Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Ateistlerin Cahilliklerine Klasik Bir Ornek
Islami Forum - Popüler Forum > GENEL FORUM > .·[ BİLİMSEL KONULAR ]·. > .·[ POZİTİF BİLİMLER ]·.
KERIM
ateisligin daha cok psikolojik bir sorun oldugunu dusunmeme ragmen, son zamanlarda forumdaki ateistlerde gordugum ciddi cahillik sorunu beni bu dusuncemde revizyon yapmaya yonelti. mustafa akyolun daha once cevizkabugunda bir YOK profesorune heacklin sahte cizimlerinden bile haberi olmadigi icin attigi samarin bir benzerini de ben burdaki cahil ateistlere atmak istemiyorum. ama ateistlerin buradaki acinasi cahillikleri beni onlar adina cok uzdu. yazik yani.

burda soz konusu bilimsel sahtekarliktan-yani heacklin sahte cizimlerinden- biraz bahsetmek istiyorum. bu konuyu burda acamama neden olan burdaki tartismada, karsi taraf olan cahil ateistin argumanlarini fazla kale alinacak bulmadigim icin ustunde pek durmayacagim. ama heackelin sahte cizimleri karsisinda benim gosterdigim gercek fotoyu elestirirken, fotodaki insan embiyosunda ve surungen embriyosunda yumurta bulundugunu iddia etmesi, embriyonik gelisimi yumurtanin bolunerek cogalmasi ile degil de sekil degistirerek meydana geldigi seklindeki dusuncesi, o ateistin heacklin embriyo cizimlerinin sahte oldugunu bilmemesinin yaninda, hem embriyoloji hakkinda hic birsey bilmedigini, hem de savunmaya calistigi heackin embriyonik rekapilutasyon teorisini bilmedigini de ortaya koyuyor.

heacklin cizimleri ne anlatmaya calisiyor?



yukaridaki resme dikkatli bakarsiniz ust siradaki sekillerin bir cizim oldugunu acikca gorursunuz. bu sekiller heackle gore insan, balik, surungen, tavuk ve insan embriyolarinin ilk 3 ayliktaki goruntusudur. heackle gore bu benzerlik, insanin diger hayvanlarin ortak atasindan evrimlestigini gosterir. heackle gore ilk 3 aydan sonra insanin evrimlesmesi farklilasmakta ve embriyo ana rahmin ciktiginda evrimini tamamlamis bir insan olmaktadir. buna kisaca embriyonik rekapilastasyon denir.

heacklin embiroyo cizimleri sahte mi?
bu cizimlerin sahte oldugu artik bilinen bir gercek, yukardaki resmin alt tafaina bakarsaniz, ordaki ilgili fetuslerin gercek fotograflari ile heackelin cizimlerinin uzaktan yakinda alakasi olmadigini kendi gozleriniz ile gorebilirsiniz. cunku heackele gore eger teorisi dogru ise, bu gercek embriyo fotograflarinin cizimlerine benzemesi gerekmektedir. ayrica bu bilimsel fraud haberi scince, new sceint ve anotmoy and embrology adli dergilerde yayinlanmistir, ustelik bu mevzu yukarida da bahsettigim gibi daha once cevizkabugu programinda mustafa akyolun bir yok proferosunun de ne kadar cahil oldugunu gostermis olan cok da populer bir konudur. hasili heackelin cizimlere dayandirarak ortaya attigi yukarida bahsetigim teorisi, yani insan embriyosunun diger hayvan fetusleri ile ilk everlerde benzerliklere sahip olmasi iddiasinin hic bir nesnel yani yoktur.

ayrica bu konuda bir baska ateistin bu bilginin kaynaginin incile dayandigini iddia etmesi de tartismada meydana gelen bir trajikomik gelismedir. ben bunu atesitlerin ustte sergiledikleri cehalaetin yetmedigini dusunerek sergilemeye karar verdikleri esantiyon seklinde bir cahalet oldugunu dusunuyorum. ama bu kadarini da beklemiyordum, durduk yere kasinmasina bence hic gerek yoktu.
CultureClub
Heackel kim yahu smile.gif ,1874 yııda adamın birisi kafasına göre birşeyler çizmiş,almış onu getiriyorsun..200 öncenin çizimleri smile.gif Bunları zaten takan yok,ayrıca

Sen daha "embriyo" nasıl yazılır onu bile bilmiyorsun,yazılışını bile bilmedğini bir şeyi nasıl tartışacaksın?Aynı şekilde;

"scince, new sceint ve anotmoy"

yazmışsın,bunların yazılışları da yanlış tabi ki..

şöyle olacak;

"science,new science,anatomy "

Bence hiç bu konuya girme,kapat gitsin,zaten bir başlık vardı.
KERIM
sevgili culturclub typing hatalarini duzelettigin icin sagol, Allah senden razi olsun smile.gif

heackeli ben refer almiyorum, zaten neden refer alinmamasi gerektigini , alanlarin kimler oldugunu ve neyi ne kadar bildiklerini aciklamak icin bu yaziyi yazdim.

heackeli ve onun sahte cizimlerini obur tarafda savunmana ragmen burda onu refer almayi tercih etmemen de aslinda bir gelisme, bu da yazimin bir olcude atesitleri bilgilendirdigi gosteriyor. sanirim bana bir tesekkur borclusunuz.
CultureClub
Kerim ben öbür başlıkta hiç yazmadım,okudum sadece biggrin.gif
KERIM
ALINTI(CultureClub @ Oct 9 2006, 09:27 PM) *

Kerim ben öbür başlıkta hiç yazmadım,okudum sadece biggrin.gif


sevgili culturclub su itirazini es gecersek, seni cahil ateistlerin disina alabiliriz smile.gif bildiklerine de universiteki kodoman proflar dahil, artik bu hurefeye sarilmamlarini da ogutlersen sevinirim.
gezgin95
ALINTI(KERIM @ Oct 9 2006, 05:12 PM) *
....tartismada, karsi taraf olan cahil ateistin argumanlarini fazla kale alinacak bulmadigim icin ustunde pek durmayacagim. ama heackelin sahte cizimleri karsisinda benim gosterdigim gercek fotoyu elestirirken, fotodaki insan embiyosunda ve surungen embriyosunda yumurta bulundugunu iddia etmesi, embriyonik gelisimi yumurtanin bolunerek cogalmasi ile degil de sekil degistirerek meydana geldigi seklindeki dusuncesi, o ateistin heacklin embriyo cizimlerinin sahte oldugunu bilmemesinin yaninda...


Geldim geldim.
Bir kere bu resimler bu şekilde evrimciler tarafından yayınlanıyor. Sahte olsa koymazlardı.
Salamander embriyosunun fotoğrafına bakalım.
Bu bir yumurta.
Yumurta'nın içinde de bir embriyo olur, bir de bu embriyonun besleneceği besin kesesi.
Bütün yumurtalarda bu böyledir (evrimin bir kanıtı).
O Embriyonun karın bölgesinde görülen koca şey besin kesesidir, ve embriyo ondan beslenir, kese küçülür, embriyo büyür, sonunda embriyo salamander olur.
Yumurtanın da bölünerek çoğalması diye bir şey yoktur.
Sen hiç bölünerek çoğalan tavuk yumurtası gördün mü? biggrin.gif
Bu saçmalıkları kafanıza kim sokuyor? HY mı?

İnsan embriyosuna gelince, insan embriyosunda yumurta bulunduğunu söylemedim.
İnsan embriyosu karın bölgesinden plasentaya bağlıdır, oradan beslenir. Bak, salamander gibi karın bölgesinden besleniyor. Bir benzerlik daha. (Evrimin bir kanıtı daha). Bu bağlantı sonra, embriyo büyüdükçe göbek bağına dönüşür.

Üstte olan çizimler ise, embriyolar mikroskopla incelenerek çizilmiş resimlerdir. Sahte filan değil. Fotoğraflarla tabii ki aynı olmayacak.
Sen ne zaman açıklayıcı teknik bir resmin fotoğrafla aynı olduğunu gördün?

ALINTI(KERIM @ Oct 9 2006, 05:12 PM) *
.... hem de savunmaya calistigi heackin embriyonik rekapilutasyon teorisini bilmedigini de ortaya koyuyor......


Ben rekapitülasyon teorisini biliyorum. Savunmaya da çalışmadım. İnsan embriyosu balık, maymun filan olur demedim. İnsan embriyosunun gelişimi, balık, salamander, ve bütün omurgalı embriyonlarının gelişimine benzer dedim.


