Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Hawkİng Tarİhİ Gerİye DoĞru Yenİden Yaziyor
Islami Forum - Popüler Forum > GENEL FORUM > .·[ BİLİMSEL KONULAR ]·. > .·[BİLİMSEL MAKALELER]·.
DERWİSH
Evren nasıl başladı? Pek çok bilim adamına göre bu, tüm zamanların en iddialı sorularından biri. Yanıta en fazla yaklaşanlardan biri olan Stephen Hawking ise bu sorunun aslında hiçbir zaman var olmadığını söylüyor. İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde çalışmalarını sürdüren Hawking, meslektaşı CERN Parçacık Fiziği Avrupa Laboratuvarı'ndan Thomas Hertog ile birlikte yayımladığı bir makalede, Evren'in kendine özgü bir başlangıcı olmadığını iddia ediyorlar. Bu iki bilim adamına göre Evren hayal edilebilen her şekilde başlamış olabilir. Öyle ki başlangıçtan bugüne geriye hiçbir şey kalmamış olabilir; geriye kalan bir şey varsa da o da şimdiki kozmosu oluşturmuş olabilir.

"Kuantum mekaniği tek bir tarihi reddeder" diye konuşan Hawking ve Hertog, "Bu koşullarda varılacak tek sonuç kuantum fiziğini ciddiye almaktır" diyor. Bilim adamlarının Evren'in başlangıcı ile ilgili bu değerlendirmeleri, sicim teorisine dayanılarak ortaya atılan bir varsayıma yanıt oluşturuyor. Sicim kuramı sayılamayacak kadar çok, farklı türlerde evren olduğunu ve bunların pek çoğunun bizim içinde bulunduğumuz evrenden farklı olduğunu savunur. Bazı fizikçiler ise bilinmeyen bir faktörün ortaya çıkıp bu evrenlerin pek çoğunu geçersiz hale getireceğinden kuşkulanıyor. Fakat Hawking ve Hertog, sicim kuramının savunduğu sayısız alternatif dünyalar kuramının gerçek olduğunu savunuyor. Bunlara göre Big Bang'in ilk anlarında Evren, milyonlarca filmin birbiri üzerine oynatılması gibi, bütün bu olasılıkların üst üste konulmuş hali gibidir. Çok tuhaf gibi gelse bile kuantum kuramı bu görüşü benimser.

Hertog ve Hawking bu kuramlarına "yukarıdan-aşağı kozmoloji" adını veriyor. Başka bir deyişle, Evren bugün bizim tanık olduğumuz "yukarıdan" başlıyor ve geriye doğru çalışıyor.

SIÇRAYAN SIVILARIN GİZİ ÇÖZÜLDÜ

Hollandalı fizikçiler, sıvıların, ilk kez 40 yıl önce dikkati çeken, ancak açıklanamayan atlama-zıplama şeklinde kendini gösteren gizemli davranışlarının ardındaki fiziksel olguyu çözmeyi başardılar.

İngiliz mühendis Arthur Kaye 1963 yılında, bir organik sıvı karışımı üzerinde deney yaparken bu tuhaf olgunun farkına vardı. Bu koyu kıvamlı sıvıyı bir yüzeyin üzerine döken Kaye, aşağı inmekte olan sıvının aniden bir fıskiye gibi püskürerek, ardından gelen sıvı ile birleştiğini gördü.

Bu etkinin ders kitaplarında kompleks sıvıların tuhaf özelliklerini göstermek için kullandığını belirten Hollanda'daki Twente Üniversitesi'nden Michel Versluis , bu tuhaf olgunun aslında çok sık görüldüğünü, banyo ve mutfaklarda sık sık meydana geldiğini söylüyor. Domates salçasından, yoğurda, boyalardan şampuana, çok çeşitli sıvılarda bu özelliği sergilendiğine dikkat çekiyor.

Kaye-etkisi adı verilen bu etkinin insanların gözünden kaçmasının nedeni çok kısa sürmesidir. Püskürmenin ortaya çıkışından, arkadan gelmekte olan akıntı ile birleşme anı arasında geçen süre tipik olarak 300 milisaniyedir. Bu süre o kadar kısadır ki çıplak gözle görülemez.

Vesluis bu etkinin incelme özelliği taşıyan tüm sıvılarda gözlenebileceğini söylüyor.Bu da, sıvı akarken viskositesinin (yapışkanlık özelliği) azaldığı ve sonuçta inceldiği anlamına geliyor. Viskositesi yüksek bir sıvıyı bir düzlemin üzerine dökerseniz, önce sarmal şeklinde bir yığın meydana getirir. Ancak bir noktadan sonra yığının bir yanından aşağı doğru kaymaya başlar. Yoğunluğu azalmış ince bir sıvı tabaka bu ikisi arasında "lubrikan-yağlayıcı" vazifesi görür ve karışmalarını önler. Daha sonra akan sıvı yığının yüzeyindeki bir çukurdan havaya doğru sıçrar. Bilim adamlarının video görüntülerinde, yüzeyden havaya sıçrayan bu U şeklindeki akıntıyı net bir şekilde görmek mümkün.

Önceleri bir yansıma olarak düşünülen Kaye etkisinin, aslında sıvının incelmesi sonucu ortaya çıkan yağlama etkisi olduğunu keşfeden Versluis ve meslektaşları, bu keşiflerini lazer ışını uygulamalarında kullanmayı planlıyorlar. Böylece ışığın sıvı optik fiberler yoluyla nakledilme olasılığı gerçek olabilecek.

suleyhin
Selamün aleyküm.Konuya farklı bir bakış açısı.Buyrun.
Evet bakınız, zaman hatt-ı müstakim üzerine hareket etmiyor ki, mebde ve müntehası birbirinden uzaklaşsın. Belki küre-i arzın hareketi gibi bir daire içinde dönüyor. Bazan terakki içinde yaz ve bahar mevsimi gösterir. Bazan tedenni içinde kış ve fırtına mevsimini gösterir.

Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak
(Hutbe-i Şamiye - 37)
Mr_seppy
Aslinda yukarida Hawkingsin anlatmaya calistigi evrenin kendiliginden olustugudur.
Mr_seppy
Ufak bir eklemede daha bulunmak istiyorum. Sicim teorisi bizim algilayamiyacagimiz kücüklükte olan boyutlarin varligini ön görür ama bu boyutlar matematiksel ifadelerden öteye gidebilmis ispata henüz sahip degillerdir.

Hawkingin yukarida anlatmaya calistigi teori de bir baloncuk teorisidir. Kendi icinde patlayip, bir taraftan diger tarafa giden baloncular evrenleri temsil etmektedir.

Bununla ilgili de elimizde yeterince veri vardir.

Tek sorun Evrenin genisleme fenomenidir.

Evrenin genislemesine tam olarak bir aciklik getirilememistir. Evren ivmesi artarak genisliyor olabilir, ivmesi azalarak genisliyor olabilir,
evrenin genisliyor olmasinda yaniliyor olabiliriz (Evrenin genisledigi kanisina doppler efekti sayesinde kanaat getirmisizdir. Ama bu efekt, etrafta bulunan galaksiler sonucu da meydana geliyor olabilir.)
Yani aslinda evren hic genislemiyorda olabilir (Bu sonuncusu benim fikrim degildir, saadece konuya yorum yapmis bilimadamlarinin düsüncesidir)

Devami gelicek...
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.