dergibi
Sep 21 2006, 02:44 PM
Yazar Yalçın Küçük bu kez yazdıkları ile Türkiye'yi ayağa kaldıracak. Son kitabını Türkiye'deki Sabetayistlere ayıran Küçük, kitabının hem ismi hem de içeriği ile olay yaratacak.
"Sabetayizm ve Grup Seks" isimli kitapla ilgili röportaj veren Yalçın Küçük, Türkiye'deki Sabetayistleri açıklıyor. Yazarın iddiaları sanat dünyasında da büyük yankı bulacak. Çünkü Küçük'e göre, Hülya Avşar Sabetay Sevi'nin propagandisti.
Ünlü yazar bu iddiasını şöyle açıklıyor; "Ben Hülya Avşar'ın İbrani ve Sabetayist olabileceğini hiç aklıma getirmezdim. Bir gün, "Kaya usturuplu zina yapıyor" dedi. Bu tipik Sabetay'ın emridir; "Zina yapın ama usturuplu yapın." Sabetay Sevi'nin emirlerinde "free love" yoktur. Ama bu vardır; "Yapın, hissettirmeyin."
Hülya Avşar'ın aile temelini altüst ettiğini savunan Yazar, magazin sayfalarına yansıyan Ali Güven ilişkisini de bir kamuflaj olarak niteliyor. "Zavallı Kaya boşanmak istiyordu" diyen yazar şöyle devam ediyor; "Oligarşi engel oluyordu. Çünkü onun evli görünmesi bazılarının işine geliyordu. Ali Güven'i de herkes tanıyormuş Türkiye'de. Ne işi var, ne gücü... O şu anda Hülya Avşar'ın esas ilişkisini kamufle ediyor." Yalçın Küçük'e göre bu gizli ilişki de Sabetay cemaati içinden...
SABETAYİST OLAN ÜNLÜLER
Yalçın Küçük'e göre ünlü model Deniz Akkaya da bir Sabetayist. Yazar, Akkaya'nın ÇERKES ve İbrani asıllı olduğunu savunuyor. Listede; Mustafa ve Yılmaz Erdoğan, Gülben Ergen gibi bir çok ünlü var...
GÜNAH ARTINCA MESİH GELECEK
Yalçın Küçük'ün kitabındaki asıl ortalığı karıştırıcak iddialar ise Sabetayistlerin yatak odalarıyla ilgili. Küçük'e göre, grup seks Sabetayizmin emri. Bunun nedenini de şöyle açıklıyor Küçük;
"Sevi'nin emridir. Yoksulluk arttığı zaman devrim olacak. Günah artınca Mesih gelecek, kurtuluş olacak. Günah işleyerek kurtulma Sabetayizm'in temel dinsel kurallarından birisidir." Yalçın Küçük'e göre, Sabetayistler bu nedenle grup sekse yöneliyorlar. Buna delil olarak da 21 Mart'ı 22 Mart'a bağlayan gece kutlanan "Kuzu Festivali"ni gösteriyor. Yalçın Küçük'e göre, bu özel günde "İki çift; Doğu dinlerinde olduğu gibi baharda süslenir, yemek yerler. Sonra da eşler değişilir."
Yalçın Küçük'ün Sabetayistlerle ilgili daha bir çok iddiası ve tespitleri de var. İşte bunlardan bazıları;
-Sabetayist isimleri biseksüel isimlerden seçiliyor.
-Sabetayistler de aşk evliliği olmuyor.
-Türkiye'deki Sabetayistler'in hepsi zengin ve ünlü,
-Sabetayistlerin üçte biri Türkiye'ye sadık, diğerleri İsrail'in güvenliğini Türkiye'ninkinden daha çok önemsiyor.
-İbrani asıllı olmayan Türkiye'de Dışişleri bakanı olamıyor.
senih
Sep 21 2006, 04:28 PM
ALINTI(dergibi @ Sep 21 2006, 03:44 PM)

-İbrani asıllı olmayan Türkiye'de Dışişleri bakanı olamıyor.
Yalçın Küçük'ün yazdıklarına itibar edenlere gerçekten çok şaşırıyorum...
Adam sanki suret-i haktanmış gibi eleştirel görünerek düpedüz "Sebetaycı propagandası" yapıyor
ama bizim dindar kesim ise yalanmış-iftiraymış diye endişe etmeden(?) yazdıklarını havada kapışıyor...: ))
blacksun
Sep 21 2006, 04:57 PM
ALINTI(dergibi @ Sep 21 2006, 03:44 PM)

Yalçın Küçük'e göre ünlü model Deniz Akkaya da bir Sabetayist. Yazar, Akkaya'nın ÇERKES ve İbrani asıllı olduğunu savunuyor.
Deniz Akkaya buna çoook kızacak. Hele birde alkol alır cevap vermeye kalkarsa çok küfür yer bu yazar.
CultureClub
Sep 21 2006, 07:35 PM
komik,o kadar.
Aynı Yalçın Küçük Abdullah Gül'ü de sebataycı yapmıştı.
Leader
Sep 21 2006, 07:40 PM
Evet. Olma ihtimali vardır. Sabetaycı olarak nitelendirilen insanlar topluluğu bir ırk olduğundan ötürü bu ırkta her türlü insanı görebilmemiz mümkün olmakla beraber baskın bir davranışlarının da olduğu aşikardır.
islamic_manifesto
Sep 21 2006, 07:57 PM

Sanat dünyamızın zaten %90 ı bu kesimin elindedir..
Hatırlayın ki ünlülerin İnternette dolaşan müstehcen kasetleri..
Daha ne kasetler var..Yani ünlü olmak için çalışmak yada yetenekli olmak değil esas itibari ile size referans olacak birtakım insanlara ihtiyaç var ve haliyle onlarında birtakım talepleri..
Setap Erener den Tarkan'a türk müziğinin Divası Sezen Aksuya kadar müzik dünyası Sebatayistlerden sorulur tıpkı yazılı ve görsel basın gibi.
