Seyfullah
Sep 20 2006, 10:24 PM
Kardeşlerim bir sitede atılan msjda şöyle yazıyordu:
"Sevgili kardeşlerim.Mehdi geldi. Biz artık ona tabiiyiz. İnanmıyorsanız Hacet Namazı kılın ve Allah'tan sorun inş. Bakın bakalım kimi göreceksiniz. Hidayet evresi tamamlandı. Şimdi hidayetin gelişme çağındayız. Allah rızası için hacet namazı kılın. Çünkü kılanlar hep aynı kişiyi görüyor. Yani mehdiyi Allah rızası için hacet namazı kılın ve size Allah gösterecek zaten. Yakında tüm islam devletleri birleşecek. Çok kısa zamanda olacak bunlar. İslam güneşi batıdan çoktaaan doğdu. Benden söylemesi. Allah razı olsun."
Bunu okuyunca kafam çok karıştı

zira bende birkaç salih rüya gördüm ve sofi bir akrabamızdan oradaki seyyidin:Bu zaman azığınızı çoğaltın borca harca girmeyin zira ortalık fena karışacak dediğini duydum. Bazı alimlerde bu ramazan ayını bazı şeylerin başlangıcı olarak görüyorlar.Ben Hacet namazını daha kılmadım eğer kılabilen arkadaşımız varsa Allah için kılsın,bizle paylaşsın sonra.Eğer Mehdi a.s geldiyse çok geçmeden ona yetişmeliyiz...

Görüşlerinizi bekliyorumm...
Kerem kardeş bu konu vardı diye kapatma nolur yoksa kafayı yiyecem aklımı yedi bitirdi bu konu..
islamic_manifesto
Sep 20 2006, 10:32 PM
Sefa geldi hoş geldi..
Seyfullah
Sep 20 2006, 10:48 PM
Ya ALLAH için yapmayın basite almayın şu işi

ALLAH için
YOrumLArıNIzI bekliyorum
Hilalnur
Sep 20 2006, 11:02 PM
Kilalim bir hacet Namazi bakalim ne görecegiz,gerci ben birsey göremem de...
Merak ettim görenler KIMI görmüs ?
Kumral Abdal
Sep 20 2006, 11:18 PM
Bu sorulara büyüklerin cevabı hep üstü kapalı şekilde olmuştur.
Dünya " Doğumu bekleyen sancılı bir hamile kadın gibidir " olmuştur
ALINTI(Vuslat Rana @ Sep 19 2006, 12:43 PM)

Aşk ilahidir;imanla başlar,vahdete götürür.Gönülde doğar,gönülde yaşar.Sırrı saklamayanlar başını verir.
Leader
Sep 20 2006, 11:42 PM
Mehdi geldiyse bize geldi. Biz niye gideceğiz. Onun bize gelmesi kendisini göstermesi gerekmez mi? Kendi gücünü ispat etmesi gerekmez mi? Yoksa bu birilerinin insanların zayıf yönlerini kullanarak bir sektörü kullanmaya çalışmanın zuhuru mudur? Emek harcamadan statü kapmaya çalışanların yeni bir oyunu olacak mıdır bilinmez ama mehdi öyle bir köşeye girip sinip sonra da bizim ona ulaşacağımız bir platform olmaktan öte bir kavram olacağı aşikardır. Lütfen kanmayalım. İnanmayalım. Bu ülkede o kadar çok yalancı var ki....
BAHA06
Sep 21 2006, 12:55 AM
ALINTI
"Sevgili kardeşlerim.Mehdi geldi. Biz artık ona tabiiyiz. İnanmıyorsanız Hacet Namazı kılın ve Allah'tan sorun inş. Bakın bakalım kimi göreceksiniz. Hidayet evresi tamamlandı. Şimdi hidayetin gelişme çağındayız. Allah rızası için hacet namazı kılın. Çünkü kılanlar hep aynı kişiyi görüyor.
Bence burda kasdedilen Mehdi (a.s) den ziyada Mesihdir.Çünki Bediüzzaman "Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır. Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır." demiştir.Aşağıda Ahir zamanda gelecek Mehdi-Mesih ve Deccal ile ilgili bilgi var.İnşallah faydalı olur.
"Âhirzamanda Hazret-i İsâ Aleyhisselâm Deccalı öldürdükten sonra, insanlar ekseriyetle din-i hakka girerler. Halbuki, rivayetlerde gelmiştir ki, "Yeryüzünde Allah Allah diyenler bulundukça kıyamet kopmaz." Böyle umumiyetle imana geldikten sonra nasıl umumiyetle küfre giderler?
Elcevap: Hadis-i sahihte rivayet edilen, "Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın geleceğini ve şeriat-i İslâmiye ile amel edeceğini, Deccalı öldüreceğini" imanı zayıf olanlar istib'ad ediyorlar (akıldan uzak görüyorlar). Onun hakikati izah edilse, hiç istib'ad yeri kalmaz. Şöyle ki:
O hadisin ve Süfyan ve Mehdî hakkındaki hadislerin ifade ettikleri mânâ budur ki:
Âhirzamanda, dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:
Birisi: Nifak perdesi altında risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr edecek, Süfyan namında müthiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı, Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan ehl-i velâyet ve ehl-i kemâlin başına geçecek, Âl-i Beytten Muhammed Mehdî isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyanın şahs-ı mânevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.
İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüt eden bir cereyan-ı nemrudâne, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, Ulûhiyeti inkâr edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zâbitan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nevi padişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.
Öyle de, Allah'ı inkâr eden o cereyan efradları, birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispritizma ve manyetizmanın hâdisâtı nev'inden müthiş harikalara mazhar olan Deccal ise, daha ileri gidip, cebbârâne surî hükûmetini bir nevi rububiyet tasavvur edip ulûhiyetini ilân eder. Bir sineğe mağlûp olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet dâvâ etmesi ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malûmdur.
İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın şahsiyet-i mâneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlâhiyenin semâsından nüzul edecek, halihazır Hıristiyanlık dini o hakikate karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek, mânen Hıristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılâp edecektir. Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.
Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlûp olan İsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken, âlem-i semâvatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsâ Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şeyin vaadine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır. Madem Kadîr-i Külli Şey vaad etmiş, elbette yapacaktır.
Evet, her vakit semâvattan melâikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine vaz' eden (Hazret-i Cibril'in Dıhye suretine girmesi gibi) ve ruhanîleri âlem-i ervahtan gönderip beşer suretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelâl, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmı, İsâ dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi için, değil semâ-i dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hazret-i İsâ, belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme için ona yeniden ceset giydirip dünyaya göndermek, o Hakîmin hikmetinden uzak değil. Belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için vaad etmiş ve vaad ettiği için elbette gönderecek.
Hazret-i İsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u imanla onu tanır. Yoksa, bedâhet derecesinde herkes onu tanımayacaktır." (15, Mektup)
vesselam
Selman007
Sep 21 2006, 02:18 PM
Bircok insan gordum ve bircogu birilerini Mehdi ilan ettigini gordum. Peki dedim Mehdi gelmeden once zuhur edecek alametler neredeee? Bagzilari bunlari tevil edip cevap vermeye calistilar bagzilari cevapsiz biraktilar. Anlayacaginiz bu bos istir. Herkes yaptigi isleri ile ugrasin ve Mehdi gelecegi yok. Var diyenler buyuk alametleri gostersinler. Bilmem biri dunyanin obur kosesinde ruya gormus ve yasadigini ilan etmis. Bunlar bos isler herkes yaptigi islerle konsantreli olsun diyorum.......
Mehdi a.s gelirse basimizin ustunde yeri var ama once alametleri gorelim....
Seyfullah
Sep 21 2006, 07:32 PM
ALINTI(Selman007 @ Sep 21 2006, 03:18 PM)

Bircok insan gordum ve bircogu birilerini Mehdi ilan ettigini gordum. Peki dedim Mehdi gelmeden once zuhur edecek alametler neredeee? Bagzilari bunlari tevil edip cevap vermeye calistilar bagzilari cevapsiz biraktilar. Anlayacaginiz bu bos istir. Herkes yaptigi isleri ile ugrasin ve Mehdi gelecegi yok. Var diyenler buyuk alametleri gostersinler. Bilmem biri dunyanin obur kosesinde ruya gormus ve yasadigini ilan etmis. Bunlar bos isler herkes yaptigi islerle konsantreli olsun diyorum.......
Mehdi a.s gelirse basimizin ustunde yeri var ama once alametleri gorelim....
Ben bir gece tamamen ümitsizliğe düştüğümde Mehdi falan yokmuş dediğimde Allah c.c onun alametini aynı gece rüyamda gösterdi.Tüm kalbimle yakın olduğuna inanıyorum.Mehdi başlı başına bir alamettir zaten.Kıyamet alametidir.Mehdi çıkışından önce olacak olaylar şöyle bildirilmiş:
"Beni Abbasın değirmeni döndüğü zaman,bayrak sahipleri atlarını şamda zeytin ağaçlarına bağladığı zaman ve bu orduyla Allah ın "esheb ve ailesini" yok ettiği zaman,onlardan kaçacak saklanacak kimsenin kalmadığı zaman
Caferiler(iranlılar) ve Abbasiler(ıraklılar) düştüğünde ciğer yiyen oğulları Şamda mindere oturduğunda Berberi kavmi de Şam'a geldiği zaman işte bu Mehdinin Alametidir."(Irak düştü,İran çırpınıyor Lüban şam toprağı sayılır ve bayrak sahipleride birleşmiş milletler kuvetleridir.Mehdinin zuhru çok yakın işte)
"Bir fitne görülür,bunu diğer fitneler takip eder ve
birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar ve
bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir.Sonra da hilafet,yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdiye evinde otururken gelecektir."
"
Açıkça Allah inkar edilmedikçe Mehdi ye beyat edilmez"(Herkes rahatça ben ataistim diyor evrim denen saçmalık ders olarak okutuluyor)
"Zamanın inkıtaa(kesilme) uğradığı zaman Mehdi denen adam gelecek ve ihsanı bol olacaktır.(Tsunamide dünyanın yörüngesinde bir zaman kısalması söz konusu olmuştu)
"Bizim Mehdimiz için iki alamet vardır ki Allah semavat ve arzı yarattığından beri böyle birşey olmamıştır.Bunlar Ramazanın ilk gecesinde ay yarısındaysa güneşin tutulmasıdır. Allah gökleri ve yeri yarattığından beri böyle birşey olmamıştır"
"Mehdi her dokuzdan yedisi öldürülünceye kadar çıkmaz.Günahsız insanların öldürülmeside onlardandır"(lübnan-filistin hatta açlığa terk edilen Afrika)
"Muhammed bin Sami den:Ben Hüseyin bin Ali r.a dedim ki:Bu işin önünde alametler var mıdır? dedi ki:evet beni Abbasın helakı(ırak) süfyaninin çıkması .Beyda da batma.Zira bu işler
tesbih taneleri gibi arka arkaya gelir."Selman007;Bunların öncesinde birçok fitneden bahsedilmiştir.Hakkında daha kapsamlı okumak istersen "Pegamberimizin dilinden GELECEĞİN TARİHİ adlı kitabı alabilirsin mesela.yazar:Orhan BAYTAN MEVSİM yayıncılık.
www.beklenenmehdi.com buradada sorularına güzel cevaplar var...
Mehdi nin alametleri apaçık ortada.Eğer geldiyse ona ulaşmalıyız biran önce o bizim için değil bizi Allaha davet için gelecektir;"Ey insanlar!Ben sizleri Allah ı hatırlatıyorum!"...
"... Sizden ona kim yetişirse,kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin,ona katılsın..."
Ya Mehdi gelirse ve farkında olmadan onu sıradan bir direnişçi sanırsak? Ya ona değilde-ALLAH GÖSTERMESİN-Deccale tabi olursak?Kardeşlerim bu hassas konudur.Mehdi apaçık ortada olacaktır ama herkes onu farketmeyecektir.Fitneler içinde yüzen Ahirzzaman ümmeti inşallah onun bayrağı altında toplanırız hepimiz.Onu bulmak için uğraşıp didinmeliyiz.Yoksa Vallahi ben bu rahat hayatımın hesabını ödeyebileceğimi sanmıyorum.
Hacet namazı kılan kardeşimiz varmı???
ALINTI(Hilalnur @ Sep 21 2006, 12:02 AM)

Kilalim bir hacet Namazi bakalim ne görecegiz,gerci ben birsey göremem de...
Merak ettim görenler KIMI görmüs ?
Vallahi bilmiyorum.Ama bir kaç yıl evvel bir tanıdığımız onu rüyasında görmüş delikanlı suretinde anlatmıştı. Mehdi uyuyormuş tanıdıkta sanki onun üstüne eğilmiş gibi üstünden bakıyormuş ona.Bir anlık bir görüntüymüş bu tabii.Anında uyanmış.Yüzü nurdan parlıyordu demişti bize...
islamic_manifesto
Sep 21 2006, 08:06 PM
Mehdiyi sıradan direnişçi sanmak mı?

