Yardım - Ara - Üyeler - Takvim
Normal Forum Görünümü: Endülüs İslam Medeniyetinin çöküşü_2
Islami Forum - Popüler Forum > GENEL FORUM > .·[TARİH]·.
BeyhanSultan
4) Büyük İsyandan Sonra Müslümanların Dağıtılması (1570-1608)

Gırnata şehri halkının 05.03.1570 tarihli kraliyet fermanına dayanılarak sürülmesiyle Endülüs halkı yeni bir trajediyle karşı karşıya kaldı: Hıristiyan idareciler Gırnata Sultanlığı'nın bütün halkını cezalandırmaya karar verdiler. Halkın bütün mallarına el koydular, evlerinden söküp çıkardılar ve çeşitli İspanya topraklarına dağıttılar. Amaç onların kökünü kazımak ve Hıristiyan halk arasında İslâmî kimliklerini kaybetmelerini sağlamaktı.
05.03.1570'de 7 bin Müslüman Gırnata'dan çıkarılarak İspanya'nın başka bölgelerine sürüldü. Buna ilaveten 28.10.1570 tarihli bir fermanla, kalan Moriskolar da dağıtıldı. Bu sırada yaklaşık 50 bin Müslüman, ordunun zoruyla gruplar halinde yayan olarak Tuleytula, Kurtuba (Cordoba), İşbiliye (Sevilla) ve Mança bölgelerine sürüldü. Bunların 17 binden fazlası yollarda halsiz düşüp öldü. Hıristiyanlar, 1570 yılı sonuna kadar Müslümanları diğer kasaba ve köylere sürgün etme işlemine devam ettiler. 22.11.1571'de yayımlanan yeni bir fermanla daha fazla Gırnata Müslümanının dağıtılması öngörüldü. Böylece, 1571 yılı sonlarına gelindiğinde 80 binden fazla Endülüs Müslümanı evlerinden çıkarılarak açlık, hastalık ve sefalet içinde İspanya'nın dört bir yanına dağıtılmış oldu.
İspanya hükümeti Gırnata Sultanlığı topraklarına 50 bin yerli Hıristiyanı getirip Müslümanların evlerine yerleştirdi. Bununla beraber, bu kolonizasyon çabası çok sayıda Gırnatalının evlerine dönmesi ve çoğu Hıristiyanın da oraları terk etmesi üzerine başarısızlığa uğradı. Bu arada pek çok Müslüman, kırsal ve dağlık alanda direnişlerini sürdürdü. Hükümet de 1585 yılına kadar Müslümanları Gırnata'dan sürgün etmeyi öngören kararlar çıkarmaya devam etti.
Kastilya bölgesine sürgün edilen Gırnatalı Müslümanlar, oralarda yaşayan Müdeccenler arasında İslam'ı yeniden canlandırdılar. Devlet ve kilise bu durum karşısında daha fazla ne yapabileceklerini şaşırmışlardı. Müslümanların kendi aralarında toplanmalarından, Osmanlılar ile haberleşmelerinden ve birbirlerini dine davet etmelerinden paniğe kapılmışlardı. Karar üzerine karar yayınlayarak Moriskoların sahilde yaşamalarını, Aragon ve Belensiye Müslümanları ile ilişki kurmalarını yasakladılar. Engizisyon Mahkemeleri de Müslümanlar üzerindeki zulmünü ve kurbanlarının sayısını kat kat artırdı. Fakat bütün bu zulümler Moriskoların ne İslamî inancını ne de bir gün özgürlüklerine kavuşacakları yönündeki umutlarını zayıflatabildi.
Moriskoların umudu daha çok kendileriyle yakın ilişkilerini devam ettiren Osmanlılardan gelecek yardımlar üzerinde yoğunlaştı. Bu arada Osmanlı gemileri sık sık güney Endülüs sahillerine demirleyerek yüzlerce Müslüman aileyi İslam ülkelerine taşıdılar. Bunun yanında Aragon Müslümanları Katolik zulmüne karşı ortak mücadele etmek ümidiyle Fransa'daki Protestanlar ile ilişkilerini devam ettirdiler.
16. Yüzyılın sonlarında İspanya Devleti ve Katolik kilisesi, Moriskoları iyi Hıristiyanlar yapma ve kalplerindeki İslamî bağları koparma ümidini kesince, Müslüman problemini çözmek için daha acımasız ve ağır çareler önermeye başladılar. Bunların başlıcaları şunlardı: 1) Bütün Moriskoları belli mahallelere toplayıp yavaş yavaş imha etmek. 2) Doğrudan bir kerede imha etmek veya dolaylı yoldan erkekleri kadınlardan ayırarak ya da bütün erkekleri hadım ederek nesillerini sürdüremez hale getirmek. 3) Tamamını İspanya'dan sürmek.
Bunlardan üçüncüsü daha çok kabul gördü. Ancak, devlet ve kilisenin bu konuda da endişeleri vardı. Katolik kilisesi, Moriskoların Hıristiyan olduklarını düşündüğünden, bu sürgünün onlardaki Hıristiyan ruhun kaybolmasına sebep olacağından korkuyordu. İspanya devleti ise, sürgünün Akdeniz Müslüman devletlerine demografik bir güç vereceğini hesaplıyordu.

