lannuch
Aug 29 2005, 09:48 PM
Merhaba.
Benim pek dolaşmadığım bir site olmasına rağmen "felsefe" bölümü altındaki mesajları görünce dayanamadım ve kayıt olup bu mesajı yazma gereği duydum. Daha sonra "hayat felsefesi" gibi fikrin özüyle bağdaşmayan bir takım kavramlar oluşmuş olsa bile felsefenin kelime olarak açılımı "düşünce sevgisi" dir. Her konunun özüne, gözle görülüp, bilimsel olarak test edilemeyen yere, mantık düzeyine, başka bir boyuta geçip karşılaşılan her şeyi yorumlamak demektir. Felsefenin kullandığı sistem mantıktır, ve mantığın dışında başka bir platformda kanıtlanamaz. Felsefenin ilgilendiği konular, Bilgi Nedir? Mantık Nedir? İnsan Nedir? Bilinç Nedir? Nasıl Düşünüyoruz? Nasıl Varolduk? Yokoluş Nedir? gibi, dindar birinin hakkında düşünmeye çalışırken engellerle karşılaşacağı sorulardır. Felsefe yaparken insan, kendinden daha yukarıda bir şey olmaya çalışmakta, çevresindeki şeyleri tamamiyle kavrayıp özümseme çabası içine girmektedir. Yani bu bölümde yazılanların felsefe ile yakından uzaktan ilişkisi yoktur. Bazıları bilimle ilgilidir(Ki bu felsefenin de "Bilgi felsefesi" kolunda incelediği bir şeydir) bazıları ise ahlakla. Her ne kadar yüzyıllar boyunca Deizm, Akıllı tasarım vs. gibi karma inançlarla orta yol bulunmaya çalışılsa da katı bir dini inanca felsefe zıt düşmektedir. Ama bazı açık görüşlü ve dindar filozoflar düşünerek, farklı yollardan yine tanrı fikrine varmış dinin daha da kuvvetli temsilcileri olmuşlardır. Size tavsiyem hiç bir şeyi "hakkında düşünülemez, yorum yapılamaz" diye damgalamayın, en güvendiğiniz fikri bile cesurca yargılayabilme gücüne sahip olun. Ancak bu şekilde inancınızın özüne ulaşabilirsiniz. Sadece dua etmek değil, ne söylediğini bilmek de gerek.
HuDaLFA
Aug 30 2005, 09:12 AM
felsefe algılama yöntemidir bir tür.felsefe yaparkan sorgulamak ayrıntılara inmek sakat bir duruş olacaktır.kişi felsefe diliyle tanrı inancına ya deneyimleriyle yahut tefekkürle yada içinde varsa öyle bir duygu ulaşabilir.öyle mantık platformuymuş,bilimsel testler gibi vıdı lar bi kere felsefe nin özüne ters bir durum.
bazan öyle ters tepki yaparki kişide tanrı inancını değişik şekillerde düşündürmeye yol açar. böyle bir durumda Allah ın elçisi olan peygamberleri hiç tanımadan Allah tanımaya çalışmak bilinçaltımızın bir düzeyinde peygambersiz Allah aramak demektir.bu zaten külliyen insan doğa ve fıtratına ters.oysa biz insanoğlları aciz ve eşit iz doğadaki her yaratık ile eşitiz.
kısacası felsefe denen uğraşıyı dışarıdan tanımlamaya çalışmak hiç de felsefi bi hareket değildir.ama her felsefi hareket te doğru değildir.
(Sadece dua etmek değil, ne söylediğini bilmek de gerek.)dua etmekte yaratıcıyla olan bir ilişki tarzıdır desek felsefe yapmış olmayacagız ;çünkü öyledir kişi hissettiği kadar gercektir.velhasıl felsefeyi tapu belgesi gibi gösteren kardeşim en degerli felsefe ilişkiler agının niteliğidir.yoksa öyle bir durum etrafında oluşan koşullara bakarak genel geçer sorular sorarak felsefeyi sonuçlandıramayız.
ubeyd_el_turki
Aug 30 2005, 09:26 AM
Bize görede felsefe akıl dedikodularıdır.Kuru akıl kendini vahyden uzaklaştırarak istediği dalga boylarında gezer durur.Nadiren hayra geneldede fasaryaya isabet eder...