Arkadaşlar Mehdi eğer yeryüzüne gelmiş ise bundan haberdar olmak gerekmez..Ben mehdiyim diyecek olduğunu nerden biliyoruz ki?
Deccal geldiğinde Ben deccalım yada Süfyan geldiğinde ben süfyanım mı dedi yada diyecek..! ! !
Allah'u alem o gelir ve vazifesini yapar bizim olmamız yada olmamamız bilmemiz yada bilmememiz ona bir zarar getirmez.
Belki bu hakikatten haberdar çok az insan olacak..Ama bu onun vazifesini eda etmesine engel olmayacak..
Selman007
Sep 21 2006, 08:08 PM
Kardesim ruyanin dindeki hucceti nedir anlat...... Ruyan seytani mi yoksa Ilahi mi?
Seyfullah
Sep 21 2006, 08:19 PM
ALINTI(Selman007 @ Sep 21 2006, 09:08 PM)

Kardesim ruyanin dindeki hucceti nedir anlat...... Ruyan seytani mi yoksa Ilahi mi?
Hadis No : 0946
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Zaman yaklaşınca, mü'minin rüyası, neredeyse yalan söylemeyecek. Esasen mü'minin rüyası, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür." Buhari'nin rivayetinde şu ziyade var: "Peygamberlikten cüz olan şey yalan olamaz."
Kaynak: Buhari, Ta'bir 26; Müslim, Rüya 8, (2263); Tirmizi, Rüya 1, (2271); Ebu Davud, Edeb 96, (5019)
Hadis No : 0947
Ravi: Ebu Katade
Tanım: Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işitmiştir: "
Rüya Allah'tan dır. Hulm (sıkıntılı rüya) şeytandandır. Öyle ise, sizden biri, hoşuna gitmeyen kötü bir rüya (hulm) görecek olursa sol tarafına tükürsün ve ondan Allah'a istiaze etsin (sığınsın). (Böyle yaparsa şeytan) kendisine asla zarar edemiyecektir."
Kaynak: Buhari, Tıbb 39, Bed'ü'l-Halk 11, Ta'bir3, 4, 10, 14, 46; Müslim, Rüya 5, (2262); Muvatta, 1, (2, 95
Hadis No : 0949
Ravi: Ebu Rezin el-Ukeyli Lakit İbnu Amir İbni Sabire
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Mü'minin rüyası, nübüvvetin kırk cüzünden bir cüzdür. Bu rüya, anlatılmadığı müddetçe bir kuşun ayağında (takılı vaziyette) durur. Anlatılacak olursa hemen düşer."
Kaynak: Tirmizi, Rü'ya 6, (2279, 2280); Ebu Davud, Edeb 96, (5020)
Hadis No : 0950
Ravi: Ebu Said
Tanım: Mü'minin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür.
Kaynak: Buhari, Ta'bir 4; Muvatta, 1, (2,956)
Hadis No : 0951
Ravi: Ebu Said
Tanım: Tirmizi'de Ebu Said'den şu rivayet kaydedilmiştir: "En sadık rüya seher vakitlerinde görülen rüyadır."
Kaynak: Tirmizi, Rü'ya 3, (2275)
Hadis No : 0952
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Resulullah (sav) şöyle demişti: "Benden sonra, peygamberlikten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır!" Yanındakiler sordu: "Mübeşşirat da nedir?" "Salih rüyadır!" diye cevap verdi." Muvatta'nın rivayetinde şu ziyade var: "Salih rüyayı salih kişi görür veya ona gösterilir."
Kaynak: Buhari, Tabir 5; Muvatta, Rüya 3, (2, 957); Ebu Davud, Edeb 96, (5017)
Bahsettiğim rüyalar seher vaktinde sağ tarafa dönük olmak üzere görülen sonrada rahat uyanılan rüyalardır,yani salih rüyalardır.Salih olup olmadığından bir şüphem olsa zaten fitne sebebiyle sizle paylaşmazdım.Hadislerle bir müminin rüyasının tanımı yapılıyor. arzedebildim mi acaba kardeşim?
ALINTI(islamic_manifesto @ Sep 21 2006, 09:06 PM)

Mehdiyi sıradan direnişçi sanmak mı?

Arkadaşlar Mehdi eğer yeryüzüne gelmiş ise bundan haberdar olmak gerekmez..Ben mehdiyim diyecek olduğunu nerden biliyoruz ki?
Deccal geldiğinde Ben deccalım yada Süfyan geldiğinde ben süfyanım mı dedi yada diyecek..! ! !
Allah'u alem o gelir ve vazifesini yapar bizim olmamız yada olmamamız bilmemiz yada bilmememiz ona bir zarar getirmez.
Belki bu hakikatten haberdar çok az insan olacak..Ama bu onun vazifesini eda etmesine engel olmayacak.. Mehdiye faydan dokunmayacak Allahın dinini yüceltmeye şeytanı uzaklaştırmaya yardımın olacak dolayısıyla kendine yardımın olacak.Mehdi ben Mehdiyim demeyecek ama birzaman sonra Ümmedi Muhammed etrafında toplanacak.Ümmet Mehdiye veya Süfyani- Deccale biat edecek.
Vallahi Onun yardımcısı ancak Allahdır ve Mehdi yalnız Onun için çarpışacaktır.Melekler yardımına hazır bulunacaktır ve onun ordusunda şehid olanlar bedir ehli gibi ecir alacaklardır.Mehdi geldiyse ve haberimiz olmazsa gafletten uyanmadan bu dünyadan göç edersek Allah bize neden Cihad üzerine farz olunduğu halde Cihada biad etmedin diye sormayacak mıdır?Hangi yüzle cevap vereceğiz acaba???
Deccal kendine göre mesihdir,Süfyani de kendine göre Mehdidir.Onların kendilerini nasıl Deccal veya Süfyani diye tanıtmasını bekleriz ki zaten???
islamic_manifesto
Sep 21 2006, 09:01 PM
ALINTI
Allah bize neden Cihad üzerine farz olunduğu halde Cihada biad etmedin diye sormayacak mıdır?Hangi yüzle cevap vereceğiz acaba???
Cihad için mehdiyi beklemeye gerek yok..
Bataklıkdaki bir kimseye el uzat..Bir yoldan çıkmışa islamı teblit et..Ailene efradına irşadda bulun işte budur senin cihadın..
Cihad düşman ve kafir öldürmek değildir.Allah'ın yüce adını ve Şanı Yüce nebinin adını bayraktarlaştırmak ve insanlık burcuna dikmekdir.
Bu yolda atılan her adım yapılan her fiil Cihaddır.
Mehdi şiirin kafiyesini koyacak son kişidir belkide..Ama bu şiiri yazmak islam ümmetinin işi..
Seyfullah
Sep 21 2006, 09:19 PM
ALINTI(islamic_manifesto @ Sep 21 2006, 10:01 PM)

ALINTI
Allah bize neden Cihad üzerine farz olunduğu halde Cihada biad etmedin diye sormayacak mıdır?Hangi yüzle cevap vereceğiz acaba???
Cihad için mehdiyi beklemeye gerek yok..
Bataklıkdaki bir kimseyeel uzat..Bir yoldan çıkmışa islamı tebliş et..Ailene efradına irşadda bulun işte budur senin cihadın..
Cihad düşman ve kafir öldürmek değildir.Allah'ın yüce adını ve Şanı Yüce nebinin adını bayraktarlaştırmak ve insanlık burcuna dikmekdir.
Bu yolda atılan her adım yapılan her fiil Cihaddır.
Mehdi şiirin kafiyesini koyacak son kişidir belkide..Ama bu şiiri yazmak islam ümmetinin işi..Bence Mehdi silinmiş silgi izlerinden ibaret olan bir şiiri diriltecek.
Cihad elbette çeşit çeşittir ama apaçık Cihad varken yerinde oturmakda pek akıl işi olamaz herhalde. Şahsen ben apaçık cihad için mehdiyi bekliyorum zira kimin kim olduğunu bilmez kimin için savaşacağımızı bulamaz haldeyiz.
Allah herzaman Cihad edeni el üstünde tutmuştur,dini için adak olarak canını adayanı...
Neden Mehdiye yardımcı olmaktan bahsedince konu kayıyor acaba;Sanki sen şehidlik şerbetini istemezmiş gibi????
islamic_manifesto
Sep 21 2006, 09:27 PM
ALINTI
Sanki sen şehidlik şerbetini istemezmiş gibi????

Yok tabi..Ama bütün dinibütün müslümanları Şehid verdik meydan çakallara kaldı..
Çanakkalenin boşluğunu hala dolduramadık.
Onun için ben ölmek değil diri kalmak ve karşılarında olmak kanaatindeyim.Ama bu şehidliği hafife almak yada istememezlik değil.
Bugün islam davası UHUDDAN çok daha ötededir..Hayberin çok üstündedir.O gün kapıları söken Haydar-ı Kerrar vardı bugün dağları titretecek insanlara ihtiyaç var..
O gün Müslümanlar Mekkeden Medineye hicret etmişdi bugün kıtalar aşmak gerek..
O gün düşman karşıda ve gözgöze idi şimdi ise düşman içimizde ve bünyenin içindeki Kurt gibi mukavemet edilemez halde..
Yani mücadele meydanı hala kızgın..Samimi müslümanların yapacağı hizmetlere çok ihtiyaç var..
Ke[R]eM
Sep 22 2006, 02:28 AM
Konu, mehdiden cihada kaymış durumda. Farklı bir bakış açısı getireyim mi olaya? 
ALINTI
Soru:
http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00027.htm
Ben dini yönden son günlerde yapılan konuşmalardan çok etkilenmiş olan biriyim. Kıyamet, Mehdi'nin inişi, dünyanın sonu gibi kavramlar arasında bocalamaya başladım. Okuduğum kitaplarda bu konular hakkında bana yeteri bilgiyi vermiyor. Gerçi veriyordur belki ama üniversite öğrencisi olmama rağmen yazılanları anlamakta zorluk çekiyorum. Bugün ki (20 Ekim 2002) yazınızda dini eğitimi konu edinmiştiniz, ben de bana yardımcı olabileceğinizi düşündüm. Bana bu konularda yardımcı olursanız sevinirim.
Cevap:
Dünyanın sonu gelecek, kıyamet kopacak ve her şey yok olacak. Allah âhirette bizleri yeniden, dünyadaki "oluşumuza benzer şekilde", ama kıyamet şartlarına dayanacak durumda ve mahiyette yaratacak. Sonra hesap, muhakeme, ödül veya ceza...
Mehdi inancı kesin bir inanç unsuru/ögesi değildir. Kur'an'da yoktur. Hadislerde geçen de yoruma tabidir; her zaman bize rehberlik edecek iyi insanlar anlamına da gelir. O'nun geleceğine inanmayan da müslümandır. Mesela İbn Haldun Mehdi ile ilgili hadislerin kesin dini bilgi kaynağı olacak nitelikte bulunmadığını ileri sürmüştür. Geleceğine inananlara göre de vakti belli değildir.
Müslümanı ne kıyametin ne zaman kopacağı, ne de Mehdi'nin ne zaman geleceği ilgilendirir; bunlara takılıp kalmanın anlamı yoktur. Sevgili Peygamberimiz "Kıyamet kopmaya başladığında elinde bir fidan olan onu diksin" buyuruyor. Yani "Sen vazifene bak, yapman gerekeni yap, kıyamet kopadursun, o seni ilgilendirmez, ecelin gelince gideceğin yere gidersin".
Bir kurtarıcı beklentisi hep olagelmiştir; sebebi de acizlik, zaaf, himmeti ve hizmeti başkasından bekleme psikolojisidir. Fatih İstanbul'u fethederken Mehdi beklemiyordu, bu vazifenin kendisine ait olduğuna inanıyor ve gerekeni yapıyordu. Bir küçük İsrail karşısında darmadağınık hale gelen bugünkü müslümanlar ise akıl, imkan ve güçlerini bir araya getirecek, Allah'ın verdiği imkanları sonuna kadar kullanacak yerde oturup Mehdi bekliyor, gelişinin yaklaştığına dair alametler arayıp bularak avunuyorlar.
Yavuz-TR
Sep 22 2006, 04:47 AM
Mehdi konusu hemen hemen her asırda tartışalgelmiştir.. Daha evvelki bir çok Allah dostlarına, büyük velilere de mehdi gözüyle bakanlar olmuştur..
Bu dönemde de gene aynı konu gündeme geliyor ama, zulüm zirve yaptıgına göre , zamanın pek uzak olmadıgı anlaşılıyor..
Bir müslüman olarak bize düşen şudur bence: Mehdiyi tanımak , algılayabilmek ve haberdar olabilmek meslesi, Gercek bir iman nuruna ve ferasete baglı bir seydir.. Elbette ki herkes tanıyamayacak.. İstidrac ile kerametin farkını bilmeyen insan nasıl ayırır? Bir olaydaki hikmeti sezemeyen, nasıl anlasın ki? Himet nuru işin perde arkasını gördürür insana..
Öyleyse, bize düşen, kalbimizdeki imanı kuvvetlendirmek, nefsin engel ve takozlarından, kirlerinden yavaş yavaş arınmaktır.. Kalbi Allaha cc. yakınlaştırmaktır.. Oraya nuru yerleştirebilmek indirebilmektir.. O zaman feraset nurlarıyla haikatlerden haberdar olunur.. İslamı gercek anlamıyla yaşamaktır yani,, Kabuktan öze inebilmektir.. Çünkü mücahit vasfını ve niteliklerini kazanamadan, asla cihad edemeyiz..
Veya bu niyet ve gayret içinde olmakla beraber, Allahın dostlarına tabi olup onların gölgesine girmek
lazım.. Çünkü , biz belki anlayamayız ama, onlar gercekleri anladıkları için, bizi de aradıgımız mehdinin yanına götürür.. Biz şu anda bize düşeni samimiyetle yaparsak, Allahu teala da bizim için en hayırlısı konusunda, kendi üzerine düşeni yapacaktır..
saygı ve sevgilerimle..
Selman007
Sep 22 2006, 04:57 PM
Eger ruyan delil olsaydi ozaman onca Evliyalar Peygamber efendimizden duyduklarini delil olarak kullanabilrdiler.....
Senin bir ruya gormen birsey ifade etmez....
Ruya gorduysen bunun tabirini kim yapti?
ALINTI
Rüya tabir etmek Allah vergisidir. Herkes rüya tabir edemez. Akıl ve mantık bu iş için yeterli değildir. Rüya merhametli ve öğüt verebilecek durumda olanlara anlatılmalı, güzelce yorumlayamayacak kişilere söylenmemelidir. Hz. Peygamber (s.a.s) bir hadislerinde de "Rüya gören onu hiç kimseye söylemediği sürece o, bir kuşun ayağına bağlıdır (zuhur etmez); söylerse zuhur eder. Böyle olunca rüyanızı yalnız akıllı, sizi seven veya size öğüt verecek durumda olan kimselere söyleyin" buyurmuştur (Tirmizi).
İmam Malike "Herkes rüya tabir eder mi?" Diye sorulmuş "Nübüvvetle oynanır mı?" demiştir. Yine İmam Malik Rüyayı iyi tabir edenler yorumlasınlar. Eğer iyi görürse söylesin; iyi görmezse iyi söylesin veya sussun" demiştir.
"İyi görmese de onu iyi olarak mı tabir etsin?" sorusuna, "Hayır" demiş; sonra "Rüya nübüvvetin bir parçasıdır. Nübüvvetle oynanmaz" diye cevap vermiştir (Kurtubî, Tefsir, IX, 122-127; Elmalılı, Hak Dini Kuran Dili, IV, 2863-2869; Kuşeyri Sarih Tercümesi, XII, 271).
Rüya genel olarak iki kısma ayrılır:
Birincisi: Doğru ve güzel olan rüyalar. Bu tür rüyalar, uyanıklık âleminde doğru çıkan rüyalardır. Peygamberlerin, onlara uyan salih müminlerin gördükleri rüyalar bu tür rüyalardır. Bazan dindar olmayan insanlar da bu tür rüyaları görürler.
Bu tür rüyalar üç grupta ele alınabilir.
1- Yoruma ve tabire ihtiyaç göstermeyecek kadar açık seçik rüyalar, Hz. İbrahim'in rüyası gibi...
2- Kısmen yoruma, ihtiyaç gösteren rüyalar. Hz. Yusuf'un rüyası gibi...
3- Tamamen tabir ve yoruma ihtiyaç gösteren rüyalar. Mısır hükümdarının gördüğü rüya gibi...
İkincisi: Adğâs adı verilen karmakarışık ve hiç bir anlam taşımayan rüyalardır. Bu tür rüyalar da bir kaç kısma ayrılır
a- Şeytanın uyuyan kişiyle oynaması ve onu üzmesine sebep olan rüyalar. Mesela kişi rüyasında başının koparıldığını ve kendisinin başının peşinden gittiğini görür. Ya da korkunç ve tehlikeli bir duruma düştüğünü ve hiç bir kimsenin kendisini kurtarmaya gelmediğini görür.
b- Meleklerin haram bir şeyi uyuyan için helal kıldığına veya haram bir iş teklif ettiklerine dair olan ve aklen muhal ve imkansız olan buna benzer işlerle ilgili rüyalar.
c- Kişinin uyanık iken üzerinde konuştuğu veya olmasını temenni ettiği bir şeyi uyanık iken itiyad haline getirdiği bir şeyi rüyasında görmesi.
Bu durumda rüyanın üç çeşit olduğu görülmektedir.
a- Allah tarafından bir müjde olabilen bir rüya. Buna rahmanî rüya denir. b- Kişinin uyanık iken önem verip kalben meşgul olduğu bir şeyle ilgili olarak gördüğü rüya. c- Şeytan tarafından korkutulan kişinin gördüğü rüya. Buna şeytanî rüya adı verilir.
Kötü bir rüya gören bir müslümanın yapacağı işler:
Gördüğü rüyanın şerrinden ve şeytanın şerrinden üç kez Allah'a sığınır. Şöyle der: "Allah'ım, bu rüyanın şerrinden ve rahmetinden uzak kalmış olan şeytanın şerrinden sana sığınırım." Rüyanın hayra dönüşmesi için dua eder. Bu tür rüyayı hiç bir kimseye anlatmaz.
Müslüman gördüğü iyi bir rüyadan ötürü uyanınca Allah'a hamdeder. Bu rüyadan dolayı sevinir, bunu bir müjde kabul eder. Rüyayı sevdiği bir kimseye anlatır, sevmediğine kesinlikle arılatmaz.
ıstakoz
Sep 22 2006, 06:09 PM
Hz. Mehdi geldi mi bilemem ama hadislerde hz. Mehdi'nin gücüyle doğudan batıya kadar her yerde hüküm süreceği belirtiliyor. Dünyanın şu anki durumuna bakarsak böyle bişey söz konusu bile değil.. o halde gelmiş olamaz. Yakın zamanda gelir mi onu da bilemem Allah tâbi olan,farkedebilenlerden eylesin..
BAHA06
Sep 23 2006, 04:03 AM
ALINTI
Hz. Mehdi geldi mi bilemem ama hadislerde hz. Mehdi'nin gücüyle doğudan batıya kadar her yerde hüküm süreceği belirtiliyor. Dünyanın şu anki durumuna bakarsak böyle bişey söz konusu bile değil.. o halde gelmiş olamaz. Yakın zamanda gelir mi onu da bilemem Allah tâbi olan,farkedebilenlerden eylesin..
Hadisleri yanlış tevil ediyorsunuz.Bu mesih-deccal-mehdi ile ilgili tüm hadislerde tevil hatası yapılıyor bir örnek:
"Rivayette var ki, "Deccal çıktığı gün bütün dünya işitir ve kırk günde dünyayı gezer ve harikulâde bir eşeği vardır."(İbn-i Kesîr, Nihâyetü'l-Bidâye ve'n-Nihâye, 1:106; İbn-i Ebî Şeybe, el-Musannef, 7:495-500)
Allahu a'lem, bu rivayetler tamamen sahih olmak şartıyla tevilleri şudur: Bu rivayetler mucizâne haber verir ki, "Deccal zamanında vasıta-i muhabere ve seyahat o derece terakki edecek ki, bir hadise bir günde umum dünyada işitilecek. Radyo ile bağırır, şark-garp işitir ve umum ceridelerinde(gazete) okunacak. Ve bir adam kırk günde dünyayı devredecek ve yedi kıt'asını ve yetmiş hükûmetini görecek ve gezecek" diye, zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon, radyo, şimendifer, tayyareden mucizâne haber verir"
....
Hem Deccal, deccallık haysiyetiyle değil, belki gayet müstebit bir kral sıfatıyla işitilir. Ve gezmesi de her yeri istilâ etmek için değil, belki fitneyi uyandırmak ve insanları baştan çıkarmak içindir.(5, şua)
Bu 30-40 örnekten sadece biri yazının tamamını aşağıdaki linkten indirip okuyabilirsiniz.
Seyfullah
Sep 23 2006, 02:44 PM
ALINTI(Selman007 @ Sep 22 2006, 05:57 PM)

