|
||||||||||||||||||||
![]() ![]() |
| sahinkar1980 |
May 28 2007, 11:37 PM
Mesaj
#21
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
selamün aleyküm. sizlere dinlediğim sohbetlerden anlatmak istedim. YOLLAR ÜÇE AYRILIR: şeriat,tarikat,hakikat.şeriatın gemi gibi,tarikatın deniz gibi,hakikatın inci gibi olduğu söylenir.inci isteyen gemiye biner ve denize açılır ve inciye ulaşır.bu tertibi terk eden inciye ulaşamaz.talibe (müride)vacip olan ilk önce şeriattır.şeriat ile kastedilen ALLAH ve resulünün s.a.v.emrettiği abdest,namaz,oruç,zekat,hac,helali istemek,haramı terk etmek gibi emir ve yasaklardan ibaret şeylerdir.Bir kimseyi havada uçarken ,denizde yürürken,ateş yerken ve bunun gibi keramete benzeyen haller içinde görsen fakat o kimseyi ALLAH ın farzlarından bir farzı sünnetlerden bir sünneti kasten terk etmiş görürsen bilki o insan davasında yalancıdır veya cin şeytanlardan biridir.onun işi keramet değil sihirdir.insan zahirini şeriat elbisesi ile süslesin öyleki şeriatın nuru kalbine yerleşsin nurlandırsın insani zulmeti kalbinden temizlesin.kalbe yönelme tarikat sayesinde mümkün olur tarikat takvayı almak demektir menzilleri ve makamları katederek seni yüce mevlaya yaklaştıran herşey tarikattır.şeyhlerin yolları farklı farklıdır.çünkü onların makamları ve halleri değişik değişiktir.her şeyh üzerinde olduğu hale ve makama uygun bir yolu tercih ve tesbit etti.O yolların bazısı insanlarla sohbet ve onların arasında eğtim yoludur.bazısı insanlardan ayrılarak yalnızlığı seçme yoludur.bazısı namaz oruç ve benzeri ibadetlerden müteşekkil virdleri çoğaltmaktır.bazısıda sırtında kuru ot ve odun taşıyıp çarşıda satarak parasını insanlara dağıtma yoludur.bundan dolayı onların herbiri bir usulü seçmiştir.hakikat,maksada ulaşmak ve tecelli nurunu müşahade etmektir.Nefsi iştah verici şeylerden uzaklaştırmak,bir tarikattır.Ahiretin hallerini keşfetmek ve bunu hissetmek hakikattır.şeriat ilahi yolları içinde toplayan bir isimdir.bu yolların usulüne,füruuna,ruhsatına,azimetine,iyisine ve daha iyisine şamildir.Sufiye göre tarikat,yolların en güzeline,en kuvvetlisine,en azimetlisine,sarılmaktır.Hakikat herşeyin varlığını ispat etmek kesin delille bilerek açığa çıkarmak hal ve vicdanla keşfetmektir.Namaz hakkındada böyle bir söz söylenmiştir.Namaz hizmettir.yakınlaşmadır,kavuşmadır.hizmet şeriattır,yakınlık tarikattır,kavuşmak ise hakikattır.namaz bu üç hasleti cemeder.bu konuda şöyle denilmiştir:şeriat ALLAH a ibadettir,tarikat onun huzuruna varmaktır,hakikat ise o nu müşahede etmektir.ALLAH bizleri yolundan ayırmasın.amin
|
| islam ve kulluk |
May 29 2007, 09:48 AM
Mesaj
#22
|
|
Bizi çekemeyenler anten taksın... Grup: Üyeler Mesajlar: 9,650 Kayıt: 1-May 06 Yer: izmir Üye No: 6,473 |
sahinkar1980 kardeşim aynı konu ile ilgili yazılar yazacaksanız tekrar tekrar topic açmayıp ilk topiğinizden devam ediniz lütfen ben konuları birleştirdim böylece hem konular dağılmaz ulaşmak isteyen hepsine birden ulaşır.
Allah'a emanet olun -------------------- Şu karşıki dağlarda karlı dağ olsa, Düz ovada mor sümbüllü bağ olsa, Ağa olsa , paşa olsa , bey olsa , Yakasız gömleğe sarılır birgün... Bana sual sorarlar da şaşarsam, Sıratı geçerken nâra düşersem, Mümin kardeşlerden ayrı düşersem, Hayıf bana, yazık bana, vah bana... Kadir mevla defterine bak derse, Cürümü isyan günahında çok derse, Yerin göğün arasından çık derse, Hayıf banai yazık bana, vah bana... |
| sahinkar1980 |
Jun 1 2007, 11:21 PM
Mesaj
#23
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
DÖRT SORU VE CEVABI
1 – Şeriat´ın temel esasları nelerdir? 2 – Tarikat´ın temel esasları nelerdir? 3 – Marifet´in temel esasları nelerdir? 4 – Hakikat´ın temel esasları nelerdir? ŞERİAT`IN TEMEL İLKELERİ : 1 – Allah´a ve İman edilmesi gereken şeylere hakkıyla iman etmek. 2 – Namazı kılmak. 3 – Ramazan orucu tutmak. 4 – Zekatı vermek. 5 - Beytullah´ı ziyaret etmek, hacc yapmak. 6 – Helal kazanmak. 7 – Haramlardan ictinab etmek. 8 – Şeriat´ın evine girmek. Yani şer´i ölçüler içinde yaşamak. 9 – Allah yolunda cihad etmek. 10 – Hilafet´i Islamiyye şeklinde Islam devleti kurmak, var ise onu yaşatmak. TARİKAT`IN TEMEL İLKELERİ: 1 – Bütün günahlardan tevbe etmek. 2 – Herşeyi ve yaratıkları tefekkür etmek. 3 – Herşeyin manasını bilmek. 4 – Allah´tan korkmak. 5 – Helalından kazanmak. 6 – Haramlardan kaçınmak. 7 – Bir mürşidi kamil bulup, onun eline tutunmak ve ona bey´at etmek. 8 – Allah´ın yasaklarından( nehiylerinden) kaçmak. 9 – Mü´minlere nasihat etmek ve onlara öğüt vermek. 10 – Kalbten, Allah´tan gayri herşeyi çıkarıp atmak. MARİFET`İN TEMEL İLKELERİ : 1 – Kendini ( nefsini ) tanımak. 2 – Aşırı yiyecek ve içeceklerden ictinab etmek. 3 – Haramlardan kaçınmak. 4 – Helalından kazanmak. 5 – Hulusi kalb ile meşayihine sadık olmak. 6 – Haya etmek, utanmak. 7 – Mert ve cömert olmak. 8 – Nefsi halim ve selim olmak. 9 – Dine nezaret etmek ve murakibi olmak. 10 – İslam´ın görgü kuralları ile nefsini terbiye ve te´dib etmek. -2- HAKİKAT`IN TEMEL İLKELERİ : 1 – Toprak olmak. 2 – Bütün beşere bir gözle bakmak. 3 – Üstünlük, övünmek ve kibri talebte bulunmamak. 4 – Yaratıkların tümü, onun nefsinin şerrinden emin olmak. 5 – Alemden hiçbir kimseye eziyet etmemek ve zarar vermemek. 6 – Fakirliğini, yani Allah´a ihtiyacı olduğunu inkar etmemek. 7 – Hakk yolda gitmek, gidişatı hakk olmak. 8 – Kendi sırlarını ifşa etmemek. 9 – Allah´a muracaat etmek. 10 – Allah´a munacaat etmek, bütün aleme ibret nazarı ile bakmak. SOFİLERİN AHLAKINDAN BAZILARI : 1 – Edebli olmak. 2 – Ahlaki güzelliklerle bezenmek. 3 – Ruh temizliğine sahip olmak. 4 – Nefsi tasfiye etmek. 5 – Faziletlerle bezenmek. 6 – Alçak gönüllü olmak. 7 – Halktan gelecek eza ve cefaya tahammül etmek. 8 – Kolaylık ve yumuşaklık ehli olmak. 9 – Kanaatla beraber kerem sahibi olmak. 10 – Tekellüt´ü, cidal´ı ve gadab´ı terk etmek. İmam-ı Rabbani diyor ki : Sen bil ki; Şeriat üç kısımdır : 1 – İLİM 2 – AMEL 3 – İHLAS.... O şey ki, bu üç şeyden biri yerine getirilmezse, şeriat gerçekleşmez. Sufilerin yolu olan tarikat, hakikat ve ma´rifet şeriat´ın üçüncü kısmı olan “ İHLAS ”ın tamamlanmasına yardımcı olmaktır. ( Mektub:36; Sahife:50; Cild:1 ) İmam – ı Sehl Ettüsteri Essofi diyor ki : Bizim tasavvuf ve tarikatımızın temeli altı şeydir ; 1 – Allah´ın kitabına temessük etmek. 2 – Resulullah´ın sünnetine iktida etmek. 3 – Helalından yemek ve içmek. 4 – Eza, cefa ve eziyet etmekten kaçınmak. 5 – Günahlardan ictinab etmek. 6 – Hak sahiblerinin hukukunu eda etmek. _________________ |
| sahinkar1980 |
Jun 1 2007, 11:26 PM
Mesaj
#24
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
