Başlıktaki soruyu risale-i nur eksenli bir forumda üyeler cevaplamışlar.Siteden üyelerin alıntıları doğrultusunda soruya cevap veriliyor.
alıntı: http://www.risaleforum.com/
***********************************************************************
Birinci Cüz: Kur'ân nedir, tarifi nasıldır?
Elcevap: On Dokuzuncu Sözde beyân edildiği ve sâir Sözlerde ispat edildiği gibi,
Kur'ân, şu kitâb-ı kebîr-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi;
ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi' dillerinin tercümân-ı ebedîsi;
ve şu âlem-i gayb ve şehâdet kitâbının müfessiri;
ve zeminde ve gökte gizli esmâ-i İlâhiyenin mânevî hazînelerinin keşşâfı;
ve sutûr-u hâdisâtın altında muzmer hakâikın miftâhı;
ve âlem-i şehâdette âlem-i gaybın lisânı;
ve şu âlem-i şehâdet perdesi arkasında olan âlem-i gayb cihetinden gelen iltifatât-ı ebediye-i Rahmâniye ve hitâbât-ı ezeliye-i Sübhâniyenin hazînesi;
ve şu İslâmiyet âlem-i mânevîsinin güneşi, temeli, hendesesi;
ve avâlim-i uhreviyenin mukaddes haritası;
ve zât ve sıfât ve esmâ ve şuûn-u İlâhiyenin kavl-i şârihi tefsir-i vâzıhı, bürhan-ı kâtıı, tercümân-ı sâtıı;
ve şu âlem-i insaniyetin mürebbîsi; ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetin mâ ve ziyâsı; ve nev-i beşerin hikmet-i hakikiyesi;
Kur'ân Arş-ı Âzamdan, İsm-i Âzamdan, her ismin mertebe-i âzamından geldiği için, On İkinci Sözde beyân ve ispat edildiği gibi, Kur'ân, bütün âlemlerin Rabbi itibâriyle, Allah'ın kelâmıdır; hem bütün mevcudâtın İlâhı ünvânıyla Allah'ın fermanıdır; hem bütün semâvât ve arzın Halıkı nâmına bir hitâbdır; hem rubûbiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir; hem saltanat-ı âmme-i Sübhâniye hesâbına bir hutbe-i ezeliyedir; hem rahmet-i vâsiâ-i muhîta nokta-i nazarında bir defter-i iltifatât-ı Rahmâniyedir; hem ulûhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bâzan şifre bulunan bir muhâbere mecmûasıdır; hem İsm-i Âzamın muhîtinden nüzûl ile Arş-ı Âzamın bütün muhâtına bakan ve teftiş eden hikmetfeşân bir kitâb-ı mukaddestir
Heyhat eğer Aziz Üstad bize Kuran'ı böyle tarif etmiş , artık O yüce Kelam'ı öpüp alnımıza koyarken '' neyi öptüğümüzü '' ve neden '' alnımıza koyduğumuzu '' anlıyoruz haza min fadli Rabbihi
Risale-i nur dava değildir , dava içinde bürhandır. Biz risale-i nurları okudukça Kuran'ı Kerime olan hayranlığımız ve muhabbetimiz artıyor siz bırakın başkalarını . Eğer sizin Kuran-ı kerim 'e olan yakınlığınızı arttıroyırsa eserler elinizden düşürmeyin . Düşürmeyin ki o ellerle Kuran 'ı tutarken avuçlarınızda neyin olduğunu idrak edebilesiniz
---------------------------------------------------------------------------------------------
Aziz, sıddık kardeşlerim!
Sizlerin ümidimin pek fevkinde gayret ve faaliyetiniz, beni âhir hayatıma kadar mesrur ve müteşekkir edecek bir mahiyettedir. Bu defa mektubunuzda, "Hıfz-ı Kur'an'a çalışmak ve Risale-i Nur'u yazmak, bu zamanda hangisi takdim edilse daha iyidir?" diye sualinizin cevabı bedihîdir. Çünki bu kâinatta ve her asırda en büyük makam Kur'anındır. Ve her harfinde, ondan tâ binler sevab bulunan Kur'anın hıfzı ve kıraati, her hizmete mukaddem ve müreccahtır. Fakat Risale-i Nur dahi, o Kur'an-ı Azîmüşşan'ın hakaik-i imaniyesinin bürhanları ve hüccetleri olduğundan ve Kur'anın hıfz ve kıraatine vasıta ve vesile ve hakaikını tefsir ve izah olduğu cihetle, Kur'an hıfzıyla beraber ona çalışmak elzemdir.
Nur fabrikası ve Gül fabrikası devairinde, Mübarekler Heyeti'nde, Lütfü'ler nümunelerinde, Hacı Hâfız'lar cemaatinde, Sıddık Süleyman, Hakkı'nın makamlarında bulunan herbir kardeşlerimize, hususan elli ümmiden çıkan Risale-i Nur talebelerine birer birer selâm ve dua ediyoruz ve dualarını istiyoruz.
Said Nursi
(Kastamonu Lahikası - 73)
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Kur'an'ı okumak sünnettir, "anlamak" ise farzdır. Risale-i Nur'un amacı ise budur: "Kur'an'ın anlaşılması." Çünkü Kur'an sadece mealiyle anlaşılmaz, Kur'an ayetlerinin altında binlerce mana vardır, her insan onları göremez.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Biliyorsunuz teşbihte hata olmaz.Bizlerde bu konuya bir teşbih ile açıklık getirmeye çalışalım.
Ülkeleri idare etmek için temek kanunlarının çerçevelendiği bir anayasaları vardır.Burada temel prensipler vardır ve ayrıntılar yoktur.Ancak hiç bir ülke bize anayasa yeter başka metinlere gerek yoktur dememiştir.Anayasaların dayalı kanunlar,tüzükler ve de yönetmelikler çıkarmışlardır.Bu yapılanların hepsi anayasaya bağlı kalarak yapılmıştır.anayasaya aykırı bir durum olursa ilgili Mahkemeler o yasaları iptal eder ve yürütmesi durdurulur.Şimdi şöyle düşünelim.hepimiz sosyal hayatta yaşıyoruz.Bizler anayasaya dayalı çıkarılan kanunları,tüzükleri,yönetmelikleri ve genelgeleri daha iyi anlamak ve sosyal hayatta tatbik etmek için daha fazla okusak bu anayasayı küçük düşürme manasını mı taşır?elbette ki taşımaz.Öyleyse bazıları Kur'anı az Risale-i Nurları çok okuyor bu Kur'anı önemsememek değil mi gibi bir düşünceye kapılmamalıdır.Çünkü Risale-i Nurlar bu asrın Kur'an ve Sünnet-i Resulullah(asm)'ın hayat pratikleridir.
--------------------------------------------------------------------------------------------
Allah razı olsun...
