İnsan beyni son derece ilginç bir mucize
Sevgili dostlar, dün gece Türkiye ve Yunanistan’da
milyonlarca insan doksan dakika boyunca televizyon
denilen elektronik bir cihazın başına oturup tüm
dikkatleriyle ekranlarına kilitlendiler. İnsan
dediğimiz sıkılgan varlığı bir buçuk saat bir cihazın
başına kilitlemek için futboldan daha iyi bir oyun
düşünülemezdi hele hele takımların ülkeleri arasında
müthiş bir rekabette varsa. İnsan beyni son derece
ilginç bir mucize, mesela algılarımızın çoğunluğunu
bilinçli uyarıcılar değil bilinçaltı uyarıcılar
oluşturmakta. İnsanlar normalde algılanamayacak pek
çok şeyi aslında son derece iyi bir şekilde algılıyor
ve reaksiyon gösteriyor. Ultrason, radar ve mikrodalga
gibi pek çok dalga boyu insan vücudunda son derece
ilginç tepkiler yaratabilmekte ve aslında gördüğünüzü
sandığınız şeylerden çok daha fazlasını görüyorsunuz.
İkinci Dünya Savaşında Amerikan hava kuvvetleri,
pilotların ve hava savunma askerlerinin uzaktan gelen
uçakları görmekte ve ayırt etmekte zorlandıklarını ve
bu sebeple pek çok defa kendi uçaklarını vurduklarını
gözlemediler. Buna cevap olarak Hava Kuvvetleri
psikologları tachitoscope denilen bir cihaz
geliştirdi. Cihaz çok hızlı bir şekilde belli ses ve
resimleri hızlı bir şekilde ekranından geçiriyor ve
cihazı kullanan kişinin algılarını geliştirmeyi
hedefliyordu. Cihaz son derece ilginç bir durumu
ortaya çıkardı buna göre insan beyni saniyenin yüzde
biri gibi kısa bir zaman aralığındaki sinyalleri bile
yakalayabiliyor ve doğru şekilde yorumlayabiliyordu.
Cihaz aynı şekilde savaş sonrası profesyonel Amerikan
futbolcuları içinde kullanıldı ve hızlı oyun temposu
içinde rakip defansın hatalarını görmeleri konusunda
onları eğitti. Cihazın verdiği saniyenin yüzde biri
aralığındaki sinyaller insan beyni tarafından
yakalanabiliyor ve buna göre bilinçaltı olarak ister
istemez tepki veriyorlardı.
1957 senesinde yeni bir deney yapıldı buna göre New
Jersey’deki bir sinema salonunda seyircilerin haberi
olmadan saniyenin üçbinde biri oranında POPCORN yazısı
filmin kareleri arasına konuldu. Bu o kadar hızlı bir
zaman dilimidir ki neredeyse fark edilmesi imkansızdır
ama işe bakın ki seans arasında sinema izleyicilerinin
yaptığı ilk iş patlamış mısır satıcısının önünde
kuyruklar oluşturmak oldu. Bilinçaltınızın sinyallere
ne kadar açık olduğu konusunda başka bir kanıt ise
1983 yılında Amerikan Stimutech firmasının depresyona
giren insanlar için ürettiği bir üründü. Buna göre
içinde kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak moral
dolu mesajlar içeren bir ses kaseti bilgisayar
yardımıyla televizyona takılıyordu. Normal insan
kulağının algılayamayacağı bu sesler ürünü kullanan
kişi normal olarak televizyonunu izlediği zaman
bilinçaltına veriliyordu. Sonuç inanılmazdı ürünü
kullanan kişilerde hızlı iyileşme belirtileri
görülmeye başlandı ve buna kendileri de anlam
veremiyorlardı. Bu yarayışlı ürün nedense bir anda
piyasadan toplatıldı çünkü birileri bundan hiç
hoşlanmamıştı.
İnsan davranışları içimizdeki inanç ve tutumlarımızın
sonucudur ve bu tutumlarda dışarıdan verilecek türlü
bilinçaltı sinyallerle değiştirilebilir. Birkaç dakika
yüksek dozda sinyale maruz kalan insanlar hiç gereği
yokken ağlamaya veya bir anda kendilerini çok neşeli
hissetmeye başlayabilirler. Doktorların büyük kısmı
pek çok hastalığın sebebinin psikolojik olduğunu çok
iyi bilirler bunun en iyi örneği de genelde hastalık
hastası insanlara yazılan placebo yani içi boş ama
dıştan ilaca benzeyen kapsüllerdir. Kendini çok kötü
hisseden biri bu boş ilaç tüplerinin birini doktor
reçetesiyle ilaç niyetiyle yuttuğu zaman bir anda
iyileştiğini düşünür ve tüm belirtiler ortadan kalkar.
Yani sevgili dostlar bizleri esas olarak yöneten
bilincimiz değil bilinçaltımızdır. 1979 senesinde
Amerika’da ve Kanada da her gün yüzlerce hırsızlık
vakası görülen onlarca süpermarkete bilim adamları
özel bir makine yerleştirdiler. Bu makine marketlerin
içinde çalınan müziğin arasına bilinçaltı bir mesaj
gönderiyordu. Mesajda “Ben dürüstüm,bugün
çalmayacağım” cümlesi defalarca tekrarlanmaktaydı. Ne
oldu dersiniz. Marketlerdeki hırsızlık olaylarının
oranı müthiş bir derecede azaldı. Bu özel makineyi
yapan bilim adamının ismi Hal Beckerdir ve bu cihaz
için aldığı patent numarası 3.278.676. Yani karşımızda
bundan yıllar önce yapılan ve işe yarayan gerçek bir
zihin yönlendirme makinesi var. Daha da ilginci bugün
Kanada da yayın yapan CIME-FM isimli bir radyo
bölgedeki sinek sorununa ilginç bir çözüm bulmuştur ve
yayının arasına sinekleri rahatsız eden bir sinyal
karıştırmaktadır ve evinde radyolarını açan insanlar
sivrisineklerin bir anda ortadan toz olduklarını
hayretle görmektedirler. Aynı radyo yayınlarının
arasına insanları rahatlatan sinyallerde
karıştırmaktadır. (Bu yazıyı aman sinek ilacı
üreticileri okumasınlar,moralleri bozulabilir)
Toparlarsak bilinçaltı mesajlar yöntemiyle sinek kadar
küçük bir canlıdan insana kadar pek çok canlı türü
yönlendirilebilmekte ve etkilenebilmektedir. Bu
yönlendirmelerin iyi veya kötü bir amaca yönelik olup
olmayacakları ise tamamen mesajı verenlerin
niyetlerine kalmıştır. Tüm mesele insanları bu tür
mesajları iyice algılayabilecekleri bir süre boyunca
belli iletişim cihazlarının önünde tutabilmektir.
Yazımızın başında futbol milyonlarca insanı bir buçuk
saat ekran başında tutabilen harika bir oyundur
demiştim galiba. O zaman şu soru akla geliyor “Acaba
gerçekten futbol maçımı seyrettiniz”
Sevgilerimle
Serdar Kuru
Serdar Kuru
Araştırmacı-Yazar


