Allah'ın cezâsı şiddetlidir." (5/Mâide, 2). "Şerre delâlet eden, sebep ve yardımcı olan o şerri yapan gibidir" hükmüne göre, tekrar düşünelim: Küfrün hâkimiyetine, tâğûtî kanunların tatbik edilmesine, düzenin devam etmesine oyuyla, sözüyle yardımcı olanların, küfrün hâkimiyetindeki veballere ortak olup olmayacakları yeterince düşünülüyor mu dersiniz? "Onlar, hâlâ câhiliyye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kimmiş Allah'tan daha güzel hüküm veren, hüküm koyan? Fakat bunu, gerçekten anlayış sahibi olan bir toplum bilir." (5/Mâide, 50). Yoksa, farkında olmadan veya olarak, İslâm nizamı gelsin diyerek veya demeyerek, câhiliyye hükümlerinin uygulanmasını mı istiyor bazı müslümanlar? Câhiliyye hükümleri uygulansın, ama müslümanlar veya müslüman zannedilenler eliyle mi uygulansın, bu mu isteniyor?
70. "Müslümanların çoğunlukla desteklediği bir veya bazen birkaç parti mutlaka olmalıdır. Müslüman yığınlar, mecliste demokratik usulle temsil edilemeyince, kontrol edilemez, tâkip edilip yönlendirilemez. Bu da, düzenin kontrol edemediği bağımsız gelişmeler, faâliyetler demektir." Bu görüşü, düzen bağlısı bazı Kemalist çevreler dillendiriyor. Dolayısıyla, parti vb. demokratik, uzlaşmacı, yasal, resmî, legal faâliyetlerden kimi saf beyinlerin iddia ettiği gibi kâfir güçlerin ciddî bir rahatsızlığı söz konusu değildir. Onlar istiyorlar ki, müslümanlar da beşerî kanunlara tümüyle uysunlar, o kanunlara uygun olarak parti ve teşkilat kursunlar, kontrolsüz faâliyet yaparak düzene temelden darbeler indirmeyi düşünmesinler. Fiilî cihad yolu böylece engellenmiş olsun. Müslümanlar, başörtüsü, İmamHatip gibi biriki insanî talep ile (onlar bile gerçekleşmiyor ya), yıllar yılı avutulsun. İstekleri, gündeme getirdikleri biriki teferruat kabilinden şeyden ileri gitmesin. Bunlardan yola çıkarak; "demokrasi ve particilik oyununun yasa ve yasaklarını Kur'an'ın tâğut dediği, bazı egemen güçler belirlemişler, figüranlar ve kuklalar arasında yeşil renklerin de bulunmasını, düzenleri açısından daha faydalı görmüş ve bunu lutuf gibi sunmuşlar" denilebilir mi?
71. Diyanet'in; düzenin koltuk değneği, can simidi olduğu gibi, sağcı ve yeşil renkli muhâfazakâr (neyi muhâfaza ettiği düşünülmeli), müslüman görünümlü partiler de düzenin ayakta kalması için şarttır. Çünkü muhâlefetini ve muhâliflerini kendi tespit eden rejim ve iktidarlar, devamlı olarak egemenlik ve iktidarlarını sürdürürler. Derin devlet, yeşil partiler eliyle düzeni kökten eleştiren müslümanları, ıslahatçı ve mevcut yapıyı koruyan muhâfazakâr tiplere dönüştürmek mi istiyor?
72. Kur'an, peygamberlerin tavrını da, bize örnek olması için, açıkça belirtiyor: "Celâlim hakkı için, Biz, her ümmete 'Allah'a kulluk/ibâdet edin ve tâğutlardan sakının' diye bir peygamber gönderdik..." (16/Nahl, 36). Düşünelim ki, Hz. İbrâhim, devrindeki tâğutlarla nasıl mücâdele etti? Putlara ve Nemrut'a karşı nasıl tavır aldı? İnsanları bu tâğutlardan nasıl sakındırmaya gayret etti? Firavun'a karşı Hz. Mûsâ'yı ve mücâdelesini bir göz önüne getirelim. Nemrut'un, Firavun'un emrine girmek isteyen, onların sarayına tâlip olarak onlara ve onların düzenine yardımcı olmayı düşünen bir peygamberin olduğu iddiâ edilebilir mi?
73. Eski bir şâirin bir şiirini hatırlayalım: "Muîni zâlimin erbâbı denâettir. / Köpektir zevk alan sayyâdı bîinsâfa hizmetten." (Zâlimlerin yardımcısı ancak alçaklar grubundandır. Çünkü insafsız avcıya hizmet etmekten zevk alan köpektir.) Bu şiirde başka şey kast edilebilir, ama İslâm'a göre "zâlim", "zâlime yardımcı olmak", "insafsız avcı" ve "köpek karakterliler" kimler olabilir? Ve yukarıdaki şiir, bu ölçüler içinde nasıl anlamlandırılır?
74. Müslümanlar çok oy oyununa gelmişlerdi: Devlete, rejime tâlip olmak ve bunun için Rabbânî mücâdele yapmak yerine; hükümete, beşerî rejimin idaresine tâlip olmuştu müslüman. Müslümanların çokça oy verdikleri partilerdeki insanlar yönetici olduklarında İslâm nâmına Kur'an'ın esasları doğrultusunda değişen bir tek şey olmuş muydu? Rejim devam etsin, küçük ıslahatlarla hatta takviye edilsin, ama yöneticiler namaz kılanlardan, eşleri başörtülülerden olsun demek, câhiliyye ve İslâm'ın hükümleri diye ikiye ayrılan hükümlerin hangisinin yanında olmanın göstergesidir?
75. Bir insanın veya teşkilâtın "biz peygamberlerden ve Peygamberimiz'den daha kolay, daha kestirme, daha rahat bir yol bulduk. O zâtlar İslâm devletine gitmek için memleketlerinden kovuldular, olmadık zulme, işkencelere mâruz kaldılar, tâğutlarla, maddî güçleri çok az olduğu halde savaştılar, putlara ve tâğutlara boyun eğmemek için nice tehlikelere atıldılar. Biz ise çok daha kolay yol biliyoruz. Onlar bilememişler. Veya bu devirdeki bu tür kolaylıkların bir benzerini onlar yapmamakla hata etmişler..." dese, bu sözleri söyleyenlere tepkiniz ne olur? Peki, bunları diliyle söylemeyip davranışlarıyla söylüyorlarsa?
76. Düşünün, sizi temsil ettiğini söyleyen bir boksör ringe çıkıyor. Karşı taraf, bunun kazınılması gereken bir maç olduğu bilinciyle ha bire yumruklarını indiriyor. Sizi temsil iddiasındaki boksör "gerginlik olmasın, kavga olmasın, rakip boksör benden rahatsız olmasın" diyor. Sormazlar mı adama: "öyleyse niye boksörlüğe tâlip oldun, niçin maç için ringe çıktın?" Yine, Kur'an ışığında cevaplanması gereken bir soru: Rakipleri, başka ideoloji ve dâvâ mensupları, bir müslümandan ne zaman memnun ve râzı olur?
77. Kâfirler, düzenbazlar, müslümanların da ancak kendi istedikleri sahada, kendi istedikleri metotlarla mücâdele etmelerini istiyorlar. Halbuki İslâm'da savaşlar, kâfirlerin değil, müslümanların istediği sahalarda kabul edilir. Her çeşit İslâmî mücâdele ve hizmetlerin esasları, ancak müslümanların istediği şekillerde ve İslâmî esaslara göre tanzim edilir. Bugün ise, Firavunların tesbit ve müsâade ettiği, yönlendirdiği, sınırlarını çizdiği sahada mücâdele ve çalışmayı tercih eden müslümanlar, Firavunlara açıkça cephe almadan, onları nasıl alt edeceklerdir?
78. İslâm'ın istediği devlet olmadığında, eğer İslâm'ı temsil iddiâsındaki müslümanlarla küfür düzenleri arasında uzlaşma ve düzenin emrine ve hizmetine girme varsa, devletin istediği İslâm(!) olacak, bu tip İslâm, tâğutların yönlendirdiği, Amerikanvari özellikler taşıyacaktır, tevhîdî özellik değil. "Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet. Onların arzularına uyma. Allah'ın sana indirdiği Kur'an hükümlerinin bir kısmından seni şaşırtırlar, vazgeçirirler diye kendilerinden sakın. Eğer onlar, hükümleri kabulden yüzçevirirlerse bil ki Allah, onların bazı günahları sebebiyle onları cezalandırıp, başlarına bir musîbet getirmek istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fâsıktır." (5/Mâide, 49). Demokrasiler, devletin istediği İslâm(!) anlayışı ve düzene uygun müslüman(!) oluşturmaya mı çalışıyor? Bu oluşturmada politik tavır ve sulandırılmış takıyye anlayışının gereği ve sonucu nedir?
79. "Dünyanın mü'mine zindan, kâfire cennet (gibi) olması" İlâhî bir tecellî olduğu halde, partilerin en önemli derdi; ekonomi, işsize iş, aşsıza aş... Efendimiz (s.a.s.) Mekke'de tâğutlarla mücâdele edip, sadece Allah'a kulluğa dâvet ederken, Mekke'li muhâtaplarına dedi mi ki: "Beni lider kabul edin, ben sizin yollarınızı onarayım, açları doyurayım. Bakın Mekke halkı fakir. Bu ülkenin kalkınması lâzım. Bu da şu şekilde olur... Kalkınma, fakirlikten kurtulma, büyük Mekke devleti olmak için şunları yapmak lâzımdır..." gibilerden herhangi bir söz söyledi, müşrik yöneticilere akıl vermeye çalıştı, müşrik devletin idâresiyle uğraştı, veya o idareye o şekliyle tâlip oldu mu? O günkü çalışma, iş, dünya şartlarını ıslah edeceğini mi vaad etti, yoksa çile, eziyet, işkence ve savaş mı, sabrı gerektirecek zorluklar ve karşılığında cenneti mi vaad etti? İnsanları neye çağırdı?
80. "Yoksa onların, dinden Allah'ın izin vermediği şeyleri dinî kaide kılan ortakları mı var? Eğer azâbı erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Şüphesiz zâlimler için can yakıcı bir azap vardır." (42/Şûrâ, 21) Bid'atin târifi: Dine, Peygamberimiz'den sonra sokulan herhangi bir şeydir. "Kim bu dinde olmayan bir şeyi ihdas ederse, o şey merduttur, reddedilir. Her bid'at dalâlettir ve her bid'at ehli cehennemdedir." (Müslim, Cum'a 43, hadis no: 867). "Asrımızın en büyük bid'atlerinden biri particiliktir" yorumuna ne denilir? Kâfirler tarafından Batıdan, önce Türkiye'ye, oradan da BOP sâyesinde İslâm âlemi denilen tâğutların hâkim olduğu Ortadoğu ülkelerine dayatılacağı gibi; müslümanlık adına, halka ve hakka hizmet diye takdim edildiğinden tehlikesi büyük bir bid'attır" sözü doğru olabilir mi?
81. Sosyalist Parti, Komünist Partisi... olur da, "İslâm Partisi" niye olmaz? Bırakın İslâmî partiyi, İslâmî biriki teferruat kabilinden şeyi küçük harflerle gündeme getirdiği için partiler niye kapatılır? Demek ki ipin ucunu ellerinde tutanlar İslâm'ın adının bile anılmasına, biriki prensibinin bile uygulanmasına tümüyle kapalılar. Öyleyse, müslümanın İslâm'dan başka gâyesi, O'nun hâkim olmasından başka kesin çözüm önerisi olamayacağına göre, müslümanlar bu oyunda hep nesne olmaya, piyon ve figüran olmaya mı istekliler?
82. Partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğu, yani tüm partiler demokrasi ananın çocukları sayıldığına ve partiler kanununda belirtilen özelliklere sahip olmak zorunda olacaklarına göre, hepsi düzenin devamı ve güçlendirilmesinden yana olduklarına göre, partiler arasında ne kadar fark vardır? Bugüne kadar iktidara gelen veya koalisyona katılan partilerin icraatları gerçekten birbirinden çok mu farklı idi? Bazı küçük farklar özellikle İslâm ve Müslümanları ne kadar etkiliyordu?
83. Seçim öncesinde propaganda ve benzeri etkinliklerle insanların önemli bir kesimi parti değiştirebiliyor. Zaten bu değişiklik için partiler büyük bütçeler ayırıyor. Partisini değiştiren insanda gerçekten bir din değiştirme gibi radikal bir değişim mi oluyor? Yoksa futbol takımı taraftarlığını değiştirmek gibi bir şey mi? Daha önce başka partiden vekil olanlar diğer seçimde başka partiden nasıl aday oluyor? Seçildikten sonra bazı milletvekilleri niçin ve nasıl parti değiştiriyor? Bunlar, partiler arasında ciddi bir fark olmadığını göstermiyor mu?
84."Ebû Cehiller, yani Peygamberimiz zamanındaki Mekke ve civarındaki müşrik yöneticiler de demokrattı" denilebilir mi? Peygamberimiz'e "istersen biriki sen, biriki sene de biz Mekke'yi yönetelim" dedikleri için değil sadece. Ebû Cehil ve benzeri etkin kişilere göre, Mekke halkı serbestçe seçim yapabilir, 360 kadar aday puttan birini seçip ona tapabilirdi. Bu konuda hiçbir zorlama ve dayatma yapmıyorlardı. Tabii ki, onların da özel durumları vardı: Değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek kutsallarına müdâhale edilemez, hatta dil uzatılamaz idi. Bunların en başında putçuluk, kutsal saydıkları heykeller, puta tapma geliyordu. Ama, herkes özgürce ve demokratik şekilde putlardan (tâğutlardan) birini seçip istediği şekilde şirk koşabilirdi. Aynı özgürlük çağdaş câhiliyyede de vardır: Zulümlerden zulüm beğenebilir, tâğutlardan bir tâğut seçebilir insan, günümüzdeki çağdaş demokrasilerde. Hakkını yemeyelim: Tavuklara kümeslerini ve kurtlarını seçme hakkı verir demokrasi. Hileli yollarla da olsa, halka zindan ve gardiyanlarını seçme hakkı tanır. Bu gerçeklerden yola çıkarak, câhiliyyenin eskisi ile modern ve çağdaşı arasında mâhiyet farkının olduğu iddia edilebilir mi? "Küfür cephesinde yeni bir şey yok" denilebilir mi?
85. Teslim olmadan, bir rabbe kul olmadan yapamadığı görülen insanın, teslim olmaması değil; kime ve neye teslim olacağı ile ilgili tercihleri söz konusudur. İnsan, "kendi hevâsına mı, başkalarının (çoğunluğun) hevâsına mı, yoksa Allah'a mı teslim olmalıdır?" Hayat, kendisine hayat verene teslim olmanın dışında nasıl anlam kazanacaktır? Teslim olamadan yapamayan insan, en güvenilir (el-Mü'min)e teslim olmadan nasıl huzura kavuşabilir?





