Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Demokrasİye Oy Vermeyİn !
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİFORUM YÖNETİM > .·[ FORUMDAN HABERLER ]·.
Sayfa: 1, 2, 3
arimseli
Kim gelip, 82'ye göre hüküm verecekse ve nasılsa fark etmiyorsa hiç olmazsa "bizden olan emir sahipleri"ni getirelim de varsın öyle fark etmesin.

Sahi Allah(c.c) bize, "Sizden olan emir sahiplerine(Ulema ve Umera) itaat edin/uyun" emrini nereler ve hangi beldeler için vermiştir.

Zira;
Bütün emir sahipleri bizdense bu emrin bir anlamı kalmıyor.

Yine;
Bütün emir sahipleri bizden değilse bu emrin yine bir anlamı kalmıyor.

Öyleyse;
Hem bizden olan ve hemde bizden olmayan emir sahiplerinin her ikisinin birden olduğu yerlere beldelere bakmak icap etmez mi..?

Sizce Türkiye bu üç şıktan hangisinin içerisine giriyor..?

...Ve Demokrasi'ye oy vermediğiniz halde sonuç değişmiyor, hatta sonuç Demokrasi lehine değişiyorsa(çünkü siz oy vermesenizde verenler oluyor) kim kimi kandırmış oluyor..?

Bu işin birde Siyaset dışında oy verme meselesi var ki oraya kimse girmiyor nedense...

Çünkü "Demokrasiye Oy vermek" demek, sadece herhangi bir partiye oy atmaktan ibaret değil. İyice incelediğinizde en basitinden bir Camiye girişiniz bile, "Demokrasiye Oy vermek" anlamına gelmiyor mu..?

Ya Dernek, Vakıf, Gazete, Yayınevi, Şirket kuruşunuz !!!

Temel'in dediği gibi;

"Netceğuk Şimdi..?"
ErKaMReaL
arimseli ;

İlk zamanlarda kendini müslüman olarak tanıtan iddalı arkadaşların ayetleri dilediği gibi kullanmasına şaşırıyordum ama artık alıştım yada farklı düşüncelere daldığım için bu konularda şaşkınlık içine girmiyorum ...Sözüm şahsınıza ithafen değildir yanlış anlamayınız ...

Bahsetmiş olduğunu ayet ;

“Ey iman edenler! Allah a itaat edin, Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Rasülüne götürün (onların talimatına göre halledin) böyle yapmak hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa, 59)

Ülü’l emir diye bir kavram, herkes söyler, herkes anlatır bunu. Allah için söyleyin, bu âyet geldiğinde yeryüzünde Ülü’l emir var mıydı? Mümkün değil! O gün yeryüzünde bugün Müslümanların dilin­deki Ülü’l emir olmalıdır iddiası var mıydı? Asla! Çünkü o gün Pey­gamber vardı. O gün peygamber hayattaydı, O baştaydı. O ne isterse emrederdi ve sahâbe-i kirâm efendilerimiz de ona tabi olurlardı. Bir problemi olan gelip Allah’ın Resûlüne sorardı ve Rasulullah ne bu­yurmuşsa ona teslim olurlardı. Peki bu ne ya? Bunun Türkçe’si emir sahibi demektir. Bize bir şeyler emreden kişi, ya da kişiler demektir.

Arkadaşın, eşin, dostun, kocan, baban eğer senden bir şeyler istiyor, sana bir şeyler emrediyorsa onları da dinle. Ama önce Allah’ı dinle! Mutlak, kayıtsız şartsız dinle onu! Ama ya Rabbi! diyerek O’na akıl vermeye kalkma! Ama ya Rabbi, tamam da şunu şunu da düşündün mü? Tamam ya Rabbi anladım, yapacağım da bana bunu emreder­ken, benden bunu isterken benim şartlarımı da düşündün mü? Benim ortamımı da biliyor musun? filan demeye kalkma ona. nono.gif

Yâni Allah’a ve onun peygamberine yapılacak itaat mutlak bir itaattir, lâkin sahiplerine istenen itaat ise mukayyet bir itaattir. Yâni emir sahipleri Allah’a ve Resûlüne itaat ettikleri sürece ve de kendile­rine itaat beklediklerinden istedikleri Allah’ın ve Resûlünün istedikle­rine ters düşmediği sürece onlara da itaat söz konusudur. Onlara itaat ancak bununla kayıtlıdır. Allah ve Resûlüne itaat etmeyen kim olursa olsun onlara itaat haramdır. Hiç kimsenin bu Kur’anî kavramları yamultmaya, tahrif etmeye ve istedikleri anlamlar yüklemeye hakkı yoktur. nono.gif

Müslümanların Al­lah’a itaat etmeyen ve Allah’a isyanı emreden yöneticilere itaat et­meleri haramdır. Onlara ancak maruf hususlarda itaat söz konusudur. Bunlar ister babamız anamız makamında olsunlar, ister devlet baş­kanı olsunlar, ister amir müdür konumunda olsunlar, ister koca, ister ilim adamı makamında bulunsunlar Allah’a itaat etmeyene kesinlikle itaat haramdır. Efendim onlar ne yaparlarsa yapsınlar, ne ederlerse etsinler, mutlaka bir hikmete mebni yaparlar, binaenaleyh bize düşen onların yaptıklarını sorgulamadan yerine getirmektir diyenlerin, efen­dilerine kayıtsız şartsız teslimiyet göstermeden yana olanların sapık­lıkları da anlatılıyor bu âyet-i kerîmede.