Yalan söyleyerek bir yere varamazsınız.
Eninde sonunda yüzünüzde patlar.





KERIM
sevgili gezgin heackelin cizimlerinin bir sahtekarlik oldugunun science'da yayinlandigini soylemistim. bak diger ateistler nasil yola geldi, bir sen ciktin bu kadar kas kafali aralarinda. darwinizme bu kadar koru korune iman etmenin nedenidir bir turlu anlamis degilim.

not: sizin ceviri takimi su sciencedaki makaleyi de cevirsinler bari. biraz kendisinizi egitin belki imana gelirsiniz.

CultureClub
ALINTI(KERIM @ Oct 9 2006, 09:41 PM) *

ALINTI(CultureClub @ Oct 9 2006, 09:27 PM) *

Kerim ben öbür başlıkta hiç yazmadım,okudum sadece biggrin.gif


sevgili culturclub su itirazini es gecersek, seni cahil ateistlerin disina alabiliriz smile.gif bildiklerine de universiteki kodoman proflar dahil, artik bu hurefeye sarilmamlarini da ogutlersen sevinirim.


Bu konuda fikir beyan etmedim,demek istediğim buydu.Beyan da etmem.Çünkü bu konuda yazabilmek için önce bu konuyu iyice ,en az bir gün incelemem lazım.Sizin böyle bir derdiniz yok nasıl olsa,al getir hazır yazıları smile.gif

Üniversitedeki hocalardan daha iyi biliyorsanız,onları atarız yerine sizi alırız,sorun değil.Biyoloji embriyoloji konusunda uzmansınız galiba,ne güzel.Yalnız önce Türkçe sonra da iyi ingilizce bilmeniz,latinceye hakim ve savcı olmanız gerekiyor.

Bunları öğrenip gelin,söz kodoman hocaları attırıp sizi işe aldıracağım biggrin.gif
KERIM
sevgili culterclub, sadece agziniz iyi laf yapiyor ama hala neden ve neye karsi ciktiginizi aciklamiyorsunuz. ortada dunyaca bilinen bir sahtekarlik var, ve birileri -bu birilerinin icinde o kodoman proflarda var smile.gif- hala bilerek veya bilmeyerek bu sahtekarligi kendi dusuncelerine destek ve ispat icin kullaniyor. bu acikca ya cahilliktir ya da yalanciliktir. artik bu ikisinden birini lutfen secin, ve neyini savundugunuzu aciklayin.
CultureClub
Bu konuyu bilmiyorum,yazmam doğru olmaz.Ancak siz bilim adamlarının yanlışını ortaya koymuşsanız ve doğrusunu bulmuşsanız bana belge haline getirip yollayın,2007 Nobel ödülünü size verdireceğime söz veriyorum biggrin.gif
KERIM
ALINTI(CultureClub @ Oct 10 2006, 05:23 PM) *

Bu konuyu bilmiyorum,yazmam doğru olmaz.Ancak siz bilim adamlarının yanlışını ortaya koymuşsanız ve doğrusunu bulmuşsanız bana belge haline getirip yollayın,2007 Nobel ödülünü size verdireceğime söz veriyorum biggrin.gif


sevgili cultureclub beni refer almaniza gerek yok, gerekli bilimsel malumati yukarda verdim, kaynak science dergisi zaten. arti, bir de gordugunuze iman etmek de sorun yasamadiginiza gore, Yaradanin size verdigi bir cift goz var, onlari da kullanabilirsin, degil mi?

buarada bilimi sadece bilimadamlarinin mali olarak gormeniz beni, ortacagdaki kilisenin dini sahiplenmesi gelenegini animsatti. bu durumda da aklima takildi, yoksa siz de bilim kilisesine mi uyesiniz?
CultureClub
Kerim ot ile samanı birbirine karıştırıyorsun.Bilim kimsenin tekelinde değil,doğru.Sen de yap tutan mı var,hatta Nobel'i alırsın.

Bana bir cümle ile özetler misin bu konudaki iddian nedir?Neyi çürüttün?ya da çürüten yazıyı açığa çıkardın?

ve neyi kanıtladın?
KERIM
sevgili cultureclub sanirim 1,3,5,7,9 numarali mesajlari tekrar anlayincaya kadar okuman gerekiyor. ama sanirim 9 numara tum olayin ozeti smile.gif
CultureClub
eeee,Ceviz Kabuğuna katılan her kim ise,ki ne dediği buraya "alınmamış",onu mu çürüttün şimdi?

Komik duruma düşüyorsunuz,

1-1874 yılında yapılan çizimlerin hiç bir anlam ve önemi yoktur.Çünkü görüntüleme cihazları yoktu.
2-Programa katılan kişini ne dediği yazılmamış,buna çarpıtma denir
3-Fetuslar evet belirli benzerlikler gösterirler,ama çizimler abartılı ve yanlış kabul.EEE,1874 yılı çizimleri ile ateizm mi çürüdü?evrim mi?genetik mi?

biggrin.gif
KERIM
ALINTI(CultureClub @ Oct 10 2006, 06:04 PM) *

eeee,Ceviz Kabuğuna katılan her kim ise,ki ne dediği buraya "alınmamış",onu mu çürüttün şimdi?

Komik duruma düşüyorsunuz,

1-1874 yılında yapılan çizimlerin hiç bir anlam ve önemi yoktur.Çünkü görüntüleme cihazları yoktu.
2-Programa katılan kişini ne dediği yazılmamış,buna çarpıtma denir
3-Fetuslar evet belirli benzerlikler gösterirler,ama çizimler abartılı ve yanlış kabul.EEE,1874 yılı çizimleri ile ateizm mi çürüdü?evrim mi?genetik mi?

biggrin.gif


sevgiili cultureclub korkmana gerek yok. evrimi curuttugumuz filan yok smile.gif darwinizm adi altinda veya baska adlarla ateist inanc eminim insanligin sonuna kadar var olacaktir. isin esprisi icabi.

benim dikkat ettigim ve dikkat cekmeye calistim konu ateistlerin ne kadar yobaz oldugu, gerceklere ve bilime asinda ne kadar kapali olduklariydi. heackelin evrimci kapitulasyon teorisinin yanlis oldugunu ortaya cikaran kisi olan Michael Richardson ve bunu scienceda makale halinde yayinlayan kisi olan Elizabeth Pennisi aslinda birer evrimcidir. onlar evrimci olduklari halde evrimi elestirip onu bilimin eleginden gecerebiliyorlarken, su koca forumdaki hic bir ateist onlarin sahip oldugu olgunluga erismemisler demek ki onlar gibi davranimip 170 kusur yildan veri var olan fakat daha henuz 1997 yilinda sahteligi ispatlanmis bu bilimdisi teoriyi ya acikca savunuyorlar, ya da gormezden geliyorlar.

hatta sevgili gezgin onlar evrimci evrime ihanet etmis olamazlar demisti. hakli tabiki, evrim eger bir inancsa onlari afaroz etmek gerekli degil mi? ama onlar evrimci olduklari halde evrimi bir bilimsel teori olarak gorup onu yanlislamaya calisiyorlar, ona iman etmiyorlar. aradaki ahlak ve erdem farki buaradan kaynaklaniyor.

ayrica bu sadece bu forumdaki ateisler gecerli degil, mustafa akyolunda ispatladigi gibi daha genis olcekli bir ahlaksizlik bir erdemsizlik. karsi ciktigim ve belirtmek istedgim nokta buydu. ders cikarmaniz dilegiyle.
CultureClub
Birincisi referans aldığığınız Mustafa Akyol,konunun uzmanı değil.İkincisi Harun Yahya hiç değil.üçüncüsü programda konuşan kişini ne söylediğini buraya yazmamışsınız.

Taş atıp suyu bulandırıyorsunuz kardeşim smile.gif ,ama bulanma kısa sürer.Bilim dünyasında kimse bu çizimleri savunmaz,savunanı akıl hastanesine kaldırırlar.

Genetik olarak diğer canlılarla genel olarak %80 üzerinde benzerliğimiz olduğu için fetüsler belirli bir aya gelene kadar birbirine benzer,ama çizimlerdeki gibi abartıldığı gibi değil.

5.defa aynı şeyi yazıyorum.

KERIM
sevgili culturclub gozlerini kapatan sadece kendisi icin gunduzu gece yapar. bundan da ders cikarman dilegiyle.
CultureClub
Doğru biggrin.gif ,o yüzden sorduğum hiç bir soruya cevap yazmadığın halde tek taraflı döğüş şeklinde sadece kendi sorularına cevap istiyorsun biggrin.gif ki onlara da cevap yazdık.

sonuç?
Teşekkürler
<#thank#>
epcot
yahu, bu çağda bu zihnyiet pes doğursu...