lannuch
Sep 20 2005, 05:32 PM
Benim demek istediğim tam anlaşılamadı diye düşünüyorum. "Felsefe yaparken sorgulamak ayrıntıya inmek sakat olacaktır" ne demek yahu? Felsefe demek insanın evreni, maddeyi,ruhu,kendisini sorgulamasıdır. Buna araç olarak MANTIĞI kullanır. Ayrıca düşünceyle ilgili konularda "hayırlı olmayacaktır" sözünün de kullanılmasına bir mana veremedim. Her şeyi yorumlamak,sorgulamak demek, TANRIYI da sorgulamak demektir. İnsanın düşünce yolunda önemli olan bir şeyin hayırlı olup olmadığı değil(Ki bu göreceli bir kavramdır), tutarlı yani mantığa uygun olup olmadığı önemlidir. "Ben bunları düşünürsem dinden imandan çıkarım" diye zihninize zincir vurmak size hiç bir şey kazandırmayacaktır. İnsanın yemek, içmek,gyinmek barınmak gibi temel ihtiyaçlarının yanında öğrenmesi, düşünmesi, merak etmesi de gereklidir. Tüm bilimler felsefenin yani yunanca söz anlamıyla "Bilgelik sevgisi" nin alt kollarıdır ve hepsi evrenimn düzenini çözmeyi amaç olarak alır. Felsefenin seçtiği düşünce türü "mantık" tan yani ancak tutarlılığından mantık yoluyla emin olununca kabul edilebilen önermelerden oluşur dolayısıyla "inanç" lar bu sistemin dışındadır.(İnanç, önsezi ve duyguya dayalı bir bilgi öne sürdüğü için) Bu konuda konuşmadan önce biraz bilgi edinmenizi öneriririm. Bu arada "Kuru akıl" sözü de beni fazlasıyla rahatsız etti. Acaba sizinki kuru da benimki ıslak olabilir mi?
Vuslat Rana
Sep 20 2005, 05:44 PM
Kimileri felsefeye “Anlaşılmaz” derken, kimileri de insanların ihtiyaç ve davranışlarının esaslarını pozitif ilimlerin çözeceğini ileri sürerek felsefeyi lüzumsuz saymışlardır. Ayrıca filozofların karşılıklı mütalaa edip, sonuca varamamaları da buna ilave edilince; felsefe üzerindeki olumsuz düşüncelerin tarihin her döneminde olduğunu kabul etmek gerekir. Bu olumsuzluklara rağmen felsefenin öneminin ve devamlığının sebepleri;
Düşünme yoluyla, varlık ve olayların(alemin) derinliklerine nüfuz etme arzusu
Bilgili ve şuurlu bir hayata ulaşmak düşüncesi
Şu bilinmelidir ki; evrenin mahiyeti ve manası hakkında din, siyasi veya sosyal bir dünya ve hayat görüşüne sahip olmak herkes için mümkün olduğu halde, felsefe yapmak, felsefi problemlerle yakından ilgilenmek herkesin işi değildir. Çünkü; felsefe bir dünya görüşünden ibaret bulunmamaktadır. Felsefe, alem ve olaylar karşısında alınan belli bir tavrın ifadesi olan fikirler arasındaki münasebettir.
Felsefe çok geniş bir sahayı kuşatır. İnsanın tecrübe sahasına giren şeyler içinde, hatta bunun da dışında kalan bütün objeler, düşünceler ve kavramlar felsefeyi ilgilendirir.
Felsefenin basitten karmaşığa doğru mertebelendirilmiş bir öğrenimi bulunmadığından felsefe güç ve karışık bir saha denilebilir. Felsefenin her noktasında, her kavramında daima birçok problem ve girift fikirler vardır. Aslında çok zor görülen bu bilmeceden çıkma anahtarı meraktır.
Vuslat Rana
Sep 20 2005, 05:58 PM
QUOTE(lannuch @ Sep 20 2005, 05:32 PM)
Benim demek istediğim tam anlaşılamadı diye düşünüyorum. "Felsefe yaparken sorgulamak ayrıntıya inmek sakat olacaktır" ne demek yahu? Felsefe demek insanın evreni, maddeyi,ruhu,kendisini sorgulamasıdır. Buna araç olarak MANTIĞI kullanır. Ayrıca düşünceyle ilgili konularda "hayırlı olmayacaktır" sözünün de kullanılmasına bir mana veremedim. Her şeyi yorumlamak,sorgulamak demek, TANRIYI da sorgulamak demektir. İnsanın düşünce yolunda önemli olan bir şeyin hayırlı olup olmadığı değil(Ki bu göreceli bir kavramdır), tutarlı yani mantığa uygun olup olmadığı önemlidir. "Ben bunları düşünürsem dinden imandan çıkarım" diye zihninize zincir vurmak size hiç bir şey kazandırmayacaktır. İnsanın yemek, içmek,gyinmek barınmak gibi temel ihtiyaçlarının yanında öğrenmesi, düşünmesi, merak etmesi de gereklidir. Tüm bilimler felsefenin yani yunanca söz anlamıyla "Bilgelik sevgisi" nin alt kollarıdır ve hepsi evrenimn düzenini çözmeyi amaç olarak alır. Felsefenin seçtiği düşünce türü "mantık" tan yani ancak tutarlılığından mantık yoluyla emin olununca kabul edilebilen önermelerden oluşur dolayısıyla "inanç" lar bu sistemin dışındadır.(İnanç, önsezi ve duyguya dayalı bir bilgi öne sürdüğü için) Bu konuda konuşmadan önce biraz bilgi edinmenizi öneriririm. Bu arada "Kuru akıl" sözü de beni fazlasıyla rahatsız etti. Acaba sizinki kuru da benimki ıslak olabilir mi?

