Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Ask...
Islami Forum - Popüler Forum > EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE > .·[ EDEBİYAT ]·.
Sayfa: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9
EcMeL_iNaS


Aşk Ve Özgürlük

Aşkla, özgürlük halef seleftir; tıpkı güneşle ay gibi:
Tek tek ikisi de güzel olduğu halde, bir arada var olmazlar.
Biri doğdu mu diğeri silikleşir.
Aşk boyun eğip kalmaksa,
Özgürlük alıp başını gitmektir.
Ya gönüllü itaat,
Ya nihayetsiz seyahat…
Seyahati seçerseniz aşk şapkasını alıp gidecek.
Aşk’a düşerseniz, özgürlüğe yolculuk bitecek.
Çünkü nasıl özgürlük aşkın zeminiyse, aşkda özgürlüğün finalidir…

Can Dündar
EcMeL_iNaS


Bazen aşk gider!…
Ama ölüm gelmez bir türlü… Ne yapsanız öfke duyamazsınız, giderken bir kibrit aleviyle ateşe verdiği ömrünün alevleri içinde eriyip giden yüzünüze, kul olan yüreğinize dönüp bir kez bile bakmayan o sevdanıza…
Anlarsınızz aşktır bu, öfkeyi bir türlü yurduna kabul etmeyen..
Vefasız bir unutuşa kurban olsa da solup yiyemeyen hayattan soğutup size ölümü özleten…
Ölü bir bedende canlı kalmakta direnen…
Anlarsınız aşktır bu…
Bazen aşk gider…
Günler gecer ardından ve aylar… Bazen de yıllar…
Bebekler büyür, insanlar yaşlanır, insanlar ölür, eşyalar eskir, evler yıkılır, kurur agaçlar…
Sokakların adı değişir… Acılar belleğin acımasızlığına teslim olur…
Sevilen unutur, seven yanar..
Bazen aşk gider…
Ya da siz gittiğini sanırsınız…


Alıntı
:: LâL ::


Kimin aşka meyli yoksa o kanatsız kuş gibidir
VaH onA !..



Ah Min-el Aşk!!!


Ah !..
Tek hece...
Bütün lisanlarda aynı okunan mana...
Bir elif; ardından bir he...
Allah adının ilk ve son harfi...Elif ve he ile yanmış aşık...
Sultanım el aman ..

Yollarımı sana getir
Her sonucu sende bitir
Biteceksem sende bitir
Sultanım..

...


EcMeL_iNaS


Bulutlara dolaşmış bir uçağın, rüyalarında “hava limanlarını” görmesinden ne farkı var ki; burnunun, sabahları “kız kulesi” diye sızlamasının?
Kızkulesi… Mıknatısındır;
Seni bana bağlı kılan! ..
Kaybolmuş gemiler için; uzak, zayıf, cılız, titrek, soluk ve soğuk bile olsa, bir deniz feneri ışığının ne demek olduğunu anlıyor musun şimdi?
Duyuyor musun, soğuğu?
Üşüyor musun, korkuyor musun; titriyor musun?
Hadi, dokun sesime!
Tut, nefesimi ve ovuştur, ısıt ellerini!
Savrulurken dalgaların arasında;
Ne altından geçsin “Hüdâyi yolu”, ne üstünden…
Sen de geçme;
Koy gönlünü, huzura!
Ben… Aşka kılıf aramam!

Kendimden ve zamandan ve mekândan çaldığım bir ödülse bu sevda;
Saplarım yüreğime…
Sen kanarsın içimde!
Senden ve benden bile aldığım bir ödül isen eğer; saplanırsın içime!
Kılıfın “ben” olurum…
Aşka kılıf aranmaz!
Şimdi, ben… Çatlamış dudağıyla yalvarırken tarlalar, içindeki çiçekler bükerlerken boynunu… Elbette rüyalarınım senin…
Her gece kim ağlıyor karanlığın içinde; kederlenen toprağa, içini süzen bulut gibi?
Biliyor musun; dibi kayalık bile olsa, “huzur’dan gelip huzura giden” yolun kıyısındaki şu garip Kızkulesi, kız kulesidir; seni bana mahkûm eden!
Söyledik ya… Dedik ya; aşka kılıf aranmaz!
Ne çaldı isen benden; hediyem olsun…
Sen… Yüreğimde saplı kal;
Başka talebim olmaz…

Alıntı
EcMeL_iNaS


Bir gün bana soracaksın,
Beni mi yoksa hayatı mı daha çok seviyorsun diye.
Hayatı diyeceğim, küsüp gideceksin
Ama hiçbir zaman bilmeyeceksin ki
Benim hayatım sensin...

Alıntı
:: LâL ::



IŞK!!!

Ağzımda bir gülle susutum,
ağzımı ağzıyla kapayan bir gülle.
ellerimi unuttum,
ağzımdan içeri konuşan bir gülle,
kulaksız duydum.
var mıydı ayaklarım,
ağzımda bir gülle sustum,
ağzını ağzımla kapadığı bir gülle.


...
EcMeL_iNaS


Sevmek
Güzel meslek
Ama zor…
Can dayanıyor
Dayanmasına
Ama yürek
Gitti gidecek

Bedri Rahmi Eyüboğlu
:: LâL ::



Gözlerimi kapattım yokluğumda var olan kendimin üstüne. Çığlığımda taşıdım
ellerime sığmayan bensizliği, kızıl sancıların içdökümünde. Rüzgar saçlı bir
yalnızlıkta yandım. Nehirler geçti içimden, içim nehirlerden geçti; talan
edilirken Züleyha´sına aşk düşen bağışlanmış mısralar. Ve şimdi kalbimde adı
konulmamış bir süveydanın ölüm günahları. Ve tufanları avuçlayan ömrümde
Nuh´un ayak izleri.

Adıma küstüm. İsimsizliğimin ölgün kentlerinde vurulup duruyorum, sana hep
altı susuş kala. Hadi konuşsana! Susma gözlerime öyle derin derin.
Kimsesizliğimin kimliğine suret olmayacak mısın yoksa? Aynalarda göremediğim
hükümsüz yüzümü, yüzüne kabul etmeyecek misin? Bak el pençe divan durdum
aşkın önünde, beni biraz daha susarak acıtacak mısın sesimi? Biliyorsun,
rengi mahpus aşkımın mahşere and içen gözleridir sensizlik. Ey boğazıma
kadar battığım yağmur, hadi al beni! Gözbebeklerinde yıldızlar eriten gece,
hadi boğ beni! ´YAĞMUR GECEDEN AL BENİ´´.

Ey Aşk! Güzellik bile sana meftun değil mi? Düşlerimden başka bir hüzünde
yaktım mı en meczup tebessümleri? Bilsen, çöle kesmiş tenha bir gökyüzü indi
geceme. İçine kan bulaşan tekinsiz uykulara uyudum. Kurak bir intihar düştü
şairliğin yazgısına, yığıldım kaldım ´´bana inmeye korkan SEN
uçurumlarında´´. Sevdiğim! Acıya düşen içine, içine düşen acıya, tufanıma,
rüzgarlığıma yenik geldim. Tutma ellerimi düşeceksin yoksa.