Bu yazının okunulması gerekiyor diye düşünüyorum özellikle oy verme konusunda olumlu düşünen kardeşlerim eger gerçekden saglıklı yorumlar yapmak istiyorlarsa bu yazıdaki sorulara cevap bulsunlar ben o zaman oy verecegim İNŞALLAH ve istedikleri partiye fool.gif clapping.gif
asiLDuA
hamza bu konuda yeterince cahilliğin yetmiyormuş gibi birde at gözlüğünü çıkar yaa acıyorum diye hitap ediyosun.Senin neyine gelip siyaset yapmak..Seçtiğin kelimelere bir dikkat et iman gözüyle dünyaya bak sonra gel ahkam kesS.Birde hafız olucaksın HAHA AYNI SAFTAYIZ yazıyosun birde yahu sen kimsinn seninle aynı safta olmak kim sinirlendirmeyin insanı hitaplarınıza dikkat edin.Medya lafızlarından uzak az islami lugat kullan kullanabilirsinde değilmi ? ha gayrett...
arimseli
ALINTI(hattab84 @ Apr 2 2007, 12:06 AM) *

(...)
Bu yazının okunulması gerekiyor diye düşünüyorum özellikle oy verme konusunda olumlu düşünen kardeşlerim eger gerçekden saglıklı yorumlar yapmak istiyorlarsa bu yazıdaki sorulara cevap bulsunlar ben o zaman oy verecegim İNŞALLAH ve istedikleri partiye fool.gif clapping.gif

Yok okuyamayık gardaş. Bizim kimseye oy verdirmek gibi derdimizde yok hani.
Kendi fikri olan varsa yazar.
Daha önce de dediğimiz gibi kitap okumaya ayrı zaman ayırıyoruz.
hamzayurekli
Hattap Kardesım Arimseli KLardesımız Mehlıka Bacımıza Soyle Bısey Demıstı ust Katlarda Eger uzun Yazı Okumak ısteseydık kıtap okurduk......

Ben Dıyorumkı Hattap Bu Arımselı Kardesımız cook Dogru demıs sen ne dersın....?

Ve Sen bır Mukellefsın neye ne zaman nasıl bır sekılde vereceghını bız soylkeyemeyız kı sen bır hattap olmusun artık..........

Diimii....

hadı Bakalaım Pozıyyon zengınlıgı yapmadan konu kapansın ısteyen ıstedıgıne versın hanı demıyorlarmı kısler lkendı bacagından asılırmıs.........


Kendı Bacaklarından Asılan Kardesler Dıkkat Edın Kapalı Yerde AstırınKendınızı Cunku Kokununz Komsularınızı Rahatsız Edebılır..........


Hadı hayırlı gecelelr Baba Kacar............


Sıze Hayırlı traslar Bogazım Cook Agrıyor bı Ihlamur Demlıyımmm...
asiLDuA
arimseli istesin ben ona kitap linkide veririm yeterki istesin hiç mühim değil ama uzun diye okumazsa o ayrı mevzu smile.gif)

arimseli gelll sana kitap hediye edicemmm lütfennnn illaki kitap vericem sana .))))
hamzayurekli
neo mehlıka reklam arasınamı gırdın...?..

arimseli
ALINTI(MehLiKA @ Apr 2 2007, 12:18 AM) *

arimseli istesin ben ona kitap linkide veririm yeterki istesin hiç mühim değil ama uzun diye okumazsa o ayrı mevzu smile.gif)

arimseli gelll sana kitap hediye edicemmm lütfennnn illaki kitap vericem sana .))))

Bizim kitaptan yana sıkıntımız yok hamdolsun.
Ama forumlarda kendi fikirlerini yazabilecek eleman bulma sıkıntımız epeyce. Kendi fikirlerini yazacak eleman vereceksen düşünürüz.
lac.gif
asiLDuA
arimseli Kendi fikirlerimizi zaten yazıyoruz bu kadar taş atmana ne luzüm var smile.gif Ayet ve hadisleri kopy ediyoruz sadece durum mevzu bu smile.gif Allah Allah bayağı bir rahatszsınız bakıyorumda yazılarımızdan..kopy edilicek şeyleri yeri geldiğinde ediyoruz ama sizlere cevap verirken kopy etmiyoruz demek onlarıda öyle sanıyorsunuz smile.gif
Ulukoca
Konuya biraz geç dahil oldum ama kusura bakmayın, ayrıca tüm mesajları okumam tabi ki de çok zor olurdu. O nedenle asli konuyla ilgili düşüncelerimi belirteyim.

Kardeşlerim; oy vermek sadece kanunen verilmiş bir hak, bir görev değildir. Oyların önemi tahmininizden de büyüktür. Örnek verecek olursak, şu an ki hükümete oy vermiş tüm kardeşlerimiz ırak'ta ki akan kandan sorumludur. Bu ülkeyi üçbuçuk çapulcuya, haçlıya köle yapmalarından sorumludur.

Oy vermeyeceğim demek çok daha büyük bir sorumluluktur. Elinizde sorunların çözümünde katkısı olabilecek bir güç bulunmaktadır. Eğer onu kullanmazsanız, yanlış kişlere oy verenlerden hiçbir farkınız kalmaz. Oy hakkınızı kullanın, şu ya da bu partiye demiyorum ama kullanın.