İnanma, İnsanın bilme ve düşünme güçlerinin yanında fakat, onların uzanabildiği sahayı da aşan bir başka gücüdür. Düşüncenin tamamen kuşatamadığı konularla temas kurar. Mesela, Mutlak Varlık sahası düşünceden çok inanmanın kapsamı içindedir. Hrıstiyan ve İslam Dünyasındaki kelam münakaşalarında gördüğümüz şekliyle Yüce Varlık’a imandan başka bir yol ile ulaşılamayacağı fikri ağırlık taşımaktadır.(tabi tebliğin ulaşmadığı durumlarda akılla Yaratıcıyı bulma durumları dışında -ki bu çok ender)
Dinin, sistemli ilimlerden en büyük üstünlüğü; sistemli ilimlerden alamıyacağımız bazı problemlerin cevaplarını iman ile temin etmesidir.
hale
Sep 20 2005, 07:19 PM
Yaratıcı, mutlak varlık,yüce varlık, tanrıyı tartışmak zaten felsefe kendini özetliyor. Asla ALLAH İsmini kullanma, kafa karıştır, düşün, bul ,tekrar kafa karıştır,kimsenin anlamıyacağı kelimeleri kullan, en iyi düşünen sen ol,düşün,bul....
İslam ALLAH I tartışmaz. Yaratılan yaratanı tartışamaz. İşte size felsefi bir cümle . Tekrar düşün,kafa karıştır,bul, tekrardüşün.
ANTON_SZONDOR_LAVEY
Sep 22 2005, 07:27 PM
""""İslam ALLAH I tartışmaz. Yaratılan yaratanı tartışamaz""""""
Neden...Yaradılan nasıl bulunur o zaman?...Mevlana,Yunus,Hacı bektaş,Hallac..vs boşuna mı uğraşmışlar?
hale
Sep 22 2005, 11:14 PM
Onlar Allah ı değil Allah ı yanlış anlamayı tartıştılar. Felsefe en baştan tanrı var mı yok mu diye tartışmayı başlatır. Müminler ise asla Allah ın varlığını tartışmaz. Yalnızca halkın algılamada ki eksiklik ve yanlışlarını tartışır. Söylediğin kişiler Allah aşkıyla kavrulmuş, onun varlığında kendini kaybetmiş olanlar. Onlar var olduklarını bile kabul etmezken nasıl Allah ı tartışsınlar. Hatta sana onların diliyle cevap vereyim, Hiç Allah kendisiyle tartışır mı? Hallac enel Hak dediğine göre.
suleyhin
Apr 7 2007, 09:30 PM
AKLIN ÜRÜNÜ OLAN FELSEFENİN VE VAHYİN ÜRÜNÜ OLAN KUR'AN'IN İNSANLIĞIN TOPLUMSAL HAYATTAKİ ESASLARININ KARŞILAŞTIRILMASI VE NİHAYET FELSEFENİN ÇAMURA BATMIŞ BİR MERKEP GİBİ NASIL DEBELENDİĞİNİ YAKİNEN ŞAHİD OLUP İKNA OLACAKSINIZ.BİR ŞART İYİ OKUYUN VE ANLAMAYA ÇALIŞIN!!!