Kendisine itaat edilecek yöneticinin bizzat kendisi Allah’a ve peygamberine itaat eden, Allah’ın emir ve yasaklarına riâyet eden birisi olmasının yanında aynı zamanda insanlardan istedikleri de Allah ve Resûlünün isteklerine ters düşmemelidir. Kendisi Allah ve Resû­lüne itaat eden iyi bir Müslüman olsa bile insanlardan istediği Allah ve Resûlünün istediklerine ters düşerse yine o kimseye itaat edilmez. Meselâ Allah ve Resûlü aksini söylediği halde başınızı şöyle açacak­sınız, kılık kıyafetiniz şöyle olacak, hukukunuz böyle olacak, eğitiminiz ekonominiz böyle olacak, mîrasınız şöyle olacak, hayatınız böyle ola­cak diyorsa ona itaat haramdır diyor Rabbimiz

O halde kitabı ve sünneti bilmeliyiz ki onu bize ulaştırıp bizden itaat bekleyenin kitap ve sünnete uyup uymadığını bilme ve anlama imkânımız olsun. Değilse kitap sünnet bilgisinden mahrum olursak bizden itaat isteyenlerin itaat istedikleri konuların Allah ve Resûlünün arzularıyla çatışıp çatışmadığını bilemeyiz ve sonunda belki isyan edilmesi gereken konuya itaat, itaat edilmesi gerekenlere de isyan içinde olabiliriz Allah korusun.

Allah’ın hükmü mutlaktır, Rasulullah’ın hükmü de mutlaktır. Al­lah şeriat ortaya kor, peygamber şeriat ortaya kor, bu şeriatın ismi İs­lâm’dır, bu yolun adı İslâm’dır ve buna böylece iman edip teslim olan kişi de Müslümandır. Binaenaleyh bu konuda kendi kendine bir din koyarcasına Allah’la Resûlünün arasını açmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.... nono.gif

Görülüyor ki ; Başa geçecek kişinin Allah(c.c)'ın hükmü ile hükmedemeyecek (Maide-44) olduğunda zannediyorum hemfikiriz hepimiz ... Şu güzel memlekete baktığımız zaman A-Z ye herşeyde kısıtlama/baskı/zulum görüyorsanız şuurlu bir bakış içindesiniz demektir.Tüm bunlara rağmen anlaşılamayan bir inat anlaşılamayan bir şuursuzluk örneği ile bu konuda bir çıkış yapılması son derece talihsiz olarak görüyoruz.


Müslüman kişi şeriatı baz alır şeriat talep eder ve bunun için rahatını bozar değil mi ?

Haaa bozan yok ama laf yapan çok ....

Allah'ın nizami dursun da felanın filanı nizamı olsun yapacak birşey yok diyen müslüman(!)ları görmüyormuyuz ?

Yazılacak çok ağır şeyler var ama yazmaya gerek yok ...

Biraz düşünmeyi ve en azından sanki okumaya tevbe ettiğimiz Kur'an'a bir bakalım ne olur ...

Müslüman Allahın düşmanlarına Boyun eğerek DESTEK VERMEZ !
HeNGaM
Misale değil HAKİKATE BAK!

İslami yönetimin esasları

Seçim: İslâmiyette devlet ve hükümet işleri hilâfet esasına dayanan bir yönetim şekli ile yürütülmektedir. Mevdudi'ye göre "halife" yani devlet başkanı seçimle iş başına gelir ve kendine tevdi edilen "vazife" dolayısıyla diğer insanlardan farklı bir üstünlüğe veya imtiyaza sahip değildir. Devlet otoritesi ancak İslâm cemaatinin hakkıdır.7 Kur'ân'ın hükmüne göre bütün Müslümanlar fert fert müsavi şekilde ve aynı imkanlarla halife olmak hakkına sahiptirler. Dört halifenin seçimle işbaşına gelmesi İslâmın yönetim şeklinde seçimin belirleyici şart olduğunu göstermektedir. Hz. Ebûbekir'in halifeliğe seçilmesi, Medine halkının biatı ve tensibi ile olmuştu. Mevdudî Medine halkını hemen hemen bütün İslâm memleketlerinin mümessilleri olarak kabul etmektedir.8 Hz. Ebûbekir'den sonra halifeyi tesbit etmek üzere görevlendirilen altı kişilik heyetin kararı Hz. Ömer'in hilafeti üzerinde gerçekleşti. Medine halkının seçim anlamında biatı ile de halifeliği meşruiyet kazandı. Hulefa-yı Raşidin'in dördünün de temsili bir seçimle işbaşına geldiği açıkça ortaya çıkmaktadır

Meşveret: İslam yönetiminde dinin zaruriyatı dışında olan dünyevi, iktisadi ve siyasi işler için kanunlar ve düzenlemeler yapan kurum "meşveret"tir. Hulefa-yı Raşidin'in dördü de hükümet işlerinde ve teşriî meselelerde ümmetin ileri gelenleri ile istişare etmeksizin karar almazlardı. Halifeler Müslümanların itimadını kazanmış, emanet ve ehliyet sahibi, genellikle bilinen ve hükümet kararlarına iştirak eden kimselerle istişare edebilirlerdi. (Onların işleri aralarında meşveret iledir. Şurâ Sûresi, âyet 38.) Danışma yoluyla yönetme diyebileceğimiz "meşveret" günümüzün "parlamento" esasına tekabül etmektedir. Elbette o devirlerden farklı olan günümüzün şartları Müslümanların itimadını kazanmış, emanet ve ehliyet sahibi kimselerin teamül yoluyla tespitini zorlaştırdığından seçim usulü bu itimadın göste-rilmesi için bir yol olarak kabul edilebilir.

Adalet: Siyasi iktidarı kullanan halife bütün icraatında "adalet" esasına riayetle mükelleftir. Adaletsiz bir hükümet, yani mazlumun hakkını koruyamayan ve hukuk karşısında eşitliği sağlayamayan hükümet müstebiddir. Adalet Kur'ân-ı Kerim'in dört esasından birisidir. İslâmın eşitliğini şekillendiren bu kurumdur ki, bir sahabîye, hutbe esnasında Hazret-i Ömer'e, "Sende bir eğrilik görürsek kılıçlarımızla doğrulturuz" dedirtmiştir.

Kanun üstünlüğü: Dört halifeden hiçbiri kendi şahsiyetini hiçbir zaman kanundan üstün kabul etmemiştir. Kanun karşısında onlar da bir vatandaş idi. Şer'i hukuku uygulayan kadılar, halifeleri serbestçe muhakeme edebilmekteydi. Hz. Ömer'in halifeliği esnasında Ubey bin Kaab ile muhakeme edilmeleri ve ikisine hâkim tarafından eşit muamele edilmesi buna bir örnektir. Hz. Ali de halifeliği sırasında ehl-i zımmeden bir Yahudi ile muhakeme edilmişti. O halde İslâm yönetiminde kanun üstünlüğü esasına harfiyen uyuluyor ve yöneten ile yönetilen kanun karşısında aynı muameleye tâbi tutuluyordu.

