Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Ask...
Islami Forum - Popüler Forum > EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE > .·[ EDEBİYAT ]·.
Sayfa: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9
Leyl...
AŞK


Hayatın sana sunduğu herşeye alışmalısın. Bırakıp gidenlere ve geride bıraktıklarına da. Çünkü kendimden biliyorum eninde sonunda kazanan hayat oluyor ve bize düşen istesek de inat etsek de unutmak oluyor veya alışmak.
Sevmeyi öğrenmemek en iyisi biliyor musun? Belki hayat tatsız tuzsuz bir yemeğe benziyor ama kalbin yanmıyor en azından. İlk defa bu acıya düştüğümde yüreği elinde bir gençtim aşkın kendisi zaten tüm damarlarımızdaki kanı çeken bir dertken ben daha kötüsünü yaptım, canımdan çok sevdim. Bir kat arttı çektiğim acı. O zamanlar bir daha cesaret edeceğime inanmazdım asla, ama bir defa öğrenmeye gör.
Bir kere öğrendin mi aşık olmayı, hiç yapamazsan yoldan geçenlere aşık olursun ve bir defa alıştın mı aşk acısına yoldan geçen hepsinin arkasına bile dönüp bakmazsın, acısı içinde kalır yine de. Ve kalbin alışmıştır aşık olmaya, kaybetmeye. Giderek daha delice aşklar bulur seni, zamanla anlarsın ki aşık olunan çok da önemli değildir. Bizzat aşkın kendisidir aşık olduğun.
Duymadığın, görmediğin, dokunmadığın ve koklamadığın belki de bunları ummadığın bile birine aşık olmak nasıl bir şeydir. Aşk değişir. İşte sen tam da o günlerde buldun beni. Ve onun için çok sevdim seni. Onun için aşık oldum. Yirmili yaşlarımı henüz gecmiştim ve aşk deyince acıdan başka bir duygu yaşamamışım. Aklımda aşktan kalma bir kucak dolusu kaçış, terkedilmişlik ve aldatılmışlık var. Yine de bile bile düşüyorsam, bu aşk değil. En azından adı aşk gerisi ruhu değil.
Sen geldiğinde de biliyordum. Ya senden kaçacaktım ya sen de gidecektin. Sahi bu defa hangisi oldu? Onu bilemedim. Aslında tüm bu yaşadıklarımız benim "kader" diye anlattığım bir hayat sahnesi. Bizden habersiz kuruluyor sahne, oyun oynanıyor ve biz de oyunun baş aktörleriyiz belki, sonra perde kapanıyor. Böyle bir şey. Seni bulmak ne kadar güzelse, seni kaybetmek de o kadar güzel. Hayır yanlış yazmadım. Çünkü içinde sen varsın. İçinde sen varken bir şey nasıl kötü olabilir?
Belki bir gün okuma fırsatın olur, ama sana yazıldığını bilmeden. Buraya bir işaret koymalıyım diye düşündüm, bir kelime. O kelimeyi okuduğunda kalbin burkulsun ve anla ki bunu yazan benim, hikayesi bizim hikayemiz.

Ben alışkınım kaybetmeye...




Alinti...


Teşekkürler
<#thank#>
leyyin
Bir aşk duası dökülsün sadece dudaklarından:

Her şey sen nasıl istersen öyle olsun...Yeter ki al şu kalbimi,bana ağır geliyor,senin olsun.Ve ey canım, canına, "benim" anlamına gelen bir kelimeyle isim verdi ki, senin ismin bundan sonra benim olsun...

Geride bırakılanlar ve kalpte taşınanlar yerinde durdukça ona o kadar uzak kalınmıyor mu...

Bir kez sahip olunuş belki de sonsuza değin kaybetmek...
Bir vazgeçişin yükü yüklenmiş omuzlara, acıdan başka hiçbir şeyin aşikar kılamayacağı mana: AŞK!

Aşk bazen vazgeçmeyi bilmek galiba!...
Leyl...
Beni sana götüren yollardan kan içinde bir kalp ile dönüyorum.Acı parmak uçalarımda zehir oluyor ve beynimde kendime isyan.Boğazımda sana düğümlenen sözler yumağı; boğuyor tüm yolları.Sana bayram havasında gelişime nasıl eklenir bu zamansız dönüş.Oysa her ayrılışımız mühürlemişti kalbimin maviye çağlayan uçurum kenarlarını.Hayır sevdiğim bu kadarı olmamalıydı...

Sensizliğe götüren her saniye katran karası ve umudun kalbine düşen bir ölüm sarısı.Ey İstanbul yolların yalnızlık.Ve yalnızlığın cehennem sancısı yaşlandırıyor adamı.

Sessizliklerime yenilerini ekliyor sensizken bu şehir.Cümlelerim öznesiz , pişmanlıklarım nakarat oluyor.Sekiz harf herbiri ayrı ayrı asıyor sokakalarına gözlerimin ferini.Rengini intihar edip önüme sunuyor zaman umudu.

Oysa nereye dönsem cennet mavisi gözlerinle tutardın ellerimden.Sessizce götürürdün tuba ağacının gizemli gölgesine.Zaman sıyrılıp çıkardı mekandan.

Ey benim sevdiğimin şehri ; mevsimlerin renksizliğime , yağmurların topraksızlığıma , boğazın şiirsizliğime , hengamen pişmanlıklarıma dem vurur oldu artık.

Ey benim sevdiğimin şehri; onsuz rahatsın değilmi artık, gözlerini kıskandığın bir güzel yok...


Onsuz sevmiyorum seni...







Alinti...
leyyin
Yitirilemeyen Aşkın Ardından

Her şey eskisi gibi, yine sabahları erken kalkıyor, fakat geceleri erkenden yatamıyorum.Senin zapdettiğin düşüncelerimin uyutmadığı geceler sürüp gidiyor.Yaşıyorum.Yaşamak nefes alıp vermekse; gülüyorum, gülmek surat kaslarımın gevşemesiyse.Hayaller kuruyorum, yine baş rolünü senin oynadığın, fakat benim karakterimin tamamen değiştiği.Artık elimden su değil zehir içiriyorum sana.Ölümüne, zevk alarak bakıyorum.İçimden "Keşke ölsen" diyorum.Evet, "keşke bedenin ayrılsa buralardan..."

Senin adına o çok güldüğün dergiyi alıyorum, okumak için çırpınıyorum, ama gözlerim kelimeleri kabul edemez oluyor.Sevdiğim, saygı duyduğum, imrendiğim yazarın bile senden yana yazmış olduğunu sandığım yazısını makasla lime lime ediyorum ve müthiş bir haz duyuyorum.Sanki senin yanında olan herkesten intikam alıyorum.

Bir sigara yakıyorum, sen içmediğin için içiyorum, sen içiyor olsaydın bırakabilirdim, sırf sana benzememek için...Sigaramı yarısında söndürüyorum, sanki seni eziyorum altıgen küllüğün içinde...

"Aşkın temelinde kin vardır" diyen Peyami Safa geliyor aklıma, ne güzel demiş, diye düşünüyorum.Televizyonu açıyor, senin sevmediğin o programı kahkahalar atarak izliyorum.Tüm dostlarımı arayarak izlemelerini istiyorum.Müthiş bir mutluluk kaplıyor içimi ve haykırıyor dilim: "Sensiz de olabiliyorum!"