Yunanca (Philosophos)dan Arapçalaşmış. Feylesofların mesleği. * İlm-i hikmet. * Maddeyi, hayatı ve bunların çeşitli tezâhürlerini, sebeblerini, ilk unsurları ve gaye cihetinden inceleyen fikri çalışma ve bu çalışmaların neticelerini toplayan ilim. * Herkesin hususi fikri. Mantık. * Bir ilmin prensipleri. * Marifet ve hikmet sevgisi. * Meşhur bir feylesofa göre olan hususi prensipler, nazariyeler. * Tabiat, huy ve mizaç sakinliği; rahatlık. (Bak: Hikmet, Nokta-i nazar)(Hikmet-i felsefe ile hikmet-i Kur'aniyenin hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye verdiği terbiyeler: Amma hikmet-i felsefe ise hayat-ı içtimaiyede nokta-i istinadı, "kuvvet" kabul eder. Hedefi, "menfaat" bilir. Düstur-u hayatı, cidal tanır. Cemaatlerin râbıtasını "Unsuriyet, menfi milliyeti" tutar, Semerâtı ise, "Hevesât-ı nefsaniyeyi tatmin ve hâcât-ı beşeriyeyi tezyid"dir. Halbuki: Kuvvetin şe'ni, "Tecavüz" dür. Menfaatın şe'ni, her arzuya kâfi gelmediğinden üstünde "Boğuşmaktır." Düstur-u cidâlin şe'ni, "Çarpışmaktır." Unsuriyetin şe'ni, başkasını yutmakla beslenmek olduğundan; "Tecavüz"dür. İşte bu hikmettendir ki; beşerin saadeti selb olmuştur.Amma hikmet-i Kur'aniye ise, nokta-i istinadı, kuvvete bedel "hakk"ı kabul eder. Gayede menfaate bedel, "fazilet ve rızâ-yı İlâhî"yi kabul eder. Hayatta düstur-u cidal yerine, "düstur-u teavün" ü esas tutar. Cemaatlerin rabıtalarında: unsuriyet, milliyet yerine "râbıta-i dinî ve sınıfî ve vatanî" kabul eder. Gayâtı, hevesât-ı nefsaniyenin tecavüzâtına sed çekip, ruhu maaliyâta teşvik ve hissiyât-ı ulviyesini tatmin eder ve insanı kemâlât-ı insaniyeye sevkedip insan eder... Hakkın şe'ni, "ittifak"tır. Faziletin şe'ni, "tesanüt"tür. Düstur-u teavünün şe'ni, "birbirinin imdadına yetişmek"tir. Dinin şe'ni, "uhuvvet" tir, "incizab" dır. Nefsi gemlemekle bağlamak, ruhu kemâlâta kamçılamakla serbest bırakmanın şe'ni, "saadet-i dâreyn" dir... S.)(Dinsiz felsefe, hakikatsız bir safsatadır ve kâinata bir tahkirdir. S.)
Not : Özellikle bunu lannuch ve yandaşlarına ithaf ediyorum.
suleyhin
Sep 14 2007, 03:45 PM
deneme
şenume
Oct 7 2007, 12:49 PM
felsefe var ya bir tür iç konuşmadır monologtur.bunun en belirgin durumu neitzsche de görülür.iç dünyaya dalıp varsayımlar üretmektir nesneler hakkında.çok felsefe uçuruyor adamı.inançlı kalmak cesaret işidir felsefe denizinde.çünkü şiddetli fırtınalarla karşılaşmak mutlaktır ve çok güçlü pusulanız yoksa bitersiniz. ŞENUME.MUHABETLE SEVGİYLE DOSTLUKLA KİTAPLA VE DEVRİMLE.felsefe diyen mutlaka ama mutlaka düşünce vadisinde yol alıyorsa ALİ ŞERİATİ gibi fikir devine uğramadan yapmasın.
ALINTI(Vuslat Rana @ Sep 20 2005, 06:58 PM)

ALINTI(lannuch @ Sep 20 2005, 05:32 PM)
Benim demek istediğim tam anlaşılamadı diye düşünüyorum. "Felsefe yaparken sorgulamak ayrıntıya inmek sakat olacaktır" ne demek yahu? Felsefe demek insanın evreni, maddeyi,ruhu,kendisini sorgulamasıdır. Buna araç olarak MANTIĞI kullanır. Ayrıca düşünceyle ilgili konularda "hayırlı olmayacaktır" sözünün de kullanılmasına bir mana veremedim. Her şeyi yorumlamak,sorgulamak demek, TANRIYI da sorgulamak demektir. İnsanın düşünce yolunda önemli olan bir şeyin hayırlı olup olmadığı değil(Ki bu göreceli bir kavramdır), tutarlı yani mantığa uygun olup olmadığı önemlidir. "Ben bunları düşünürsem dinden imandan çıkarım" diye zihninize zincir vurmak size hiç bir şey kazandırmayacaktır. İnsanın yemek, içmek,gyinmek barınmak gibi temel ihtiyaçlarının yanında öğrenmesi, düşünmesi, merak etmesi de gereklidir. Tüm bilimler felsefenin yani yunanca söz anlamıyla "Bilgelik sevgisi" nin alt kollarıdır ve hepsi evrenimn düzenini çözmeyi amaç olarak alır. Felsefenin seçtiği düşünce türü "mantık" tan yani ancak tutarlılığından mantık yoluyla emin olununca kabul edilebilen önermelerden oluşur dolayısıyla "inanç" lar bu sistemin dışındadır.(İnanç, önsezi ve duyguya dayalı bir bilgi öne sürdüğü için) Bu konuda konuşmadan önce biraz bilgi edinmenizi öneriririm. Bu arada "Kuru akıl" sözü de beni fazlasıyla rahatsız etti. Acaba sizinki kuru da benimki ıslak olabilir mi?