Abdullah Gül ismini bende çok duydum Tıpkı Adnan Menderes ismi gibi.
Ama bu 10 doğru arasına bir yanlışı sokmak bana kalırsa..
Zira Adnan Menderesi Sebatayist Subaylar idam etmişdi.
Zaten son dönemde Sanat! dünyamızdan mesjlar yoğun olarak geliyor.
Evlilik gereksiz ilkel, çocuk sahibi olmak için evlenmeye ne gerek..falan.
Yani ahlaka karşı açmış oldukları SAVAŞ tam gaz devam ediyor..
ayna
Sep 21 2006, 10:58 PM
yazarın söyledikleri doğru da yanlışta olabilir ama bir gerçek var ki o yadsınamaz;görsel basın ve üzerinde durulması gereken magazin kesimi ,insanları, günah olan şeylere alıştırıp onu günah değil de zamanın yada artık modern yaşamın bir parçasıymış gibi göstermeleridir.zaten basının %90nı israil kaynaklı değil mi?bir işte yahudi eli varsa zaten onda bir sorun vardır.mutlaka bir amaç için yapılıyordur.kendi hayalleri gerçekleşsin diye tüm insanları böcek olarak görüp onları gittikçe cahilleştirmeye çalıştırmıyorlar mı?
biz çok uyanık olmalıyız.aralarında müslüman gibi görünüp aslında olmayan ve insanları farklı yönlendirmek isteyenlerden tutun da her kesimde varlıklarını görüyoruz.rabbim münafıklardan korusun bizi.
İmam Şamil
Sep 22 2006, 12:49 AM
asır
Sep 22 2006, 05:46 AM
Bu zihniyet sermaye ve medyayı elinde bulundurduğu için dünya siyasetinede yön veriyor. Gaflet uykusundan uyanmak için böylelerinede ihtiyaç var.
BAHA06
Sep 23 2006, 03:47 AM
Sebataycı olunmaz sebataycı doğulur.Yahudilik gibi yani, Yalçın küçük sebataycılık propagandası yapmıyor yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekiyor bence.Tabii iddialarına "o şunu dedi bu bunu dedi "den daha sağlam deliller bulmalı.Yine de
Allah razı olsun.
senih
Sep 23 2006, 10:05 AM
ALINTI(BAHA06 @ Sep 23 2006, 04:47 AM)

..Yalçın küçük sebataycılık propagandası yapmıyor yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekiyor bence.
Tabii iddialarına "o şunu dedi bu bunu dedi "den daha sağlam deliller bulmalı.
Yine de Allah razı olsun.
Yalçın Küçük'ten Allah razı olsun ha!....: )))
...
Son yıllarda bir "sebetaycı propagandası" almış başını gidiyor...
Ilgaz zorlu,Yalçın Küçük,Soner Yalçın,Adnan Oktar,Mahmut Çetin,A.Muratoğlu...
gibi yazarlar marifetiyle kamuoynuna;
sebetaycıların ülke içinde ve dışında her şeye hakim oldukları imajı verilmeye çalışılıyor..bu gayretlerinin karşılığında ise onlara yukardaki gibi "Allah razı olsun" bile deniliyor...: )))
Ülke dışında ise yine durum farklı değil...
İsrail ve yahudi lobisinin kitle iletişim araçlarını yönlendirmesiyle ile
dünyaya "Yahudilerin en güçlü olduğu " imajı sürekli pompalanarak "ötekiler" sindirilmeye çalışılıyor..
Geçenlerde Taha Kıvanç, Soner Yalçın'ın Beyaz Müslümanlar...ile alakalı kitabının ne denli
ilmi olduğunu bize bir kaç örnekle göstermişti...
Bkz.Eğlenceli bir kitap..1-2
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=443&y=TahaKivanchttp://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=442&y=TahaKivancKitapta neler yoktu ki..
Risale-i nurları Kabala ile irtibatlamak mı dersiniz,
Aziz Mahmut Hüdai'den tutun Adnan Menderes'e oradan Bülent Arınç'a atılan iftiraları mı
ararsınız...Yoksa Nevzat Yalçıntaş'a Sadık Albayrak'a yada Abdullah Gül'e mi rastlarsınız..
bu yayınlarla sivrilen her şahsın mavi kanlı olduğu-olması gerektiği bilinçaltlarına zerk
ediliyor..
Bizim saf ve dedikoduya ehemmiyet veren dindar insanlarımız ise bunların yazdıklarını hiç
bir araştırmaya tabi tutmadan, "iftira" gibi ağır bir suça alet olmanın korkusunu dahi hissetmeden
"sağa sola yayma görevini" farkında olmadan yerine getiriyorlar..
şeytanın sağdan yanaşmasına aldanarak "gönüllü sebetaycı propagandisti" haline geldiklerinin
farkında bile değiller...
Bu gerçeğe uyananlardan biri olan Şevki Yılmaz'ın geçen yılki itiraflarında,
bu yanlış tavrın özeleştirisi vardı:
..Öyle bir anlatıyorlar ki, korkudan evden çıkmayacaksın...
Peygamberler, düşmanı büyüterek Sahabe'yi korkutmadılar.Allah'ı sevdirdiler.
Şeytan'ı büyütmediler, Şeytan'ın yardakçılarını büyütmediler... (Şevki Yılmaz-itiraflar) http://www.iktibas.info/dergi/2005/nisan/gundem12.htm...
Yahudilik ve masonlukla irtibatlı olan birine sorulan bir soruya karşılık alınan cevap
konuyu özetleyecek mahiyette.:
Soru: Siz, bu erişilmez gücünüzü esas nereden alıyorsunuz ?..
Cevap: Hakkımızda uydurulan efsanelerden...
Kibele
Sep 23 2006, 10:23 AM
ALINTI(senih @ Sep 23 2006, 11:05 AM)

[
Soru: Siz, bu erişilmez gücünüzü esas nereden alıyorsunuz ?..
Cevap: Hakkımızda uydurulan efsanelerden...
