Canlı varlıklar iki temel ögeden oluşur: zihin ve beden. İnsanoğlunun doğal merakı, evrendeki diğer olaylar gibi, canlı varlıkları da anlamaya ve bu konuda açıklamalara ulaşmaya yöneliktir. Bu amaca yönelik olarak da canlıların zihni, pozitif bilim dallarından psikolojinin kapsamında ele alınmıştır. Canlıların bedeni ise biyolojik bilimler olarak adlandırılan fizyoloji, biyokimya, histoloji, genetik gibi temel bilim dallarıyla tıp gibi uygulamalı dalların alanına girmiştir.
Belli konudaki bilgi birikimi ve teknolojinin yeterli olmadığı durumlarda, karmaşık konuları bileşenlerine ayırmanın ve bu bileşenlerin her birini ayrı ayrı anlamaya çalışmanın pratik bir yönü vardır. İş canlı gibi karmaşık varlıkları ve özellikle de insanı anlamak olduğunda, olayı farklı karmaşıklık düzeyinde ele alan bağımsız bilim dallarının varlıkları haklı da gösterilebilir; psikoloji, fizyoloji, biyofizik ve biyokimya dizisinde olduğu gibi. Ancak bu yapılırken canlı varlığın ne sadece zihin ve ne de sadece beden olmadığını ve canlı teriminin beden ve zihnin oluşturduğu bir bütünü ifade ettiğini unutmamak gerekir. Tek yaklaşım, canlıyı bileşenlerine ayırıp bağımsız bilim dalları içinde incelemek olsaydı, "ağaçları incelerken ormanı gözden kaçırma" tehlikesiyle karşı karşıya kalınabilirdi.
Nöropsikoloğun görev alanı; konjenital, travmatik, tümöral ve enfeksiyöz hasarlar sonucu insanın zihninde, bilişsel süreç ve davranışlarında ortaya çıkan değişiklikleri ve ilgili hastalıkları ortaya koymaktır. Nöropsikolog örneğin, hippokampal formasyon sklerozlarının görüldüğü epilepsi hastalarında öğrenme sürecinin nasıl etkilendiğini veya Broca alanında işlev bozukluğuna yol açan tümöral oluşuma sahip hastanın konuşma becerisinde ne gibi bozulmaların olduğunu belirlemeye çalışır. Beyni içeren hastalıklarla bilişsel ve davranışsal olayların ilişkisinin ortaya konmasını içeren bu faaliyetler bütününe 'nöropsikolojik değerlendirme' adı verilir.