5) Büyük Sürgün (1609-1613)

İspanya hükümeti 30.01.1608 tarihinde bütün Moriskoları ülkeden kovmaya karar verdi. Müslümanların mallarıyla ülkeyi terk etmeleri istenmediği için bu karar gizli tutuldu. Sürgüne Rais Belensiyeno Müslümanlarından başlamak üzere büyük hazırlıklar yapıldı. 11.09.1609 tarihinde İspanya kralı, Belensiye'deki bütün Müslümanların 3 gün içinde Kuzey Afrika'ya sürülmelerini, ayrılmak istemeyenlerin hapse atılmalarını ve karşı gelenlerinse öldürülmelerini öngören fermanı imzaladı. Fermana göre, devlet memurları gelinceye kadar Müslümanlar evlerinde oturup beklemek zorundaydılar. Yanlarına tek başına taşıyabileceklerinden fazla bir şey almayacaklardı. Eşyalarını saklayanlar veya imha edenler öldürülecekti. Müslümanların evleri, eşyaları ve mülkleri Hıristiyanlara dağıtılacaktı. 6 yaşından küçük Müslüman çocukları Hıristiyan olarak yetiştirilmek üzere Hıristiyan ailelere verilecekti.
Bu durum karşısında, pek çok Müslüman silahlı direnişi seçti ve öldürülünceye kadar dağlarda mücadeleye devam etti. Ancak, pek çoğu da karara boyun eğdi. Bunlar Likant (Alicante), Dâniye (Denia), Belensiye ve diğer limanlarda toplandı. Yol boyunca ellerinde taşıyabildikleri eşyalarını almak için ayak takımı Hıristiyanların saldırılarına uğradılar. Bu şartlar altında Eylül 1609 ile Ocak 1610 arasında Belensiyeli yaklaşık 130 bin Müslüman, Hıristiyan gemilerine doldurularak Kuzey Afrika sahillerine nakledildi. Çoğu gemici, ellerindeki eşyalarını almak için Müslümanları denize atmayı tercih etti. Bu arada, Mayıs 1611'de yayınlanan bir kararla "sağlam bir Müslüman getirene 60 altın ve onu köle yapma, ölü bir Müslüman getirene 30 altın" ödül vaat edildi.
09.12.1609'da kral III. Filip'in emriyle Gırnata bölgesi, Extramadura ve Mürsiye'den yaklaşık 52 bin Müslüman sürgün edildi. Bundan 19 gün sonra 28.12.1609'da Kastilya bölgesi Müslümanlarının sürülmesine karar verildi ve yaklaşık 50 bin Müslüman bölgeden çıkarıldı. Takiben, 17.04.1610'da çıkarılan bir kararla Aragon bölgesi Müslümanlarının sürülmesine başlandı. 61 binden fazla Müslüman trajik şartlar altında sürgün edildi. Onları 4 bin Katalonya bölgesi Müslümanı izledi.
Böylelikle, 1609-1614 yılları arasında tahminen 330 bin Müslüman çok ağır ve insanlık dışı şartlar altında İspanya'dan sürüldü. 25.03.1611'de ülkeyi Müslüman nüfustan temizledikleri için başta kral III. Filip olmak üzere İspanyol yöneticileri Tanrılarına şükür için büyük bir tören düzenlediler.
Endülüs'ten sürülen Müslümanlardan yaklaşık 60 bini Fas'a ve 160 bini Osmanlı Devleti topraklarına yerleşti. Osmanlı topraklarına gelenlerin 65 bini Cezayir'e, 55 bini Tunus'a, geri kalanlar da İzmir, İstanbul ve Bosna'ya yerleştirildi. Aşağı yukarı 10 bin Endülüs Müslümanı Avrupa ve Amerika kıtasının Hıristiyan devletlerine gittiler. Sürülen Müslümanlardan 70 bin kadarı nakliyat sırasında denizlerde ölürken, 30 bin kadarı da İspanya'ya geri dönmeyi başardılar.
İspanyol tarih kitaplarının iddiasına göre, büyük sürgünle İspanya Müslüman varlığından temizlendi ve yerlerine Hıristiyanlar yerleştirildi. Ancak, tarihî belgeler göstermektedir ki, XVII. yüzyıl başlarında İspanya nüfusunun %25'i yani 2 milyonu Müslüman asıllılardan oluşuyordu. Biraz da Endülüs'ten, çoğu Aragon ve Belensiye'den olmak üzere bunlardan sadece %20'si İspanya'dan sürüldü. Geri kalanlar İyi Hıristiyanlar olarak kabul edildi. Lidersiz bir şekilde bırakılan bu Müslüman asıllı kitleye köle statüsü tanındı. Bunlar İslam hakkında bilgilenme imkânından mahrum bırakıldılar. Pratik amaçlar için 9 asırlık varlığından sonra İslam İspanya'da öldü kabul edildi. Ancak, gerçek durum bundan mı ibaret?