İnanma, İnsanın bilme ve düşünme güçlerinin yanında fakat, onların uzanabildiği sahayı da aşan bir başka gücüdür. Düşüncenin tamamen kuşatamadığı konularla temas kurar. Mesela, Mutlak Varlık sahası düşünceden çok inanmanın kapsamı içindedir. Hrıstiyan ve İslam Dünyasındaki kelam münakaşalarında gördüğümüz şekliyle Yüce Varlık’a imandan başka bir yol ile ulaşılamayacağı fikri ağırlık taşımaktadır.(tabi tebliğin ulaşmadığı durumlarda akılla Yaratıcıyı bulma durumları dışında -ki bu çok ender)
Dinin, sistemli ilimlerden en büyük üstünlüğü; sistemli ilimlerden alamıyacağımız bazı problemlerin cevaplarını iman ile temin etmesidir.
valla bu denize dalmak ve sapasağlam çıkmak yürek işi başarabiliyorsanız bravo.düşünmek savaşmaktır ı okuyun.
evrensel
Nov 17 2007, 01:05 AM
ALINTI(lannuch @ Sep 20 2005, 05:32 PM)

Benim demek istediğim tam anlaşılamadı diye düşünüyorum. "Felsefe yaparken sorgulamak ayrıntıya inmek sakat olacaktır" ne demek yahu? Felsefe demek insanın evreni, maddeyi,ruhu,kendisini sorgulamasıdır. Buna araç olarak MANTIĞI kullanır. Ayrıca düşünceyle ilgili konularda "hayırlı olmayacaktır" sözünün de kullanılmasına bir mana veremedim. Her şeyi yorumlamak,sorgulamak demek, TANRIYI da sorgulamak demektir. İnsanın düşünce yolunda önemli olan bir şeyin hayırlı olup olmadığı değil(Ki bu göreceli bir kavramdır), tutarlı yani mantığa uygun olup olmadığı önemlidir. "Ben bunları düşünürsem dinden imandan çıkarım" diye zihninize zincir vurmak size hiç bir şey kazandırmayacaktır. İnsanın yemek, içmek,gyinmek barınmak gibi temel ihtiyaçlarının yanında öğrenmesi, düşünmesi, merak etmesi de gereklidir. Tüm bilimler felsefenin yani yunanca söz anlamıyla "Bilgelik sevgisi" nin alt kollarıdır ve hepsi evrenimn düzenini çözmeyi amaç olarak alır. Felsefenin seçtiği düşünce türü "mantık" tan yani ancak tutarlılığından mantık yoluyla emin olununca kabul edilebilen önermelerden oluşur dolayısıyla "inanç" lar bu sistemin dışındadır.(İnanç, önsezi ve duyguya dayalı bir bilgi öne sürdüğü için) Bu konuda konuşmadan önce biraz bilgi edinmenizi öneriririm. Bu arada "Kuru akıl" sözü de beni fazlasıyla rahatsız etti. Acaba sizinki kuru da benimki ıslak olabilir mi?
"hayırlı olmayacaktır" sözüne bir mana verememişsiniz ama eminim hayatınızda sizin için hayırlı olan ne varsa onu yapmaya çalışıyordursunuz.
felsefeyi seven biriyim. düşünceleri sıkılmadan okuyabilirim. inandığım dine ne kadar ters düşerse düşsün. çünkü benim inancıma göre herkes kendi programları doğrultusunda fiiler işleyecek ve düşünceler üretecektir. hiçbiri Allah'ın yaratmasının dışında değildir. bir insana göre inanmak gereksizken benim düşünce dünyamda beni inanmaya itiyor. çünkü felsefenin teorik olarak öne sürdüğü ve olmazsa olmaz gördüğü tarafsızlık ve objektif değerlendirme malesef biz insanlar için pekte mümkün değildir. çünkü eğer felsefe insanların daha mutlu olması için birçok ideoloji üretmişse burda kişinin kendini düşünmesinden daha doğal ne olabilir?
eğer yağmur geliyorsa siz yağmurun ne kadar faydalı birşey olduğunu nasıl bir mekanizma ile çalıştığını düşünürsünüz ama kendinizide unutmaz ve bir şemsiye açarsınız.
size bir şeyi kesin olarak söyleyebilirim. felsefi kavramlarla dini anlamaya çalışırsanız felsefe sizi tarafsızlık adına dinden alır ve kendi düşünce dünyanızda oluşturduğunuz başka türlü bir dine sokar. buna ne var diyebilirsiniz ama ben size kendi din anlayışımı açıkladığımda bundaki yanlışlığı anlayabilirsiniz.
Hz Muhammed insanlara ilkkez resul olduğunu açıklarken kalabalık bir gruba seslenerek size şu tepenin arkasında düşman ordusu var desem inanırmısınız demiş ve insanların inanırız sözüne karşın sizi bir tehlikeye karşı uyarıyorum demiştir.
burda tepe BİZİM KISITLI OLAN ALGILAMA ARAÇLARIMIZ. VE BİZ O TEPENİN ARKASINI GÖREMİYORUZ. AMA O BUNU GÖRÜYOR VE BİZLERİ UYARIYOR. BİZE KALAN ONA İNANMAKTIR. YADA İNKAR ETMEK...