150 yıl önce delinin biri kuyuya bir taş atmışş... Hala o taşla uğraşıyor millet...

Yahu embriyo ları benzemesi, canlıların birbirinden evrimleşerek türediğini gösterir demek, akılsızlığın önde gidenidir...

ki buna anaokulu çocukları bile gülebilmektedir...

ya, Düşünün şimdi 3 kişi var birisi kek yapacak, birisi poğaca, biriside börek....

bu kişilerin temel malzemesi nedir, UN ve SU

hepsi işlerini bitirdiler.. ve masaya servis ettiler...

Bizim süper bilim adamımız.. şöyle bi baktı...sorna gitti mutfaktaki hamurlara baktı...un a baktı su ya baktı...

ve dediki... Börek, börek olmadan önce Kek ti... Kekte daha önce poğaçaydı...sonuç olarak poğaça fırında 10 dk bekledi kek oldu.. kek te 20 dakka bekledi börek oldu...

yahu buna gülmekten başka ne yapılırki....

Evrim teorisini, ciddi ciddi savunan insanlar gördükçe gülmekten alamıyorum kendimi..gerçekten şaka yaptıklarını bile düşünürüm çoğu zaman...

Bikere canlının temel ve ortak yapıtaşları vardır... bunlar cüm canlılarda ortak olarak kullanılır...kullanılmak zorundadır...

Embriyoya baktığımızda onlarında başlangıç noktası tek bir hücre değilmi... ve hepsinin benzer görevler üstlenecek organları yokmu... o halde bu organların gelişim süreçlerinde nasıl olurda birbirne benzememesini beklersiniz, elbetteki benzeyecek...bundan doğal ne varki!!!

fakat buna bakarak eevet bu canlılar birinden türemiştir demek, Süperman diye birini olduğunu ve cryptondan geldiğine inanmaktan daha az gülünç bi durum değildir...

Bakın, Bir uçakta, bir gemi de , Bir arabada temelde, metal,plastik,kablolara ve elektronik devrelerden oluşur...

e şimdi.. önceleri denizdeki demir bakır gibi elementler birleşti, petrol çıktı plastik oldu, sonra elektronik devreler oluştu, sonra bunlar tesadüfen ve rastgele birleşti gemi olup yüzmeye başladı, sonra bu gemi, yüzmekten sıkıldı..kara çıkmak için çaba harcamaya başladı... bu sırada sürekli kullandığı tabanı gelişti ve tekerlek oldu.. sonuçta karaya çıktı ve gezmeye başldı... sorna bundanda sıkıldı uçmaya çalıştı...düşe kalka tıplamaya sağdan soldan atlamaya başladı... derken çok kullandığı için kapıları kanat oldu.. uçmaya başladı....

Bu nedir yahu.. bebekler bile biyerleriyle güler buna....

şuan insan oğluğunun ulaştığı bilim ve teknolojiyle dahi, çok gelişmiş labratuar ortamlarında tek bir hücreyi dahi suni olarak oluşturup, canlı hale getirmezken... elemenlerin rastgele birleşip nükleik asitleri onlarında rastgele bireleşip DNA yı filan oluşturduklarını sonra tek hücreli organizmalar meydana geldiğini söylemek kadar, aptalca birşey varmı...!!!

tamam bundan 150 önceki teknoloji böyle bir hayal kurmaya elverişli olabilir... fakat bu çağda da yuuh diyorum yani...


Kaldıki, evrim hiç bir zaman bilimsel bir kanıt bulamamış, Fantastik bir kuram olmaktan öteye geçememiştir...

hadi bunların hepsini es geçtik varsayalım...

ee nerde peki bu arageçiş formlarının fosilleri!!!!!

milyonlarca yıllık fosiller bulunuyor ve bugünkü yaşayan örnekleri arasında bir fark görülemiyor!!!!
dünya tarihinin en azından 2000 yılını çok net biliyoruz...hani varmı maymun adamlar!! nerde uçan balıklar, nerde acaip garaip yaratıklar!!!!
bunların neden tek bir fosili bile bulunamıyor...

şimdi diceklerki evrim çok uzun bir süreçtir... yahu dünyanın yaşı belli... sizin dediğiniz uzun süre üzerinden hesaplarsak henüz insan diye birşeyin yeryüzünde olmaması gerek...

Özellikle Antropologlar yeryüzünü delik deşik etmelerine rağmen insan a ait tek bir ara geçiş formu bulamamışlar neden!!! geçmişte bir kaç fake fosil girşimleri olsada foyaları meydana çıkmıştır....


madem çok kullanılan organlar gelişiyor, kullanılmayanlar köreliyor ve zamanla kayboluyor...
e peki Göz hep kullanılmasına rağmen neden hep aynı kalmış...yani göz nasıl bir evrim süreci geçirmiştir sizce!!!

mesela bir şahin km lerce ötesinde bir tavşanı bile net bir şekilde görüp avlayabildiği halde...en gelişmiş canlı türü insan neden bunu yapamıyor!!!
veya bir jaguar gecede görebilip avlanabildiği halde biz neden gör oluyoruz.. bize neden aktarılmamış bu özellikler!!!

Peki burda ruhu inceleyelim!! ruh nedir oda mı evrimleşti...
mantık olarak bir et yığını, nasıl olurda hissedebilir!!! ağlayabilri gülebilir..!!
dağların taşlarında bunu yapabilmesi gerekir ozman... sonuçta yeryüzü maddeden oluşmuş yani temelde periodik cetveldeki elementlerden meydana gelmiş herşey...

bide şu yanı var... kalp krizi geçirmiş bir insan ölmüş diyelim... peki kalbini çıakrtalım sağlam bir tane takıp şok verelim.. neden geri gelmiyor!!!
Ölüm dediğiniz şey ne sizin???
bozuk makineleri tamir edip tekrar çalıştırabiliyorken.. neden insan için bunu yapamıyoruz??

veya embriyoya dönelim... temende tek bir Dna sı olan döllenmiş yumurta nasıl olurda bu derece farklılaşarak olağan üstü karmaşık bir yaratık meydana getirir... bu tek hücre bunu nasıl sağlıyor... gelişme sırasında.. hangi hücrelerin hangi organlara kök hücre olacağı nasıl belirleniyor mesela???
veya neden insan fiziğine baktığımızda olağan üstü bir simetri görüyoruz...
hepsinden önemlisi, akıl ve mantık kavramları olmayan bir madde yani bir hücre nasıl olurda düşünebilen, zeka sahibi olan öğrenebilen, duyguları olan bir yaratık meydana getirebilir???


yahu evrimin bu çıkmazlarını saymakla bitiremeyiz zaten...Adı üstünde Teori....
Teori nedir!!!!

Sadece bazı kesimlerce geçerliliği kabul edilmiş...ama Bilim Dünyasınca Tam olarak Kabul görmemiş, yani olmassa olmaz olan bilimsel kanıtlardan uzak demektir...

bu konu için bukadar yazmak bile gereksizdi..ama yine alamadım kendimi..
yani sonuç olarak diyorumki...

Evrim:

Ateistlerin içinde bulundukları derin boşluğu ve kafalarındaki koca koca soru işaretlerini, ortadan kaldırmak için ortaya atıp ardına saklandıkları, koca bir palavra yada bir deli saçmasından başka hiç birşey değildir...
kendi içlerindeki psikolojik rahatlığı sağlamaktan öte hiçbir fonksiyonu yoktur...
nasreddinhoca
ALINTI
Evrim teorisini, ciddi ciddi savunan insanlar gördükçe gülmekten alamıyorum kendimi..gerçekten şaka yaptıklarını bile düşünürüm çoğu zaman...


Uzatmayayım, daha bir çoğunu yazmadım, isimlerini belki de ilk kez duyacağınız daha onlarcasını yazabilirdim ama sanırım bu kadarı bir şeyler anlatmaya yetecektir. Bunların bir çok fikirleri var ama özellikle “evrim” hakkında ne düşündüklerini öne çıkardım. Okuyunca “Bunlar modernizmden etkilenmiş” demeyesiniz çünkü ölüm tarihlerine dikkat edin; en eskisi 1250, en yenisi 600 yıl önce öldü...