Eger ruyan delil olsaydi ozaman onca Evliyalar Peygamber efendimizden duyduklarini delil olarak kullanabilrdiler.....
Senin bir ruya gormen birsey ifade etmez....
Ruya gorduysen bunun tabirini kim yapti?
selman kardeş senle paylaşmasamda rüyamın yorumunu işin ehli birinin yaptığından emin ol,ehli beydden biri...ayrıca ben sanırım hata yaptım sizle paylaşmak gibi bir hata,keşke söylemeseydim ...hale bak din kardeşin seni niye rüya gördün diye boğazlayacak neredeyse...
Mağlub
Sep 25 2006, 05:46 PM
ALINTI(Leader @ Sep 21 2006, 12:42 AM)

Mehdi geldiyse bize geldi. Biz niye gideceğiz. Onun bize gelmesi kendisini göstermesi gerekmez mi? Kendi gücünü ispat etmesi gerekmez mi? Yoksa bu birilerinin insanların zayıf yönlerini kullanarak bir sektörü kullanmaya çalışmanın zuhuru mudur? Emek harcamadan statü kapmaya çalışanların yeni bir oyunu olacak mıdır bilinmez ama mehdi öyle bir köşeye girip sinip sonra da bizim ona ulaşacağımız bir platform olmaktan öte bir kavram olacağı aşikardır. Lütfen kanmayalım. İnanmayalım. Bu ülkede o kadar çok yalancı var ki....
Mehdi Geldiyse bize Geldi ne demek.Sizi yada beni Cemaatine Alacakmı? Elinizde Senetiniz mi Var?Tamam dediğiniz gibi Her Sene Bi Aklı Evvel kişi çıkıyp yada Akılsız Çıkıp ben Mehdiyim BEn MEsihim Diyor Ama Mehdi Geldiyse Bize Geldi Demek Biraz Agır Değilmi?
Seyfullah
Sep 25 2006, 09:32 PM
ALINTI(maglup @ Sep 25 2006, 06:46 PM)

ALINTI(Leader @ Sep 21 2006, 12:42 AM)

Mehdi geldiyse bize geldi. Biz niye gideceğiz. Onun bize gelmesi kendisini göstermesi gerekmez mi? Kendi gücünü ispat etmesi gerekmez mi? Yoksa bu birilerinin insanların zayıf yönlerini kullanarak bir sektörü kullanmaya çalışmanın zuhuru mudur? Emek harcamadan statü kapmaya çalışanların yeni bir oyunu olacak mıdır bilinmez ama mehdi öyle bir köşeye girip sinip sonra da bizim ona ulaşacağımız bir platform olmaktan öte bir kavram olacağı aşikardır. Lütfen kanmayalım. İnanmayalım. Bu ülkede o kadar çok yalancı var ki....
Mehdi Geldiyse bize Geldi ne demek.Sizi yada beni Cemaatine Alacakmı? Elinizde Senetiniz mi Var?Tamam dediğiniz gibi Her Sene Bi Aklı Evvel kişi çıkıyp yada Akılsız Çıkıp ben Mehdiyim BEn MEsihim Diyor Ama Mehdi Geldiyse Bize Geldi Demek Biraz Agır Değilmi?