Oy vereceğiniz kişilere sizler kefil oluyorsunuz, ona göre düşünün ve oy verin. "Allah'ım benim oy verdiğim kişiye kefilim, onun yaptığı her işten sorumlu olmayı kabul ediyorum" diyorsunuz her verdiğiniz oyda. O nedenle kullandığınız oyları da, içi boş nutuklar ya da bir akrabanızın işe alınması, bir altın veya buna benzer dünyalıklar için değişmeyin. Her kullandığınız oyun ahirette hesabı sorulacak, bunu düşünün.

Ehven-i şer diye attığınız partilerin yaptığı tüm hatalı işlerden yine siz sorumlu olacaksınız, unutmayın. elinize alın oy pusulasını ve araştırın (seçim öncesi tabi) küçük büyük demeyin, barajı geçer geçmez demeyin, gerçekten güvendiğinizi bulana kadar araştırın.

biraz uzun olduysa kusura bakmayın,

Saygıalrımla

TEVHİD
ALINTI(Ulukoca @ Apr 2 2007, 03:34 AM) *

Konuya biraz geç dahil oldum ama kusura bakmayın, ayrıca tüm mesajları okumam tabi ki de çok zor olurdu. O nedenle asli konuyla ilgili düşüncelerimi belirteyim.

Kardeşlerim; oy vermek sadece kanunen verilmiş bir hak, bir görev değildir. Oyların önemi tahmininizden de büyüktür. Örnek verecek olursak, şu an ki hükümete oy vermiş tüm kardeşlerimiz ırak'ta ki akan kandan sorumludur. Bu ülkeyi üçbuçuk çapulcuya, haçlıya köle yapmalarından sorumludur.

Oy vermeyeceğim demek çok daha büyük bir sorumluluktur. Elinizde sorunların çözümünde katkısı olabilecek bir güç bulunmaktadır. Eğer onu kullanmazsanız, yanlış kişlere oy verenlerden hiçbir farkınız kalmaz. Oy hakkınızı kullanın, şu ya da bu partiye demiyorum ama kullanın.

Oy vereceğiniz kişilere sizler kefil oluyorsunuz, ona göre düşünün ve oy verin. "Allah'ım benim oy verdiğim kişiye kefilim, onun yaptığı her işten sorumlu olmayı kabul ediyorum" diyorsunuz her verdiğiniz oyda. O nedenle kullandığınız oyları da, içi boş nutuklar ya da bir akrabanızın işe alınması, bir altın veya buna benzer dünyalıklar için değişmeyin. Her kullandığınız oyun ahirette hesabı sorulacak, bunu düşünün.

Ehven-i şer diye attığınız partilerin yaptığı tüm hatalı işlerden yine siz sorumlu olacaksınız, unutmayın. elinize alın oy pusulasını ve araştırın (seçim öncesi tabi) küçük büyük demeyin, barajı geçer geçmez demeyin, gerçekten güvendiğinizi bulana kadar araştırın.

biraz uzun olduysa kusura bakmayın,

Saygıalrımla





Selamün aleyküm kardeşim

Oy verin diyorsunuz.Bendeniz artık vebal almak istemiyorum.Zira güvenip te oy verdiklerimiz ortada.Şu anki partilerin hiçbirini oy verecek niteliklere aiz olduklarını düşünmüyorum.Eğer seçim arifesinde güvenebileceğim bir parti bulabilirsem belki...

Siz açıklamanızda oy vermek ve vermemek hususuna dikkat çekerken " gerçekten güvendiğinizi bulana kadar araştırın. " diyorsunuz ama " Ehven-i şer diye attığınız partilerin yaptığı tüm hatalı işlerden yine siz sorumlu olacaksınız, unutmayın. " da diyorsunuz. Bu durum ki ucu kekin bıçak gibi.



Selam ve dua ile
Ulukoca
ALINTI
Selamün aleyküm kardeşim

Oy verin diyorsunuz.Bendeniz artık vebal almak istemiyorum.Zira güvenip te oy verdiklerimiz ortada.Şu anki partilerin hiçbirini oy verecek niteliklere aiz olduklarını düşünmüyorum.Eğer seçim arifesinde güvenebileceğim bir parti bulabilirsem belki...

Siz açıklamanızda oy vermek ve vermemek hususuna dikkat çekerken " gerçekten güvendiğinizi bulana kadar araştırın. " diyorsunuz ama " Ehven-i şer diye attığınız partilerin yaptığı tüm hatalı işlerden yine siz sorumlu olacaksınız, unutmayın. " da diyorsunuz. Bu durum ki ucu kekin bıçak gibi.

Selam ve dua ile


Aleykümselam kardeşim,

Sayın Tevhid, evet oy kullanmak iki ucu keskin bıçak gibidir. Çünkü sizin seçeceğiniz partiye her konuda kefil olmuş oluyorsunuz ve bu yüzden yaptığı her türlü iyi ya da kötü işten sizlerde sorumlu durumdasınız.

Oy vermemek daha büyük bir vebaldir, sorunların çözümüne bir katkınız olabilcek tek şey oy kullanmak. Siz bunu kullanmazsanız bu sefer de bu fırsatı değerlendirmediğiniz için vebal altında kalırsınız.

Şimdi ben şu partiye oy atın gibisinden bir "çiğlik" yapmayacağım. Dediğim gibi, hangi partilerin olduğunu bulun ve hepsini tek tek araştırın, ölçün biçin ona göre karar verin. Heralde ıraktaki, filistinde ki yaşamdan daha kolay olacaktır, birkaç saatinizi bu işe ayırmak. Ayrıca küçük büyük gözüyle partilere bakmayın, eğer doğruysa bir parti oy vermezseniz suçlu duruma düşersiniz. Unutmayın, başarıya ulaşmak için çabalanır ama zaferi Allah verir. Osmanlı bile dörtyüz çadırdan oluşmuştur.

Oy kullanmak belki de bir müslüman için en zor bir görev. Çünkü namaz, oruç vb. kişisel sorumluluklardır ama oy vermek dünya siyasetini değiştirmek anlamına gelir. Eğer yanlış kişilere oy verilirse hem müslüman olan hem de müslüman olmayan milyarlarca insanın hakkı geçecektir. Hangi biriyle helalleşebileceğiz?...

Saygılarımla
arimseli
ALINTI(Ulukoca @ Apr 2 2007, 03:34 AM) *


(...)
Kardeşlerim; oy vermek sadece kanunen verilmiş bir hak, bir görev değildir. Oyların önemi tahmininizden de büyüktür. Örnek verecek olursak, şu an ki hükümete oy vermiş tüm kardeşlerimiz ırak'ta ki akan kandan sorumludur. Bu ülkeyi üçbuçuk çapulcuya, haçlıya köle yapmalarından sorumludur.
(...)


Tabi bu sizin fikriniz.
Biz Irak'ta dökülen kandan üzüntü ve sorumluluk duyuyoruz ama bu, şu anki Hümümet'e oy vermişliğimizden değil, Müslüman ve İnsan olarak maruz kaldığımız çaresizliğimizdendir.

Ülkenin "üçbuçuk çapulcuya ve haçlıya köle yapılması" görüşü ise tamamen sizin hamasetinizden kaynaklanıyor.

"Oy kullanılmalıdır" şeklinde ki görüşlerinize katılıyoruz.
Ulukoca

ALINTI
Tabi bu sizin fikriniz.
Biz Irak'ta dökülen kandan üzüntü ve sorumluluk duyuyoruz ama bu, şu anki Hümümet'e oy vermişliğimizden değil, Müslüman ve İnsan olarak maruz kaldığımız çaresizliğimizdendir.

Ülkenin "üçbuçuk çapulcuya ve haçlıya köle yapılması" görüşü ise tamamen sizin hamasetinizden kaynaklanıyor.

"Oy kullanılmalıdır" şeklinde ki görüşlerinize katılıyoruz.


Sayın arimseli, birincisi ben hamaset edebiyatı yapmam o nedenle o sözünüzü iade ediyorum. İkincisi ise ırak'ta ki olaylar da Türkiye, bizler çaresiz değiliz. Eğer gerçekten dürüst politikalar güdülseydi ne ABD buraya gelebilirdi, ne de bu kadar masumun kanına girebilirdi. Maalesef müslüman gözüken bir iktidarı müslümanların dökülen kanına ortak ettiler ve birileri de bunu kabul etti.

"Oy kullanılmalıdır" şeklindeki göürşüme katıldığınız için teşekkür ederim; ancak ben sadece oy kullanılmalıdır demedim, siz okudunuz ama başka arkadaşlar okumamış olabilir yazımı. Oy verdiğiniz partiye herşeyiyle kefil olduğunuzu, başbakan olarak görmek istediğiniz insanın her yaptığı işe ortaklığı kabul ettiğinizi ve böylece onla beraber sorumluluğu da kabul ettiğinizi belirttim. Yani Ahirette verdiğimiz oyların hesabını da vereceğiz...

Saygılarımla
TEVHİD
Selamün aleyküm Ulukoca Kardeşim

Heralde ıraktaki, filistinde ki yaşamdan daha kolay olacaktır, birkaç saatinizi bu işe ayırmak.

Bendenizin sorunu birkaç saati ayırıp ayıramamak değil.Allah için üşenmem de. Yalnız ne kadar araştırırsak araştıralım sonuç yine aynı çıkıyor.İktidara gelinince Allah için verilen sözler havada kalıyor.AMELLER NİYETLERE GÖREDİR Ayet. Ben ah almamak niyetiyle oy vermeyeceğim diyorum.Ama son anda ne olur?Allah bilir.Niyet hayır akibet hayır olur inşallah kardeşim.

Selam ve dua ile
kaizen
bu konuda ayrımda kalmış olmakla beraber şunları da söylemek istiyorum. şu at gözlüğü muhabbeti en sinir olduğum şeydir. karşıdaki insanın düşüncesini beğenmediğimiz zaman ona hemen bir at gözlüğü takıyoruz. oysa bunu söyleyenler asla at gözlüğü takmazlar(?).

akp'nin kuruluş hikayesini iyi araştırmak gerekir. sülalemin %98'i akpcidir. soruyorum neden oy verdiniz diye.

