Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Mezhepler Nasıl Ortaya Çıktı
Islami Forum - Popüler Forum > İSLAMİ KONULAR > .·[ GENEL ]·.
Vuslat Rana
Mezheplerin ortaya çıkması Peygamberimiz (sav)'in vefatından sonra olmuştur. Çünkü Peygamberimiz (sav) hayatta olduğu dönemlerde sahabi-ler herhangi bir mesele olduğunda Peygamberimiz (sav)'e geliyor, o husus-ta bilgi istiyorlardı. Peygamberimiz (sav) de sorulan soruyu bir vahye istinaden veya kendi bilgisi ile cevaplandırıyordu. Dolayısıyla Peygambe-rimiz (sav) zamanında herhangi bir mezhep olması düşünülemezdi.

Mezhepler Peygamberimiz (sav)'in vefatından sonra ayet ve hadislerde açık olarak izah edilmeyen meselelerden kesin ve herkesin itirazsız olarak kabul edebileceği bir hüküm verebilecek bir otoritenin olmamasından ortaya çıktı. Zuhur eden bu mezhepler genel olarak ameliye ve itikadi olmak üzere iki grupta ortaya çıktı.

Ameli mezheplerin teşekkülü şu şekilde olmuştur. Peygamberimiz (sav)'in vefatından sonra islam alemi genişlemiş, sahabilerden herbiri bir şehre dağılmıştı. Bu sahabiler gittikleri yerlerde müracaat kaynağı oldular. Yani müslüman olan veya islamiyet hakkında fazla bilgisi olmayan pekçok kimse kendilerine çeşitli meselelerde dinin hükmünü sordular. Sahabiler de muhatap oldukları soruların cevabını evvela Kur'an da aradılar. Onda bulamadıklarında kendi içtihatlarıyla hüküm verdiler.

Bu sahabiler aynı zamanda kendilerine TABİİN denilen pek çok talebe yetiştirdiler. Onlardan sonra talebeleri tabiin alimleri de bir yandan fetva vererek müslümanları dini konuda aydınlatırken bir yandan da talebe yetiştirdiler. Onların talebelerine Tebe-i Tabiin denildi. Tebe-i Tabiin Alimleri de Tabiin Alimlerini takip edip onların yolunda devam ettiler.

Gerek sahabe, gerek Tabiin, gerekse Tebe-i Tabiin'in fetvaları arasında farklı hükümler ortaya çıkmıştır. Müslümanlar kendi bölgelerinde yaşayan imamın fetvalarını biliyor, onu tercih ediyor ve ona göre amel ediyordu. İşte bu tercih ve taraftarlık zamanla yerini "Gidilen yol" manasına gelen mezheplere terk etti.

Başlangıçta Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinden başka Servi, Evzai, Teberi, Zahiri isimleriyle birlikte birçok hak mezhep daha ortaya çıktı. Ancak bunlardan dördü dışındakiler çeşitli sebeplerden tarih sahnesinden silindiler.

İtikadi mezheplere gelince bu mezheplerin ortaya çıkmasındaki temel sebep müslümanlar arasındaki fikir ayrılıklarıdır. Peygamberimiz (sav)'in vefatından sonra onun yerine geçecek, siyasi yönden onu temsil edecek olan Halifenin seçimi müslümanlar arasında ilk ciddi fikir ayrılığına sebep oldu. Ardından üçüncü Halife Hz. Osman'ın şehit edilmesi bu ihtilafı daha da artırdı. Müslümanlar arasında Cemel ve Sıffın savaşları yapıldı. Bu savaşlarda pek çok müslüman öldü.

Halifenin kim olacağı, sıffın ve cemel savaşlarında ölen ve öldürülenlerin durumu, gibi sebepler ve bunların dışında sayabileceğimiz pekçok sebep sonraki yıllarda itikadi sahada pekçok mezhebin ortaya çıkmasına netice verdi. Mezhep çatışmaları neticesinde onbinlerce müslüman öldürüldü.