Otoriteye itaat: Adaletli, meşveret kaidesini tatbik eden siyasi otoriteye, halife veya devlet başkanına itaat edilmelidir. Fakat adaletsizliğin bir müeyyidesi de vardır. İslâm dini ihtiva ettiği esaslar dahilinde "icra-yı adli" emretmiş ve Müslümanlara karşı sorumluluk Allah'a karşı sorumlulukla aynı sayılmıştır. O kadar ki, halife hak yolundan ayrıldığı takdirde Şeriatın tayin ettiği hükümler dairesinde suistimaline engel olmak, yahut da kendisini "hal" etmek bütün Müslümanlar üzerine vacip olur. Zalim bir hükümete hükümet demek bile abestir. O bu isme layık değildir. Çünkü istibdat şer'an da, aklen de reddedilmesi gereken bir batıl fikirdir.9

Devlet işlerinin ehline verilmesi: Yönetimle ilgili Kur'ân-ı Kerim'in koyduğu bir esas da "emanet" olan devlet işlerinin ehline bırakılmasıdır. Dini ıstılahta "mesalih-i amme" denilen kamu yararları ile ilgili işleri üstlenecek kimseler vazife ve memuriyetlerine ait bilgi ile mücehhez ve doğruyu düşünme ve doğruyu yapmaya muktedir kimseler olmalıdır.

Devlet başkanının sorumluluğu: Meşveret ve adalet devlet başkanının halka karşı mükellef bulunduğu vazifeleri ve iktidarının sınırlarını belirler. İkisi de bir emr-i İlahî olan adalet ve meşveret, devletin kendini frenlemesini mümkün kılar. Adalet ve meşveret esaslarına uymayan devlet başkanını hal etmek Müslümanlara farz olmaktadır. Yalnız ehl-i sünnet alimlerinin büyük kısmı, "Zulümden kısmen şikayet edilir, emirin karşısında hak söz söylenir, isyan etmek doğru değildir" demişlerdir. Ekseriyete göre haksız yere kan dökme bile ayaklanma için yeterli sebep değildir. İmamların bu konudaki görüşleri Hz. Ebubekir'in halifelik biatından sonra verdiği ilk hutbesine dayanmaktadır: "Ben, Allah'a ve Onun Resulüne itaat ettiğim müddetçe siz de bana itaat edeceksiniz. Eğer Allah'a ve Resulüne itaatsizlik yoluna saparsam, o takdirde bana itaat etme mükellefiyeti üzerinizden kalkar."

Hz. Ömer de, "Bir insan meşveret etmeksizin biat isterse meşru değildir" buyurmuştur.

İnsan hakları: Kur'ân-ı Kerim'de ve hadislerde, bilhassa Hz. Resulullahın Veda Hutbesinde dile getirilen temel hak ve hürriyetler gerek Fransız İnsan Hakları Beyanname-sinde, gerekse A.B.D. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde de yer almıştır:

* Devlet vatandaşların canlarını, mallarını ve ırzlarını korumakla mükelleftir.

* İnsan hürdür ve suçu sabit olmadıkça, hürriyeti elinden alınamaz.

* Herkes fikir hürriyetine ve fikrini açıklama hürriyetine sahiptir. Fiile dökülmedikçe kimse fikirlerinden dolayı suçlanamaz. Hz. Ali'nin Haricilere gönderdiği haber şöyledir: "Kan dökmediğiniz, yol kesmediğiniz ve zulmetmediğiniz müddetçe istediğiniz durumda olunuz. Eğer bunları yaparsanız, size harp ilan ederim."10

* Devlet vatandaşların zaruri ihtiyaçlarını garanti etmelidir. Sadece Müslüman olanlar değil, zımmîler de bu hükme dahildir. Hz. Ömer'in Yahudi bir zımmiye beytü'l-malden tahsisat ayırması buna en güzel örnektir. Halid bin Velid'in Hive halkına yazdığı mektupta da böyle bir uygulamadan söz edildiğini görüyoruz.

Anayasa: Mevdudi'ye ve daha birçok düşünüre göre İslâm devletinin anayasası yazılı olmayan bir anayasadır. Esasen 18. yy'a kadar bütün devletlerin anayasası, bugünkü İngiltere'de olduğu gibi yazılı olmayan bir anayasa idi. Bununla birlikte İslâm devletinin ilk kuruluş yıllarında yazılı bir anayasa örneği bulunmaktadır. Medine Toplumunun üzerinde ittifak ettikleri 47 maddeden müteşekkil ayrı dinlerden olan bütün Medine sakinlerinin bir arada yaşama formülünü içeren bir vesikayı "ilk yazılı anayasa" olarak kabul edebiliriz. Hakikaten bu yazılı anayasa bir Yahudi kavminin bozgunculuk yapmasına kadar yürürlükte de kalmıştır. Daha sonra ilk olarak Osmanlı devletinde ve çeşitli Müslüman devletlerde yazılı anayasa örneklerine rastlıyoruz. Bu anayasalar İslâm fıkhına dayalı, İslâm kaynaklarından alınan anayasalardır.

Kuvvetlerin ayrılığı: Prof. Dr. Ali Fuat Başgil'e göre devlet teşkilâtında kuvvetler ayrılığı uygulaması Hz. Ömer devrinde başlamıştır. İdare ve hayır ayrımı yapılmış, bunun yanında devletin en yüksek müzakere ve karar organı olarak bir şura meclisi kurulmuştur. Bu meclis, kabile mümessilleri ile halk temsilcilerinden teşekkül etmekteydi.11

http://www.risaleforum.com/forum_posts.asp?TID=5723&PN=1
asiLDuA
illaki vericeksiniz Biz bize düşeni yaptık İlk yazıları okursanız sonradan gelenler daha sağlam yazarsınız diye düşünürken,öğrenmek yerine muhalif,acziyetyerine Bilmişlik yaparak okumamanızı tavsiye ederim.Hak ile Batıl kıyamete kadar savaştadır.Kimse hak ile batılı barışık göstermesin..
suleyhin
Selamün aleyküm.
Hengam kardeşim konuya bazı İslam'i esaslarla açıklık getirdiğin için Allah senden razı olsun.Malesef dinde hassas olan fakat akli muhakemeden yoksun olanlar İslam'ı asrın idrakine arz edemezler.Çünkü onlar dogmatik manada şartlanmışlardır. Bilmiyorlar mı ki "Tebeddülü esma ile hakikatler değişmez."
Selam ve dua ile..
TEVHİD
Selamün Aleyküm

Kur'an ezelden ebede kadar hükmünü icra edecektir inkişaf ederek.
ALINTI
Tebeddülü esma ile hakikatler değişmez."