Hz Muhammed bu uyarının yanı sıra daha çok tasavvufun konusuna giren HAKİKAT konusuylada varlığın sistemini ve aslını açıklamıştır.
aslında biliyormusunuz Hz Muhammed bana göre agnostiklerle aynı şeyi söylüyor
ama sadece bir konuda. oda mutlak bilginin imkansızlığı. çünkü Hz Muhammed'de Allah'ın zatının (yani tüm bilginin kaynağının) mutlak olarak GAYB olduğunu Yani bilinemeyeceğini söylemiştir. ama o önünde ona gösterilen şeyleride insanları açıklamaktan ve kendiside o bilgiyi dikkate almaktan geri durmamıştır. çünkü akıllıca olan budur.
bu konu çok uzun bir konu. ama ne olursa olsun imanda nasip işidir.
nasreddinhoca
Nov 17 2007, 02:43 AM
Felsefe kafa karıştırmaya yarar, kelam ile bu karışıklığı düzeltirsiniz!!!
Pythagoras; dost ve bilgi anlamlarındaki filos ve sofia sözcüklerini yan yana getirerek kendisini ifade etmiştir...
demek ki, bilgiye dost olmakmış, felsefe...
münakaşaya dönüştü mü birine tost olursunuz...
münazara olursa birine dost olursunuz...
hedefiniz doğru bilgi değilde karşınızdaki kişi ise işte o zaman yanlış bir bilgi ile yola çıkmışsınız demektir...
yanlış bir bilgi ile gidebileceğiniz en son yer, zebanilerin sizi kapıda karşılayacağı yerdir...
e hoş, her zaman doğru bilgi ile cennete gideceksiniz diye bir kadie de yok...
felsefe, doru ile yanlış üzerine en güzel laf söyleme sanatıdır...
en doğrusunu söylediğiniz de dahi dokuz köyden kovulabilirsiniz...
neden mi siz bilgiye dostsunuz onlar düşman...
burada kural ne, yaygın yanlış doğrudan ehven...
o halde ne tost olun, ne tost peşinde olun, sadece bilgiye dost olun...
yaygın yanlışın'da çaresine bir yanlışlıkla bakın...
işte felsefe bu...
bunu bir ara kelam ile de düzeltmeye çalışacağım...
Felsefe der ki “Allah vardır ya da yoktur; Allah her şeydir ya da hiçbir şeydir; madde vardır, ruh yoktur ya da ruh vardır, madde yoktur”
Kelam der ki “ Allah vardır, kainat isbatıdır, akıl bunu gerektirir; Allah her şey değildir ancak bir şey’dir (Onun benzeri hiçbir şey yoktur 42/11
Onun zatından başka her şey yok olacaktır 28/88); hiçbir şeyin Allah olması mümkün değildir, yokluk isbatıdır, akıl yokluğu kabul etmez; madde ve ruh bir şeylerdir, ikiside vardır, ikisini de yaratan Allah’tır, taş madde’dir, içindeki atomlar ruhtur, taşıda, atomlarıda yaratan Allah’tır…
Sonuç, kelam 1 – felsefe 0…
efendim ne olur ne olmaz, münazara edelim...
Allah muhafaza bir felsefeci çıkar, durumu 5-1 yapar...
sorun şu ne olur mu olmaz mı
felsefe der ki hem olur hem olmaz
kelam der ki ne olur, olmasaydı, ne olmazdı...
her halde bu bir gol daha demek, 2-0
evrensel
Nov 17 2007, 11:01 AM
ALINTI(nasreddinhoca @ Nov 17 2007, 02:43 AM)

Felsefe kafa karıştırmaya yarar, kelam ile bu karışıklığı düzeltirsiniz!!!
Pythagoras; dost ve bilgi anlamlarındaki filos ve sofia sözcüklerini yan yana getirerek kendisini ifade etmiştir...
demek ki, bilgiye dost olmakmış, felsefe...
münakaşaya dönüştü mü birine tost olursunuz...
münazara olursa birine dost olursunuz...
hedefiniz doğru bilgi değilde karşınızdaki kişi ise işte o zaman yanlış bir bilgi ile yola çıkmışsınız demektir...
yanlış bir bilgi ile gidebileceğiniz en son yer, zebanilerin sizi kapıda karşılayacağı yerdir...
e hoş, her zaman doğru bilgi ile cennete gideceksiniz diye bir kadie de yok...
felsefe, doru ile yanlış üzerine en güzel laf söyleme sanatıdır...
en doğrusunu söylediğiniz de dahi dokuz köyden kovulabilirsiniz...
neden mi siz bilgiye dostsunuz onlar düşman...
burada kural ne, yaygın yanlış doğrudan ehven...
o halde ne tost olun, ne tost peşinde olun, sadece bilgiye dost olun...
yaygın yanlışın'da çaresine bir yanlışlıkla bakın...
işte felsefe bu...
bunu bir ara kelam ile de düzeltmeye çalışacağım...