Daha sonraki yıllarda ise Babilik, Bahailik, Kadıyanilik gibi Allah ve Peygamber adına yalan uyduran mezhepler ortaya çıktı. Bu mezheplerin kurucuları kendilerin Peygamber ilan ettirler. Haşa Allah(cc)'in kendilerine Hülul ettiği hezeyanında bulundular. Babiler ve Bahailer Kur'an'ın ve Peygamberimiz (sav)'in devrinin tamamlandığını iddia ettiler. Herşeyi mübah gören ve islamiyeti yıkmaya yönelik görüşleriyle bir çok safi zihni idlal ettiler


Vuslat Rana
Dört hak mezhebin zuhuru mezhep imamlarının içtihadına dayandırılarak izah edilmektedir. Günümüze kadar varlığını devam ettiremeyen mezhepler şunlardır:

1- Evzai Mezhebi 4- Servi Mezhebi

2- Leysi Mezhebi 5- Zahiri Mezhebi

3- Taberi Mezhebi 6- Hasan Basri'nin Mezhebi

Vuslat Rana
Hak mezhepler arasında farklılık olmakla birlikte bu fark asıl meselelerde değil, teferruat meselelerdir. Mezhep alimlerinin aynı meselede farklı hüküm vermelerinin sebeplerinden biri ayetlerin farklı anlaşılmaya müsait olmasıdır.



2. Hadislerden kaynaklanan farklılıklar:

İslam hükümlerinin Kur'an'dan sonra en mühim kaynağı hadislerindir. Bütün mezhep imamlarının verdikleri hükümlerde hadislerin mühim rolü vardır. İmam-ı Azam hadisle ilgili şöyle der: İçlerinde hadisle meşgul olanların bulunduğu sürece insanlar kurtulmuşlardır.

Hadislerin farlılıklara yol açmasında bir çok sebep vardır. Bunlardan birincisi arapçanın ince bir lisan olması ve lügattan kaynaklanan farklılıklar.

Hadislerin farklı kelimelerle rivayet edilmesi:

Mesela şu hadis bu meseleye örnektir.

"Kameti duyduğunuz saman namaza gidiniz. Yolda sakin ve vakar ile yürüyün. Acele etmeyin, Yetiştiğiniz rekatları kılar, yetişemediğinizi tamamlarsınız." Aynı hadis Ahmet bin Hanbel'in Müsned'inde ise "yetişemediklerinizi kaza edersiniz. "Bu ravilerden birisinin manayı esas alarak hadesteki kelimelerden birisini değiştirmesi imama sonradan yetişen kimsenin yetişemediği rekatları kılarken nasıl davranması gerektiği hususunda farklı hükümlerin verilmesine sebep olmuştur.

c) İmamların hadisleri anlamada birbirinden farklı olması:

d) Aynı meselede farklı iki hadisin olması.

e) İmamların hadis bilgisi.

f) Peygamberimizin davranışları.

h) Hadiste kastedilen manayı anlayamamak.

i) Hadisin sahihliğini tesbitte metodun farklı olması.

j) Zayıf hadisle amel edilip edilemeyeceği hususu.

Örf ve adetlerin tesiri:


Mesela cemaatle namaz kılındığında fatihayı okuyan şafilerin durumu ile imamın okuduğu fatihaya amin diyerek imza basan hanefilerin durumu. Diğer bir misal Şafilerde az bir pislik namaza mani iken Hanefilerde mani olmamasıdır.
Vuslat Rana
Mezheplerin Varlığı Rahmettir.

Peygamberimiz (sav) bu gerçeği "Ümmetimin ihtilafı rahmettir" diyerek dile getirmiştir. Ancak burada kastedilen ihtilaf yapıcı ihtilaftır. Herkes kendi fikrinin yayılmasına çalışır. Başkasının tahribine ve ortadan kalkmasına değil. Belki tamamlanmasına ve yanlışları varsa düzeltilmesine çalışır. Birinci bölümde bu mevzulara ilaveten bir mezhebe bağlanmak şart mı? Mezhep değiştirmek caiz mi? Başka mezheplere göre amel edilebilir mi? Dört mezhep bire indirilebilir mi? Mezhepsizlik nedir? Gibi istifhamlara cevap veriliyor.