1) erbakan yaşlandı, genç dinamik birisi lazım (sanki 5 km maraton koşusu yapılacak da birinci gelen başbakan olacak)

2) erbakan sert demeçler veriyordu, tayyip biraz daha yumuşak. onlar gibi (ab, abd...) davranmadığı müddetçe asla iktidarda tutmazlar, indirirler. tayyip, gücü tamamiyle eline geçirdikten sonra ülkeyi müslümanca yönetecek. (peki adama sormazlar mı göründüğün gibi olmamak münafıklığın alameti değil mi diye. Peygamber Efendimiz'e (SAV) gelip demediler mi seni Mekke'nin başına geçirelim ama bu davandan vazgeç. Peygamber Efendimiz de (SAV) demedi mi "bir elime güneşi bir elime ayı verseniz yine de davamdan vazgeçmem" o zaman haşa Peygamber Efendimiz'in (SAV) yaptığı yanlıştı. onlardanmış gibi davranıp ülkeyi yönetebilirdi. ama yapmadı. çünkü o münafıklığın alametidir.

kaldı ki verilen tavizler sonucunda Türkiye diye bir şey de kalmayacak ama gören yok.)

3) imam hatipler, Kuran Kursları ve başörtüsü önündeki engeller kalkacak (hangisi yapıldı? hangisi için adam gibi bir karar alındı? tam tersi Selimiye Camisi'nin Külliyesi 50 yıldır onarılamazken, cami için vatandaş kendi cebinden öderken akdamar kilisesi için 4 trilyon para gönderilmedi mi?)

bu maddeleri 50'ye kadar da çoğaltmak mümkün de yeri değil, konu başka. merak eden arkadaşlara akpnin kuruluşunu aşama aşama anlatabilirim.


oy verme meselesini bir tarikata mensup arkadaşıma sordum. o da hocalarının oy kullandığını, kendilerinin de ona tabi olduğu için oy kullandıklarını, aslında oy kullanılmazsa tağuta destek verileceğini söyledi. bu arada şunu söyliyim o hoca, cia'nın hocası değil, şeriatı bilen yaşayan birisi.

seçimlere daha var. düşünmek için de fırsatım var belki smile.gif ama yine de o zamana kadar kararsız kalırsam mutlaka oy vermemeyi, yani şüpheli olan şeyi yapmamayı seçeceğim.

TEVHİD
ALINTI(kaizen @ Apr 2 2007, 02:12 PM) *

bu konuda ayrımda kalmış olmakla beraber şunları da söylemek istiyorum. şu at gözlüğü muhabbeti en sinir olduğum şeydir. karşıdaki insanın düşüncesini beğenmediğimiz zaman ona hemen bir at gözlüğü takıyoruz. oysa bunu söyleyenler asla at gözlüğü takmazlar(?).

akp'nin kuruluş hikayesini iyi araştırmak gerekir. sülalemin %98'i akpcidir. soruyorum neden oy verdiniz diye.

1) erbakan yaşlandı, genç dinamik birisi lazım (sanki 5 km maraton koşusu yapılacak da birinci gelen başbakan olacak)

2) erbakan sert demeçler veriyordu, tayyip biraz daha yumuşak. onlar gibi (ab, abd...) davranmadığı müddetçe asla iktidarda tutmazlar, indirirler. tayyip, gücü tamamiyle eline geçirdikten sonra ülkeyi müslümanca yönetecek. (peki adama sormazlar mı göründüğün gibi olmamak münafıklığın alameti değil mi diye. Peygamber Efendimiz'e (SAV) gelip demediler mi seni Mekke'nin başına geçirelim ama bu davandan vazgeç. Peygamber Efendimiz de (SAV) demedi mi "bir elime güneşi bir elime ayı verseniz yine de davamdan vazgeçmem" o zaman haşa Peygamber Efendimiz'in (SAV) yaptığı yanlıştı. onlardanmış gibi davranıp ülkeyi yönetebilirdi. ama yapmadı. çünkü o münafıklığın alametidir.

kaldı ki verilen tavizler sonucunda Türkiye diye bir şey de kalmayacak ama gören yok.)

3) imam hatipler, Kuran Kursları ve başörtüsü önündeki engeller kalkacak (hangisi yapıldı? hangisi için adam gibi bir karar alındı? tam tersi Selimiye Camisi'nin Külliyesi 50 yıldır onarılamazken, cami için vatandaş kendi cebinden öderken akdamar kilisesi için 4 trilyon para gönderilmedi mi?)

bu maddeleri 50'ye kadar da çoğaltmak mümkün de yeri değil, konu başka. merak eden arkadaşlara akpnin kuruluşunu aşama aşama anlatabilirim.


oy verme meselesini bir tarikata mensup arkadaşıma sordum. o da hocalarının oy kullandığını, kendilerinin de ona tabi olduğu için oy kullandıklarını, aslında oy kullanılmazsa tağuta destek verileceğini söyledi. bu arada şunu söyliyim o hoca, cia'nın hocası değil, şeriatı bilen yaşayan birisi.

seçimlere daha var. düşünmek için de fırsatım var belki smile.gif ama yine de o zamana kadar kararsız kalırsam mutlaka oy vermemeyi, yani şüpheli olan şeyi yapmamayı seçeceğim.




Selamün aleyküm Kaizen Kardeşim

Yazınız için ancak şunu diyebilirim.Bravo.Çok doğru tespitler. thumbup.gif

Selam ve dua ile
hattab84
ALINTI(arimseli @ Apr 2 2007, 12:15 AM) *

ALINTI(hattab84 @ Apr 2 2007, 12:06 AM) *

(...)
Bu yazının okunulması gerekiyor diye düşünüyorum özellikle oy verme konusunda olumlu düşünen kardeşlerim eger gerçekden saglıklı yorumlar yapmak istiyorlarsa bu yazıdaki sorulara cevap bulsunlar ben o zaman oy verecegim İNŞALLAH ve istedikleri partiye fool.gif clapping.gif

Yok okuyamayık gardaş. Bizim kimseye oy verdirmek gibi derdimizde yok hani.
Kendi fikri olan varsa yazar.
Daha önce de dediğimiz gibi kitap okumaya ayrı zaman ayırıyoruz.




Okuyamadıysanız benim için söylenebilecek bir şey yok kaldıki burda kendi görüşünü belli etmekde ne demek bu kadar hafifse bu konu takım tutmak gibi alışveriş yapmak gibi bir şeydenmi bahsediyorsunda kendi görüşün diyorsun tabiki alim kabul eddigimiz insanların kararlarını alıp yansıtacağız....

Kitap okuma kısmınada internetden daha fazla öncelik vermeniz gerekiyor olabilir ALLAH u alem ve eger konuyu hamzanın dediği gibi at gözlüğüyle degerlendirmiyor olsaydınız okurdunuz neyse selametle kalın....
hamzayurekli
Selamun Aleyküm.........

Kardeslerım bence kısıler fıkırlerını soylerken karsısındakı kardeslerının kalplerını kırmamaya dıkkat etmelıdır....

Kı Kalpler Kırılınca Ha Dınsıze oy vermısınız ha kardesınızın kalbını kırmısınız.........

Ve Sızler oyunuzu vermeyın ve basımızıa tagutun bırı gecsın sızlerı yag kuyruklarında tup kuyruklarında bekletsın...

sızın haclı dedıgınız ulkeye turkıyenın yarısı kadar borcu var bundan oncekı secımlerde kı hukumetlerın borcunu odıyecegım dıye adamların bellerı catlıyor nerden ne bulsakda ulkemızı yuceltsek dıye....

Ve Irakdakı Kardeslerımıze uzuluyoruz elbet amma ırakdakı kardeslerımız kendı hallerıne bızler kadar uzulmuyorlar egerkı gıdıpde pkk lanetını korumasaydılar bız turklerle muslumanlarla kardeslık yapsaydılar kuyruklarını kaldırıp bombalarım haa demeseydıler bızlerde aslanlar gıbı bırlık olurduk bu birrrrrrr


2. ise zamanında osmanlıyı begenmeyım kıcları donen musluman ulkeler sımdı osmanlının pokuna muhtaclar amma osmanlıyı sattıkları ıngılızler fransızlar kanlarını cekıyor sımdı....

3. ise ırakdakı kardeslerımzı ıcın bızler hatımler yasın-i serif-ler okuyoruz onlar ıse pop strada bırıncı cıkardıkları ŞADYE için kıç sallıyorlar ortalıgı yıkıyorlar neymıs pop star olmus adamların dusunduklerıne bakın yaa eglenceymıs alla alla ...ve SADYA hanım yarısına kadar acmıs bedenını be ırak bayragına sarılıyor ve bayrakta ALLAHU EKBER yazıyor oluyormu hıc yakısıkmı?...

Ve Herkez Kendını Yırtsada Sayın Recep Tayyıp Erdogan Cekemıyenlere ınat Cumhur Baskanı Olacak Veya Bızım Partımızden Olacak ....


Ve Sız Bu Ulkeyı Ne Kadar Sewıyorsanız Bız Hem Allah ıcın hemde Sehıtlerımız ıcın olumune sewıyoruz.....

Ve Ulkemız ıcın Allah Azze ve Celle neye Layıksak Onu getırecegınmıde bılıyoruz....

Vesselam Kısıler Kendılerını Yırtsalarda Yasantılarına Gore Yonetıcıler Gelecektır...

Ve Ben Yuce Yaradanıma (cc) Sukurlr Olsun kı Ulkemız Duzelmeye baslamıs Kı Dından Bı Yonetıcvı Geldı ulkemızın Basına inşALLAH......

Selametle....
Ulukoca
A.s Sayın hamzayürekli arkadaşım, normalde karşılıklı tartışmaya girmeyi sevmem ama dayanamadım. Allah aşkına şunu söyle, açıkla yeter. Diğer yaptıklarını sormuyorum bile, bana açıklar mısın kimin zamanında "ZİNA SUÇ OLMAKTAN ÇIKTI" ?

İstediğin partiye oy at önemli değil, bu işin ahiretide var ben de sen de hepimiz, hesap vereceğiz Allah'a. Ama sanki bu kadar iş hiç yapılmamış gibi hala savunuyorsunuz anlamak mümkün değil.