Malesef böyle. Bunları gözünüzde büyüttükçe kendilerini olağan üstü güçlere sahip, dünyanın hakimi zannediyorlar. Küçümsedikçe küçülecekler.
feyza:)
Sep 23 2006, 10:26 AM
ALINTI
Soru: Siz, bu erişilmez gücünüzü esas nereden alıyorsunuz ?..
Cevap: Hakkımızda uydurulan efsanelerden...
doğru söylemiş ..
Manâ_
Sep 29 2006, 03:47 PM
Sebataycı olması kuvvetle muhtemel Yalçın Küçük Sebataycıları magazinleştiriyor. Onları kendi hallerinde, sefahat ve lüks içinde yaşayan zararsız sosyeteler olarak sunuyor, sebataycıları deşifre ediyormuş gibi yaparak onları meşrulaştırıyor.
Sebataycılar bu ülkenin son 150-200 yılının en önemli aktörleridirler. Batının ülke içinde taşeronluğunu yaparak Osmanlı devletini yıkanlarda, ırkçılık virüsünü bulaştırarak Arap, Türk ve Kürt’ü birbirine düşman eden de bunlardır. Osmanlı devletini en zayıf döneminde türlü maceralara sürükleyen İttihat ve terakki cemiyetinin beyin takımı da bunlardandır. Sebataycıları bilmeden son 2 asırlık tarihimizi çözemezsiniz.
Dünyanın her yerinde başımızı ağrıtan “Ermeni Sorunu”nu başımıza açanlar da bunlardır. Sebataycıların kontrolündeki İttihat ve Terakki elindeki gücü Ermeni- Yahudi rekabetinden dolayı Ermenilerin tehciri istikametinde kullanmıştır. Sebataycıiar Ermeni tehciri ile hem ezeli rakiplerini atletmişler, hem de Türklere kara bir leke çalmışlardır. Yahudi-Ermeni rekabetinin faturası Türklerin başına yıkılmıştır. “Batılı emperyal güçlerin içerideki taşeronu” Sebataycılar tarihimizle, kültürümüzle bağlarımızı kopardıkları gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin başına bir sürü yapay kriz sarmışlardır.
Yalçın Küçük kitaplarında Sebataycıları deşifre ediyormuş gibi yaparak onları meşrulaştırmaktadır. Küçük’e göre memlekete en önemli hizmetleri verenler onlardır. En büyük sanatkarlar, en kahraman askerler, ülkenin ufkunu açan siyasetçiler onlardan çıkar. Kitaplarında büyük başarılara imza atmış, ülke adına vazgeçile-mez insanlar olarak sunar Sebataycıları. Benzer kitaplar insanımızda korku ile karışık bir özenti oluşturmakta, Sebataycıların “baş edilemez, ulaşılamaz güçler” olduğu vehmini uyandırmaktadır. Sebataycı listeleri sulandırılarak gerçek BÜYÜK Sebataycıların varlığı gizlenmektedir.
Yalçın Küçük’ün Sebataycıları gündeme getiriş şekli fevkalade endişe vericidir. İşin sadece magazin tarafı üzerinde durmaktadır. Bu kesimin ülkenin en hayati kurumlarında varolan ağırlıklarından, bütün ihtilallerde baş aktör olmalarından, ülkenin beyni ve sinirlerini ele geçirmiş olmalarından, etkinliklerini korumak için çevirdikleri türlü hile ve numaralardan hiç söz etmemektedir.
Küçük’ün; Sebataycı paşalardan bahsettiğini, bunların TSK içindeki örgütlenmelerine girdiğini gördünüz mü? Üst yargı organlarındaki ağırlıklarına hiç değinmiş midir? Sivil ve askeri bürokrasideki ağırlıklarından bahsetmiş midir? Hariciyede, Merkez Bankası’nda, finansla ilgili bürokratik birimlerde bunlar ne kadardır? Türkiye ekonomisinin ne kadarına hükmetmektedirler? Ülkenin yaşadığı ekonomik krizlerde etkileri ve sonraki kazançları nelerdir? Demokrasimizi yamalı bohçaya çeviren İhtilallerdeki payları nedir? Darbelerden sonra ekonomik ve bürokratik ne gibi çıkarlar elde etmişlerdir? Popüler yazarlarımız “Sebataycı Olgusu”nun şiddetini sergileyecek bu tür konulara girmezler.
Yalçın küçük ve benzerleri verdikleri Sebataycı listeleri ile kafa karışıklıklarına neden olmakta, bilgilerin güvenilirliğini sarsarak sulandırmaktadırlar. Bunların baş edilemez gücünü vurgulayarak sokaktaki vatandaşa “bunlara teslim olmaktan başka çaren yok” mesajını vermektedirler.
Piyasada korsana düşecek kadar popüler hale getirilen, Sebatay sevi-ci medya tarafından reklamı yapılan, bunları “sevimli, yararlı, ülkeyi ayakta tutan, modern vatandaşlar” olarak sunan yayınlara karşı uyanık olmanızı salıklarım. Bu tür yayınlar Anadolu insanının direncini kırmaya, ümidini köreltmeye matuf yayınlardır.
Sebataycı meselesi bilinçli olarak popülerleştirilmekte, sempatik ambalajlarla sunulmaktadır. Bir taraftan dikkatler tehlikenin vehametinden kaçırılırken, diğer taraftan sebatay sevi-ci yazarlarımız ve medya traj tavanları yapmakta, ceplerini doldurmaktadırlar.
ALINTI
islamic_manifesto
Sep 29 2006, 03:57 PM
ALINTI
Soru: Siz, bu erişilmez gücünüzü esas nereden alıyorsunuz ?..
Cevap: Hakkımızda uydurulan efsanelerden
Kısmen doğru..
Yani Masonik ve Sebatayist örgütler Tapınakçılar Opus DEI falan bu tür örgütler kendi propagandalarını aydın ve yazarlar sayesinde güzel yaparlar.
Ama bu sadece EFSANE olarak düşünülürse anlaşılmaz.