Vallahi bravo okadar terleyip veremediğim cevabı çok iii vermişsinizz....
furkan81
Sep 28 2006, 01:09 AM
ALINTI
"Sevgili kardeşlerim.Mehdi geldi. Biz artık ona tabiiyiz. İnanmıyorsanız Hacet Namazı kılın ve Allah'tan sorun inş. Bakın bakalım kimi göreceksiniz. Hidayet evresi tamamlandı. Şimdi hidayetin gelişme çağındayız. Allah rızası için hacet namazı kılın. Çünkü kılanlar hep aynı kişiyi görüyor. Yani mehdiyi Allah rızası için hacet namazı kılın ve size Allah gösterecek zaten. Yakında tüm islam devletleri birleşecek. Çok kısa zamanda olacak bunlar. İslam güneşi batıdan çoktaaan doğdu. Benden söylemesi. Allah razı olsun."
Bu sözler, kendisine mehdi resul diyen iskender ali mihre ve taifesine aiittir. Her zaman bu nakaratı tekrarlarlar. Hacet namazını kılın mürşidinizi, mehdinin kim olduğunu sorun filan derler. Yani kaale alınacak bir durum değil.
O değilde aklıma arada bir şu gelir. Bu nur cemaatleri Bediüzzamanın Mehdiden bir önceki müceddit olduğunu ve Mehdinin gelip risaleleri program yapacağını söylerler. Bu noktada hakikate ulaşmak için mürşidi kamile gerek yok, kitap (risale) okuyarak da hakikate ulaşılır diyorlar. Hatta daha ileri gidip tarikatı inkar da ediyor pek çoğu. Peki ama ya Mehdi gelmezse bu yüzyılda -ki Bediüzzamandan sonra da bir hayli zaman geçti- ne olacak o zaman bu iddaalar? Nur cemaati mensubu arkadaşlar ne düşünür acaba bu noktada?
bilgekralaliya
Oct 5 2006, 11:57 AM
Selamun Aleyküm!
Konu baya bir çetrefillenmiş işin burasında kim beni dinler artık bilemem ama ben gene de konu ile ilgili fikir serdetmeye devam edeceğim. Öncelikle Eski bir mecelle kuralı olan ve zaten mantığa da bire bir uygun olan "İstismara müsait olan haller hükümlere illet ve medar olamaz" kuralını unutmayalım. Yani bir rüya ne kadar gerçeğe benzese de rüyadır. Şunu unutmayalım ki rüyanın oluşumunda bir çok psikolojik etken vardır. Mesela evlenmek için istihareye yatanlar vardır. Çoğu zaman Aslında o anda gönlü istiyorsa istediği renkleri görür, gönlü istemiyorsa başka renkler görür. Bu anlamda Rüya ile amel edilmez. Zaten bu yönde de hadisler mevcuttur. Bunun yanında zaten bu gibi konularda önemli derecede hadis bilgisine sahip olmanın gerekliliği açıktır. Mesela Takvim yaprağındaki hadislerle insan nasıl hayatına yön verir.
velevki hadis ilmi açısından baktığınızda kütübü sitte bile kendisindeki çelişik hadislerden dolayı zaaflıdır. Bu yüzden size tavsiyem bu konuda hadislerden ziyade kurana bakın. Gerçi her konuda kurana bakın. Hadisler güvenirliliklerini önemli ölçüde zedelemişlerdir. Bunun sebebi bundan önceki dönemlerdeki örneğin ali taraftarları ve muaviye taraftarları arasındaki siyasal sebepler gibi sebeplerdir. Fakat kuranda zerre kadar şüphe yoktur.
Bu uzun girizgahtan sonra şunu söylemekiyim. Mehdi gelecek mi sorusuna verilecek en güzel cevap "Bana ne" olacaktır. Çünkü onun gelmesi benim sorumluluklarımı ne arttıracak ne de eksiltecektir. Velevki gelmiş olsa bile eğer yetkinse kendisine zaten tabi olunur. Fakat ben gelmeyeceği kanaatindeyim. Söylediğim gibi öyle biri gelirse de ben tabi olurum.
Bakın size aslında mehdinin 1400 küsür yıl önce geldiğini isbat edebilirim. Mehdi kelimesi ile hidayet kelimesi aynı kökten gelir ve mehdi klavuz gibi bir anlmdadır. Yani yol gösteren kimse. Hidayet ise bildiğimiz gibi sapkınlıklardan arınmak, sıratı mustakime ulaştıran yola tabi olmaktır. Aranızda bakara suresinin birinci ayetini okuyanlar var mı bilmiyorum ben okudum. orada ne dediğini iyi hatırlayın. "elif lam mim, kendisinde şüphe olmayan bu kitap sorumluluğunun bilincinde olanlar için hidayet kaynağıdır" Yani neymiş hidayet arayan bir insandan değil Allahtan bunu dileyecek. Bir insanı beklemektense Allahın kitabına bakacak. Mehdi dediğiniz kurandan başka birşey değildir. Kuranı yavaş yavaş ve üzerinde inceden inceye düşünerek okuyun. Kardeşlerim hepinizin bir kuran tasavvuru olsun. Allah sizinle muhattap olup duruken sizin başkalarıyla muhattab olmanız yakışık almaz.
Vaktim olmadığı için kısa kesmeye gayret ettim. Bu benim buradaki ilk mesajım. Bundan önce www.kurannesli.org sitesine de yazı göndermişliğim vardı. Fakat bu site kapatıldı. Şu anda www.kurannesli.info adresinden yayın yapmaya başladı. Dilerseniz diğer kardeşlerinizi de ziyaret ediniz.
Selam ve Dua ile....
Allah'a emanet olun. Zira o emanetlerini asla zayi etmez. Esenlik yurdunda buluşmak dileği ile...
fikretbayer
Oct 10 2006, 12:33 AM
Selamun Aleyküm!
Hz Mehdi (AS) suan bana göre 33 ve 34 yaslari arasindadir ispati:
Ashâb-ı Kütüb-i Sitte'den İmam-ı Hâkim'in "Müstedrek"inde ve Ebu Dâvud'un "Kitab-ı Sünen"inde, Beyhaki "Şuab-ı İman"da tahriç buyurdukları: "Her yüz senede bir, Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor..."
yine bir hadis te söyle geciyor :
Ebu Davudun Süneninde Allah Rasulü (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “İnnallâhe yeb'asü li hâzihi'l-ümmeti alâ ra'si külli mieti senetin men yüceddidü lehâ dînehâ - Her yüz senede bir, bu dini tecdid edecek bir insanı Allah gönderir.” (Ebu Davud, Melâhim, 3740)
buna göre Bediüzzaman Said Nursi cagimizin müceddid-i olduguna göre simdiki yüz yilin müceddid-i kim .....? oalabilir tabii ki Hz Mehdi(AS) dir, Bediüzzaman hazretleri 1873'te Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde dünyaya gelmiş.
2006-1873=133 yani bu demek tir ki Mehdi(AS) yasi 33 ile 34 arasidir.
CIKIS TARIHI= 2013 en gec cikis tarihi daha erkende cikabilir
Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaslarındadır.
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 4140 yaşındadır. Diğer bir rivayete göre 30 ile 40 yaşındadır.
Kıyamet Alametleri, 1631873+100 = 1973 bu tarih Mehdi(AS) in dogum tarihidir
1973+40 = 2013 bu tarih de Mehdi(AS) cikis yilidir.
yine de herseyi Allah(CC) bilir sadece benim ki bir tahmin yanlis bir sey varsa hakinizi helal edin.
diyeceklerim bu sadece siz musluman kardeslerimle paylasmak istedim Allaha emanet olun
Selam................
fuzuuli
Oct 10 2006, 01:44 AM
iyi güzel hesap yapmışsın da bediuzzaman hazretlerinden sonra mehdinin geleceğini nerden biliyosun...
En doğrusunu Allah(c.c) bilir...
bilgekralaliya
Oct 10 2006, 09:22 AM
Selamun Aleyküm!
Kardeşlerim yanlış yapıyorsunuz. Benim yukarıdaki açıklamalarımı tekrar okumanızı tavsiye ederim. Çünkü sizin yaş tahminlerini, Mehdi yada müceddid ilan ettikleriniz Allah'ı ilgilendirmiyor. Bunlar sizin uydurduğunuz isimlerden başkası değildir. Mehdiyi beklememeiz gerektiğini söyleyen bir ayet yoksa böyle bir sorumluluğumuz da yoktur. Hem mehdinin gelmesi bizim sorumluluklarımızı arttıracak mı azaltacak mı? O gelse biz namazlarımıza namaz mı ekleyeceğiz yoksa bizden namaz sakıt mı olacak. yada emri bil maruf tamen mehdinin üzerine mi kalacak? Bırakın zanda bulunmayı ve Allahın kitabına bakın. Hele ki bazı kardeşler Risaleden hesaplar yaparak kıyametin tarihini tahmin etmiyorlar mı? Çok fazla sinirlenen biri değilim ama o zaman kan beynime sıçrıyor. Allah: "Sana saati soruyorlar deki onun ilmi Allahın katındadır" diyor. Siz neyi düyü belirsiz ebced ve diğer hurufi saçmalıklarıyla uğraşıyorsunuz. Allah size mehdi ile alakalı bir ayet bile indirmemişken siz kalkmış mehdi gelecek diyorsunuz. Peygamber Allahın bildirdiğinden başka ne bildirir. Bana kalırsa Allahın size verdiği bilginin dışında zanna uyup kendinizi helak etmeyin. Mehdiye inanmak yada isanın nüzuluna inanmak bir iman meselesi değildir. Namazlarınızı kılın, Allahın size rızık olarak verdiğinden infak edin, insanları hayra çağırın, salih amelde bulunun, bunları yaparsanız Mehdi gelirse eğer ona tabi olma konusunda Allahın sizi yanıltacağını zannetmiyorum.
Bu arada Mehdi insanların kendisidir. Rad suresi 11 ayette "bir toplum kendi nefsinde olanı değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez" buyrulur. Yani değişmek sizin elinizde Mehdi arıyorsanız o sizin içinizdedir. Allah hidayeti bulmak isteyene Hidayet Dalaleti bulmak isteyene dalalet veriririm demiyor mu? Bunca açık ayet dururken sahih olup olmadığı belli olmayan bir yığın uydurma hadise mi inanacaksınız. Hem de Hadis hakkında yeterli bilginiz var mı bu ayrı bir tartışma konusu zaten.
Umarım anlaşılmışızdır...
Allah'a emanet olun. Zira o emanetlerini asla zayi etmez. Esenlik yurdunda buluşmak dileği ile.... Selam ve Dua ile...
remz
Oct 10 2006, 01:53 PM
Kardeşler,
Şu gün gibi aşikâr ve bir hakikattir ki, ahir zamanda Mehdi Aleyhisselâm da, İsa Aleyhisselâm da teşrif edecek ve bu din (İslâm Dini ) payidar olacaktır. Elbetteki her şeyin hakikisi olduğu gibi, sahteleri de vücud bulacak ve kıyamete yakın müslümanları yanıltan bir sürü deccal çıkacaktır. Bu haberlerin (nassların) inkârı insanı küfre götütür. Ehemmiyet vermemek de -küfre sebep olmaz ise de- dinde lâkayt olmaya ve dini konuları hafife almaya sebep olur.
Bu yüzden, biz müslümanların şu andan tezi yok, Mehdi Aleyhisselâmın şemâili ve İsa Aleyhisselâm'la birlikte neler yapacaklarının öğrenilerek ve bu bilgilerle mücehhez olmamız gerekir diye düşünüyorum. Her görülen rüyaya da takılıp kalınmamalı ve muvahhid-salih insanlarla istişarelerimizi sıklaştırmalıyız.
Vesselâm.
fikretbayer
Oct 10 2006, 03:27 PM
ALINTI
iyi güzel hesap yapmışsın da bediuzzaman hazretlerinden sonra mehdinin geleceğini nerden biliyosun...
En doğrusunu Allah(c.c) bilir...
Selamun Aleyküm...!
Bediüzzaman hazretlerinden sonra mehdinin geleceğini su hadisten ilham aldim
Peygamber Efendimiz (S.A.V),ümmetinin ömrünün 1500 seneyi geçmeyeceğini ifade eder.
Şualar.513,495,R.N.K.Kaynakları.704,Suyuti.el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu,el-havi lil Fetavi,Suyuti. 2 / 248,tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi.(Arapça) 4 / 262,Ahmed bin Hanbel.İlel.sh.89.Suan hicri takvimine göre bizler 1427 yilindayiz
1500-1427=73
1427=2006-2007
2007+73=2080 veya 2006+73=2079
Bu demektir ki 2080 yili kiyametin cikis yuzuncu yilini gösteriyor eger suan degil de Hz Mehdi(A.S) ne zaman cikacak? bu yahudilerin zulmunu kim uzerimizden def edec? soruyorum Hz Mehdi(A.S) gelmiyecekse kim bu Islam alemini birlestire bilir? bana göre kimse oyuzden Hz Mehdi(A.S) cikacagina inaniyorum, tabii ki Allah (c.c) bilir biz sadece tahmin ederiz baska ötesine gidemeyiz yanlis varsa bizde vardir.
Bu demek degil dir ki bizler butun ibadetleri birakip da Hz Mehdi(A.S) gelmesini bekliyelim benim sadece herkesin bilmesini istedim bir sey oda hazirlikli olmamizdir cunku bizler yarin Deccalin ordusun da yer alabiliriz onun ordusunda biri olabiliriz. Yarin Hz Mehdi(A.S) ciktigi zaman onu inkar eden sözde alimler olacak iste o yuzden kimse kimse ye garanti veremez hangi tarafta olacagimizi.
Bakin TV-yayinlarina Deccal`in rolunu oynamiyorlarmi ve bizlerde o kanallari ve kanallarinin gazetlerini alip izleyip ve okumuyormuyuz zira gidisatimiz Deccale asker olmaktir yine de her seyin en iyisini bilen Allah (c.c) dur. Allaha emanet olunuz.
Selamun Aleyküm...!
Mağlub
Oct 10 2006, 04:53 PM
Bediüzzamana Talebeleri Sormuşlar.Üstad Siz Mehdimisiniz?Üstad cevap vermiş hayır ben Mehdi değilim.Sadece Biz onun bi Görevini yerine getirdik.Onun 3 görevi vardır.Biz İman Görevinin hazırlayıcısıyız der.
Böyle Bi soru Üstada Sorulmuştur.Bilen Bi Arkadaş Var İse Buraya Yazar ise Sevinirim.Tam Manasıyla birisi bulur da koyarsa bir çok Mehdi Hakkında Sorulara cevap verecek bir diyaloğdur.Tam Yazamadım Kusuruma bakmayınız.Selam ve Dua İle.
bilgekralaliya
Oct 13 2006, 08:57 AM
Selamun Aleyküm!
Arkadaşlar ne zaman bizim inançlarımızı Bediüzzaman yada başka biri belirlemeye başladı. Kendinize yeni nasslar mı buldunuz. Yazık ediyorsunuz. Gaybın bilgisi Allahın katındadır. Gaybla ilgili tahminler zulümde ve zandan başka birşey ifade etmez. Zan ise kendinde gerçek bilgi ile alakalı birşey barındırmaz. Siz hiç okumuyor musunuz? Allah aşkına arkadaşlardan biri "mehdinin ve mesihin geleceği gün gibi açıktır" demiş. Bana kurandan daha açık bir güneş gösterebilir misiniz? Yapmayın etmeyin bakın bu beklentiler ümmeti mayıştırır zaafa uğratır. Mehdi Allahın kitabıdır. Mesih yada Deccalin gelişi ise uydurmadan başka birşey değildir. Ya mevzu hadisler var yada Ayetler yanlış yorumlanmış. Bakın Hristiyan ve Musevi ilahiyatından kalma bir sapkınlık olarak Mehdi Mesih ve Deccalin gelişi düşüncesi yüzyıllardır vardır ve bunların karşısında yüzyıllardır aklı selim sahibi bir takım ilim adamları durmuştur. Bana Mehdiyi beklememizi emreden bir ayet getirirmisiniz Allah aşkına... İncilde ismine kadar peygamberin geleceği müjdelenmişti. Siz de bana kuranda mehdi ve mesih inancı ile ilgili yorum olmayan kesin ayetler getirin. Yoksa susun... Çünkü konuştukça ve yazdıkça bir takım zanlar söyleyip duruyorsunuz ve zulmediyorsunuz. Unutmayın ki Allah zulmedenleri sevmez. Size ne oluyor ki Allahın hakkında bilgi vermediği şeyleri söyleyip tartışıyorsunuz yoksa Allahın bilmediği birşeyler mi biliyorsunuz. Gerçekten de kendinize yazık ediyorsunuz.
Selam ve Dua ile.....
remz
Oct 13 2006, 03:57 PM
bilgekralaliya'ya bilemediği / bilmediği bilgileri gösteriyoruz.
Arkadaş, medhi konusunda bilgi arıyormuşsun, İşte sizin gerçek bilge olmanız yönünde ilk adımı attıracak Mehdi konusundaki bilgiler...
HAZRET-İ MEHDİ ALEYHİSSELÂM
Resulullah Aleyhisselâm İsa Aleyhisselâm'ın nüzulünü haber verdiği gibi, Hazret-i Mehdi'nin de geleceğini, cismanî özelliklerini, maneviyatını, icraatlarını hepsini tek tek haber vermişlerdir. O kıyamete yakın bir zamanda insanların "Mehdi diye bir kimse yokmuş" diyecek kadar sıkıştıkları bir anda vazifelendirilecek, bütün dünyada hüküm sürecektir.
Mehdi; kelime olarak hidayet kökünden gelir. Allah-u Teâlâ'nın hidayetine ermiş mânâsını taşır. "Allah-u Teâlâ'nın izniyle hidayete erdirecek." mânâsını da ifade eder.
Allah-u Teâlâ kıyametin kopmasına çok az bir zaman kala Hazret-i Mehdi'yi ümmet-i Muhammed'in başına gönderecek, bu zât-ı muhterem doğrudan doğruya Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in vekâletini taşıyacak, onun vazifesini yapacak, garip duruma düşen İslâm'ı gariplikten kurtarmaya çalışacak. Çünkü bunun için gönderilecek. Allah-u Teâlâ onu muzaffer edecektir. Hazret-i Mehdi adil bir idareci, dirayetli bir önder, şecâatli bir kumandandır.
Câhı's-sadefî -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuşlardır:
"Benden sonra halifeler bulunacaktır. Halifelikten sonra emirler, emirlerden sonra krallar, krallardan sonra da zâlim idareciler olacaktır.
Daha sonra ehl-i beyt'imden bir adam çıkacak, yeryüzü zulümle dolduğu gibi onu adaletle dolduracaktır." (Câmiu's-Sağîr: 4768)
Bu zât-ı âlî, şeriat-ı mutahhara'nın emir ve hükümlerine, tarikat-ı münevvere'nin edeb ve erkanına harfiyyen riayet edecektir; Allah-u Teâlâ'nın ahkâm-ı ilâhîsini, Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in sünnet-i seniyyesini yaşayacak ve yaşatacaktır.