6) XVII. Yüzyılda İspanya'da İslam

İspanya'da Müslümanlara reva görülen zulüm Büyük Sürgün ile bitmedi. 19.4.1614'te İspanya kralı bütün valilere bir emir gönderdi. Buna göre, Büyük Sürgün'den beri kendilerini gizleyen Moriskoların aranması durdurulacak, ancak İspanya'ya geri dönenlerin aranmasına devam edilecek, eğer yakalanırlarsa tekrar gönderilecek, itiraz edenler öldürülecekti. Bu tür fermanlar, 1621 yılına kadar çıkmaya devam etti.

1621'de kral III. Philip ölünce tahta geçen oğlu IV. Philip, 22.10.1621 tarihinde Katalonya'daki kraliyet müfettişinden bir rapor alır. Raporda Aragon, Katalonya, ve Belensiye'de çok sayıda Moriskonun ülkeyi terk etmedikleri, sürülenlerin de çoğunun evlerine geri döndükleri, huzur içinde yaşadıkları ve güçlü kişiler tarafından korundukları bildirilmekteydi. Müfettiş, kraldan söz konusu Moriskolara karşı harekete geçmesini istediyse de olumlu bir cevap alamadı.
1623'te İspanyol kortesleri (ülke yönetiminde söz sahibi olan soylular), geri dönen Moriskolara karşı yeterince haksızlık yapıldığını belirterek kraldan bu konudaki tatbikatların durdurulmasını, bu sayfanın artık kapatılmasını istediler. Kral bu istek karşısında konu hakkında yeni bir ferman yayınlamaya gerek olmadığını düşünerek sadece mahkemelere Moriskolar hakkındaki ihbarları kabul etmemelerini tavsiye etti. Ancak, buna rağmen Kastilya ve Endülüs bölgelerinde Moriskolar hakkında şikâyetler devam etti.
1625'te İşbiliye şehri yönetimi bir rapor yayınlayarak mahallelerde çok sayıda Müslümanın hür veya köle olarak yaşadığını iddia etti. Hatta bu Müslümanların Hıristiyanların çocuklarını kaçırarak İslamlaştırmaya çalıştıkları ileri sürüldü. Kral, 1626'da bir ferman yayınlayarak "sahilden uzakta yaşadıkları müddetçe ülkede kalan Moriskolara daha fazla zarar verilmemesini" istedi. Ancak, İspanya Devleti Moriskoların çoğalmasının önünü alamadı. 1634'te Mürsiye şehrinde hazırlanan resmi bir raporda iddia edildiğine göre, şehir ve etrafı Moriskolar ile doluydu. Kral, onların müşahede altında tutulmalarını ve iyi Hıristiyan olup olmadıklarının kontrol edilmesini emretti.