İMAM-I AZAM:

Hicretin 80. yılında(miladi 699) Küfe de dünya ya gelmiştir. Asıl adı NUMAN BİN SABİT'tir. Doğmadan Hz. Ali'nin duasına mazhar olmuştur. İslam fıkhı içerisinde çok önemli bir fonksiyon eda etmiş olan İMAM-I AZAM Hanefi Mezhebinin kurucusudur. Günümüzde müslümanların yaklaşık 3/2'si İMAM-I AZAM'ın kurduğu Hanefi mezhebine mensuptur. Türkiye Balkanlar, Lehistan, Türkistan, Afganistan, Horasan, Pakistan, Kazan, Sibirya, Çin, Mançurya, Kafkasya, Dağıstan ve Arnavutluk ekseriyetle Hanefidir.

İMAM-I MALİK:

Hicretin 93. yılında(Miladi 712)Medine'de ilim ve hadisle meşgul bir ailede doğdu. Peygamber, şeyh ve ilmin beşiği olan Medine de doğması sebebi ile küçük yaşta ilim tahsiline başladı. Yetiştiği döneme damgasını basmış olan Malik Bin Henes ilim öğrenme uğruna çok büyük fedakarlıklara katlanmıştır.

Peygamberimiz (sav)'in hadislerine son derece saygılı idi. Ayakta hadis yazmadığı gibi ayakta hadis de dinlemezdi. Şafi-i mezhebinin kurucusu İMAM ŞAFİİ'de ondan ders almıştır. Maliki Mezhebinin kurucusudur.

Günümüzde Trablus, Libya, Tunus, Fas, Cezayir, Sudan, Merakeş ve Afrika sahilleri çoğunlukla malikidir. Irak, Suriye, Hicaz ve yukarı Mısır'da da Maliki vardır.



İMAM-I ŞAFİİ:

Hicri 150. (Miladi 767) yılında Şam'ın Gazze kasabasında dünyaya gözünü açtı. Babası ismini Muhammed koydu. Fakat o sahibi olan dördüncü kuşaktan dedesi Şafii'ye izafeten Şafii diye meşhur oldu. Genç yaşta ilim bakımından parmakla gösterilecek biri oldu. 20 yaşında fetva verecek ve hadis rivayet edebilecek mertebeye ulaştı. İmam Malik'in MUVATTA isimli hadis kitabını kısa sürede bitirdi.

Şafii mezhebi günümüzde şu ülkelerde yaygındır: Mısır, Suriye, Filistin ve Hicaz'da şafiler çoktur. Sumatra, Sibirya ve Filistin'in çoğunluğu şafiidir. Yemen, Aden, Hint ve Doğu Anadolu da ve Irak’ta vardır. Orta Asya'nın Kuzeyi ve Doğu Afrika'da yaygındır.



İMAM-I AHMET BİN HANBEL:

Hicri 164 (Miladi 781) tarihinde dünyaya gelmiştir. Soyu Peygamberimiz (sav)'in soyu ile birleşmektedir. Küçük yaşta Kur'an'ı ezberledi. Diğer dini günleri öğrendi. Genç yaşta İMAM-I AZAM'ın talebesi Ebu Yusuf'tan ders aldı. İşittiği hadisleri ezberlemekle yetinmez onları kaydederdi.

Abbasi Devletinin başında bulunan Abdullah el-Memun'un Kur'an'ın yaratılmış olduğu fikrini kabul etmediği için Ahmet Bin Hanbel'i yakalattı ve ona zulüm yaptılar. Bu zulüm 28 ay devam etti. Çok güçlü talebeleri olduğu halde mezhebinin günümüzde çok fazla mensubu yoktur. Sadece Suudi Arabistan'da kuvvetli durumdadır. Irak, Suriye ve Filistin'de vardır.

AHMET BİN HANBEL kimseye yük olmaz geçimini çalışarak el emeği ile kazanırdı. Şüpheli şeylerden kaçınırdı. Her şeyin helal olanını araştırırdı. Nefsine hakimdi. Yiğitlik nedir şeklindeki bir suale "Yiğitlik, nefsinin ARZU ETTİĞİ GAYRUMEŞRU BİR ŞEYİ SIRF ALLAH'TAN KORKTUĞU İÇİN TERK ETMEKTİR."

Dört mezhep imamından ayrı zihinlerde yer eden önemli iki isim daha vardır. Bunlardan birincisi: İmam-ı Azam'ın talebelerinden İMAM EBU YUSUF; İkincisi ise yine onun talebelerinden İMAM-I MUHAMMED'TİR.

Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2009 Invision Power Services, Inc.