Tarikat-ı Aliyyeye girmek isteyen din kardeşlerimizin, her şeyden evvel kendilerini Şer-i Mübine uydurmaları, sonra Mürşidin elini tutarak: “Bu zat beni, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne ulaştırır!” itikat ve hüsnü zannı ile, o zatın sözlerini yerine getirmeleri şarttır. Yirmidört saatte bir defa, hangi vakit kolayına gelirse o zamanö tenha bir yerde gizlice ve abdestli olarak kıbleye yönelerek oturup, rabıta-i mevt ile gözleri yumuk vaziyette vazifesini okumalı. “Ben Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni görmüyorum ama, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri beni görüyor, diyerek tam bir huzur içerisinde olmalıdır ve Mürşidinden aldığı vazifeyi telkin aldığı şekilde vazifesine başlayıp huzur içerisinde vazifesini ifa eder. Bu hususta Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz buyurur ki: “En büyük ihsan, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni görüyormuş gibi ibadet etmendir. Sen onu görmesen bile, o seni daima görür.” [1]
Salikin bu vazifesini gönül mutmainnesi ile yapabilmesi için şu hususa önemli dikkat etmelidir: Sanki hastalanmış, bir döşek içinde yatmaktadır. Ölüm acıları, kendisine iyice yaklaşmıştır ve ölüm gelip çatmış kendisini yıkamışlar kefenlemişler, ağaç ata bindirip kabire dokuz hatılın altına koymuşlar… Bu şekilde vazifeye başlanırsa o zaman Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz’in şu sözüne mazhar olur: “Ölmeden evvel ölünüz.” [2] Bu hususu Yüce Allah (CC) Hz.leri şöyle beyan etmiştir: “ ‘Biz Allah-ü Tealanın kullarıyız. Ancak ona döneriz, musibetlerine razıyız!’ derler.” [3] Her inanan ve mürid olup tasavvuf tarikat yoluna girenin Kur'an-ı Kerim’e ve Hadis-i Şerif’lere daha sıkı sarılması lazımdır. Şeyh arayanlar, şeriatı düzgün olanı aramalıdır. Şeriat, tarikat, hakikat, marifet ve çok Zikrullah etmek, çok namaz kılmak, Resülullah (SAV) Efendimiz’in yoludur. Gece gündüz devam ettiğidir. Çünkü Resülullah (SAV) Efendimiz’in has yolu olan şeriatı, tarikatı, hakikati birbirinden ayırırlar, itiraz ederler. Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri’nin has kulları Resülullah (SAV) Efendimiz’in ümmetleridirler. Bu mukarrebler, Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin evliyalarıdırlar. Allah (CC) Hz.leri’ne kurbiyyet (yakınlık) isteyenler dikkat etsinler, Allah (CC) Hz.leri’ne yakınlaştırıan, insanları Hakka götüren bir yol seçsinler ve O’na (CC) ulaşmada bir kılavuz edinsinler. Tarikat, insanları Allah (CC) Hz.leri’ne götürür. İnsafa gel, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne ulaşmada acele et. Resülullah (SAV) Efendimiz’e vuslatta geç kalma. Bu dünya elinden gider, malın, mülkün, oğlun, kızın fayda vermez. Ancak kalbin nuru fayda eder. Ey müslüman! Bilmiş olasın ki, şeytan melunu kişiyi zulmete çeker. O da kendisine dost olanlara vervese verir, dine, şeriata, tarikata, hakikata ve marifete itirazlar koyar. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri iman edenlere ilham eder. Tasdikler, muhabbetler koyar. İşte sen düşün, şeytanın dediklerini kabul edip Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin dediklerini kabul etmiyorsun. Bir de Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne bahane buluyorsun. Sana Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri Peygamberi ile söyletti, Kur'anda aşikare söylüyor. Kitaplar söylüyor, bunları hiçe sayarak şeytanın vesvesesine ve nefsin havasına uyup nefsine kul köle olma. Aziz müslüman! Artık uyan. Kur'an-ı Kerim bir bütündür, bir ayetini inkar küfürdür. çalışıp gayret ederse, o zaman ebedi saadethaneyi mamur eder. Bak Yüce Mevla (CC) Hz.leri ne buyuruyor: “Fakat ahirele inanmayanlar, hu doğru (yoldan) sapmaktadırlar.” [4] “O halde hep O'na (CC) ibadet edin. İşte bu biricik doğru yol budur.” [5] “O (CC) bize yollarımızı dosdoğru göstermiş, hidayet vermiştir.” [6] Meşayıhtan birisi şöyle anlatır: “Bağdat Mezarlığında gezerken gördüm. Büyük ve kocaman kabirlerin başındaki taşlara beş yaşında on veya onbeş yaşında yazmışlar, hayrette kaldım. Evliyaullahtan birine rastladım, bana dedi ki: ‘Niçin hayret edersin. Heva ve hevesiyle geçen günler yaşamaktan mıdır? Hayvanlar gibi Nefsi emmaresinin yolunda giderek yaşamayı biz ömür ve yaşama saymayız. Bir tarikata girip şeyhin yanında geçen ömrü yaşamadan ve ömürden sayarız.’ dedi ve böylece benim de hayretim gitti.” [7] Yüce Mevla (CC) Hz.leri şöyle buyuruyor: “Her kim de, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra, Peygambere aykırı harekette bulunur ve müminlerin yolundan uyar giderse, onu döndüğü sapıklıkta bırakırız. Ahirette de kendisini cehenneme koyarız ki o ne kötü bir dönüş yeridir.” [8] “Şüphe yok ki Rabbin (CC) Hz.leri, yolundan sapanı en iyi bilendir ve o, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.” [9] Aziz kardeşim Yüce Allah (CC) Hz.leri Mucizel beyanında zatını iyi bilen kulları ile beraber olunmasını niçin emretmiştir? Zira kulunu af ve mağfiret etmek için dünyada ölülükten kurtulup manevi bir hayata erip dünyada iken Rızaya, Cemalullaha ermiş ve Yüce Allah (CC) Hz.leri’ni en iyi bilen Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz’in varislerine gidip aleme gönderiliş gayesini yerine en iyi şekilde getirebilmek için Mürşid-i Kamil’e teslim olup Tasavvuf (tarikat) okuluna girerek ve rıza bari için çalışarak dünyada iken af ve mağfirete ermek mümkün olacaktır. Yoksa ilmiyle alim olmayan ve taleb ettiği ilmi kendisini bile kurtaramayan kişi başkasını kurtaramaz. Denizde yüzmeyi bilmeyen kişi denizde boğulmakta olan kişiyi kurtaramaz. Kurtarabilmesi için yüzme bilmesi lazımdır Mana yolunun erleri bu yolda yüzek bilen yüzücü gibidirler. Talib olanı Allah (CC) Hz.leri’ne vuslat ettirirler. Bu hususta Yüce Mevla (CC) Hz.leri buyuruyor: “Onunla (kitapla) amel etmeyenlerin hali, cildlerle kitap taşıyan eşeğin haline benzer.” [10] Ey Allah (CC) Hz.leri’ni arayan kardeşim! Essek ilimden bir şey anlar mı, ve o ilmi ile amil olmayıp ilmini menfaat karşılığında kullanan kişiler Hakk’ı (CC)bulabilirler mi? Hakk’ı (CC) bilmeyen insan başkalarını Hakk’a (CC) vuslat ettirebilirler mi? Elbette ettiremez! Ancak Yüce Allah (CC) Hz.leri’ni en iyi bilen, ilmiyle amil olan, Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz’in gerçek varisi ve anlattığını bizzat yaşayan veliler, mürşidi kamiller talib olanı Cenab-ı Hakk’a (CC) vuslat ettirirler. |
| sahinkar1980 |
Jun 1 2007, 11:46 PM
Mesaj
#25
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
Tarikat Arapçada yol demektir. Kur’an-ı Kerim’de tasavvuf terimi olarak tarikat, Allah (CC) Hz.leri’ne varma gayesini güdenlerin izledikleri özel tarz ve yol demektir. Fıkhi alanın temsilcilerine verilen geleneksel ad “Fakih”, tasavvufi alandakilere verilen ad “Şeyh”, “Mürşid”, “Pir”, “Veli”, “Allah (CC) eri”, “Allah (CC) dostu”, “Eren”, “Ermiş” denir.