Resmini çerçeveletip asıyorum, hem de en kötü çıktığın, kimselerin görmesine izin vermediğin, gri pantolonlu ve beyaz tişörtlü resmini...Herkes görsün!

Senin dostlarına iyi davranmak zorunda hissetmiyorum kendimi, geçenlerde birinin suratına kapadım telefonu.Çok şaşırdığına eminim ve aleyhimde kendi değeri kadar sözler etmeye başlamıştır senin diğer dostlarına.Onlar senin dostların, neden beni arıyorlar ki!Ben kimsenin hele hele onların tesellisine ihtiyaç duymuyorum.Anlasınlar!Kullandığın kelimeleri lügatimden çıkardım.O kelimelerin yerine, Türk Dİl Kurumu'na yenilerini bulmalarını istediğim bir fax çektim.Umarım değişir, ben de hem öztürkçe savunucusu olur, hem de senin kullandığın o iki yüz kelimeyi kullanmaktan kurtulmuş olurum.

Beni beklettiğin gelmediğin güzn geliyor da aklıma, sana telefon açıp neden hakaretler yağdırmadığıma şaşırıyorum.Aklımdayken telefon numaramı değiştirdim.Sır seninle o hatta konuştuğumuz için.Evde sana ait ne varsa attım ve duyarsızlaşmanın bu boyutuna bir baktım da...Ama içim sızlamadı değil biliyor musun?O en sevdiğin, geldiğinde üzerinden hiç kalkmadığın, yamalı minderi atarken...

Ve şimdi sözümü yineliyorum: "Yaşıyorum, yaşamak, nefes alıp vermekse; gülüyorum, gülmek surat kaslarımın gevşemesiyse."

Unutmadan söyleyeyim, artık çayı büyük bardaktan içmiyorum ve üç şeker atmıyorum içine, sırf seninle ortak noktamız bu diye.

SESSİZLİĞİMİ SEVERDİN YA, ARTIK YEMİNLİYİM, HİÇ KONUŞMUYORUM.BELKİ DÖNERSİN DİYE...

AYLİN GÜNAY

Aşık olmak zor çok zor...
Leyl...
ALINTI(JiYaN @ Oct 21 2006, 01:08 PM) *



SESSİZLİĞİMİ SEVERDİN YA, ARTIK YEMİNLİYİM, HİÇ KONUŞMUYORUM.BELKİ DÖNERSİN DİYE...




sad.gif sad.gif sad.gif



Yargısız bir infaza hüküm giydi aşk ve hükmünü yitirdi; ayrılığın darağacında idama mahkum oldu.

"Rüzgarlar, ağaçlar, gökyüzü ve yeryüzü ve şu umman, yıldızlar, şu asuman; hep var oldukça ve ben, burada oldukça, sen de olacaksın. Bedeli bu muydu sevmenin? Korkulara yenilir miydi savaşçı yürekler? Bunların hiçbirinin cevabını bilmiyorum şu an. Üzgünüm. Hoşça kal!"

Kalabalık yalnızlıklarla doluydu ayrılığın darağacına giden yol. Kalanlar vardı o kısacık yolda, düşenler; gücünü tüketerek dar zamanın öksesinde. Yitirmişlerdi yeni bir yaşama merhaba deme şansını; saramamışlardı yaralarını ve kanamışlardı oluk oluk. Yürüyenler vardı; koşanlar, arada bir durup arkasına bakanlar, umutlananlar, soluklananlar, ayakları geri geri gidenler. Korkaklar da vardı, cesurlar da. Kalabalıktı alabildiğine ayrılığın darağacına giden yol ve ben de o kalabalıkların içindeydim artık.
Arkamdan yükseliyordu yargıcımın sesi;
"Her gün biraz daha derinden hissediyorum yokluğunu." Ben yokluğunun en içindeydim oysa hep. "Uzaklaşıyorsun benden." Evet uzaklaşıyordum; uzaklaştırılmıştım çünkü. Ayaklarına prangaları vurarak ayrılığın darağacına yollamıştın aşkı. "Gökyüzü var oldukça, sen var oldukça değil. Yok oluyorum git gide, biliyorum. Hak ediyor muyum? Belki."
Verilmişti hükmü aşkın; geri dönüşsüzdü. Geri dönüşsüzdü darağacına giden yolculuğum; durup geriye bakmak anlamsızdı. Korkuyordum evet; kendime değildi korkum; güçlüydün biliyordum ama yine de yalnızlanmandan korkuyordum. Dönüşsüz yolculukların başladığı yerdeydim. Sen, gitmeliydin artık ve vazgeçmeliydin durup durup arkana bakmaktan.

"Gitmekten korkuyorum" diyordu yargıcım; "çünkü gitmenden korkuyorum." Ben, ölüyordum sen korkuyordun. Korkuyordum korku duymandan. "Korktuğum zaman ellerimi bir an bırakacağın hissinden de korkuyorum."
Ölüler nasıl tutabilirdi ki? Henüz bilmiyordum.
Çığlıklarımı susturamıyordum. Nasıl adaletsiz bir korkuydu o ve nasıl bir infazdı ki tüm korkuları içinde barındırıyordu. Adaletsiz, asaletsiz korkular. Yargıcına teselli veren mahkum gibi hissediyordum kendimi. Çaresizliğin ve saygısızlığın öfkeleri çöreklenmişti içime. Bir an sorunuydu artık bizim için son. Her şeye hazır olmalıydık. Susmalıydık. Yaklaşıyorduk son’a. Metanetin en gerekli olduğu anları yaşıyorduk ama o da, darağacına yaklaştıkça uzaklaşıyordu benden. Teselli arıyordu yüreğim; çaresizdi, geri dönüşsüzdü yolları.
"Nasıl izbe bir gecede bıraktın beni, nasıl izbe bir yerde tek başıma? Yolun sağı solu uçurum. Sesin yok, elin, gözlerin yok... Ne leylim bir gece. Uykular rakkase!"
"Her yıl bu zamanlar kanayacak yüreğim Nasıl bir yer bu gittiğimiz, kör kuyu?"
Gelmişti vakit. Susmalıydık; susturamıyordum seni, yüreğimi susturamıyordum. Yaklaşırken darağacına ben, hiç olmadığı kadar titriyordun. Güçlü olmalı ve gitmeliydin hemen. Kasırgalara dayanaksızdın çünkü. Ben ise kasırganın kendisiydim artık ve meydan okuyordum uçurumlara. Tüm heybetiyle karşımdaydı son.

"Sen de mi gidecektin uğrunda ölümlere gidip geldiğim. Sen de mi hançer vuracaktın ayrılık yollarında? Bir sana susamıştım çöllerde bil ki; bir sendin susadığım. Olmasa da varlığın şimdi canım; yokluğunu varlığın sayarım…"
"Suçlama beni, bırakıp gidiyorum diye seni. Bağrımı yakan bir yaradır bu ayrılık şimdi. Belki kanımdadır sevişmelerin yangını, öylece girerken günlerin bağrına. Taşıyorum sımsıcak gülüşünü. Suçlama beni. Ben var oldukça, sen de bende olacaksın. Unutmak kolay mı sanıyorsun? Hiçbir şeyi unutmama özelliğimi bir tek sende sevdim. Suçlamıyorum, bırakıp gidiyorsun; biliyorum senin de yüreğini yakan bir yara bu ayrılık."
"Artık ışıklar sönmeli, kapanmalı kapılar, durulmalı sular. Artık son kez gelmeli ve gitmeliyiz ikimiz de. Yolundan çekilmeliyim. Ve benimle anılmamalısın."