Duru bir gülüş anında saklısın sen, an gibi. Altı harflik susuşun kıyamet
ağrısı dilimde. ´Aşk bitti, yüzümü buldum´ diyenlerin içten pazarlıklı
yalnızlıklarına inat, içimin suretisin. Ellerin yasadışı sevdalarda ıslanan
heyula sensizliğim. Gözlerin gül yaprağında kanayışım. Çek gözlerini
alnımdan. Yazgıma dokunuyorsun!

Benden saklanabileceğim bir İstanbul var mı gözlerinde? Susmaya dair tekmil
suskuları ´´ konuş/sana ´´ dediğinde bozar mı gülüşü yırtılmış kelimeler? Ey
Aşk! Kara kalemlerin aşkına! Ten hummalı saçlarında boğulmalarım yetmediyse
bil ki; kahrolası bu denizler az gelir ağlayışlarıma. Sen hüzün divanında
acının aşkı, aşkın acısı. İşte eşiğindeyim! Aşkın mahrem cinnetlerine sunma
beni sevdiğim. Azalırım.

Ey Aşk! Kalk ayağa ve ağla tutuşuncaya dek! Çünkü anlamını gizleyemiyorum
aşktan…

...
EcMeL_iNaS


Aşk, yerine göre yol olur yürünür, yerine göre iman olur uyulur.
Bazen ateş olup yakar, bazen deniz olup boğar.
Sultan olur ülke yönetir, şarap olur sarhoş eder.
At olup koşar, kuş olup uçar.
Hazine olur viran gönüllerde saklanır, kimya olur hakir toprakları altına dönüştürür.
Sır olur saklanır, gonca olur açılır.
Gül bahçesi olur kokusuyla aşıkları mest eder, güneş olur aşıklarının ümit meyvelerini olgunlaştırır.
Aşk olunca gönüller birleşir, aşk olunca kıyamet koparcasına hareketlilik olur.
Aşk olunca şimşekler çakar, rahmetler yağar.
Alemler kıyama kalkarsa aşktandır.

İskender Pala - Ah Mine’l-Aşk
:: LâL ::



Sus gönlüm.Çok dile getirme.Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor,daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.

Sus gönlüm.Çok laf etme.Az söyle ki işimiz olgunlaşsın.Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın.

Sus gönlüm.Bir elif miktarı sus.Az kaldı bahara.Dayan gönlüm.Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum.Beklemekten başka çare olsaydı,seni durdurmazdım…İnan bana…Ama yok.Başka çare yok.Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez,çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz…

Sus gönlüm.Bu kışın bahara dönünceye kadar.Bu gece gündüz oluncaya kadar.Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar.Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar.Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus…

Sus gönlüm.Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk’u buluncaya kadar.Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar,ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadınığını anlayana kadar sus…

Sus gönlüm.Onun geleceğini görünceye kadar.Acının bala dönüştüğünü farkedinceye kadar.Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar.

Sus gönlüm.Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler oluşuncaya,birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.

Sus gönlüm.Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.

Sus gönlüm.Her susuşun bir cevap olsun.Her susuşun,sabrın olsun.Her susuşun,duan olsun.İçten yakarışının adı olsun,susuşun.Bekleyişinin.umut edişinin,inancının,sevdiğinin vurgusu olsun,susuşun…
EcMeL_iNaS
Senin tebessümün hançer
Bakışın bıçak
Konuşma…
Ki ölmeyeyim!
Gözlerimi kapadığım zaman…
Kalbim;
Adını fısıldadığında hafızama…
Suretin belirir…
Belli belirsiz.
Bin halinin sarmalında, boşluğa düşer gibi.
Kendimi bulurum.
Ben; insan!
Bir yanımdan bakınca, yekpare kusur silkinir…
Bir yanım yekpare muhabbet.
Merhamet et!
Senin tebessümün hançer,
Bakışın bıçak.
Kanıyorum;
Bak!

Murat Başaran







Yoktur ‘yıldırım aşkı’. Aşk oluşturulur, üretilir yüreğin dipsiz karanlığında. Siyah pelerinlidir ve orakla dolaşır. Önceki acıların, önceki anıların hasatçısı! Biç ne bulursan! Biç!

Ahmet Oktay
SimRe
ALINTI(EcMeL_iNaS @ May 15 2007, 11:46 AM) *

Senin tebessümün hançer
Bakışın bıçak
Konuşma…
Ki ölmeyeyim!
Gözlerimi kapadığım zaman…
Kalbim;
Adını fısıldadığında hafızama…
Suretin belirir…
Belli belirsiz.
Bin halinin sarmalında, boşluğa düşer gibi.
Kendimi bulurum.
Ben; insan!
Bir yanımdan bakınca, yekpare kusur silkinir…
Bir yanım yekpare muhabbet.
Merhamet et!
Senin tebessümün hançer,
Bakışın bıçak.
Kanıyorum;
Bak!

Murat Başaran







Yoktur ‘yıldırım aşkı’. Aşk oluşturulur, üretilir yüreğin dipsiz karanlığında. Siyah pelerinlidir ve orakla dolaşır. Önceki acıların, önceki anıların hasatçısı! Biç ne bulursan! Biç!

Ahmet Oktay


good.gif good.gif
EcMeL_iNaS


Ayçiçeği güneşe aşık olunca, gülmekten kırılmış bütün bitkiler.
“Güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile ayrılmaz. Kudretli ve ulaşılmazdır. Sen kim, o kim... Vazgeç bu sevdadan!” demişler hep bir ağızdan. Ayçiçeği sesini çıkarmamış. Sevdalı gözlerini dikmiş güneşe; bakmış bakmış bakmış.

Uzun müddet hiçbir şeyin farkına varmayan güneş, nihayet bir gün, ayçiçeğinin bakışlarını hissetmiş üzerinde. Önce geçici bir heves sanmış ama zamanla yanıldığını anlamış. Ayçiçeği öyle inatçıymış ki, güneş tahtını nereye taşıdıysa, yılmadan usanmadan o yöne çevirmiş başını.
Derken bir öğleden sonra, artık bu takipten bıkan güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ayçiçeğini. Daha ay çiçeğinin üzerinde simsiyah duman tüterken, insanlar akın etmişler olay mahaline. “Yaşasın!” demiş içlerinden biri. “Şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı."

Aynı gece televizyonun karşısında acıklı bir aşk filmine gözyaşı dökerken, çitlemişler ayçekirdeklerini.

Elif Şafak – Mahrem
EcMeL_iNaS
UYARI!