İnsan ruhlar aleminden şu imtihan alemine gelip bir süre durup tekrar geldiği yere gidecek olan bir yolcudur. Allah (CC) Hz.leri’nden gelmiştir, yine Allah (CC) Hz.leri’ne gitmektedir. İnsanlara bu yolculuklarında rehberlik yapmak, yol göstermek için Yüce Allah (CC) Hz.leri Peygamberler (AS) göndermiştir. Hiç bir insan Peygamberi (AS) kendisine rehber edinmedikçe Allah (CC) Hz.leri’ne kavuşamayacaktır. Peygamberlerin (AS) son zinciri bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz, insanları Allah (CC) Hz.leri’ne götürme vazifesini hayatında kendisi yapmış, vefatıyla da bu vazife, dinin özüne vakıf Peygamber (SAV) Efendimiz’in devamı, varisleri Evliya İzamı tarafından yürütülegelmiştir. Çünkü Nebiler Nebisi (SAV) onlar hakkında şöyle buyurmuştur: “Alimler, Nebilerin varisleridir.” [1] Bir müslüman Islamın farz emirlerini yapıyor ve haramlardan da kaçıyor. İşte böyle bir mü’min, Allah (CC) Hz.leri’ne daha fazla yaklaşmak ve münafıklığın alametinden kurtulmak, daha iyi bir mü’min olabilmek ve dünyada iken amalıktan, sağırlıktan kurtulup manevi alemleri ve ilahi tecellileri seyretmek ve aleme gönderiliş gayesini yerine getirebilmek istiyorsa, bu mü’min için bir okula kaydolmak ve bu okulda tahsil yapması gerekiyor. İşte bu okul Tasavvuf ve (tarikat) okuludur. Bu Tasavvuf ve Tarikat okulunda farzları edaya gayret edip haramlardan kaçmak, az yemek, fazla namaz, zikirde daim tefekkür gerekir. Tasavvuf, tarikat yolunda ise artık cehennem korkusu ve cennet arzusundan ziyade Allah (CC) Hz.leri ‘nin rızası, Allah (CC) Hz.leri’nin aşkı ve muhabbeti vardır. Bu yolda ilerleyen kişi, Allah (CC) Hz.leri tarafından daha fazla sevilir ve hatırlanır. Bu mertebelere mü’min, Tasavvuf (tarikat) sayesinde ulaşır. Tasavvuf, kainatın her zerresinde Cenab-ı Hakk’ın (CC) kudretinin tecellisini görmektir. Sofi güneş gibidir. Herkes onun irfanından istifade eder. Tasavvuf, herkesin halini anlayabilmek, ferasetli olmaktır. Tasavvuf, içten inanarak ölünceye kadar o imanı muhafaza etmektir. Tasavvuf, Kur'an-ı Kerim’in ahkamını amelen tatbik etmek, emir ve yasakları bihakkın yerine getirmektir. Tasavvuf, kainattan haberdar olmaktır. Tasavvuf, halkı Hakk’a (CC) davet etmektir. Tasavvuf, herkesin imdadına koşmak, ihtiyaç sahibi olanların dertlerine derman olmaktır. Tasavvuf, Allah (CC) Hz.leri’nden başkasına makam, mevki, mal, para, kadın vs. Nedeniyle kul olmayıp Kur’an’a ve Sünnet’e yapışmak, heva ve hevesleri bırakmaktır. Tasavvuf, Allah (CC) Hz.leri’nden başka kimseden bir şey ummamak, Allah (CC) Hz.leri’nin emirlerini yerine getirirken sabredip devam etmektir. Tasavvuf, ihtirası bırakıp Hakk’ın (CC) verdiğine şükretmek, kendi isteklerini bırakıp Hakk’ın (CC) isteklerine (takdirine) razı olmaktır. |
| sahinkar1980 |
Jun 1 2007, 11:49 PM
Mesaj
#26
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
Tasavvuf, tembelliği bırakıp çalışmaya devam etmektir. Hayalleri bırakıp tatbikata bakmak, uykuyu ve gafleti bırakıp ibadete devam etmektir.