Engizisyon Mahkemesi XVII. yüzyılda da Müslümanlara zulüm etmeye devam etti. Bu menfur mahkeme, 1616'da Dâniye ve Belensiye'de Müslüman topraklarına kaçmayı planlayan köleleştirilmiş Endülüslüleri cezalandırdı. 1620'de ve 1625'te büyücülük yapmakla suçladığı bir Moriskonun mallarının müsadere edilmesine karar verdi. 03.10.1625 tarihinde İşbiliye Engizisyon Mahkemesi, bir grup Moriskoyu yerli Hıristiyan kalabalığın önünde idam etti. 17.11.1625'te köleleştirilmiş bir Moriskoyu kilise kapısına bazı İslamî yazılar yazmak suçundan 100 kırbaç ve 4 yılı kürek mahkûmluğu olmak üzere ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.
1633'te Kûnka (Conga, Cuenca) Engizisyon Mahkemesi, sürgünden dönen bir Müslümana ve ailesine zayıf bir itham yüzünden işkence yaptı. 1667'de el-Ma'den (Almaden) Engizisyon Mahkemesi, Hıristiyan ayiniyle alay ettiği gerekçesiyle bir Moriskoya kırbaç cezası verdi. 1680'de Kâdis'ten birisi Hıristiyanlık'tan İslam'a geçtiği için Madrid'te büyük bir kalabalığın önünde diri diri yakıldı. 1689'da Kurtuba Engizisyon Mahkemesi, bir grup köleyi Müslüman olmakla suçlayıp şehirden sürdü. Gerçekten de İspanya Engizisyon Mahkemeleri en azından 177 Hıristiyanı İslam'a geçtikleri ve Müslüman topraklarına kaçarak bir şekilde İspanyollar ile savaşmaya hazırlandıkları gerekçesiyle cezalandırdı.
XVII. yüzyılda İspanya'da Müslüman varlığını gösteren başka bir delil de, çok sayıda cemaatin Hıristiyan boyunduruğundan kurtulacakları yönündeki ümitleriydi. Devlet Konsili, 09.02.1624 tarihinde Gırnata'da yaşayan ve ipek piyasasını kontrol eden Haellar ve Madridliler lakaplı iki aile hakkında bir rapor hazırladı. Raporda, bu aileler gizli Müslüman olmakla ve Kuzey Afrika Müslümanlarıyla ilişki kurmakla suçlandılar.
Dördüncü İsyan (1641):

Endülüs'te 1641'de Tâhir el-Hurr adlı bir emîrin başını çektiği gizli bir isyan haberi alındı. Bunun üzerine harekete geçen devlet güçleri, Tâhir el-Hurr'u Estepone yakınlarında şehit ettiler. Fakat bu sorunu çözmedi. Müslümanların torunları, 1644'ten itibaren çeteler halinde teşkilatlandılar ve hükümet kervanlarına saldırıp ele geçirdikleri ganimetleri fakirlere dağıttılar.