Boğuluyordun, biliyordum. Kendi med cezirlerinden yorulmuştun. Korkularının esiriydin. Bir savaşçı değildin. Aşamadığın engellerin ardında yitip gidiyordun. Korkak mıydın? Belki! Ama bir vurgundu bu; yürek vurguncusuydun. Gidiyordun yiterek korkularının kuytusuna. Ve bilmiyordun, yakışmadığını savaşıma. Bir yıkımdı yaşanan evet. Gitmeliydin artık.

Ve tırmandım darağacının merdivenlerinden. Ayaklarım hayır, geri kaçmadı hiç. Eğmeden başımı iskemlenin üzerine çıktım. Ve gamsız kementle burun buruna geldim. Gözlerimin önündeydi işte ve anlamlı anlamlı sallanıyordu. Benden öncekilerin izleri görülüyordu garip bir şekilde; çığlıklarını da duyabiliyordum.
Çığlık çığlığaydı yargıcım da;
"Gittin. Bilmiyorum nerdesin? Belki de yüreğinin bir köşesindeyim, yaşamındayım senin ama şu terkedilmişlik duygusu gelip çöreklendi yüreğime, yapıştı; bırakıp gitmiyor. Bencil miyim? Belki."
Belki’siz bir bencillikti seninki evet. İzbesindeydim gecenin ve darağacının üzerindeydim; sınırındaydım varlıkla yokluğun. Terk eden sendin ellerimizi, terkedilmişliğimi çalan da sendin. Gasptı yaptığın tam da ve çöreklendirmiştin yüreğine terkedilmişliği.
Ben ise, henüz gitmemiştim, darağacındaydım. Nasıl izbe bir gecede nerelere yuvarlamıştın beni ki, görmüyor ve bilmiyordun; dahası duymuyordun da.
Az sonra boynuma geçeceğini düşündüğüm kementle burun buruna idim. Ve habersizdim; ihanetin kementi usulca boynuma geçmişti; fark etmemiş, hissetmemiştim. Bir ılıklık yayıldı önce yüreğime. İçimi titreten bir ılıklıktı bu. Farklı benden olmayan, bünyemin dışladığı. Neler oluyordu, bilmiyordum o an.
Savunmasızdım ve iskemlemi aniden tekmeleyişin oldu gidişin. O an anladım ki sen hançerlemiştin de beni; aldatmıştın. Ayrılığın darağacında hançerlemiştin aşkı. Ve ben bunu anladığımda kendimi o aşağılık kementte sallanıyor buldum. Son sözsüz, özsüz, bayağı bir son olmuştu bu.

Ağır bir ceza olmuştu evet ayrılığın. Asılmıştı yüreğimin duvarına verdiğin hüküm. Savunmasızdım; infazın da yargısız oldu.

Geçti. Saatler geçti önce; o her biri günler süren. Sonra birikti, aylara döndü; ve yıl nihayetinde. Şimdi yerkürenin en ıssız, en ücra köşesindeyim. Mezarımın üstü örtüsüz, topraksız; öylesine bırakıp gittiğin yerdeyim hala. Ve hala açık sensiz bebekleriyle gözlerim. Hala boynumda o aşşağılık kementinin izleri ve yüreğimde saplı hala hançerin.
"Ay gecede tutsak, sen uzaklıklara. Uzaklıklar değil ayı tutsak eden de, biziz tutsağı uzaklıkların. Birkaç saat süren bir tutum değil bizim tutulmuşluğumuz. Uzatmışız çağlardan çağlayıp gelen kementlere boynumuzu; parçalamak dururken sınırları. Azatsız köleleri olmuşuz acıların…"
Yüreğimde o hançer saplıyken nasıl direnebilirim zamana şimdi? Ve nasıl direnebilirim nefrete, o acımasız duyguya? O zamanın silahına, gittikçe keskinleşen ve belirginleşen duyguya. Sevgimle direneceğim desem de o nefret onunla beslenmiyor mu zaten? Ne kadar büyükse insanın aşkı o kadar da hazır değil midir nefret duymaya?
Bir yürekti açtığım; kaçmadım da hançerinden sevgili. Vur şimdi gecelerde sefil ihtiraslarla dolu kadehlere sen. Benimse içtiğim yokluğundur; dün de , ondan önce de…
"Zamana yenilmeyelim ne olur?!?"
Yenildik, bitti. Işıklar söndü, kapandı kapılar ve duruldu sular.




Alinti...
leyyin
uyan, hazan uyandı...
yer, gök, yaprak
nevbahara boyandı.
dünyaya bir mevsim dikildi
tepeden tırnağa, yeni baştan.
kayıtsız kalınmaz ki mucizelere,
uyan,
aşk
kapına
dayandı...
Leyl...
Ey gece, sevdiğime söyle,
yanındayım ben hep,
onunla yüreğim, ellerim, gözlerim.
Ara sıra, o da düşünsün beni,
karanlık çöktüğünde.
Kimbilir,
bir yıldızda birleşir yüreklerimiz belki de...

Ey rüzgâr, sevdiğime söyle,
sen savururken umutları,
diyardan diyara,
toplasın yerlerden hayallerimi,
bassın bağrına sevgiyle...
Kimbilir,
hayaller gerçekleşir belki,
onun eli değdiğinde...


Ey yağmur, sevdiğime söyle,
her toprağa düştüğünde sen,
gözlerim eşlik eder sana,
bilsin, ona söyle.
Bilsin ki,
her yağmurda hatırlasın beni,
tutsun damlaları, yüzüne sürsün,
öpsün damlalar gözlerinden özlemle...

Ey deniz, sevdiğime söyle,
Köpük köpük sahiline vurduğumu.
Unutmasın bıraktığı yerde durduğumu.
Her martı çığlığında, çınlasın sesim,
yüreğinin en derinlerinde...


Ey hayat, sevdiğime söyle,
onsuz bir anlamın olmadığını.
Söyle ona,
deli divane bir gönlün,
kuytularda ağladığını.
Ve Onu unutmadığını, Unutmayacağını...
Leyl...
Bundan bir süre önce, bir ömür boyu ayrılığı yaşadım.

Ve yalnızlığı...

Ayrılığın ve yalnızlığın bir başka boyutunu ama çok önemli bir boyutunu gördüm.

Yaşadıklarım, hissettiklerim -ki bunu yaşamak ve hissetmek istememiştim; ama oldu- bana öylesine kapılar

açtı ki, hayata, insanlara, dünyaya velhasıl herşeye yeniden yeni bir yorumla bakmak zorunda kaldım.

Ölüm bildiğimiz gibi değil aslında...

Yalnızlık bildiğimiz gibi değil.

Ayrılık da...

Bütün bunlar ve herşey, gidildikçe gidilmesi gereken ve öğrenip anlamakta sonu olmayan gerçekler.
. . .