Çok doğru.
İnkişafta haram ve helal kavramları hariçtir.
Yaşadığımız yüzyılda da gayri dini yaklaşımlara taviz vermemek gerekir.

Selam ve dua ile
hamzayurekli
ALINTI(arimseli @ Apr 3 2007, 10:43 PM) *

ALINTI(MehLiKA @ Apr 3 2007, 07:17 PM) *

Nekadar cahilene yazı varsa buraya toplanmış,MJ ve birkaç bilinçli müslümanın haricinde smile.gif

Bize fazla güvenmeyin bak.
Hani yukarıda kamyon demişti ya.
Olurda direksiyona geçilirse her an direksiyon hakimiyetini kaybedebiliriz ha.
smile.gif



Mehlıka Sakın Korkma Tamammı Bende -E- Ehlıyetı Var bleh.gif
ukubat
hayırlısı olsun inşaalah..
allahu teala başımızdaki müslüman idarecilere yardım etsin..
TEVHİD
ALINTI(ukubat @ Apr 6 2007, 02:59 PM) *

hayırlısı olsun inşaalah..
allahu teala başımızdaki müslüman idarecilere yardım etsin..



Amiiin Kardeşim.Aynı zamanda da basiret gözlerini açsın inşallah.Hakla batılı birbirinden ayırd etmeyi kolaylaştırır.

Selam ve dua ile
muhammed_talha


Daha önce belirttigim veya alıntı yapdıgım sorular vardı ALLAH razı olsun! hiç bir kardeş bunların birine bile cevap verme lutfunda bulunmadan oy vermenin caiz olduğunu savundular....

Devamı;

1.)ALLAH RESULU S.A.V bu düzende hangi partiye oy verirdi veya lideri olup bu yarışa girerdi veya ne yapardı....
2.)Oy vererek demokratik görevini yapan kişi, kendi vekili olarak vekâlet verdiği şahsın yaptığı hüküm ve yasalardan, işlediği ve işlettiği haramlardan sorumlu mudur?

3.)Tâğut, Allah'ın hükmüne alternatif olacak şekilde, halkın bu konuda egemen kabul ettiği Allah'ın dışındaki etkin her güç, rejim, ideoloji, put, şeytan veya insan demektir. Ve müslümanlar tâğutu reddetmek zorundadır. Bu red Kur'an açısından imanın şartı gibi görülmüştür (bkz. 2/Bakara, 256). "Seçimler, tâğutlardan bir tâğut beğenmek, Allah'ın indirmediği hükümlerle yönetecek bir insana Allah'ın hükmüne rağmen yetki vermektir" sözü yanlış ve ağır bir söz müdür?

4.)Oy vermeme özgürlüğü olmayışı ile demokrasi nasıl bağdaşır? Oy vermemek niçin suçtur? Düzen, muhâlif oylardan değil de, niye oy vermeyenlerden korkmaktadır? Demokrasi halkın çoğunluğunun yönetimi ise, değişik çevrelerin değişik zaman dilimlerinde yaptıkları anketler kesin bir şekilde gösteriyor ki, halkın % 70 civarındaki çoğunluğu, başörtüsüne kamusal alanlarda da özgürlük verilmesini istiyor. Hani, halkın çoğunluğunun yönetimi demekti demokrasi? Yoksa, halkın isteklerini bastırıp yönlendirmenin, halka rağmen uygulanan oligarşik uygulamaların adı mıdır demokrasi

5.)Batılıların kendi tarihî kökleri, uygarlık ve dünya görüşlerinin gereği olarak kendi demokrasi anlayışlarını (bâtıl dinlerini) bütün dayaya ihraç etmeleri ve kötülüğü, zararı en az düzen olarak demokrasiyi görmeleri normal sayılabilir. Ama, İslâm'ın kendine has orijinal dünya ve devlet nizamı, hâkimiyet ve otorite, hak ve adâlet anlayışı ve mutlak doğruları olduğu halde Batı ve bâtıl değerler uğrunda mücâdele veren ya da en azından onların kılıcını kuşanan müslümanlara ne demeli? Ne demeli, kim demeli, nasıl demeli?

6.)Değiştirme vaadiyle çıkıp kendileri değişenlerin rejimi midir demokrasi? Halkın istediği temel değişiklikleri yapmak yerine, egemen güçlerin halkın temel değerlerini değiştirme ve isteklerini yönlendirme şeklinde mi uygulanır? Yöneticiler halkın müslümanca isteklerini dillendirmekten bile çekindikleri durumda, nasıl olumlu değişimler beklenecektir.

7.). Saf ve samimi mü'minlere sevap, cihad diye yutturulan demokrasi, parti, seçim... oltalarına takılan müslümanlar, oy vererek demokrasi rejimini zımnen de olsa kabullenmiş olmu- yorlar mı? Bu tavır, Allah'ın hükümleri dışında bir hüküm (câhiliyye hükmü) ve O'nun dışında ve O'ndan yetki almayan kanun koyucular seçmek anlamına gelmez mi? Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyeceği veya hükmedemeyeceği belli olanların hüküm etmelerine (hükümetlerine) yardımcı olmak değil midir? (bkz. 5/Mâide, 50)

8.) Parti, İslâm' da olmadığına ve Batıdaki demokratik rejimlerin unsuru olduğuna göre, İslâm'da olmayan, İslâm'ın gayri meşrû kabul ettiği şeyle İslâm'a gidilemeyeceği gibi, İslâm'a hizmet de edilemeyeceği sonucu çıkarılamaz mı? Bir kimse meselâ İslâm'da içkinin olmadığını, bunun yasaklandığını bildiği (veya bilmesi gerektiği) halde, "içki içerek İslâm'ı getireceğiz, bununla İslâm'a hizmet edeceğiz" demesi ne kadar İslâm dışı ve saçma ise, "evet, İslâm'da parti yok, demokrasi peygamberlerin getirdiği veya onayladığı bir sistem değildir; ama bugünkü şartlarda biz bununla İslâm'a gideceğiz, bununla hizmet edeceğiz. En güzel yol budur" demesi de en az o kadar İslâm'a ve mantığa ters değil midir?