Beşinci İsyan (1650):


1650'de tekrar bir isyan haberi alındı. Devlet güçleri, isyanın 5 liderini de ağır işkencelerle öldürdü. Müslümanların torunlarının bu tür isyanları bütün yüzyıl boyunca devam etti. Bunların en önemlileri de 1652'deki Kurtuba ve İşbiliye isyanlarıydı (Altıncı İsyan, 1650).
XVII. yüzyılda Endülüs'ü ziyaret eden pek çok gezgin, gizli Müslümanlarla karşılaşmıştı. Bunlar arasında en çok bilineni, 1690 yılında Endülüs'e resmi bir ziyaret yapan Fas Sultanı İsmail'in elçisi Abdülvâhid el-Gassânî'dir. Ona ziyareti sırasında resmi memurlar da dâhil çok sayıda Endülüslü, kendilerinin gizli Müslüman olduklarını söylediler.

7) XVIII. Yüzyılda Endülüs'te İslam

XVIII. yüzyılda İspanya'da Müslümanların varlıklarını devam ettirdiklerini, Devlet Konsili'nin "Müslümanları Kuzey Afrika'ya sürmeyi" öngören 20.09.1712 tarihli kararı açıkça göstermektedir. Uygulamaya konmayan bu karar Büyük Sürgün'den bir asır sonra Moriskolara karşı çıkarılan son karardı. Bununla beraber, Engizisyon Mahkemeleri Müslümanlara karşı korkunç zulümlerini devam ettirdiler. 1724'te çok sayıda Endülüslüyü Müslüman olmakla suçlayıp sürgüne gönderdiler. 1725'te sadece Gırnata'da en az 1800 (360 aile) kişiyi gizli olarak İslam'a inanmakla suçlayarak cezalandırdılar. Bu büyük rakamlar, bu dönemde İspanya'da çok sayıda Müslüman bulunduğunu göstermektedir.
Bu Engizisyon Mahkemelerinin kararlarının benzerleri Gırnata'da 1727'de görüldü. Burada da halk Müslüman olmakla suçlanarak mahkûm edildi. 09.05.1728'de Gırnata'da orta sınıftan 46 kişi İslam'a inanmakla suçlanarak halk önünde cezalandırıldılar. Aynı şekilde, 10.10.1728'de 28 kişinin mülklerinin müsadere edilmesine karar verildi. Hatta şehrin mutaassıp yerli Hıristiyanları kraldan Gırnata'yı Müslüman nüfustan tekrar temizlemesini istediler. Daha sonraları, 1769'da Mürsiye vilayetinin Cartagena şehrinde bulunan gizli bir mescit Müslümanların burada gizlice teşkilatlandıklarını göstermektedir.
Gerçekten de XVIII. yüzyılda İspanya'ya giden ziyaretçiler orada gizli İslam'ın var olduğunu kaydederler. Fas Sultanı, aslen Endülüs'ün Malaga şehrinden olan Ahmed el-Mehdî el-Gazal adlı elçisini 1766 ve 1768'de İspanya'ya gönderdi. El-Gazal, ziyaret ettiği İşbiliye, Gırnata, Ceyyân (Jean), Mürsiye ve Elkant (Alicante) gibi vilayetlerde halk ve memurlar arasında pek çok gizli Müslümanla karşılaştı. El-Gazal, Gırnata vilayetinin Levşe (Loja) şehri halkı hakkında şunları söyler: "Onlar Müslümanca cazibeleriyle Gırnata halkına benziyorlar. Gırnatalılara olan sevgileri, Müslüman asıllı olduklarını göstermektedir. Bazıları İslam'a ait gizli işaretler yaparken, bazıları bunu açıktan söylüyorlar."
1775-1776'da Endülüs'ü ziyaret eden İngiliz gezgin Henry Swinburne, Gırnata'da çok sayıda gizli Müslüman aile ile karşılaştığını haber verir. Fas Sultanının elçisi Muhammed b. Osman el-Miknâsî de 1779'da Levşe ve Gırnata'da çok sayıda Müslümanla karşılaştığını kaydeder.
1786-1787'de başka bir İngiliz gezgin Joseph Towswnd'in kaydettiğine göre, bir Engizisyon hâkimi ona şunları söyler: "Bugün herkes inanmaktadır ki, İspanya'da çok sayıda Müslüman ve Yahudi vardır. Müslümanların çoğu dağlarda, Yahudiler ise büyük şehirlerde yaşarlar. Her iki kesim de inançlarını tam bir gizlilik içinde korurlar." Bu, 1787'de bölgeyi gezen İngiliz George Barrow tarafından teyid edilmiştir.
Bunlara ilaveten, epeyce çok sayıda Müslüman 1609 Büyük Sürgünü'nden kurtulmak için Çingenelerin arasına karıştılar. Bu nedenle bugün İspanyol Çingenelerinin kültüründe önemli bir Müslüman etkisi vardır.