Hep böyle oluyor.

Yeni bir şey yaşıyor ve dehşete kapılıyorum.

Yaşadığım şeyin yaşanılacak son nokta olduğu vehmi kaplıyor.

Dehşet haliyle beraber bu vehim bir müddet sürüyor.

Bir basamak yukarı çıkıyorum.

Alışıyorum.

Ve yeni dehşetler, yeni vehimler...

Şairin dediği gibi:

"İlk ve son nokta nerede?"


. . .
Bir basamak yukarı çıkmak...

Basamakların sonu yok ve merdivenler karmakarışık; labirent...

Doğru merdivende olmak...

Yukarı çıkmak...

Nereye kadar...


. . .
"Ayrılık Yazıları" belli bir dönemin ürünü çeşitli yazılardan oluşuyor.

İyi tasarlanmış bir konu ve buna bağlı bir çerçeve.. şık bir başlık ve derli toplu bir kitap...

Hiç böyle bir endişem olmadı... Olmalı mı? Bilmiyorum...

İşte bu dönemde yazdıklarım.

Kimi zaman öfke, kimi zaman hüzün, kimi zaman ümit ve sevinç...

Kimi zaman şiir...

Kimi zaman sonu gelmeyen yarım yamalak satırlar...






Murat Basaran....
Leyl...



Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir

Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
EcMeL_iNaS



Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi...


Ama; kendimden bile önce tanıdığım...


Her saniye yeniden doğmak gibi...


Ama, asırlardır süren...


Kışa dönmeyen sonbahar; derin, duygulu...


Yaza dönmeyen ilkbahar; serin, coşkulu...


•••


Ilık avuçlarında, kar taneleri...


Güneş sıcağı, gözleri...


Ve sözleri...


Ve sesi...


•••


Böyle olmalı aşkın tarifi...


Ki, tarif edilememeli...


•••


"Resmini çiz!" deseler...


Bacası tüten bir ev belki...


Belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir...


Veya kaldırımların kanına giren...


Aşkın ayak sesleri...


•••


"Resmini çiz!" deseler...


Her köşe başı ıhlamur kokar...


Yağmur kokar...


"Resmini çiz!" deseler...


Şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm...


Veya...


Gecenin koynuna bırakılan gözyaşları...


Gizli ve mahcup...


•••


Aşk, istemektir belki...


Belki bir ticaret; pazarlıksız...


Bedeli kalbinizdir... Bedeli herşeydir...


Sonrası bir uzun yolculuk...


Sonrası; nasip!


•••


Tarifini sorsalar....


Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi...


Az kalsın ölüyormuşum gibi...


Murat Başaran
Leyl...
YÜREĞİNDE YER VARMI ?

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Hisset!
Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde
Dolaşan damarlarımı...
Hisset damarlarımın, kanımın
Seni aramak için
Deliler gibi dolaşmasını...

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini?
Gönlümde esen rüzgârları dinle...
Nefesimi tutmasam
Gözlerindeki derin ovalarda titreyen
Bütün yeşillikler kül olur,
Sazlar büyür simsiyah,
Kuruyan göz pınarlarında...

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni.
Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere...
İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz
Saçlarının çizgilerinde süzülen...
Rüzgârım sensin.
Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim!
Yüreğinde yer var mı?

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin
Üzerine düşen yaprak gibi;
Düşürüyor musun gülüşlerini
Ve öpüşlerini sesimin üstüne?
Akıyor musun benimle beraber,
Akıyor musun yıldızlara doğru?
Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız?
Neden her üşüyüşümde
Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma,
Neden eriyip kayboluyorlar?

Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum...
Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni...
Hisset!
Hisset, damarlarımdaki kanımın,
Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını...
Söylemiştim değil mi?
İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz...
Saçlarının çizgilerinde süzülen...
Rüzgarım sensin.
Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim.
Yüreğinde yer var mı?
EcMeL_iNaS


Biliyorum…
Yüzlerce kez böyle başladım anlatmaya…

“Geceydi…

Ve yağmur yağıyordu…”

Çünkü ben hep aşıktım…

•••

Bilesin diye…

Bıkıp usanmadan…

Anlatıyorum işte…

Çünkü sen, seni koruyan çatının altında ve benden habersiz…

Belki geceden ve yağmurdan bile…

Herşeyden habersiz…

Kimbilir ne yapıyorsun?

Ve ne yapıyordun?

•••

Geceydi ve yağmur yağıyordu…

Ve nefes alıyordum…

O damlaların yüreğime her değdiğinde çıkardığı ses…

Ateşin suyla buluşması…

Serinlik…

Ve nefes alıyordum…

•••

Geceydi ve yağmur yağıyordu…

Ben böylesini seviyorum aşkın…

Evler geçiyorum… Hatta sokaklar…

Herkes birşeyleri yaşarken ve birşeylere aitken…

Aşkı yaşıyorum…

İhtimal midir kavuşmak?

•••

Sen bilesin diye anlatıyorum; ama benden habersizsin…

Kendinden bile…

•••

Kaldırımlar…

Sokak lâmbaları…

Günü gelip konuştuklarında…

Şahit olacaklar…

“Bu adam, aşka aitti” diyecekler…

“Bıkıp usanmadan aradı” diyecekler…

“Yandı” diyecekler…

•••

Sen ve herkes uyurken...

Ben gece ve yağmurla; sokaklarda…

•••

Kaldırımlar bilir beni…

Sokak lâmbaları bilir…

Ve sabah ezanları…

•••

Gece gitmeye hazırlanırken…

Sessiz şadırvanlarda serçelerle buluşurum…

Yağmur diner… Yapraklar titreşir tatlı bir rüzgârla, koyu yeşil…

Çeşmelerden akan suda yıldızlar parıldar; kurşunî…

Aşk bulur beni…

•••

Ben böylesini seviyorum aşkın…

Senden habersiz…
leyyin
ZÜLEYHA'NIN İLK DUASI

Rabbini bilen Züleyha ilk dua olarak hemen oracıkta, Rabbim, gözlerimden bu acıyı kim silecek benim?

Kim yıkayacak gözlerimin içini? Kim yıkayacak acılarla dolan kalbimi

Hemen arkasından da, olsun,dedi.

Rabbim, her şeye razıyım.

Hepsine razıyım.


Yeter ki aşktan azad etme kalbimi.

Yeter ki göz yaşlarımın serininde yıka içimi.

Göz yaşlarımı ve aşkımı alma, onlar bende kalsın.Bedel olsun.

Ödül olsun.

Bağış olsun.

Yoksulluğum zenginliğim olsun.

Aşkım yeter, muhabbet denizinin kıyıları ne denli sınırsızmış göreyim.

Aşkım yeter varlığımın anlamı neymiş, çözeyim.

Yeter aşkım,

yeter ki aşkımın kalbime düştüğü yere kadar yükseleyim.

Aşkım yeter, tenimin kafesiyle düştüğüm kuyudan aşkımın tüyleriyle yükseleyim.

Aşkım yeter,tenimin beni hapsettiği zindandan aşkımın kanatlarıyla geçip gideyim.

Aşkla var olduğum yerde yine aşkla yok olayım.