Ayrıca cumhurbaşkanlığı gibi önemli ve kutsal bir makama "sırf birilerinin inadına" birilerini çıkartmak ahmaklıktır.

Saygılarımla
arimseli
Bu yaşa geldik, henüz Zina suçundan yargılananı ve bu suçtan hüküm giyeni duymadık.
Demek ki Zina zaten suç değildi.

Cumhurbaşkanlığı'na birilerine inat birilerini çıkartmak 'ahmaklık' ise o makama yine Sezer gibi birisi çıksın istiyorsunuz.

Lügatta bunu yapacak olanlara uyan çok kelime varda biz yazamayız, ayıp olur.
asiLDuA
Bizde kutsal olan makam cumhurbaşkanlığı değildir.Hala küfür ile Hakkı barışık gösteriyorsunuz..Hamza vs ye gelince sırf yazmak için yazıyorsunuz hiç bir ayet hadis fıkıh ulema yok kendi halinizdesiniz.Bence bu sizin bu konu hakkında fikir yürütmeminiz için yeterlidir. Bir müslüman bu kadar tagut yanlısı olamaz.Kalbinizle red etmek bu kadar zormuş demekki..Müslüman şahhsiyetinizden ödün vermeyi alışkanlık haline getirenlere son cevabım unutmayın MÜSLÜMANIN NAMUSU İSLAMDIR ! İslamı alçaltan hükmünü geçersiz kılan kim olursa olsun hangi düzen olursa olsun kabul edilemez.Sizin namus anlayışınız nedir acaba ? sadece kadınmı ?
arimseli
Karşıdan bir Kamyon direkt kalabalığın üzerine geliyor.

Birisi;
"Şu direksiyona geçeyim, umulur ki kamyonu yola alırız da kalabalık rahat eder" derdinde.

Öbürü;
"Kardeşim sen kamyondan yana mısın..? Hiç bir şeye karışma. Direksiyona geçmeye çalışmakla Kamyondan yana tavır koyuyorsun bak. Kapat gözlerini, hiç bir şeye karışma" derdinde.

smile.gif
suleyhin
Selamün aleyküm.Umum kardeşlerime;konuya dair bir iki temel ilke hatırlatmak istedim .Yorumu size ait.O kadar.
1)"TEBEDDÜL-Ü ESMA İLE HAKAİK TEBEDDÜL ETMEZ."/ Yani bir şeyin ismin değişmesiyle gerçeği değişmez.

2) Yağı çıkmamış ayran/ süt zayi edilmez.Süt olan bu Milletin yağı elhamdülillah çıkmamıştır.Yani İslam bu milletin (iktidarın )mayasında var.

3)Fiili uygulaması tartışma götürebilir ama"Cumhuriyet"benim kavramımdır.

4)Dinde hassas,muhakeme-i akliyede noksan olanlar bilmiyerek bataklık zemininde tohum ekebilirler.

Not:Sadece ilkeler yorumu size ait.Ha bu arada arimselim kardeşimize katılıyorum.Tavan-taban denklemine dikkat çekmiş.Selam ve dua ile...
Ulukoca
ALINTI(arimseli @ Apr 2 2007, 10:08 PM) *

Bu yaşa geldik, henüz Zina suçundan yargılananı ve bu suçtan hüküm giyeni duymadık.
Demek ki Zina zaten suç değildi.

Cumhurbaşkanlığı'na birilerine inat birilerini çıkartmak 'ahmaklık' ise o makama yine Sezer gibi birisi çıksın istiyorsunuz.

Lügatta bunu yapacak olanlara uyan çok kelime varda biz yazamayız, ayıp olur.



Sayın arimseli, bir kanunun olması ama uygulanmaması ile, kaldırılması ve böylece ilerde uygulanmasının da engellenmesi arasında fark var. Siz tamamen yolunu açıyorsunuz zinayı suç olmakatan çıkararak...

İkinci olarak da, Cumhurbaşkanlığı devletin temsil organıdır. Ülke içinde bu onun adamı bu şunun adamı, buna inat bunlardan çıksın, tarzında düşünceler doğru olmaz. Devleti temsil edecek kişi herkesin uygun gördüğü, herkesin kabulünü alan bir isim olmalıdır. Şimdiye kadar böyle olmadığı için devletin yönetim organında hep çatlak ses oluşmuştur.

Ayrıca son yazdığınız cümleyi aynen iade ediyorum, sizin lügatinizde var da yazmama lütfunda(?) bulunuyorsunuz. Bizim lügatimizde yer almaz onlar, aramızda fark olsun değil mi?...

Saygılarımla

ALINTI(MehLiKA @ Apr 2 2007, 10:21 PM) *

Bizde kutsal olan makam cumhurbaşkanlığı değildir.Hala küfür ile Hakkı barışık gösteriyorsunuz..Hamza vs ye gelince sırf yazmak için yazıyorsunuz hiç bir ayet hadis fıkıh ulema yok kendi halinizdesiniz.Bence bu sizin bu konu hakkında fikir yürütmeminiz için yeterlidir. Bir müslüman bu kadar tagut yanlısı olamaz.Kalbinizle red etmek bu kadar zormuş demekki..Müslüman şahhsiyetinizden ödün vermeyi alışkanlık haline getirenlere son cevabım unutmayın MÜSLÜMANIN NAMUSU İSLAMDIR ! İslamı alçaltan hükmünü geçersiz kılan kim olursa olsun hangi düzen olursa olsun kabul edilemez.Sizin namus anlayışınız nedir acaba ? sadece kadınmı ?


Sayın mehlika, kutsal olan makam cumhurbaşkanlığıdır. Çünkü devleti yani insanları yönetme yetkisine sahip olunan yerdir. Bunun da önderi Hz. Peygamberimiz'dir. Hem devlet başkanı hem de bir peygamberdir.

Günümüzde bu kurumun adı cumhurbaşkanlığıdır, başbakanlıktır. O nedenle de bu kurumlar kutsaldır.

Küfür ile hakkı barışık gösterme iddaanıza gelirsem, o makamlarda ki kişilerin yaptığı kişisel hatalrdan dolayı bulundukları makamın değeri düşmez. Kişisel hatalarının karşılığını kendileri bulacaktır. Önemli olan o makama gerçekten değerine yakışır birini getirmektir.

Saygılarımla
hamzayurekli
Selamun Aleykum.....


Hanı Yazıları Okudumda Degısık bısey yazan Olmamıs...

Mehlıka : Benım yazdıklarımı okumuyorsunu sızler tagut yanlısısınız,sızın namusunuz pıln palan...60 lık plak gıbı sabah aksam donuyor....

Bacım Ve Arkadaslar sızler neyın pesındesınız ve sızlerın tutmus oldugu partı bu zaman kadar bır kere gelmıs ıktadara onuda tancu cıller'e vermıs al ben yapamıyoru msen yap dıye....

Yaa Nedenkabullenmek ıstemıyorsunuz Bır musluman Bu Zaman kadar yapılıs olan secımlerde demokrat partıden sonra en cok oy olan bır partı ve bu partı Tabanı Musluman Bı Partı Ama Arkadaslar neyı cekemıyor anlamıs degılım....

Neymıs Cumhur Baskanlıgı Dewletın emsılı Organıdır Halk Secmelıdır Fılanmıs Falanmış...

Ee Buzaman Kadar hep ıktıdardakı partılerın admaları gectı 59. hukumete gelınce halk secsın adaletmı bu sızın adaletten anlayısınız bumudur muhterem...

NedenKorkuyorsunuz Bır Muslumanın Basarılı Olmasındanmı Korkuyorsunz...

Mehlıka Senın namus Anlayısın Sadece Sızlermısınız....

Elbettekı Dınımızı Ustun Tutmanın pesındeyız ....

Amma Velakın sız arkadasların kacırmıs oldugu bır nokta varkı ac insan cook tehlıkelı bır ınsandır ulkenın sewıyesı ducuk oluınca kısılerde baska dınlere cabuk bı sekılde kaymaya ve ısyan etmeye baslar once kısılerın karnını doyuracaksın sonra ona anlatacaksın....

Gecenkı Haberlerı hepımız ıslemısızdır ...G.Antepde kısılere para karsılıgı hırıstıyanlıga dawet etmıslr ve 76 tane cocuk hırıstıyan olmus buna ne dıyeceksınız mehlıka hanım sıze seslenıyorum.....

Erbakan Hoca Efendı Zamanında Hem Imam Hatıplr Kapandı hemde Kur-an Kursları Kapatıldı bunlardan En Cok Mahrum Olan benım...

Sız Neyın Konusmasını Yapıyorsunuz Mehlıka Hanım Sız Nasılkı Demokrasıye Oy vermeyın Dıyorsanız Bızde Dıyoruzkı Musluman Kısıklere Oy verın Ve Eklıyoruz oyunu %1.5 e gıtmesın oyle sunu yaparız bunu yaparız ımam hatıpler bızım arka bacemısz dıyenlere oy vermeyın dıyoruz cunku onlarıda gorduk hıc bır sey yapamadılar dıyoruz....

Ve İnşALLAh Ben Tekrardıuyorum mehlıka Hanım Inanıyorumguvenıyorum e Rabbım ınsallah halkın layık oldugunu hak ettıgını basımıza gecırecektır....

Her Ne Kadar Bızlere Hakaret Varı Konussanızda Buraya Sadece Yazmak ıcın yazılar desenızde bız halen dawamızın pesındeyız ve Hak Yol Islma Mutlaka Olacaktır ve bızlerde Islamın Askerlerıyız...

Savasda Kadınlara Yaslılara Cocuklara ve mehlıka-hanıma dokunmayın ... bleh.gif buda kapak olsun sana mehlıka ...
Mağlub
İyi oldu oy vermeyelim ne olacak.Chp Birinci parti.Dyp ve Mhp de Ak Parti olmaz ise sizin dediğiniz gibi barajı aşar.Şu koalisyona bi bakın.Chp-Dyp-Mhp yada Chp-Dyp yada Chp-Mhp.