Küresel ölçekteki sermaye baronlarının kimler olduğunu ve amaç ve ideallerinin ne olduğunu iyi düşünmek lazım..
Mesela RAMAZAN ile birlikde neden birtakım magazinel dini haberlerin türetildiğini bilmek lazım
hirahos
Sep 29 2006, 05:15 PM
Üstteki alıntı kimdense; yani bu yazıyı yazan, 4-5 senedir okuduklarımdan çıkardığım satır başlarının önemli gördüğüm bir kısmını çok net bir şekilde okumuş ve yazısına yansıtmış..
Dolayısıyla kendi fikrim gibi katılıyorum..
Bu tür faaliyetleri ben "Tersinden gizlenme" "tersinden kamuflaj" diye adlandırıyorum..
Baktılar mızrak çuvala daha fazla sığmayacak; gerçekte Sabetaycı olmayan bir çok ismi listeye bulaştırarak, kalabalık listelerde önemli bir kısmına da yer vermeyerek tersinden gizlemeye çalışıyorlar.. Buna bulandırma da diyebiliriz.. Çok açık.. Hiç şüphem kalmadı..
Yalçın Hocayı saymak yetmez.. Bu konuda Sabetaycıları ifşaat ettiğini söyleyen bir çok isme dikkat.. Ben Soner Yalçın'dan devam edeyim..
Amman ha.. Sazan olmamak da yarar var.. İsimleri listelerde geçenler hakkında temkinli olalım.. Ola da bilirler, olmaya da bilirler.. İsimleri hiç geçmiyenleri değillerdir diye bellemiyelim..
Magazin haberlerinden ziyade, bir takım dedikodulardan ziyade; miş'lerden, mış'lardan ziyade, üzerinde tereddüt edilmeyecek sağlam yazılı kaynaklara, belgelere; ne bileyim kütük kayıtlarına, nüfus secerelerine vs.. ihtiyaç var..
Sabetay cemaati içinden hepsi etkili noktalara gelen zengin aileler değiller bir kere.. İçlerinde fakir ve güçsüz olan aileleri de çok.. Asıl dikkati çekeceğim; Sabetaycı bir aileden olup da vatanını milletini diğer unsurlardan daha fazla sevip ona üstün faydaları dokunan iyi kimseler de mutlaka çıkmışlardır.. Bunların tanınmış olması da şart değildir.. Toptancılıktan kaçınmak lazım..
İşte tam bu noktada kendi geliştirdiğim bir kıstastan bahsedeyim:
Nerde sistemin imkanlarından sıra dışı, hoş görülmemiş yöntemlerle zengin olmaya, çalmaya çırpmaya, güç ve kuvvet elde etmeye çalışan birilerini görsem ya da halihazırda sistemin kaymağını yiyenlerin; soy ilişkilerine bakarak öncelerini kovalamaya çalışıyorum.. Bazen isabet ettiriyorum, bazen yanılıyorum..
senih
Sep 30 2006, 01:09 PM
ALINTI(hirahos @ Sep 29 2006, 06:15 PM)

Bu tür faaliyetleri ben "Tersinden gizlenme" "tersinden kamuflaj" diye adlandırıyorum..
Baktılar mızrak çuvala daha fazla sığmayacak; gerçekte Sabetaycı olmayan bir çok ismi listeye bulaştırarak, kalabalık listelerde önemli bir kısmına da yer vermeyerek tersinden gizlemeye çalışıyorlar.. Buna bulandırma da diyebiliriz.. Çok açık.. Hiç şüphem kalmadı..
Haklısınız
bu yayınların "bilinçaltlarına sebetaycılık tahşidatı yapmak" dışındaki bir başka fonksiyonu da:
kalburüstü herkesi sebetaycı gibi göstererek içlerinde gerçekten hainlik yapanları kamufle etmek yani "sebetaycılık" isnadını sulandırmak..
Artık, birine "sebetaycı" denildiğinde alınan cevap:
-inanma yaa.. herkese öyle diyorlar... türünde bir şey oluyor..
Bu da "at iziyle it izini karıştırmak"tan başka bir şey değil..
"sebetaycılık" üzerine yayınlanan bazı araştırma kitaplarının halk nezdinde etkili olmaya başlaması üzerine malum yazarların marifetiyle , herkese "sebetaycı" isnadı yapılmaya başlandı ve meselenin magazinleştirilmesi yoluyla inandırıcılığını kaybettirme amaçlandı...
yani millete gına getirilerek konu boğuldu...
Vatandaş, adı geçen şahısların sebetaycı olduğuna inansa onları gözünde fazlasıyla büyütecek,
inanmasa onlar kendiklerini kamufle etmiş olacaklar..
Yani bir taşla iki kuş vuruyorlar...
şimdi dindar olan yada dindar olmayan vatandaşın kafasında aynı iki düşünce var,
1-önemli ve başarılı herkes sebetaycı.. bu adamların muazzam bir gücü var(gözünde büyütme ve yeis)... 2-Kimin sebetaycı olduğu belli değil çünkü yazılanlara göre sebetaycı olmayan ünlü yok(kamuflaj)...
dergibi
Oct 16 2006, 12:52 PM
YALÇIN KÜÇÜK'ÜN ORHAN PAMUKLA İLGİLİ İDDİALARI
Sematayistler, yahudi şifreleri ve azınlıklar üzerine uzman olan Prof. Dr. Yalçın Küçük Nobel ödülünü kazanan Orhan Pamuk hakkında şok iddialarda bulundu.
Yalçın Küçük Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı” adlı kitabının Tevrat’ta yer alan bir Yahudi kavminin bayrağı olduğunu söyledi. Yalçın Küçük, Orhan Pamuk’un Türkiye’de okunmadığını iddia ederken, “Bugün burada Orhan Pamuk’un idamını gerçekleştireceğiz” dedi. Orhan Pamuk’un kitaplarının Yahudi “Kabala” öğretisinin şifrelerine göre yazdığını söyleyen Küçük, yurt dışında Pamuk’un kitaplarının çok satmasının nedeninin bu şifreyi bilenler tarafından okunduğunu savundu.