Mehdi Hazretleri hakkında pek çok Hadis-i şerif nakledilmiştir. Ulemâ bunları mütevatir kabul ederler. Çünkü müslümanlar âhir zamanda Ehl-i beyt'e mensup bir zâtın çıkıp din-i İslâm'ı güçlendireceğine, adaleti hakim kılacağına, bu kimseye Mehdi denileceğine inanmış ve bu âlî zâtın gelmesini beklemektedirler.
Mehdi Hazretleri ile ilgili muhtelif Hadis-i şerif'leri arzediyoruz:
Zuhur Etmeden Önce Zemin Hazırlanacağı
ve Mutlaka Tâbi Olmanın Gerekliliği:
Abdullah bin Mesud -radiyallahu anh- anlatıyor:
"Biz, Resulullah Aleyhisselâm'ın yanında iken Benî Hâşim'den bir grup genç geldi. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onları görünce, gözü doldu ve rengi değişti. Ben: 'Ey Allah'ın Resul'ü! Şimdiye kadar, mübarek yüzünüzde hoşumuza gitmeyen bir manzara hiç görmemiştik, (şimdi ne oldu da bizi üzen bir ifade ile karşılaşıyoruz?)' dedim.
Şu cevabı verdiler:
"Biz öyle bir Ehl-i beyt'iz ki, Allah bizim için dünyaya mukabil ahireti tercih etmiştir. Benim Ehl-i beyt'im benden sonra belâ, kaçırılma ve sürgüne maruz kalacak. Nihayet, doğu tarafından beraberlerinde siyah bayraklar olan bir kavim gelecek. Bunlar hayır (saltanat) isteyecekler, fakat istekleri yerine getirilmeyecek. Bunun üzerine onlar savaşacak. Allah onlara yardım edecek. Bundan sonra istedikleri (hükümdarlık) kendilerine verilecek. Ne var ki, onlar bunu kabul etmeyip emirliği Ehl-i beyt'imden bir adama tevdi edecekler. Bu (Emîr) de, insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi, yeryüzünü adaletle dolduracaktır.
Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın)." (İbn-i Mâce: 4082)
Mutlaka Gönderileceği ve Nesebi:
"Kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa, Allah-u Teâlâ o günü uzatarak benim soyumdan bir kişi gönderecektir. Adı adımın, babasının adı babamın adının aynısı olacak, zulüm ve zorbalık altında inleyen yeryüzünü huzur ve adaletle dolduracaktır." (Ebu Dâvud, Tirmizi)
Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz'den rivayet edilmiştir:
"O adam benim soyumdandır ki benim vahy üzere mücadele verdiğim gibi, o da sünnetim üzere mücadele verir." (Ikdü'd-Dürer)
"Müslümanlara Ehl-i beyt'imden bir adam melik olana kadar, dünya yıkılmayacaktır ve gitmeyecektir. Onun ismi ismime uyacaktır." (İmam-ı Süyûtî)
"Ümmet, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi Mehdi'ye sığınırlar. O daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurur. İnsanlar saâdet asrı dönemine âdeta geri döner. Uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla kan bile dökülmez." (İmam-ı Süyûtî)
"Zâlimlerden sonra Cabir gelir, sonra Mehdi, sonra Mansur, sonra Selâm ve en sonra da Emirül Usub gelir." (İmam-ı Suyûtî)
Hazret-i Ali -radiyallahu anh-, oğlu Hazret-i Hasan -radiyallahu anh-e baktı ve şöyle buyurdu:
"Bu oğlum, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in isimlendirdiği üzere Seyyid'dir. Bunun sulbünden Peygamber'inizin adını taşıyan birisi çıkacak. Ahlâkı yönüyle Peygamber'inize benzeyecek, yaratılışı yönüyle ona benzemeyecek." (Ebu Dâvud: 4290)
Hazret-i Ali -radiyallahu anh-, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e:
"Ya Resulellah! Mehdi bizden Âl-i Muhammed'den mi, yoksa bizim gayrımızdan mı?" diye sordu.
Buyurdular ki:
"Hayır, bilakis bizdendir! Allah bu dini nasıl bizimle başlatmışsa onunla sona erdirecektir. Onlar bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da fitneden kurtulacaklardır. Allah bizimle insanları nasıl şirk adavetinden kurtararak, onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa, Mehdi ile fitne adavetinden kurtaracak ve kardeş yapacaktır." (Naîm bin Hammâd, Taberanî)
Ehl-i Beyt'ten Oluşu:
"Mehdi, kızım Fatıma'nın çocuklarından ve benim Ehl-i beyt'imdendir." (Ebu Dâvud: 4284)
"Mehdi'nin çıkış yeri Medine'dir, peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in Ehl-i beyt'indendir." (İmam-ı Süyûtî)
"Müjdeler olsun yâ Fâtıma! Mehdi sendendir." (İmam-ı Süyûtî)
"Mehdi bizdendir. Allah bu dini nasıl bizimle başlatmışsa, onunla sona erdirecektir. Onlar bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da fitneden kurtulacaklardır.
Allah bizimle insanları nasıl şirk adâvetinden kurtararak onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa, Mehdi ile de fitne adâvetinden kurtaracak ve kardeş yapacaktır." (İmam-ı Süyûtî)
"Yeryüzünde dört kişi mâlik olmuştur. İkisi mümin, ikisi kâfirdir. Müminler, Zülkarneyn ve Süleyman Aleyhisselâm, kâfirler ise Nemrud ve Buhtunnasr'dır. Beşinci olarak Ehl-i Beytim'den birisi gelecek ve o da dünyaya mâlik olacaktır." (İmam-ı Suyûtî)
Vasıfları:
"Mehdi kırk yaşındadır." (İmam-ı Süyûtî)
"Mehdi bendendir. Alnı geniş, burnu ince uzun ve ortası biraz yüksekçedir." (Ebu Dâvud: 4285)
"Mehdi'nin kaşları ince, yüzü parlak ve gözlerinin siyahı büyük olacaktır." (İmam-ı Süyûtî)
"Mehdi neslimden bir şahıstır, yüzü parlak yıldız gibidir." (Câmiu's-Sağîr: 9245)
"Sağ yanağında siyah bir ben vardır. Üzerinde kutvanî bir aba bulunur. Tavırları İsrailoğulları'nın erkeklerine benzer." (İmam-ı Süyûtî)
"Dişleri aralıklı, alnı geniştir." (İmam-ı Süyûtî)
"Mehdi Hasan'ın soyundandır, bacakları aralıklıdır." (İmam-ı Süyûtî)
"Mehdi, gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi Allah'tan çok korkan bir kimsedir." (İmam-ı Süyûtî)
Rivayet edilmiştir:
"Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mehdi'yi anlatırken, dilinde pelteklik olacağını ve kelimeyi telâffuz etmek ona zor geldiğinde sağ elini sol uyluğuna vuracağını söyledi." (İmam-ı Süyûtî)
Vehbi İlmi:
"O, kimsenin bilmediği gizli bir duruma kılavuzlandığı için kendisine 'Mehdi' denilmiştir." (İmam-ı Süyûtî)
"Onun fıkıh bilgisi on âliminkine bedeldir." (İmam-ı Süyûtî)
Sehaveti:
"Âhir zamanda bir halife gelecek, malı taksim edecek, saymayacaktır." (Müslim: 2914)
Bir Gecede Olgunlaştırılacağı:
"Mehdi bizden, ehl-i beyt'imizdendir. Allah onu bir gecede ıslah eder." (İbn-i Mâce: 4085)
Allah-u Teâlâ onu hıfz-u himaye'sine ve tasarruf-u ilâhî'sine alacak, bir gecede olgunlaştıracaktır. O gece onu Nûr'u ile dolduracak, yani onu Nûr'u ve Kudsî ruhu ile destekleyecektir.
Cennetle Müjdelenmesi:
"Biz Abdülmuttalib oğullarıyız. Cennet ehlinin efendileriyiz: Ben, Hamza, Ali, Câfer, Hasan, Hüseyin ve Mehdi." (İbn-i Mâce: 4086)
İnsanlar Tarafından Çok Sevilmesi:
"Mehdi zuhur eder. Herkes sadece ondan konuşur. Onun sevgisini içer ve ondan başka bir şeyden bahsetmez." (İmam-ı Süyûtî)
Mücadeleci Oluşu:
"O vaadinden dönmez ve hesapları seri olarak görücüdür." (İmam-ı Süyûtî)
"Benim vahiy üzerine savaştığım gibi, o da benim sünnetim üzere çarpışacaktır." (İmam-ı Süyûtî)
Zuhur Senesini Haber Veren Alâmetler ve Zuhuru:
"Mehdi'nin beş alâmeti bulunur: Bunlar Süfyânî, Yemânî, semâdan bir sayha, Beydâ'da bir ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir." (İmam-ı Süyûtî)
"Bizim Mehdi'miz için iki alâmet vardır ki, Allah gökleri ve yeri yarattığından bu yana böyle bir şey vâki olmamıştır.
Bunlar Ramazan'ın ilk gecesinde ay, yarısında ise güneş tutulmasıdır." (İmam-ı Süyûtî)
"Mehdi'nin çıkışından önce, şarktan parlak kuyruklu bir yıldız doğacaktır." (İmam-ı Suyûtî)
"Güneş alâmet olarak, doğmadıkça, Mehdi çıkmayacaktır." (İmam-ı Suyûtî)
"Ramazandaki olayların alâmeti, kendisinden sonra insanlar arasında ihtilâfın olacağı semâda bir alâmettir. Sen ona yetişirsen azığını gücün yettiği kadar çoğalt." (İmam-ı Suyûtî)
"Ramazanda bir sedâ, Şevval'de bir nidâ, Zilkâde'de kabileler arasında bir savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina'da ölülerin çok olacağı bir savaş olur. Öyle ki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar. İnsanlar nihayet Mehdi'ye gelirler ve Rükun ile Makam arasında, kendisi istemediği halde ona biat ederler. 'Eğer kabul etmezsen boynunu vururuz.' derler. Yer ve gök ehli ondan râzı olur." (İmam-ı Süyûtî)
"Semadan arz ehline şâmil olan bir ses ki, herkes bunu kendi lisanı ile işitir." (İmam-ı Suyûtî)
"Mehdi, başı üzerinde bir bulut olduğu halde çıkacak. O buluttan bir münâdi: 'Bu Allah'ın halifesi Mehdi'dir, O'na tâbi olun!' diye nidâ edecektir." (İmam-ı Süyûtî)
"Bu fitnelerin en sonuncusu günahsız insanların öldürülmesidir ki, artık o zaman kendisinden herkesin râzı olacağı Mehdi çıkar." (İmam-ı Süyûtî)
Çıkışından Ümitlerin Kesildiği Bir Sırada Çıkması:
"İnsanların ümitsiz olduğu ve: 'Hiç Mehdi falan yokmuş!' dediği bir sırada Allah Mehdi'yi gönderir." (İmam-ı Süyûtî)
"İnsanların üzerine belâ üzerine belâ yağdığı ve onun çıkışından ümit kesildiği bir sırada Mekke'de zuhur eder." (İmam-ı Süyûtî)
"Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'den ve Ehl-i beyt'imden bir şahıstır. O insanların ihtilâf ve sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar." (İmam-ı Süyûtî)
"Açıkça Allah-u Teâlâ inkâr edilmedikçe Mehdi'ye biat edilmez." (İmam-ı Suyûtî)
"Çok acıklı durumlar ve elim, manzaralar görülür. Fitneler arka arkaya devam eder. Doğudan bir İlç (acem diyarındaki kâfirlerden kuvvetli birisi) çıkar ve Beni Abbas'ın mülkünü yok ederek geçtiği her şehri feth eder. Karşısında hiçbir bayrak barınamaz. Geçtiği her beldeyi yakıp yıkar, istediği her şeyi elde eder. Allah ondan ve ona tâbi olanlardan merhameti kaldırmıştır. Kendisine isyan edeni zulme uğratır. Bunlar ağlayana merhamet etmez, şikâyetçi olanlara da cevap vermez. Ana, baba, kız, erkek herkesi öldürür ve Acem, Irak beldelerini feth ederek ümmete acıklı azap tattırırlar. Bunların arasında fitne, şiddet, helâk ve kaçmalar olur. Ne zaman bitti denilir, yine de devam eder gider. Bu olaylar o denli şiddetlenir ki içine girmedikleri bir ev ve zararı dokunmadık bir müslüman kalmaz. Çok keskin kılıçların ve şiddetli ihtilâflarla umumi belâların gelmesi, bu olayların özelliklerindendir. (O zaman) Çürümüş kemiklere bile gıpta edilir." (İmam-ı Suyûtî)
"Türk size hücum ettiği zaman, malı toplayan halifeniz öldüğü zaman, o halifeden sonra iki yıl içinde de azledilecek olan zayıf bir adam başa geçtiği zaman, Şam'ın batısında batma olduğu zaman, Şam'dan üç kişi çıktığı zaman, Batı insanları da Mısır'a çıktığı zaman, bunlar Süfyani'nin alâmetleri olacaktır." (İmam-ı Suyûtî)
"Büyük şehirler, dün sanki yokmuş gibi helâk olur. Süfyani ile ordusu kalabalık beş kabileyi istilâ eder." (İmam-ı Suyûtî)
"Beyda'da ordunun yere batırılışı Mehdi'nin çıkış alâmetidir." (İmam-ı Suyûtî)
"Süfyani, Halid bin Yezid bin Ebusüfyan'ın evlâdındandır. Kafası oldukça büyüktür. Yüzünde kaşıntılı bir hastalıktan (çiçek bozuğu) eser vardır. Gözünde de beyaz bir nokta bulunur. Şam şehrinden çıkacaktır. Ona tâbi olanların çoğu Kelb'dendir. Kadınların karınlarını deşip çocuklarını öldürür, kendisine karşı toplanan Kays kabilesi'ni de iyice yok eder. (İşte o zaman) Ehl-i beytim'den Harem'de bir Resul çıkar. Onun haberi Süfyani'ye ulaşınca, Süfyani ona karşı ordusundan bir ordu gönderir. Ancak Mehdi, bu orduyu hezimete uğratır ve bunun üzerine Süfyani yanındakilerden bir orduyu, ona karşı tekrar gönderir. Ancak bu ordu arzdan Beyda'ya vardıklarında yere batırılır ve kendilerinden haber getirecekler dışında kimse sağ kalmaz." (İmam-ı Suyûtî)
"Medine reisi, Mekke'deki Hâşimiler'e bir ordu gönderir, ancak Haşimiler bu orduyu hezimete uğratır. Bunun üzerine Şam'ın o günkü sahibi olan Süfyani, içinde altı yüz yabancı olan yeni bir orduyu tekrar Haşimi'lerin üzerine gönderir. Aydınlık bir gecede bu ordu çölde giderken, bir çoban farkederek: 'Vay Mekke'nin başına gelene!' şeklinde söylenirken, ordunun birden gözünün önünden kaybolduğunu görünce: 'Sübhanallah! Kısa zamanda nasıl da yok oldular?' diyerek onların battığı yere gelip ve yarısı yerde, yarısı yerin dışında kalmış bir yorganı yakalayarak çıkarmaya çalışır. Fakat çıkaramaz ve o zaman ordunun toprağa battığını anlar. Mekke reisine bunu müjdelemek için gider ve bunu duyan Mekke reisi 'Elhamdülillah, bize kendisinden haber verilen alâmet işte buydu!' der." (İmam-ı Suyûtî)
Zamanının En Hayırlısı Olması:
"Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın. O Mekke'dedir. O Mehdi'dir." (İmam-ı Süyûtî)
Zuhur Şekli:
"Bir halifenin ölümü anında (ehl-i hâl ve akd arasında) ihtilaf olacak. (O zaman) Medine ahalisinden bir adam (Mehdi), kaçarak Mekke'ye gidecek. Mekke halkından bir kısmı ona gelecek ve istemediği halde onu (evinden) çıkaracaklar. Rükn-ü Yemanî ile Makam-ı İbrahim arasında ona biat edecekler. Onları (ortadan kaldırmak için) Şam'dan bir ordu gönderilecek. Ordu Mekke-Medine arasındaki el-Beyda'da yere batırılacak. İnsanlar bunu görünce Şam'ın Ebdâl'ı ve Irak ahalisinin velileri ona gelip biat ederler. Sonra Kureyş'ten, dayıları Kelb kabilesi'nden olan bir adam zuhur eder ve (Mehdi ve adamlarına) karşı bir ordu gönderir. Ama onlar bu orduya galebe çalarlar. Bu ordu, Kelbî'nin (ihtirasıyla çıkarılmış) bir ordudur. Bu Kelbî'nin ganimetine iştirak edemeyen zarara uğramıştır. Mehdi, malı taksim eder. Halk arasında peygamberlerinin sünneti(ni ihya eder ve onun) ile amel eder. İslâm yeryüzüne yerleşir. Yedi yıl hayatta kalır. Sonra ölür ve müslümanlar cenaze namazını kılarlar." (Ebu Dâvud: 4286, 4288, 4289)
"Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman, muhtelif beldelerden yedi âlim, her birinin beraberinde üç yüz on küsür kişi olduğu halde, birbirlerinden habersiz bir şekilde Mekke'de bir araya gelirler.
Biri diğerine: 'Burada ne arıyorsun?' diye sorar.
Ona şöyle derler:
'Biz o şahsı aramak için geldik ki, fitneler onun eliyle sönebilir. Kostantiniyye onunla feth edilir. Biz onu ismi ile ve anasının, babasının ismiyle ve ordusu ile tanırız, Mekke'de olduğunu da biliyoruz.'
Bu yedi âlim bu konuda birleşirler, onu ararlar ve Mekke'de bulurlar. Ve kendisine: 'Sen falan oğlu falansın' derler. O ise: 'Ben sadece Ensâr'dan birisiyim.' der. Onların elinden kurtulur. Onu tanıyan ve bilenlere anlatırlar. Bunun üzerine: 'Aradığınız sahibiniz odur ve Medine'ye gitmiştir.' denilir. Bu defa onu ararlar, halbuki o tekrar Mekke'ye dönmüştür. Onu tekrar Mekke'de bularak yine: 'Sen falan oğlu falansın, annen de filân kızı filânedir, sende şu alâmetler vardır. Birinci defa bizden kurtuldun, uzat elini sana biat edelim.' derler. Bunun üzerine o 'Ben aradığınız değilim.' der ve tekrar Medine'ye gider. Medine'de yine aranınca tekrar Mekke'ye döner. Mekke'de kendisini Rükûn'da bularak şöyle derler: 'Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam'dan birisinin bulunduğu Süfyanî ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun!' derler. Bunun üzerine Mehdi, Rükûn ile Makam arasına oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder.
Allah da onun muhabbetini insanların sinelerine yerleştirir. O daha sonra gündüz arslan, gece ise âbid olan bir kavimle beraber olur." (İmam-ı Süyûtî)