Buraya yazılan yazıları başka forumlara kopyalarken LÜTFEN bizim yaptığımız gibi "ALINTI" olduğunu veya eğer yazıyorsa "YAZARININ KİM OLDUĞUNU" MUTLAKA yazın!!! Ayrıca zahmet olacak ama, yazı tipini ve büyüklüğünü de değiştirirseniz çok seviniriz...
Hem bize hem de kendinize saygınız olsun!
(Anlayacağınızı umarak ) ANLAYIŞINIZ İÇİN ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER...
EcMeL_iNaS
‘Türkiye’de aşk yasak mıdır, yasaklı mıdır?’
Bir Batılı çıksa bu soruyu sorsa bizlere, ne cevap verirdiniz?
Hani yabancı bir gazeteci gelse, bir gün de siyaset sormasa, ekonomi sormasa, hatta her zamanki gibi Türkiye-AB meselelerini sormasa, onun yerine şu basit ve temel soruyu sorsa: Sizin memleketinizde aşka nasıl bakar toplum?

Âşık olan insanlara nasıl yaklaşır toplumun geri kalanı? Sahi Türkiye’de aşk tutuklu mudur? İfade özgürlüğünü bir kenara bırakalım şimdilik, acaba âşık olma özgürlüğünden söz edilebilir mi Türkiye’de? Bu soruları sorsa bir yabancı gazeteci, ne cevap verirdiniz ona?

Elbette… Aşka önem veren, saygı duyan bir kültür bizimkisi. Bizim memleketimizde asırların ürünü nice aşk şarkısı, aşk türküsü, aşk hikayesi vardır. Bunları anlatırız çocuklarımıza. Televizyon dizilerine baksanız, onlarca dizi var ortalıkta, hepsinin de konusu aşk. Toplumun geri kalanı bu dizileri izler, dizilerdeki âşıklar için dua eder. Sonra mesela nice tepenin, yerin adı Âşıklar Tepesi, Âşıklar Adası, Âşıklar Sokağı’dır. Biz âşıklar kavuşup evlenince kutlarız, seviniriz. Öylesine pozitif bakarız bu meseleye. Hatta bizdeki tasavvuf geleneğinde “âşık” denir, hakikati arayana. Ve “maşuk”tur peşinden gittiğimiz, öylesine kıymetlidir aşk bizim kültürümüzde.

Batılı gazeteci bizi uzun uzun dinlese. Dese ki “İnanıyorum söylediklerinize, inanıyorum aşka önem verdiğinize. Yalnız anlayamadığım bir husus var. Ne kadar çok kan dökülüyor memleketinizde, ne kadar çok kişinin ocağı sönüyor sırf âşık oldular diye. Yani bakıyorum, suçları ne bu insanların? Suçları âşık olmak. Neden toplum cezalandırıyor âşık olan çiftleri? Ben işte bunu anlayamıyorum”. Böyle dese o yabancı gazeteci ne cevap verirdiniz?

Gazetelerde boy boy haberler. Âşık olduğu adama kaçan kızını vuran öfkeli, baskıcı babalar, “artık sana âşık değilim” dediği için karısını öldüren kocalar, eski karısının bir başkasına âşık olmasını hazmedemeyen eski kocalar, çocuklarına hayatı zindan eden analar babalar… Her tarafta bir şiddet ve tahammülsüzlük. Nedir bizleri bu kadar baskıcı ve katı kılan? Nedir, eskiden olduğu gibi âşık olan insanların önünde saygıyla eğilmemize mani olan?

Bir zamanlar bu memleket en güzel aşk hikayelerini, destanlarını, şarkılarını üretecek kadar severdi aşkı. Benim kuşağım ve bizden önceki kuşaklar; Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin hikayeleri dinleye dinleye büyüdük. O kadar sevdik ki bu hikayeleri toplumca, çocuklarımıza bu isimleri verdik. Bu aşk hikayeleri yüzünden nicelerimizin ismi Şirin ya da Leyla veya Aslı bu memlekette. Benim ismimin Elif olmasının sebebi Karacaoğlan’a ve Karacaoğlan’ın Elif’e aşkına ilgisidir annemin. Bir zamanlar bu memleket böylesine severdi aşk hikayelerini.

Biz eskiden korur kollardık âşıkları. Biz eskiden saygı duyardık aşka, yardım ederdik âşıklara. Neden değiştik? Tahammülsüzleştik? “Bir canı incittiysen bu kıldığın namaz değil” diyen tasavvuf kültürünün çıktığı topraklar değil mi burası? Nasıl olur da bir canı, canları bu kadar kolay inciten insanlara dönüşüverdik? Aslolan insandır.
Aslolan aşktır.
Ve aşk; kutsanacak, kutlanacak, korunacak, kollanacak kadar kıymetlidir.

Elif Şafak
EcMeL_iNaS
hani
gidiyorsun ya,
her şey donuyor aniden
üşüyor yüreğim
ellerim buz
ama,
sana KIŞ’sın diyemem...

hani,
bir ses, bir nefes bekliyorum
ne ses, ne nefes geliyor ya senden
dökülüyor yüreğimin yaprakları
ama,
sana SONBAHAR’sın da diyemem...

hani, geliyorsun ya habersiz,aniden
açıyor ruhumun çiçekleri
gökkuşağı geçiyor üzerimden
ama,
sana İLKBAHAR’sin da diyemem...

hani,
aşkın alevi sarıyor ya
yanıyor yüreğim
titriyor bedenim,nöbetlerdeyken
ama,
sana YAZ’sın da diyemem...

sen benim
bilmediğim,
görmediğim,
tatmadığım
hiç yaşamadığım
beşinci MEVSİM’sin...

Ve…
Çaren yok...
Bir gün mutlaka geleceksin…

Saniye Erol


EcMeL_iNaS


Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:

–Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..

İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş; Demiş ki:

–Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!

Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş; Şöyle demiş:

–Ve bu ateş yakıcı bir şey!

Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş.

Ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş…

Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş.

Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!…


Alıntı ( satırarası )
EcMeL_iNaS


LADES

Yüreğimi dolaşırdı üşüyen bir ses
Gözlerinde buğulanırdı camlar
-ellerin ellerimde, lades-

Hangi yöne doğru sollardık zamanı,
Ölüm hangi yönden giderdi?
Akşamlar içimizde uzun birer yara
Gibi açılırdı, her gece dev birer kafes.
Başlardık buzlu ağlamalara
-yüreğimi sana verdim, lades-

Yüzüne gömdüm gençliğimi
Orda kayboldu aslında

Yeni aşklar sunmayın bana,
Aklımda…

Can Bahadır Yüce

(Satırarası)
EcMeL_iNaS
Halimi arz etme,
aşkımı açıklamak için seni yalnız bulamıyorum;
seni yalnız bulunca da kendimi asla bulamıyorum...

Alıntı ( Satırarası )
EcMeL_iNaS


Bulutlara benzer duygular; turuncu, erguvan, beyaz. Bir rüzgar sürükler hepsini. Bulutlara güven olmaz.