8) XIX. Yüzyılda Endülüs Milliyetçiliğinin Doğuşu:

XIX. yüzyılda Endülüs'ü ziyaret edenler, söz gelimi 1809'da Hamme ya da el-Hâme'yi (Los Banos) gezen İngiliz seyyah, 1828'de Büşşerât ya da el-Büşşere yi (Alpujarras) ziyaret eden yazar Miniano ve aynı bölgeyi 1848'de gezen İngiliz seyyah Ford gibiler, belli belirsiz de olsa Endülüs'te İslam'ın varlığından söz etmektedirler. Endülüslülerin çoğunun kalplerinde daima Hıristiyanlardan farklı oldukları ve kendilerine zorla kabul ettirilen yabancı bir kimlik tarafından ezildikleri duygusu saklı kaldı.
1808'de Napolyon'un ordularının İspanya'yı istila etmesiyle her şey değişti. Uzun asırlardan sonra ilk defa Endülüslülerin düşmanları yabancı bir güç tarafından yenilme duygusunu tatmışlardı. Bu arada, Endülüslüler Fransız istilacılara karşı İspanyol olarak değil Endülüslüler olarak ayaklandılar. Fransız deniz gücünü 14.07.1808 tarihinde teslim alırken, kara ordusunu da Ceyyan vilayetinin Balien mevkiinde 19.07.1808'de yenilgiye uğrattılar. Daha sonra Endülüslüler, 17.12.1808'de İşbiliye'de gizli bir hükümet kurdular ve 19.03.1821'de Kadis Anayasası olarak adlandırılan yeni bir anayasa yayınladılar.
Bu anayasa, kral ve kilisenin yetkilerini kısıtlayan, demokratik, anayasal bir monarşiyle yönetilen bir İspanya öngörmekteydi. İlk defa bu anayasa, Endülüs milleti de dâhil, İspanya'nın çeşitli milletlerden oluştuğunu ilan etti. İspanya için milletlerin tam eşit olduğu bir federal sistem önerdi. Endülüs milliyetçiliği, onun tarihî ve İslamî temelleri göz önünde bulundurulmadan anlaşılamaz. Kadis Anayasası, XIX. yüzyıl boyunca İspanya'daki bütün (Fransız işgalinden) kurtuluş hareketlerinin temeli oldu.
Altıncı İsyan (1820): Fransızların kovulmasından sonra, Eylül 1812'de kral İspanya'ya döndü. Fakat Kadis Anayasası'nı iptal ederek kendisinin ve Katolik kilisesinin hâkimiyetini tekrar kurdu. Bu durum karşısında 01.01.1820'de İşbiliye halkı isyan ederek Kadis Anayasası'nın yeniden yürürlüğe konmasını istediler. İsyan bütün Endülüs bölgesine yayıldı. Bunun üzerine, kral isyancıların isteklerini kabul eder gibi görünürken, öte yandan Fransızlardan yardım istedi ve 03.10.1823'te Kadis Anayasası'nı hükümsüz kıldı. Bu olup bitenler karşısında Endülüs halkı baş kaldırdı ve kendilerine yapılan zulmün sembolü olan Engizisyon Mahkemelerine saldırarak yaktı.