Cabir bin Hayyan (öl. 815): Cabir, kendiliğinden oluşu tevlid ve tevellud, sunî oluşumu tevâlud ve tekvin, ilahi yaratma fikrini de kevn ve halk terimleriyle açıklamaktaydı. Cabir, bazı bitki ve hayvan türlerinin, hatta ilk insanın, kendiliğinden vücut bulduğunu kabul etmekten öte, minerallerin, bitkilerin, hayvanların ve insanların sunî olarak laboratuarda üretilebileceğini bile iddia etmektedir.

Nazzam (öl. 845): Şair, düşünür, edebiyatçı, kelamcı ve filozof… Birçok eser yazdığının bilinmesine rağmen günümüze hiçbir eseri ulaşmayan Nazzam, kendi döneminde Dehriye, Zerdüştlük, Cebriye, Murcie vb. akımlarla mücadele etmesiyle ve Aristo’yu eleştirmesiyle tanınıyordu. “Gumûn ve burûz”, “tafra” ve “hareket”e dair doğa ve fizik felsefesine üzerine orijinal görüşleri vardı. Nazzam bir nevi kozmolojik evrim diyebileceğimiz bir teori savunmaktaydı. Ona göre doğaya aykırı olağandışı olaylar değil; doğanın bizzat kendisi mucizedir. Bunun dışında peygamberler sanıldığının aksine olağandışı mucizelerle halkın karşına çıkmış değillerdir.

Câhiz (öl. 869): Kelamcı, antropolog ve zoolog… Cahiz, Kitabu’l-Heyavan adlı kitabında biyolojik evrimi açıkca savunmuştur. Ona göre evrenin yaratılışını başlatan Allah, aynı zamanda onu evrimleşme yoluyla teşekkül edici, hem de türleri devamlı evrimleştirici kılmıştır. Bu bakımdan evrimin gerçek sebebi Allah’tır. O, yaratılışı yaratıcı tekamül süreci olarak irade etmiştir. Türler kendi içlerinde taşıdıkları potansiyel kuvvet sebebiyle evrimleşmektedirler. Bu potansiyel kuvvet onlara Allah tarafından konulmuştur. Türlerin içindeki potansiyel kuvvet, fiziksel çevre, iklim şartları, hayat mücadelesi ve doğal seçilimin etkisiyle ortaya çıkmakta, yaratıcı tekamül birbiri ardı sıra türleri ortaya çıkarmaktadır.

Birûni (öl. 1061): Büyük ansiklopedik İslam filozofu… Jeo-kimyasal ve Jeo-biyolojik evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Biruni’ye göre evrenin tekevvünü Allah’ın öyle irade etmesi sonucunda jeo-kimyasal ve biyolojik bir evrimin sonucudur. Allah’ın ezeli planına göre evren, genel jeo-kimyasal evrimler geçirmektedir. Bu esnada, uygun şartlar oluştuğunda madenler ve canlı türler birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. Her bir jeo-kimyasal zaman kendi türlerini ortaya çıkarmaktadır.

İbn Miskeveyh (öl. 1030): İslam tarihinde ilk ahlak filozofu…Ona göre varlığın hiyerarşik mertebelenişi, ana hatlarıyla en aşağıdan başlamak üzere inorganik cisimler, bitkiler, hayvanlar, insanlar ve melekler şeklindedir. Dolayısıyla basitten karmaşığa, inorganik olandan organizmaya, fiziki olandan metafizik olana doğru yükselen hiyerarşik bir yapı söz konusudur. Her mertebe ayrıca kendi içinde çok sayıda katmanlara ayrılmaktadır.

İbni Tufeyl (öl. 1185): ve İbni Nefis’in (öl. 689/1288) aynı adlı romanları Hay bin Yakzan ise insanın menşei hakkında tabiatçı bir teoriyi savunmaktaydı. Her iki romanda da tabiatın çocuğu olarak, annesiz-babasız, toprak ve çamurdan kimyevi/biyolojik tepkimelerle canlı haline gelen Hay bin Yakzan aslında Adem’in yaratılışını anlatmaktadır.

İbni Haldun (öl. 1406): Tarihçi, siyasi filozof ve sosyolog… İbni Haldun Mukaddimesi’nde açıkça “Hurma ve üzüm ağacı sedef ve salyangoza, maymun insana, insan meleğe insilah edebilir” görüşünü savunmaktadır. Burada “insilah” kelimesi daha iyiye geçme, tekamül, transformasyon, dönüşüm, reform, değişim vb. anlamlara geliyor.
Bunlar ve daha onlarcası hakkında ayrıntılı bilgileri delilleriyle birlikte İslam’ın Yenilikçileri adlı üç ciltlik kitap çalışmamızda bulabilirsiniz…


***
Ben bunları mutlak doğruluk kaynakları olarak görmüyorum.
“Ya yanılmışlarsa?” sorusunu herkese olduğu gibi bunlara da soruyorum.
Gelin önyargısız okuyalım, düşünelim ve araştıralım. Hakikatı ortaya çıkarmanın yolu ve yöntemi budur. Körü körüne taklit, önyargı ve inkara şartlanmışlık değil…
***
Bu vesile ile hatırlatmakta fayda var ki Allah’ın ve ahiretin varlığı veya yokluğu bilimin konusu değildir. İmanın ve bilincin konusudur. Çünkü Allah dış dünyada bir “nesne”, ahiret de henüz olmuş bir olay değildir. Bu nedenle de bilimin, araştırmanın, ispatın veya değillemenin konusu olamazlar. Deneye tabi tutulamaz, laboratuarda test edilemezler.
Bilakis kişinin vicdanında “olacaktı…” şeklinde bir arayış olarak belirir ve kesin bir içsel itminana dönüşerek sanki Allah’ı “görmüşcesine” ve sanki ahirete “gidip de gelmişcesine” bir iman olur. Bir duygu, hissiyat, bilinç ve heyecan olarak yaşanır. Buna saf bir yürek temizliği içinde inanmak (ihlas) ve “Allah bilinci ile yaşamak” (takva) denir.
Bu duygu, hissiyat, bilinç ve heyecandan yoksun olanlar içinse ne Allah ne de ahiret vardır. “O gün” gelince, “gerçeğin ta kendisi” (hak) bütün görkemi ile yerleri ve gökleri kuşatacak ve insanlar “Demek elçilerin haber verip durduğu gün bugünmüş, eyvah!” diyecekler ve fakat iş işten geçmiş olacaktır.
***
Şu halde başta “evrim teorisi” olmak üzere, bilimin konusu olan araştırmalardan yola çıkarak Allah’ı ve ahiret gününü ispata veya çürütmeye kalkışmak ham hayal olup abesle iştigaldir.
Şu ana kadar yapılıp durduğu gibi “Evrim var demek ki Allah yok” veya “Allah var demek ki evrim yok” mantığının her ikisi de yanlış…
İster öyle ister böyle; ister topraktan ister havadan, ister sudan ister ağaçtan, ister maymundan ister böcekten; nerden ve ne şekilde gelmişsek gelelim “Allah” her zaman var. Bütün bunlar “Allah ile” oluyor. O’na rağmen veya O’nsuz değil…
Keza evrim teorisinde İslam itikadını sarsacak bir durum yok, hiçbir halde de olmaz. Ama Hristıyan itikadı için var çünkü onlara göre İsa tanrı, ona maymundan geldik derseniz itikadının kökünü dinamitlersiniz. Bize göre ise İsa’yı da, Adem’i de, insanları da, maymunları da, börtüyü de, böceği de Allah yarattı. Bunlar birbirine dönüşüyorsa yine O’ndandır: “De ki (birbirinin içinden) yarılıp çıkanın Rabbi’ne sığınırım” (Gul e’uzu bi Rabbi’l-felag)
Bu nedenle evrim teorisine gösterilen tepkinin İslam iklimi ile alakası yok. Kilise endişelerinin buralara taşınmasından başka bir şey değil.
Ben burada evrim teorisinin ayrıntısına girmiyorum. Biyolog veya antropolog değilim. Bu türden bilimsel araştırmalara dini (İslami) açıdan nasıl bakmamız gerektiğine dair konuşuyorum.
İsterse kesin ispatlasınlar hiç sorun değil. Çünkü imanın konusu değil. Hatta daha da ileri gideyim: Diyelim ki insanın maymundan geldiği “kesinlikle” ispatlandı. O zaman bu şu anlama gelir: Demek ki Allah yaratılışı evrim süreçlerine bağlamış…
Hem bu tür araştırmaları sen de yapsana? Araştırmanda onlarla aynı bulgulara ulaştın diyelim: Korkma! Allah’ın yaratışını araştırıyorsun, bulduğun her ne ise ondan başka bir şey değil. Bu durumda fark bilimde değil; imanda, dışta değil; içte, fosilde değil; kalpte…
Bunlar karşı karşıya getirip paniklemenin ne alemi var?
Benim içimdeki iman bilimle, deneyle, fosille, laboratuarla çürütülemez çünkü onlarla inanmış değilim.
Nitekim yukarıda başta Cahiz olmak üzere “İslam’ın yalnızları” da öyle demiyor muydu?
Şimdi kim yalnız? Onlar mı biz mi?