Çiçeklere benzer duygular; gönüllerde yıldız yıldız açılır, meyve olur, ağaç olur; nesiller dinlenir gölgesinde: muzaffer alınlarda taç olur.

Çiçeklere benzer duygular; kuytu bir bahçede açan çiçeklere. Gözyaşlarında kanatlanır yaprakları, kalbinin kanıyla şafaklaşır. Ağlayınca açar o çiçekler, gülünce solar.

Kuşlara benzer duygular. Nereden gelirler bilinmez. Kah çığlık çığlıktırlar, kah sesleri işitilmez. Bağrında güneşler tutuşmuyorsa selamlayıp geçerler seni. Kuşlar soğuk iklimi sevmez…

Cemil Meriç

(Satırarası)
EcMeL_iNaS
Külkedisi Kaçarken



Ve Külkedisi kaçarken, pabucu ayağından fırladı. Ertesi gün Prens ayağı bu pabuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu. Ülkenin tüm kızları, Prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak hale nasıl getireceklerinin çabasına giriştiler.

İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını, erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara sıkıştırmaya çalışır, böyle yaparak erkeğin ‘Prensi’ olacağını düşler dururlar. Zaman geçtikçe topallamasının, kendini depresif hissetmesinin sebeplerini sürekli kendi eksiklerinde arayarak… Ve Pabuç’un ne denli geçerli olduğunu hiç düşünmeden…

Erkekler ise ellerindeki ‘ayakkabıya’ (veya düşlerindeki kalıba) ‘ayağını’ (kendini) sıkıştıracak kadını arar; ‘ayağı sıkışmış’ bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup, mutlu edebileceğini bile düşünmeden…

Ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce…

Leyla Navaro - İki Boy Ufak Pabuç

(Satırarası)
leyyin
Gündüzleri yıldızları görmek marifet,

Geceleri güneşi.

Aşık olmak marifet değil,

Ömür boyu sevmek marifet..
:: LâL ::


Gözlerimi kapattım yokluğumda var olan kendimin üstüne. Çığlığımda taşıdım
ellerime sığmayan bensizliği, kızıl sancıların içdökümünde. Rüzgar saçlı bir
yalnızlıkta yandım. Nehirler geçti içimden, içim nehirlerden geçti; talan
edilirken Züleyha´sına aşk düşen bağışlanmış mısralar. Ve şimdi kalbimde adı
konulmamış bir süveydanın ölüm günahları. Ve tufanları avuçlayan ömrümde
Nuh´un ayak izleri...

Adıma küstüm. İsimsizliğimin ölgün kentlerinde vurulup duruyorum, sana hep
altı susuş kala. Hadi konuşsana! Susma gözlerime öyle derin derin.
Kimsesizliğimin kimliğine suret olmayacak mısın yoksa? Aynalarda göremediğim
hükümsüz yüzümü, yüzüne kabul etmeyecek misin? Bak el pençe divan durdum
aşkın önünde, beni biraz daha susarak acıtacak mısın sesimi? Biliyorsun,
rengi mahpus aşkımın mahşere and içen gözleridir sensizlik. Ey boğazıma
kadar battığım yağmur, hadi al beni! Gözbebeklerinde yıldızlar eriten gece,
hadi boğ beni! ´´YAĞMUR GECEDEN AL BENİ´´.




Ey Aşk! Güzellik bile sana meftun değil mi? Düşlerimden başka bir hüzünde
yaktım mı en meczup tebessümleri? Bilsen, çöle kesmiş tenha bir gökyüzü indi
geceme. İçine kan bulaşan tekinsiz uykulara uyudum. Kurak bir intihar düştü
şairliğin yazgısına, yığıldım kaldım ´´bana inmeye korkan SEN
uçurumlarında´´. Sevdiğim! Acıya düşen içine, içine düşen acıya, tufanıma,
rüzgarlığıma yenik geldim. Tutma ellerimi düşeceksin yoksa.

Duru bir gülüş anında saklısın sen, an gibi. Altı harflik susuşun kıyamet
ağrısı dilimde. ´Aşk bitti, yüzümü buldum´ diyenlerin içten pazarlıklı
yalnızlıklarına inat, içimin suretisin. Ellerin yasadışı sevdalarda ıslanan
heyula sensizliğim. Gözlerin gül yaprağında kanayışım. Çek gözlerini
alnımdan. Yazgıma dokunuyorsun!

Benden saklanabileceğim bir İstanbul var mı gözlerinde? Susmaya dair tekmil
suskuları ´´ konuş/sana ´´ dediğinde bozar mı gülüşü yırtılmış kelimeler? Ey
Aşk! Kara kalemlerin aşkına! Ten hummalı saçlarında boğulmalarım yetmediyse
bil ki; kahrolası bu denizler az gelir ağlayışlarıma. Sen hüzün divanında
acının aşkı, aşkın acısı. İşte eşiğindeyim! Aşkın mahrem cinnetlerine sunma
beni sevdiğim. Azalırım.

Ey Aşk! Kalk ayağa ve ağla tutuşuncaya dek! Çünkü anlamını gizleyemiyorum
aşktan…


alıntı)
EcMeL_iNaS


Ben, herkes kadar hiç kimseyim senin için.
Sen, hiç kimse kadar herkes...

Senden geçemeyen aklım, kendinden geçti. Kendime gelemiyorum senden.

Denedim. Meyletsin diye gönlüm başka yere. Düşsün diye gündemimden adın. Yıkılsın diye, dört başı mamur ümitsiz umutlarım. Yanıldım. Yanmışken oysa, tekrar nasıl yanardım.

Dil’de sûz, yolda iz. Nereye gitsem bir başıma sonu çıkmaz.

Dönüp durunca kendi etrafımda, döndüm ve olmadığın halde geldim. İçimde bir kız çocuğu ağlıyor terkettiğim, cam fanuslar yıkılıyor sanki beynimin boşluğunda. Neresinden tutsam kalbimin ellerim kesiliyor. Aşkın yaşıyor, kalbim kan kayıplarında. Aranıyor...

Aşktan ölmekten daha çok acı verir aşkı öldürmek!
“En leylim gecede ölesin tutmuş”sa, her gece leylim bana, her gece Leyla’yım sensiz...

Bir peri değilim, kuş da değilim kanatlarım yok. Ki olsa kırık dökük kalırdım. İnsanım altı üstü. Her yerim hasret. Hasretin kördüğümdür hayatıma dolanan.

Oysa ben, vaktimi gözlerinden bahsetmekle geçirmek istiyordum. Hani o bakınca, varlığımın anatomisini ayaklarının altına seren; sen bilmeden, ağlamaklı bir sevincin hücrelerime kadar sokulduğu gözlerinden.

Gamzene başkası dokunuyorsa, nereden bileceksin, gülüşüne bin gülüşü feda edeceğimi...