Bu Chp nin C'sini duyunca içiniz bulanmıyormu...
Bu Mhp nin İmam hatiplerin orta öğretim kısımlarının kapatılmasında koalisyonda olduğu bilmiyormusunuz yada Başörtülü millektvekili hanımının meclise girdiğinde başını açtığını ne çabuk unuttuk.Ya Başörtlü bacılarımızın vebali kimin üstünde...
Bu Dyp ne yaptığıda belli.Hadi geçmiçi bıraktık.Gelecekte yapacaklarına güvenebiliyormusunuz.Şapkanın kafadan gidiyorlar.

Müslümanlar oy vermesin ondan sonra müslümanlar ezilsin.Rektör atayamasın bacılarımız hakir görülsün.Başörtülü okula alınmasın.Sİz oy vermezseniz ben oy vermezsem Kamusal alan olan her yer müslümanlara yasak.İleride şöyle denilmiyeceğini nerden biliyoruz.Kaldırım veya Yol kamusal alandır.Başörtülü yürüyemezsin.Sakallı gezemezsin."diyecekler ne olacak kim karşı duracak" Kim?Ne yapacağız kime gideceğiz.Bu vatan'ı Bunlara ben açıkçası bırakamam.Sizi bilemem...Bırakmak isteyen varsa oy vermesin derim ben


Geçmişte neden böyle bir"Demokrasiye oy vermeyin" kampanyası yoktu.
Annelerimiz, Babalarımız onlar neden bu zamana kadar oy verip durdular.
Hocanın partileri ,Milliyetçi partiler,Muhafazakarlar islami düzenimi savunuyordu.
TEVHİD
Selamün Aleyküm

Allah hakkımızda hayırlı olanı nasip etsin diye dua edelim kardeşlerim.

Selam ve dua ile
Kaveller
ALINTI(arimseli @ Apr 2 2007, 10:35 PM) *

Karşıdan bir Kamyon direkt kalabalığın üzerine geliyor.

Birisi;
"Şu direksiyona geçeyim, umulur ki kamyonu yola alırız da kalabalık rahat eder" derdinde.

Öbürü;
"Kardeşim sen kamyondan yana mısın..? Hiç bir şeye karışma. Direksiyona geçmeye çalışmakla Kamyondan yana tavır koyuyorsun bak. Kapat gözlerini, hiç bir şeye karışma" derdinde.

smile.gif

tasvir mükemmel clapping.gif demokrasi araçtır amaç değil,sandık başına giden insanlar ,aman gidelim de demokrasi kazansın demokrasi ne kadar güzel olağanüstü fevkaledenin fevkinde bir rejim bu demokrasi olmasa biz ne ederdik diye gitmiyorlar ,verdikleri vergiler hırsızların cebine gitmesin diye gidiyorlar , siz bu memlekette yaşamıyormusunuz? hiç mahkemeye işiniz düşmezmi ,demokrasiyi tanımasan ne olacak tc ti tanımasan ne olacak o seni tanıyor kimlik vermiş eline vergini veriyorsun tahakküm altındasın red çözüm değil .

ALINTI(TEVHİD @ Apr 3 2007, 11:27 AM) *

Selamün Aleyküm

Allah hakkımızda hayırlı olanı nasip etsin diye dua edelim kardeşlerim.

Selam ve dua ile

amin inşallah en doğrusunu Allah bilir.
hamzayurekli
ALINTI(Mağlub @ Apr 3 2007, 10:10 AM) *

İyi oldu oy vermeyelim ne olacak.Chp Birinci parti.Dyp ve Mhp de Ak Parti olmaz ise sizin dediğiniz gibi barajı aşar.Şu koalisyona bi bakın.Chp-Dyp-Mhp yada Chp-Dyp yada Chp-Mhp.

Bu Chp nin C'sini duyunca içiniz bulanmıyormu...
Bu Mhp nin İmam hatiplerin orta öğretim kısımlarının kapatılmasında koalisyonda olduğu bilmiyormusunuz yada Başörtülü millektvekili hanımının meclise girdiğinde başını açtığını ne çabuk unuttuk.Ya Başörtlü bacılarımızın vebali kimin üstünde...
Bu Dyp ne yaptığıda belli.Hadi geçmiçi bıraktık.Gelecekte yapacaklarına güvenebiliyormusunuz.Şapkanın kafadan gidiyorlar.

Müslümanlar oy vermesin ondan sonra müslümanlar ezilsin.Rektör atayamasın bacılarımız hakir görülsün.Başörtülü okula alınmasın.Sİz oy vermezseniz ben oy vermezsem Kamusal alan olan her yer müslümanlara yasak.İleride şöyle denilmiyeceğini nerden biliyoruz.Kaldırım veya Yol kamusal alandır.Başörtülü yürüyemezsin.Sakallı gezemezsin."diyecekler ne olacak kim karşı duracak" Kim?Ne yapacağız kime gideceğiz.Bu vatan'ı Bunlara ben açıkçası bırakamam.Sizi bilemem...Bırakmak isteyen varsa oy vermesin derim ben


Geçmişte neden böyle bir"Demokrasiye oy vermeyin" kampanyası yoktu.
Annelerimiz, Babalarımız onlar neden bu zamana kadar oy verip durdular.
Hocanın partileri ,Milliyetçi partiler,Muhafazakarlar islami düzenimi savunuyordu.



Kardesım Agzından Bal Damlamıs...Agzına dılıne yuregıne saglık........

Kardesım Cıle Cekmeyen Ezılmeyen Anlamaz Dertlerı....

Damdan Dusmeyen Damdan Dusenın Halınden Anlrmı?...


Ve Hep Destek Tam Destek Arkandayım....

Yaa aVarya Ben Sunu Soylemek ıstıyorum artık kendımı tutamıyorum ....

Sene 98 ben sandık baskanıydım ve ıste her turlu ınsan gelıyor. neyse....

Sonra Adam Dagdan Gelmıs Hor gormek veya asagılamak ıcın demıyorum adama anlatıldı suraya basacaksın kutucugun ıcıne basacaksın pılan palan...


Adam Gıtmıs gene dısarıya basmıs .....

Yaa Sız Bunlardanmısınız Kı Oyunuzu Bosa Atacaksınız.....

Bunlardanmısınız(okumamıs yazmamıs gun gormemıs kendını yetısdırmemıs ve muslumanlıgı layıkıyla yerıne getırmeye calısan kısıler degılmısınız)

Umarım Sızlerde en Kısa Zamanda Dogrularla Yuzlesırsınız ve Ozama nDersınzıkı Keskem Bızde Oyumuzu Bızden Bırıne Verseydık Sesımızı duyuracak Bırıne Verseydık....

Atalarımız Ne Buyurmus:Bır Musıbet bın Nasıhatten hayırlıdır.....

selametle...
HeNGaM
İslâm ve Demokrasi



Mesut Toplayıcı

Siyaset bilimci. KÖPRÜ Dergisi Genel Yayın Yönetmeni.

Halk hakimiyeti anlamını dile getiren "demokrasi," aralarında hiçbir ayrılık gözetilmeksizin bütün vatandaşların katıldığı bir hükümet biçimidir. Bir başka tarifi de şöyledir: "Siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın iradeleri ile seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, sosyo-ekonomik özellikleri ne olursa olsun bütün yurttaşların eşit sayıldığı toplumsal örgütleniş biçimidir."1 Demokrasi, M.Ö. VIII. yüzyılda tek kişinin hakimiyeti anlamına gelen mutlakiyete (yani monarşiye) ve soyluların hakimiyeti olan "aristokrasi"ye karşı Atina'da gerçekleşmiştir.

M.S. 17. ve 18. yüzyılda "democracy" kelimesi geliş-meye bir engel olarak görülen despotluk ve feodalliğin kalıntılarına karşı bir parola gibi ortaya çıktı ve ona olan inanç çok güçlüydü. Fransa 19. yy'da halkın hakimiyetini arttırmayı hedefleyen pekçok devrim ve anayasa değişikliklerine sahne oldu. İngiltere ise uzlaşma yoluyla geçirdiği değişikliklerle demokrasi davasının gelişmesine yardımcı olacak pekçok hareket yaşadı. A.B.D.'de ise demokrasi cereyanı kamu görevlerinin büyük bir bölümünde görevlilerin halkın seçimiyle tesbiti, görevlerin nöbetleşe üstlenilmesi şeklindeki politikayı doğurdu. 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçildiği yıllarda ise demokrasi halkın yasama teşebbüsü (initiative), seçtiklerini azil (recall) ve kamuoyuna başvurulması (referandum) gibi doğrudan demokrasi yöntemleri ile bu üç ülke içinde en ileri noktalara ulaştı.

18. yüzyılda, önce Amerika sonra Fransız devrimleri İngiliz geleneğinin çabalarını sürdürerek büyük ülkelere uygula-nabilecek yeni bir demokrasi şeklini ortaya çıkardı: temsili demokrasi. Yurttaşlar aralarından temsilci seçerek ulusal meclise göndereceklerdi. Bundan sonra demokratik rejim "yönetenlerin yönetilenler tarafından seçilmesi" olarak tarif edilecekti. Demokratik rejimlerin seçim sistemleri, seçimle işbaşına gelen meclislerinin sayısı ve yapısı, yürütme gücüyle ilişkileri değişik biçimlerde olabiliyordu. Ortaya çıkışından bu yana "temsili demokrasi sistemi" de iki temel değişiklik geçirdi: genel oyun kabulü (ekseriyet) ve örgütlenmiş siyasal partilerin doğuşu.2

Bu tarihi gelişme boyunca siyasal alanda demokrasi başlıca iki anlam kazanmıştır:

1. Çoğunluk yönetimi: J.J. Rousseau'ya göre çoğunluğun yönetimi ilkesine dayanan bir yönetim biçimi olarak anlaşıldığında demokrasi, "Halkın sesi, hakkın sesi" sözüyle aynı anlamdadır. Çoğunluğun iradesi "hâkim"dir ve siyasi alanda neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar veren "hakem"dir. Azınlık her zaman yanlış yolda, yanlış düşüncededir, hiçbir hak ileri süremez ve sadece çoğunluğa katılma hakkı vardır ve her zaman çoğunluğa karşı mücadele vermek zorundadır. Rousseau'nun bu demokrasi anlayışını A.B.D.'de bir kısım demokratlar da benimsemişlerdi.