Felsefe der ki “Allah vardır ya da yoktur; Allah her şeydir ya da hiçbir şeydir; madde vardır, ruh yoktur ya da ruh vardır, madde yoktur”
Kelam der ki “ Allah vardır, kainat isbatıdır, akıl bunu gerektirir; Allah her şey değildir ancak bir şey’dir (Onun benzeri hiçbir şey yoktur 42/11
Onun zatından başka her şey yok olacaktır 28/88); hiçbir şeyin Allah olması mümkün değildir, yokluk isbatıdır, akıl yokluğu kabul etmez; madde ve ruh bir şeylerdir, ikiside vardır, ikisini de yaratan Allah’tır, taş madde’dir, içindeki atomlar ruhtur, taşıda, atomlarıda yaratan Allah’tır…
Sonuç, kelam 1 – felsefe 0…
efendim ne olur ne olmaz, münazara edelim...
Allah muhafaza bir felsefeci çıkar, durumu 5-1 yapar...
sorun şu ne olur mu olmaz mı
felsefe der ki hem olur hem olmaz
kelam der ki ne olur, olmasaydı, ne olmazdı...
her halde bu bir gol daha demek, 2-0
felsefe=düşünce, tefekkürdür
Allah kelamı bir ilkokul kitabı değildir.
üzerinde uzun uzun tefekkür edilmesi gerekir.
aslında felsefecilerin söylediklerinde doğru noktalar vardır
dinde bazı noktalarda aynı şeyi söyler
ancak biz dini hep yüzeysel öğrendiğimiz için
ve ilimden ve bilimdende bihaber olduğumuz için
din çok farklı şeyler söylüyor zannederiz
doğruya ulaşmış felsefeciler vardır
ama o doğruya ulaşıncaya dek dinin insanlara bildirdiği ibadetleri yapmadığı için felsefe olarak ulaşsada o yine şekavet hükmüyle ahirete göçer. buda ayrı bir mesele.
ben hiçbir felsefeciyi küçük görmüyorum. aksine saygı duyarım. çünkü biz onlar kadar okumuyoruz onlar kadar tefekkür etmiyoruz. bunu yerine hazır bir düşünceye konup onuda düşünmeden yaşamaya çalışıyoruz tamamen şekilci bir anlayışla.
TEVHİD
Nov 18 2007, 09:29 PM
Kardeşlerim;
Din ile felsefe arasındaki en önemli fark şudur:
Felsefe, görülenden yola çıkarak, varlığın , yaşamın, yaşam içinde insanın yerinin ve davranış kökeninin tesbit edilebilmesi çalışmalarını yapar.. Bilgiye, görgüye, kültüre, ilme dayanır yani zahirde mevcut beş duyuyla algılanan donelere dayanır.
Din ise görülmeyenden yola çıkarak, görülmeyenin verilerine dayanarak görülenlerin deşifre edilmesi sistemine dayanır. Zira dini vahiy esasına dayanarak bildiren peygamberdir.
Allah Rasûlü normal göz ile, beş duyu ile algılanamayan bir biçimde algıladıklarını esas alarak, onlara dayalı bir biçimde görülenleri deşifre edip değerlendirme sistemini getirmiştir. Bu ikisi arasında uçurum vardır; çünkü gördüklerin, göremediklerin yanında nedir?.. bir hiç!. Sonsuzda bir hiç!.
Bu yüzdendir ki felsefe her halükârda yanılmaya mahkûmdur.
Gördüğüne göre bir sonuç çıkaracak; ama göremediği bir başka esasın yanında o sonuç değerini yitirecek hiç olacak..
Buna karşılık din görülmeyen gerçekleri de esas alan bir biçimde varlığı değerlendirme yoluna gidecek; bunun neticesinde gerçek değerler idrak edilebilecektir. Onun içindir ki felsefe eldeki mevcut bilgilere dayalı bir sistemdir; değerleri de ele geçenlere GÖREdir; yani izâfidir!
Din (sistem) ise başlangıça kolaylıkla kavranamıyacağı için, imana dayalı bir sistemdir... Ama yanlış anlamayalım, din imana dayalı bir sistemdir derken, burada imanla iş biter anlamında kilitlenmeyelim!
İmandan gaye ameldir!.
Bir şeyler yapmaktır!... Bir şeyler yapmak için de önce onun yapılmasına iman etmek lazımdır.