YUNUS-AŞKI
SimRe
Aşktan ölmekten daha çok acı verir aşkı öldürmek!
“En leylim gecede ölesin tutmuş”sa, her gece leylim bana, her gece Leyla’yım sensiz...



teşekkürler.... good.gif
:: LâL ::


Gittin

Ardından Yetişemedim yar gidişinin tozu karıştı yüreğime Gittin bir başıma kaldım. Ah ..yar unutma beni…
Yine aklım başımda değil, yüreğimin boşluğu ellerimde çınlıyor. Acaba derken; beni hatırlarmısın diye, senin telaşındayım. Görmezsinki ellerimin ellerine verdiği sözleri bilesin…
Duymazsın ki gözlerimin adımlarına verdiği nefesleri duyasın.
Ah.. yar unutma beni..Hasret kokun dört bir yanımda nefesim..
Geceden arta kalan yağmurlar damlıyor yüreğime. Adı silinmiş yağmur damlaları. İlkbaharda sonbahar ayazlarında sabahlıyorum. Ürperen gecenin aydınlığı yok. Sende yoksun…

seni adını bilmeden sevdim…
Ben seni hayatımda ilk cümlem bildim, son cümlem yok. Sende yoksun..
Niyetsiz sevdaların yanık bağrına kokladım hayallerimi. Yoksun…

Birikmişim hayatın sallanan sandalyesinin hemen yanıbaşında; huzur tadına bulaşmış ayaklarımın gözucunda…
Belki bir adım kum tanesi; arta kalan yarınımdan arefede tuttuğum orucun ilk bayramına…
Belki de ömür mürekkebine bulaşan bir salise için bir dakikalık ömür..Bunca sallanış devri alemde sadece senin için, yoksun…
Bir bağ saadet alabilirmiyim? Ömrüme; senin için, sadece bir bağ..
Bana kalan yine yalnızlık..Ömrümün süpürdükleri sonsuz adımlarıma musalla..


LaL )
EcMeL_iNaS


Senin yokluğunla acz makamındayım.
Varlığınla acizim.

Bütün makamlarını dinledim hayatın. Dertlerin derman beklediği bir yağmur sesinde ben dermansızlığımın derdindeyim.

Sokakta vurulmuş bir kalbin son arzusuydum ben. Acıların, acz makamıydı susuşlarım. Yağmurun toplandığı son kara buluttu gözlerim.

Kilitli bir kapı kaldı senden geriye. Önünde diz çöküp yalvarsam sessizliğimle. Açılır mı yıkılan tüm surların esrarlı sırları acz makamında.

Duvarlar ördün aşılmaz kalbine. Tüm dermanımla dermansız kaldım. Fırtınalı denizlerin cesur korsanlarını korkulara salan sözlerinden bahtıma kara bir hüzün düşürdün tüm içtenliğinle. Geceydim, kara bahtıma kilit vurdun tüm kilitlerin üstüne.

Bir damlaydım, tüm denizin ıstırabını taşıttın bana. Beni acze koyup okyanuslara karıştın.

Yokluğunda varlığın kadar acz içindeyim.

Tüm sesleri kesildi alemin acz makamında son inleyişim…

- Simeranya -
EcMeL_iNaS

Sevgilerinin üstünden baharlar ve kışlar geçenlere!


Hatırlayanınız var mı, sevgi neydi?

Sevgi bir bakış, bir gülüş müydü bazen; bir akış, bir koşuş muydu?..Sevgi gönül kumaşında bir nakış mıydı?!..

Hatırlayan var mı sevgi neydi?
Leyla'ların, Şirin'lerin, Aslıların nazı mıydı o; yoksa Mecnun'ların, Ferhatların, Kerem'lerin niyazı mı? Hangisinde belirtmişti ilk kıvılcımı sevginin? Neydi sevgi?!..

Açıkken gözbebeğimize yerleşen de, göz yumduğumuzda gönlümüze sızan da sevgi değil miydi bir vakitler? Bir dudağım kıpırdanışından yanağımıza akseden pembelikler, utanmalar sevgi değil miydi yoksa? En son ne zaman kızarmıştı yanağımız hatırlayanınız var mı? Uykumuzu en son ne zaman terk etmiştik sevgiyi düşünmek adına? En son sevgi şiirini hangi gecede okumuştuk?


Sahi, neydi sevgi? Bir çuhayı ipek görebilmek miydi; toprağı amber niyetine koklamak mı? Sureti sirete, arazı cevhere, bedeni ruha köle eylemek miydi sevgi? Sevgi bir iyilik miydi, şefkatli bir cümlecik mi? Neydi sevgi dış mıydı, yoksa iç mi; zahir miydi, yoksa batın mı; kalıp mıydı, yoksa can mı?Var olmak mı, varlıktangeçmek mi? Dünyaya gülmeye mi gelmiştik, ağlamaya mı; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu? Sevgi neydi?!..


Sevgi bir acıydı herhalde, bir kederdi, kah hüzünle, kah mutlululkla hatırlanan. Belki de sabırdı sevgi,affetmekti, gelecek günler adına. Sevgi sınanmaktı adl-i ilahi'de ve sınavı geçmekti ercesine. Sevgi bir tevbeydi, nasuh kisvesinde; bir dirilişti nefsi öldürerek. Sevgi iyi bir ad bırakmatı fena yurdunda. Ömür geçer de ad kalır...


Sevgi: İki hece.
Sevgi, sevmek kelimesinden türetilen bütün öteki kelimelerin en güzeli.
Derin uykulara dalmadan önce ilk soru: Sevgilerinizi en son ne zaman hatırlamıştınız ve sevgiyi hak edenleri en son ne zaman?!..
Bir soru daha: Sevgileriniz yalan mıydı yoksa?!..
Ve son soru: Çorak vadilere yönelmişse sevgimiz, çevremizi kandırmıyorsa sulara, içimizden akan Nil olsa ne?!..


İskender Pala
EcMeL_iNaS


Üstüme yıkıldı, dağ gibi bir hasret
Yaraları sarmaya, alışıp unutmaya
Koca bir hayat lazım, yıllar yetmez
Senin uzağında, hayat çok hüzünlü
Şimdi kime yar diye sarılıyor ellerin
Gitsen bile gözlerin benden gitmez


Resimlerde hep o güzel yüzün
Yüreğimde hep ağlayan bir hüzün
Karaya vuran gemiler gibi içimdeki kalp yaralı bereli


Hançerli şu gönlüm sevdanla kanarken
Unutmak ne mümkün severken
Hayatla barışmak, bir yerden tutunmak
Herşeyde sen varken kolay mı ah unutmak


Günay Çoban
:: LâL ::


Ahhh!.. Zaman artık geçmezken derin usançlar beliriyor ufukta ...
Bekleyişlerim kanıyor, bir şeyler ölüyor sevince dair. Acı çekiyorum tarifsiz, kalbim ağrıyor kimsenin haberi yok. Yalandan kahkahalar kusuyorlar düşlerime.
Ahhh!.. Karlar siyah karlar yağıyor geceme. Karın yağışının verdiği o pembemsi aydınlık
meger çocuk gözlerimdeymiş. Yüreğim böyle sıkılırken zaman zindan oldu bana ve geçti kaç küsur günüm. Unutulmuş gibiyim sanki, oysa ben zamana sürgünüm ...