Şeriat bir fetva, tasavvuf ise bir takva yoludur. Hiçbir zaman birbirinden ayrı değildir. Şeriatten kıl kadar ayrılan, tarikatten dağ kadar ayrılır. Şeriat ve tarikatın cahilleri birbiriyle daima mücadele halindedirler, alimleri ise daima sulh (barış) içindedirler. Tasavvuf, temiz bir niyyet ve tam bir ihlas ile ilahi şeriatın iç ve dış bütün hükümlerini yerine getirmektir. Tasavvuf aşk yoludur. Şüphesiz bu aşk yolu kolay bir yol değildir. Maksuda erişinceye kadar yolda birçok tehlikeleri aşmak, sıkıntılara uğramak zaruridir. Lakin bir defa o yolla Hakk’a (CC) eriştikten sonra, artık bütün müşküller, kubh, şer, 'adem ortadan kalkar ve salih her tarafta Hakk’ı (CC) görür. Her şeyi Vücud-i Mutlak’da müstehlek gördükten ve ‘adem unsurunun yol edilmesinden sonra, kendisini de ondan ayırmadıktan sonra, salih için sa-adet-i mutlaka hasıl olmuştur. Bu yüzden, Hakk’ı (CC) hariçte arayanlara karşı Yunus’un (RA), “Hak (CC) cihana dolandır, kimseler Hakk’ı (CC) bilmez. Kendinden istesene, Ol senden ayrı olmaz” demesi çok doğru bir sözdür. Çünkü bu fikre göre, yegane hakiki varlık olan ve her şey kendisiyle kaim bulunan Vücud-i Mutlak dahi vicdan da mün’akistir. Mürşid, Mutasavvıfeye göre, insan- yani ‘adem unsuruna galebe çalarak Hakk’a (CC) varan İnsan-ı Kamil bu kadar mühim olursa, tabiidir ki en yüksek bilgi de ona ait olur. Mademki ilk işimiz Allah’ı (CC) bilmektir ve O’nu (CC) bilmek de kendimizi bilmekle olur, o halde en mühim ilim, daha doğrusu asıl ilimde insan sırlarını öğreten ilimdir. Bu da, ulemayı rüsumun bilgileri gibi kitapla olmaz, aşk yolu ile ve mürşid vasıtasiyle olur, yani tasavvuf ilmidir. Saliki muhbbet ummanına gark eden sıfatlar şunlardır: Vermek, bağışlamak, cemal, kemal, fazilet. Bu sıfatların aklen ve naklen noksansız olarak kemal derecesinde bir tek olan Allah’da (CC) sabit olduğu muhakkaktır. Ey talib ve aklı olan kimse! Tasavvuf (tarikat) hakkında ne söyleyenilir ki? Tasavvuf ehlinin kalbi, Allah (CC) Hz.leri’nden başka herşeyden temizlenmez ve başlangıcı, her an Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin zikrine dalmak, nihayeti ise büsbütün Fenafillah olmaktır. Gerçekte ise bu fena makamı tasavvufun başlangıcıdır. Fenafillah bu tasavvuf yolunda ilk adımdır. Tasavvuf yolundaki dervişler iki kısımdır. Bunlara mürid ve murad denir. Mürid, sadık olan talib demektir. Allah-ü (CC) Teala (CC) Hz.leri’nin sevgisi ile ve O’nun (CC) sevgisine kavuşmak arzusu ile yanmaktır. Bilmediği ve anlayamadığı bir aşk ile şaşkın haldedir. Gözyaşları dinmez, geçmişteki günahlarından utanarak başını kaldıramaz. Her işinde Allah (CC) Hz.leri’nden korkar, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır. Her işinde sabır ve affeder. Her nefeste Allah (CC) Hz.leri’ni düşünür. Gafletle yaşamaz, bir kalbi incitmekten korkar. Murad edenler ise, uğraşmadan, yorulmadan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne yakınlık derecelerine ulaştırılırlar. Yüce Mevla (CC) bu hususta buyumuşturr ki: “Allah'ın (CC) İslam nuru ile kalbine genişlik verdiği kimse, kalbi mühürlü nursuz gibi midir? |
| MehLiKA |
Jun 1 2007, 11:55 PM
Mesaj
#27
|
|
Kayıtsız |
Bu kadar dolu şeyhe göre,Milletin bu kadar islamdan bi haber,Mukaddesata sahip çıkmaması ne kadar da tuhaf.Nekadarda çok şeyh varmış Yarabbim.:S
|
| kafkaskartali70 |
Jun 2 2007, 01:06 AM
Mesaj
#28
|
![]() Grup: Üyeler Mesajlar: 233 Kayıt: 3-May 07 Üye No: 19,100 |
Bunun sebebi bizim gibi müridlerin adam olamamasidir.Mehlika kardesim biz onlarin adina yanlis örnekleriz o yüzden insanlardan bizim gibi zavallilara bakip onlari yanlis degerlendiriyorlar.Bu ayibin en büyük kismi bizim gibi sahte müridlere aittir.
Ben sahsim adina bütün mümin kardeslerden bu anlamda özür diliyorum. Rabbim bizi geregi gibi yasayan geregi gibi düsünen ve geregi gibi kulluk eden kullarindan eylesin insAllah Bu Mesaj kafkaskartali70 tarafından değiştirildi: Jun 2 2007, 01:07 AM |
| sahinkar1980 |
Jun 3 2007, 12:03 AM
Mesaj
#29
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
|
| sahinkar1980 |
Jun 3 2007, 12:44 PM
Mesaj
#30
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
Şeriat gibi Tasavvufun (tarikatın) temelinde de Peygamberimiz (SAV) ve Kur’an-ı Kerim vardır. Peygamber (SAV) Efendimiz’in yaşadığı Zühdi Manevi hayat, dünyaya meyletmeme, dünyadan el etek çekme hali, O’nun (SAV) Ashabı (RA) tarafından da yerine getirilmiştir.
Tasavvuf, Peygamber (SAV) Efendimiz devrinde mevcut olup, Ashab-ı Kiram (RA), Tabiin (RA), Tebeü Tabiin (RA) ile daha sonra gelenlerin bu esasları muhafazası tasavvufun (tarikatın) zamanımıza kadar devamını sağlamıştır. [1] Tasavvufun öncüsü olan Peygamber (SAV) Efendimiz, bu ibadetin nasıl yapılacağını, Zikrullahın nasıl elde edileceğini yakınları olan İmam-ı Ali (KV) Hz.leri’ne ve Ebubekir (RA) Hz.leri’ne tarif ettiğini görüyoruz. Onlar da kendilerinden sonra gelenlere devren Silsile ile bir miras gibi bırakmışlar, böylece tasavvuf nuru aynı bir elektrik akımı gibi Günümüze kadar ulaşmıştır. Silsile, bir tarikatı insanlara öğreten Mürşid-i Kamil (şeyh) önce tarikat Pirine, oradan da Hz. Peygamber (SAV) Efendimize ulaştıran şahıslar (mürşidler, şeyhler) zinciri demektir. Böylece, bir tarikat şeyhine elini vererek (biatla) tarikata giren kişi, Şeyhe biat etmekle, o şeyhin Silsile ile bağlı olduğu Tarikat Pirine ve o Pirin de yine Silsile ile bağlı olduğu Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz’e biat etmiş olur. Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz ile başlayan Tasavvuf (tarukat) nuru, Şeyh vasıtasıyla, şeyhin elini tutan müride geçer. Bundan sonra müride düşen vazife şeriatın ve Tarikatın emirlerini hiç aksatmadan yapmaktır. Asırlar boyu İslam’ın ölmez ve yıkılmaz iki emaneti Kur’anı Kerim ve Sünnet-i Seniyye ışığı altında devrimize ulaşan Tarikat, en yüce ve rütbelere, makamlara yükselen kimseler tarafından benimsenmiş ve onun sayesinde hem dünyevi, hem uhrevi necatlara ve rızaya, Cemalüllaha (CC), Şefaat-i Resülullah’a (SAV) ermişlerdir. Tarikat-ı Aliyye-i Muhammediyye’yi kabullenip onu bağırlarına basanların arasında Osmanlı padişahlarının da olduğunu görüyoruz. Aziz yolcu! Çünkü şeriat tarikatın kapısıdır. Tarikat hakikatin bahçesidir, yani tarikat gayet sağlam bir hisar (kale) içinde bir bahçedir. Şeriat o bahçenin kapısıdır. Hakikat o bahçede bulunan türlü gül gülistan ve türlü meyve ağaçlarıdır. Ne o bahçenin sonu vardır ne o ağaçların sonu vardır. Onun hisarı (kalesi) o kadar sağlamdır ki bir kimse kuş olsa oraya girmesi imkansızdır. Ancak kapısından girebilir kapısı da (şeriattır) yani bir insanın tarikata girmesi için namazını, orucunu, gerektiği zaman zekatını, haccını ve Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin emirlerini yerine getirmesi ile mümkündür. Bu sebeple şükür ibadetini yerine getiren mümine Mürşid-i Kamil aramak lazımdır. Çünkü Mürşid-i Kamiller bu bahçenin bahçıvanlarıdırlar. Mürşid-i Kamil’e gerçek teslim olanlara şeytan musallat olamaz. Teslimiyeti kuvvetli olanın şeytan semtine uğramaz. Ey aşık-ı sadık! Yüce Allah (CC) Hz.leri’ni ve O’nun (CC) Resul-ü Azamini (SAV) en iyi bilen ve yolunda daim olan Mürşid-i Kamil’in kapısında bu dünyada iken körlükten kurtulup Yüce Allah (CC) Hz.lerinden rızasına mazhar olmaya çalış. Nitekim Yüce Allah (CC) Hz.leri buyurur: “Kim de bu dünyada (hakkı görüp kabul etmeyecek şekilde) kör olursa, artık o ahirette de kördür ve yol bakımından da daha sapıktır.” [2] |
| sahinkar1980 |
Jun 3 2007, 12:47 PM
Mesaj
#31
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
Ey talib ve aklı olan kimse! Tasavvuf (tarikat) hakkında ne söyleyenilir ki? Tasavvuf ehlinin kalbi, Allah (CC) Hz.leri’nden başka herşeyden temizlenmez ve başlangıcı, her an Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin zikrine dalmak, nihayeti ise büsbütün Fenafillah olmaktır. Gerçekte ise bu fena makamı tasavvufun başlangıcıdır. Fenafillah bu tasavvuf yolunda ilk adımdır. Tasavvuf yolundaki dervişler iki kısımdır. Bunlara mürid ve murad denir. Mürid, sadık olan talib demektir. Allah-ü (CC) Teala (CC) Hz.leri’nin sevgisi ile ve O’nun (CC) sevgisine kavuşmak arzusu ile yanmaktır. Bilmediği ve anlayamadığı bir aşk ile şaşkın haldedir. Gözyaşları dinmez, geçmişteki günahlarından utanarak başını kaldıramaz. Her işinde Allah (CC) Hz.leri’nden korkar, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır. Her işinde sabır ve affeder. Her nefeste Allah (CC) Hz.leri’ni düşünür. Gafletle yaşamaz, bir kalbi incitmekten korkar. Murad edenler ise, uğraşmadan, yorulmadan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne yakınlık derecelerine ulaştırılırlar. Yüce Mevla (CC) bu hususta buyumuşturr ki: “Allah'ın (CC) İslam nuru ile kalbine genişlik verdiği kimse, kalbi mühürlü nursuz gibi midir? Elbette o Rabbi’nden (CC) bir hidayet üzeredir.”[2] Bu Ayet-i Kerimeye muhatab olan muradlar, güler yüzlü olurlar. Sıkıntılı hallerini göstermezler. Görünüşte insanlarla beraberdirler. İç yüzlerini ise insanlardan gizlerler. Kimse onların hallerini anlayamazlar. Yani onlar halk arasında Hak (CC) ile olurlar. Derviş olanlar, edebi idirler, edebi olmayanlar Vasılı İllellah olamaz. Yani “hiç bir edebsiz, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne kavuşamaz” buyuruldu.
Tasavvuf (Tarikat) Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin düşmanı olan nefse yardım etmemeyi, onun isteklerini yapmamayı kalbe yerleştirmektir. Tasavvuf kalbin tasfiyesi ve nefsin tezkiyesidir. Yani kalbin Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin sevgisinden başka, her sevgiden tasfiye edilmesi, nefsinde Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin her emrine uyar hale getirilmesidir. İtikatı düzeltmedikçe, İslam’ın emir ve yasaklarına uymadıkça, haramlardan sakınıp ibadetleri gerçek manada yerine getirip yapmadıkça, kalbin tasfiyesi ve nefsin tezkiyesi mümkün değildir. Ahmak olan nefsi ezip küçültmek, tasavvufun (tarikatın) adabındandır. Kimin nefsi kendine şerefli görünürse, dini ona küçük görünür. Dünyalık isteklerden sıyrılmalı, nefsin arzularını menetmeli, rızkının helal yoldan gelmesine gayret göstermeli, dünyaya düşkün olanlarla bidat sahipleriyle arkadaş olmamalı, mal toplamaktan ve dünyayı mamur etmekten sakınmalı, insanların doğru yola gelmesine ve güzel huylara sahib olmaya çalışmalıdır. Bu güzel hasletlere sahip olan bahtiyar kulları hakkında yüce Mevla (CC) şöyle buyurur: “O kullarımı ki, (Kur’anı) dinlerler. Sonra da onun en güzelini (en açığını ve kuvvetlisini) tatbik ederler. İşte bunlar Allah’ın (CC) kendilerine hidayet verdiği kimselerdir ve bunlar gerçek akıl sahipleridir.”[3] Diğer bir Ayetinde de Yüce Allah (CC) Hz.leri şöyle buyuruyor: “Kim de O’na (CC) bir mümin olarak salih ameller işlemiş olduğu halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler var.”[4] “ Diğer bir Ayetinde de Yüce Allah (CC) Hz.leri şöyle buyuruyor: “Kim de O’na (CC) bir mümin olarak salih ameller işlemiş olduğu halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler var.”[4] “Onun için gücünüz yettiği kadar Allah’tan (CC) korkun. (Takva sahibi olun. Emirlerine uyun, yasaklarından kaçının) Öğütlerini dinleyin, emirlerine itaat edin.”[5] Tasavvufta önemli olan, insanın bütün işlerinde gücünün yettiği kadar takvayı gözetmesidir. İşlerde takva hususunda bir eksiklik olursa, irtibat hasıl olmaz. Hakikatte bu irtibat, takvanın ve Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin rızasının hasıl olmasında ölçüdür terazidir. Haram ve yasaklardan kurtulup aleme gönderiliş gayesini yerine getirebilmek için Allah (CC) Hz.leri’nin ve Resulü (SAV) Efendimiz’in halifesi olan ve insanlara doğru yolu göstermekle vazifeli, kamil ve mükemmil bir zata talebe yani (derviş) olmanın lazım geldiği ortaya çıkmaktadır. Çünkü mürşidsiz Resülullah (SAV) Efendimiz’e kalbi bağlamak mümkün olsa bile, bunun bilhassa daha başlangıçta olan bir kimse için ne kadar zor bir iş olduğu malumdur. Bir çok kimse Resülullah (SAV) Efendimiz’in münarek şahsını tam olarak kalbinde hazır edemez. Bunlar bu hususta vaaz ve nasihata muhtaçtır. Bu yolun zahiri ve batini adabını öğrenmeye muhtaç olanlar için, böyle bir bağ kurmanın ne derece zor olduğu açıktır. Beşeri maniler sebebiyle doğrudan doğruya Resülullah (SAV) Efendimiz’e bağlanarak feyz almak zordur. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri kendisine kavuşmak isteyen kullarına kolaylık olması için, kamil ve mükemmil rehberleri (Mürşid-i Kamil) yarattı. Bu mübarek zatlar, insanları Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin rızasına kavuşturan yolları gösterdiler. Böyle münevver yol göstericilerin, her asırda mevcut olacağı Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif’lerle bildirildi. Tasavvuf (tarikat) yolunda bulunup aleme gönderiliş gayesine uyan bahtiyar insan, Resülullah (SAV) Efendimiz’in mübarek Ruh-u Şeriflerine ruhen yönelir. Resülullah (SAV) Efendimiz’in şefaatine de mazhar olur. Tasavvuf (tarikat) yolunda bulunan ve intisab eden kimsenin niyetini düzeltmesi, bu vazifeyi sırf Allah (CC) Hz.leri’nin rızası için yapması, kalbi Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nden başka şeylerden sıyırması lazımdır. Sonra, dili ve kalbi ile “İlahi ente Maksudi ve Rızake Matlubi” (İlahi! Sen benim maksudumsun ve senin rızan benim matlubumdur) demelidir. Talib olan maneviyatta Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin rızasını gözeterek aldığı virdine de riayet edip günlük olarak yerine getirirse, Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin şu Ayet-i Kerime’sine muhatab olması umulur: “Ancak Allah’a (CC) halis ve pak bir kalb ile varan müstesna.”[6] buyurulmuştur. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne kavuşanlar ve hidayet yolunun yolcusu olanlar, bilhassa tasavvuf (tarikat) ehli olanlar büyüklerdir. En doğru yol, onların yolu, en güzel ahlak onların ahlak ve adetleridir. Yüce Mevla (CC) Hz.leri buyurur ki: “İşte o yol, Allah’ın (CC) hidayet yoludur ki, O (CC), bunu kullarından dilediğine nasib eder.”[7] Bu Mesaj sahinkar1980 tarafından değiştirildi: Jun 3 2007, 12:50 PM |
| sahinkar1980 |
Jun 3 2007, 12:56 PM
Mesaj
#32
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
Tasavvuf (tarikat), şükür ibadetlerini yerine getirdikten sonra Tasavvuf (tarikat) yolunda Yüce Allah (CC) Hz.leri’ne yakınlık tahsil etmektir. Tarikatın esası, insan ruhunun terbiye ve irşad ile harici alemden alakanın münasebetlerin kesilmesi ve batın alemiyle irtibatın teminidir. [1]
Dersiam (Ord. Prof.) Mehmet Ali Ayni “Bizdeki tarikatlar” makalesinde şunları kaydediyor: Müslümanlık haddizatında Allah (CC) Hz.leri’ni ve Resulü (SAV) Efendimiz’i tasdikten ibaret olmakla beraber bu tasdik keyfiyeti bilahare bir muahede ile teyid edilmiştir. Bu mukavele (ahid) pek muhataralı (korkulu) ve tehlikeli bir günde müslümanlar ile Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz arasında akdolunmuştu. Müslümanlar o gün Resülullah (SAV) Efendimiz’inn elini tutarak kendilerinden ayrılmayacaklarına söz vermişlerdi. (Bu olay Asr-ı Saadette Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz ile Sahabeleri (RA) arasında geçmiştir. Bak Fetih S.A.10) Binaenaleyh bir müslümanın bugün özü, sözü ve fiili birbirine uygun ve düzgün, fazilet ve istikamette muttasıf, muhabbet ve itimada layık bir Peygamber Varisi olan zatı (Mürşidi Kamil) bulup, onun huzurunda, o güne kadar işlemiş olduğu günahlardan tevbe ve nedamet (pişmanlık) ettiğine ve o andan itibaren kimseye fenalık etmeyeceğine, kimsenin malını çalmayacağına, kimseyi öldürmeyeceğine velhasıl her türlü menahiden (yapılması yasaklanan şeylerden) sakınacağına dair söz vermesi ve bu taahhüdüne Allah (CC) Hz.leri’ni ve Resulüllah (SAV) Efendimiz’i ve Piranı İzamdan (tarikat kurmuş büyüklerden) birini sahici tutması, o birinci muahedeyi (ruhlar aleminde) tecdid (yenileme) ve te’kid etmekten ibarettir. İşte şeriatın batını olan tarikata girmek bu demektir. Yoksa, tekkede oturup çorba içmek değildir. Ondan sonra o talibin bütün efal ve harekatı o intisab ettiği zatın nezaret ve murakabesine tabi olur. [2] İzmirli İsmail Hakkı (RA) Hz.leri Tasavvufun evveli ilim, ortası amel, sonu mevhibedir demektedir. Halveti Tarikatı ileri gelenlerinden Dede Ömer Ruşeni (RA) Hz.leri manzumesinde Tasavvufu şöyle anlatmaktadır: “Tasavvuf kalbi Hakk’a (CC) bağlamaktır. Yüreğin aşk oduyla dağlamaktır. Tasavvuf, yar olup bar olmamaktır. Gül-i gülzar olup, har olmamaktır. Tasavvuf Keramet satmamaktır. Hakk’ın (CC) işinde etmeyip tasarruf” [3] diye anlatmaktadır. Demek oluyor ki tasavvuf, İslam dinini gönüllere daha iyi sindirmek ve sindirebilmek için insanların gönlündeki Allah (CC) Hz.leri ve Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimiz’in aşkı, heyecan ve imanını bütün cihana yaymak ve bütün insanların müslümanlığı tatmalarına ve gönüllerindeki her türlü itirazı terkedip itirafa ulaşmalarına, Allah (CC) Hz.leri ve Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimiz’in aşkıyla coşmalarına ve bunun ilmine verilen isimdir. Yoksa Tasavvuf (tarikat) şeriattan ayrı bir şey değildir. Anadolumuzun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında hizmetlerin en büyük bir kısmının Tarikat erbabı mutasavvuflara ait olduğu belirtilmektedir. Münevverlerimiz de, okuma merakı olan yüksek tahsil gençliğinde tasavvuf ve tarikat konularında ciddi tecessüsler doğmuştur. Bununla birlikte, meselenin ne olduğu veya ne olmadığı araştırılmaksızın bir takım şeyh arayışlarına rastlanılmaktadır. Bu arayışların temelinde, insanın kendi ruhuna yeni bir sığınak bulmak, ruhunu kuvvetlendirmek, stresler karşısında kendisine bir destek ve güç bulmak, sürmenaj ve ruhi depresyonları azaltmak gibi duyguların bulunduğu anlaşılmaktadır ve şu aleme gönderiliş gayesini uyanıklık içerisinde yerine getirmenin bahtiyarlığına, dünyada iken ermek ebedi aleme gittiği zaman: “Keşke toprak olsaydım! Ya Rabbi (CC)! Beni tekrar yeryüzüne çıkart da sana ibadet edeyim!” dememektir. Velhasıl tasavvuf, başından sonuna kadar iki şeyden ibarettir, biri “LAİLAHE İLLALLAH” ile Cenab-ı Hakka terakki, diğeri de “MUHAMMEDÜR RESULULLAH” ile şol aleme tenezzüldür. Terakki ruh ve sırra aittir. Alemi mülkte tenezzül, şeriat ve tarikate riayetle olur. Bütün ulumi evvelin bundadır. “İlim bir noktadır, onu cahiller çoğaltır.” buyrulmuştur. |
| MehLiKA |
Jun 3 2007, 12:59 PM
Mesaj
#33
|
|
Kayıtsız |
Şahin kardeş lütfen buradan devam edin.Ayrı ayrı aynı başlığı açmayın yasak kardeşim.
|
| sahinkar1980 |
Jun 4 2007, 11:06 PM
Mesaj
#34
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
|
| MehLiKA |
Jun 5 2007, 12:28 AM
Mesaj
#35
|
|
Kayıtsız |
Şahin kardeş lütfen buradan devam edin.Ayrı ayrı aynı başlığı açmayın yasak kardeşim. özür dilerim mehlika kardeş uyarınıgeç aldım sakıncası yoksa taşıdıklarını geri getire bilirmisin. estağfirullah kardeşim dee o taşıdıklarımı geri getiresiye kadar tamamdırr yaptık kardeş buradan devam edebilirsiniz artık. |
| hamzayurekli |
Jun 5 2007, 02:51 AM
Mesaj
#36
|
|
ALLAHU NURUSSEMEVETİ VEL ARZ... Grup: Üyeler Mesajlar: 3,700 Kayıt: 28-September 06 Yer: Çarşamba'lı Üye No: 12,806 |
Selamun Aleykum......
