arimseli ;
İlk zamanlarda kendini müslüman olarak tanıtan
iddalı arkadaşların ayetleri dilediği gibi kullanmasına şaşırıyordum ama artık alıştım yada farklı düşüncelere daldığım için bu konularda şaşkınlık içine girmiyorum ...Sözüm şahsınıza ithafen değildir yanlış anlamayınız ...
Bahsetmiş olduğunu ayet ;
“Ey iman edenler! Allah a itaat edin, Peygambere ve
sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Rasülüne götürün (onların talimatına göre halledin) böyle yapmak hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa, 59)
Ülü’l emir diye bir kavram, herkes söyler, herkes anlatır bunu. Allah için söyleyin, bu âyet geldiğinde yeryüzünde Ülü’l emir var mıydı? Mümkün değil! O gün yeryüzünde bugün Müslümanların dilindeki Ülü’l emir olmalıdır iddiası var mıydı? Asla! Çünkü o gün Peygamber vardı. O gün peygamber hayattaydı, O baştaydı. O ne isterse emrederdi ve sahâbe-i kirâm efendilerimiz de ona tabi olurlardı. Bir problemi olan gelip Allah’ın Resûlüne sorardı ve Rasulullah ne buyurmuşsa ona teslim olurlardı. Peki bu ne ya? Bunun Türkçe’si emir sahibi demektir.
Bize bir şeyler emreden kişi, ya da kişiler demektir.
Arkadaşın, eşin, dostun, kocan, baban eğer senden bir şeyler istiyor, sana bir şeyler emrediyorsa onları da dinle. Ama
önce Allah’ı dinle! Mutlak, kayıtsız şartsız dinle onu!
Ama ya Rabbi! diyerek O’na akıl vermeye kalkma! Ama ya Rabbi, tamam da şunu şunu da düşündün mü?
Tamam ya Rabbi anladım, yapacağım da bana bunu emrederken, benden bunu isterken benim şartlarımı da düşündün mü? Benim ortamımı da biliyor musun?
filan demeye kalkma ona.
Yâni Allah’a ve onun peygamberine yapılacak itaat mutlak bir itaattir, lâkin sahiplerine istenen itaat ise mukayyet bir itaattir.
Yâni emir sahipleri Allah’a ve Resûlüne itaat ettikleri sürece ve de
kendilerine itaat beklediklerinden istedikleri Allah’ın ve Resûlünün istediklerine ters düşmediği sürece onlara da itaat söz konusudur. Onlara itaat ancak bununla kayıtlıdır.
Allah ve Resûlüne itaat etmeyen kim olursa olsun onlara itaat haramdır. Hiç kimsenin bu Kur’anî kavramları
yamultmaya, tahrif etmeye ve istedikleri anlamlar yüklemeye hakkı yoktur.
Müslümanların Allah’a itaat etmeyen ve Allah’a isyanı emreden yöneticilere itaat etmeleri haramdır. Onlara ancak maruf hususlarda itaat söz konusudur. Bunlar ister babamız anamız makamında olsunlar, ister
devlet başkanı olsunlar, ister amir müdür konumunda olsunlar, ister koca, ister ilim adamı makamında bulunsunlar
Allah’a itaat etmeyene kesinlikle itaat haramdır.
Efendim onlar ne yaparlarsa yapsınlar, ne ederlerse etsinler, mutlaka bir hikmete mebni yaparlar, binaenaleyh bize düşen onların yaptıklarını sorgulamadan yerine getirmektir diyenlerin, efendilerine kayıtsız şartsız teslimiyet göstermeden yana olanların sapıklıkları da anlatılıyor bu âyet-i kerîmede. Kendisine itaat edilecek yöneticinin bizzat kendisi Allah’a ve peygamberine itaat eden, Allah’ın emir ve yasaklarına riâyet eden birisi olmasının yanında aynı zamanda insanlardan istedikleri de Allah ve Resûlünün isteklerine ters düşmemelidir.
Kendisi Allah ve Resûlüne itaat eden iyi bir Müslüman olsa bile insanlardan istediği Allah ve Resûlünün istediklerine ters düşerse yine o kimseye itaat edilmez. Meselâ Allah ve Resûlü aksini söylediği halde
başınızı şöyle açacaksınız,
kılık kıyafetiniz şöyle olacak,
hukukunuz böyle olacak,
eğitiminiz ekonominiz böyle olacak,
mîrasınız şöyle olacak,
hayatınız böyle olacak diyorsa
ona itaat haramdır diyor RabbimizO halde
kitabı ve sünneti bilmeliyiz ki onu bize ulaştırıp bizden itaat bekleyenin kitap ve sünnete uyup uymadığını bilme ve anlama imkânımız olsun. Değilse kitap sünnet bilgisinden mahrum olursak bizden itaat isteyenlerin itaat istedikleri konuların Allah ve Resûlünün arzularıyla çatışıp çatışmadığını bilemeyiz ve sonunda belki
isyan edilmesi gereken konuya itaat,
itaat edilmesi gerekenlere de isyan içinde olabiliriz
Allah korusun.
Allah’ın hükmü mutlaktır, Rasulullah’ın hükmü de mutlaktır. Allah şeriat ortaya kor, peygamber şeriat ortaya kor, bu şeriatın ismi İslâm’dır, bu yolun adı İslâm’dır ve buna böylece iman edip teslim olan kişi de Müslümandır. Binaenaleyh bu konuda kendi kendine bir din koyarcasına Allah’la Resûlünün arasını açmaya hiç kimsenin hakkı yoktur....
Görülüyor ki ; Başa geçecek kişinin Allah(c.c)'ın hükmü ile hükmedemeyecek (Maide-44) olduğunda zannediyorum hemfikiriz hepimiz ... Şu güzel memlekete baktığımız zaman A-Z ye herşeyde kısıtlama/baskı/zulum görüyorsanız şuurlu bir bakış içindesiniz demektir.Tüm bunlara rağmen anlaşılamayan bir inat anlaşılamayan bir şuursuzluk örneği ile bu konuda bir çıkış yapılması son derece talihsiz olarak görüyoruz.
Müslüman kişi şeriatı baz alır şeriat talep eder ve bunun için rahatını bozar değil mi ? Haaa bozan yok ama laf yapan çok ....
Allah'ın nizami dursun da felanın filanı nizamı olsun yapacak birşey yok diyen müslüman(!)ları görmüyormuyuz ?
Yazılacak çok ağır şeyler var ama yazmaya gerek yok ...Biraz düşünmeyi ve en azından sanki okumaya tevbe ettiğimiz Kur'an'a bir bakalım ne olur ...
Müslüman Allahın düşmanlarına Boyun eğerek DESTEK VERMEZ !