"Mehdi yatsı vaktinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in bayrağı, gömleği, kılıcı ve Nûr ve beyan gibi daha bir çok emanetler yanında olduğu halde, Mekke'de zuhur eder. Yatsı namazını kıldıktan sonra en yüksek sesi ile şöyle hitap eder:
'Ey insanlar! Ben size Allah'ı hatırlatıyorum. Yarın mahşer gününde Allah'ın huzurunda yerinizin ne olacağını haber veriyorum. Allah-u Teâlâ size pek çok deliller ve peygamberler göndermiş, Kur'an'ı indirmiş ve size şöyle emretmiştir: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın, Allah ve Resul'üne itaati koruyun. Kur'an'ın ihya ettiğini diriltin, yasaklarını da yasaklayın ve siz Mehdi'ye yardımcılar ve destek olun. Zira dünyanın fenâ bulması ve zevale ermesi yaklaşmıştır ve bu kesindir. Ben sizi Allah'a ve Resul'üne, O'nun Kitab'ı ile amel etmeye, bâtılı yok edip, sünneti ihyâ etmeye dâvet ediyorum.'
Bu hitaptan sonra, yanında sonbahar bulutları gibi birbirinden habersiz toplanan, Bedir ehli sayısınca üç yüz on üç kadar insanla birlikte zuhur eder. Onun ashâbı gece âbid, gündüz ise aslanlar gibidir. Allah, Mehdi için Hicaz toprağını feth ederek hapisteki Haşimî'lerin hepsini de kurtarır. Siyah bayraklılar ise Kûfe'ye inip biat için Mehdi'ye yardım gönderirler. Mehdi ordusunu her tarafa gönderir. Zulmü ve zâlimlerin hepsini yok eder. Beldeler onun emrine girer. Allah-u Teâlâ onun elindeki Konstantiniyye'nin fethini müyesser kılar." (İmam-ı Süyûtî)
"Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar ve bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi'ye evinde otururken gelecektir." (İbn-i Ebi Şeybe)
"İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın haccederler. Mina'ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. İnsanlar endişeyle onların en hayırlısına koşarlar. Ve ona geldiklerinde onu Kâbe duvarına yapışmış ağlar bir halde bulurlar.
Ben onun göz yaşlarını adeta görür gibiyim.
Ona: 'Gel sana biat edelim!' derler. O ise: 'Yazık size, ne kadar söz bozdunuz, ne kadar kan döktünüz.' der ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz ona biat ediniz, çünkü o yerde de gökte de Mehdi'dir." (İmam-ı Suyûtî)
"Süfyânî, bir ordu göndererek Medine'de Beni Haşim'den kim varsa öldürülmesini ister. Beni Haşim'den ele geçirilenler öldürülür ve geride kalanlar dağlara kaçarak Mehdi, Mekke'den çıkana kadar saklanırlar. Mehdi zuhur ettiği zaman Medine'den kaçan bu insanlar Mekke'de onun etrafında toplanırlar." (İmam-ı Suyûtî)
"Cebrâil Aleyhisselâm onun sağında, Mikâil Aleyhisselâm ise solunda olur. Yeryüzünün muhtelif yerlerinden gelen taraftarları toplanır ve ona biat ederler. Böylece yeryüzü daha önce zulüm ile dolduğu gibi, şimdi de adaletle dolar." (İmam-ı Süyûtî)
"Ashab-ı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır." (İmam-ı Suyûtî)
"Allah-u Teâlâ onu sevdikleriyle destekleyecek." mânâsını taşıyor.
"Mehdi çıktığı zaman, Ehl-i Kehf'e gidib selâm verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır. Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalmazlar." (İmam-ı Suyûtî)
"Süfyani Kûfe'ye ulaştığı ve Âli- Muhammed'in yardımcılarını öldürdüğü zaman Mehdi çıkar ve onun bayraktarı Şuayb bin Salih Temimi olur." (İmam-ı Suyûtî)
"Şuayb bin Salih Temimi orta boylu, esmer, hafif sakallı olup, elbiseleri beyaz ve bayrakları siyah olan dört bin askerle çıkar. Bunlar Mehdi'nin önünde olurlar ve karşılarına çıkan herkesi hezimete uğratırlar." (İmam-ı Suyûtî)
"Mehdi'nin bayrağında: 'Biat Allah içindir.' yazılıdır." (İmam-ı Suyûtî)
"Yaşı küçük sakalı hafif ve sarışın bir genç çıkar, Mehdi'nin bayrağını taşır ve karşısına dağlar bile çıksa onları ezerek İlya'ya (Kudüs'e) kadar ulaşır." (İmam-ı Suyûtî)
"O (Mehdi) dünyanın her yerine teveccüh eder ve her zâlimi yok eder. Ehl-i İslâm'ın kalbini Allah onunla ihyâ eder. Hazineleri Beytü'l-Makdis'de toplar. İçinde bir çarşısının her bir çarşıda da bin dükkânın bulunduğu bir şehre gelir, orayı feth ettikten sonra dünyayı kuşatan yeşil deniz üzerindeki Kat'i şehrine gelir. Bu denizin arkasında Allah'tan başkasının bilmediği şeyler vardır. Kat'i'nin uzunluğu bin mil, genişliği ise beş yüz mildir. Mehdi'nin askerleri üç tekbirle şehrin duvarlarını yerle bir ettikten sonra bir milyon insanı öldürerek burayı feth ederler. Hazret-i Mehdi daha sonra bin adet binekle buradan Beyt-ül Makdis'e geri yönelir. Filistin de Trablussam, Akka, Sur, Gazze ve Askalanı da alarak buradaki hazineleri Kudüs'ü şerife getirir. Deccal çıkıncaya kadar burada ikamet eder. Daha sonra da İsa Aleyhisselâm nüzul eder ve Deccal'i öldürür." (İmam-ı Suyûtî. Hazret-i Ali-radiyallahu anh-den)
"Ona Mehdi denilmesinin sebebi şudur. O, Yahudilerin hac yaptığı Şam dağlarından bir dağın içindeki Tevrat'a dair kitapları çıkarır ve yahudilerden bir cemaat onun elinde müslüman olur." (İmam-ı Suyûtî)
"O, kimsenin bilmediği gizli bir duruma kılavuzlandığı için kendisine: 'Mehdi' denilmiştir. O, Tabut-u sekine'yi Antakya mağarasından çıkarır." (İmam-ı Suyûtî)
Hakimiyeti:
"O zât insanlar içerisinde Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in sünneti ile amel eder. İslâm yeryüzüne tam mânâsı ile yerleşir. Yeryüzünde yedi sene kalır, sonra vefat eder ve müslümanlar onun üzerine namaz kılarlar." (Ebu Dâvud: 4286)
Zamanının Bereketi:
"Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne kadar onun benzerini kesinlikle bulmamıştır. Yer yemişini verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacaktır. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp: 'Bana ver!' diyecek, Mehdi de: 'Al!' diyecek." (İbn-i Mâce: 4083)
"Onun hilâfetine yer ve gök ehli, yabani hayvanlar, kuşlar, hatta denizdeki balıklar bile sevinir. Zamanı bereketli olur, nehirler suyunu, yer verimini artırır, hazineler çıkarılıp Şam'a getirilir." (İmam-ı Süyûtî)
İsa Aleyhisselâm İle Buluşması:
Ebu Ümâme el-Bâhilî -radiyallahu anh-den şöyle rivayet edilmiştir:
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize hitab etti. Deccal'i anarak şöyle buyurdu:
"Sonra Medine şehri, sakinleriyle beraber üç defa sallanacak. Bunun üzerine Medine'de bulunan münâfık erkek ve kadınlardan hiç kimse kalmayıp hepsi de Deccal'in yanına gidecekler. Böylece demirci körüğünün demirin kirini pasını giderip attığı gibi Medine de içindeki pisliği dışına atacak ve o güne kurtuluş günü denilecektir."
Ümmü Şüreyk bint-i Ebi'l-Aker -radiyallahu anhâ-:
"Yâ Resulellah! Peki o gün Araplar nerede olacak?" diye sordu.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
"Araplar o gün az olurlar ve büyük çoğunluğu Beyt'ül-Makdis (Kudüs)te bulunacaklardır. İmamları da sâlih bir insan (Mehdi) olacaktır. Sonra imamları öne geçip kendilerine sabah namazını kıldıracağı sırada Meryem oğlu İsa Aleyhisselâm sabah vaktinde inecektir. Bunun üzerine İsa Aleyhisselâm'ın öne geçip cemaate namaz kıldırması için imam (Mehdi) arka arka yürümeye başlayacak. Fakat İsa Aleyhisselâm elini onun omuzlarına koyacak ve ona:
'Geç öne namazı kıldır! Zira kamet senin için getirildi.' diyecektir.
Bunun üzerine imamları (Mehdi) onlara namazı kıldıracak-tır." (İbn-i Mâce: 4077)
İsa Aleyhisselâm'ın inişini bildiren hadis-i şerif'lere göre; İsa Aleyhisselâm bir sabah namazı zamanı Şam'a inecektir. Üzerinde açık sarı elbise bulunacak ve kendisini bir bulut getirecektir. Bulutun üzerinde İsa Aleyhisselâm iki melek arasında ve onların omuzlarından tutunmuş vaziyette bulunacaktır. Onun indiğini duyunca hemen yahudiler ve hıristiyanlar karşılamaya koşarak: "Biz senin ümmetiniz!" diyeceklerse de onlara: "Yalan söylüyorsunuz!" diyerek kendilerini paylayacak ve ashabının ancak müminler olduğunu söyleyerek onların halifesini arayacak ve onu namaz kıldırırken görünce geri çekilecektir.
Câbir bin Abdullah- radiyallahu anh-den rivayet edilen diğer bir Hadis-i şerif'lerinde de şöyle buyuruyorlar:
"Ümmetimden bir taife, kıyamet gününe kadar hakk için muzaffer bir şekilde mücadeleye devam edecektir.
O zaman Meryem oğlu İsa da iner. Müslümanların emiri 'Gel bize namaz kıldır!' der. Fakat o: 'Hayır! Allah-u Teâlâ'nın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emirsiniz.' buyurur." (Müslim: 156)
"Deccal, Beytül Makdis'de müminleri muhasara altına alır ve onlara (müminlere) öylesine şiddetli bir açlık icabet eder ki açlıktan yaylarının kirişini bile yemek zorunda kalırlar.
Onlar bu halde iken, âniden karanlığın içinden bir ses işitirler ve: 'Bu tok bir adamın sesidir!' derler. Bir de bakarlar ki o, İsa bin Meryem'dir. Namaza kalkarlar, müslümanların imamı Mehdi geri çekilir. Bunun üzerine İsa bin Meryem; 'Geç öne namaz senin için ikâme olundu!' der. Mehdi de onlara namaz kıldırır ve bundan sonra İsa Aleyhisselâm imam olur." (İmam-ı Suyûtî)
Yani Allah-u Teâlâ'nın ona verdiği lütfu tebeyyün ediyor. "Siz Allah-u Teâlâ'nın Resulü'nün nurunu taşıyorsunuz." mânâsına gelir.
İsa Aleyhisselâm dahi onu kabul edecek ve Allah-u Teâlâ'nın tayini olduğu için öne geçmeyecek.
İsa Aleyhisselâm ki önüne geçmiyor, onun önüne kim geçebilir? Veya karşı gelebilir? Geçtiği zaman durumu ne olur?
Onun nurunu, onun vekâletini taşıdığı için ulül-azm bir peygamber dahi öne geçemiyor.
Nitekim ikisi de Hazret-i Peygamber'imizin ümmeti olarak gelecek, vazife yapacaklar.
Hülasa-i kelâm İsa Aleyhisselâm ile Mehdi Aleyhisselâm beraberce İslâm dininin muzafferiyeti için çalışacaklar, kendilerine verilen vazifeyi bîhakk'ın yapacaklardır.
Not : Bu kadar bilgi ve açıklama yetmez ise, o zaman siz Mehdi Aleyhisselâm'ın gelmeyeceğine dair bir beyyine gösteriniz.
Teşekkürler
Oct 13 2006, 10:21 PM
<#thank#>
cancanBey
Jan 15 2007, 05:40 PM
Selamün Aleyküm
Evet; Mehdi geldi; Mehdi benim. Sabırla kutlu günün tahakkunu bekliyorum. Ne zaman ve nasıl ortaya çıkarılacağımı Ben de bilmiyorum; birileri Ben'i bulacak, ama ne zaman Ben de bilmiyorum, sabırla bekliyorum.
ALLAH yardımcımız olsun.
Ayrıntılı bilgi için GOOGLE'da cancanBey taraması yapabilirsiniz.
hidayet34
Jan 15 2007, 11:08 PM
http://www.beklenenmehdi.com/03.htmlBediüzzaman hicri 1327'de Şam'da Emevi Camii'nde on bin kişiye verdiği hutbesinde, hicri 1371'den sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yapmakta, ahir zamandan çeşitli tarihler vererek, beklenen Mehdi'nin mücadele zamanlarına dikkat çekmektedir.
"Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam'ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i Şamiye'deki hakikatler... Evet şimdi olmasa da 30-40 sene sonra fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, inşallah yarım asır sonra onları darmadağın edecek." (Hutbe-i Şamiye, 25)http://www.beklenenmehdi.com/09.html"BAĞDAT ALEVLERLE YOK EDİLİR"
Ahir zamanda Bağdat alevlerle yok edilir...
(Risaletül Huruc ül Mehdi, Cilt 3, sf. 177, Kayıt 854)
"IRAKLILARIN PARASI KALMAYACAK"
"Iraklıların elinde ölçecekleri bir tartı aleti ve alış-veriş yapabilecekleri bir para hemen hemen kalmayacak."
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c.5 sf. 45 El Muttaki)
"IRAK'IN ÜÇE BÖLÜNECEĞİ"
Resulullah (s.a.v.)in bildirdiğine göre, Irak halkı üç fırkaya ayrılır. Bir kısmı çapulculara katılır. Bir kısmı ailelerini geride bırakıp kaçarlar.
Bir kısmı savaşır ve öldürülürler.
Siz bunları gördüğünüz vakit kıyamete hazırlanın.
(Fera İdu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)"
Küfe halkı üç kısma ayrılacak: Bir kısmı, Süfyani'nin ordusuna katılacak. Onlar, Cenab-ı Hakk'ın yarattığı en kötü insanlardır. Bir kısmı onlarla savaşacak onlar Cenab-ı Hakkın şerefli kullarıdır. Bir kısmı da yağmacılara katılacak, onlar günahkarlardır.
(En-Necmu's Sakıb Fi BeyanıEnne'l Mehdi Min Evladı Ali B.Ebi Talib)
uHUd
Jan 18 2007, 11:01 PM
ALINTI
Bir kurtarıcı beklentisi hep olagelmiştir; sebebi de acizlik, zaaf, himmeti ve hizmeti başkasından bekleme psikolojisidir. Fatih İstanbul'u fethederken Mehdi beklemiyordu, bu vazifenin kendisine ait olduğuna inanıyor ve gerekeni yapıyordu. Bir küçük İsrail karşısında darmadağınık hale gelen bugünkü müslümanlar ise akıl, imkan ve güçlerini bir araya getirecek, Allah'ın verdiği imkanları sonuna kadar kullanacak yerde oturup Mehdi bekliyor, gelişinin yaklaştığına dair alametler arayıp bularak avunuyorlar.
Bu muslumanların halini anlatan cok iyi bir metin.Aslında muslumanların hep çalışarak avrupa milletlerinden daha üstün olmaları gerekirken çoğu kez kendi sefasını dusundugu her acıdan belli.
Kıyamete alamete gelince kıyamet alametleri peygamber efendimiz zamanından beri cıkmakta.Yüksek binaların yapılması en acık örneklerden birisi.Bana gore peygamber efendimizin (sav) hadisinde gectiği gibi hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya,yarın ölecekmiş gibi ahiretimize çalışmalıyız.Biz kıyametin ne zaman kopacagını dusunmek yerine Allahın sevdiği kullar arasına girmek için çabalayalım.Dua edelimde Allah bizi kıyamette sapıtanlardan eylemesin.AMİN.
SELAM VE DUA İLE.....
hidayet34
Jan 20 2007, 03:29 AM
Risale-i Nur Külliyat'ında, Mehdi'nin mücadele ve hakimiyet devreleri ile ilgili verilen ebcedler:
"Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor." 9TEVBE/32 ayetindeki "...Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor." cümlesi hakkında Bediüzzaman şöyle demektedir:
"Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar" ve "mimler" ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi'nin Şakirtleri olabilir." (Şualar / 605)
Bu ayetin ebced değeri ise "1424-Miladi: 2004" tür. Mehdi önderliğinde İslam'ın hakimiyeti devrelerine işaret etmektedir.
"...inkar edenlerin velileri ise tağut'tur..." 2/257 ayetindeki "tağut" (batıl fikir sistemi) kelimesinin kendi içinde çöküş tarihini de Bediüzzaman (ebced değerini) 1417 (miladi 1997) olarak vermektedir.
"Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi bu zamanda gelse... (Kastamonu Lahikası, 57)
Bediüzzaman Said Nursi, "hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat" diyerek Mehdi'nin henüz gelmediğini, Müslümanlar tarafından beklendiğini ve kendi yaşadığı devirden bir asır sonra geleceğini bildirmektedir. Bediüzzaman hicri 13. asırda yaşamıştır. Kendisinden sonra gelecek asır olan hicri 14. asır Mehdi'nin çıkış zamanıdır.
"Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri (talebeleri), Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz." (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138- Kastamonu Lahikası, 72)
"Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten (veli şahıstan) işittim ki; o zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş ve kanaati gelmiş ki:
"Şark tarafından bir nur zuhur edecek (ortaya çıkacak), bid'atlar zulümatını (dine sonradan girmiş hurafeleri) dağıtacak. Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz (hazırlıyoruz)".(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189)
usame
Jan 21 2007, 12:23 AM
ALINTI(bilgekralaliya @ Oct 13 2006, 08:57 AM)