Recep İhsan Eliaçık

YARATICI TEKAMÜL:

Taberi; el-Umem ve’l-Muluk (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi), çev. Zakir Kadiri Ugan- Ahmet Temir, MEB, İst., 1991, c. I, s. 153 vd. Tevrat’ın Yaratılış kitabındaki bilgilere göre Adem ve Havva’nın yaratılışı “bu dünyada” olmuştur. Adem ve Havva’nın kovulduğu cennet Aden’de bir bahçeydi. Bu bahçenin içinden dört ırmak akıyordu; Pişon, Gihon, Dicle ve Fırat ırmakları. (Tevrat; Yaratılış, 2; 8-14). Bazı ilk dönem Müslüman tefsircilerde benzer şekilde Adem ve Havva’nın çıkartıldığı bahçenin “bu dünyada” olduğu kanaatindedir. (Muhammed Abduh; Tefsir-i Menar, c. I, s. 277, Muhammed Esed; Kur’an Mesajı, Bakara 35,)

İslam düşünce tarihinde yaratıcı tekamül (evrim) fikrini savunan belli başlı simalar şunlardır; Cabir bin Hayyan, Nazzam, Cahiz, İbni Miskeveyh, Biruni, İhvanu’s-Safa Risaleleri, İbni Sina, Macriti, Fahreddin er-Razi, İbni Ebi’l-Hadid, el-Harisi, İbni Tufeyl, İbni Nefis, İbnu’l-Heysem, İbni Arabi, Mevlana, Nasıreddin Tusi, Kazvini, İbni Haldun, Molla Sadra, Kınalızade Ali Efendi, Ersurumlu İbriham Hakkı, Şah Veliyyullah Dehlevi, Seyyid Ahmad Han, Muhammed Abduh, Muhammed İkbal, Mutahhari... Ayrıca değişik oranlarda evrim fikri Aristo, Diodere, Plutargue, Discore, Pilny gibi Yunanlı ve Helenistik devir yazarlarında ve Hermetik litaratürde de vardır. İslam ve eski Yunan kitaplarının batıya tercüme edilmesiyle birlikte Buffon, Darwin, Cabanis, Linneaus, Goethe, Lamarck, Spencer, Bergson, Morgan, Samuel Alexsander vb. batılı düşünür ve yazarlar evrimi farklı boyutlar katarak savunmuşlardır. Özellikle Bergson’un anlayışı Müslüman düşünürlerinkine oldukça yakındır. (bkz. Mehmet Bayraktar; İslam’da Evrimci Yaratılış Teorisi, Kitabiyat, Ank., 2001, R. İhsan Eliaçık, İslam’ın Yenilikçileri, c. I-II-II adı geçen simalar ile ilgili tüm bölümler

Nazzam’ın kozmolojik evrim kuramı hakkındaki görüşleri için bak. Mehmet Bayraktar; İslam’da Evrimci Yaratılış Teorisi, s. 35-45, R. İhsan Eliaçık; İslam’ın Yenilikçileri, II/I, s.279 vd.

http://yarin1ist.tripod.com/haziran2002/26.htm

Bazı son değerlendirmelere göre Darwin ve Huxley tarafından savunulan evrim kuramı yanlış yorumlanmıştır. Darwin esasında maymunla insan arasında ata-torun ilişkisi olduğunu değil “yeğen” ilişkisi olduğunu söylemiştir. Yani maymun insanın atası değil, her ikisi de ortak bir atadan gelme yeğendirler. Ortak bir kökten gelen evrim ağacının iki dalıdırlar. (Bozkurt Güvenç; a.g.e., s. 30)

YARATILIŞ-EVRİM

Tevrat ve Yeni-Eflatuncu Hrıstıyan teolojisi yaratılışçı bir görüşü savunmakta ve evrimi kesin bir dille reddetmektedir. Öte yandan materyalist evrimciler de Darwin’e dayanarak yaratılış inancını kesin bir dille reddetmekte ve evrimi ideolojikleştirerek savunmaktadırlar. Halbuki İslam düşünce tarihinde daha çok burhani sisteme mensup kimi simalar “yaratıcı tekamül” diyebileceğimiz bir anlayışı savunmaktadırlar. Böylece durmaksızın yeniden yaratma sürekliliği, her bir yaratmada ortaya çıkan tekamül/evrim sıçramaları yeniliğin alanını oluşturmaktadır. Süreklilik-Yenilik felsefesi burada da dinamik bir birliktelik içindedir.

Antropologların ve genetikçilerin yaptığı gözlemler ve araştırmalar, bütün insanların tek bir biyolojik “aile”nin (insan türünün) üyesi olduklarını gösteriyor. Bu kesin yargının bilimsel anlamı şudur; Benzerliklerimiz, farklıklarımızdan çok daha fazladır. İşte bu nedenle, bütün insanların tek bir biyolojik tür olduklarını söylemek mümkün oluyor. Keza Kur’an, Tevrat ve İncil de bu biyolojik ailenin (Adem ile Havva) olduğunda hemfikir olduklarını görüyoruz. Semavi kitapların diliyle her ikisini de Allah yarattı, insanlık başka bir yerden değil bu ilk yaratmadan türedi, çoğaldı...

İnsanın kökenine ilişkin materyalist evrimcilerle semavi yaratılışçılar arasındaki ortak noktalardan ilkinin, insanın ortak bir türden geldiğine dair bu yargının olduğunu söyleyebiliriz. Materyalist evrimciler ilk olarak Tanzanya ve Habeşistan vb. yerlerdeki bulgulara dayanarak maymunun insanlaştığını söylerken, semavi kitaplarda geçen bilgilere dayanan yaratılışçılar da Adem ve Havva’nın cennetten kovulduktan sonra Hindistan veya Ortadoğu’ya (Cidde-Mekke-Mezopotamya) “düştüklerine” inanmaktadırlar.

Söz konusu bu düşmenin (hubut) veya dönüşmenin (mutasyon) ne zaman olduğu konusunda ise aralarındaki ihtilaf korkunç denecek boyutlardadır. Evrimcilere göre mutasyon, doğal ayıklanma, genetik-demografik kayma ve kültürel seçicilikle ilerleyen tabiattaki biyolojik evrim 4 milyar yıldır devam etmektedir. İnsanoğlunun evrim ağacı ise en az 25 milyon yıllık bir öykü olup bugünkü insan türünün (Homospain) geçmişi 500 veya 700 bin yıla dayanır. Evrimci biyolog Antony Smith’e göre “kör” bir şekilde gelişen evrim, bütün gezegene hakim olacak hatta bu gezegeni bırakıp başka dünyalara yolculuk yapacak bir canlı türü çıkartmıştır. Başlangıç çamurunun içindeki bir kaç amino-asit karışarak, sonunda, çevrelerindeki bütün kaynaklardan yararlanmak için gerekli düşünme ve organize etme yeteneğine sahip insan türünü oluşturmuştur. Günümüzde bir milyondan fazla bulunan canlı türlerinin her biri evrim dalının son basamağıdırlar. Milyarlarca yıllık evrim sürecinden nihayet kendi kaderini tayin etme yeteneklerine sahip bir tür ortaya çıkmıştır...

Öte yandan yazdığı dünya tarihi kitabına zamanın ve mekanın (dünyanın) ömrünü tartışarak başlayan Taberi’ye göre bütün zamanın ömrü 7000 (yedibin) yıldır. Yine Taberi’nin iddiasına göre Hz. Peygamber dünyanın ömrünün 6000 yıl olduğu rivayetini doğrulamıştır.

Yahudiler’e göre ise Tanrı’nın (Elohim) Adem’i yaratmasından bugüne dek 6054 yıl geçmiştir. Hırıstıyanlara göre ise Adem 7404 yıl önce yaratılmıştır. Mecusi Fars mitolojisine göre de Adem aslında Fars hükümdarı Kiyumers’dir . Kiyumers’den bu yana ise 4551 yıl geçmiştir.