Rabbim,acıya razıyım ama gözyaşım bende kalsın.Razıyım yoklukta var olayım.

Yitirdikçe bulayım. Öldükçe doğayım.

Canım çekildikçe aradan saf aşktan ibaret kalayım.

Rabbim, çıkar aradan takılıp kaldığım tenimi,kaldır aradan saf aşkla aramdaki perdeleri.
Leyl...
sevmek" dedim.
"yoluna ölmek" dedi.
"yol" dedim.
alıp başını gitmek dedi.
"gitmek" dedim.
Bir "ahh" çekip "dostlardan ayrılmak" dedi.
"dost" dedim.
Durdu. Bana baktı. "dost" diye mırıldandı.
"yüreğime nasıl koysam bilemediğim"dedi.
"yürek" dedim.
dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
"dünya" dedim.
"hayatın bir yüzü" dedi.
"yüz" dedim.
"ardında ne gizli bilemediğim" dedi.
"giz" dedim.
"hep çözmeye çalıştığım" dedi.
"çalışmak" dedim.
"bitmeyecek öykü" dedi.
"öykü" dedim.
"binlercesini içimde gizliyorum" dedi.
"gizlemek" dedim.
"işte her şeyin bitimi" dedi.
"şey" dedim.
"sevda" dedi.
"sevda" dedim.
"peşinden koştuğum" dedi.
"koşmak" dedim.
hayat bir maraton" dedi.
"hayat" dedim.
"öyle kısa ki!." dedi.
"niçin kısa?" diye sordum.
"yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.
"yaşanması gereken ne var?" diye sordum.
"aşk" dedi.
"kaç kere?" diye sordum.
"bin kere" dedi, "milyon kere"
"neden bir kere değil?" diye sordum.
"bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.
"önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
"keşke olsa" dedi, "ama önce yoğrulmak gerek"
"acı çekmek mi?" diye sordum.
"evet, aşk acısında yok olmak" dedi.
"yok olunca!." dedim.
"işte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.
"gerçek aşk!." dedim.
"büyük o!" dedi.
Durdum. Durdum. Ve sustum!
"neden sustun?" diye sordu.
"yüreğim titredi sanki" dedim.
"neden?" diye sordu.
"bilmiyorum" dedim. "büyük o!"
"evet." dedi, "büyük o!"
"nerede?" diye sordum.
"her yerde" dedi.
"nasıl?" diye sordum.
"yüreğini aç" dedi.
"yüreğimi açmak!." dedim.
"bir tebessümle bak her şeye" dedi.
"tebessüm" dedim.
"her kapının anahtarı" dedi.
"kapı" dedim.
"girmeden bilemezsin" dedi.
"ya korku!" dedim.
"bilinmeyenden korkar insan" dedi.
"ben bilmiyorum" dedim.
"neyi?" diye sordu.
"ben'i" dedim.
"sen kimsin?" diye sordu.
"ben kimim?" diye sordum.
"sevgiyle beslenensin" dedi.
kimin sevgisiyle?" diye sordum.
"büyük o'nun." dedi.
Durdum. Durdum. Yine sustum.
"kimsin?" diye sordum.
"sen'im" dedi
ASR-ISAADET
Öyle bir hayat yaşadım ki;
Cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki;
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden.
Kendime bir sahne buldum, oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki, okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki, söz ver kendine.
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin!
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin!
Tutmayı seviyorsan düşmeyi de bileceksin!
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Seyredersin!
Öyle bir hayat yaşadım ki;
Son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan anladım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki, söz ver kendine,
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin!
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin!
Tutmayı seviyorsan düşmeyi de bileceksin!
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Seyredersin!
efsane_efsane
AŞK ahhhhhhh ahhhhhhh
öyle birşey ki tarifi imkansız, hani derler ya ANLATILMAZ YAŞANIR diye işte bu iki kelimenin en anlamlı oldugu yer AŞK tır bence.
başak
valla ne çok aşık varmış çok güzel hepinize teşekkürler flowers.gif
leyyin
ALINTI(başak @ Oct 28 2006, 01:22 PM) *

valla ne çok aşık varmış çok güzel hepinize teşekkürler flowers.gif


Aşık olanlar mı sadece aşk hakkında yazı yazar smile.gif
Leyl...
Ask'i yasayandan baska kimse bilemez...
Ask her engele ragmen sevmektir...
Sevdigi icin herseyini feda edebilmektir..
Sevdigini her yerde her an herzaman sevmek, düsünmektir...
Sevenler ayri ayri yerdede olsa öyle bir sevmektirki.. KAVUSMAK MECBUR KALSIN...!!!
leyyin
tabii ki aşk herkese lazım...
ama...
kullanmak için değil...
yanmak ve yaşamak için...


Leyl...
Herkes sevebilir...
AMA....




Gercekten sevmek YAR deyip YAR'dan YARA almaktir....
EcMeL_iNaS
Aşk tanımlanabilir mi acaba???
Ya da herkesin tanımı aynı mı olur ???
Benim için çok büyülü bir şeydi o kesin... Gece boyu uyuz kalıp bir yüzü ezberlemek, heyecandan kalbinin midende atması… Tüm gün karnında hissettiğin kuşun kanat çırpmasına benzer kıpırdanmalar… Tıpkı ateş gibi… Bakmaktan kendini alamıyorsun. İnsana dünyayı çok daha görkemli kılıyor. İnsanın katlanırken en az şikayet ettiği acı…

'...AŞKIN İĞNESİYLE DİKİLEN DİKİŞ, KIYAMETE KADAR SÖKÜLMEZ İMİŞ...'

Kıyamete kadar yüreğimde taşıyacağım tuzla sardığım yaram... İçimi ısıtan, canımı yakan bir Anadolu türküsü... Göğüs kafesimde çırpınıp duran yaralı bir kuş... Gözlerimde biriken intihar yüklü bulutlar...Tükenmeyen umut, açmaz tomurcuk...Karanlığın içinde yitirdiğim düşler... (İsmi lazım değil) Bir vefasızın emaneti... BENİM İÇİN AŞK BUNDAN İBARET…

-----------------------------------------------------------------------

------------------------------------------------------------------------


Aşk, bazılarına göre sevmek, sevilmektir...Bence gerçek aşk sevmek ama ulaşamamaktır zaten en acı olan da budur...

Herkes ancak kendince birşeyler söylüyor senin için ey aşk! Kelimeleri yettiğince, yürekler hissettiğince...Ruhları dokunduğunca...
Sen ise ısrarla susmaktasın..!
_TUĞBA_
Aşk bir sağanak ve sığınaktır.Mutlu olma ve mutlu etme sanatı.Ama en büyük mutluluk,ebedi olanı sevmektir...

Mustafa Özcan


Aşk,göz açtırmayan bir derttir.Bu derdin ilacı,acıcısıyla orantılı olmalıdır.Bu öyle bir hastalıktır ki,hasta zevk alır.Öyle bir acıdır ki,dert sahibi arzu eder.Bu derde kim uğrarsa,artık iyileşmek istemez.Acı çeken ise, bu acıdan kurtulmayı istemez.

İbni Hazm


AŞK,

İki yalnızlığın birbirine dokunması,birbirini koruması ve selamlamasıdır.