Yedinci İsyan (1831):

Aynı şekilde, 28.03.1831'de Kadis vilayetini el-Cezîre (Algeciras) bölgesinde General Torrijos ayaklandı ve Kadis Anayasası'nın tekrar yürürlüğe konmasını istedi. Fakat o, devlet güçleri tarafından yenilgiye uğratıldı ve öldürüldü.

Sekizinci İsyan (1835):

Bu durumda Malaga halkı Mart 1835'te ayaklandı ve hükümet temsilcilerini kovarak Kadis Anayasası'na dayanan mahalli bir idare kurdular. Malaga'yı diğer Endülüs şehirleri de izledi. Böylece ayaklanma bütün Endülüs'ü kapladı. Endülüslüler bir ordu kurdular ve hükümet güçlerini yenilgiye uğrattılar. İsyancılar, hükümeti Katolik kilisesinin mülklerinin müsadere edilmesi isteği de dâhil şartlarını kabul etmeye zorladılar. Ayrıca isyancılar Ceyyan vilayetinin Endûcer (Andujar) şehrinde bir yüksek devrim konsili kurdular. Bu konsil, Endülüs'e mahalli otonomi öngören bir Endûcer Anayasası hazırladı. Her ne kadar söz konusu konsil, 19.10.1835'te dağıtıldıysa da Endülüslü kimliğini şekillendirmede önemli bir unsur olarak kaldı. Fakat İspanya tekrar kilise ve devletin zulmü altına girdi.


Dokuzuncu İsyan (1857):


Endülüs çiftçileri 30.06.1857'de İşbiliye'de, daha evvel müsadere edilerek kiliseye ve soylulara peşkeş çekilen atalarının topraklarını geri isteyerek ayaklandılar. Fakat önderlerinden 25 kişi öldürüldü ve 25 kişi de idam edildi.


Onuncu İsyan (1861):

Yine Endülüslü çiftçiler, bu sefer Malaga ve Gırnatalılar da ayaklandılar. Fakat onların da haklı istekleri acımasızca bastırıldı.


Onbirinci İsyan (1868):

18.09.1868'de Endülüslüler kraliçeye karşı isyan ettiler ve Kurtuba yakınlarında İspanya ordusunu yendiler. Bunun üzerine kraliçe Fransa'ya kaçmak zorunda kaldı. Endülüslüler, İspanya'nın bir federal cumhuriyete dönüştürülmesini, Endülüs bölgesine otonomi verilmesini ve Katolikliğin devlet dini olma özelliğinin kaldırılmasını istediler. Fakat İspanyol ordusu ülkede kontrolü tekrar ele aldı ve 03.01.1883'te kraliçe İspanya'ya geri döndü.10.01.1884'te Entakîre (Antequera) Anayasası esaslarına dayalı "Federal Cumhuriyetçi Parti" kuruldu. Böylece XIX. yüzyıl Endülüslü hareketi, sınırları belirlenmiş bir Endülüs ile Endülüslü milleti fikrini tebellür ettirdi. Bu hareket, açıkça Katolik karşıtıydı ve Endülüs'ün İslamî geçmişini ihya için mücadele verdi. Fakat Endülüs milliyetçiliğine XX. yüzyılın başlarında esas şeklini veren, 05.07.1885'te Malaga'da doğan ve sonradan Müslüman olan "Blas Infante" idi.

Sonuç:
Görüldüğü gibi, Endülüs halkı İslamî kimliklerini kendi iradeleriyle terk etmediler. Tam tersine, yüzyıllar boyunca devamlı vahşice zulüm ve cinayetlere maruz kaldılar. Bu yüzden adlarını, kültürlerini ve köklerini kaybettiler. Fakat zayıf da olsa kalplerinde İslam'a karşı bir sevgi bağı kaldı. Özellikle, İspanyollardan farklı olma duygusu içlerinden asla yok edilemedi.
İslamî köklere dayalı bir Endülüs milliyetçiliği teorisini geliştiren Blas Infante, bunun için bütün gücünü ve hayatını ortaya koydu. Endülüs halkına diğer İspanyollardan farklı oldukları fikrini yaymakla suçlanarak Franko'nun askerleri tarafından 10.08.1936 tarihinde İşbiliye sokaklarında şehit edildi. Ne var ki onun çabaları 1975'te Franko'nun ölümünden sonra Endülüs'e İslam'ı, belki demokrasiyi de geri getirdi.
Ümit ederiz ki, günümüz Endülüs Müslümanlarının imdat çığlıkları atalarınınki gibi duymazlıktan gelinmez.
__________________________________________________________________