Verdikleri rakamlarla evrimcileri aratmayan Hint bilgelerinin sayılarını hesap etmek için ise ortalama bir hesap makinesinde yer kalmıyor. Hint muhayyilesi karma inanışı çerçevesinde evrenin sürekli kendini tekrar eden zamanlar halinde döndüğüne inanıyor. Hint felsefesine göre şu anda biz Kutsal Ruh’un milyarlarca yıllık Ebedi Kainat Düzeni (Shankara Dharma) içinde Krişna şeklinde tezahür ettiği anda yaşıyoruz.

Görülüyor ki bugünkü haliyle insanlığın dimağında Yaratılış, Evrim ve Karma düşünceleri derin izler bırakmıştır.

Şimdi de özellikle İslam düşünce tarihinde unutulmuş bir damarın, insanın kökenine ilişkin fikirlerine bakalım. “Yaratıcı tekamül” diyebileceğimiz bir görüşü savunan bu Müslüman düşünürler bizim de ilham kaynağımız olmuşlardır. Bunlar yaratılış, evrim ve karma düşüncelerini meczeden bir anlayışı savunmaktadırlar. Bunları kimi “yarı hakikatlar” olarak görmekte ve hakikatın bütününe dair çok daha tutarlı bir görüşü dillendirmektedirler. Aşağıda kısaca anlatacağımız görüş sahiplerini okuyunca, sonunda, kendine has tutarlı bir antropolojik kuramın ortaya çıktığını göreceğiz...

Cabir bin Hayyan (öl. 200/815) “Canlıların kendiliğinden (spontane) oluşumu ve suni yolla canlı üretme” fikrini savunmaktaydı. Cabir’e göre Allah ilk önce dört unsuru (hava, su, ateş, toprak) yarattı; sonra da onlardan maden, bitki, hayvan ve insan varlıklarının oluşumunu ve üremesini “irade” etti. Temelde ilahi yaratma fikrini kabul eden Cabir, bazı bitki ve hayvan türlerinin, hatta ilk insanın, kendiliğinden vucut bulduğunu kabul etmekten öte, minerallerin, bitkilerin, hayvanların ve insanların suni olarak laboratuarda üretilebileceğini bile iddia etmektedir. Cabir, kendiliğinden oluşu tevlid ve tevellud, suni oluşumu tevalud ve tekvin, ilahi yaratma fikrini de kevn ve halk terimleriyle açıklamaktaydı.

Nazzam (öl. 232/845) orijinal bir şair, düşünür, edebiyatçı, kelamcı ve filozoftu. Birçok eser yazdığının bilinmesine rağmen günümüze hiçbir eseri ulaşmayan Nazzam, kendi döneminde Dehriye, Zerdüştlük, Cebriye, Murcie vb. akımlarla mücadele etmesiyle ve Aristo’yu eleştirmesiyle tanınıyordu. Nazzam bir nevi kozmolojik evrim diyebileceğimiz bir teori savunmaktadır. Nazzam’ın, Kur’an’daki bazı ayetlere dayanarak kumun, buruz ve tecdid kavramlarıyla izah ettiği kozmolojik yaratıcı tekamül görüşü şöyle özetlenebilir;

“Yaratılış, Allah’ın doğrudan doğruya bütün canlı ve cansız varlık türlerini, kendi içinden çıkaracak şekilde bir anda var etmesidir. Bütün varlıklar bu ilk varlık çekirdeğinde potansiyel kuvvet halinde gizliydi. (kumun). İlk çekirdekte potansiyel kuvvet olarak gizlenen varlığın kozmik özü zamanla açığa çıkmakta, bariz olmaktadır (buruz). Bu açığa çıkış veya bariz oluş, evrenin, birbiri ardı sıra, madde (fizik), yeryüzü (jeoloji), gökyüzü (astronomi), hayat (biyoloji), şuur (psikoloji) hareketleri halinde varlık sahnesine çıkmasıdır. Ortaya çıkan canlı ve cansız türler varlık sahnesine çıkarken aralarında irtibatlar bulunmasına rağmen bağımsız olarak varolmaktadırlar. Her bir tür kumun halindeki bağımsızlığını buruz halinde de korumaktadır. Türler birbirine dönüşmemektedir. Türler ilk kozmik özden zamanla ayrı ayrı çıkmaktadır. İnsan vucudu ilk embriyodan sürekli hücre bölünmeleri halinde birbirinin içinden çakarak oluştuğu gibi, evren de, kumun halindeki ilk özden sürekli yeni canlı ve cansız türleri çıkartarak oluşmaktadır. Her bir ana tür bir başka ana türe dönüşmemekte, aynı kökden yeni ana türler birbiri ardınca çıkmaktadır. Ortaya çıkan ana türler kaybolmaksızın, özünü ve türlüğünü de kaybetmeksizin, başka bir türe de dönüşmeksizin sürekli yenilenmektedir (tecdid). Bu yenilenmeler atmosfer/çevre şartlarının etkisiyle olmakta, bu sebeple farklı insan ırkları ortaya çıkmaktadır. Allah, varoluş süreçlerini, yaratıcı tekamül halinde böyle irade etmiştir...”

Cahiz (öl.255/869) iyi bir kelamcı ve edebiyatçı olmanın yanı sıra ünlü bir zoolog (hayvanbilimci) ve antropologtu (insanbilimci). Cahiz, hocası Nazzam’ın kumun ve buruz teorisi olarak bilinen fikirlerini benimser görünmektedir. O, Nazzam gibi, ilk yaratılışın, Allah’ın hür iradesiyle yarattığı bir çekirdek varlıkla başladığını kabul etmektedir. Fakat çekirdek varlıktan nasıl türediklerinin izahı konusunda hocasından ayrılıyor. Cahiz tüm evrenin bütün olarak nasıl oluştuğunu izahtan ziyade, canlıların oluşumu ve aktüel evrimleri üzerinde durmaktaydı. Cahiz, Kitabu’l-Hayavan adlı kitabında biyolojik evrimi açıkca savunmuştur. Ona göre evrenin yaratılışını başlatan Allah, aynı zamanda onu evrimleşme yoluyla teşekkül edici, hem de türleri devamlı evrimleştirici kılmıştır. Bu bakımdan evrimin gerçek sebebi Allah’tır. O, yaratılışı yaratıcı tekamül süreci olarak irade etmiştir. Türler kendi içlerinde taşıdıkları potansiyel kuvvet sebebiyle evrimleşmektedirler. Bu potansiyel kuvvet onlara Allah tarafından konulmuştur. Türlerin içindeki potansiyel kuvvet, fiziksel çevre, iklim şartları, hayat mücadelesi ve doğal seçilimin etkisiyle ortaya çıkmakta, yaratıcı tekamül birbiri ardı sıra türleri ortaya çıkarmaktadır...

Biruni (öl. 453/41061) ile birlikte İslam düşüncesindeki yaratıcı tekamül veya evrimci yaratılış teorisinin zirveye çıktığını görüyoruz. Biruni jeo-kimyasal evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Biruni’ye göre evrenin tekevvünü Allah’ın öyle irade etmesi sonucunda jeo-kimyasal bir evrimin sonucudur. Allah’ın ezeli planına göre evren, genel jeo-kimyasal evrimler geçirmektedir. Bu esnada, uygun şartlar oluştuğunda madenler ve canlı türler birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. Her bir jeo-kimyasal zaman kendi türlerini ortaya çıkarmaktadır. Biruni’yi göre jeo-kimyasal evrim evrende meydana gelen yeryüzü (jeoloji), gökyüzü (astronomi), fizik (madde), mineraller (kimya), hayat (biyoloji) hareketlerinin (ekoloji) tümüdür Evrenin yaratılışından bu yana meydana gelen tüm bu ekolojik değişim zamanları her defasında kendi canlı türlerini doğurmuştur. Türler birbirine dönüşmemiş, ekolojik denge değişikliklerine paralel bir şekilde birbiri ardınca bağımsız olarak tabiatın bağrından çıkmıştır. Bu, Hind-Budist felsefede olduğu gibi (karma) devri daim şeklinde değil, birbirini takip eden bir süreklilik içinde olmuştur, olmaya da davam etmektedir...