Rainer Maria Rilke


Aşkın öyküsü önemli değildir.Önemli olan,aşık olmaa yeteneğine sahip olmaktır.Sonsuzluğu bir an için görebilmemizin belki de tek fırsatıdır.

Helen Heyes


Aşkından yanar yüreğim.
Yandığım bana hoş gelir.

Yunus Emre


Bir saat beklemek çok uzun iş,aşk biraz ötede duruyorsa;kısadır sonsuzluğu bekleyiş,sonunda aşk armağanı varsa!!!
Emily Dickinson


smile.gif flowers.gif jp.gif
fuzuuli
aşk adamı vurur döner döner vurur vuruldukça dönersin döndükçe vurulursun...

bi deli yürek repliği atıyım size...
hamzayurekli
abi cosmusunuz siz yaaa....
helal olsun diyorum baskada bisey demiyorum....
hamzayurekli
ALINTI(JiYaN @ Oct 28 2006, 02:59 PM) *

tabii ki aşk herkese lazım...
ama...
kullanmak için değil...
yanmak ve yaşamak için...


günümüz insani aşk'a aşık..Aşıgıa aşık degil...Maalesef....
DuYGuSaL
AŞK
cesaret ve koca bir yürek ister...

AŞK
hayata kası işlenilen een doğru suç ortaklığıdır...

AŞK
hayatın tum sıradanlığına başkaldırıştır...

AŞK
yanyana oturup gözlerinin içine bakmak değil aynı yone bakmaktır inlove.gif

ASK
duygusallıktır jp.gif

OnDaN KoRkUp KaÇmAk HiÇ kİmSeYe YaKıŞmAz.....
AşKı yada AşIk OlDuĞuNu iNkAr eTmEk AsLa YaKıŞmAz
İnKaR eTsEnİzDe KiMsE İnAnMaZ


cray.gif cray.gif
leyyin
Ve artık güncemde bir boşluksun...
Yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun...
Ve sana ait sandığım herşeyin aslında BENİM olduğunu öğreniyorsun...
Hiçbir duygunun tek ilhami değilsin...
Kendimi keşfettikçe seni kaybediyorum...
Ve ufkuma sensizliği korkusuzca geriyorum...


Uzun zaman med ceziri görmezden gelmeye çalıştım.Yok sanarsam yok olacağını umarak...
Gitmedi...
Eksilmedi...
Dinmedi...
Med ceziri dinlemeyi öğrenmek, dilini çözmek hayli vakit ve emek aldı.En nihayetinde işittim ve itaat ettim.Anladım ki bu bir med cezir...
Zıtlıklar arasında düzensiz atan bir kalp...
Hayatımsa med cezir arasında bir dem...
fuzuuli
jiyan aşk acısı için ilacın varmı 5-10 koli gönder ya lazım olacak parası neyse veririz smile.gif
leyyin
ALINTI(fuzuuli @ Oct 29 2006, 11:00 PM) *

jiyan aşk acısı için ilacın varmı 5-10 koli gönder ya lazım olacak parası neyse veririz smile.gif




Bir insan rumuzuyla ancak bu kadar özdeşleşebilir bleh.gif
DuYGuSaL
yahoo.gif yahoo.gif yahoo.gif
arimseli
Yazılanların hepsi birbirinden güzel.
Ama bize göre bir zamanlar Orhan Baba'nın(Gencebay) söylediği, bizimde zevkle dinlediğimiz ve şimdi bile unutamadığımız Cemal Safi'nin "Tek Hece Aşk" şiiri bir başka.
Bakın bakalım doğru mu söylemişiz..! smile.gif

---

Tek Hece Aşk

Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim
Kalmasa da şöhretimi duymayan
Kimliğimi tarif etmek zor benim

Kimsesizim; hısmım da yok hasmım da
Görünmezim; cismim de yok resmim de
Dil üzmezim; tek hece var ismim de
Barınağım gönül denen yer benim.

Bülbül benim lisanımla ötüştü,
Bir gül için can evinden tutuştu,
Yüreğine toroslardan çığ düştü,
Yangınımı söndürmedi kar benim.

Niceler sultandı kraldı şahtı,
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eyledim tac ile tahtı
Akıl almaz hünerlerim var benim.

Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selimi,
Her oyunu bozan gizli zor benim.

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm,
Yunusumla öfkeleri dindirdim,
Günahımla çok ocaklar söndürdüm,
Mevladanım hayır benim şer benim.

Sebep bazı Leyla bazı Şirin'di,
Hatrım için yüce dağlar delindi,
Bilek gücüm ferhat ile bilindi,
Kuvvet benim, kudret benim fer benim.

Yeryüzünde ben ürettim veremi,
Lokman hekim bulamadı çaremi,
Aslı için kül eyledim Keremi,
İbrahim'in atıldığı kor benim.
Benim adım aşk...

Cemal Safi
Leyl...
Hepinizin yüregine saglik Arkadaslar.....

Ask'i yasayan bilir dimi???
Ask'i anlatmaya nekadar caba sarf etsekte aslinda hicbirimiz beceremiyoruz.. ugrasmayalim, beceremeyizde...

yada yoookk... biz devam edelimm........

bu arada arimseli siir gercekten harika flowers.gif




DüSLeRiM VaRDi SaNa DaiR
Ve senin o karisilik gözetmeyen sevgine...
Hislerim vardi gelecege dair
Ve hep korktugum, kaçtigim geçmisime...
Hiç bu kadar sevmemistim uzun zamandir kimseyi
Ve hiç bu kadar cesur degildim yürekten,
Kimse için savasmamistim bu kadar
Ve kimse için göz yasi akitmamistim gönülden.
Oysa simdi bilinmez bir yere gidiyorum
Ardimda sevgisinden bile emin olamadigim seni birakarak.
Gözlerim daliyor bazen su ucsuz bucaksiz denize
Bir cevap ariyorum biz neydik veya ne yasadik diye...
Sorular?m vardi senin söylediklerine dair
Ve belki de farketmeden yaptiklarina..
Kizginligim vardi bu kayitsizligina, cesaretsizligine ve bosvermisligine
Ama tek bir sey hakimdi kalbimde
O da sana olan sevgim ve saygim..
Seni bilinmezlige zorlayamazdim
Seni yok edemezdim isteklerimle
Ama simdi hiç birseyden emin degilim
Ben giderken uzaklara ve bilinmezlige
Seni geride birakiyorum.
Kizginligini, kirginligini ve sevgini bile bilemeden
Seni kiskanarak,
Seni özleyerek,
Seni hep isteyerek....
Ama bildigim bir sey var
Kalbim uzaklarda atacak
Senin oldugun yerde
Belki de senden habersiz....




Bize Ask'i cok ver ALLAHim......
Gercek Ask'i........
Gercek Sevgiliyi.......



fuzuuli
cinsi latifin biri fuzuulinin canını fena yaktı. ilaç konusunda ciddiyim jiyan smile.gif

Bir kere sevdaya tutulmaya gör
Ateşlerde yandığının resmidir.
Aşık dediğin,Mecnun misali kör
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana,o hayal bir yana
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür döne dolana
Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için
Yemekten içmekten kesilen için
Sensiz uykuyu haram bilen için
Ayrılık ölümün diğer ismidir...
leyyin

İlacı gözyaşından başka bir şey değil galiba...

Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyadır halkı efgânım gara bahtım uyanmaz mı

Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

Gâmım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı

Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
Bana ta'n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı
Leyl...
Ask Acisinin tek ilaci ASK'tir.......


Tanimam ondan baska Ilac........


Tavsiyemdir....




"AĞLAMADIM"""
Yine kararıyor işte, sanki yüreğim kararıyor.. olmasın gece, gelmesin karanlık..
sevmiyorum sabaha uzanan iniltili saatin sesini..
yastığım, yorganım, yatağım yalnız.. Onlar bensiz, ben sensiz..

sen kimsin?

hayal misin? düş müsün?
ha hayal, ha düş ne farkeder ki.. birini gözün açıkken görürsün, birini kapalıyken..

düşüm.. düşünü kurduğum.. nerdesin?

hangi çift kişilik yalnızlıkla avutuyorsun kendini? ben sana bu kadar yanıkken..?

hayalim.. açık gözlerimin bebeği.. nerdesin ?
hangi trenin rayı ayrı düşürdü seni benden? ben seni tüm istasyonlarda ararken?

bildim.. sen hiçbir istasyonda inmedin trenden.. ben de hiç trene binmedim..
ondan bu ayrılık.. tekli yalnızlığımı çift kişilik yaşarsın sen.. beni bulamadın..

hangi dağın ardındasın? hangi köy, hangi şehir?

yıldızlara düşmanım senin yüzünden.. çoban yıldınızını ne çok severdim bir bilsen..

onlar mı ayrı koyan seni benden? yoksa güneş mi?

hep güneş gelince geleceksin sandım bekledim..
ya bana yıldızlar getirecekse seni?

yanlış yerde mi durdum? zaman mı yanlış?
sen yalnız, ben yalnız.. sen yalancı aşkların bedeninde soğurken, ben sana yandım yalnız..

küçük kağıtlara notlar yazdım sana dair.. çöp bidonlarında dolaştılar sözlerim..
şişeledim denize saldım, kuşun kanadına bağladım..
kaderi değişmedi sözlerimin.. ne onlar bulabildi seni, ne ben aradım..

bir gelseydin.. bir tutsaydın.. bir dokunsaydın..
çırılçıplak ruhunu göğsüme bıraksaydın..

ne çok bekledim seni...

halbuki gelseydin, her şey hazırdı.. çeyizlerim, sandığım..
sabırla tel tel ördüğüm yalnızlığım..

nerdesin? kim alıyor seni? kim saklıyor..?
kimin teninde kanıyor ruhun?
oysa ben hiç kanatmadım sensiz yanımı..
sardım sarmaladım sana sakladım yalnızlığımı..

ne yalancı sevdalara takıldı aklım.. ama hiçbirini yüreğime koymadım..
ben mi yalancıydım? onlar mı kandı? bunu da hiç sormadım..
yabancı aşıklara bel bağlamadım..

çok bekledim seni ben.. hayat kısaldı..
geleceksin...
bildiğimden hiç ağlamadım..
Kulûb_Hacegân
Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim!
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim.

Kimsesizim hısmım da yok hasmım da...
Görünmezim cismim de yok resmim de..
Dil üzmezim tek hece var ismimde,
Barınağım gönül denen yer benim.

Bülbül benim lisanımla ötüştü,
Bir gül için can evinden tutuştu,
Yüreğine toroslardan çığ düştü,
Yangınımı söndürmedi kar benim.

Niceler sultandı, kraldı, şahtı;
Benimle değişti talihi bahtı;
Yerle bir eyledim tâc ile tahtı;
Akıl almaz hünerlerim var benim.

Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
Her oyunu bozan gizli zor benim.

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm,
Yunusumla öfkeleri dindirdim,
Günahımla çok ocaklar söndürdüm,
Mevla’danım; hayır benim, şer benim.

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di;
Hatrım için yüce dağlar delindi;
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi;
Kuvvet benim, kudret benim, şer benim,

Yeryüzünde ben ürettim veremi;
Lokman hekim bulamadı çaremi;
Aslı için kül eyledim Keremi;
İbrahimin atıldığı kor benim.
Benim adım AŞK!

Cemal Safi
Leyl...
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır.

Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor.

Sende, seyrediyorum denizlerin en mavisini,

Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim.

Senden kopardım çiçeklerin en solmazını.

Toprakların en beceriklisini sende sürdüm.

Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,

Hava kadar lazım,

Ekmek kadar mübarek,

Su gibi aziz bir şeysin:

Nimettensin, nimettensin!

Desem ki...

İnan bana sevgilim inan.

Evimde şenliksin, bahçemde bahar;

Ve soframda en eski şarap.

Ben sende yaşıyorum,

Sen bende hüküm sürmektesin.

Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,

Rüzgarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.

Günlerden sonra birgün,

Şayet sesimi farkedemezsen,

Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,

Bil ki ölmüşüm.

Fakat yine üzülme, müsterih ol;

Ve neden sonra

Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,

Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,

Hatırla ki mahşer günüdür,

Ortalığa düşmüş seni arıyorum.
leyyin
"Gözbebeği: İnsanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.
Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka 'gözbebeğim!' diye hitap edilir."



Elif Şafak
Leyl...
ALINTI(JiYaN @ Oct 31 2006, 04:18 PM) *

"Gözbebeği: İnsanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.
Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka 'gözbebeğim!' diye hitap edilir."



Elif Şafak



Bu süperdi... Sagol JiYaN....



Duyuyormusun Sevgili; Gözbebegimsin...!!!
leyyin
Züleyha'nın Yusufluğu

Nazan Bekiroğlu: Züleyha'nın Yusufluğu



Kollukçular Yusuf'u alıp götürdükten ve hüzünlü gece Nil'in üzerinde bir ürperti gibi asılı kaldıktan sonra hiç uyumadan ertesi sabahı buldu Züleyha ama, hayatı her zamanki tadında bulmadı. İçten içe derin bir öfke önce, sonra nedeni belirsiz bir kendinden hoşnutsuzluk hali. Her zaman doğruyu gösteren yürekte istikamet tayini. Aşkını düşündü Züleyha, şimdiye kadar hiç düşünemediği hallerdeydi.

Tapınaklarda genç rahiplerin buhur yakma görevini yerine getirmesinden bile erken saatte Züleyha ırmağa bakarak düşünmeye başladı. İlk kez Nil'in güllerinden yapılmaz tacını başına, yasemenden bileziğini ayağına takmamıştı. Züleyha ilk kez gece kadar sade sabah kadar yalındı.



Yusuf,dedi Züleyha, sen benim, evvel düşen şehrimsin, ahir düşen şehrimsin. Ezel düşen şehrimsin, ebed düşen şehrimsin.Yusuf,dedi Züleyha; kalbim sen, benimsin yalnız benimsin,kalbin ben,seninim yalnızca seninim. Yusuf, dedi Züleyha, sen masumsun, sen de bilirsin, ben de bilirim. Şu dört duvar, şu sıkı sıkı kapalı kapı,döşemenin üzerinde ezilen sarı gülün yaprakları tanık ki suçun yok senin.
Fakat güzelsin. Güzelliğin yoruyor beni,çünkü mümkünü var,suret kasrında bir suret değilsin.