2. Hürriyetçi yönetim: Stoacılar tarafından temeli atılan ve John Locke'in öğretileriyle daha kesin ve belirgin bir şekle sokulmuş olan bu demokrasi anlayışı bazı düşü-nürlerin "liberalizm" dedikleri şeyle aynı sayılır. Bu geniş anlama göre demokrasi, "Tüm gücün ve yetkinin tek bir elde toplanması tehlikelidir ve sınırlandırılmalıdır" anlayışı üze-rine kurulmuştur. Bir başka ifade ile tek doğru yönetim sınırlı yetkiye ve güce sahip olan yönetimdir. Bir otokratın ya da bir aristokratın mutlak iradesine ne kadar güvenilirse, çoğunluğun mutlak iradesine de o kadar güvenilmelidir. Tüm yönetimler hem azınlıkların, hem de fertlerin korunması için frenleme ve sınırlama usulleri ile kontrol altına alınmalıdır. Bu sınırlamaların az bir kısmı gücün kötüye kullanılmasını önlemek için başvurulan mekanik haller olmakla birlikte büyük bir bölümü vatandaşlık hakları ve kişisel insan hakları için verilecek güvencelerden oluşur. Yani, demokrasi "vatandaşların kişisel haklarının güvence altına alındığı ve yetkinin kötüye kullanılmasının engellendiği yönetim biçimidir." John Locke, kişinin kendisinin dahi feragat edemeyeceği bu hakları tabii hukukun temel unsurları olarak kabul eder. J. S. Mill ise medeniyetin te-rakkisi için bu hakların mutlaka tanınması gerektiğini ileri sürmektedir. Daha başkaları onların insan onurunun ayrılmaz parçalarını oluşturduklarına ve insanı hayvandan ayıran önemli özellikler olduklarına inanır. Tüm bu anlayışlarda demokrasi, rejim ve idare şeklinden ziyade hürriyet ile ilgilidir ve kişinin ve haklarının dokunulmazlığına hiç değilse toplumun çıkarı kadar önem verir.

Demokrasinin altınçağı diyebileceğimiz 1900-1918 yılları arasındaki dönemde daha çok yukarıdaki bakış açılarından birincisi ile demokrasiye bakılıyordu. Halk arasındaki yaygın görüş çoğunluğun yönetimini o zamana kadar geliştirilen siyasal sistemlerin en yararlısı olarak kabul edi-yordu. Demokrasinin bazı kusurları varsa da bunlara zıt unsurlardan faydalanılarak değil, demokrasinin dozunu artırarak çareler bulunabilirdi. İşte bu görüş yüzünden 1918'den itibaren demokrasinin problemleri dile getirilmeye başlandı. Bu da "demokrasinin yıpranma dönemi"ne girildiğini gösteriyordu.

Hürriyeti ön plâna çıkaran ikinci görüşe göre ise özgürlükle demokrasi arasındaki sıkı ilişki açıklama gerektirmeyecek kadar gerçekti. Demokrasi ile hürriyet arasındaki mutlak ilişkiyi ilk önce M.Ö. V. yüzyılda Perikles ortaya attı. Demokrasiyi "hoşgörüyü, yaşamın her alanında yeteneklere saygı gösterilmesini ve insani davranışların anlayışla karşılanmasını" ihtiva edecek bir şekilde idealleştirdi. Hürriyeti ise "Kime verilmiş olursa olsun, otori-teye ve kanunlara ve özellikle de ezilenleri koruyan kanunlara ve uymayanların herkesçe kınanmasına yol açan yazılı olmayan kurallara uyma, saygılı olma" sözleriyle tarif etti. A.B.D. Anayasasının kurucuları da demokrasi ile hürriyet arasında bulunması gerektiğini düşündükleri ilişkiyi açıkça ortaya koydular. Hürriyeti, temsili yönetim biçiminin yürütülmesi için gerekli ve demokrasinin vazgeçilmez bir öğesi olarak gördükleri içindir ki, hürriyetin korunmasından yana oldular. Fakat bu görüş korkunç saldırılara hedef oldu ve iki aşırı uçta muhalif görüşler oluştu. Bir uçta Hegelciler adeta devlete taparak hürriyeti "ferdin devlet otoritesine gönüllü olarak boyun eğmesi" olarak tanımladılar. Öteki uçta devletten nefret eden anarşistler her türlü yönetimi lânetleyip, ferdin iradesini sosyal faaliyetlerin en yüce belirleyicisi olarak gördüler. Bu iki uç da demokrasi ile hürriyetin arasının açılmasında önemli rol oynadılar ve onların sayesinde hürriyet anarşizme yol açan tehlikeli bir unsur olarak anlaşıldı. Bu eğilim günümüzde de devam etmektedir.

Hürriyeti esas alan demokrasi anlayışına göre yönetimin temel esasları hürriyet, kanun karşısında eşitlik, kanun hakimiyeti ve parlamentarizm idi. Ayrıca bir değerler manzumesini veya bir ideolojiyi topluma dayatmak, hürriyetçi demokrasi için söz konusu değildi. Söz konusu hak ve hürriyetlerin çerçevesinde din ve vicdan hürriyetinin de yer aldığı düşünülürse, demokrasinin dinle kesişen bir yanı yoktu. Yalnız inançla bir ilgisi vardı; o da tabii hukukla ilgili idi. Stoacılardan ilham alan J. Locke tabii hukukun "yaratıcı bir kutsal güce inanan bir ortamın ürünü" olduğu için "Allah'ın emirleriyle aynı" olduğunu ifade etmiştir.

1930'lardan sonra, demokrasi içinde hürriyetin korunması ve yaşaması gerekliliğine dair olan düşüncenin başta gelen savunucularından birisi de Franklin Roosevelt olmuştur. Ona göre, hürriyet hem korunup sürdürülmeli, hem de yeniden yorumlanıp toplum yararına yeni alanlara yayılmalı idi. Çünkü hürriyetçi demokrasiyi tehdit eden müstebit güçler vardı ve onlara karşı demokrasiyi korumanın yegâne yolu bu idi. Roosevelt bu konuda çok ısrarlıydı ve derhal harekete geçti. İlk olarak 1932'de yaptığı bir konuşmada Jefferson'u "mülkiyet haklarının kişi haklarını çiğneme tehlikesi yarattığı zaman devletin işe karışması gerektiği" yolundaki öğretisinden dolayı övdü. 1941 yılında yaptığı bir konuşmada ise hürriyetin yalnız Amerika'da değil dünyanın her yerinde gerçekleştirilip geliştirilmesi gerektiğini savundu ve dört hürriyet kavramını ortaya attı: (1) konuşma ve düşünceleri dile getirme hürriyeti, (2) din ve vicdan hürriyeti, (3) yoksulluktan kurtulma hürriyeti ve (4) korkudan kurtulma hürriyeti.3

Bütün bunlardan çıkaracağımız anlam kısaca şu olmalıdır: İdeal demokrasi hürriyetle ilgili kavramlarla tanımlanmalıdır. Fakat halkın iradesinin dile getirilmesiyle doğrudan ilgili olduğu için "hürriyet" ile aynı şey değildir.

http://www.risaleforum.com/forum_posts.asp?TID=5723





asiLDuA
Nekadar cahilene yazı varsa buraya toplanmış,MJ ve birkaç bilinçli müslümanın haricinde smile.gif
TEVHİD
ALINTI(MehLiKA @ Apr 3 2007, 07:17 PM) *

Nekadar cahilene yazı varsa buraya toplanmış,MJ ve birkaç bilinçli müslümanın haricinde smile.gif



Selamün Aleyküm Mihricancığım

MJ kim?

Selam ve dua ile
arimseli
ALINTI(MehLiKA @ Apr 3 2007, 07:17 PM) *

Nekadar cahilene yazı varsa buraya toplanmış,MJ ve birkaç bilinçli müslümanın haricinde smile.gif

Bize fazla güvenmeyin bak.
Hani yukarıda kamyon demişti ya.
Olurda direksiyona geçilirse her an direksiyon hakimiyetini kaybedebiliriz ha.
smile.gif
Mağlub
ALINTI(arimseli @ Apr 3 2007, 11:43 PM) *

ALINTI(MehLiKA @ Apr 3 2007, 07:17 PM) *

Nekadar cahilene yazı varsa buraya toplanmış,MJ ve birkaç bilinçli müslümanın haricinde smile.gif

Bize fazla güvenmeyin bak.
Hani yukarıda kamyon demişti ya.
Olurda direksiyona geçilirse her an direksiyon hakimiyetini kaybedebiliriz ha.
smile.gif

smile.gif
Kaldıki burada oylanan Demokrasi yada Cumhuriyet değil.
Seçenekler arasında bunlar yok.
Şunlar var;
Ak parti
Dyp
Chp
Mhp
Sp
Anap
Dsp
Shp
Dtp
Daha sayıyımmı yetermi smile.gif
HeNGaM
İdrak kabiliyeti olana...

Genel olarak, halk hakimiyeti anlamına gelen demokrasinin pratikte dört temel prensibe dayandığı görülmektedir:

1. Ferdi hürriyet ve hakların korunması ve kanunlarla güvence altına alınması

2. Halkın oy kullanarak yönetime katılması.

3. Halk yönetiminin müşahhas bir ifadesi olan parlamento sistemi.

4. Yönetimin çoğunluğa dayanması. Demokrasinin muhtevası incelendiğinde ise şunlar göze çarpar: Temel siyasi hürriyetler, yani çeşitli yollarla sağlanan siyasal katılım; fikir hürriyeti; eşitlik; din ve vicdan hürriyeti; can ve mal emniyeti.