İbni Miskeveyh de (öl. 421/1030) psikolojik evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Ona göre varlığın hiyerarşik mertebelenişi, ana hatlarıyla en aşağıdan başlamak üzere inorganik cisimler, bitkiler, hayvanlar, insanlar ve melekler şeklindedir. Dolayısıyla basitten karmaşığa, inorganik olandan organizmaya, fiziki olandan metafizik olana doğru yükselen hiyerarşik bir yapı söz konusudur. Her mertebe ayrıca kendi içinde çok sayıda katmanlara ayrılmaktadır. Mesela hayvanlar mertebesi, kendi içinde en basit türlerden yükselen katmanlar halinde bir hiyararşi oluştururlar. Hayvanların en yüksek katmanı maymunlardır. Maymunlar mertebesinin bittiği yerden itibaren insan katmanı başlar. İnsan katmanının bittiği yerden itibaren de meleklerin katmanı başlar. Ancak insan diğer mertebelerden farklı olarak kendi içinde bir bütünlük arzeden bir küçük alemdir. Bedeni ve ruhi yapısı tıpkı kainatta varolan gibi bir yapı arzeder; bu küçük alemdeki beşeri güçler kozmik mertebeler gibi bitişme ve ilerleme ilişkisi içindedirler. Türler arasındaki sınırları belirleyen ana etken, türlerin birbiri içinden çıkması anlamında değil, ilahi hikmete uygun olarak varlık hiyerarşisinde öyle sıralanmış olmasından kaynaklanan bir evrim sürecidir.

İbni Tufeyl (öl. 581/1185) ve İbni Nefis’in (öl. 689/1288) aynı adlı romanları Hay bin Yakzan ise insanın menşei hakkında tabiatçı bir teoriyi savumaktaydı. Her iki romandaki tabiatçı tekamül/evrim düşüncesi İslam düşünce tarihinde fazla rağbet görmemiş, genel olarak İslam dünyasında Yeni-Eflatuncu/Hristiyan etkisiyle cennetten kovulma ve yeryüzüne düşme görüşüne inanılmıştır.

Her iki romanda da tabiatın çoçuğu olarak, annesiz-babasız, toprak ve çamurdan kimyevi tepkimelerle canlı haline gelen Hay bin Yakzan aslında Adem’in yaratılışını anlatmaktadır. Roman diliyle ortaya konan bu görüşlere göre ilk yaratılış şöyle olmuştur; “Hay b. Yekzan (Adem) Hind Okyanusu’nda ıssız bir adada, annesiz-babasız, toprağın çamur halinde mayalanması neticesinde canlı haline geldi. Bu oluşum kısa sürede değil aradan epey zamanların geçmesiyle gerçekleşti. Yavrusunu kaybetmiş olan bir ceylan Hay’ı büyütüp hayvanlarla rekabet edecek hale gelinceye kadar emzirdi. Hay her ne kadar hayvanlarla birada yaşasa da kısa sürede derisinin çıplak olduğunu ve hayvanlara mahsus tabii savunma vasıtalarından mahrum bulunduğunu farketti. Yedi yaşına geldiğinde kendisini korumak için vucudunu yapraklarla ve hayvan derileriyle örtmeye başladı. Sonunda onu emziren ceylan ödü. Bu olay Hay’ı çok üzdü ve ölümün sırrı üzerine düşünmeye başladı. Ceylanın cansız bedeni üzerine uzun süre düşündü ve sonunda ölümün sebebinin bedeni terkeden bir güç (ruh) olduğuna karar verdi. Çünkü ceylan’ın bedeni olduğu gibi durmakta fakat canlılığı sağlayan güçten yoksun olduğu için hareket edememekteydi. Böylece Hay hayatı keşfetti...”

İbni Haldun’a ise (öl. 808/1406) bir anlık (tafra, mutasyon) için de olsa insanların fiilen melek haline gelebileceklerini göstermek, dolayısıyla nübüvvet ve vahiy meselesini izah etmek için evrim (tekamül, insilah) konusunu girer. İbni Haldun, Mukaddime’de Farabi ve İbni Sina’nın nübüvvet teorisini, Cahiz, İbni Miskeveyh ve İhvan-ı Safa’nın evrim/tekamül düşünceleriyle meczetmiştir. Burada İbni Haldun’un asıl amacı canlılardaki evrimi izah etmekten ziyade peygamberin gaybtan aldığı bilgi türüne açıklık getirerek temellendirmektir. Yani konu asıl itibariyle epistemolojidir ancak antropolojik bir temele oturtulmaya çalışılmıştır. İbni Haldun açıkça “Hurma ve üzüm ağacı sedef ve salyangoza, maymun insana, insan meleğe insilah edebilir” demektedir. Buradaki “insilah” kelimesi daha iyiye geçme, tekamül, dönüşüm, reform, değişim vb. anlamlara gelmektedir. Öte yandan İbni Haldun “Peygamberler bu haletten ayrılıp beşeriyetlerine döndüğü zaman ilimlerindeki vuzuh ve sarahat onlardan ayrılmaz” derken bu dönüşümü bir anlık sıçrama (tafra) olarak anlamaktadır. Bu açıdan İbni Haldun’un canlı türlerinin birbirine dönüşerek çoğaldığını mı yoksa aralarındaki yakınlığı anlatmak için mi böyle bir açıklama yaptığı tam anlaşılmıyor. Türler arasındaki yakınlığı ve varlığın kategorik dizilişini anlatmak için değil de, bunun bir çoğalma yasası olduğunu anlatmak istediğini varsayarsak bu takdirde şu anki insanların atasının bir zamanlar maymun, meleklerin de bir zamanlar peygamber olduklarını kabul etmemiz gerekecektir. Yine İbni Haldun da kapalı olan bir diğer hususda meleklerden sonra insılahın nereye varacağıdır. İbni Haldun burada susmaktadır ancak biz mantığı sonucuna götürecek olursak, meleklerden sonraki aşama Allah’la bütünleşme, yani vahdet-i vucud veya fenafillahtır. Oysa İbni Haldun’un vahdet-i vucuda kesin olarak karşı olduğu biliniyor...

Görülüyor ki İslam düşünce tarihinde yaklaşık 30’a yakın düşünür ve alim “yaratıcı tekamül” düşüncesini savunmuştur. Görüşlerini özetleyerek aktardığımız Cabir, Nazzam, Cahiz, Biruni, İbni Miskeveyh, İbni Tufeyl, İbni Nefis ve İbni Haldun bunların en önemlileridir. Bunlarla Müslüman düşünürlerin yaratıcı tekamül nazariyeleri aşağı yukarı tamamlanmaktadır. Diğerleri tekrar mahiyetinde olacağı için bu kadarıyla yetiniyoruz.

uzunyol
Evrim konsunda,yaradilis konusunda tartismalarin sonu gelmiyor.

Kerim idda atmis ortaya, alinti yapip arastirmadigi icin,savunamamista,kisaca havada kalmis.
Buna karsin,culturel culup,yanitlarinda yalkasim akilci,bilimsel.
Asil uzucu olan Evrimcileri yetrince tanimamaniz.on yargili yaklasiyorsunuz.

Evrimcilerin sitelerinde gordugum olumlu tarafi,dunyayi tek renkli gormemeleri, arastirmalari. On yargili deyiller.

Tartismak,paylasmak dusunceleri,insana ozgudur,
on yargisiz,hakarete varmadan,anlayarak dinleyerek.
epcot
ALINTI(uzunyol @ Mar 23 2008, 12:45 PM) *

Evrim konsunda,yaradilis konusunda tartismalarin sonu gelmiyor.

Kerim idda atmis ortaya, alinti yapip arastirmadigi icin,savunamamista,kisaca havada kalmis.
Buna karsin,culturel culup,yanitlarinda yalkasim akilci,bilimsel.
Asil uzucu olan Evrimcileri yetrince tanimamaniz.on yargili yaklasiyorsunuz.

Evrimcilerin sitelerinde gordugum olumlu tarafi,dunyayi tek renkli gormemeleri, arastirmalari. On yargili deyiller.

Tartismak,paylasmak dusunceleri,insana ozgudur,
on yargisiz,hakarete varmadan,anlayarak dinleyerek.


yahu adamlar, Haşa Allah'ı inkar ediyorlar, hiç birşeyin yaratılmadığını, herşeyin tesadüf eseri olduğunu idda ediyorlar, sen önyargılı olmaktan bashediyorsun!!!!

Ateist'lere karşı nasıl bir önyargısız yaklaşımı kastediyorsun?
Miroglu
ALINTI(uzunyol @ Mar 23 2008, 12:45 PM) *

Evrim konsunda,yaradilis konusunda tartismalarin sonu gelmiyor.

Kerim idda atmis ortaya, alinti yapip arastirmadigi icin,savunamamista,kisaca havada kalmis.
Buna karsin,culturel culup,yanitlarinda yalkasim akilci,bilimsel.
Asil uzucu olan Evrimcileri yetrince tanimamaniz.on yargili yaklasiyorsunuz.