İman etmek görülmeyene olur; görülen şeye iman olmaz!.. Gördüğün bir şey için, iman ediyor musun, denmez.. Zaten onu görüyorsun, bu yüzden burada iman söz konusu olamaz..
İman görülmeyene olur.. Görülmeyene iman etmek suretiyle, o görülmeyenin yapısal özelliklerine, yapısına, tarzına, sistemine, şekline göre gerektiği gibi fiiller ortaya konulur. Yani, görülemeyen gerçeklere dayalı bir şekilde çalışmalar yaparak, varlığın sırrına, aslına, orijinine ermektir din..
Felsefe ise eldeki mevcut doneleri değerlendirmek suretiyle varlığın yapısını ve sistemini çözmeye çalışmayı ve bunların içinde insanın yerini tesbit etmeyi hedef almıştır.
Felsefe ile din arasındaki farkın muazzamlığı apaçık ortada değil mi?..
Beş milyon veya beş milyar ile sonsuz arasındaki fark ne ise; felsefe ile din arasındaki farkta budur işte !...
Felsefede çeşitli bilgileri alıp değerlendirmek suretiyle belli bir dünya görüşüne sahip olabilir; bununla beraber dilediğin gibi yaşayabilirsin...
Buna karşılık dinde ise, bir takım çalışmalar yapma zorunluluğu söz konusudur; bu zorunluluğu ise idrakın veya imanın oluşturur.
Çünkü, Din sana diyor ki...
Gelecekte senin için şöyle şöyle bir yaşam söz konusu...
Bu yaşamın üzüntü ve sıkıntılarından kurtulmak; güzelliklerini yaşamak istiyorsan, bunun için şu tarz çalışmalar ve davranışlar ortaya koymak zorundasın!. Aksi takdirde o hedefe ulaşabilmen mümkün değildir!.
Evet, Din bunu söylüyor!.
Öyle ise dinde esas mesele, "iman" edilen konularda yapılması gereken çalışmalardır... Yani, imandan öte, esas olay, inancın sonucu olan ameldir, yani fiillerdir...
Zira, sadece "iman ettim" demek yeterli olmayıp; önemli olan, o imana dayalı hususlarda belli fiilleri ortaya koymaktır!.
Âyet-i Kerime’de ne deniyor:
"İMAN EDİP, KURTULUŞA ERDİRECEK OLAN FİİLLERİ TATBİK EDERLER"
"İNSAN İÇİN KENDİ ÇALIŞMALARININ SONUCUNDAN BAŞKA BİRŞEY SÖZKONUSU DEĞİLDİR"
İnsan daima kendisinden çıkan fiillerin sonuçlarıyla karşılaşacaktır!.
Her aşamada yaptıklarının neticeleri, bir sonraki aşamada o kişi için otomatik olarak oluşmaktadır..
İşte, Ölümötesi yaşamda otomatik gelişmelerin olmasının sebebi de budur!... Yaptıklarının neticeleriyle karşılaşma olayı!...
Öyle ise, bir insan, hangi mertebede olursa olsun; neleri bilirse bilsin; neleri hissederse hissetsin; neleri yaşarsa yaşasın; yapması gerekli çalışmalar yönünden geri kalması halinde, gelecekteki güzelliklere de erişme yönünden geri kalacak demektir.
"Ben şu mertebeye geldim; ben şu idraka şu seviyeye geldim; ben şöyle kendimi hissediyorum; öyle ise artık benim namaz kılmama gerek yok; öyle ise benim oruç tutmama gerek yok; öyle ise benim bir takım çalışmalar yapmama gerek yok; zikir yapmama gerek yok!... Mademki benim varlığım ALLAH`ın varlığı; ben ALLAH`ı mı zikredeceğim, ben kendimi mi zikredeceğim; kimi zikredeceğim? Nedir bu olay?" gibi düşünceler tamamen şeytani-Cinni ilhamların neticesi olarak oluşur ve kişiyi ikileme düşürür.
Nasıl ki İblis, Adem`i cennet yaşamında iltibasa (ikileme) düşürdü; aynı şekilde dünyada da insana bu tür görüşler ilham ederek, onu belli çalışmaları yapmaktan geri bıraktırır!. Kişi yapılması gerekli çalışmalardan ne nisbette geri kaldıysa, o çalışmaların karşılığı olan hallerden ve ortamdan da geri kalır!..
Kesin kuraldır bu!...
Çünkü senden meydana gelmeyen çalışmanın neticesi de asla senin için geçerli olmayacaktır...
Ayağını bir adım ileri attınmı, bir adım ileri gidersin; iki adım ileri attınmı, iki adım ileri gidersin!. Çünkü ilâhi sistem, nizam, düzen, bu esas üzerine kurulmuştur..
Allah'a emanet olunuz.
Selam ve dua ile
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz Gerekmektedir
Buraya Tıklayın.