Sahın Kardesım Yazmıs Oldugunuz Su Sozler ıcın bır ıkı cumle serpıstırmek ıstıyorum.... ALINTI birçok kerametide görülmüş ve yaşanmıştır Musluman Buyuklerımıze ınanmak ıcın keramet armanız veya bastıra bastıra bu kelımeyı kullanmanız bende bı tuhaflık uyandırdı... Mucızeler Ve Kerametler KalpleRı Hıdayetle Kokmamıs Kısıler ıcın Yuce ALLAH'IMIZ TARAFINDAN ELCILERINE VERILMIS OLAN BIR HEDIYEDIR... Ve Burda Onemlı Olan bır dıger husus ıse Kendı Cemaatınıze ve Kendı Seyhınızı Övmenız.... Bence Onemlı Olan Islamıyete Dawet Degılmıdır... Mulumanların Bırbırlerıne Yapmıs Oldukları En Buyuk Zararlar Bu Sekıl Ayrımlar degılmıdır.... Dunyadakı Muslumanlar Egerkı Yahudıler Kadar bırbırlerıne Baglı kalsalar Saklandıkları Agaclar Onları Muslumanlara Gosterek Denmıs....Ama bu Muslumanlarla Degıl.... Turkıyede Bıle Bır Musluman Partı Dıger kendılerınden Ayrılan Kardeslerıne Kopek ıbı Saldırırsa Bu Ulkede Muslumanlar Arpa Boyu Gıdemez .... Onemlı Olan Islamı Kım Nasıl Hangı Stratejı Ile Yucelte bılırç....... Bır Israıl bır Amerıkan Yahudısı 50 Yıllık Plan Yapıyor Amacına Yawas Yawas Yaklasıyor Ve Sonunda IRAK gıbı elde Edıyor.... Egerkı Hamzalalr Omerler Alıler Osmanlar Cafer-i Tayyarlar olsalar Ozaman Kendı Kanunu Kendın Inanarak Degısmesı ıcın 50 yıl beklemezssın.... Egerkı Hz.Omer r.a Zamanındakı gıbı Adaletı uygulasalar ve ulkede zekat verek kısı bulamasak heh ıste ozaman Dının Guzellıklerı Gorulur...... Suan Islamıyt Yobazlık Olarak gosterılıyor Ve Gelecekler Elımız Kolumuzu Baltayla kesecekler Zannedıyorlar.... Ama Bır Musluman Dusunurde Cıkıp Bır Elın Kesılmesı ıcın Cesıtlı Sartlar yerıne gelınce uygalanıyor dese ıslamıyetı azıcıkda olsa kısılerı bılınclendırse bence mıllettde ıkıde bır ıslamıyette el kesıyorlar dıyemez.... Ve Sahın kardesım Sız Sahsınız Olarak Kısıleere Ornek Olabılıyoranız Etrafınzakı Cahıl Arkadaslarınıza Namza Asık Edebılıyorsanız Sızden ıyıs Yoktur.... Veee Alımlerın Ewlıyaların ALLAh(cc) Dostlarının Peygamberlerın Resımlerını Gostermek Yayınlamak Uygun Deıldır Dıyor Mahmud Usta Osmanoglu Alım Hoca Efendımız..Her Alım Hoca gıbı.... Nasılkı Islam Dını 1......ise o yolda yuremektede 1 olmamız lazım degılmıdır....? |
| siyahzambak ve merve |
Jun 5 2007, 03:25 PM
Mesaj
#37
|
![]() siyahzambak Grup: Üyeler Mesajlar: 444 Kayıt: 30-April 07 Üye No: 19,005 |
ALINTI Mucızeler Ve Kerametler KalpleRı Hıdayetle Kokmamıs Kısıler ıcın Yuce ALLAH'IMIZ TARAFINDAN ELCILERINE VERILMIS OLAN BIR HEDIYEDIR... çok doğru... tabikide Allah dostlarının islam adına neler yaptıkları, hayatlarının bu forumda anlatılması çok güzel... yanlız sırf bir takım kerametlerin öne sürülerek ayrımcılık yapılmak istenmesi çok yanlıştır.BİZ ALLAH DOSTLARININ HEPSİNİ ÇOK SEVİYORUZ.. HEPSİNE SAYGIMIZ SONSUZDUR.. BU BÖYLE BİLİNE...!!! -------------------- HER KİMİN ÇATLARSA AR DAMARI... ALLAH FENA ÇARPAR ONA ŞAMARI..!!! ************** Hak sillesinin sedası yoktur, Bir vurdumu hiç devası yoktur...!!!! |
| sahinkar1980 |
Jun 5 2007, 11:16 PM
Mesaj
#38
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
|
| sahinkar1980 |
Jun 5 2007, 11:40 PM
Mesaj
#39
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
Selamun Aleykum...... Sahın Kardesım Yazmıs Oldugunuz Su Sozler ıcın bır ıkı cumle serpıstırmek ıstıyorum.... ALINTI birçok kerametide görülmüş ve yaşanmıştır Musluman Buyuklerımıze ınanmak ıcın keramet armanız veya bastıra bastıra bu kelımeyı kullanmanız bende bı tuhaflık uyandırdı... Mucızeler Ve Kerametler KalpleRı Hıdayetle Kokmamıs Kısıler ıcın Yuce ALLAH'IMIZ TARAFINDAN ELCILERINE VERILMIS OLAN BIR HEDIYEDIR... Ve Burda Onemlı Olan bır dıger husus ıse Kendı Cemaatınıze ve Kendı Seyhınızı Övmenız.... Bence Onemlı Olan Islamıyete Dawet Degılmıdır... Mulumanların Bırbırlerıne Yapmıs Oldukları En Buyuk Zararlar Bu Sekıl Ayrımlar degılmıdır.... Dunyadakı Muslumanlar Egerkı Yahudıler Kadar bırbırlerıne Baglı kalsalar Saklandıkları Agaclar Onları Muslumanlara Gosterek Denmıs....Ama bu Muslumanlarla Degıl.... Turkıyede Bıle Bır Musluman Partı Dıger kendılerınden Ayrılan Kardeslerıne Kopek ıbı Saldırırsa Bu Ulkede Muslumanlar Arpa Boyu Gıdemez .... Onemlı Olan Islamı Kım Nasıl Hangı Stratejı Ile Yucelte bılırç....... Bır Israıl bır Amerıkan Yahudısı 50 Yıllık Plan Yapıyor Amacına Yawas Yawas Yaklasıyor Ve Sonunda IRAK gıbı elde Edıyor.... Egerkı Hamzalalr Omerler Alıler Osmanlar Cafer-i Tayyarlar olsalar Ozaman Kendı Kanunu Kendın Inanarak Degısmesı ıcın 50 yıl beklemezssın.... Egerkı Hz.Omer r.a Zamanındakı gıbı Adaletı uygulasalar ve ulkede zekat verek kısı bulamasak heh ıste ozaman Dının Guzellıklerı Gorulur...... Suan Islamıyt Yobazlık Olarak gosterılıyor Ve Gelecekler Elımız Kolumuzu Baltayla kesecekler Zannedıyorlar.... Ama Bır Musluman Dusunurde Cıkıp Bır Elın Kesılmesı ıcın Cesıtlı Sartlar yerıne gelınce uygalanıyor dese ıslamıyetı azıcıkda olsa kısılerı bılınclendırse bence mıllettde ıkıde bır ıslamıyette el kesıyorlar dıyemez.... Ve Sahın kardesım Sız Sahsınız Olarak Kısıleere Ornek Olabılıyoranız Etrafınzakı Cahıl Arkadaslarınıza Namza Asık Edebılıyorsanız Sızden ıyıs Yoktur.... Veee Alımlerın Ewlıyaların ALLAh(cc) Dostlarının Peygamberlerın Resımlerını Gostermek Yayınlamak Uygun Deıldır Dıyor Mahmud Usta Osmanoglu Alım Hoca Efendımız..Her Alım Hoca gıbı.... Nasılkı Islam Dını 1......ise o yolda yuremektede 1 olmamız lazım degılmıdır....? ÖNCELİKLE ALLAH RAZI OLSUN.Bazı konularda