9.)Hükümet olunabilir, ama iş devlet olmakta. İktidar olunabilir, ama iş muktedir olmakta. Davulun kimin elinde olması ö-nemli değil, önemli olan değneğin elinde olması. Çünkü davul dan çıkacak sesi, tokmağı elinde tutan tâyin edip yönlendirecektir. Hükümet, davulu tutar, tokmağı değil. Davulu taşıma yarışmasına katılmak yerine, tokmağı ele geçirmeye çalışmalı değil mi? Seçimlerin davul taşıyanları seçmek olduğu bilinmiyor mu? Tokmağın da derin devletin, anayasa, kanun ve partiler kanunu denilen beşerî hükümlerin ve Kemalistlerin elinde olduğu gör- mezden gelinmiyor mu? Seçilmediği halde sınırsız yetkileri ömür boyu süren egemen güçlerin, seçilmişleri devamlı kontrolleri ve denetimleri altında tut- tukları, şiir okumaya bile ceza verdikleri bir durumda demokrasi denilen çıkmaz sokaktan İslâmî ilkelere nasıl kapılar açılacaktır?
ukubat
4 mezhep imamlarından ALİ HAYDAR efendi hazretleri oy vermemenin en kötüsüne vermek olduğu görüşündedir.ama müslümanın sandık dışında hiçbir şekilde politikaya karışmamasıda gerekir...
suleyhin
Selamün aleyküm.Konuyu Kur'an-ı Azimüşşan'ının omurgasını oluşturan iki temel mefhumla sürdürmek istiyorum. Bu kavramlar;İslamiyet ve İmandır.

İslamiyet iltizamdır / yani hakka ,hukuka ,insani olana,evrensel ortak değerlere taraftarlık ve luzümlü görme sonucu teslim olmak demektir.
İman ise iz'andır / Yani hakkı kabul ve tasdikdir.

Şimdi bu iki tanımı dikkate alarak "(hali hazırdaki hükümete)oy vermeyin diyenlere soruyorum."

Dinsiz Müslüman kimdir?
Gayr'ı müslim bir mü'min kimdir?

Cevaplarını en kısa zamanda bekliyorum.İnşallah.Vesselam.
TEVHİD
ALINTI(suleyhin @ Apr 7 2007, 01:42 PM) *

Selamün aleyküm.Konuyu Kur'an-ı Azimüşşan'ının omurgasını oluşturan iki temel mefhumla sürdürmek istiyorum. Bu kavramlar;İslamiyet ve İmandır.

İslamiyet iltizamdır / yani hakka ,hukuka ,insani olana,evrensel ortak değerlere taraftarlık ve luzümlü görme sonucu teslim olmak demektir.
İman ise iz'andır / Yani hakkı kabul ve tasdikdir.

Şimdi bu iki tanımı dikkate alarak "(hali hazırdaki hükümete)oy vermeyin diyenlere soruyorum."

Dinsiz Müslüman kimdir?
Gayr'ı müslim bir mü'min kimdir?

Cevaplarını en kısa zamanda bekliyorum.İnşallah.Vesselam.



Selamün Aleyküm Süleyhin Kardeşim

Yazın bana ilginç geldi. Tanımların çok güzel de sorular ? Cevabı belli sorular.
Bu soruları boşunan sormazsınız.Allah bu konuda yar ve yardımcın olsun kardeşim.

Selam ve dua ile
ukubat
hükümet için ne derseniz deyin.biz kişinin yaptığı hizmete bakarız dıştan ne diyor önemli değil.şu an bir serbestlik var.bu kalkarsa mumla ararsınız şimdikileri...yapılan şeriatsızlıklar bizi ilgilendirmez allah affetsin.siz kadrolaşmaya bakın...orası önemli..
suleyhin
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 01:42 PM' post='157756']
Selamün aleyküm.Konuyu Kur'an-ı Azimüşşan'ının omurgasını oluşturan iki temel mefhumla sürdürmek istiyorum. Bu kavramlar;İslamiyet ve İmandır.

İslamiyet iltizamdır / yani hakka ,hukuka ,insani olana,evrensel ortak değerlere taraftarlık ve luzümlü görme sonucu teslim olmak demektir.
İman ise iz'andır / Yani hakkı kabul ve tasdikdir.

Şimdi bu iki tanımı dikkate alarak "(hali hazırdaki hükümete)oy vermeyin diyenlere soruyorum."

Dinsiz Müslüman kimdir?
Gayr'ı müslim bir mü'min kimdir?

Cevaplarını en kısa zamanda bekliyorum.İnşallah.Vesselam.
Lütfen bu konuyu / başlığı ortaya atanlardan yukardaki sorularıma cevap bekliyorum.Sorularıma ilmi cevaplar almadıkça bunu sürdüreceğim.Ortalığı bulandırıpta kaçmak yok.Selam ve dua ile..
asiLDuA
...
suleyhin
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 05:49 PM' post='157846']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 01:42 PM' post='157756']
Selamün aleyküm.Konuyu Kur'an-ı Azimüşşan'ının omurgasını oluşturan iki temel mefhumla sürdürmek istiyorum. Bu kavramlar;İslamiyet ve İmandır.

İslamiyet iltizamdır / yani hakka ,hukuka ,insani olana,evrensel ortak değerlere taraftarlık ve luzümlü görme sonucu teslim olmak demektir.
İman ise iz'andır / Yani hakkı kabul ve tasdikdir.

Şimdi bu iki tanımı dikkate alarak "(hali hazırdaki hükümete)oy vermeyin diyenlere soruyorum."