Selamun Aleyküm!
Arkadaşlar ne zaman bizim inançlarımızı Bediüzzaman yada başka biri belirlemeye başladı. Kendinize yeni nasslar mı buldunuz. Yazık ediyorsunuz. Gaybın bilgisi Allahın katındadır. Gaybla ilgili tahminler zulümde ve zandan başka birşey ifade etmez. Zan ise kendinde gerçek bilgi ile alakalı birşey barındırmaz. Siz hiç okumuyor musunuz? Allah aşkına arkadaşlardan biri "mehdinin ve mesihin geleceği gün gibi açıktır" demiş. Bana kurandan daha açık bir güneş gösterebilir misiniz? Yapmayın etmeyin bakın bu beklentiler ümmeti mayıştırır zaafa uğratır. Mehdi Allahın kitabıdır. Mesih yada Deccalin gelişi ise uydurmadan başka birşey değildir. Ya mevzu hadisler var yada Ayetler yanlış yorumlanmış. Bakın Hristiyan ve Musevi ilahiyatından kalma bir sapkınlık olarak Mehdi Mesih ve Deccalin gelişi düşüncesi yüzyıllardır vardır ve bunların karşısında yüzyıllardır aklı selim sahibi bir takım ilim adamları durmuştur. Bana Mehdiyi beklememizi emreden bir ayet getirirmisiniz Allah aşkına... İncilde ismine kadar peygamberin geleceği müjdelenmişti. Siz de bana kuranda mehdi ve mesih inancı ile ilgili yorum olmayan kesin ayetler getirin. Yoksa susun... Çünkü konuştukça ve yazdıkça bir takım zanlar söyleyip duruyorsunuz ve zulmediyorsunuz. Unutmayın ki Allah zulmedenleri sevmez. Size ne oluyor ki Allahın hakkında bilgi vermediği şeyleri söyleyip tartışıyorsunuz yoksa Allahın bilmediği birşeyler mi biliyorsunuz. Gerçekten de kendinize yazık ediyorsunuz.
Selam ve Dua ile.....
MESIH YADA DECCALIN GELISINE UYDURMA DIYEN BILGE KRAL ALIYA ;
Senin ne haddinedir ki hadiste bunu inkar edenin küfürde olduğu belirtilmişken sen bunu uydurmadır diye reddediyorsun? Biz sana bir tek hadis gösteririz, davamızı isbat ederiz. Sen yoktur, uydurmadır dediğin davanı neyle isbat edeceksin?
Cumhur-u ulema-i İslam, hadîs-i şeriflere istinaden, ahirzamanda Mehdî ve Deccal’ın geleceğinde ittifak etmişlerdir. İbn-i Hacer-i Heytemi bu hususu şöyle beyan etmiştir:
من كفر مسلما لدينه فهو كافر مرتد يضرب عنقه ان لم يتب, و ايضا فهؤلاء منكرون للمهدى الموعود به اخر الزمان. و قد ورد في حديث ابي بكر الاسكافي انه صلي الله عليه و سلم قال: " من كذب بالدجال فقد كفر, و من كذب بالمهدى فقد كفر" و هؤلاء مكذبون به صريحا فيخشى عليهم الكفر
“Kim bir müslümanı dini için tekfir ederse o kafir ve mürteddir. Eğer tevbe etmezse devlet-i şer’iyye tarafından boynu vurulur. Aynı şekilde ahirzamanda vadedilen Mehdi’yi inkar edenler de kafir ve mürteddir. Çünkü Ebu Bekir El-İskafi hadîsinde varid oldu ki, Resul-i Ekrem (A.S.M.) şöyle ferman etti: “Deccal’ı inkar eden kafirdir ve Mehdi’yi de inkar eden kafirdir.” Sarihan bunu inkar edenlerin küfründen korkulur”.
( Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-37)
Âhirzamanda Hz. Mehdî’nin geleceği ve fesada girmiş alemi ıslah edeceğine dair bir çok ehâdîs-i şerife vardır. Ezcümle:
ملك الارض اربعة. مؤمنان و كافران: فالمؤمنان ذوالقرنين و سليمان. و الكافران نمروذ و بختنصر. و سيملكها خامس من اهل بيتى
“Umum yeryüzüne dört kişi hakim olmuştur ki, ikisi mü’min ve ikisi kafirdir. İki hakim mü’min Hz. Zül-karneyn ve Hz. Süleyman (A.S.)’dır. İki hakim kafir ise Nemrud ve Buhtünasr’dır. Ve beşinci olarak ileride benim ehl-i Beytimden birisi (Mehdî) dahi bütün arza hakim olacaktır”.
(Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-39)
sezen741
Jan 27 2007, 02:37 PM
merak ettim hacet namazı kılan varmı acaba.
memet21
Jun 6 2007, 07:20 PM
dostlar bence bi 9-10 yıla mehdiyi falan beklemeyin neden mi hani mehdinin çıkması için büyük savaşlar çıkacak ya şuan öyle bir şey görünmüyor bi de bütün islami liderler de gidecek yani hiç bir islami lider olmayacak mesela şuan nasrallah var ve benzerleri hepsi ölürse işte ozaman belki diyebiliriz şunu da söyleyeyim haşa ben kendimi müceddidler gibi görüpte yorum yapmaktan allaha sığınırım.sakın yanlış anlamayın naçizane kendi düşüncelerimi söyledim.herkes kendi düşüncelerini söyler faydalı olacağını düşündüğümüz şeyleri söyleriz değilmi yani.devam edersek şu da var asla ben mehdiyim diyen kimseye inanmayın yalnız şu olabilir bakın herkese söylemek başka yakın kimselere söylemek başka eğer mehdi mehdi olduğunu bi şekilde bilirse bunu herkese söylemez çünkü bu onun görevi değil ama mutlaka birilerine söyleyecektir diye düşünüyorum yani bir insan ne kadar büyük olursa olsun sonuçta o da bir insandır dertleşmelidir şimdi şunuı da çıkaracaksınız demek ki birilerinin mehdi olduğunu düşündüğün için bunları yazıyorsun hayır kesinlikle buna inanın.bi de şuda var asla ama asla ümidimizi kesmeyelim çünkü mehdi zamanından önce çıkmayacak yanimesela beddiüzzaman daha genç yaşlarda tanınmaya başladı ama mehdi 30-40 yaşlarına kadar çıkmayacak.hadislerde öyle yazıyor yani gelmiştir birileri mutlaka onu tanıyordur bence şu anda da gençtir yavaş yavaş büyüyerek adım adım geliyor ama gelmeden önceki ortamı iyi analiz edelim eğer o ortamın oluştuğunu anlarsak kaplan gibi tabiri caizse pusu da bekleyerek onun etrafında toplanalım aslanlar gibi inanın içimizde hakiki iman varsa onu binlerce km öteden tanırız allah bizi ona ilk inanacak o şanlı 313 kişiden biri kılsın amin ya rabbelalemin
aLaTurCa
Jun 7 2007, 07:07 PM
ALINTI(sezen741 @ Jan 27 2007, 02:37 PM)