Yalçın Küçük, Orhan Pamuk’un kitap kahramanı “Ka”nın Yahudi öğretisine göre mistik bir ruhu sembolize ettiğini savundu. Küçük, Nobel jürisine teşekkür ederken jürinin de kendisini doğruladığını ve anlaşılmaz bir yazar olduğunu teyit ettiklerini savundu. “Pamuk’u sadece Hürriyet ve Yaşar Kemal över, Yaşar Kemal de ağalara övgüler düzer” diyen Yalçın Küçük Orhan Pamuk’u deşifre ettiğimizde bu iş Hürriyet gazetesine, Doğan Hızlan’a kadar uzanır” dedi.
ABD’de yayınlanan edebiyat eleştiri dergilerinde Orhan Pamuk ile ilgili yazılan ciddi eleştirilere Türkiye’de hiç değinilmediğin söyleyen Küçük, Pamuk’un tarikat üyesi olduğunu iddia etti.
dergibi
Oct 26 2006, 03:18 PM
SKEÇ KAHRAMANI YALÇIN KÜÇÜK
Karşımızda "serbest çağrışım" metodu kullanarak "dikkat çekme"ye çalışan bir "erken dönem Televole bilim adamı" var. Maksat, "Okudunuz mu? Yalçın Küçük neler yazmış" dedirtmekti ve doğrusu bu işi Hülya Avşar’dan çok daha iyi kıvırıyordu.
Sabetayizm avcılığı!
Hoca kendinden ve alacağı tepkiden o kadar emindi ki, bu işi sersem bir "isim-şehir" oyununa indirgemişti.
Beklediği de oldu: Bu "sersem oyun" müthiş tuttu! Nasıl tutmasın ki? Bu memlekette avanak milliyetçisinden kifayetsiz İslamcısına, köken avcılığına merak sarmış solcusundan şaşkın yarı okumuşuna kadar büyük bir çoğunluk şuna inanabiliyordu:
"Temel sorun kimin hangi kökenden geldiği sorunudur." Böyle bir memlekette Yalçın Küçük "tutturmayacak" da kim "tutturacak"? Böylece herhangi bir Batı ülkesinde "çatlak profesör" falan diye ti’ye alınması kaçınılmaz olan Hoca, memleketimizde iş yapabildi.
"Ne versek gidiyor" kıvamına girmiş olan "Hoca", artık işi iyice şova dökmüş durumda.Geçen akşam Sky Türk’teki şovunu izledim. Manzara şöyleydi: "Reyting Hamdi" ile "Dikkat Şahan Çıkabilir" arası bir kıvam.
Erman Hoca ile Şansal Abi tadında bir söyleşi. Hele Hoca’nın el çırparak bir sıçrayışı var ki, ben hayatımda böyle "tadından yenmez" bir hareket görmedim. İzlediğim bölümde Hoca, kırmızı atkısını sallayarak, "Orhan Pamuk’un son kitabının adı ne? Kırmızı! Peki kırmızı nedir? Önemli bir Yahudi kabilesinin bayrak rengi" dedi ve ardından da "Biz beş taş oynamıyoruz burada, üçkáğıtları çözüyoruz" diye haykırdı.
Tabii ben de kendimden geçtim! Bütün bunları biraz da Mazhar Alanson’un dünkü Kelebek’te yayınlanan söyleşisinden yola çıkarak yazdım. Çünkü gördüm ki yalnız değilmişim!
İşte Mazhar Alanson da Yalçın Küçük’ün kendisiyle ilgili olarak "Gizli Yahudi" falan demesine kafayı hiç takmamış. Tutmuş, patenti Can Yücel’e ait olduğu sanılan o ünlü vecizeyi, yani "Yalçın Küçük’tür ama mide bulandırır" vecizesini hatırlatarak kafasını bulmuş, ötesine de geçmemiş.
Bu tutum tam isabettir! Unutmayalım ki: Artık bir "skeç kahramanı" haline gelmiş olan "Hoca" ile ancak bu şekilde mücadele edilebilir.
Sebataylar ve Mum Söndü
Her alanı kontrol etme hırsındaki Sebatayların pek çoğu (güya) ihtida ederken en rahat hareket alanı sunan Bektaşi toplulukları içinde gizlenmeyi tercih etmişler, bir tasavvuf, sevgi, insanlık yolu olan Bektaşiliği de deforme etmişlerdir. “Ali-siz Alevilik” gibi yaklaşımlarda bunların rolü olduğunu düşünüyorum. Provokatif olaylarla sürekli beslenen Alevi-Sünni gerilimi de Sebatayların kullandığı malzemelerdendir.
İnsan ve dost canlısı, kalender bir İslam yorumu olan Türk Aleviliğini toplumun diğer kesimlerine karşı geren Sebataycılar mezhep endeksli cepheleşmeyi sürekli körüklemişlerdir.
Son yıllarda güç kaybeden Sebataylar ülkenin kaderine hükmeden stratejik noktaları tutmakta zorlanmaktadırlar. Kara Türklerin her alanda artan etkinliğini ve uyanışını kıramamaktadırlar. Buna çözüm olarak Alevilere yatırım yapmaktadırlar.
Yorum farkından dolayı dini duyarlılıkları daha az olan Aleviler laik-çi cephenin ana malzemesi olarak sunulmakta; körüklenen düşmanlıklarla bu kesim Sebataycıların etki alanında tutulmaya çalışılmaktadır. Her türlü milli, dini gelişmeye muhalefet etmede, Bektaşileri öne süren Sebataylar gerçekte kendi politikalarını uygulamaktadırlar.