Dinsiz Müslüman kimdir?
Gayr'ı müslim bir mü'min kimdir?

Cevaplarını en kısa zamanda bekliyorum.İnşallah.Vesselam.
Lütfen bu konuyu / başlığı ortaya atanlardan yukardaki sorularıma cevap bekliyorum.Sorularıma ilmi cevaplar almadıkça bunu sürdüreceğim.Ortalığı bulandırıpta kaçmak yok.Selam ve dua ile..
[/quote]

Lütfen sorularıma cevap istiyorum.
asiLDuA
Sorularının cevabı önceden verildi içimden kızmak geliyor ama kızamıyorum neyse kardeş önceki yazılara bir bak oralarda linklerde verildi gerekli ayet ve hadislerde aynısını tekrar yazmak abes olur.Niyetin öğrenmek ise o yazılara bakarak öğrenebilirsin hepside AYET siyer ve hadis lerden oluşmakta.
arimseli
"Savunduğumuz Hükümetin" bundan önce işlevsiz ve atıl durumda kalan Kur'an Kurslarını nasıl canlandırdığını görmenizi temenni edeceğizde mümkün değil.

Hani haset gözleri kör ediyor ya o yüzden...
smile.gif
asiLDuA
arimseli,

Benim hala herhangi bir partiye sempati duyduğumu düşünemezsin sanırım yoksa düşünüyormusunda bunu yazıyorsun ?

AKP ilk kurulduğu sıralarda ünivte okuduğum şehire gelmişlerdi ve bizde üye olduk ünivtede ünivt kolu başk seçildim içersindede bulundum sen merak etme her kesimi bilipte yazıyoruz.Yalnız Bazı şeylerden bi haberdim ki 1 yıl sürmedi üyeliğimi iptal ettirdim.Ben hiçbir partiyi savunmuyorum BU KONUDA PARTİ YOK SİZ PARTİZANLIĞA geçiyorsunuz savunma ihtiyacı duyuyorsunuz BEN PARTİ savunmuyorum HÜKÜM ORTADA....AYET VE HADİS getir tagut yönetimine girmeyle alakalı ulema görüşü getirirmisin arimseli...
sükut-u ecram
her ne kadar söylediğin sözlerde haklı olsanda sandığa gidip oy vermemek ancak bu milletin dini hassaiyetine bile tahamül edemeyenlerin işine yararki buda aklıselim bir insanı hiç anlamadan bu mezalimin destekçisi olmaya götürür allah korusun insan mübahları bile yaşamayarak takva dairesini ararken birden bire onların safında bulur kendini zira yaptıranda yapan gibidir buyuruyor efendimiz ( a.s.m.) bu gibi durumlarda elimizde fırsat varken yaptırmamak gerekir diye düşünüyorum sevgili kardeşim bu ülkede %70 sağ partilere oy veriyorken kalkıp sol bir parti başa geçerse allah bu ülkenin insanına bunu sorar diye düşünüyorum cevaplarını ayrıca bekliyorum
suleyhin
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 07:11 PM' post='157887']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 05:49 PM' post='157846']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 01:42 PM' post='157756']
Selamün aleyküm.Konuyu Kur'an-ı Azimüşşan'ının omurgasını oluşturan iki temel mefhumla sürdürmek istiyorum. Bu kavramlar;İslamiyet ve İmandır.

İslamiyet iltizamdır / yani hakka ,hukuka ,insani olana,evrensel ortak değerlere taraftarlık ve luzümlü görme sonucu teslim olmak demektir.
İman ise iz'andır / Yani hakkı kabul ve tasdikdir.

Şimdi bu iki tanımı dikkate alarak "(hali hazırdaki hükümete)oy vermeyin diyenlere soruyorum."

Dinsiz Müslüman kimdir?
Gayr'ı müslim bir mü'min kimdir?

Cevaplarını en kısa zamanda bekliyorum.İnşallah.Vesselam.
Lütfen bu konuyu / başlığı ortaya atanlardan yukardaki sorularıma cevap bekliyorum.Sorularıma ilmi cevaplar almadıkça bunu sürdüreceğim.Ortalığı bulandırıpta kaçmak yok.Selam ve dua ile..
[/quote]

Selamün aleyküm.Daha önce sorduğum iki soruya bir soru daha ekliyerek dozajı artırarak sürdürüyorum.

Üçüncü soru sıkı durun ve şoke olun oy vermeyin diyenlere
3)İman edenlerden kim din düşmanlarından daha fazla İslam'a zarar verebilir?
Lütfen sorularıma cevap istiyorum.

TEVHİD
[quote name='suleyhin' date='Apr 8 2007, 05:10 PM' post='158237']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 07:11 PM' post='157887']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 05:49 PM' post='157846']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 01:42 PM' post='157756']
Selamün aleyküm.Konuyu Kur'an-ı Azimüşşan'ının omurgasını oluşturan iki temel mefhumla sürdürmek istiyorum. Bu kavramlar;İslamiyet ve İmandır.

İslamiyet iltizamdır / yani hakka ,hukuka ,insani olana,evrensel ortak değerlere taraftarlık ve luzümlü görme sonucu teslim olmak demektir.
İman ise iz'andır / Yani hakkı kabul ve tasdikdir.

Şimdi bu iki tanımı dikkate alarak "(hali hazırdaki hükümete)oy vermeyin diyenlere soruyorum."

Dinsiz Müslüman kimdir?
Gayr'ı müslim bir mü'min kimdir?

Cevaplarını en kısa zamanda bekliyorum.İnşallah.Vesselam.
Lütfen bu konuyu / başlığı ortaya atanlardan yukardaki sorularıma cevap bekliyorum.Sorularıma ilmi cevaplar almadıkça bunu sürdüreceğim.Ortalığı bulandırıpta kaçmak yok.Selam ve dua ile..
[/quote]

Selamün aleyküm.Daha önce sorduğum iki soruya bir soru daha ekliyerek dozajı artırarak sürdürüyorum.