Unutmak ve unutulmak aynı eylemin farklı kipleri olduğu halde neden acılarında bariz bir fark var? Evet bencilliğimiz .. unutulmayı unutmaktan zor kılan kirli bencilliğimiz ...
Ahhh!.. Yoksa sende mi unuttun ...
Bak! İçimde uçurumlar büyürken , sen ayaza inanmıyorsun.
Oysa gözlerimden kaçmasa gözlerin soğuğu hissedecek ve titreyeceksin.
Ve bir kez daha bak çiçekler var ellerimde. kucak dolusu, taşıyor düşlerimden.
Yine üzerlerine karlar yağıyor, siyah karlar ..
Bu sürgünde seni ararken ...



LaL)
EcMeL_iNaS


Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili...
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar…

-Satırarası-
EcMeL_iNaS

Bana aşkı sen öğrettin,
Unut(ma)mayı da öğret...
:: LâL ::


İfadesi alınıyor;
gayr-ı meşru konuşmalarıma ,gayr-ı ihtiyari tanıklık eden dilimin.
ve aynı sebepten gözaltında tutuluyor aşka dair sözlerim...
alfabemden sökülüp alınalı beri sesli harflerim...sessizlikteyim...esaret kokulu diyarımda her şafak bir yaprak geri alınıyor takvimler.güneşin kimliği gizli tutulduğundan,ince hastalık olan saatlerin yaraları kanıyor duvarlarda...
uygun adımlarla tökezlediğim kısık bir "sol" sesi şimdi,katı bir "es"le duralayan şarkımın tınısı..
hazan rüzgarlarının muzdarip darbeleriyle savrulan bir ağır yüreğin bana ait olduğu geçiyor kayıtlara..uzaklara sürgün edilmiş bedenimin mahkeme tutanaklarında ...
nedense susacakları bitmek bilmiyor ,kağıtları zehirlemekten hüküm giyen sabıkalı kalemimin..
işte o sabıkalı kalemim şu an elimde...

Nuh tan kalma tufan kırıntıları..Eyyüp ten kalma sabır damlaları..Yusuf tan kalma zından hatıraları..İsmail den kalma tevekkül artıkları..ve İbrahimden kalma buz gibi yangınlarla sesleniyorum sana....

İnancımın özünden başlıyorum senli cümleler kurmaya...
sevdiğin gülleri alıp koynuma ,kalbimin azap yüklü kutuplarına fırtınalar taşıyorum..
kaderime bulaşan peygamber sancısıyla ,sabrımı sınıyorum uygun adım voltalarda...
gözlerime yüklemişim ırmakları..yıkanırım yıkanırım arınamam mücrimliğimi ...asi sularda...
MoqavemaT
of

AFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFFF AF

Of demem Allah(cc)
asiLDuA
Benim en huzur bulduğum bölümlerden birtanesi burası. yazılar çok kaliteli . devam devam içim açıldı yahuuu
EcMeL_iNaS


AŞK

Dost kurusu akşamlarda aramak seni
Sessizliğe soyunmak gizlice
sessizce ağlamak ücra köşelerde
Vurdumduymaz olmak en acımasız söylemlere
Kaybetmek kendini
Nefes alamamak en temiz yerlerde
Kaçmak alabildiğine uzak diyarlara
Saklanmak kimsenin bulunmadığı yerlerde
Var olmak hiçbir şeyin olmadığı mekanlar da…

- Bamteli -
:: LâL ::


esmer akşam üstlerim vardı
ağlamaklı, yaslı
birde senli sayıklamalar
uyandıran sersem uykusuzlukları...

sonra koşmalar,
sana varmayan hayali kavuşmalar
kendimi delirmiş sandığım anlamsızlıklar...
ve dinmeyen mola sancıları....

acıma yetişmek isteyen sigaralar peş peşe
izmariti her söndürdüğümde
iki parmağımın zaferi diye takındığım saçma bir gülümseme

izini süremeyecek kadar
silip süpürülmüş bir aşk
meçhul ve kimliksiz
bulmak istedikçe karışık

şimdi aşk; yamalı bir elbise sırtımda
her sevdadan bir parça
özlemlerim diz boyu
hüzün dekoltem fazla
bi tarafa sen bi tarafa ben
'v' yakalı bu ayrılık…

hovarda rüzgarlarda bağrım üşüdü
ilmek ilmek ördüğüm sevdam sende kal/mış
gel ve ört üstümü
önümüz kış..

...
EcMeL_iNaS


İSTANBUL'u sevmezse gönül, aşkı ne anlar...

- Behçet Kemal Çağlar -
EcMeL_iNaS


Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

Ümit Yaşar Oğuzcan

- Satırarası -
EcMeL_iNaS


Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile…
Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz.

Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni, başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat bir gün seni bulmak ümidini kaybetmedim.

Nasıl olsa gelecektin bir gün.
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya, bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Bir gün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.

Bu selin akışını hiçbir şey durduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin, mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.

Yıllardır aradığım sendin ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden…


Geldin ya!
Şimdi her şey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın, nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, her şey bambaşka gözlerimde…

Ümit Yaşar OĞUZCAN
:: LâL ::



“Diğer Yarıma ….

Şu anda sana yazdığım bu mektubun her bir kelimesini hissettiğini biliyorum.Satır satır sana doğru akıyor cümlelerim. Şu an da belki uyuyorsun, belki de hayal kuruyorsun.
Her ne yapıyor olursan ol, bilinçaltın şu anda beni duyuyor.

Bana gelmeni istiyorum. Beni bulmanı ve benimle olmanı.

Senin şu anda nerede olduğunu bilmemek çok heyecan verici.Belki de çok yakınımdasın. Bunu bilememek, beni sana ulaşmak için daha da motive ediyor.

Biliyor musun, geldiğin zaman yalnızca sana özel kelimeleri çıkarıp fısıldayacağım yüreğimden. Sen gel diye biriktirdiğim bütün cümlelerim senin olacak.

En güzel şiiri okur gibi bakacağım gözlerine. Gözlerinden hayatın en güzel şiirini okuyacağım. Henüz yazılmamış olan binlerce şiir parıldayacak gözlerinden.
Her sabah yeni bir uyanış olacak bizim için.Sanki her sabah ikimiz de -
aynı anda doğmuşuz gibi .

Geldiğinde yağmurlar daha önce hiç olmadığı kadar ıslak olacak.
Onların damla damla ıslaklığını hissedeceğiz seninle.

Gece, eskisi gibi karanlık olmayacak sen yanımdayken, güneşin aydınlığından bir parça ışık kalacak ikimiz için. O ışık en karanlık günlerini aydınlatacak hayatımızın.