merak ettim hacet namazı kılan varmı acaba.
ilginc bir konu, yazilanlari kaba sekil gozden gecirdim ama bence alemetlere bakmali bir insan aramak yerine diye dusunuyorum.. hacet namazi kilan olsaydi yazardi herhalde, yada gorduklerini ulu orta anlatmamak icin yazmamista olabilir..
hayatimda 1 kere hacet namazi kildim, ve ozamanda dogru durust uyuyamadim usuttum hasta oldum
shiloh
Aug 4 2007, 02:21 AM
Beyler,
Mehdi neden Kuranda yoktur bilin bakalım? Ve neden mekke tevatüründe bu denli kuvvetli bir mehdilik inancı vardır??
MoqavemaT
Aug 4 2007, 11:32 AM
ALINTI(shiloh @ Aug 4 2007, 03:21 AM)

Beyler,
Mehdi neden Kuranda yoktur bilin bakalım? Ve neden mekke tevatüründe bu denli kuvvetli bir mehdilik inancı vardır??
Ne demek şimdi bu???
sabuha
Aug 4 2007, 03:11 PM
ALINTI(sabuha @ Aug 4 2007, 02:23 AM)

Türkiyedeki kuraklık ilahi bir mesajmıdır? bizlerin aklımızı başımıza toplamamız için Allah tarafından gönderilen bir musibetmidir?
Milli Gazete
Zeren Çelebi
Wich Dabbe?!Zeren Çelebizcelebi@haberlerimiz.com
Hintli grulardan birisi çıkmış diyor ki: BEN ALLAH’IM. Bu ne demek oluyor? Adam olmadık işlere imza atıyor. Yani keramet cinsinden olaylar gösteriyor ve ben Allah’ım diyor. Kim diyecekti bunu hatırladık mı?! Hatırladık. DECCAL! Eeeeeeee!!! Deccal de çıktığına göre kimin de şu an çıkmış olması gerekiyor? MEHDİ RESUL’ün... Mehdi Resul’ün kim olduğunu kim bilir?! Yalnızda ve yalnızca Allah bilir, Allah’ın dostları bilir. Yani Allah’ın evliyası, yaşayan evliyası... Ama Allah’ın evliyasının bunu biliyor olması yetmez. Bu bilgi hepimize lazım gelen bilgi. Bizi kurtuluşa ulaştıracak olan bilgiyi bize ulaştıracak olan kişi MEHDİ RESUL. İslam’ın, Peygamber Efendimiz’in varisi MEHDİ RESUL. Biz kurtuluşumuzu, Kur’an-ı Kerim’i ondan öğreneceğiz... Canım Allah bize gösterir mi ki?! Neden göstermesin ki?! Biz O’nun gerçeklerini öğrenmek istemiyor muyuz?! Biz O’nun kulu, bir tanesi olmak istemiyor muyuz?! O’nun yolunda olmak, her zerremizle O’nun olmak istemiyor muyuz?! İstiyorsak neden göstermesin. Mutlaka gösterir. İstemeyenler istemek istesinler... Bunu da yine Allah’tan istesinler.
MEHDİ HAKKINDA OLUMSUZ PROPAGANDA YAPILMASI
Hadiste Mehdi'nin "sırtı ve karnından dövüle dövüle genişletilmesi" müteşabih olarak (benzetme yapılarak) söylenmiştir. Mehdilik ve İmamiye kitabının yazarı bu bölüm için "Mehdi'nin ünü, "durmadan etrafa ilan edilip yayılmaktadır" demektedir. Fakat bunu Deccal taraftarları yapacağı için bu propagandanın Mehdi'yi kötüleme şeklinde olacağını söyleyebiliriz.
Peygamberimiz devrinde İslam düşmanları, onu kötülemek için o devrin yayın organı sayılan şairleri kullanıyorlardı. Şairler, panayırlarda, çarşılarda Peygambere çeşitli hakaretler ediyor, Ona deli, büyücü, kahin şeklinde iftiralar atıyorlardı. Şimdi de İslam düşmanı olan Deccal yanlıları yazılı ve sözlü yayın organlarıyla Mehdi'yi kötüleyecekler, halkın nazarında itibarını sarsmaya çalışacaklardır.
Mümin şahıs (Mehdi) Deccal'ı görünce: "Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur" der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: "Onu alın da yaralayın!" der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da fırlatır atar. İnsanlar Deccal'ın onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.
(Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu, s. 40)
Hz. İsa geldiği zaman, onu herkesin tanıyamayacağını söyleyen Bediüzzaman, ona yakın bazı kişilerin ancak imanın nuru ile onu tanıyabileceklerini ifade etmiştir. Bu da dünya hayatının imtihanın sırrı olması itibariyle böyledir. Bazı insanların yanılarak beklediği şekilde, yani adeta gökten herkesin göreceği şekilde inerek, uçarak vb. şekilde gelişi söz konusu değildir, çünkü bu adetullaha ve imtihan sırrına aykırıdır. Bu nedenle Hz. İsa gibi yaratılışı ve hayatı mucizelerle dolu bir Peygamberi dahi insanlar tanıyamayacaklardır. Önceleri, sadece gerçek imanlı ve ihlaslı az bir kitle, onu imani çalışmalarından, halinden ve kendisini beklediklerinden dolayı tanıyacaklardır.
Bu husus Mehdi için de geçerlidir. 14 asır önce Peygamber Efendimizin (SAV), Allah'ın vahyine dayanarak bildirdiği bir şahıs olan Mehdi, hadis-i şeriflerde öylesine detaylı tarif edilmiş olmasına rağmen, aynı şekilde ona yakın çok az insan dışında uzun süre tanınmayacaktır.
Örneğin Mehdi'nin çıkacağı yer, zaman, etrafındakiler ve yapacağı işler gibi, tanınmasını oldukça belirginleştiren bilgiler hadislerde anlatılmasına rağmen, hatta fiziksel birçok belirleyici özelliğinin bildirilmesine ve kişinin tam teşhis edilebileceği gibi olmasına rağmen yine de uzun süre tanınamayacaktır.
"çok az ve küçük olması": Hz. İsa'yı tanıyacak kişiler ona tabi olan yakın bir Hristiyan grup olmakla birlikte, O'nu bekleyen Müslümanların başı olan Mehdi ve yakınları tarafından da tanınacaktır. Hz. İsa dünyaya geldiği zaman onu tanıyacak yakınları nasıl az bir topluluk olacaksa, Mehdi geldiği zaman da onu tanıyacak yakınları çok az olacaktır. Üstadın burada bu topluluğun hem fert olarak sayılarının çok az olacağı, hem de yaşadıkları ülkenin kurumsal yapılanmasının içinde çok küçük kalacaklarına dikkat çekmiştir.__________________
kariyb
Aug 5 2007, 03:19 AM
mehdi aleyhisselam ,imamı rabbani k.s. hazretlerinin bildirdiğine göre(doğrusunu ALLAH bilir)hicri 2000 li yıllarda gelecektir.miladi takvime göre 2600 yıllarda....
hangi mektubunda yazdığı şu anda hatırımda değil.daha sonra mektub nosunu veririm inşaallah...
bu arada biraz ukalalık edeceğim,(mevlam affetsin inş..),arkadaşlar çok afedersiniz ama,önüne geleni alim kabul edip,hatta onların görüşlerini delil olarak gösteriyorsunuz.(biz birinden alıntı yaptığımızda işinize gelmeyince hakaret bile ediyorsunuz)..bir kişinin alim olarak kabul edilmesi,onun profesör,diyanet işleri başkanı,vs.vs. olmasına bağlı değildir..etiketine bakarak kişiye alim de denmez ilminden istifade de edilmez..
günümüzde onca alim,ilahihatçı,profesör vs. var.mehdi meselesi de çok merak edilen bir konu malumunuz..bu alimlerin hiç biri mektubatı rabbaniyi okumamışlar mı ki,yok mehdi a.s. geldi,geliyor gibi şeyler yazıyorlar.bu alim denilen çeşitli etiket sahibi muhteremler,hiç hadis kitabı okumuyorlar mı ki ,alametleri bilinen bir mehdi a.s. yerine sahte mehdiler uyduruyorlar...hadi onlar bişeyler uyduruyor da biz niye inanıyoruz..neden araştırmıyoruz?
ayrıca,rüyalara fazla itibar etmeyiniz,rüyalar tabir gerektirir,tabir edecek birini bulmakta zor bu zamanda...
KARAMURAT-1
Aug 5 2007, 11:49 AM
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
MUHAMMED 17. Doğru yolu bulanlara gelince, Allah onların hidayetlerini arttırır ve sakınmalarını sağlar.
MUHAMMED 18. Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!
AL-İ-İMRAN 179. Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır.
HAŞR 7. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.
AL-İ-İMRAN 31. (Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
AL-İ-İMRAN 32. De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.
Ez-ZUHRUF - 61. Şüphesiz ki o (İsa), kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun; çünkü bu, dosdoğru yoldur.
TEKVİR 22. Arkadaşınız (Muhammed) de mecnun değildir.
TEKVİR 23. Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
TEKVİR 24. O, gaybın bilgilerini (sizden) esirgemez.
NİSA 41. Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!
NİSA 42. Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.
HZ. İSA VE MEHDİ
4968 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim! Meryem oğlu İsâ'nın, aranıza (bu şeriatle hükmedecek) adâletli bir hâkim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi (Ehl-i Kitap'tan) kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olur."
Sonra Ebu Hureyre der ki: "Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen): "Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce onun (İsa'nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsâ onlar aleyhine şâhitlik edecektir" (Nisa 159).
Buhari, Büyû' 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242, (155); Ebu Dâvud, Melâhim
14, (4324); Tirmizi, Fiten 54, (2234).
MEHDÎ:
Yol gösteren, hidayete eren, doğru yolu bulan, Allah tarafından kendisine rehberlik edilen kimse. Kıyamete yakın dönemde zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda gelip yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İslâmı hâkim kılacağı söylenen Ehl-i beytten birisi.
Mehdi, kelime olarak Arapça He-De-Ye kökünden ismi mef'ul olup hidayete ermiş, hidayet bulmuş kişi anlamını taşır. Mehdî'nin ahir zamanda çıkacağına ve insanları hayırla doğruya, hilafete, İslamın Hak Şeriatına ve adalete yönelteceğine dair tevatür-mütevatir hadisler mevcuttur. Hz. Peygamber (s.a.s)'den nakledilen İbni Mâce'de mevcut hadislere göre Mehdî'nin Ehl-i beytten olacağı bildirilmektedir:
"Mehdî bizden, Ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede ıslah'a erdirecektir. Mehdî, Fatıma evlâdındandır" (İbn Mâce, Fiten, 34; Dârimî, Mehdî, 1).
"Biz Abdülmuttalib evlâdı Cennet ehlinin efendileriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdî" (Ebu Davud, Mehdî, 1; Tirmizî, Fiten, 52-53; İbn Mâce, Fiten, 34).
"Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i beytten birini gönderecektir" (Ahmed b. Hanbel, II, 117-118).
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim! Meryem oğlu İsâ'nın, aranıza (bu şeriatle hükmedecek) adâletli bir hâkim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi (Ehl-i Kitap'tan) kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olur."
Sonra Ebu Hureyre der ki: "Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen): "Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce onun (İsa'nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsâ onlar aleyhine şâhitlik edecektir" (Nisa 159).
Buhari, Büyû' 102, Mezalim 31, Enbiya 49; Müslim, İman 242, (155); Ebu Dâvud, Melâhim
14, (4324); Tirmizi, Fiten 54, (2234).
Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ümmetimden bir grup, hak için muzaffer şekilde mücadeleye Kıyamet gününe kadar devam edecektir. O zaman İsa İbnu Meryem de iner. Bu müslümanların reisi: "Gel bize namaz kıldır!" der. Fakat Hz. İsa aleyhisselam: "Hayır! der, Allah'ın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emirsiniz!"
Müslim, İman 247.
İbnu Mes'ûd radıyallahhu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah, o günü uzatıp, benden bir kimseyi o günde gönderecek."
İbnu Mes'ûd: "Resûlullah yahut da şöyle buyurmuştu der: "...Ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkâniyetle doldurur."
Ebu Davud, Mehdi 1, (4282); Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232).
Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fâtıma'nın evladlarındandır."
Ebu Davud, Mehdi 1, (4284).
Ebu İshâk anlatıyor: "Hz. Ali radıyallahu anh, oğlu Hasan radıyallahu anh'a baktı ve: "Bu oğlum, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın tesmiye buyurduğu üzere Seyyid'dir. Bunun sulbünden peygamberinizin adını taşıyan biri çıkacak. Ahlakı yönüyle peygamberinize benzeyecek; yaratılışı yönüyle ona benzemeyecek" dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracağına dair gelen kıssayı anlattı."
Ebu Davud, Mehdi 1, (4290).
Hazreti Mehdi Hakkındaki Rivayetler "Mütevatir"dir
"Mütevatir" ne demektir?
Mehdi hakkında rivayet edilen hadislerin mütevatir olduğu hemen hemen bütün İslam alimleri tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak, öncelikle "mütevatir hadis"in ne anlama geldiğini açıklamak gerekir. Hadis bilimcilerine göre bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin bir araya gelip haber uydurmaları, durumları itibarıyle teknik olarak mümkün değilse buna "mütevatir" haber denilir. Mütevatir habere de "tevatür" adı verilir.
Bir kaynakta tevatür terimi şöyle tanımlanmaktadır:
"Tevatür", kelime anlamı olarak "kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber" demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003)
Diğer çeşitli kaynaklarda da mütevatir kelimesinin anlamı şöyle açıklanmaktadır:
“Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün görülmeyen toplulukların birbirinden ve ilk topluluğun direk Resulullah (SAV)'dan rivayet ettiği hadisi şeriftir. Yakin (hiç şüphe edilmeyecek) bir ifade eder. Artık bu hadis hakkında "Acaba bu hadis Resulullah (SAV) tarafından söylenmiş midir?" diye bir şüpheye imkan yoktur.” (Ömer Nasuhi Bilmen, "Muvazzah İlm-i Kelam", s. 53)
"MÜTEVATİR HABER": Duyularla hissedilen bir şey hakkında yalan üzere ittifak etmeleri aklen mümkün olmayan bir kalabalığın verdikleri bir haber olup bizzat (yakini) ilim ifade eder. Böyle bir haber kat'i olarak sahih olup akideye taalluk eden meselelerde onunla amel vaciptir. (Mahmud Ebu Reyye, "Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması", s. 300)
"MÜTEVATİR HADİS": Yalan üzerinde birleşmeleri adeten mümkün olmayan raviler topluluğunun ("cemm-i ğafir"), her nesilde, kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği, işitme veya görmeye ("mahsûsat") dayanan hadistir. Kesin bilgi ifade eder, amel vaciptir, reddi küfrü gerektirir, tetkik ve tenkid dışıdır.
Lafzen Mütevatir: Bütün rivayetlerinde lafızları aynı olan hadistir ki "yok denecek kadar" azdır. "Men kezebe aleyye..." misalidir. Kayıt konmadan "mütevatir hadis" denince "lafzen mütevatir" anlaşılır.
Manen Mütevatir: Aralarında ortak bir nokta bulunan değişik lafızlı hükümlerin, tevatür şartlarını taşıyan râvîlerce rivayet edilmesiyle ortaya çıkan "ortak manaya" denir. Mesela, 100 kadar değişik lafızlı hadisten çıkan bir mütevatir mana Resûlullah Aleyhissalatü ves`selâm`ın "ellerini kaldırarak dua ettiğidir." (İsmail Lütfi Çakan, "Hadis Usulü", İFAV, İstanbul 1993, s. 105-150
SimRe
Aug 5 2007, 01:22 PM
Hazreti Mehdi, Ahir zamanda gönderileceği Peygamber Efendimiz tarafından müjdelenmiş olan, Müslümanları zulüm ve sıkıntı ortamından kurtaracak, yeryüzündeki fitneleri ortadan kaldıracak, tüm dünyaya barış, adalet, bolluk, huzur, mutluluk