Üçüncü soru sıkı durun ve şoke olun oy vermeyin diyenlere
3)İman edenlerden kim din düşmanlarından daha fazla İslam'a zarar verebilir?
Lütfen sorularıma cevap istiyorum.
[/quote]


Selamün Aleyküm Ubeydullah Kardeşim

Bu mesajınızı sürekli yineliyorsunuz.Ama konunun muhattaplarınca cevap alamayabilirsiniz belki.

Selam ve dua ile
suleyhin
[quote name='TEVHİD' date='Apr 8 2007, 05:16 PM' post='158242']
[quote name='suleyhin' date='Apr 8 2007, 05:10 PM' post='158237']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 07:11 PM' post='157887']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 05:49 PM' post='157846']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 01:42 PM' post='157756']
Selamün aleyküm.Konuyu Kur'an-ı Azimüşşan'ının omurgasını oluşturan iki temel mefhumla sürdürmek istiyorum. Bu kavramlar;İslamiyet ve İmandır.

İslamiyet iltizamdır / yani hakka ,hukuka ,insani olana,evrensel ortak değerlere taraftarlık ve luzümlü görme sonucu teslim olmak demektir.
İman ise iz'andır / Yani hakkı kabul ve tasdikdir.

Şimdi bu iki tanımı dikkate alarak "(hali hazırdaki hükümete)oy vermeyin diyenlere soruyorum."

Dinsiz Müslüman kimdir?
Gayr'ı müslim bir mü'min kimdir?

Cevaplarını en kısa zamanda bekliyorum.İnşallah.Vesselam.
Lütfen bu konuyu / başlığı ortaya atanlardan yukardaki sorularıma cevap bekliyorum.Sorularıma ilmi cevaplar almadıkça bunu sürdüreceğim.Ortalığı bulandırıpta kaçmak yok.Selam ve dua ile..
[/quote]

Selamün aleyküm.Daha önce sorduğum iki soruya bir soru daha ekliyerek dozajı artırarak sürdürüyorum.

Üçüncü soru sıkı durun ve şoke olun oy vermeyin diyenlere
3)İman edenlerden kim din düşmanlarından daha fazla İslam'a zarar verebilir?
Lütfen sorularıma cevap istiyorum.
[/quote]


Selamün Aleyküm Ubeydullah Kardeşim

Bu mesajınızı sürekli yineliyorsunuz.Ama konunun muhattaplarınca cevap alamayabilirsiniz belki.

Selam ve dua ile
[/quote]

Selamün aleyküm.Tevhid kardeşim.İnşallah cevap alana kadar sürdüreceğim.Vesselam.
TEVHİD
[quote name='suleyhin' date='Apr 8 2007, 05:21 PM' post='158249']
[quote name='TEVHİD' date='Apr 8 2007, 05:16 PM' post='158242']
[quote name='suleyhin' date='Apr 8 2007, 05:10 PM' post='158237']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 07:11 PM' post='157887']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 05:49 PM' post='157846']
[quote name='suleyhin' date='Apr 7 2007, 01:42 PM' post='157756']
Selamün aleyküm.Konuyu Kur'an-ı Azimüşşan'ının omurgasını oluşturan iki temel mefhumla sürdürmek istiyorum. Bu kavramlar;İslamiyet ve İmandır.

İslamiyet iltizamdır / yani hakka ,hukuka ,insani olana,evrensel ortak değerlere taraftarlık ve luzümlü görme sonucu teslim olmak demektir.
İman ise iz'andır / Yani hakkı kabul ve tasdikdir.

Şimdi bu iki tanımı dikkate alarak "(hali hazırdaki hükümete)oy vermeyin diyenlere soruyorum."

Dinsiz Müslüman kimdir?
Gayr'ı müslim bir mü'min kimdir?

Cevaplarını en kısa zamanda bekliyorum.İnşallah.Vesselam.
Lütfen bu konuyu / başlığı ortaya atanlardan yukardaki sorularıma cevap bekliyorum.Sorularıma ilmi cevaplar almadıkça bunu sürdüreceğim.Ortalığı bulandırıpta kaçmak yok.Selam ve dua ile..
[/quote]

Selamün aleyküm.Daha önce sorduğum iki soruya bir soru daha ekliyerek dozajı artırarak sürdürüyorum.

Üçüncü soru sıkı durun ve şoke olun oy vermeyin diyenlere
3)İman edenlerden kim din düşmanlarından daha fazla İslam'a zarar verebilir?
Lütfen sorularıma cevap istiyorum.
[/quote]


Selamün Aleyküm Ubeydullah Kardeşim

Bu mesajınızı sürekli yineliyorsunuz.Ama konunun muhattaplarınca cevap alamayabilirsiniz belki.

Selam ve dua ile
[/quote]

Selamün aleyküm.Tevhid kardeşim.İnşallah cevap alana kadar sürdüreceğim.Vesselam.
[/quote]


Ne diyelim.Allah yar ve yardımcınız olsun.

Selam ve dua ile
HeNGaM
İslâm ve demokrasi

İslâm dininin akidesi ile hürriyetçi demokrasinin temel prensipleri arasında çok iyi uyum sağlayan paralellikler görmek mümkündür. Çünkü demokrasinin temel prensibi olan "hürriyet" İslâm akidesinin de temel şartıdır. Zira bütün İslâmi mükellefiyetler akıl-baliğ olan hür Müslümanlar içindir. İman ise cüz'i iradenin sarfıyla ilgilidir. Hürriyetsiz cüz'i irade söz konusu olamayacağına göre hürriyet imanın da esasıdır. İman ve cüz'i irade ilişkisini bütün müfessirlerin ve kelâm alimlerinin eserlerinde görebiliriz. Bediüzzaman Said Nursi de İşârâtü'l-İ'caz adlı Kur'ân tefsirinde Sa'd-ı Taftezani'nin, "İman Cenâb-ı Hakkın istediği kulunun kalbine, cüz'-i ihtiyarının sarfından sonra ilka ettiği bir nurdur" dediğini nakletmektedir. Yani iman dahi bir bakıma "tercih" ve "tasdikten" ibarettir. Bütün ehl-i sünnet alimleri bu hususta müttefiktir. Bediüzzaman 1911 yılında neşrettiği ve meşrutiyeti bütün yönleriyle konu alan Münazarat adlı eserinde hürriyeti imanın "hassası," yani imana ait olan bir özellik olarak kabul eder. Ona göre imanın kuvveti oranında hürriyet yaşanacaktır. Çünkü cüz'i iradesini sarf ederek imanı elde eden insan artık kainatın sultanına bağlanmıştır. Başkasına boyun eğmez ve başkasının istibdadını kabul etmez. İmanın bir gereği olan şefkat de başkasının hürriyet ve haklarına tecavüz etmesine mani olur.12 Demek iman bünyesinde barındırdığı hürriyet özelliği sayesinde mü'minin istibdada boyun eğmemesini ve hak ve hürriyetlere de tecavüz etmemesini gerektirmektedir. Yine Bediüzzaman hürriyeti "kanundan başka hiçbir şeyin kim-seye tahakküm etmemesi ve herkesin hukukunun mahfuz kalması şartıyla meşru dairedeki serbestiyet" şeklinde tarif etmiştir.13 Ona göre herkes istediği gibi düşünebilir ve asa-yişe ilişmemek şartıyla bu düşüncelerini açıklayabilir.14 Hatta fikir hürriyeti olmaksızın bu zamanda bir devletin üzerine düşen vazifeleri yapması imkânsızdır. Çünkü, "hürriyet-i efkâr medeniyetin kılıcı ve kuvveti"dir.15