Nüfus artışında ciddi problemler yaşayan, kendi gençlerini Türkiye’nin hayati müesseselerine yönlendirmekte ve oralarda tutmakta sıkıntı çeken ve bu nedenle sürekli mevzi kaybeden Sebataylar bu açıklarını Alevi kesimle ve kontrol edebildikleri diğer kripto ecnebilerle doldurmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle Alevi vatandaşlarımızın devletin en kritik kurumlarına girmeleri ve oralarda tutunmaları için yol açmaktadırlar. Ne var ki Aleviler de Anadolu evladı ve Karatürktürler. Bu nedenle Alevilere güvenin ve dayanmanın bir sınırı vardır. Hassas kurum ve kuruluşlarda en tepe noktalara kendileri yerleşirken Alevi kökenlileri ancak bir noktaya kadar çıkartmakta, oradan öteye yol vermemektedirler. Böylece hem en tepeleri tutmaya devam etmekte, hem de altlarını boş bırakmamaktadırlar. Yani Alevileri dolgu malzemesi olarak kullanmaktadırlar.
Sabetaycı Yahudiler Alevilerin içine 19.-20. yüzyıldan itibaren sızmış, Alevilerin güvenini kazanarak temel öğretilerini değiştirmiş, Alevilik tarihi kitapları yazarak Aleviliği mecraından saptırmışlardır. Alevi gençlerin pek çoğunu kültürel değerlerinden kopararak rijit, protest birer ateist haline getirmeyi başarmışlardır.
Toplumda yanlış olarak Bektaşilere mal edilen “mum söndü” olayı da aslında Sebataylara ait dini bir ritüeldir.
“Dört Gönül Bayramı” veya “Mum Söndü” diye de bilinen Kuzu bayramı 22 Adar'da (Mart) yapılır. Her sene kuzu eti ilk defa bu bayram münasebeti ile ve hususi merasimle yenir. Bu merasimde en aşağısı ikisi erkek ikisi kadın olmak şartıyla evli dört kişinin bulunması lazımdır. Bu çiftlerin sayısı artırılabilir. Kadınlar iyi giyinmiş ve süslenmiş oldukları halde sofra hizmetinde bulunurlar. Yemekten sonra biraz eğlenilir ve muayyen zamanda ışıklar söndürülerek karanlıkta kalınır... Bu bayram vesilesi ile doğacak çocuklar bir nevi kutsiyeti haiz tanınırlar.” (Gövsa, Sabatay Sevi, S. 64) Ilgaz Zorlu da “toplu seks ve mum söndü olayının Tanah'taki birtakım dualardan kaynaklandığını” vurgulamakta, (Zorlu, Evet Ben Selanikliyim, S.51), hatta; “bazı Sabataycı din adamlarının Lut örneğinden hareketle ensest ilişkiyi meşru kabul eden kararlar verdiklerini” ifede etmektedir. (Zorlu, a.g.e.S.62)
“Mum söndü”yü Sebataycılar “Sevi Mesih”in gelmesi için dini bir rükün olarak yapmaktadırlar. İnançlarına göre günahlar ne kadar yayılırsa kurtarıcı Mesihin gelmesi o kadar kolaylaşacaktır. Bundan dolayı ahlaksızlıkların ve dejenerasyonun arkasında bu kesim bulunmaktadır.
Alevilik İslamın bir yorumudur. Gerçek dedeler Hz. Ali evladıdırlar. Dedelerin soyları yakın zamana kadar tutulmakta ve bilinmekte idi. Ancak son 100-150 yıldır Sebataycıların bu kesime yönelmesinden sonra bu silsilede de karışıklılar olmuştur. Pek çok Alevi derneğinin başına, Bektaşi tekkelerine dede olduğunu iddia eden Sebataylar geçmeye başlamıştır.
Aleviler inançları ve gelenekleri ile oynanarak istismara açık hale getirilmişlerdir. Alevi kardeşlerimizin; inançlarını tahrip ederek kendilerini toplumun diğer kesimleriyle kavgalı hale getiren yabancı unsurlarla mücadele etmeleri, istismar edilmekten kurtulmaları ve gerçek Aleviliğe yönelmeleri gerekmektedir.
Yusuf Gezgin
habitualmente
Dec 9 2006, 06:56 AM
Bu yazı ile aleviler aklanmış . Mum söndü adeti Sebatayların bir geleneğiymiş.
EL MUHYİ
Dec 24 2006, 05:43 AM
Ticaret Odası yönetiminin kente bir Sabatay Sevi Müzesi kurulmasını önermesi, İzmir'i karıştırdı. Çarşamba günkü meclis toplantısında, Agora semtindeki Portekiz Sinagogu'nda, 370 bin YTL'ye bir Sabatay Sevi Müzesi kurulması önerisi sunulması bekleniyor. Toplantıda, kurumun 2007 yılındaki 21 milyon YTL'lik bütçesinin de dahil olduğu 10 maddelik çalışma programı görüşülecek. Bazı meclis üyeleri, öneriye şiddetle karşı çıkıyor.
İzmir Ticaret Odası'nın (İZTO) 65 bin üyesi bulunuyor.
İZTO'nun 2006 yılı son meclis toplantısı, önümüzdeki Çarşamba yapılacak. İZTO yönetimi, toplantıdan bir hafta önce, 179 meclis üyesine, Yönetim Kurulu Çalışma Programı ve Bütçesi'nin yer aldığı 425 sayfalık bir kitapçık gönderdi. Kitapçıkta, 2007 faaliyetlerinin ele alındığı 378. sayfasındaki Sabatay Sevi Müzesi başlığı altında yer alan iki paragraftaki şu ifadeler dikkat çekti: “Sabatay Sevi, Musevilik tarihinde önemli yer tutan bir kişiliktir ve İzmir'de yaşamıştır. Hatta Sabataycılık, Museviliğin bir kolu olarak varlığını sürdürmüştür. İzmir'in tarihinde önemli yeri olan olay ve kişiler, kent belleğinin bir parçasıdır. Bu nedenle, Sabatay Sevi'nin Musevi tarihindeki rolünü ortaya koyabilecek ve çeşitli eski eserlerin de yer alacağı bir müze kurulması, müzenin eski bir sinagog veya eski bir binada yapılması düşünülmektedir.”
