ennur
Mar 22 2007, 10:03 PM
ve ruh ete büründü
ama bilmedi
gayrı yazgısı sürgündü
ve dünya.....
yedi kat arz ile yedi kat arş arasına düşürmüş kader ömürden bilmem kaç seneyi
Düşten gerçek ,ölümden yalan bir zaman dilimi...
Ne gelirken soran olmuş gidecek misin diye
Ne de ecel geldiğinde soran var dönmek istiyor musun diye
Bir han içinde, gittiğinde pişman geldiğinde binpişman garip yolcuların diyarı hasıl-ı kelam...
ve insan.....
Be' nin noktası gibi muamma, elif gibi yalnız ama hala ayakta!...
Mumunu kaybetmiş pervane misali ışıksız, karanlıkta...
Ezelde biçilmiş bir ömrün esiri...
Kah bulup kah kaybettiği benliğiyle kendi yolunu çizmeye çalışan bir ressam aslında...
Bahtı kara bir aciz...
Belki yurdundan uzak, itilip kakılan bir yetim ve aşktan uzak, aşka uzak bir nasipsiz...
Ayrılığı yakan yakınlığı kül eden bir uzaktan aşka müptela...
Gölgesinden kaçamayan umutsuz bir vakıa...
ve yazgı.....
Kimine ak kimine kara yazılmış bir ferman...
Alna nakış nakış işlemiş katip, kimsin nesin diye sormadan
Mürekkep bitip kalem yazma olunca
demiş:
''Git artık zira bu kadardır sana biçtiğim ummanımdan''
ve zaman.....
Gençken bir kuş, salıverilen uçup gitsin diye
Yaşlılıkta ise saksıda en nadide çiçek öpülüp koklanan
Aman solmasın diye
Kimbilir belki de bahşedilen en değerli hazine
Ama bekçisiz...
Peki ya bir gün yitip giderse?...
ve ses....
Dünya denilen misafirhanade yazgısını yaşayıp zamanını tamam edince insan
İsmi konulurken babasının kucağında
Duyduğu sesi duyar
Bu kez musalla taşında....
Kederide yaşar o an,şaşkınlığıda, çaresizliğide,en dehşetli korkuyuda
ve anlar nice sonra
der
''Heyhat!!! Bir ömür sadece iki ezan arası imiş''
ve neden sonra hatırlar ki
ancak
''Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş..''