Din ve vicdan hürriyeti: İnsan haklarının ana umdelerinden din ve vicdan hürriyeti zaten İslâmiyetin özünde varolan bir hürriyettir. Çeşitli dinlerin mensupları İslâm hükümeti içinde serbestlikle dinlerinin gereğini yerine getirmişlerdir. Bediüzzaman bu hükümet-i İslâmiye içinde her zaman başka dinlerin mensuplarının da bulunduğunu nazara verir, ona göre, "asayişe ve emniyete ilişmemek şartıyla herkes vicdanıyla, kalbiyle kabul ettiği bir metodu, bir fikriyle mesul olamaz."

http://www.risaleforum.com/forum_posts.asp?TID=5723&PN=1
arimseli
ALINTI(MehLiKA @ Apr 8 2007, 02:09 PM) *

arimseli,

Benim hala herhangi bir partiye sempati duyduğumu düşünemezsin sanırım yoksa düşünüyormusunda bunu yazıyorsun ?

(...)


Hiç öyle bir düşüncem olmadı.
Zaten kimin ne düşüneceği de bizi ilgilendirmez. Bu aşamada konu Kur'an Kurslarıydı bizde o yönde bir tespiti yazdık o kadar.
"Partizan" kelimesinden eski Yugoslavya'nın bir Futbol takımı olan Partizan'dan başkasını ne anlarız ne de biliriz.
Bu başlıkta tartışılan ana temalardan en başında Partiler yer aldığı için konuya uygun şeyler yazmaya gayret sarfediyoruz.
Konu, "Hamsi yemenin faydaları" olsaydı o konuda bişeyler yazardık. Yoksa bu durumda da bizi "Hamsizan" mı ilan edecektin..?
smile.gif
asiLDuA
Konu hakkında yeteri kadar konuşulduğunun kanısındayım.Bu konu Allahın hükümlerinin hakim kılınması için yolun taguttan geçmediğiydi.Ve konu amacından sapıp partileri savunma yoluna kadar girdiği için kilitlenmiştir.
ErKaMReaL
Bir çok kişinin merak ettiği konular hakkında Şeyh Abdullah Azzam 'ın kitabından alıntılar var .

http://rapidshare.com/files/30319774/demokrasi.rar.html
Rar Şifresi : islamiforum.com

İslam’da laiklik yoktur
Türkiye’de laiklik , Atatürk’çülük ve Demokrasi
Demokratik çalışma ve amel ilişkisi
Demokratik yöntem ile İslam’ı hakim kılmak olamaz mı?
Seçim sandığına giden bir vatandaşın bu davranışının anlamı nedir ?
Milletvekili adayı olmanın anlamı nedir?
Demokratik düzenlerin iddiaları nelerdir ?
İslam’i hareket ve demokrasi
Demokrasi ve seçimler
Demokratik çalışmayı savunanların bazı gerekçeleri
Hüküm koyma ; Allah’a muhalif kanun koymanın ve koydurtmanın hükmü nedir
Allah’ın ayetlerinin inkar ya da alay edildiği meclislerde oturulabilir mi?
Parlementoyu hep dinsizler mi ele geçirsin; adamlarımız olmasın mı ?
Sert olmayalım , particilere karşı yumuşak davranalım .
Bu kadar alim , hoca var ;onlar bilmiyorlar mı bunu ?
Yusuf (a.s.) parti gibi başa geçmiştir ; bizde onun gibi çalışıyoruz
Hılfu’l - Fudul Andlaşması oy vermeye delil midir ?
Medine vesikası ve Hudeybiye anlaşması, Necaşi delil midir ?
Parti yoluyla İslam’a casus ve ajanlık hizmeti ediyoruz
İslam’i duyarlılığı olan partiye destek ehveni şer midir ?
Said Nursi bile siyaset yapmıştır. Bizde yapıyoruz
İslam’a göre dost ve düşmanlık : Dostluğun gerekleri
Allah’tan başkası için yemin etmek ; hükmü nedir ?
Takiyye nedir , ne zaman olur , şartları nedir ?
Meydanı İslam düşmanlarına mı bırakalım ?
İslam partisi olamaz mı ?
Küfrü meşrulaştırmak
Beşeri düzenin bazı kurum ve görevleri
Demokratik Mücadele Kurumu ; PARTİLER
Bakanlık ve Üst Düzey Bürokratlığı
Doktor , Mühendis , Öğretmen ve diğer memuriyetler
Hakimlik , Savcılık , avukatlık
Askerlik
Allah’ın Hükümlerini Aşamalı olarak Tatbik Etmek Küfürdür
İslam’dan Çıktıkları Halde Kendilerini Müslüman Zannedenler
Tek ümmete doğru
Şehid ABDULLAH AZZAM’a göre “parlementoya girmenin hükmü
“Şehid ABDULLAH AZZAM’a göre kişileri belirterek hüküm vermek
Alimlere göre partisel çalışma
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2009 Invision Power Services, Inc.