Kaynaklar:

1-M.A. Kettani, "Resurrection of Islam in Al-andalus", Majmaa al-Buhuth al-Islamica, İslamabad-Pakistan, 1992

2-W. Irving, "A Chronicle of the Conquest of Granada", Everyman's

3-M.G. Atienza, Las Capitulaciones para la Entrega de Granada, Granada-Espana, 1910

4-Luis del Marmol Caravajal, "Historia del Rebellion y Castigo de los Morseos de Granada", Biblioteca de Anteres Espanoles

5-A.Dominguez Ortiz y Bernard Vincent, "Historia de los Moriskos", Revista de Occidente, Madrid 1978

6-Pedro Longas, Vid Religiosa de los Moriskos, Madrid 1915

7-H.C. Lea, History of the Moriscos of Spain, their Conversion and Expulsion, London 1901

8-Diego Hurtado de Mendoza, "Guerra de Granada", ed. 13, Blanco Gonzalez, Madrid 1970

9-B. Vincent, "Lexpulsion des Morisques du Royaume de Grenede el leuar Repartition en Castilla (1570-1571)", Melagnes de la Casa Velazguez, vol. VI, 1970

10-Boronat y Barrachina, Los Moriskos Espanoles y su Expulsion, Belensiye 1901

11-Henry Swinburne, Travels through Spain in the Years 1775 and 1776

12-Joseph Towsend, A Journey through Spain in the Years 1786 and 1787, 3 volumes
Mağlub
Alıntı Yazılar Kuralını aşıyor bunu okumak içinde gerçekten göz lazım.Konu Kapanabilir.Eyvallah.
BeyhanSultan
ALINTI(maglup @ Sep 6 2006, 08:36 PM) *

Alıntı Yazılar Kuralını aşıyor bunu okumak içinde gerçekten göz lazım.Konu Kapanabilir.Eyvallah.



ama ben kaynak belirttim
Mağlub
ALINTI(BeyhanSultan @ Sep 6 2006, 08:38 PM) *

ALINTI(maglup @ Sep 6 2006, 08:36 PM) *

Alıntı Yazılar Kuralını aşıyor bunu okumak içinde gerçekten göz lazım.Konu Kapanabilir.Eyvallah.



ama ben kaynak belirttim


Ama bunu okuyacak bir kaç kişiden başka bence kimse olmaz.

Tartışmayalım Paylaşalım...Eyvallah.
mustafa44
sonuna kadar okudum. okuyanlar okur. çok güzel paylaşım. ALLAH (c.c.) razı olsun
Saltukoğlu
ALINTI(mustafa44 @ Dec 3 2007, 07:45 AM) *

sonuna kadar okudum. okuyanlar okur. çok güzel paylaşım. ALLAH (c.c.) razı olsun


Evet, her sıradan uzun yazı gibi değil. Hatta konunun önemi açısından kısa bile. Bir solukta zevkle okudum. Bizim için çokda orjinal bilgiler içeriyor. Harika Beyhan Sultan. Kesinlikle mutlaka bilinmesi gereken bir konu Endülüs. Bizim bilgilerimiz 1492 Endülüs İslam devletinin yıkılması ile öylece kalmıştı. Mükemmel bilgiler, çok zevk aldım okurken. Konunun değil kapanması, açılması, irdelenmesi gerekiyor. Müslümanlar duyarlılıklarını test etmeliler.
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.
Invision Power Board © 2001-2008 Invision Power Services, Inc.