Sana sakladığım en güzel kelimeleri hediye olarak getirdim.
Dudaklarımdan, kalbine akacak kelimeler var elimde. Yeter ki gel.
Geldiğinde, seninle beraber hayat da gelecek bana.

Adına hayat demediğim senden önceki zaman dilimi, senin gelmenle beraber değişecek. Mevsimleri bambaşka yapacağız seninle. Sadece ânı yaşayacağız.Ne bir saniye sonrası, ne de bir saniye öncesini.

Sen geldiğinde, takvimler olmayacak artık. Sadece güzel yaşanan anlar olacak. Milyonlarca güzel “an” bekliyor olacak bizi.

Sen uyurken ben seni seyredeceğim.Sonra ben uyurken sen beni.
Kulağına seni ne kadar sevdiğimi fısıldayacağım. Gözlerin kapalı olacak amama hissedeceksin. Osözcüklerle gözlerini açtığında, ben yine sana bakıyor olacağım. Sen aynı anda uyandığımızı düşüneceksin. Oysaki ben hiç uyumamış olacağım.

Seni izlemek adına uykusuz kalacağım sen geldiğinde.
Gözlerim seni izlerken dinlenecek.

Gel artık diğer yarım.Bensiz geçirdiğin tüm zamanlara ait takvimleri indir duvardan.
Milyonlarca takvimsiz “an” için gel bana.
Gel neredeysen. Uyan uykundan ve beni bul.
Seni bekleyen seni arayan bir göz var etrafında.

Adresim açık.sana kilitlenmiş bir yürek. Yolda yürürken yanımdan geçip gitme.
Ansızın “dur” ve tek kelime etmeden sarıl bana. Seni aradığımı hatırla yolda yürürken.
Belki de okyanus ötesindesin. Atla bir gemiye gel bana. Adresi bilmediğini umursama, boş ver adresi.
En iyi adres,ansızın gitmeye karar verdiğin yerdir. En iyi adres,bileti önceden rezervasyon edilmeyendir. En iyi adres, daha önce hiç aranmamış adrestir.

Bul beni diğer yarım. Aramızda okyanuslar varmış, umursama. Okyanus dediğin, sayısı belli olmayan su damlalarından başka bir şey değildir ki. Zaman dediğin, o okyanusu oluşturan
su damlaları gibi, zamanı oluşturan “an”lardır. Şimdi gel yanıma. Şu “an” gel.

Umursama nereye gideceğini. Yüreğini dinle ve beni bul. seni arayan bir gözü hayal etsin yüreğin.
Yolda yürürken görürsen beni,”dur” ve beni almadan gitme bir adım bile.

Gel diğer yarım. Gel ve beni bul …


EcMeL_iNaS
Sevgiliden bir parça sevgi alıp bana verenler,

buna karşılık canımı sevgiliye verdiler...

Fuzuli
EcMeL_iNaS


Çok uzun yıllar önce iki kır çiçeği birbirlerine aşık olurlar, her bahar diğer çiçekler gibi onlar da açıp güneşe merhaba derler. Fakat bir bahar başlangıcı bu çiçeklerden biri diğerine;

"Biz diğer çiçekler gibi bu bahar açmayalım, kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki bütün doğa bize ait olsun" der. Ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler.

Biri açmak için kışın gelmesini ve karın yağmasını beklerken, diğeri o yaz açar. O gün bügündür karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe kardelen, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğe de hercai denilir.

İşte bu yüzden hayırsız sevgiliye Hercai diye hitap edilir...
EcMeL_iNaS


Leylayı dünyalar güzeli kılan, Mecnunun dünyaya sığmayan aşkıdır.
Ferhatın gönlünü aydınlatan Şirinin başka hiç kimsede o bulunmayacak ışığıdır.
Tahiri Tahir yapan, Zühre'nin bir ceylan gibi içinin ormanlarında gezip dolaşmasıdır.
Aşk fiziksel bir karşılaşmadan doğmaz, ruhların karşılaşmasından doğar.
Mantık karşısında yıkılan yapı aşkın konağı olamaz.
Mecnunu Mecnun eden, Leylanın dünyayı kaplayan güzelliğidir.
Ama Leylayı güzel kılan da Mecnunun dünyadan büyük kalbidir.
Ne Mecnun olmadan Leyla'nın asırlara dayanan güzelliği olurdu, ne Leyla olmadan Mecnun'un dünyaya kafa tutan sevdası...
Onlar iki sıradan insan evladıydılar başkaları için...
Ama birbirleri için bütün bir hayattılar...

- Alıntı -
:: LâL ::


Yavaşça elini, elime tutuşturdun.
Ve ilk defa seni sende hissettim o gün.
Gözlerine bakmaya cesaretim yoktu.
Senden kaçmak, uzak olmak istedikçe daha çok bağlandım bakışlarına.
Ellerimi tuttuğunda zavallı bir kuşun kalp atışlarına karşı hissedercesine titrediğini gördüm.
Keşke demekten nefret ederek keşke bitmese bu an dedim içimden.
Neden böyle olduğunu bilmiyorum.
Ne düşündüğümü bilmiyorum.
Gücüm olsaydı da sana o eski deliliğimi anlatabilseydim.
Her ne olursa olsun ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim.
Ama şimdi içimde karşı koyamadığım, yüregime yayılmasını engelleyemediğim bir duygu var.
Bana ne olduğunu bilmiyorum.
Kendime bile inandıramadığım bu hain duygu iliklerime kadar yavaş, yavaş yayılıyor.
Ve yüreğim parçalanırcasına ağlıyorum.
Acı çekiyorum.
Nerede o şimdi her zaman içimi dağlayan gurur.
Belli ki o da terk etti beni en muhtaç olduğum zamanda.
Şimdi bir mucize olmasını bekleyemem.
Çünkü o mucizeler hiçbir zaman gerçek olmaz.
Benim için yüreğimin eski coşkusu ve yüzümdeki eksik olmayan gülümseme yok artık.
İçimdeki dalgalar kesildi.
Bunu itiraf etmek gerekirse;asla göründüğüm kadar güçlü olamadım.
Benden bana ait olan her şeyimi alabilirsin.
Sevecenliğimi, sıcaklığımı, sabırsızlığımı, neşemi.
Ama en önemlisi olan sevgini ASLA!...
EcMeL_iNaS


Seviyorsan eğer, bir kitaba başlar gibi sev beni, ama hiç bitirme...
Elinden hiç düşmeyeyim...
Özetini de çıkarma o kitabın hiçbir zaman, ömrünün sonuna kadar oku oku oku...
Seveceksen böyle sev!
Başladığın bir şeyi sonuna kadar sürdür...
Yarıda bırakma...

- Alıntı -
:: LâL ::



AŞK

Kelam-ı dilde nihan, tarife perdesin aşk.
Zar olmuş cümle cihan, derd ile dildesin aşk.