TURİZME RENK KATACAK
İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, Sabatay Sevi Müzesi kararının henüz alınmadığını, meclis oturumunda tarttışılacağını söyledi. Böyle bir müzenin, 'Müzeler Şehri' yapmayı düşündükleri İzmir'e renk katacağını düşündüklerini anlatan Demirtaş, “Amacımız tamamen turizme renk getirmek. Bu tür renkli kişilerin de dikkate alınması gerekiyor” dedi.
Sabatay Sevi Müzesi fikrini destekleyen meclis üyesi Necmi Çalışkan, İZTO'nun daha önce de kilise ve sinagogların restorasyonu için karar aldığını, bu son projenin de aynı şekilde bir kültür yatırımı olduğunu savundu. Yahudi asıllı Türk vatandaşların İzmir'in kültüründe önemli bir yer tuttuğunun altını çizen Çalışkan şunları söyledi:
“İzmir'i turizm ve kongre merkezi yapmak istiyoruz. Doğal olarak etnografik değerlerimizi korumamız gerekir. İzmir'i uluslararası turizme sunmak, İzmir'in para kazanmasına vesile olacak her değeri yaşatmak istiyoruz. Musevi vatandaşların oluşturduğu kültür İzmir için çok önemlidir. Bu işin felsefesine inanıyoruz. İnsanlar gelsin otellerimizde yatsın, İzmir'de alış veriş yapsın. Sabatay Sevi kültürü 1700'lü yıllarda başlar. Bu kültürün Yahudi kültüründe önemli yer kapladığını düşünüyoruz. Önemli bir kültürel ve folklorik değer yani.”
'MEŞRUİYET' TARTIŞMASI
İZTO'nun bazı meclis üyeleri müze projesine şiddetle karşı çıkıyor. Projeye karşı olan üyeler, İzmir'in en büyük sivil toplum kuruluşu olan Ticaret Odası kullanılarak Sabataycılığın meşru hale getirileceğini savunuyor. Meclis Başkan Vekili Necip Nasır, Sabatay Müzesi'ne karşı olan isimlerden. Böylesine gereksiz bir girişimin, yönetim tarafından son anda geri çekileceğini düşünen Necip Nasır, “300 yıldır gizli olan bir yapılanmanın ticaret odasının gündemine gelmesi yadırganacak bir şeydir. Farklı bir amaçla yapılmış olabilir” dedi. Sabatay Müzesi'nin yapılmasına karşı çıkan meclis üyelerinden bir diğeri olan Salih Büyükuğur, İZTO yönetiminin geçen yıl da sinagog ve kiliselerin onarımı için 3 milyon YTL para ayırdığını ve bu karara muhalefet şerhi koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu talep Yunanistan konsolosundan gelmiş. Kapalı kapılar arkasında dolaplar dönüyor. İZTO Başkanı Demirtaş bunun kulisini yapmıştır, meclisten geçirir. Çünkü meclis üyelerinin yüzde 30'u, kurduğu şirketlerin de ortağı.” Sabatay Sevi Müzesi'ne karşı olan bir diğer meclis üyesi de Vasfi Çakıroğlu. 2007 yılında, üyelerden toplanan aidatın 170 YTL'den 250'ye çıkarılacağını, toplanan paraların da toplumu dejenere edici, kamplara bölücü konular için harcanacağını ileri süren çakıroğlu şöyle konuştu: “ Sevi'ye Yahudiler bile karşı çıkıyor, 'Yahudi dönmesi' deniyor. ”
Sabatay Sevi kimdir
1626 yılında Yahudi bir ailenin çocuğu olarak İzmir'de dünyaya geldi. 22 yaşındayken kendisinin 'mesih' olduğunu ilân etti. Gelişmelerden huzursuz olan İzmir Hahambaşılığı, Sevi'yi şehri terk etmeye zorladı. Uzun bir süre Şam ve Kahire'de yaşayan Sevi, 1665 yılında İzmir'e geri döndü. Birkaç yıllık süre içinde Sabataycılık akımı hızla güçlenerek Venedik, Amsterdam, Hamburg, Londra ve bazı Kuzey Afrika kentlerine kadar yayıldı. 1666 yılı başlarında, İstanbul'a gelen Sevi, Osmanlı yetkilileri tarafından tutuklandı. 16 Eylül günü Edirne'de Sultan 4. Mehmet'in huzuruna çıkarıldı. Sevi, din değiştirerek Müslüman olmayı kabul etti. Ancak Sevi'nin din değiştirmesi müritlerinin çoğunu hayal kırıklığına uğrattı. Zamanla itibarını yitiren Sevi, sürgün olarak gönderildiği Arnavutluk'ta, 1676 yılında öldü.
yeni şafak
APS
Dec 26 2006, 11:39 PM
Sabataizm önemlidir.
Bu insanlar;
- En iyi okullarda okumuşlardır. Özel okullar, fevziye okulları (şimdi ışık okulları ), Robert koloji , Notre Dame vb yabancı okullar . Yüksek öğrenim ve doktorayı hatta liseyi hep avrupa ülkelerinde bitirmişlerdir. (1800 yıllardan bu yana). Yüzyılın başında millet yiyecek ot bulamazken bunlar yabancı okullarda eğitim gördüler.
- Çocuklar çoklu zekaya göre yönlendirilir. Sanat , yazar, siyaset, bürokrat ve lider (ideolog) olarak karşımıza çıkar.
- Sanat eğitimini mutalaka alırlar; tiyatro, sinema, resim, müzik, beste, edebiyat, ve sayamadığım tüm sanat dallarında bunlar öncü ve yönlendiricidirler. Mesleklerinden başka mutlaka bir sanatsal hobi vardır. Nedense bu hobileri bize bir meslek olarak yansıtılır.