uyarmanız güzeldir. keramet kelimesini bilenler biliyor zaten ama ben başka birilerine gönderme yapmış idim.yoksa bütün mürşitlerin kerameti vardır hatta kitapta mürşidin kerametine değil yaşantısına bakılması söylenir.her mürit şeyhini övmek zorundadır ama başka bir mürşidi karalamadan ve burda en önemli husus ayrı yerlere bağlı iki mürit karşılaşsa orada kendi şeyhini değil diğer müridin şeyhini övmelidir tarikat edebı budur.bütün hepsini seviyoruz ve bunu aşılamaya çalışıyoruz ayrımcılıktan kurtulmak için.fotoraf meselesi doğrudur onuda merak olmaması için koyduk.hatta mahmut efendihz.ni bende çok seviyorum fotoraflarından gördüm.benim şeyhim mahmut efendiyi,mahmut efendide şeyhimi çok iyi bilir.eskiden mahmut efendi hz.maraşa geldiği zaman şeyhimin yanına uğrarmış ve hatta şeyhim bir sohbetinde açıklama yaparken mahmut efendide böyle demiştir diye onu anlatmıştı.yani biz bilmesekde onlar birbirini bizden daha iyi biliyor.ALLAH RAZI OLSUN.zaten tanıtım haricindeki konular genel sohbet. Bu Mesaj sahinkar1980 tarafından değiştirildi: Jun 5 2007, 11:46 PM |
| sahinkar1980 |
Jun 6 2007, 10:57 PM
Mesaj
#40
|
|
Grup: Üyeler Mesajlar: 122 Kayıt: 13-April 07 Üye No: 18,418 |
Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat akidesine göre, İslam fıkhının dört asıl kaynağı kitap, sünnet, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukaha’ya sımsıkı sarıldıktan ve farz, vacip ve sünnetleri eksiksiz icra ve ifadan sonra, kötü ahlak ve alışkanlıklardan kaçınıp, güzel ahlaklarla donanmaya, Zikrullah, nafile ibadet ve taat ile meşgul olmaktan ibaret olan tarikat ile, tarikatın aslı durumunda bulunan şeriat arasında bir ayrılık ve aykırılık yoktur. Şeriatsız tarikat küfrün ve inkarın ta kendisidir.
Muhakkak tarikat, Şeriat-ı Ğarra-i Ahmediyye’ye sımsıkı sarılmak, Sünnet-i Senniyye-i Muhammediyye (SAV) edebi ile edeblenmek, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat akidesine kuvvetlice sarılmak, kitap, sünnet, icmayı ümmet ve kıyas-ı fukaha dediğimiz İslam fıkhının dört ana esasının dışına çıkmamak, çokça Allah (CC) Hz.leri’ni zikretmek, amellerin en faziletlisi “Nerede olursan ol, Allah (CC) seninle beraberdir.” ve “Nerede olursanız olun, Allah (CC) sizinle beraberdir.” ayetlerine uygun olarak daimi bir huzur ve murakebeye devam etmektir. Bu konuda ileri geri konuşmak isteyenlerin yersiz konuşmalarına imkan yoktur. Tarikata karşı çıkan kimsenin elinde itiraz edebilmesi için sağlam deliller yoktur. Bu hususta şöyle bir açıklama yer almaktadır: Muhakkak dervişler yolu olan tarikat, şu beş temel esas üzerine kurulmuştur. Taat, zikir, başkalarını kendine tercih etmek, tevhid, kanaat, tevekkül, teslimiyyet, düşünüp taşınmak ve ona göre hareket etmek, davranışlarında şuurlu olmak, şükür ve Hakk’ın (CC) azamet ve yüce kudretini oldukça çok düşünmek, bütün bunları içerisinde toplayan bir ifade ile söyleyecek olursak, bir kelime ile istikamet ve dosdoğru olmak, kötü fiil ve niyetleri gönlümüzden tahliye etmek ve en güzel ahlaki hasletlerle donanmaktır. [1 Bu sıfatlar ve özelliklere sahip olan kimse derviş, aksi ise ancak zındık olur. Zira, itaati olmayanın ibadeti, ibadeti olmayanın da dervişliği yoktur. Böyle biri değil mürid, olsa olsa zındık olabilir. Dervişliğin başı Kur’an-ı Kerim, ruhu ise Hadis-i Şerif’tir. Yani Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’ye istikamet ölçüsü içerisinde kesin bir bağlılıktır. Dervişliğin nedeni, Tarikat meşayihinin işaretleri, namazı şeriat, guslü tarikat, kıblesi ise hakikattir. Fakr ve dervişliğin esası güzel ahlak ve muhabbet, anahtarı, doğruluk ve istikamet, meyvesi marifet, hazinesi meskenet, özü ise nefsini bilmektir. Sana, senin her şeyinden daha yakın olan ve seni içten vuran nefsini tanımasan, senden daha uzaklarda olan yol kesicilerini nasıl tanıyabilirsin? [2] Eba Yezid-i Bestami (KS) Hz.leri’ne: “Tasavvuf nedir?” diye soruldu. Buyurdu ki: “O, Hakk’ın (CC) bir sıfatıdır ki, kul onu giyinir. Nefis esaretinden, mide kavgasından, makam ve mevki derdinden kurtulan kul, Cenab-ı Hakk’ın (CC) sıfatlarının tecellisine mazhar olunca daha çok o sıfatlardan birine bürünmüş olur. Bu vesile ile Tasavvufun derinliğine kapı açmış olur. Bu dereceye yükselen bir kul artık başkasını değil, Hakk’ı (CC) arzular.” [3] Şeyh Necmüddin-i Kübra (RA) Hz.leri diyor ki: “Şeriat vapur gibidir. Tarikat, kutup yıldızı gibi, hakikat ise (deniz dibindeki) inci gibidir. Kim o inciye sahip olmak isterse mutlaka vapura binmeli. Bir kutup yıldızının yardımı ile denize açılmalıdır. İncinin yeri ancak böyle bir vasıta ve böyle bir işaretle bulunabilir. Kim böyle yapmazsa gerçek maksat olan hakikat incisine sahip olamaz.” [4] Allah (CC) Hz.leri’nin yolunda bulunan bir kimseye ilk önce farz ve vacib olan şey, şeriata dikkatle uymaktır. Tarikat, Bir takım menzil ve makamlardan geçerek kulu Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne yaklaştırmaya vesile olan takvaya ait şeyleri ifa etmek ve azimet yolundan gitmektir. Şeriat, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne ibadette bulunmak, tarikat O’nun (CC) huzurundan ayrılmamaktır. |
![]() ![]() |
| Basit Görünüm | Tarih: 8th September 2010 - 04:47 PM |
Canlı Sunum - Canlı Sunum - Canlı Sunum - Canlı Sunum - Canlı Sunum - Canlı Sunum Ceviz Fidanı Lima Otogaz Ankara Lima Lpg - Lima Autogas - Lima Otogaz VPS server - Vip Reklam - Toplu Mail - Toplu SMS - Organik Hit