Suçlu değilsen de bana, beni suçlu kılacak kadar güzelsin. Mümkünü olan bir güzelliğin sahibiysen Yusuf, ve bu güzellik yoruyorsa beni, sen dünyanın en masum mücrimisin. Suçlu,suçunu her zaman bilerek işlemez Yusuf ve güzellik bazen suça dönüşür.

Yaratılmışların en güzeli karşısında,ruhum kadar bedenim,kalbim kadar kalbimden çıkıp da bütün bedenimi deveran eden kanım ve damarlarım,ve bütün zerrelerim akıyorsa sana, ben de dünyanın en mücrim masumu değil miyim?

Çünkü, dedi Züleyha, güzelliğin bir derin kuyu senin. Bir düşenin kurtuluşu kolay olmaz.Ne mutlu kalbine sen düşene,ve ne mutlu senin kalbine düşene.
Tufandan kurtulmak için kendi derinliğine akan bir ırmak gibi; akmasam sana ölürdüm Yusuf, aktım, yine öldüm. Kendi ölümümün şeklini seçmem özgürlüğümse susarak ölmeyi değil,söyleyerek ölmeyi seçtim. Tortulanarak ve bulanarak değil,taşarak ve coşarak ölmeyi istedim. Hükmümün Yusuf olduğu yerde ölümlü olduğumu bildim.


Ve yine dirilecek olmamın emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim. Yusuf,dedi Züleyha, bütün bir hayat, kınanma, horlanma, yitirme,her şey kalbimin üzerinden geçecek ve ben kalbimin altında kalacağım. Bana dair ve bana rağmen var olan bir dünyada büyüklüğü,yitirdiklerinin çokluğuyla ölçülen bir Züleyha kalbi olacağım. Senin zindan karanlığın benim özgür aydınlığıma denk düşecek, o kadar ki karanlık olacağım Sancıyla elimi attığım fundalıklar mavi çiçeklere dönüşmedi henüz, ama aslolan kalp olacak ve hayatı sonradan bulacağım.

Yusuf,dedi Züleyha, aşk zorlu bir sınav,ben bu sınavı en baştan ve gönüllü mü kaybettim? Hayır işte! Yitirmiş görünsem de kazancımsın sen benim. Ve şer gibi görünsem de göreceksin,yitirdiğin ne varsa benim sana açtığım kuyuda,hayrın olacağım sonunda. Yusuf,dedi Züleyha, sana, gel kaderim ol, demem. O kadar ki, güldeki sevda, çöldeki ateş, denizdeki su kadar kadersin bana.
Bak alnına, iki kaşının ortasına. Orada benim mührüm var. Alnımın yazısı olduğun kadar, alnına da yazıyım.

Değil mi ki sen Yusuf güzelisin, gömleğin çoktan yırtık senin. Ve değil mi ki ben tecelli etmesem eksik kalır sana dair kader. "Senin kaderin benim tecellim.", kaderimde zindan varsa, Yusufluğum su götürmez benim.


Yusuf ile Züleyha


Nazan Bekiroğlu
Leyl...
BiR CEYLAN YÜREGiNDEN.

saklama gözlerini
acilarin buyuyen zindanlarinda
ülfeti gözlerinden özümleyen kalbimin
mavi bir yildiz gibi
dünyana usulca sokuldugunu göreceksin
ufuklara dokunan günesli saçlarinla
saklama gözlerini
rengini gözlerinden aliyor kalbim
ümitlerini

kuslar delirince kirilir denizin kanatlari
aynalarin damari çatlar
bengisu fiskirir yeryüzüne
rüzgara verir toprak sevda tohumlarini
bir mecnun bir leylayi anlatir çöllere
bir simsek
gök gürlemesi bir ceylan yüreginden
sulusepken bir yagmur indirir gökten
ölüler tartismaya baslar seni
aaah/seni, sürur
ürpermeler çaginda parlayan ellerimi
bir tutuver ne olur
ruhumun sessizligi dökülsün üzerinden
ezberlenmis bir dünya yasamaktansa
uykunun tilsimli yataklarindan
siyril gel bana
sonsuzlugun sirrini sereyim yollarina
resimleri süsleyen kentin varoslarinda
böceklerin elinden kurtarayim bahari

Nurullah GENÇ
Leyl...
Ey Hüzün... Birak artik yakami.... Birak.......
leyyin
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için
Sevmekten korkuyor..
Sevilmekten korkuyor,
Kendini sevmeye layık görmediği için..
Düşünmekten korkuyor,
Sorumluluk getireceği için..
Konuşmaktan korkuyor,
Eleştirilmekten korktuğu için..
Duygularını ifade etmekten korkuyor,
Reddedilmekten korktuğu için..
Yaşlanmaktan korkuyor,
Gençliğinin değerini bilmediği için..
Unutulmaktan korkuyor,
Dünyaya iyi bir şey vermediği için..

Ve ölmekten korkuyor,
Aslında yaşamayı bilmediği için...



William Shakespeare
Leyl...
Ask Ask'a Asik olmakmis..........
Huzeyme
Aşk kavuşamamaktır. Kavuşulan değildir.
Leyla ile mecnun, kerem ile aslı, ferhat ile şirin.
Bunlar kavuşamamıştır. Nitekim yunusun ilahi aşkıda dünya gözü ile bu
kategoridedir.

Siz ne diyorsunuz?
Leyl...
Zaten iki kisi sevipte Kavusamazsa ASK olur....













Sen kavustur Sevenleri RABBIM...!!!
hamzayurekli
ALINTI(JiYaN @ Oct 29 2006, 11:07 PM) *

ALINTI(fuzuuli @ Oct 29 2006, 11:00 PM) *

jiyan aşk acısı için ilacın varmı 5-10 koli gönder ya lazım olacak parası neyse veririz smile.gif




Bir insan rumuzuyla ancak bu kadar özdeşleşebilir bleh.gif

AHAHAHAHAHAHAHAAH jıyan on numara atıs yapmısın helal olsun dıyorum abskada bısey demıyorum....

ALINTI(Leyl... @ Nov 1 2006, 08:50 PM) *

Ey Hüzün... Birak artik yakami.... Birak.......

bırakmıyorki olmuyor ama bir gün mutlulukda dogru yolu bulup gelecek kalbimizin tam ortasına umarım o gun biz dunyada olmus oluruz...
Sosyolog
Aşk kavuşulmaz erişilmez bir şey...Erişildiğinde tüm anlamını yitiren tuhaf birşey...Tüm cazibesi yaşanmamışlıklarda ,dokunulmamışlıklarda gizli....Cismaniyetin çok ötesinde ulaşılması zor olan aşk...Her yiğidin harcı olmayan aşk....Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa dedirten aşk...Aşk girilmesi kolay gözüken ama çıkışı olmayan yol...Mecnunu mecnun yapan leyla sevgisi aşk...VE AŞK ÖLÜMSÜZ SEVGİLİDE SON BULAN ULVİ ŞEY....

'Aşk' sözcüğü günümüzde karmaşa,
Aşklar var;bir gaflet,bir kara maşa
Ama,bir aşk varki,gelince başa
Ölüm kavuşmaktır.......
Farkındamısın?
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2009 Invision Power Services, Inc.