- Cumhuriyet ve Osmanlı tarihinde tüm ilkler bunlardandır. İlk düşünen, ilk yazan, ilk açan, ilk kuran, ilk çalıştıran, ilk UÇAN . Eğer bunlar olmasa biz mağara devrinde yaşıyorduk. (1700 yılından önce sanki dört kıtada at koşturan onlardı . *İlizyonizm*)
- Büyük bir reklam kapmanyasıyla her alanda birbirlerini tutarlar. Koministi dincisi faşisti laiki bir anda herşeyi unutur toplu bir ağızla aynı mızıkayı çalarlar. Medyası sanatı bürokrasi hep aynı kişileri yani kendilerinin reklamını yapar.
- Kendinden olmayan ünlüleri, rezil rüsva ederler. Güçleri yetmiyorsa ortaklaşa iş yaparak hedeflerine ulaşırlar. Davet ettikleri ünlüler hep kendilerinden, yerdikleri de hep bizdendir. Sonra garip ünlümüz büyük bir şoka uğrayarak topluma küsmektedir.
- Spor kulüplerini onlar kurmuş ve yönetirler. İlk 30- 40 yıl kendileri oynamışlardır. Sonra yetenekli Türklere oynatmaktadırlar. Örneğin futbol da 100 futbalcudan belki % 100 bizdendir. Çünkü bu iş reklam la olmuyor, çalışma ve yetenekle oluyor.
- Biyografilerde ebeveynlerin, kardeşlerin ismi itina ile saklanır. Deşifre olanlar ise ballandıra ballandıra anlatılır. Büyük büyük dedesi Osmanlı ulemasındanmış. Yok şu boydan gelmiş, şu tekkeyi beklemiş, bektaşi imiş. Büyük anne Kur'an okurmuş.
- İzmiriler hariç hep balkanlardan göç etmişlerdir. Bazı bölgelere yoğun göç olmuştur. O bögedeki ünlü oranı abartı olarak sırıtır.
- Savundukları ideolojilerde (kominizm gibi) çoğu samimidir fakat içlerindeki gizli eller bunları yönetir. Sınırları aşarlarsa hayatı pahasınada olsa kellesini koparırlar. Çok kaza şehidi vermişlerdir tarihlerinde.
- Bizimle iç içe yaşamazlar ve böylece gizlenmiş olurlar. Karşımıza çıkarlar oyununu oynarlar bize bir yağlama yaparak alkışlar arasında sahneyi terkederler. Tatil yerleri, okulları, mahalleleri, Cafeleri, parkları, mezarlıkları, spor merkezleri, internet siteleri, dernekleri kendilerine aittir. Biz oralara giremeyiz, ya paramız ya mevkimiz yada ahlakımız engeldir.
- Müslümanlarla evlenmezler veya evlendikleri Anadolu çoçuğunu ileride başımıza önder yaparlar. O da vatan millet sakarya der. Bizde soldaki hıncımızı ona dua ederek, yasinler okuyarak gidermiş oluruz.
- Ailedeki kardeşlerin birisi ekonomiyle ilgilenirki, pastadaki paydan o aile de nasiplensin. Öyle parasız sanat olmaz.
- Aile içinde bazı fertler nasrani ülkelere terki diyar yaparak gelecekteki sürgün hayatlarına tapu ayarlamaktadır. Burada sömürülen parayı orada yönetecek birisi olsun değilmi. Fakat bir gün buradan koğulacaklarının bilincindedirler.
- Ahlaki ve dini değerleri milim milim bozmaktadırlar. Devrimciliği sevmezler isteselerdi Osmanlı yı 100 yıl önce yıkarlardı fakat bu işler birden olmuyor. 10-30-50-100-300 yıllık planlar yapmak lazım.
- İslam ortak düşmanlarıdır. Müslümanları komplekse sokarak sindirmişlerdir.
- Görevler paylaşılmıştır. Gençken güzellik yarışmalarına katılacaksın sonra manken olacaksın. Film artisti olacaksın sonra saygın bir hanım efendi ve sonunda büyüklerden tavsiyeler adı altında kitaplar yazacaksın.
- Herhangi bir koltuk ve makamı Türklere vermek istemezler. Sanki birisi Türkiyedeki koltukların sayısını biliyor ve ona göre taksim yapıyor.
- Dünya yahudi sömürüsünü aynen taklit etmektedirler. Onun için kendilerinden konuşulmasını seviyorlar şu an.
- Ekonomik ve diğer alanlarda çok gelişmişler. Anadolu işadamının şirketi kar ediyorsa iki kat para verirler ve elinden alırlar. Boyun eğmiyorsa iş cinayete kadar gider. Diğer alanlardada aynen öyle. Arebesk sanatcısı çok meşhurken niçin pop müziğini tercih etsin?
dergibi
Feb 5 2007, 03:50 PM
Sebatay'lar konusunda uzman Yalçın Küçük, bu kez "Binbirgece Dizisine" yorum getirdi. İşte evlere şenlik Bergüzar Korel yorumu.
O kız inek gibi bakıyor
Yalçın Küçük yine ilginç bir tartışma başlattı.
SKY Türk'te pazar günleri program yapan Prof. Küçük, televizyondaki çıplaklık ve şiddet unsurlarını eleştirirken "Türkiye'de çok az tecavüz yaşanıyor" dedi. Programın sunucusu bu sözlere çok şaşırdı. "Nasıl yani az tecavüz mü oluyor?" diye sordu.
Yalçın Küçük ise "Evet az tecavüz oluyor, çünkü televizyonlara bakıyorum spikerlerin göğüs çatallarına bakmaktan bir şey izleyemiyorum. Her taraf çıplak kadınlarla dolu. Bu kadar çıplaklıktan sonra Türkiye'deki tecavüz sayısı az bile oluyor." dedi.
Yalçın Küçük bu arada Binbir gece'nin güzeli Bergüzar Korel'e de değinmeden geçemedi.
Küçük, "Ben o kızı da gördüm. İşte 150 bin dolar falan. O kız erkeklere inek gibi bakmaktan başka ne yapıyor ki!, Böyle inek gibi bakıyor." dedi.
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz Gerekmektedir
Buraya Tıklayın.