Evrimcilerin sitelerinde gordugum olumlu tarafi,dunyayi tek renkli gormemeleri, arastirmalari. On yargili deyiller.

Tartismak,paylasmak dusunceleri,insana ozgudur,
on yargisiz,hakarete varmadan,anlayarak dinleyerek.


sen ateizm sitelerinden haberin yok galiba..evrim hakkında okadar soru sordum.adamların çoğu cevaplamak yerine hakaret ve saldırıyı tercih ettiler.

kardeşim ateistler bilgisiz insanlardır tamammı.hayır ateistleri tanımasam bana yutturacaksın burda.

soruları cevaplamak yerine saçmalar ,hakaret ederler vede böylelikle soruları geçiştirir,soran kişiyi susturular.bunun nedeni ise soruların cevaplarını bilmediklerinden kaynaklanıyor...

al işte sorduğum sorular ve ateistlerin meşhur oryantellere taş çıkartacak kıvırmaları.

1.ilk hücre kendi başına tesadüfi ortaya çıkmış diyorsunuz peki okadar bilim adamları gelişmiş teknolojilerle bi hücre bile üretemez iken,tek bi hücre nasıl olurda kör tesadüfler ile ortaya çıkabilir vede bir sürü canlıyı oluşturabilir?

2.evrim mekanizması neden hiç belli olmamaktadır.bu mekanizma en son ne zaman kendini göstermiştir.neden şuan hiç bi canlı evrimleşmemektedir?

3.evrimde matematiksel hesap varmıdır?. mesela maymundan gelen insanlar 50 000 yıl sonra nasıl bir canlıya dönüşecektir.yada bi arslan 5000 yıl sonra ne olacaktır?


http://forum.ateizm2.org/index.php?showtop...mp;#entry110508

ha bu arada.ben senin müslüman olduğundanda şüpheliyim.ateist bi ajanda olabilirsin.

zira bi müslüman başka bi müslümanı yerip,kafiri övmez.culturel clubu övdüğüne göre sen ateistsin.

ben culturel clup denen şahsıda tanıyorum.bu ateistlerin alayı dansöz.işleri güçleri saçmalak/kıvırmak başka birşey değil. çünkü yazdıkları yazılarda sergiledikleri tüm bilgisizlikler,mantık bozuklukları ve güvensizlikler,onların ne halt olduklarını göstermektedir.
Miroglu
ALINTI(nasreddinhoca @ Mar 23 2008, 02:48 AM) *

Ona göre evrenin yaratılışını başlatan Allah, aynı zamanda onu evrimleşme yoluyla teşekkül edici, hem de türleri devamlı evrimleştirici kılmıştır. Bu bakımdan evrimin gerçek sebebi Allah’tır. O, yaratılışı yaratıcı tekamül süreci olarak irade etmiştir. Türler kendi içlerinde taşıdıkları potansiyel kuvvet sebebiyle evrimleşmektedirler. Bu potansiyel kuvvet onlara Allah tarafından konulmuştur. Türlerin içindeki potansiyel kuvvet, fiziksel çevre, iklim şartları, hayat mücadelesi ve doğal seçilimin etkisiyle ortaya çıkmakta, yaratıcı tekamül birbiri ardı sıra türleri ortaya çıkarmaktadır.



sevgili kardeşim..

sana şunu söyliyim.evrim teorisinin ortaya atılma amacı tamamen Allah ı inkardır.

ama buna rağmen bazı müslümanların Allah evrimle yaratmıştır demeleri cidden çok üzücüdür.

tüm araştırmalarda incelenen maymun ve insan fosilleri,böyle bi evrimin olmadığını kanıtlamaktadır..

kainatta tüm canlılar Allah tarafından,onun sonsuz kudretiyle yaratılmışlardır.yani canlılar evrimleşmemiş,bir anda ortaya çıkmışlardır.insanın atası insan,maymunun atası maymundur olay bu.
Zemahşeri
ALINTI(Miroglu @ Jun 9 2008, 08:35 PM) *

sevgili kardeşim..

sana şunu söyliyim.evrim teorisinin ortaya atılma amacı tamamen Allah ı inkardır.

ama buna rağmen bazı müslümanların Allah evrimle yaratmıştır demeleri cidden çok üzücüdür.

tüm araştırmalarda incelenen maymun ve insan fosilleri,böyle bi evrimin olmadığını kanıtlamaktadır..

kainatta tüm canlılar Allah tarafından,onun sonsuz kudretiyle yaratılmışlardır.yani canlılar evrimleşmemiş,bir anda ortaya çıkmışlardır.insanın atası insan,maymunun atası maymundur olay bu.


onu diyen müslümanlar darwin den kaç yuzyıl önce yaşamış biliyor musun. Ayrıca batının evrim kuramı ile islam alimlerinin evrim (tekamülleşme) kuramı aynı değildir.
Miroglu
ALINTI(Zemahşeri @ Jun 9 2008, 09:25 PM) *

onu diyen müslümanlar darwin den kaç yuzyıl önce yaşamış biliyor musun. Ayrıca batının evrim kuramı ile islam alimlerinin evrim (tekamülleşme) kuramı aynı değildir.


tekamülleşme evrim değildir arkadaşım.

ha farzedelim evrimle aynı şey..

ozaman bunu idda eden müslümanların imanları çok zayıf.

benim için ölçü,kuranı kerim,peygamber efendimiz vede gerçek islam alimleridir.

Allah evrim<tekamülleşme> yoluyla canlıları yaratmış diyen kendini alim sanan cahiller benim için ölçü değildir.
Mr_seppy
@Epcot:

walla ben evrim teorisinden felan pek fazla anlamam ama istedigin ara gecis formlarini google'da arattirip istedigin ara gecis formunu buldura bilirsin.

Birde evrimin teori olduguyla ilgili olaraktan: Einsteinin izafiyet teorisi de saadece bir teoridir ancak kesinligi %100 olarak ispatlanmistir.
Mr_seppy
@Miroglu:

Verdigin linkte ne yazik ki her hangi bir kivirma ya da sövme kesfedemedim.

Bu konuda beni aydinlarirsan cok sevinirim cünkü sordugun sorulara gerekli cevaplar verilmis!!!
udanaX
ALINTI(Miroglu @ Jun 9 2008, 08:04 PM) *

sen ateizm sitelerinden haberin yok galiba..evrim hakkında okadar soru sordum.adamların çoğu cevaplamak yerine hakaret ve saldırıyı tercih ettiler.

kardeşim ateistler bilgisiz insanlardır tamammı.hayır ateistleri tanımasam bana yutturacaksın burda.

soruları cevaplamak yerine saçmalar ,hakaret ederler vede böylelikle soruları geçiştirir,soran kişiyi susturular.bunun nedeni ise soruların cevaplarını bilmediklerinden kaynaklanıyor...

al işte sorduğum sorular ve ateistlerin meşhur oryantellere taş çıkartacak kıvırmaları.

1.ilk hücre kendi başına tesadüfi ortaya çıkmış diyorsunuz peki okadar bilim adamları gelişmiş teknolojilerle bi hücre bile üretemez iken,tek bi hücre nasıl olurda kör tesadüfler ile ortaya çıkabilir vede bir sürü canlıyı oluşturabilir?

2.evrim mekanizması neden hiç belli olmamaktadır.bu mekanizma en son ne zaman kendini göstermiştir.neden şuan hiç bi canlı evrimleşmemektedir?

3.evrimde matematiksel hesap varmıdır?. mesela maymundan gelen insanlar 50 000 yıl sonra nasıl bir canlıya dönüşecektir.yada bi arslan 5000 yıl sonra ne olacaktır?


http://forum.ateizm2.org/index.php?showtop...mp;#entry110508

ha bu arada.ben senin müslüman olduğundanda şüpheliyim.ateist bi ajanda olabilirsin.

zira bi müslüman başka bi müslümanı yerip,kafiri övmez.culturel clubu övdüğüne göre sen ateistsin.

ben culturel clup denen şahsıda tanıyorum.bu ateistlerin alayı dansöz.işleri güçleri saçmalak/kıvırmak başka birşey değil. çünkü yazdıkları yazılarda sergiledikleri tüm bilgisizlikler,mantık bozuklukları ve güvensizlikler,onların ne halt olduklarını göstermektedir.


Verdiğin link için teşekkürler. Bence de orda sana hakaret edilmemiş sorularına gayet normal cevap verilmiş.
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.