Demokrasi kendine muhalif olan monarşi ve aristokrasi gibi rejimlerle karşılaştırıldığında halkın ekseriyetinin rızasına dayanması ve şiddet kullanılmadan iktidarın el değiştirmesini mümkün kılan karakteriyle öne çıkar. Demokrasi geliştikçe "devlet" ferdin hak ve özgürlüklerini koruyan, şerefini ve bağımsızlığını güvence altına alan koruyucu bir rol üstlendi. Fert, devlet ve anayasalar tarafından güvence altına alınan siyasal haklarla mânen yüceltildi. Halkın temsil yoluyla yönetime katılması demek olan parlamento, yasama yetkisine sahipti ve yetki verdiği hükümetin icraatlarını kontrol etme durumundaydı. Ayrıca demokratik parlamenter rejimlerin yasamaya referans teşkil edecek anayasalara sahip olduğunu görüyoruz. Bir başka ifade ile yasama "anayasa" ile sınırlandırılmış ve kontrol altına alınmıştır. Burada demokrasinin bir de iktidarı sınırlama gibi bir özelliğinin olduğu ortaya çıkmaktadır.

İktidarı sınırlamaya elverişli bir yöntem olarak demokraside yönetenlerin yetkisini sınırlandırma yolları; yönetenlerin güçsüz kılınarak yetkilerinin sınırlandırılması, seçim, güçlerin bölünmesi ve yargı denetimi ile sağlanır. Eğer seçim dürüstçe yapılmışsa, yöneteni yönetilene karşı hesap vermeye zorlayacaktır. Güçlerin bölünmesi ise yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrılmasının yanısıra bütün güçlerin bölünmesini içermektedir. Meselâ iki meclis sistemi, federalizm, adem-i merkeziyet gibi yollar bunlardan bazılarıdır. Yargı denetimi ise sadece yargının bağımsızlığı değil, aynı zamanda yargıya belli kurallar çerçevesinde icraat yapması beklenen yürütmeyi denetleme görevinin de verilmesi ile sağlanmaktadır. Bu yolların dışında bir yol daha vardır: yönetilenleri güçlendirerek, yönetenlerin yetkilerini sınırlandırmak. Özel güçlerin gelişmesi ile bu gerçekleşecektir. Bu terimden, vatandaşların yönettiği ve vatandaşlara devlet nüfuzuna karşı koyma imkanı sağlayan bütün kurumları anlıyoruz. Bugün ticaret ve endüstri teşebbüsleri, özel mülkiyet, şirketler, sendikalar, gazeteler hükümetin herşeyi yapabilme gücüne karşı çıkan fiilî engellerdir.

Buraya kadar demokrasinin nazarî esaslarını ve uygulamaya ait olan unsurlarını ana hatlarıyla gözden geçirdik. Şimdi de demokrasi hakkındaki değerlendirme ve tahlillere kısaca bir göz atalım. Tarihte demokrasi hakkında ilk değerlendirme ve tahlil Platon tarafından yapılmıştır. M.Ö. 427-347 yılları arasında yaşamış olan Yunan filozofu Platon'un ünlü eseri Devlet'te demokrasiden şöyle bahsedilir: Avamın kurduğu "demokrasi devleti"nde herkes hürdür. Her yerde bir hürriyet havası eser. Vatandaşlar serbestçe konuşur, dilediklerini serbestçe yapar. Hürriyetin olduğu yerde de her insan yaşantısına dilediği düzeni verebilir. Böyle bir devlette çok değişik insanlar bulunur. Bu düzen görünüşte düzenlerin en güzelidir. Ama bu devlette bir düzen bulunmaz. Çünkü hürriyet olduğu için bütün düzenler vardır orada. O kadar ki, bir devlet kurmak isteyenler bir demokrasi devletine gidip diledikleri düzeni seçerler. Demokrasi bir düzen panayırıdır. Beğen beğendiğini al; çeşit bolluğuna diyecek yoktur. Demokrasilerde kimse kimseye zorla bir iş yaptıramadığı gibi, herkes bir komutan, bir yargıç gibi davranabilir. Bu devletin cömertliğine ve hoşgörülülüğüne de diyecek yoktur. Hürriyet demokrasinin temelidir ve hür doğan bir insan da ancak böyle bir devlette yaşar. Böyle bir düzende eşitlik vardır, sığıntılar yurttaşlarla eşit olur, yerli-yabancı ayrılığı da kalmaz. Satın alınmış köleler satın alan kadar hürdür, kadınlarla erkekler eşit olur. Hayvanlar bile bu düzende hürdür. Her yerde dolup taşan bir hürriyettir kısacası. Yalnız bu hürriyet demokrasiyi köleliğe çevirir, çünkü her aşırılığın ardından her zaman bir tepki gelir. Aşırı hürriyetin tepkisi, insanda da, toplumda da aşırı bir kölelikten başka birşey olmaz.4

Toplumun iç barışını sağlayan bir araç: demokrasi. Buraya kadar yapılan tesbitlerin ışığında bir değerlendirme yapacak olursak, demokrasinin toplumun iç ahengini ve sosyal barışı sağlayan sadece bir araç olduğunu görürüz. Ferdin kendi kaderini kendi tayin etmesi veya başka bir ifadeyle kendi kendini tanımlayabilmesi ve her ferdin hak ve özgürlüklerini birlikte yaşayabilmesi prensibine dayanır. Gerçekten de kendi felsefî tercihlerinin dışında da tercihlerin olabileceğini kabul edecek kadar hoşgörü sahibi ve herkesin farklı hayat tarzlarını meşru sayabilen fertlerin yaşadığı toplumlar, bir ahenk ve sosyal barışa sahiptir. Toplumun uyumu ve iç barışı gibi bir hedefi sağlayan demokrasi bir araç olarak pozitif fonksiyon kazanmıştır. Çünkü bireyin kendini tanımlayabilmesi onun insan haklarını tanımasını gerektirir. Ferdin kendi özel alanında hakim olabilmesi, kendini tanımlayabilmesi için kişilik hakları ne kadar gerekliyse, farklı fertlerin ortak veya içtimai kimliklerini belirlenmesinde etkili olabilmeleri için de o kadar gereklidir. Kişiye kimlik kazandırmanın dışında ortak siyasal veya içtimai mukadderatına da fert ancak "siyasal haklar" yoluyla hakim olabilir. Fertler kendi amaç ve değerlerini demokrasiden bağımsız olarak seçerler. Bu konuda demokrasi onlara yol gösteremez; çünkü demokrasinin ideolojisi olmaz; herhangi bir ideolojiyi dayatmaz; kimse için belli bir değeri ve bir dünya görüşünü zorunlu kılmaz. Fertlere hayatını nasıl yaşaması gerektiğini göstermez, kâinata ve insana ait bir teori, bir düşünce sunmaz. İşte, değerlerini kendi başlarına seçen irade sahibi, hür fertler kendileri gibi kendi değerlerini seçmiş başka fertlerle bir arada yaşamak zorunda kaldıklarında "demokrasi" devreye girer. Böyle farklı değerlere sahip fertlerin bir arada yaşamasının barışçı yollarını demokrasi sağlar. Öyleyse demokrasi farklı fertlerin veya toplulukların kendi değerlerini ve temel amaçlarını çatışmadan gerçekleştirebilmelerine bir araçtır. Onun içindir ki, demokrasi gerçekleştiğinde herşey bitmiş olmaz, ondan sonradır ki, fertler kendi iradeleri ile seçtikleri değerlerini yaşamak ve amaçlarını gerçekleştirmek için kendi hayatlarını kurarlar. Özet olarak ifade etmek gerekirse, demokrasi, tek bir kişinin bile tüm topluma karşı kendi inancını, doktrinini, bakışını savunma hakkıdı, biraradalık rejimidir; farklılıkların doğallıkla biraradalığıdır.5

Bütün bunlardan çıkaracağımız sonuç şudur: Demokrasi herşeyden önce siyasal toplum içinde yer alan çeşitli dünya görüşlerine mensup bütün kişi ve grupları, bütün farklı kimlikleri kucaklayan, ama onların hiçbirisi ile özdeş olmayan bir ortak platformun adıdır.6

Bizler, taksimü'la'mâl kaidesiyle, herbirimiz bir vazife deruhte edip, o âb-ı hayat tereşşuhâtını muhtaç olanlara yetiştiriyoruz.

http://www.risaleforum.com/forum_posts.asp?TID=5723
ErKaMReaL
Evet yine "islam'ı dilinden düşürmeyen" ama her haliyle islam düşmanlarına destek veren müslümanların vay hallerine .... Kelime-i Şahadet getirerek müslüman olunur ama müslüman kalınmaz ...Akıl sahipleri için bu sözde cevher vardır ...

kamyon,tır,el arabası,çocuk oyuncagi örneği vererek bu işler olmaz arkadaşlar...

Kişinin baz aldığı şey "islam" mı ? yoksa "günü kurtarma , rahat yaşama mı"

İslam ise islam'ın ön gördüğü yol bellidir.

Günü kurtarma ve rahat yaşam mı ?

- ya bizim biladere oy verelimde işlerimiz yoluna girer...

- ya allah,kuran,peygamber diyor bu adam bu adamdan zarar gelmez ...

- ya oy verelim de daire başkanımız iyi biri olsun ...

- ya biz vatandaşız vatandaşlık(!) hakkımız bu

- ya "dinimiz hayır diyor" ama (!) elin kötü adamımı gelsin yahu

Bu liste kamyon,tır,el arabası , çocuk oyuncagi örnekleri ile alır başını gider...

İlk etapdada "sanki" mantıklı "ya evet olması lazım yoksa yandık" gibi düşünceye sevkeder...

Bu durumda insan dininin hükümleri mi? başka beyni sulanmışların hükümlerini mi tercih edecek ?

Günü kurtarmayı mı tercih edecek ? Yoksa "kendince iyi birşey yapıyormuş edasıyla dini hizmet ettiğini mi sanacak" ?

Müslüman kimliğini yıllarca bulamadı ... REFAH geldi ortalık duman , AKP geldi ortalık duman ...

Müslüman nerede ? Ben soyleyeyim size müslüman(!) olduğunu idda edenler dünyayı tercih ettiler...

Safların belirgin olması için okkalı osmanlı oklavasından yememiz lazım ki anlayalım...

Yine boş ve anlamsız vaadler yine aynı tiyatro ...

Düşünün kim gelirse 82 ye göre hüküm vermek zorunda smile.gif Gerisi boş ...

Kimse kendini kandırmasın ...


Bu basit görünüm sa