Firak ile ağlamış, kırk yıl naçar meydanda.
Arafatta kavuşmuş, Adem'e özgesin aşk.

Ve dahi Havva bile, bayılmış vuslatında.
Sen değilsin ya adem , sekr ile düştesin aşk.

Pervasız vurmuş Kabil, uğrunda ahdı bozmuş.
Peygamber evladından, kan ile yerdesin aşk.

Nameye yazmış Belkıs, dil-i cihan Süleyman.
Al götür pay-ı tahtı, melike serdesin aşk.

Cemalini lutfeyle, görüp şadan olayım.
Kelamullah gözüne, şevk ile perdesin aşk.

Elma soymak marifet, göz Yusuf'a bakarken.
Rüsva biziz Züleyha, kan ile düzdesin aşk.

Müsebbib-i eflakın, nurundan Uhud dağı.
Tazim ile titreyen, güzide beldesin aşk.

Ehl-i beyt-in şehidi, Kerbela'da Hüseyin.
Sakinesi ağlıyor, coş ile özdesin aşk.

Resül'ün gül yüzünü, görmek için şahlanmış.
Muradına ermeyen, Veysel'e perdesin aşk.

Enel-hak feryadıyla, gölgeyi zatı sanmış.
Mansur taşa ah demez, inciten güldesin aşk.

Gaiblerden bir adam, deve arar tavanda.
Kayıp cana baharken, Ethem'e güzdesin aşk.

Taptuk'un kapısından, sokmaz eğri odunu.
Yunus yanar içinde, kül ile közdesin aşk.

Leylanın mihrabında, zahiri görmez mecnun.
Dervişin görmediği, göz ile çöldesin aşk.

Ahd-ı peyman eylemiş, sıdk ile Şirin yare.
Dağları parçalayan, gürz ile eldesin aşk.

Bayezid-i divane, saltanatı unutmuş.
Sultan sana pervane, tahtından özgesin aşk.

Veysel'in gülü toprak, dallarda çiçek sevmiş.
Arz-u halin çaresi, saz ile sözdesin aşk.

Kudretim kafi değil, kelam bulsun nihayet.
Mansur'a esti rüzgar, biçare yeldesin aşk.


Alıntı)
EcMeL_iNaS
Hepsi yalanken anlattıklarımın, anne kalbinde bir çocuk yokluğunun işaret ettiği acı, yalan değildi...

Yalan değildi eşi zalim avcı tarafından vurulan turnanın zaruri ölümü...

Olgunlaşan her şeyin sonunda bozulduğu...

Yalan değildi devletlerin insanlar gibi, aşkların da devletler gibi ömürleri olduğu, mahiyeti safiyet olan aşkı en çok karanlıkların boğduğu...

Yalan değildi aşkın birbirine uymayan iki tanımının olduğu...

Bu tanımlardan biri sorgusuz sualsiz teslimiyet anlamına gelirken, diğerinin, sorgusuz sualsiz teslimiyetin kurulumu demek olduğu...

Böylece aşkın mutlak tanımının mümkünler aleminde nâ-mümkün olduğu...

Yalan değildi güzel kokunun ezel hatırasını taşıdığı...

Yalan değildi bazı şeylerin bir şeyle bir şey arasında bir ürperti gibi asılı durduğu...

Günahı ve ihaneti bu dünyada SU, öbür dünyada ateş arıtacakken, suyla arınmayan aşık kalbinin ancak ateşle durulduğu...

Belki de bu yüzden büyük bir yangının koptuğu...

Bir ocağın; kelama mecbur çileden yenik elemden ibaret bir kalpten kopagelen yangınla tutuşup kül olduğu...

- Nazan Bekiroğlu -
:: LâL ::



Sana sıkıntıların ardından gül bahçesi gelecek demiştim
İşte gerçek olan bu…güzelliğine meftun olduğumuz dünya dikenlerle dolu.

Binlerce cümle var usumda yazılmayı bekleyen
Bir şeyleri özlüyorum, adı küllenmiş aşklarda gizli...
Duygularım eski bir liman misali saklanıyorlar yüreğimde...

Gözlerim ateş topu sanki...yanaklarım solgun...dudaklarım kupkuru
Gönlüm dert yumağının verdiği hüzünle dolu...
Ah!şu geceler...tüm maskeleri indiriyor birer birer yüzlerimizden

Keşke yağmur yağsa bu gece veya rüzgar esse delicesinden
Uğultusunu duysam, kükrer gibi gürleyen gök gürültüsü
İçimde hiç bilinmedik kıvılcımları yaksa…

Veya kar, tipi, boran olsa...korksam ve sinsem yastığımın kenarında
Bir dost sesi duysam başucumda ve saatlerce ağlasam/k

“Hayat sanki bir rüya,
Gerçeklikten de öte belki,
Dudaklarının arasından çıkan iki hecedir hayat...ö-lüm”


Uzun zaman oldu ki, yağan yağmuru sessizce izlemedim...
Gökyüzünü usanmadan seyretmeyi, gözlerimi kapayarak
Doğanın huzur veren dinginliğini içimde hissetmeyeli çok zaman oldu...

“Haykırmak geçer kalbimin hücrelerinden
Utanç duvarı misali susar dilim, çıkmazlara girer bedenim”

Yok mu dost sesi?
Yok mu aşkın sinesi?

Sahi nedir aşk?
Bu soruyu sorduğum zaman kendime, cevapsız kalıyorum.
Bir nefeslik olmamalı, bir içimde bitmemeli aşk...Hayatım olmalı

Büyütmeliyim her soluğumda, içimdeki sevdayı yaşatmalıyım...
Olumsuzluk sarmamalı benliğimi, karamsarlık uzak olmalı düşlerimden

Özgür olmalı ruhum...
Attığım her adımımla, aldığım her nefesle, yüreğimde özgür olmalı
Düşlerimden ötesini aşk süslemeli
Adım aşk olmalı hayallerimde…

Bir cevabı olmalı...noktalar konuşmamalı soruların ardından
Aşk öpmeli dudaklarımdan, aşk tutmalı elimden dost sıcaklığı ile
Âb-ı hayat suyu olmalı tek hecede…

Gülün kırmızılığında, lâlenin güzelliğinde,
Karanfilin beyazlığında görebilmeliyim aşkı…
Züleyhâ gibi yanmalıyım aşkın narından
Dağları deldirmeli Ferhat gibi
Yada mecnun gibi sevgilinin güzel yüzünde,
Hakikâti bulmanın yolu olmalı aşk
Teslim olmalı Hz.İbrahim gibi, ateşe atılacağını bile bile...

Ya ben, âş(ı)k olmalıyım
Ya aşk, ben olmalı…


SimRe
Ya ben, âş(ı)k olmalıyım
Ya aşk, ben olmalı…



İŞte bir LaL imzası.... flowers.gif ....teşekkürler....
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2009 Invision Power Services, Inc.